51. sure

Zâriyât Suresi الذاريات

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 6 konu
  1. Yeminler ve ceza günü 1–14 karşılaştır — Yeminler ve ceza günü
  2. Sakınanların vasıfları ve yeryüzündeki deliller 15–23 karşılaştır — Sakınanların vasıfları ve yeryüzündeki deliller
  3. İbrâhim'in misafirleri ve Lût kavmi 24–37 karşılaştır — İbrâhim'in misafirleri ve Lût kavmi
  4. Mûsâ, Âd, Semûd ve Nûh kavimleri 38–46 karşılaştır — Mûsâ, Âd, Semûd ve Nûh kavimleri
  5. Göğün kurulması; "Allah'a koşun" 47–51 karşılaştır — Göğün kurulması; "Allah'a koşun"
  6. Her peygambere aynı söz; kulluk için yaratılış 52–60 karşılaştır — Her peygambere aynı söz; kulluk için yaratılış

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Yeminler ve ceza günü 1–14

  1. Zâriyât suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 1. ayet. وَٱلذَّٰرِيَٰتِ ذَرْوًا

    veẕẕâriyâti ẕervâ.

    Süleyman Ateş

    Savurup kaldıranlara,

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 1. ayet

  2. Zâriyât suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 2. ayet. فَٱلْحَٰمِلَٰتِ وِقْرًا

    felḥâmilâti viḳrâ.

    Süleyman Ateş

    (Yağmur) Yüklü (bulut)lara,

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 2. ayet

  3. Zâriyât suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 3. ayet. فَٱلْجَٰرِيَٰتِ يُسْرًا

    felcâriyâti yüsrâ.

    Süleyman Ateş

    Kolayca akıp gidenlere,

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 3. ayet

  4. Zâriyât suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 4. ayet. فَٱلْمُقَسِّمَٰتِ أَمْرًا

    felmüḳassimâti emrâ.

    Süleyman Ateş

    İş(ler)i taksim edenlere (rızıkları, yağmurları dağıtan güçlere) andolsun ki,

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 4. ayet

  5. Zâriyât suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 5. ayet. إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَصَادِقٌ

    innemâ tû`adûne leṣâdiḳ.

    Süleyman Ateş

    Size va'dedilen, mutlaka doğrudur.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 5. ayet

  6. Zâriyât suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 6. ayet. وَإِنَّ ٱلدِّينَ لَوَٰقِعٌ

    veinne-ddîne levâḳi`.

    Süleyman Ateş

    Ceza muhakkak olacaktır.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 6. ayet

  7. Zâriyât suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 7. ayet. وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلْحُبُكِ

    vessemâi ẕâti-lḥubük.

    Süleyman Ateş

    (Çeşitli) yolları (yörüngeleri) bulunan göğe andolsun ki,

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 7. ayet

  8. Zâriyât suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 8. ayet. إِنَّكُمْ لَفِى قَوْلٍ مُّخْتَلِفٍ

    inneküm lefî ḳavlim muḫtelif.

    Süleyman Ateş

    Siz, çeşitli söz(ler) içindesiniz.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 8. ayet

  9. Zâriyât suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 9. ayet. يُؤْفَكُ عَنْهُ مَنْ أُفِكَ

    yü'fekü `anhü men üfik.

    Süleyman Ateş

    Çevrilen, ondan çevriliyor.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 9. ayet

  10. Zâriyât suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 10. ayet. قُتِلَ ٱلْخَرَّٰصُونَ

    ḳutile-lḫarrâṣûn.

    Süleyman Ateş

    O (çeşitli sözleri) atan yalancılar kahrolsun!

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 10. ayet

  11. Zâriyât suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 11. ayet. ٱلَّذِينَ هُمْ فِى غَمْرَةٍ سَاهُونَ

    elleẕîne hüm fî gamratin sâhûn.

    Süleyman Ateş

    Onlar aptallık içinde yanılıp durmaktadırlar.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 11. ayet

  12. Zâriyât suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 12. ayet. يَسْـَٔلُونَ أَيَّانَ يَوْمُ ٱلدِّينِ

    yes'elûne eyyâne yevmü-ddîn.

    Süleyman Ateş

    "Ceza günü ne zaman?" diye sorarlar.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 12. ayet

  13. Zâriyât suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 13. ayet. يَوْمَ هُمْ عَلَى ٱلنَّارِ يُفْتَنُونَ

    yevme hüm `ale-nnâri yüftenûn.

    Süleyman Ateş

    O gün onlar ateş üzerinde yakılacaklardır.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 13. ayet

  14. Zâriyât suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 14. ayet. ذُوقُوا۟ فِتْنَتَكُمْ هَٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تَسْتَعْجِلُونَ

    ẕûḳû fitneteküm. hâẕe-lleẕî küntüm bihî testa`cilûn.

    Süleyman Ateş

    (Kendilerine): "Fitnenizi (fesadınızın cezasını) tadın! Acele isteyip durduğunuz şey budur işte!" (denilecek).

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 14. ayet

Sakınanların vasıfları ve yeryüzündeki deliller 15–23

  1. Zâriyât suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 15. ayet. إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّٰتٍ وَعُيُونٍ

    inne-lmütteḳîne fî cennâtiv ve`uyûn.

    Süleyman Ateş

    Korunanlar, cennetlerde, çeşme başlarındadırlar;

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 15. ayet

  2. Zâriyât suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 16. ayet. ءَاخِذِينَ مَآ ءَاتَىٰهُمْ رَبُّهُمْ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَبْلَ ذَٰلِكَ مُحْسِنِينَ

    âḫiẕîne mâ âtâhüm rabbühüm. innehüm kânû ḳable ẕâlike muḥsinîn.

    Süleyman Ateş

    Rablerinin, kendilerine verdiğini alırlar. Çünkü onlar bundan önce güzel davranırlardı.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 16. ayet

  3. Zâriyât suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 17. ayet. كَانُوا۟ قَلِيلًا مِّنَ ٱلَّيْلِ مَا يَهْجَعُونَ

    kânû ḳalîlem mine-lleyli mâ yehce`ûn.

    Süleyman Ateş

    Geceleri pek az uyurlardı,

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 17. ayet

  4. Zâriyât suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 18. ayet. وَبِٱلْأَسْحَارِ هُمْ يَسْتَغْفِرُونَ

    vebil'esḥâri hüm yestagfirûn.

    Süleyman Ateş

    Seherlerde onlar istiğfar ederlerdi,

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 18. ayet

  5. Zâriyât suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 19. ayet. وَفِىٓ أَمْوَٰلِهِمْ حَقٌّ لِّلسَّآئِلِ وَٱلْمَحْرُومِ

    vefî emvâlihim ḥaḳḳul lissâili velmaḥrûm.

    Süleyman Ateş

    Mallarında dilenci ve yoksul için hak vardı.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 19. ayet

  6. Zâriyât suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 20. ayet. وَفِى ٱلْأَرْضِ ءَايَٰتٌ لِّلْمُوقِنِينَ

    vefi-l'arḍi âyâtül lilmûḳinîn.

    Süleyman Ateş

    Kesin inanacaklar için yerde nice ibretler vardır.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 20. ayet

  7. Zâriyât suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 21. ayet. وَفِىٓ أَنفُسِكُمْ أَفَلَا تُبْصِرُونَ

    vefî enfüsiküm. efelâ tübṣirûn.

    Süleyman Ateş

    Kendi canlarınızda da öyle. Görmüyor musunuz?

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 21. ayet

  8. Zâriyât suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 22. ayet. وَفِى ٱلسَّمَآءِ رِزْقُكُمْ وَمَا تُوعَدُونَ

    vefi-ssemâi rizḳuküm vemâ tû`adûn.

    Süleyman Ateş

    Gökte rızkınız da var, uyarıldığınız (azab)da var!

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 22. ayet

  9. Zâriyât suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 23. ayet. فَوَرَبِّ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ إِنَّهُۥ لَحَقٌّ مِّثْلَ مَآ أَنَّكُمْ تَنطِقُونَ

    feverabbi-ssemâi vel'arḍi innehû leḥaḳḳum miŝle mâ enneküm tenṭiḳûn.

    Süleyman Ateş

    Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki o, sizin konuştuğunuz gibi gerçektir.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 23. ayet

İbrâhim'in misafirleri ve Lût kavmi 24–37

  1. Zâriyât suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 24. ayet. هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ضَيْفِ إِبْرَٰهِيمَ ٱلْمُكْرَمِينَ

    hel etâke ḥadîŝü ḍayfi ibrâhîme-lmükramîn.

    Süleyman Ateş

    İbrahim'in ağırlanan konuklarının haberi sana geldi mi?

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 24. ayet

  2. Zâriyât suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 25. ayet. إِذْ دَخَلُوا۟ عَلَيْهِ فَقَالُوا۟ سَلَٰمًا قَالَ سَلَٰمٌ قَوْمٌ مُّنكَرُونَ

    iẕ deḫalû `aleyhi feḳâlû selâmâ. ḳâle selâm. ḳavmüm münkerûn.

    Süleyman Ateş

    Bir zaman onun yanına girmişler: "Selam" demişlerdi. "Selam, dedi, (siz) tanınmamış bir topluluk(sunuz)."

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 25. ayet

  3. Zâriyât suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 26. ayet. فَرَاغَ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ فَجَآءَ بِعِجْلٍ سَمِينٍ

    ferâga ilâ ehlihî fecâe bi`iclin semîn.

    Süleyman Ateş

    (Konuklarına yemek hazırlamak için) gizlice ailesinin yanına gitti, semiz bir buzağı getirdi.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 26. ayet

  4. Zâriyât suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 27. ayet. فَقَرَّبَهُۥٓ إِلَيْهِمْ قَالَ أَلَا تَأْكُلُونَ

    feḳarrabehû ileyhim ḳâle elâ te'külûn.

    Süleyman Ateş

    Onu, önlerine yaklaştırdı, "Yemez misiniz?" dedi.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 27. ayet

  5. Zâriyât suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 28. ayet. فَأَوْجَسَ مِنْهُمْ خِيفَةً قَالُوا۟ لَا تَخَفْ وَبَشَّرُوهُ بِغُلَٰمٍ عَلِيمٍ

    feevcese minhüm ḫîfeh. ḳâlû lâ teḫaf. vebeşşerûhü bigulâmin `alîm.

    Süleyman Ateş

    (Yemediklerini görünce) Onlardan içine bir korku düşürdü. "Korkma" dediler ve ona bilgin bir oğlan çocuğu müjdelediler.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 28. ayet

  6. Zâriyât suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 29. ayet. فَأَقْبَلَتِ ٱمْرَأَتُهُۥ فِى صَرَّةٍ فَصَكَّتْ وَجْهَهَا وَقَالَتْ عَجُوزٌ عَقِيمٌ

    feaḳbeleti-mraetühû fî ṣarratin feṣakket vechehâ veḳâlet `acûzün `aḳîm.

    Süleyman Ateş

    Karısı (Sare) çığlık içinde geldi (hayretten elini) yüzüne vurarak: "(Ben) Kısır bir kocakarı(yım, benden nasıl çocuk olur)?" dedi.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 29. ayet

  7. Zâriyât suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 30. ayet. قَالُوا۟ كَذَٰلِكِ قَالَ رَبُّكِ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْحَكِيمُ ٱلْعَلِيمُ

    ḳâlû keẕâliki ḳâle rabbük. innehû hüve-lḥakîmü-l`alîm.

    Süleyman Ateş

    Dediler ki: "Rabbin böyle dedi. O, hüküm ve hikmet sahibidir, bilendir."

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 30. ayet

  8. Buradan itibaren cüz 27

    Zâriyât suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 31. ayet. قَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ أَيُّهَا ٱلْمُرْسَلُونَ

    ḳâle femâ ḫaṭbüküm eyyühe-lmürselûn.

    Süleyman Ateş

    (İbrahim): "O halde göreviniz nedir ey elçiler?" dedi.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 31. ayet

  9. Zâriyât suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 32. ayet. قَالُوٓا۟ إِنَّآ أُرْسِلْنَآ إِلَىٰ قَوْمٍ مُّجْرِمِينَ

    ḳâlû innâ ürsilnâ ilâ ḳavmim mücrimîn.

    Süleyman Ateş

    Dediler: "Biz suçlu bir kavme gönderildik."

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 32. ayet

  10. Zâriyât suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 33. ayet. لِنُرْسِلَ عَلَيْهِمْ حِجَارَةً مِّن طِينٍ

    linürsile `aleyhim ḥicâratem min ṭîn.

    Süleyman Ateş

    "Ki onların üzerine çamurdan taş(lar) salalım."

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 33. ayet

  11. Zâriyât suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 34. ayet. مُّسَوَّمَةً عِندَ رَبِّكَ لِلْمُسْرِفِينَ

    müsevvemeten `inde rabbike lilmüsrifîn.

    Süleyman Ateş

    "Rabbinin katında, haddi aşanlar için işaretlenmiş (taşlar)."

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 34. ayet

  12. Zâriyât suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 35. ayet. فَأَخْرَجْنَا مَن كَانَ فِيهَا مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

    feaḫracnâ men kâne fîhâ mine-lmü'minîn.

    Süleyman Ateş

    Orada bulunan mü'minleri çıkardık.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 35. ayet

  13. Zâriyât suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 36. ayet. فَمَا وَجَدْنَا فِيهَا غَيْرَ بَيْتٍ مِّنَ ٱلْمُسْلِمِينَ

    femâ vecednâ fîhâ gayra beytim mine-lmüslimîn.

    Süleyman Ateş

    Zaten orada bir ev (halkın)dan başka müslüman da bulmadık.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 36. ayet

  14. Zâriyât suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 37. ayet. وَتَرَكْنَا فِيهَآ ءَايَةً لِّلَّذِينَ يَخَافُونَ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَلِيمَ

    veteraknâ fîhâ âyetel lilleẕîne yeḫâfûne-l`aẕâbe-l'elîm.

    Süleyman Ateş

    Acı azabdan korkanlar için orada bir ibret bıraktık.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 37. ayet

Mûsâ, Âd, Semûd ve Nûh kavimleri 38–46

  1. Zâriyât suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 38. ayet. وَفِى مُوسَىٰٓ إِذْ أَرْسَلْنَٰهُ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ بِسُلْطَٰنٍ مُّبِينٍ

    vefî mûsâ iẕ erselnâhü ilâ fir`avne bisülṭânim mübîn.

    Süleyman Ateş

    Musa'da da (ibret alınacak şeyler vardır). Onu açık bir delil ile Fir'avn'e göndermiştik.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 38. ayet

  2. Zâriyât suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 39. ayet. فَتَوَلَّىٰ بِرُكْنِهِۦ وَقَالَ سَٰحِرٌ أَوْ مَجْنُونٌ

    fetevellâ biruknihî veḳâle sâḥirun ev mecnûn.

    Süleyman Ateş

    (Fir'avn ona) Yanını çevirdi ve: "Bu, ya büyücü veya cinlidir" dedi.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 39. ayet

  3. Zâriyât suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 40. ayet. فَأَخَذْنَٰهُ وَجُنُودَهُۥ فَنَبَذْنَٰهُمْ فِى ٱلْيَمِّ وَهُوَ مُلِيمٌ

    feeḫaẕnâhü vecünûdehû fenebeẕnâhüm fi-lyemmi vehüve mülîm.

    Süleyman Ateş

    Biz de onu ve askerlerini yakaladık, onları denize attık. (O boğulurken pişmanlıkla) Kendi kendini kınıyordu.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 40. ayet

  4. Zâriyât suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 41. ayet. وَفِى عَادٍ إِذْ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمُ ٱلرِّيحَ ٱلْعَقِيمَ

    vefî `âdin iẕ erselnâ `aleyhimü-rrîḥa-l`aḳîm.

    Süleyman Ateş

    'Ad (kavmin)de de (ibret alınacak şeyler vardır). Onlara, köklerini kesen bir rüzgar gönderdik.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 41. ayet

  5. Zâriyât suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 42. ayet. مَا تَذَرُ مِن شَىْءٍ أَتَتْ عَلَيْهِ إِلَّا جَعَلَتْهُ كَٱلرَّمِيمِ

    mâ teẕeru min şey'in etet `aleyhi illâ ce`alethü kelramîm.

    Süleyman Ateş

    Üzerinden geçtiği hiçbir şeyi bırakmıyor, onu kül gibi ediyordu.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 42. ayet

  6. Zâriyât suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 43. ayet. وَفِى ثَمُودَ إِذْ قِيلَ لَهُمْ تَمَتَّعُوا۟ حَتَّىٰ حِينٍ

    vefî ŝemûde iẕ ḳîle lehüm temette`û ḥattâ ḥîn.

    Süleyman Ateş

    Semud (kavmin)de de (ibret alınacak şeyler vardır). Onlara: "Bir süreye kadar sefa sürün" denmişti.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 43. ayet

  7. Zâriyât suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 44. ayet. فَعَتَوْا۟ عَنْ أَمْرِ رَبِّهِمْ فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّٰعِقَةُ وَهُمْ يَنظُرُونَ

    fe`atev `an emri rabbihim feeḫaẕethümu-ṣṣâ`iḳatü vehüm yenżurûn.

    Süleyman Ateş

    Rablerinin buyruğuna başkaldırdılar, bu yüzden onlar bakıp dururlarken, onları yıldırım yakaladı.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 44. ayet

  8. Zâriyât suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 45. ayet. فَمَا ٱسْتَطَٰعُوا۟ مِن قِيَامٍ وَمَا كَانُوا۟ مُنتَصِرِينَ

    feme-steṭâ`û min ḳiyâmiv vemâ kânû münteṣirîn.

    Süleyman Ateş

    (Yurtlarında çöküverdiler) Ne kalkabildiler, ne de (bu duruma) engel olabildiler.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 45. ayet

  9. Zâriyât suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 46. ayet. وَقَوْمَ نُوحٍ مِّن قَبْلُ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَوْمًا فَٰسِقِينَ

    veḳavme nûḥim min ḳabl. innehüm kânû ḳavmen fâsiḳîn.

    Süleyman Ateş

    Daha önce de Nuh kavmini helak etmiştik. Çünkü onlar da yoldan çıkmış bir toplum idiler.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 46. ayet

Göğün kurulması; "Allah'a koşun" 47–51

  1. Zâriyât suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 47. ayet. وَٱلسَّمَآءَ بَنَيْنَٰهَا بِأَيْي۟دٍ وَإِنَّا لَمُوسِعُونَ

    vessemâe beneynâhâ bieydiv veinnâ lemûsi`ûn.

    Süleyman Ateş

    Göğü sağlam yaptık, biz genişleticiyiz (kudretimiz geniştir, göğü öyle genişleten biziz).

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 47. ayet

  2. Zâriyât suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 48. ayet. وَٱلْأَرْضَ فَرَشْنَٰهَا فَنِعْمَ ٱلْمَٰهِدُونَ

    vel'arḍa feraşnâhâ feni`me-lmâhidûn.

    Süleyman Ateş

    Yeri biz döşedik, (biz) ne güzel döşeyiciyiz.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 48. ayet

  3. Zâriyât suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 49. ayet. وَمِن كُلِّ شَىْءٍ خَلَقْنَا زَوْجَيْنِ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

    vemin külli şey'in ḫalaḳnâ zevceyni le`alleküm teẕekkerûn.

    Süleyman Ateş

    Her şeyden iki çift (erkek dişi) yarattık ki düşünüp öğüt alasınız.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 49. ayet

  4. Zâriyât suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 50. ayet. فَفِرُّوٓا۟ إِلَى ٱللَّهِ إِنِّى لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌ مُّبِينٌ

    fefirrû ile-llâh. innî leküm minhü neẕîrum mübîn.

    Süleyman Ateş

    "O halde Allah'a kaçın, ben size O'nun tarafından görevlendirilmiş apaçık bir uyarıcıyım."

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 50. ayet

  5. Zâriyât suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 51. ayet. وَلَا تَجْعَلُوا۟ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ إِنِّى لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌ مُّبِينٌ

    velâ tec`alû me`a-llâhi ilâhen âḫar. innî leküm minhü neẕîrum mübîn.

    Süleyman Ateş

    "Allah ile beraber başka tanrılar uydurmayın. Ben size O'nun tarafından görevlendirilmiş apaçık bir uyarıcıyım."

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 51. ayet

Her peygambere aynı söz; kulluk için yaratılış 52–60

  1. Zâriyât suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 52. ayet. كَذَٰلِكَ مَآ أَتَى ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا قَالُوا۟ سَاحِرٌ أَوْ مَجْنُونٌ

    keẕâlike mâ ete-lleẕîne min ḳablihim mir rasûlin illâ ḳâlû sâḥirun ev mecnûn.

    Süleyman Ateş

    İşte böyle, onlardan önce de ne kadar elçi geldiyse mutlaka: "Büyücü veya cinlenmiş" dediler.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 52. ayet

  2. Zâriyât suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 53. ayet. أَتَوَاصَوْا۟ بِهِۦ بَلْ هُمْ قَوْمٌ طَاغُونَ

    etevâṣav bih. bel hüm ḳavmün ṭâgûn.

    Süleyman Ateş

    Bunu birbirlerine tavsiye mi ettiler (ki hep aynı şeyi söylüyorlar)? Doğrusu, onlar azgın bir topluluktur.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 53. ayet

  3. Zâriyât suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 54. ayet. فَتَوَلَّ عَنْهُمْ فَمَآ أَنتَ بِمَلُومٍ

    fetevelle `anhüm femâ ente bimelûm.

    Süleyman Ateş

    Onlardan yüz çevir, sen kınanacak değilsin.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 54. ayet

  4. Zâriyât suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 55. ayet. وَذَكِّرْ فَإِنَّ ٱلذِّكْرَىٰ تَنفَعُ ٱلْمُؤْمِنِينَ

    veẕekkir feinne-ẕẕikrâ tenfe`u-lmü'minîn.

    Süleyman Ateş

    Ama yine de hatırlat, çünkü hatırlatmak inananlara yararlıdır.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 55. ayet

  5. Zâriyât suresi, 56. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 56. ayet. وَمَا خَلَقْتُ ٱلْجِنَّ وَٱلْإِنسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ

    vemâ ḫalaḳtü-lcinne vel'inse illâ liya`büdûn.

    Süleyman Ateş

    Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 56. ayet

  6. Zâriyât suresi, 57. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 57. ayet. مَآ أُرِيدُ مِنْهُم مِّن رِّزْقٍ وَمَآ أُرِيدُ أَن يُطْعِمُونِ

    mâ ürîdü minhüm mir rizḳiv vemâ ürîdü ey yuṭ`imûn.

    Süleyman Ateş

    Ben onlardan rızık istemiyorum, beni beslemelerini de istemiyorum.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 57. ayet

  7. Zâriyât suresi, 58. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 58. ayet. إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلرَّزَّاقُ ذُو ٱلْقُوَّةِ ٱلْمَتِينُ

    inne-llâhe hüve-rrazzâḳu ẕü-lḳuvveti-lmetîn.

    Süleyman Ateş

    Şüphesiz rızık veren, sağlam kuvvet sahibi olan ancak Allah'tır.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 58. ayet

  8. Zâriyât suresi, 59. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 59. ayet. فَإِنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ ذَنُوبًا مِّثْلَ ذَنُوبِ أَصْحَٰبِهِمْ فَلَا يَسْتَعْجِلُونِ

    feinne lilleẕîne żalemû ẕenûbem miŝle ẕenûbi aṣḥâbihim felâ yesta`cilûn.

    Süleyman Ateş

    Muhakkak ki, bu zulmedenlerin de (geçmiş) arkadaşlarının payı gibi bir azab payı vardır, (ötekilerin başına gelen azab gibi bir azab bunların da başına gelecektir), acele etmesinler.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 59. ayet

  9. Zâriyât suresi, 60. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 60. ayet. فَوَيْلٌ لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن يَوْمِهِمُ ٱلَّذِى يُوعَدُونَ

    feveylül lilleẕîne keferû miy yevmihimü-lleẕî yû`adûn.

    Süleyman Ateş

    Uyarıldıkları günlerinden dolayı vay o kafirlerin haline!

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 60. ayet