Diyanet İşleri
(13-14) Ateş üzerinde azaba uğratılacakları gün (görevli melekler onlara şöyle der): "Azabınızı tadın! İşte acele isteyip durduğunuz şey budur."
Zâriyât suresi
Zâriyât suresi, 14. ayet. ذُوقُوا۟ فِتْنَتَكُمْ هَٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تَسْتَعْجِلُونَ
ẕûḳû fitneteküm. hâẕe-lleẕî küntüm bihî testa`cilûn.
(13-14) Ateş üzerinde azaba uğratılacakları gün (görevli melekler onlara şöyle der): "Azabınızı tadın! İşte acele isteyip durduğunuz şey budur."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Yeminler ve ceza günü Zâriyât 1–14 3
(10-11) Cehalet içinde gaflete dalmış olan (ve "Muhammed şairdir, delidir" diyen) yalancılar kahrolsun!
"Ceza günü ne zaman?" diye sorarlar.
(13-14) Ateş üzerinde azaba uğratılacakları gün (görevli melekler onlara şöyle der): "Azabınızı tadın! İşte acele isteyip durduğunuz şey budur."
(15-16) Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiği şeyleri alarak cennetlerde ve pınar başlarında bulunurlar. Şüphesiz onlar bundan önce iyilik yapan kimselerdi.
Geceleri pek az uyurlardı.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 13–14. ayetler için yazılmıştır.
13-14. “O gün onlar ateşe atılıp yakılırlar.” İşte o vakit hallerini ve kötü âkıbetlerini sorma gitsin! İçlerindeki kötülükleri ve dışlarına yansıyan kötü halleri dolayısı ile onlara azap edilecek ve: “Tadın azabınızı!” yani o ateşi ve azabı, denilecek. Bu azap ise onların içine düştükleri imtihanın bir sonucudur ki bu imtihan sonucunda onlar küfre ve dalaete sapmışlardır. “İşte sizin (dünyadayken) acele istediğiniz azap budur” yani içine düştüğünüz buazap odur. Şimdi artık çeşitli ceza, zincirler, tasmalar, ilâhi gazap ve vebal ile iç içe bulunacaksınız.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Onlara şöyle denir: "Azabınızı tadın! Kendisi ile uyarıldığınızda sizin, alay ederek gelmesi için acele edip durduğunuz şey işte budur!"
Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Aynı kök: ذوق (63 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan
Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak hayır ile de şer ile de deniyoruz. Ancak bize döndürüleceksiniz.
Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan
"Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…
Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan
Onları nerede yakalarsanız öldürün. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke'den) siz de onları çıkarın. Zulüm ve baskı, adam öldürmekten daha ağırdır.…
Aynı kök: عجل (47 geçiş)
Hani, biz Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz.
Aynı kök: عجل (47 geçiş)
Musa, kavmine dedi ki: "Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilah edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün…
Aynı kök: عجل (47 geçiş)
Andolsun, Musa size açık mucizeler getirmişti de, arkasından sizler nefislerinize zulüm ederek buzağıyı ilah edinmiştiniz.
Aynı kök: ذوق (63 geçiş)
O gün bazı yüzler ağarır, bazı yüzler kararır. Yüzleri kararanlara, "İmanınızdan sonra inkar ettiniz, öyle mi? Öyle ise inkar etmenize karşılık azabı…
Aynı kök: ذوق (63 geçiş)
Allah; "Şüphesiz, Allah fakirdir, biz zenginiz" diyenlerin sözünü elbette duydu. Onların dediklerini ve haksız yere peygamberleri öldürmelerini…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Onlara) "İmtihanınızı(n sonucunu) tadın! Acele gelmesini istediğiniz şey işte budur!" dipnot 1 (denecektir).
(ve) onlara "Azabınızı tadın!" denilecek; "İşte bu, sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir!"
(ve o Gün,) "Bu sınanmayı yaşayın!" (denilecek,) "O kadar ısrarla istediğiniz şey budur işte!"
(Zebaniler der ki): "Azabınızı tadın! İşte o acele istediğiniz buydu!"
"Tadın fitnenizi. Bu, sizin pek acele isteyip durduğunuz şeydir."
Azabınızı tadın! Acele gelmesini beklediğiniz şey budur işte! (denir.)
"Tadın, işkencenizi! İvedi olarak istediğiniz şey, işte budur!"
"Azabınızı tadın! Acele gelmesini beklediğiniz şey budur" denir.
Cezanızı tadın, meydan okumakta olduğunuz şey budur işte!
Cezanızı tadın, meydan okumakta olduğunuz şey budur işte!
Tadın cezanızı! Budur işte o sizin acele istedığiniz!
Dadın diye fitnenizi: bu, işte o sizin acele istediğiniz
Fitnenizi dipnot 1 tadın. Bu, sizin acele istediğiniz şeydir.
Fitnenizi dipnot 1 tadın. Bu, sizin acele istediğiniz şeydir.
Fitnenizi dipnot 1 tadın. Bu, sizin acele istediğiniz şeydir.
"Tadın fitnenizi. Bu, sizin pek acele isteyip durduğunuz şeydir."
(Onlara) "Tadın azabınızı. İşte (dünyada) çarçabuk (gelmesini) isteyegeldiğiniz bu idi" (denilir).
Tadın azabınızı, işte acele istediğiniz bu idi.
(1-23) O tozutup savuranlara, ağırlıkları taşıyanlara, kolaylıkla akıp gidenlere / cereyan edenlere , i şleri taksim edenlere andolsun ki s ize vaad edilen kesinlikle doğrudur ve kesinlikle hesaplaşma / din ortaya konulacaktır / vaki olacaktır. Yörünge sahibi semaya yemin olsun ki kesinlikle sizler karşıt / aykırı / ihtilaflı söz ler içindesiniz. Ondan döndürülen döndürülür. Gebersin / katlolsun tahmin edenler, onlar sersemdirler / amratindeler ve yanılırlar / sehiv ederler. Sana hesap gününün zamanını sorarlar, o gün onlar ateşte denenecekler, fitnelerinizi / sınanmalarınızı tadın, işte, alelacele istediğiniz bu ydu. Muttakiler Rablerinin kendilerine vermiş olduklarıyla bahçelerde ve gözelerdedirler , Rablerinin kendilerine verdiklerini almış vaziyettedirler, k esinlikle onlar , bundan önce güzel davran anlardandılar, g eceleri az uyurlardı, seherlerde ise bağışlanma dilerlerdi , (Seher sihir aynı köktendir uykunun büyü lü etkisi ve sonra uyanış) mallarında dilenen / isteyen ve mahrum kalanlar için bir hak vardı, arzda ve kendilerinde, inananlar / kanaat getirenler için ayetler vardı, hâlâ görmüyor musunuz? Sema da size erzak ve size vaad edilen var , göğün ve yerin Rabbine and olsun ki kesinlikle O, tıpkı konuşmanız kadar gerçektir.
(Görevli melekler onlara şöyle der): “Azabınızı tadın! İşte acele isteyip durduğunuz şey budur.”
(Kendilerine): "Fitnenizi (fesadınızın cezasını) tadın! Acele isteyip durduğunuz şey budur işte!" (denilecek).
(İşlediğiniz günahlarla) "Yaktığınız ateşi tadın bakalım! Bu, bir an önce gelmesini istediğiniz şeydir dipnot 1 " (denir).
O gün onlara; "Yaktığınız ateşin tadına varın; bir an önce gelmesini istediğiniz işte bu" denecek.
Tadın azabınızı. Bu acele gelmesini istediğiniz şeydir.
-Tadın azabınızı. Bu acele gelmesini istediğiniz şeydir.
Tadın imtihan ve ıstırabınızı. İşte budur o çarçabuk gelmesini istediğiniz!
And there and then will they be scornfully told: "Taste with all your senses the unbearable sensation coming over your bodies by being cast into Hell Fire. This is what you always challenged be hastened on and there, did your minutes hasten to your end".
‘Taste the punishment! This is what you wished to hasten.’
"Taste ye your trial! This is what ye used to ask to be hastened!"
(and be told): "Taste your ordeal! dipnot 1 This is what you were seeking to hasten." dipnot 2
‘Taste your torment! This is what you were trying to hasten!’
"Taste you your trial (punishment i.e. burning)! This is what you used to ask to be hastened!"
[and will be told]: ‘Taste your torment. This is what you used to hasten.’
(It will be said to them), `Taste your torment. This is what you used to ask to be hastened.'
'Taste your trial! This is that you were seeking to hasten. '
They will be told: "Taste the result of your mischief. This is the event that you wanted to take place soon."
'Taste your trial! this is what we wished to hasten on!'
"Taste this trial of yours; this is what you asked to be hastened."
and it shall be said unto them, taste your punishment; this is what ye demanded to be hastened.
Taste you your torment! This is what you sought to hasten.
"Taste your temptation! (Or: trial) This is what you were seeking to hasten. "
(And it will be said unto them): Taste your torment (which ye inflicted). This is what ye sought to hasten.
(And told:) "Taste your punishment. This is what you were trying to hasten."
[and will be told:] "Taste this your trial! It is this that you were so hastily asking for!"
˹They will be told,˺ "Taste your torment! This is what you sought to hasten."
"Taste this ordeal of yours; this is what you asked to be hastened. "
Taste the retribution; this is what you used to challenge.
[And will be told], "Taste your torment. This is that for which you were impatient."
“Taste your means of denial: this is what you sought to hasten!”
Taste the trial that you brought upon yourselves. This is what you asked to hasten.
"Taste you your trial! This is what you asked to be hastened!"
(and it will be said to them,) "Taste (the punishment of) your mischief. This is what you have been asking to be brought sooner."
"Taste this ordeal of yours; this is what you asked to be hastened."