Zâriyât suresi · 1–14. ayetler

Yeminler ve ceza günü

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Zâriyât suresi, 1. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zâriyât suresi, 1. ayet. وَٱلذَّٰرِيَٰتِ ذَرْوًا

    Diyanet İşleri

    (1-6) Tozutup savuranlara, ağırlık taşıyanlara, kolaylıkla akanlara, iş bölüştürenlere andolsun ki, size vaad olunan şey elbette doğrudur. Hesap ve ceza mutlaka gerçekleşecektir.

    Mehmet Okuyan

    Yemin olsun: Esip savuranlara,

    Mustafa İslamoğlu

    İndiği yerden toz kaldırarak (hidayeti gönüllere) saçan;

    Muhammed Esed

    Düşün rüzgarları, tozları sağa sola savuran,

    Ahmed Hulusi

    Andolsun o tozutup savuranlara.

    Ali Bulaç

    Tozu dumana katıp savuran (rüzgar)lara,

    Ali Özek ve heyeti

    Savurarak esen,

    Ali Rıza Safa

    Yemin olsun; Tozutarak Savuranlara! dipnot 447

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 447
      Sureye ismini veren ve "Tozutarak savuranlar" olarak yazdığımız "Zariyat" terimi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Esip dağıtanlar" veya "Savurup kaldıranlar" veya "Kırıp un ufak edenler" biçiminde çevrilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    - Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca akanlara, iş bölümü yapanlara yemin olsun ki, size vaad edilen kesinlikle gerçekleşecektir; ceza da kesinlikle olacaktır.

    Edip Yüksel

    Savrulan atomlara,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Esip savuranlara,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O tozdurup savuranlara.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O tozdurup savuranlara

    Erhan Aktaş

    Esip savuranlara,

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Esip savuranlara,

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Esip savuranlara,

    Gültekin Onan

    Tozu dumana katıp savuran (rüzgar)lara,

    Hasan Basri Çantay

    Tozutup savuran (rüzgar) lar,

    İbni Kesir

    Esip savuranlara.

    Mehmet Alagaş

    (1-23) O tozutup savuranlara, ağırlıkları taşıyanlara, kolaylıkla akıp gidenlere / cereyan edenlere , i şleri taksim edenlere andolsun ki s ize vaad edilen kesinlikle doğrudur ve kesinlikle hesaplaşma / din ortaya konulacaktır / vaki olacaktır. Yörünge sahibi semaya yemin olsun ki kesinlikle sizler karşıt / aykırı / ihtilaflı söz ler içindesiniz. Ondan döndürülen döndürülür. Gebersin / katlolsun tahmin edenler, onlar sersemdirler / amratindeler ve yanılırlar / sehiv ederler. Sana hesap gününün zamanını sorarlar, o gün onlar ateşte denenecekler, fitnelerinizi / sınanmalarınızı tadın, işte, alelacele istediğiniz bu ydu. Muttakiler Rablerinin kendilerine vermiş olduklarıyla bahçelerde ve gözelerdedirler , Rablerinin kendilerine verdiklerini almış vaziyettedirler, k esinlikle onlar , bundan önce güzel davran anlardandılar, g eceleri az uyurlardı, seherlerde ise bağışlanma dilerlerdi , (Seher sihir aynı köktendir uykunun büyü lü etkisi ve sonra uyanış) mallarında dilenen / isteyen ve mahrum kalanlar için bir hak vardı, arzda ve kendilerinde, inananlar / kanaat getirenler için ayetler vardı, hâlâ görmüyor musunuz? Sema da size erzak ve size vaad edilen var , göğün ve yerin Rabbine and olsun ki kesinlikle O, tıpkı konuşmanız kadar gerçektir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Savurup tozutan rüzgârlara andolsun.

    Süleyman Ateş

    Savurup kaldıranlara,

    Süleymaniye Vakfı

    Yükseldikçe yükselenlere, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah birçok surede olduğu gibi bu surede de değer verdiği şeye yemin ederek bir başka şeyin önemine vurgu yapmaktadır. Burada dört şeye yemin etmiş ve kıyamet günü ile ilgili vaadlerin gerçekleşeceğine vurgu yapmıştır. O gün Allah'a en yakın olacak kişiler "sabikun" yani önde olanlardır (Vakıa 56/10-11). Bu sebeple ayette ilk yemin edilen "ez-zariyat (الذَّارِيَاتِ)"a "yükselen nefisler" anlamı vermek ve arkadan gelen şeyleri de o nefslerin özelliği saymak çok uygun olur. Zaten yemin edilen diğer üç şeyin başında takip ifade eden "fa (ف)" harfinin tekrarlanması, yemin edilen şeylerin tek bir varlığın birbirini takip eden özellikleri olduğunun delilidir. Hayırda yükselenler, ağır yükler yüklenir, sıkıntılara çözüm bulmaya çalışır ve görev paylaşımı yaparlar. Aynı şey, Saffat, Mürselat, Naziat ve Adiyat surelerindeki yeminler için de uygundur (Al-i İmran 3/114, 133, Enbiya 21/89-90, Müminun 23/57-61, Furkan 25/74, Hadid 57/21).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Zirveye tırmananlar

    Şaban Britch

    Savurup tozutan rüzgarlara andolsun!

    Şaban Piriş

    Savurup tozutan rüzgarlara andolsun!

    Yaşar Nuri Öztürk

    O tozutup savuranlara/o kırıp un ufak edenlere,

  2. Zâriyât suresi, 2. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zâriyât suresi, 2. ayet. فَٱلْحَٰمِلَٰتِ وِقْرًا

    Diyanet İşleri

    (1-6) Tozutup savuranlara, ağırlık taşıyanlara, kolaylıkla akanlara, iş bölüştürenlere andolsun ki, size vaad olunan şey elbette doğrudur. Hesap ve ceza mutlaka gerçekleşecektir.

    Mehmet Okuyan

    Ağırlık taşıyanlara,

    Mustafa İslamoğlu

    bir o kadar da ağır mı ağır bir (mana) yükü taşıyan;

    Muhammed Esed

    ve (koyu bulutların) yükünü taşıyan,

    Ahmed Hulusi

    O ağırlık taşıyanlara.

    Ali Bulaç

    Derken, ağır yük taşıyan (bulut)lara.

    Ali Özek ve heyeti

    yağmur bulutlarını taşıyan,

    Ali Rıza Safa

    Sonra, ağırlık taşıyanlara! dipnot 448

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 448
      "Ağırlık taşıyanlar" söylemi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Yağmur yüklü bulutlar" biçiminde çevrilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    - Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca akanlara, iş bölümü yapanlara yemin olsun ki, size vaad edilen kesinlikle gerçekleşecektir; ceza da kesinlikle olacaktır.

    Edip Yüksel

    Yük yüklenenlere,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yük yüklenenlere,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir ağırlık taşıyan (bulut)lara

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Derken bir ağırlık taşıyanlara

    Erhan Aktaş

    Ve yükü taşıyanlara,

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve yükü taşıyanlara,

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve yükü taşıyanlara,

    Gültekin Onan

    Derken, ağır yük taşıyan (bulut)lara.

    Hasan Basri Çantay

    Sonra (su) yükü (nü) taşıyan (bulut) lar,

    İbni Kesir

    Yükünü yüklenenlere,

    Mehmet Alagaş

    (1-23) O tozutup savuranlara, ağırlıkları taşıyanlara, kolaylıkla akıp gidenlere / cereyan edenlere , i şleri taksim edenlere andolsun ki s ize vaad edilen kesinlikle doğrudur ve kesinlikle hesaplaşma / din ortaya konulacaktır / vaki olacaktır. Yörünge sahibi semaya yemin olsun ki kesinlikle sizler karşıt / aykırı / ihtilaflı söz ler içindesiniz. Ondan döndürülen döndürülür. Gebersin / katlolsun tahmin edenler, onlar sersemdirler / amratindeler ve yanılırlar / sehiv ederler. Sana hesap gününün zamanını sorarlar, o gün onlar ateşte denenecekler, fitnelerinizi / sınanmalarınızı tadın, işte, alelacele istediğiniz bu ydu. Muttakiler Rablerinin kendilerine vermiş olduklarıyla bahçelerde ve gözelerdedirler , Rablerinin kendilerine verdiklerini almış vaziyettedirler, k esinlikle onlar , bundan önce güzel davran anlardandılar, g eceleri az uyurlardı, seherlerde ise bağışlanma dilerlerdi , (Seher sihir aynı köktendir uykunun büyü lü etkisi ve sonra uyanış) mallarında dilenen / isteyen ve mahrum kalanlar için bir hak vardı, arzda ve kendilerinde, inananlar / kanaat getirenler için ayetler vardı, hâlâ görmüyor musunuz? Sema da size erzak ve size vaad edilen var , göğün ve yerin Rabbine and olsun ki kesinlikle O, tıpkı konuşmanız kadar gerçektir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ağır yük taşıyan (bulut) lara.

    Süleyman Ateş

    (Yağmur) Yüklü (bulut)lara,

    Süleymaniye Vakfı

    (bu yolda) ağır yük yüklenenlere,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yük altına girenler

    Şaban Britch

    Ağır yük taşıyan (bulut)lara...

    Şaban Piriş

    Ağır yük taşıyan(bulut)lara...

    Yaşar Nuri Öztürk

    O ağırlık taşıyanlara,

  3. Zâriyât suresi, 3. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zâriyât suresi, 3. ayet. فَٱلْجَٰرِيَٰتِ يُسْرًا

    Diyanet İşleri

    (1-6) Tozutup savuranlara, ağırlık taşıyanlara, kolaylıkla akanlara, iş bölüştürenlere andolsun ki, size vaad olunan şey elbette doğrudur. Hesap ve ceza mutlaka gerçekleşecektir.

    Mehmet Okuyan

    Kolayca süzülenlere,

    Mustafa İslamoğlu

    buna karşın, kolayca aktığı (kalpleri) fetheden;

    Muhammed Esed

    yumuşak bir şekilde akıp giden,

    Ahmed Hulusi

    O kolayca akıp gidenlere.

    Ali Bulaç

    Sonra kolaylıkla akıp gidenlere,

    Ali Özek ve heyeti

    gemileri kolayca yüzdüren

    Ali Rıza Safa

    Sonra, kolayca akıp gidenlere!

    Bayraktar Bayraklı

    - Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca akanlara, iş bölümü yapanlara yemin olsun ki, size vaad edilen kesinlikle gerçekleşecektir; ceza da kesinlikle olacaktır.

    Edip Yüksel

    Kolayca akıp gidenlere,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kolayca akıp gidenlere,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kolaylıkla akıp giden (gemi)lere

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Derken bir kolaylıkla akanlara

    Erhan Aktaş

    Sonra kolayca akıp gidenlere,

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sonra kolayca akıp gidenlere,

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra kolayca akıp gidenlere,

    Gültekin Onan

    Sonra kolaylıkla akıp gidenlere,

    Hasan Basri Çantay

    sonra kolayca akan (gemi) ler,

    İbni Kesir

    Kolayca süzülenlere,

    Mehmet Alagaş

    (1-23) O tozutup savuranlara, ağırlıkları taşıyanlara, kolaylıkla akıp gidenlere / cereyan edenlere , i şleri taksim edenlere andolsun ki s ize vaad edilen kesinlikle doğrudur ve kesinlikle hesaplaşma / din ortaya konulacaktır / vaki olacaktır. Yörünge sahibi semaya yemin olsun ki kesinlikle sizler karşıt / aykırı / ihtilaflı söz ler içindesiniz. Ondan döndürülen döndürülür. Gebersin / katlolsun tahmin edenler, onlar sersemdirler / amratindeler ve yanılırlar / sehiv ederler. Sana hesap gününün zamanını sorarlar, o gün onlar ateşte denenecekler, fitnelerinizi / sınanmalarınızı tadın, işte, alelacele istediğiniz bu ydu. Muttakiler Rablerinin kendilerine vermiş olduklarıyla bahçelerde ve gözelerdedirler , Rablerinin kendilerine verdiklerini almış vaziyettedirler, k esinlikle onlar , bundan önce güzel davran anlardandılar, g eceleri az uyurlardı, seherlerde ise bağışlanma dilerlerdi , (Seher sihir aynı köktendir uykunun büyü lü etkisi ve sonra uyanış) mallarında dilenen / isteyen ve mahrum kalanlar için bir hak vardı, arzda ve kendilerinde, inananlar / kanaat getirenler için ayetler vardı, hâlâ görmüyor musunuz? Sema da size erzak ve size vaad edilen var , göğün ve yerin Rabbine and olsun ki kesinlikle O, tıpkı konuşmanız kadar gerçektir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kolayca akıp giden (gemi) lere.

    Süleyman Ateş

    Kolayca akıp gidenlere,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kolayca yol bulanlar

    Şaban Britch

    Kolayca akıp giden (gemi)lere...

    Şaban Piriş

    Kolayca akıp giden(gemi)lere...

    Yaşar Nuri Öztürk

    O kolayca akıp gidenlere/o rahatça yüzenlere,

  4. Zâriyât suresi, 4. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zâriyât suresi, 4. ayet. فَٱلْمُقَسِّمَٰتِ أَمْرًا

    Diyanet İşleri

    (1-6) Tozutup savuranlara, ağırlık taşıyanlara, kolaylıkla akanlara, iş bölüştürenlere andolsun ki, size vaad olunan şey elbette doğrudur. Hesap ve ceza mutlaka gerçekleşecektir.

    Mehmet Okuyan

    İşi ayıranlara ki dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Surenin ilk dört ayetindeki niteliklerin, vahye ve onun etkinliğine ait olduğu kanaatindeyiz.

    Mustafa İslamoğlu

    ve emr(-i ilahiyi hayata) paylaştıran (vahiy) şahit olsun!

    Muhammed Esed

    ve (hayatın nimetlerini) (Allah'ın) buyruğu altında paylaştıran!

    Ahmed Hulusi

    Hükmü taksim edenlere!

    Ali Bulaç

    Sonra iş(ler)i taksim edenlere andolsun.

    Ali Özek ve heyeti

    ve yağmurları taksim eden rüzgârlara yemin olsun ki

    Ali Rıza Safa

    Sonra, işi paylaştıranlara!

    Bayraktar Bayraklı

    - Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca akanlara, iş bölümü yapanlara yemin olsun ki, size vaad edilen kesinlikle gerçekleşecektir; ceza da kesinlikle olacaktır.

    Edip Yüksel

    Ve işi bölümlere ayıranlara ant olsun ki

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve işi bölümlere ayıranlara andolsun ki

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir iş bölümü yapan (melek)lere yemin ederim ki,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Derken bir emir taksim edenlere kasem olsun

    Erhan Aktaş

    Sonra işi paylaştıranlara ant olsun ki,

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sonra işi paylaştıranlara ant olsun ki,

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra işi paylaştıranlara ant olsun ki,

    Gültekin Onan

    Sonra buyruğu taksim edenlere andolsun.

    Hasan Basri Çantay

    sonra iş bölümü yapan (melek) ler hakkı için,

    İbni Kesir

    İşi ayıranlara andolsun ki;

    Mehmet Alagaş

    (1-23) O tozutup savuranlara, ağırlıkları taşıyanlara, kolaylıkla akıp gidenlere / cereyan edenlere , i şleri taksim edenlere andolsun ki s ize vaad edilen kesinlikle doğrudur ve kesinlikle hesaplaşma / din ortaya konulacaktır / vaki olacaktır. Yörünge sahibi semaya yemin olsun ki kesinlikle sizler karşıt / aykırı / ihtilaflı söz ler içindesiniz. Ondan döndürülen döndürülür. Gebersin / katlolsun tahmin edenler, onlar sersemdirler / amratindeler ve yanılırlar / sehiv ederler. Sana hesap gününün zamanını sorarlar, o gün onlar ateşte denenecekler, fitnelerinizi / sınanmalarınızı tadın, işte, alelacele istediğiniz bu ydu. Muttakiler Rablerinin kendilerine vermiş olduklarıyla bahçelerde ve gözelerdedirler , Rablerinin kendilerine verdiklerini almış vaziyettedirler, k esinlikle onlar , bundan önce güzel davran anlardandılar, g eceleri az uyurlardı, seherlerde ise bağışlanma dilerlerdi , (Seher sihir aynı köktendir uykunun büyü lü etkisi ve sonra uyanış) mallarında dilenen / isteyen ve mahrum kalanlar için bir hak vardı, arzda ve kendilerinde, inananlar / kanaat getirenler için ayetler vardı, hâlâ görmüyor musunuz? Sema da size erzak ve size vaad edilen var , göğün ve yerin Rabbine and olsun ki kesinlikle O, tıpkı konuşmanız kadar gerçektir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşleri taksim edenlere (meleklere).

    Süleyman Ateş

    İş(ler)i taksim edenlere (rızıkları, yağmurları dağıtan güçlere) andolsun ki,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    ve işi paylaştıranlar önemli olduğu gibi

    Şaban Britch

    İşleri taksim edenlere (Meleklere)...

    Şaban Piriş

    İşleri taksim edenlere...

    Yaşar Nuri Öztürk

    O iş ve oluşu bölüştürenlere yemin olsun ki,

  5. Zâriyât suresi, 5. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zâriyât suresi, 5. ayet. إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَصَادِقٌ

    Diyanet İşleri

    (1-6) Tozutup savuranlara, ağırlık taşıyanlara, kolaylıkla akanlara, iş bölüştürenlere andolsun ki, size vaad olunan şey elbette doğrudur. Hesap ve ceza mutlaka gerçekleşecektir.

    Mehmet Okuyan

    Size vadedilenler elbette doğrudur.

    Mustafa İslamoğlu

    Hiç tartışmasız, size vaad edilmiş olan elbet doğrudur;

    Muhammed Esed

    Gerçek şu ki, size vaad edilmiş olan kesinlikle doğrudur,

    Ahmed Hulusi

    Vadolunduğunuz elbette kesinlikle gerçektir!

    Ali Bulaç

    Size va'dedilmekte olan, hiç tartışmasız doğrudur.

    Ali Özek ve heyeti

    size vâdedilen, kesinlikle doğrudur

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, size sözü verilen, kesinlikle doğrudur.

    Bayraktar Bayraklı

    - Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca akanlara, iş bölümü yapanlara yemin olsun ki, size vaad edilen kesinlikle gerçekleşecektir; ceza da kesinlikle olacaktır.

    Edip Yüksel

    Size söz verilen kuşkusuz bir gerçektir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Size söz verilen kuşkusuz bir gerçektir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    muhakkak o size va'dolunan mutlaka doğrudur.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ki muhakkak o size va'd olunan her halde doğrudur

    Erhan Aktaş

    Uyarıldığınız şey kesinlikle gerçektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Uyarıldığınız şey kesinlikle gerçektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Uyarıldığınız şey kesinlikle gerçektir.

    Gültekin Onan

    Size vaad edilmekte olan hiç tartışmasız doğrudur.

    Hasan Basri Çantay

    şübhesiz ki size va'd olunan (şeylerin hepsi) elbette doğrudur.

    İbni Kesir

    Muhakkak size vaadolunan elbette doğrudur.

    Mehmet Alagaş

    (1-23) O tozutup savuranlara, ağırlıkları taşıyanlara, kolaylıkla akıp gidenlere / cereyan edenlere , i şleri taksim edenlere andolsun ki s ize vaad edilen kesinlikle doğrudur ve kesinlikle hesaplaşma / din ortaya konulacaktır / vaki olacaktır. Yörünge sahibi semaya yemin olsun ki kesinlikle sizler karşıt / aykırı / ihtilaflı söz ler içindesiniz. Ondan döndürülen döndürülür. Gebersin / katlolsun tahmin edenler, onlar sersemdirler / amratindeler ve yanılırlar / sehiv ederler. Sana hesap gününün zamanını sorarlar, o gün onlar ateşte denenecekler, fitnelerinizi / sınanmalarınızı tadın, işte, alelacele istediğiniz bu ydu. Muttakiler Rablerinin kendilerine vermiş olduklarıyla bahçelerde ve gözelerdedirler , Rablerinin kendilerine verdiklerini almış vaziyettedirler, k esinlikle onlar , bundan önce güzel davran anlardandılar, g eceleri az uyurlardı, seherlerde ise bağışlanma dilerlerdi , (Seher sihir aynı köktendir uykunun büyü lü etkisi ve sonra uyanış) mallarında dilenen / isteyen ve mahrum kalanlar için bir hak vardı, arzda ve kendilerinde, inananlar / kanaat getirenler için ayetler vardı, hâlâ görmüyor musunuz? Sema da size erzak ve size vaad edilen var , göğün ve yerin Rabbine and olsun ki kesinlikle O, tıpkı konuşmanız kadar gerçektir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Size vadedilen kesinlikle doğrudur.

    Süleyman Ateş

    Size va'dedilen, mutlaka doğrudur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Size verilen sözlerin doğruluğunda şüphe etmemeniz de önemlidir dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yemin…. تفسير القرطبي - (17 / 29) وإذا أقسم الرب بشيء أثبت له شرفا وقيل المعنى ورب الذاريات والجواب { إنما توعدون } أي الذي توعدونه من الخير والشر والثواب والعقا { لصاد } لا كذب فيه ومعنى لصادق لصدق وقع الاسم موقع المصدر { وإن الدين لواقع } يعني الجزاء نازل بكم ثم ابتدأ

    Şaban Britch

    Size vadedilen elbette doğrudur.

    Şaban Piriş

    Size vaat edilen elbette doğrudur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hiç kuşkusuz, o size vaat olunan kesinlikle doğrudur.

  6. Zâriyât suresi, 6. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zâriyât suresi, 6. ayet. وَإِنَّ ٱلدِّينَ لَوَٰقِعٌ

    Diyanet İşleri

    (1-6) Tozutup savuranlara, ağırlık taşıyanlara, kolaylıkla akanlara, iş bölüştürenlere andolsun ki, size vaad olunan şey elbette doğrudur. Hesap ve ceza mutlaka gerçekleşecektir.

    Mehmet Okuyan

    Hesap da mutlaka gerçekleşecektir.

    Mustafa İslamoğlu

    ve Hesap (Günü) mutlaka gelecektir.

    Muhammed Esed

    ve yargılama (Günü) mutlaka gelecektir!

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki Din (sistem) mutlaka bir realitedir!

    Ali Bulaç

    Şüphesiz din (hesap ve ceza) da mutlaka gerçekleşecektir.

    Ali Özek ve heyeti

    ve ceza mutlaka vuku bulacaktır.

    Ali Rıza Safa

    Ve kuşkusuz, din, kesinlikle gerçekleşecektir.

    Bayraktar Bayraklı

    - Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca akanlara, iş bölümü yapanlara yemin olsun ki, size vaad edilen kesinlikle gerçekleşecektir; ceza da kesinlikle olacaktır.

    Edip Yüksel

    Yargılama kesinlikle gerçekleşecektir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yargılama kesinlikle gerçekleşecektir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve muhakkak ceza ve mükafat gerçekleşecektir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve muhakkak ki ceza şübhesiz vakı'dir

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kuşkusuz din dipnot 1 kesinlikle gerçekleşecektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yapılanların karşılığının verilmesi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kuşkusuz din dipnot 1 kesinlikle gerçekleşecektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yapılanların karşılığının verilmesi.

    Gültekin Onan

    Şüphesiz din (hesap ve ceza) da mutlaka gerçekleşecektir.

    Hasan Basri Çantay

    Şübhesiz ki (amellere göre) ceza (ya'ni mukaabele) de elbette vaaki'dir.

    İbni Kesir

    Muhakkak ceza elbet vuku bulacaktır.

    Mehmet Alagaş

    (1-23) O tozutup savuranlara, ağırlıkları taşıyanlara, kolaylıkla akıp gidenlere / cereyan edenlere , i şleri taksim edenlere andolsun ki s ize vaad edilen kesinlikle doğrudur ve kesinlikle hesaplaşma / din ortaya konulacaktır / vaki olacaktır. Yörünge sahibi semaya yemin olsun ki kesinlikle sizler karşıt / aykırı / ihtilaflı söz ler içindesiniz. Ondan döndürülen döndürülür. Gebersin / katlolsun tahmin edenler, onlar sersemdirler / amratindeler ve yanılırlar / sehiv ederler. Sana hesap gününün zamanını sorarlar, o gün onlar ateşte denenecekler, fitnelerinizi / sınanmalarınızı tadın, işte, alelacele istediğiniz bu ydu. Muttakiler Rablerinin kendilerine vermiş olduklarıyla bahçelerde ve gözelerdedirler , Rablerinin kendilerine verdiklerini almış vaziyettedirler, k esinlikle onlar , bundan önce güzel davran anlardandılar, g eceleri az uyurlardı, seherlerde ise bağışlanma dilerlerdi , (Seher sihir aynı köktendir uykunun büyü lü etkisi ve sonra uyanış) mallarında dilenen / isteyen ve mahrum kalanlar için bir hak vardı, arzda ve kendilerinde, inananlar / kanaat getirenler için ayetler vardı, hâlâ görmüyor musunuz? Sema da size erzak ve size vaad edilen var , göğün ve yerin Rabbine and olsun ki kesinlikle O, tıpkı konuşmanız kadar gerçektir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ceza (karşılık) günü kuşkusuz vuku bulacaktır.

    Süleyman Ateş

    Ceza muhakkak olacaktır.

    Süleymaniye Vakfı

    Her şeyin karşılığının verilmesi işi dipnot 1 mutlaka gerçekleşecektir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Din, "adet, durum; yapılan işe karşılık vermek ve verilen karşılık, itaat /boyun eğme" anlamlarına gelir (es-Sıhah). Din, Kuran'da insanın kabul edip ona göre yaşamaya söz verdiği sistem anlamına da gelir (Al-i İmran 3/19, Kafirun 109/6). Allah'ın dininde boyun eğilen yalnızca Allah'tır ve bunun karşılığı ondan beklenir. Birçok ayette geçen "Din günü" de dünyada yapılanların karşılığının alınacağı Ahiret günüdür (Fatiha 1/3, Nur 24/25, Saffat 37/19-20, Sad 38/78, Zariyat 51/12-13, Vakıa 56/56, Mearic 70/26, Müddessir 74/46, İnfitar 82/9,15-19).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Evet, hesap verme günü gerçekleşecektir.

    Şaban Britch

    Ceza günü kuşkusuz vuku bulacaktır.

    Şaban Piriş

    Ceza günü kuşkusuz gerçekleşecektir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve din, şaşmaz bir olgudur.

  7. Zâriyât suresi, 7. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zâriyât suresi, 7. ayet. وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلْحُبُكِ

    Diyanet İşleri

    (7-8) Yollara (yıldızların dolaştığı yörüngelere) sahip göğe andolsun ki, muhakkak siz, (peygamber hakkında) çelişkili sözler söylüyorsunuz.

    Mehmet Okuyan

    Yörüngeleri bulunan göğe yemin olsun ki

    Mustafa İslamoğlu

    Şahit olsun hareketli ve çok katmanlı yollarla donatılmış (olarak görünen) gök:

    Muhammed Esed

    Düşün yıldız kümeleri ile dolu gök kubbeyi!

    Ahmed Hulusi

    O (çeşitli düşüncelerden oluşmuş) yollarla dolu sema (bilinç)!

    Ali Bulaç

    'Özen içinde yollar ve yörüngelerle donatılmış' göğe andolsun;

    Ali Özek ve heyeti

    İçinde yörüngeleri olan göğe andolsun ki

    Ali Rıza Safa

    Yemin olsun; uyumlu yolları olan göklere! dipnot 449

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 449
      İşte, bir bilgi ayeti: Gökbiliminde, bir gökcisminin diğerinin kütle çekimi etkisi altında izlediği yola yörünge denilir. Evrenlerde eksiksiz yörüngeler vardır. Newton tarafından geliştirilen Kütle Çekimi Kuramı ve Devinimin Üç Yasası, gökcisimlerinin devinimlerini açıklamıştır. Güneşin ve yeryüzünün karşılıklı büyük çekim güçlerine karşın, tüm gökcisimleri kendi yörüngelerinden sapmadan devinimlerini sürdürürler. 81:15,16 ayetleri de kütle çekimi etkisinin yörüngelerinden saptıramadığı gökcisimlerine ilişkindir. Fizik, matematik ve simyacılığının yanısıra felsefeci de olan Newton, kuramlarını açıkladıktan sonra, şöyle demiştir: "Böyle özenli bir düzen, ancak eşsiz bir güç tarafından yönetilebilir. O'na, ‘Üstün Güç Sahibi Efendimiz' denilir."

    Bayraktar Bayraklı

    Yörüngelere sahip olan göğe yemin olsun ki,

    Edip Yüksel

    Yörüngelere sahip göğe ant olsun ki

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Mükemmel çizilmiş yörüngelere sahip göğe andolsun ki

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O düzgün yollara sahip göğe yemin ederim ki,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O düzgün hareli Semaya kasem ederim

    Erhan Aktaş

    Yollara sahip gökyüzüne ant olsun ki,

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yollara sahip gökyüzüne ant olsun ki,

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yollara sahip gökyüzüne ant olsun ki,

    Gültekin Onan

    'Özen içinde yollar ve yörüngelerle donatılmış' göğe andolsun;

    Hasan Basri Çantay

    O haareli yollara saahib gök hakkı için,

    İbni Kesir

    Hareli yollara sahip olan göğe andolsun ki;

    Mehmet Alagaş

    (1-23) O tozutup savuranlara, ağırlıkları taşıyanlara, kolaylıkla akıp gidenlere / cereyan edenlere , i şleri taksim edenlere andolsun ki s ize vaad edilen kesinlikle doğrudur ve kesinlikle hesaplaşma / din ortaya konulacaktır / vaki olacaktır. Yörünge sahibi semaya yemin olsun ki kesinlikle sizler karşıt / aykırı / ihtilaflı söz ler içindesiniz. Ondan döndürülen döndürülür. Gebersin / katlolsun tahmin edenler, onlar sersemdirler / amratindeler ve yanılırlar / sehiv ederler. Sana hesap gününün zamanını sorarlar, o gün onlar ateşte denenecekler, fitnelerinizi / sınanmalarınızı tadın, işte, alelacele istediğiniz bu ydu. Muttakiler Rablerinin kendilerine vermiş olduklarıyla bahçelerde ve gözelerdedirler , Rablerinin kendilerine verdiklerini almış vaziyettedirler, k esinlikle onlar , bundan önce güzel davran anlardandılar, g eceleri az uyurlardı, seherlerde ise bağışlanma dilerlerdi , (Seher sihir aynı köktendir uykunun büyü lü etkisi ve sonra uyanış) mallarında dilenen / isteyen ve mahrum kalanlar için bir hak vardı, arzda ve kendilerinde, inananlar / kanaat getirenler için ayetler vardı, hâlâ görmüyor musunuz? Sema da size erzak ve size vaad edilen var , göğün ve yerin Rabbine and olsun ki kesinlikle O, tıpkı konuşmanız kadar gerçektir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Güzel yolları (ve yörüngeleri) olan göğe andolsun.

    Süleyman Ateş

    (Çeşitli) yolları (yörüngeleri) bulunan göğe andolsun ki,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yörüngelerle dolu gök de önemlidir.

    Şaban Britch

    Güzel yolları olan göğe andolsun.

    Şaban Piriş

    Güzel yolları olan göğe andolsun

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun o ahenkli yollar taşıyan göğe,

  8. Zâriyât suresi, 8. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zâriyât suresi, 8. ayet. إِنَّكُمْ لَفِى قَوْلٍ مُّخْتَلِفٍ

    Diyanet İşleri

    (7-8) Yollara (yıldızların dolaştığı yörüngelere) sahip göğe andolsun ki, muhakkak siz, (peygamber hakkında) çelişkili sözler söylüyorsunuz.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz siz çelişkili söz(ler) içindesiniz.

    Mustafa İslamoğlu

    Elbet siz, (inanç hususunda) gerçekten de farklı görüşlerdesiniz;

    Muhammed Esed

    Siz (ey insanlar,) neye inanılacağı konusunda derin bir ayrılık içindesiniz.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki siz çeşitli görüşler içindesiniz!

    Ali Bulaç

    Siz, gerçekten birbirini tutmaz bir söz (çelişkili ve aykırı görüşler) içindesiniz.

    Ali Özek ve heyeti

    siz çelişkili sözler söylüyorsunuz.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, siz, gerçekten uyuşmazlık içindesiniz.

    Bayraktar Bayraklı

    Şüphesiz siz çelişkili sözler söylüyorsunuz.

    Edip Yüksel

    Siz ihtilaf içindesiniz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Siz ihtilaf içindesiniz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    siz pek çelişkili bir söz içindesiniz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ki siz pek muhtelif bir kavl içinde bulunuyorsunuz

    Erhan Aktaş

    Kuşkusuz siz, söylediklerinizde çelişki içindesiniz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kuşkusuz siz, söylediklerinizde çelişki içindesiniz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kuşkusuz siz, söylediklerinizde çelişki içindesiniz.

    Gültekin Onan

    Siz, gerçekten birbirini tutmaz bir söz (çelişkili ve aykırı görüşler) içindesiniz.

    Hasan Basri Çantay

    hakıykat, siz kat'i ihtilafa düşen bir söz içindesinizdir.

    İbni Kesir

    Muhakkak siz, ihtilaflı bir sözdesiniz.

    Mehmet Alagaş

    (1-23) O tozutup savuranlara, ağırlıkları taşıyanlara, kolaylıkla akıp gidenlere / cereyan edenlere , i şleri taksim edenlere andolsun ki s ize vaad edilen kesinlikle doğrudur ve kesinlikle hesaplaşma / din ortaya konulacaktır / vaki olacaktır. Yörünge sahibi semaya yemin olsun ki kesinlikle sizler karşıt / aykırı / ihtilaflı söz ler içindesiniz. Ondan döndürülen döndürülür. Gebersin / katlolsun tahmin edenler, onlar sersemdirler / amratindeler ve yanılırlar / sehiv ederler. Sana hesap gününün zamanını sorarlar, o gün onlar ateşte denenecekler, fitnelerinizi / sınanmalarınızı tadın, işte, alelacele istediğiniz bu ydu. Muttakiler Rablerinin kendilerine vermiş olduklarıyla bahçelerde ve gözelerdedirler , Rablerinin kendilerine verdiklerini almış vaziyettedirler, k esinlikle onlar , bundan önce güzel davran anlardandılar, g eceleri az uyurlardı, seherlerde ise bağışlanma dilerlerdi , (Seher sihir aynı köktendir uykunun büyü lü etkisi ve sonra uyanış) mallarında dilenen / isteyen ve mahrum kalanlar için bir hak vardı, arzda ve kendilerinde, inananlar / kanaat getirenler için ayetler vardı, hâlâ görmüyor musunuz? Sema da size erzak ve size vaad edilen var , göğün ve yerin Rabbine and olsun ki kesinlikle O, tıpkı konuşmanız kadar gerçektir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Muhakkak siz çelişkili bir söz içindesiniz.

    Süleyman Ateş

    Siz, çeşitli söz(ler) içindesiniz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sizin çelişkili bir söylem içinde olduğunuzu bilmeniz de önemlidir

    Şaban Britch

    Ki siz çelişkili bir sözler içindesiniz.

    Şaban Piriş

    Ki siz ihtilaflı görüşler içindesiniz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ki siz gerçekten tartışmalarla dolu bir söz içindesiniz.

  9. Zâriyât suresi, 9. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zâriyât suresi, 9. ayet. يُؤْفَكُ عَنْهُ مَنْ أُفِكَ

    Diyanet İşleri

    Ondan (Peygamber'den) çevrilen çevrilir.

    Mehmet Okuyan

    Ondan (Kur'an'dan) savrulan kişi (kendi aleyhine) savrulmuş olur.

    Mustafa İslamoğlu

    savrulanlar, kendi aleyhine savrulurlar!

    Muhammed Esed

    Bu konuda (gerçeğe) aykırı görüşleri savunan, (yalnızca) kendini aldatır!

    Ahmed Hulusi

    Çevrilmiş kimse Ondan döndürülür!

    Ali Bulaç

    Ondan çevrilen çevrilir,

    Ali Özek ve heyeti

    Ondan (Kur'an'dan veya imandan ancak) döndürülebilen döndürülür.

    Ali Rıza Safa

    Ondan döndürülen kişi, saptırılmıştır.

    Bayraktar Bayraklı

    O sözden dolayı imandan döndürülebilen, döndürülüyor.

    Edip Yüksel

    Çevrilen, ondan çevrilir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Çevrilen, ondan çevrilir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ondan çevrilen çevrilir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ondan çevirilen çevrilir

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Döndürülecek kimse, ondan çevrilir. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yalana sapan kimse, gerçekten yoksun kalır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Döndürülecek kimse, ondan çevrilir. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yalana sapan kimse, gerçekten yoksun kalır.

    Gültekin Onan

    Ondan çevrilen çevrilir,

    Hasan Basri Çantay

    Ondan döndürülen kimseler döndürülür.

    İbni Kesir

    Ondan döndürülen kimseler döndürülür.

    Mehmet Alagaş

    (1-23) O tozutup savuranlara, ağırlıkları taşıyanlara, kolaylıkla akıp gidenlere / cereyan edenlere , i şleri taksim edenlere andolsun ki s ize vaad edilen kesinlikle doğrudur ve kesinlikle hesaplaşma / din ortaya konulacaktır / vaki olacaktır. Yörünge sahibi semaya yemin olsun ki kesinlikle sizler karşıt / aykırı / ihtilaflı söz ler içindesiniz. Ondan döndürülen döndürülür. Gebersin / katlolsun tahmin edenler, onlar sersemdirler / amratindeler ve yanılırlar / sehiv ederler. Sana hesap gününün zamanını sorarlar, o gün onlar ateşte denenecekler, fitnelerinizi / sınanmalarınızı tadın, işte, alelacele istediğiniz bu ydu. Muttakiler Rablerinin kendilerine vermiş olduklarıyla bahçelerde ve gözelerdedirler , Rablerinin kendilerine verdiklerini almış vaziyettedirler, k esinlikle onlar , bundan önce güzel davran anlardandılar, g eceleri az uyurlardı, seherlerde ise bağışlanma dilerlerdi , (Seher sihir aynı köktendir uykunun büyü lü etkisi ve sonra uyanış) mallarında dilenen / isteyen ve mahrum kalanlar için bir hak vardı, arzda ve kendilerinde, inananlar / kanaat getirenler için ayetler vardı, hâlâ görmüyor musunuz? Sema da size erzak ve size vaad edilen var , göğün ve yerin Rabbine and olsun ki kesinlikle O, tıpkı konuşmanız kadar gerçektir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ondan döndürülen kimseler döndürülür.

    Süleyman Ateş

    Çevrilen, ondan çevriliyor.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hesap verme inancından çevrilen çevrilene.

    Şaban Britch

    Ondan çevrilen çevrilir.

    Şaban Piriş

    Ondan çevrilen çevrilir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yüzgeri çevrilen onun yüzünden çevrilir.

  10. Zâriyât suresi, 10. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zâriyât suresi, 10. ayet. قُتِلَ ٱلْخَرَّٰصُونَ

    Diyanet İşleri

    (10-11) Cehalet içinde gaflete dalmış olan (ve "Muhammed şairdir, delidir" diyen) yalancılar kahrolsun!

    Mehmet Okuyan

    Kahrolsun o koyu yalancılar!

    Mustafa İslamoğlu

    Kahrolsun keyfi yargılarını kesin gerçek gibi pazarlayanlar.

    Muhammed Esed

    Onlar yalnızca kendilerini yok ederler, o anlayamadıkları şeyler hakkında zanda bulunanlar,

    Ahmed Hulusi

    Ölsün o yalancılar!

    Ali Bulaç

    Kahrolsun, o 'zan ve tahminle yalan söyleyenler';

    Ali Özek ve heyeti

    Kahrolsun o koyu yalancılar!

    Ali Rıza Safa

    Yok olsun yalancılar!

    Bayraktar Bayraklı

    Kahrolsun o koyu yalancılar!

    Edip Yüksel

    Kahrolsun palavracılar,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kahrolsun palavracılar,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O kahrolası yalancılar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O kahrolası yalancılar

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kahrolsun yalancılar.

    Gültekin Onan

    Kahrolsun, o 'zan ve tahminle yalan söyleyenler';

    Hasan Basri Çantay

    Kahr olsun o koyu yalancılar!

    İbni Kesir

    Kahrolsun o koyu yalancılar.

    Mehmet Alagaş

    (1-23) O tozutup savuranlara, ağırlıkları taşıyanlara, kolaylıkla akıp gidenlere / cereyan edenlere , i şleri taksim edenlere andolsun ki s ize vaad edilen kesinlikle doğrudur ve kesinlikle hesaplaşma / din ortaya konulacaktır / vaki olacaktır. Yörünge sahibi semaya yemin olsun ki kesinlikle sizler karşıt / aykırı / ihtilaflı söz ler içindesiniz. Ondan döndürülen döndürülür. Gebersin / katlolsun tahmin edenler, onlar sersemdirler / amratindeler ve yanılırlar / sehiv ederler. Sana hesap gününün zamanını sorarlar, o gün onlar ateşte denenecekler, fitnelerinizi / sınanmalarınızı tadın, işte, alelacele istediğiniz bu ydu. Muttakiler Rablerinin kendilerine vermiş olduklarıyla bahçelerde ve gözelerdedirler , Rablerinin kendilerine verdiklerini almış vaziyettedirler, k esinlikle onlar , bundan önce güzel davran anlardandılar, g eceleri az uyurlardı, seherlerde ise bağışlanma dilerlerdi , (Seher sihir aynı köktendir uykunun büyü lü etkisi ve sonra uyanış) mallarında dilenen / isteyen ve mahrum kalanlar için bir hak vardı, arzda ve kendilerinde, inananlar / kanaat getirenler için ayetler vardı, hâlâ görmüyor musunuz? Sema da size erzak ve size vaad edilen var , göğün ve yerin Rabbine and olsun ki kesinlikle O, tıpkı konuşmanız kadar gerçektir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kahrolsun o yalancılar!

    Süleyman Ateş

    O (çeşitli sözleri) atan yalancılar kahrolsun!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kurgularını gerçek gibi sunanlar kahrolsunlar.

    Şaban Britch

    Kahrolsun yalancılar!

    Şaban Piriş

    Kahrolsun yalancılar

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kahrolsun o düzenbaz yalancılar,

  11. Zâriyât suresi, 11. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zâriyât suresi, 11. ayet. ٱلَّذِينَ هُمْ فِى غَمْرَةٍ سَاهُونَ

    Diyanet İşleri

    (10-11) Cehalet içinde gaflete dalmış olan (ve "Muhammed şairdir, delidir" diyen) yalancılar kahrolsun!

    Mehmet Okuyan

    Onlar, koyu bir şaşkınlıkta ne yaptığını bilmeyenlerdir.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar daldıkları gafletin derin karanlığında kendi varlığını unutanlardır;

    Muhammed Esed

    aptallıklarıyla cehalete gömülenler;

    Ahmed Hulusi

    Onlar ki cehalet ve körlük içinde ne yaptığını bilmeyenlerdir!

    Ali Bulaç

    Ki onlar, 'bilgisizliğin kuşatması' içinde habersizdirler.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar koyu bir cehalet içerisinde kalmış gafillerdir.

    Ali Rıza Safa

    Şapşallıklarıyla bilgisizliğe gömülenler!

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar cehalet bataklığında ne yaptıklarından habersizdirler.

    Edip Yüksel

    Ki şaşkınlıkları içinde umursamıyorlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ki şaşkınlıkları içinde umursamıyorlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O sarhoşluk içinde yaptığını bilmezler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O serhoşluk içinde yaptığını bilmezler

    Erhan Aktaş

    Onlar, cehalet içinde ne yaptığını bilmeyenlerdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, cehalet içinde ne yaptığını bilmeyenlerdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, cehalet içinde ne yaptığını bilmeyenlerdir.

    Gültekin Onan

    Ki onlar, 'bilgisizliğin kuşatması' içinde habersizdirler.

    Hasan Basri Çantay

    ki onlar koyu bir cehalet içinde kalmış gaafil kimselerdir.

    İbni Kesir

    Ki onlar; koyu bir cehalet içerisinde kalmış gafillerdir.

    Mehmet Alagaş

    (1-23) O tozutup savuranlara, ağırlıkları taşıyanlara, kolaylıkla akıp gidenlere / cereyan edenlere , i şleri taksim edenlere andolsun ki s ize vaad edilen kesinlikle doğrudur ve kesinlikle hesaplaşma / din ortaya konulacaktır / vaki olacaktır. Yörünge sahibi semaya yemin olsun ki kesinlikle sizler karşıt / aykırı / ihtilaflı söz ler içindesiniz. Ondan döndürülen döndürülür. Gebersin / katlolsun tahmin edenler, onlar sersemdirler / amratindeler ve yanılırlar / sehiv ederler. Sana hesap gününün zamanını sorarlar, o gün onlar ateşte denenecekler, fitnelerinizi / sınanmalarınızı tadın, işte, alelacele istediğiniz bu ydu. Muttakiler Rablerinin kendilerine vermiş olduklarıyla bahçelerde ve gözelerdedirler , Rablerinin kendilerine verdiklerini almış vaziyettedirler, k esinlikle onlar , bundan önce güzel davran anlardandılar, g eceleri az uyurlardı, seherlerde ise bağışlanma dilerlerdi , (Seher sihir aynı köktendir uykunun büyü lü etkisi ve sonra uyanış) mallarında dilenen / isteyen ve mahrum kalanlar için bir hak vardı, arzda ve kendilerinde, inananlar / kanaat getirenler için ayetler vardı, hâlâ görmüyor musunuz? Sema da size erzak ve size vaad edilen var , göğün ve yerin Rabbine and olsun ki kesinlikle O, tıpkı konuşmanız kadar gerçektir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar koyu bir cehalet içerisinde kalmış gafillerdir.

    Süleyman Ateş

    Onlar aptallık içinde yanılıp durmaktadırlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar bir beklentiyle hoş görünenlerdir dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki sehv, kendi yanlışından kaynaklanan sehivdir. Allah Teala şöyle buyurur: 4) İbadet de eden bu gibi kimselerin çekecekleri var. 5) Bunlar ibadetlerini önemsemezler. 6) Onlar gösteriş yaparlar. 7) Küçük yardımlara bile engel olurlar. (Maun 107/4-7) Burada anlatılan kişiler de kendilerini iyi göstererek kurgular kuran ve dini arzulara uyduranlardır.

    Şaban Britch

    Ki onlar, koyu bir cehalet içerisinde kalmış gafillerdir.

    Şaban Piriş

    Ki onlar, gafilce sapıklık içinde yüzmektedirler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ki onlar bir sersemlik içinde ne yaptıklarından habersizdirler.

  12. Zâriyât suresi, 12. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zâriyât suresi, 12. ayet. يَسْـَٔلُونَ أَيَّانَ يَوْمُ ٱلدِّينِ

    Diyanet İşleri

    "Ceza günü ne zaman?" diye sorarlar.

    Mustafa İslamoğlu

    "Hesap Günü ne zamanmış bakayım?" diye söylenenlerdir.

    Muhammed Esed

    (müstehzi bir şekilde,) "Ne zaman gelecekmiş Hesap Günü?" diye soranlar.

    Ahmed Hulusi

    "Din süreci ne zamandır?" diye sorarlar.

    Ali Bulaç

    "Hesap ve ceza (din) günü ne zaman?" diye sorarlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Ceza gününün ne zaman olduğunu sorarlar.

    Ali Rıza Safa

    Soruyorlar; "Yargı Günü ne zaman?"

    Bayraktar Bayraklı

    "Ceza günü ne zaman?" diye sorarlar.

    Edip Yüksel

    Yargı Gününün zamanını sorarlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yargı Gününün zamanını sorarlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Soruyorlar: "Ne zaman o ceza günü?" diye.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Soruyorlar: ne zaman o ceza günü? (yevm-i din)

    Gültekin Onan

    "Hesap ve ceza (din) günü ne zaman?" diye sorarlar.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar, o ceza gününün ne zaman olduğunu sorarlar.

    İbni Kesir

    Din günü ne zaman? diye sorarlar.

    Mehmet Alagaş

    (1-23) O tozutup savuranlara, ağırlıkları taşıyanlara, kolaylıkla akıp gidenlere / cereyan edenlere , i şleri taksim edenlere andolsun ki s ize vaad edilen kesinlikle doğrudur ve kesinlikle hesaplaşma / din ortaya konulacaktır / vaki olacaktır. Yörünge sahibi semaya yemin olsun ki kesinlikle sizler karşıt / aykırı / ihtilaflı söz ler içindesiniz. Ondan döndürülen döndürülür. Gebersin / katlolsun tahmin edenler, onlar sersemdirler / amratindeler ve yanılırlar / sehiv ederler. Sana hesap gününün zamanını sorarlar, o gün onlar ateşte denenecekler, fitnelerinizi / sınanmalarınızı tadın, işte, alelacele istediğiniz bu ydu. Muttakiler Rablerinin kendilerine vermiş olduklarıyla bahçelerde ve gözelerdedirler , Rablerinin kendilerine verdiklerini almış vaziyettedirler, k esinlikle onlar , bundan önce güzel davran anlardandılar, g eceleri az uyurlardı, seherlerde ise bağışlanma dilerlerdi , (Seher sihir aynı köktendir uykunun büyü lü etkisi ve sonra uyanış) mallarında dilenen / isteyen ve mahrum kalanlar için bir hak vardı, arzda ve kendilerinde, inananlar / kanaat getirenler için ayetler vardı, hâlâ görmüyor musunuz? Sema da size erzak ve size vaad edilen var , göğün ve yerin Rabbine and olsun ki kesinlikle O, tıpkı konuşmanız kadar gerçektir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Ceza günü ne zaman diye sorarlar?"

    Süleyman Ateş

    "Ceza günü ne zaman?" diye sorarlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hesap verme günü ne zaman diye sorarlar.

    Şaban Britch

    Ceza günü ne zaman diye sorarlar?

    Şaban Piriş

    -Ceza günü ne zaman diye sorarlar?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sorarlar: "Ne zaman o din günü?"

  13. Zâriyât suresi, 13. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zâriyât suresi, 13. ayet. يَوْمَ هُمْ عَلَى ٱلنَّارِ يُفْتَنُونَ

    Diyanet İşleri

    (13-14) Ateş üzerinde azaba uğratılacakları gün (görevli melekler onlara şöyle der): "Azabınızı tadın! İşte acele isteyip durduğunuz şey budur."

    Mehmet Okuyan

    O gün onlar, ateş üzerinde imtihan edileceklerdir.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar o gün ateşte azap görecekler;

    Muhammed Esed

    (O Gün,) onlar ateşle denenecekler,

    Ahmed Hulusi

    O süreçte onlar ateşte kıvranırlar!

    Ali Bulaç

    O gün onlar, ateşin üstünde tutulup eritilecekler:

    Ali Özek ve heyeti

    O gün onlar ateşe sokulacaklardır.

    Ali Rıza Safa

    O gün, ateşle sınanacaklar.

    Bayraktar Bayraklı

    O gün onlar ateşe sokulacaklardır.

    Edip Yüksel

    O gün onlar ateşe sunulacaklardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O gün onlar ateşe sunulacaklardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ateş üzerinde kıvranacaklan gün.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ateş üzerinde kıvranacakları gün

    Erhan Aktaş

    O gün onlar, ateşe atılacaklar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O gün onlar, ateşe atılacaklar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O gün onlar, ateşe atılacaklar.

    Gültekin Onan

    O gün onlar, ateşin üstünde tutulup eritilecekler.

    Hasan Basri Çantay

    (O gün) kendilerinin ateş üzerinde azaba uğratılacakları gündür.

    İbni Kesir

    O, kendilerinin ateşe sokulacakları gündür.

    Mehmet Alagaş

    (1-23) O tozutup savuranlara, ağırlıkları taşıyanlara, kolaylıkla akıp gidenlere / cereyan edenlere , i şleri taksim edenlere andolsun ki s ize vaad edilen kesinlikle doğrudur ve kesinlikle hesaplaşma / din ortaya konulacaktır / vaki olacaktır. Yörünge sahibi semaya yemin olsun ki kesinlikle sizler karşıt / aykırı / ihtilaflı söz ler içindesiniz. Ondan döndürülen döndürülür. Gebersin / katlolsun tahmin edenler, onlar sersemdirler / amratindeler ve yanılırlar / sehiv ederler. Sana hesap gününün zamanını sorarlar, o gün onlar ateşte denenecekler, fitnelerinizi / sınanmalarınızı tadın, işte, alelacele istediğiniz bu ydu. Muttakiler Rablerinin kendilerine vermiş olduklarıyla bahçelerde ve gözelerdedirler , Rablerinin kendilerine verdiklerini almış vaziyettedirler, k esinlikle onlar , bundan önce güzel davran anlardandılar, g eceleri az uyurlardı, seherlerde ise bağışlanma dilerlerdi , (Seher sihir aynı köktendir uykunun büyü lü etkisi ve sonra uyanış) mallarında dilenen / isteyen ve mahrum kalanlar için bir hak vardı, arzda ve kendilerinde, inananlar / kanaat getirenler için ayetler vardı, hâlâ görmüyor musunuz? Sema da size erzak ve size vaad edilen var , göğün ve yerin Rabbine and olsun ki kesinlikle O, tıpkı konuşmanız kadar gerçektir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O gün, onların ateşte yakılarak azap görecekleri gündür.

    Süleyman Ateş

    O gün onlar ateş üzerinde yakılacaklardır.

    Süleymaniye Vakfı

    Cehennem ateşinde kıvrandırılırken şüphelerinden arındıkları dipnot 1 gün (bunun cevabını alacaklar) dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Fitne", altını içindeki yabancı maddelerden ayırmak için ateşe sokmaktır (Müfredat). Ayette geçen fitne kelimesine "kıvrandırılırken şüphelerinden arındıkları" anlamı bunun için verilmiştir. Bu anlamı destekleyen ayetler şunlardır: (En'am 6/27-30, Secde 32/12, Fatır 35/36-37, Mümin 40/10-11)
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sordukları, kendilerinin ateşte yanacakları gündür!

    Şaban Britch

    O gün, onların ateşte yakılarak azap görecekleri gündür.

    Şaban Piriş

    O gün, onların ateşte yakılacakları gündür.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O gün onlar ateş üzerinde deneme ve elemeye tabi tutulacaklardır.

  14. Zâriyât suresi, 14. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zâriyât suresi, 14. ayet. ذُوقُوا۟ فِتْنَتَكُمْ هَٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تَسْتَعْجِلُونَ

    Diyanet İşleri

    (13-14) Ateş üzerinde azaba uğratılacakları gün (görevli melekler onlara şöyle der): "Azabınızı tadın! İşte acele isteyip durduğunuz şey budur."

    Mustafa İslamoğlu

    (ve) onlara "Azabınızı tadın!" denilecek; "İşte bu, sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir!"

    Muhammed Esed

    (ve o Gün,) "Bu sınanmayı yaşayın!" (denilecek,) "O kadar ısrarla istediğiniz şey budur işte!"

    Ahmed Hulusi

    (Zebaniler der ki): "Azabınızı tadın! İşte o acele istediğiniz buydu!"

    Ali Bulaç

    "Tadın fitnenizi. Bu, sizin pek acele isteyip durduğunuz şeydir."

    Ali Özek ve heyeti

    Azabınızı tadın! Acele gelmesini beklediğiniz şey budur işte! (denir.)

    Ali Rıza Safa

    "Tadın, işkencenizi! İvedi olarak istediğiniz şey, işte budur!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Azabınızı tadın! Acele gelmesini beklediğiniz şey budur" denir.

    Edip Yüksel

    Cezanızı tadın, meydan okumakta olduğunuz şey budur işte!

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Cezanızı tadın, meydan okumakta olduğunuz şey budur işte!

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Tadın cezanızı! Budur işte o sizin acele istedığiniz!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Dadın diye fitnenizi: bu, işte o sizin acele istediğiniz

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Fitnenizi dipnot 1 tadın. Bu, sizin acele istediğiniz şeydir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yaptığınız baskı ve zulmün cezasını.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Fitnenizi dipnot 1 tadın. Bu, sizin acele istediğiniz şeydir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Baskı ve zulmünüzün cezasını.

    Gültekin Onan

    "Tadın fitnenizi. Bu, sizin pek acele isteyip durduğunuz şeydir."

    Hasan Basri Çantay

    (Onlara) "Tadın azabınızı. İşte (dünyada) çarçabuk (gelmesini) isteyegeldiğiniz bu idi" (denilir).

    İbni Kesir

    Tadın azabınızı, işte acele istediğiniz bu idi.

    Mehmet Alagaş

    (1-23) O tozutup savuranlara, ağırlıkları taşıyanlara, kolaylıkla akıp gidenlere / cereyan edenlere , i şleri taksim edenlere andolsun ki s ize vaad edilen kesinlikle doğrudur ve kesinlikle hesaplaşma / din ortaya konulacaktır / vaki olacaktır. Yörünge sahibi semaya yemin olsun ki kesinlikle sizler karşıt / aykırı / ihtilaflı söz ler içindesiniz. Ondan döndürülen döndürülür. Gebersin / katlolsun tahmin edenler, onlar sersemdirler / amratindeler ve yanılırlar / sehiv ederler. Sana hesap gününün zamanını sorarlar, o gün onlar ateşte denenecekler, fitnelerinizi / sınanmalarınızı tadın, işte, alelacele istediğiniz bu ydu. Muttakiler Rablerinin kendilerine vermiş olduklarıyla bahçelerde ve gözelerdedirler , Rablerinin kendilerine verdiklerini almış vaziyettedirler, k esinlikle onlar , bundan önce güzel davran anlardandılar, g eceleri az uyurlardı, seherlerde ise bağışlanma dilerlerdi , (Seher sihir aynı köktendir uykunun büyü lü etkisi ve sonra uyanış) mallarında dilenen / isteyen ve mahrum kalanlar için bir hak vardı, arzda ve kendilerinde, inananlar / kanaat getirenler için ayetler vardı, hâlâ görmüyor musunuz? Sema da size erzak ve size vaad edilen var , göğün ve yerin Rabbine and olsun ki kesinlikle O, tıpkı konuşmanız kadar gerçektir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Görevli melekler onlara şöyle der): “Azabınızı tadın! İşte acele isteyip durduğunuz şey budur.”

    Süleyman Ateş

    (Kendilerine): "Fitnenizi (fesadınızın cezasını) tadın! Acele isteyip durduğunuz şey budur işte!" (denilecek).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O gün onlara; "Yaktığınız ateşin tadına varın; bir an önce gelmesini istediğiniz işte bu" denecek.

    Şaban Britch

    Tadın azabınızı. Bu acele gelmesini istediğiniz şeydir.

    Şaban Piriş

    -Tadın azabınızı. Bu acele gelmesini istediğiniz şeydir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Tadın imtihan ve ıstırabınızı. İşte budur o çarçabuk gelmesini istediğiniz!

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.