Diyanet İşleri
(1-6) Tozutup savuranlara, ağırlık taşıyanlara, kolaylıkla akanlara, iş bölüştürenlere andolsun ki, size vaad olunan şey elbette doğrudur. Hesap ve ceza mutlaka gerçekleşecektir.
Zâriyât suresi · 1–14. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Zâriyât suresi, 1. ayet. وَٱلذَّٰرِيَٰتِ ذَرْوًا
(1-6) Tozutup savuranlara, ağırlık taşıyanlara, kolaylıkla akanlara, iş bölüştürenlere andolsun ki, size vaad olunan şey elbette doğrudur. Hesap ve ceza mutlaka gerçekleşecektir.
Yemin olsun: Esip savuranlara,
İndiği yerden toz kaldırarak (hidayeti gönüllere) saçan;
Düşün rüzgarları, tozları sağa sola savuran,
Andolsun o tozutup savuranlara.
Tozu dumana katıp savuran (rüzgar)lara,
Savurarak esen,
Yemin olsun; Tozutarak Savuranlara! dipnot 447
- Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca akanlara, iş bölümü yapanlara yemin olsun ki, size vaad edilen kesinlikle gerçekleşecektir; ceza da kesinlikle olacaktır.
Savrulan atomlara,
Esip savuranlara,
O tozdurup savuranlara.
O tozdurup savuranlara
Esip savuranlara,
Esip savuranlara,
Esip savuranlara,
Tozu dumana katıp savuran (rüzgar)lara,
Tozutup savuran (rüzgar) lar,
Esip savuranlara.
(1-23) O tozutup savuranlara, ağırlıkları taşıyanlara, kolaylıkla akıp gidenlere / cereyan edenlere , i şleri taksim edenlere andolsun ki s ize vaad edilen kesinlikle doğrudur ve kesinlikle hesaplaşma / din ortaya konulacaktır / vaki olacaktır. Yörünge sahibi semaya yemin olsun ki kesinlikle sizler karşıt / aykırı / ihtilaflı söz ler içindesiniz. Ondan döndürülen döndürülür. Gebersin / katlolsun tahmin edenler, onlar sersemdirler / amratindeler ve yanılırlar / sehiv ederler. Sana hesap gününün zamanını sorarlar, o gün onlar ateşte denenecekler, fitnelerinizi / sınanmalarınızı tadın, işte, alelacele istediğiniz bu ydu. Muttakiler Rablerinin kendilerine vermiş olduklarıyla bahçelerde ve gözelerdedirler , Rablerinin kendilerine verdiklerini almış vaziyettedirler, k esinlikle onlar , bundan önce güzel davran anlardandılar, g eceleri az uyurlardı, seherlerde ise bağışlanma dilerlerdi , (Seher sihir aynı köktendir uykunun büyü lü etkisi ve sonra uyanış) mallarında dilenen / isteyen ve mahrum kalanlar için bir hak vardı, arzda ve kendilerinde, inananlar / kanaat getirenler için ayetler vardı, hâlâ görmüyor musunuz? Sema da size erzak ve size vaad edilen var , göğün ve yerin Rabbine and olsun ki kesinlikle O, tıpkı konuşmanız kadar gerçektir.
Savurup tozutan rüzgârlara andolsun.
Savurup kaldıranlara,
Yükseldikçe yükselenlere, dipnot 1
Zirveye tırmananlar
Savurup tozutan rüzgarlara andolsun!
Savurup tozutan rüzgarlara andolsun!
O tozutup savuranlara/o kırıp un ufak edenlere,
Zâriyât suresi, 2. ayet. فَٱلْحَٰمِلَٰتِ وِقْرًا
(1-6) Tozutup savuranlara, ağırlık taşıyanlara, kolaylıkla akanlara, iş bölüştürenlere andolsun ki, size vaad olunan şey elbette doğrudur. Hesap ve ceza mutlaka gerçekleşecektir.
Ağırlık taşıyanlara,
bir o kadar da ağır mı ağır bir (mana) yükü taşıyan;
ve (koyu bulutların) yükünü taşıyan,
O ağırlık taşıyanlara.
Derken, ağır yük taşıyan (bulut)lara.
yağmur bulutlarını taşıyan,
Sonra, ağırlık taşıyanlara! dipnot 448
- Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca akanlara, iş bölümü yapanlara yemin olsun ki, size vaad edilen kesinlikle gerçekleşecektir; ceza da kesinlikle olacaktır.
Yük yüklenenlere,
Yük yüklenenlere,
Bir ağırlık taşıyan (bulut)lara
Derken bir ağırlık taşıyanlara
Ve yükü taşıyanlara,
Ve yükü taşıyanlara,
Ve yükü taşıyanlara,
Derken, ağır yük taşıyan (bulut)lara.
Sonra (su) yükü (nü) taşıyan (bulut) lar,
Yükünü yüklenenlere,
(1-23) O tozutup savuranlara, ağırlıkları taşıyanlara, kolaylıkla akıp gidenlere / cereyan edenlere , i şleri taksim edenlere andolsun ki s ize vaad edilen kesinlikle doğrudur ve kesinlikle hesaplaşma / din ortaya konulacaktır / vaki olacaktır. Yörünge sahibi semaya yemin olsun ki kesinlikle sizler karşıt / aykırı / ihtilaflı söz ler içindesiniz. Ondan döndürülen döndürülür. Gebersin / katlolsun tahmin edenler, onlar sersemdirler / amratindeler ve yanılırlar / sehiv ederler. Sana hesap gününün zamanını sorarlar, o gün onlar ateşte denenecekler, fitnelerinizi / sınanmalarınızı tadın, işte, alelacele istediğiniz bu ydu. Muttakiler Rablerinin kendilerine vermiş olduklarıyla bahçelerde ve gözelerdedirler , Rablerinin kendilerine verdiklerini almış vaziyettedirler, k esinlikle onlar , bundan önce güzel davran anlardandılar, g eceleri az uyurlardı, seherlerde ise bağışlanma dilerlerdi , (Seher sihir aynı köktendir uykunun büyü lü etkisi ve sonra uyanış) mallarında dilenen / isteyen ve mahrum kalanlar için bir hak vardı, arzda ve kendilerinde, inananlar / kanaat getirenler için ayetler vardı, hâlâ görmüyor musunuz? Sema da size erzak ve size vaad edilen var , göğün ve yerin Rabbine and olsun ki kesinlikle O, tıpkı konuşmanız kadar gerçektir.
Ağır yük taşıyan (bulut) lara.
(Yağmur) Yüklü (bulut)lara,
(bu yolda) ağır yük yüklenenlere,
Yük altına girenler
Ağır yük taşıyan (bulut)lara...
Ağır yük taşıyan(bulut)lara...
O ağırlık taşıyanlara,
Zâriyât suresi, 3. ayet. فَٱلْجَٰرِيَٰتِ يُسْرًا
(1-6) Tozutup savuranlara, ağırlık taşıyanlara, kolaylıkla akanlara, iş bölüştürenlere andolsun ki, size vaad olunan şey elbette doğrudur. Hesap ve ceza mutlaka gerçekleşecektir.
Kolayca süzülenlere,
buna karşın, kolayca aktığı (kalpleri) fetheden;
yumuşak bir şekilde akıp giden,
O kolayca akıp gidenlere.
Sonra kolaylıkla akıp gidenlere,
gemileri kolayca yüzdüren
Sonra, kolayca akıp gidenlere!
- Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca akanlara, iş bölümü yapanlara yemin olsun ki, size vaad edilen kesinlikle gerçekleşecektir; ceza da kesinlikle olacaktır.
Kolayca akıp gidenlere,
Kolayca akıp gidenlere,
Kolaylıkla akıp giden (gemi)lere
Derken bir kolaylıkla akanlara
Sonra kolayca akıp gidenlere,
Sonra kolayca akıp gidenlere,
Sonra kolayca akıp gidenlere,
Sonra kolaylıkla akıp gidenlere,
sonra kolayca akan (gemi) ler,
Kolayca süzülenlere,
(1-23) O tozutup savuranlara, ağırlıkları taşıyanlara, kolaylıkla akıp gidenlere / cereyan edenlere , i şleri taksim edenlere andolsun ki s ize vaad edilen kesinlikle doğrudur ve kesinlikle hesaplaşma / din ortaya konulacaktır / vaki olacaktır. Yörünge sahibi semaya yemin olsun ki kesinlikle sizler karşıt / aykırı / ihtilaflı söz ler içindesiniz. Ondan döndürülen döndürülür. Gebersin / katlolsun tahmin edenler, onlar sersemdirler / amratindeler ve yanılırlar / sehiv ederler. Sana hesap gününün zamanını sorarlar, o gün onlar ateşte denenecekler, fitnelerinizi / sınanmalarınızı tadın, işte, alelacele istediğiniz bu ydu. Muttakiler Rablerinin kendilerine vermiş olduklarıyla bahçelerde ve gözelerdedirler , Rablerinin kendilerine verdiklerini almış vaziyettedirler, k esinlikle onlar , bundan önce güzel davran anlardandılar, g eceleri az uyurlardı, seherlerde ise bağışlanma dilerlerdi , (Seher sihir aynı köktendir uykunun büyü lü etkisi ve sonra uyanış) mallarında dilenen / isteyen ve mahrum kalanlar için bir hak vardı, arzda ve kendilerinde, inananlar / kanaat getirenler için ayetler vardı, hâlâ görmüyor musunuz? Sema da size erzak ve size vaad edilen var , göğün ve yerin Rabbine and olsun ki kesinlikle O, tıpkı konuşmanız kadar gerçektir.
Kolayca akıp giden (gemi) lere.
Kolayca akıp gidenlere,
(elinden geleni yaparak dipnot 1 ) kolayca yol bulanlara,
Kolayca yol bulanlar
Kolayca akıp giden (gemi)lere...
Kolayca akıp giden(gemi)lere...
O kolayca akıp gidenlere/o rahatça yüzenlere,
Zâriyât suresi, 4. ayet. فَٱلْمُقَسِّمَٰتِ أَمْرًا
(1-6) Tozutup savuranlara, ağırlık taşıyanlara, kolaylıkla akanlara, iş bölüştürenlere andolsun ki, size vaad olunan şey elbette doğrudur. Hesap ve ceza mutlaka gerçekleşecektir.
İşi ayıranlara ki dipnot 1
ve emr(-i ilahiyi hayata) paylaştıran (vahiy) şahit olsun!
ve (hayatın nimetlerini) (Allah'ın) buyruğu altında paylaştıran!
Hükmü taksim edenlere!
Sonra iş(ler)i taksim edenlere andolsun.
ve yağmurları taksim eden rüzgârlara yemin olsun ki
Sonra, işi paylaştıranlara!
- Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca akanlara, iş bölümü yapanlara yemin olsun ki, size vaad edilen kesinlikle gerçekleşecektir; ceza da kesinlikle olacaktır.
Ve işi bölümlere ayıranlara ant olsun ki
Ve işi bölümlere ayıranlara andolsun ki
Bir iş bölümü yapan (melek)lere yemin ederim ki,
Derken bir emir taksim edenlere kasem olsun
Sonra işi paylaştıranlara ant olsun ki,
Sonra işi paylaştıranlara ant olsun ki,
Sonra işi paylaştıranlara ant olsun ki,
Sonra buyruğu taksim edenlere andolsun.
sonra iş bölümü yapan (melek) ler hakkı için,
İşi ayıranlara andolsun ki;
(1-23) O tozutup savuranlara, ağırlıkları taşıyanlara, kolaylıkla akıp gidenlere / cereyan edenlere , i şleri taksim edenlere andolsun ki s ize vaad edilen kesinlikle doğrudur ve kesinlikle hesaplaşma / din ortaya konulacaktır / vaki olacaktır. Yörünge sahibi semaya yemin olsun ki kesinlikle sizler karşıt / aykırı / ihtilaflı söz ler içindesiniz. Ondan döndürülen döndürülür. Gebersin / katlolsun tahmin edenler, onlar sersemdirler / amratindeler ve yanılırlar / sehiv ederler. Sana hesap gününün zamanını sorarlar, o gün onlar ateşte denenecekler, fitnelerinizi / sınanmalarınızı tadın, işte, alelacele istediğiniz bu ydu. Muttakiler Rablerinin kendilerine vermiş olduklarıyla bahçelerde ve gözelerdedirler , Rablerinin kendilerine verdiklerini almış vaziyettedirler, k esinlikle onlar , bundan önce güzel davran anlardandılar, g eceleri az uyurlardı, seherlerde ise bağışlanma dilerlerdi , (Seher sihir aynı köktendir uykunun büyü lü etkisi ve sonra uyanış) mallarında dilenen / isteyen ve mahrum kalanlar için bir hak vardı, arzda ve kendilerinde, inananlar / kanaat getirenler için ayetler vardı, hâlâ görmüyor musunuz? Sema da size erzak ve size vaad edilen var , göğün ve yerin Rabbine and olsun ki kesinlikle O, tıpkı konuşmanız kadar gerçektir.
İşleri taksim edenlere (meleklere).
İş(ler)i taksim edenlere (rızıkları, yağmurları dağıtan güçlere) andolsun ki,
(bu maksatla) iş bölümü yapanlara dipnot 1 yemin olsun ki
ve işi paylaştıranlar önemli olduğu gibi
İşleri taksim edenlere (Meleklere)...
İşleri taksim edenlere...
O iş ve oluşu bölüştürenlere yemin olsun ki,
Zâriyât suresi, 5. ayet. إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَصَادِقٌ
(1-6) Tozutup savuranlara, ağırlık taşıyanlara, kolaylıkla akanlara, iş bölüştürenlere andolsun ki, size vaad olunan şey elbette doğrudur. Hesap ve ceza mutlaka gerçekleşecektir.
Size vadedilenler elbette doğrudur.
Hiç tartışmasız, size vaad edilmiş olan elbet doğrudur;
Gerçek şu ki, size vaad edilmiş olan kesinlikle doğrudur,
Vadolunduğunuz elbette kesinlikle gerçektir!
Size va'dedilmekte olan, hiç tartışmasız doğrudur.
size vâdedilen, kesinlikle doğrudur
Kuşkusuz, size sözü verilen, kesinlikle doğrudur.
- Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca akanlara, iş bölümü yapanlara yemin olsun ki, size vaad edilen kesinlikle gerçekleşecektir; ceza da kesinlikle olacaktır.
Size söz verilen kuşkusuz bir gerçektir.
Size söz verilen kuşkusuz bir gerçektir.
muhakkak o size va'dolunan mutlaka doğrudur.
Ki muhakkak o size va'd olunan her halde doğrudur
Uyarıldığınız şey kesinlikle gerçektir.
Uyarıldığınız şey kesinlikle gerçektir.
Uyarıldığınız şey kesinlikle gerçektir.
Size vaad edilmekte olan hiç tartışmasız doğrudur.
şübhesiz ki size va'd olunan (şeylerin hepsi) elbette doğrudur.
Muhakkak size vaadolunan elbette doğrudur.
(1-23) O tozutup savuranlara, ağırlıkları taşıyanlara, kolaylıkla akıp gidenlere / cereyan edenlere , i şleri taksim edenlere andolsun ki s ize vaad edilen kesinlikle doğrudur ve kesinlikle hesaplaşma / din ortaya konulacaktır / vaki olacaktır. Yörünge sahibi semaya yemin olsun ki kesinlikle sizler karşıt / aykırı / ihtilaflı söz ler içindesiniz. Ondan döndürülen döndürülür. Gebersin / katlolsun tahmin edenler, onlar sersemdirler / amratindeler ve yanılırlar / sehiv ederler. Sana hesap gününün zamanını sorarlar, o gün onlar ateşte denenecekler, fitnelerinizi / sınanmalarınızı tadın, işte, alelacele istediğiniz bu ydu. Muttakiler Rablerinin kendilerine vermiş olduklarıyla bahçelerde ve gözelerdedirler , Rablerinin kendilerine verdiklerini almış vaziyettedirler, k esinlikle onlar , bundan önce güzel davran anlardandılar, g eceleri az uyurlardı, seherlerde ise bağışlanma dilerlerdi , (Seher sihir aynı köktendir uykunun büyü lü etkisi ve sonra uyanış) mallarında dilenen / isteyen ve mahrum kalanlar için bir hak vardı, arzda ve kendilerinde, inananlar / kanaat getirenler için ayetler vardı, hâlâ görmüyor musunuz? Sema da size erzak ve size vaad edilen var , göğün ve yerin Rabbine and olsun ki kesinlikle O, tıpkı konuşmanız kadar gerçektir.
Size vadedilen kesinlikle doğrudur.
Size va'dedilen, mutlaka doğrudur.
size vaad edilen elbette doğrudur dipnot 1 .
Size verilen sözlerin doğruluğunda şüphe etmemeniz de önemlidir dipnot 1 .
Size vadedilen elbette doğrudur.
Size vaat edilen elbette doğrudur.
Hiç kuşkusuz, o size vaat olunan kesinlikle doğrudur.
Zâriyât suresi, 6. ayet. وَإِنَّ ٱلدِّينَ لَوَٰقِعٌ
(1-6) Tozutup savuranlara, ağırlık taşıyanlara, kolaylıkla akanlara, iş bölüştürenlere andolsun ki, size vaad olunan şey elbette doğrudur. Hesap ve ceza mutlaka gerçekleşecektir.
Hesap da mutlaka gerçekleşecektir.
ve Hesap (Günü) mutlaka gelecektir.
ve yargılama (Günü) mutlaka gelecektir!
Muhakkak ki Din (sistem) mutlaka bir realitedir!
Şüphesiz din (hesap ve ceza) da mutlaka gerçekleşecektir.
ve ceza mutlaka vuku bulacaktır.
Ve kuşkusuz, din, kesinlikle gerçekleşecektir.
- Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca akanlara, iş bölümü yapanlara yemin olsun ki, size vaad edilen kesinlikle gerçekleşecektir; ceza da kesinlikle olacaktır.
Yargılama kesinlikle gerçekleşecektir.
Yargılama kesinlikle gerçekleşecektir.
Ve muhakkak ceza ve mükafat gerçekleşecektir.
Ve muhakkak ki ceza şübhesiz vakı'dir
Kuşkusuz din dipnot 1 kesinlikle gerçekleşecektir.
Kuşkusuz din dipnot 1 kesinlikle gerçekleşecektir.
Kuşkusuz din dipnot 1 kesinlikle gerçekleşecektir.
Şüphesiz din (hesap ve ceza) da mutlaka gerçekleşecektir.
Şübhesiz ki (amellere göre) ceza (ya'ni mukaabele) de elbette vaaki'dir.
Muhakkak ceza elbet vuku bulacaktır.
(1-23) O tozutup savuranlara, ağırlıkları taşıyanlara, kolaylıkla akıp gidenlere / cereyan edenlere , i şleri taksim edenlere andolsun ki s ize vaad edilen kesinlikle doğrudur ve kesinlikle hesaplaşma / din ortaya konulacaktır / vaki olacaktır. Yörünge sahibi semaya yemin olsun ki kesinlikle sizler karşıt / aykırı / ihtilaflı söz ler içindesiniz. Ondan döndürülen döndürülür. Gebersin / katlolsun tahmin edenler, onlar sersemdirler / amratindeler ve yanılırlar / sehiv ederler. Sana hesap gününün zamanını sorarlar, o gün onlar ateşte denenecekler, fitnelerinizi / sınanmalarınızı tadın, işte, alelacele istediğiniz bu ydu. Muttakiler Rablerinin kendilerine vermiş olduklarıyla bahçelerde ve gözelerdedirler , Rablerinin kendilerine verdiklerini almış vaziyettedirler, k esinlikle onlar , bundan önce güzel davran anlardandılar, g eceleri az uyurlardı, seherlerde ise bağışlanma dilerlerdi , (Seher sihir aynı köktendir uykunun büyü lü etkisi ve sonra uyanış) mallarında dilenen / isteyen ve mahrum kalanlar için bir hak vardı, arzda ve kendilerinde, inananlar / kanaat getirenler için ayetler vardı, hâlâ görmüyor musunuz? Sema da size erzak ve size vaad edilen var , göğün ve yerin Rabbine and olsun ki kesinlikle O, tıpkı konuşmanız kadar gerçektir.
Ceza (karşılık) günü kuşkusuz vuku bulacaktır.
Ceza muhakkak olacaktır.
Her şeyin karşılığının verilmesi işi dipnot 1 mutlaka gerçekleşecektir.
Evet, hesap verme günü gerçekleşecektir.
Ceza günü kuşkusuz vuku bulacaktır.
Ceza günü kuşkusuz gerçekleşecektir.
Ve din, şaşmaz bir olgudur.
Zâriyât suresi, 7. ayet. وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلْحُبُكِ
(7-8) Yollara (yıldızların dolaştığı yörüngelere) sahip göğe andolsun ki, muhakkak siz, (peygamber hakkında) çelişkili sözler söylüyorsunuz.
Yörüngeleri bulunan göğe yemin olsun ki
Şahit olsun hareketli ve çok katmanlı yollarla donatılmış (olarak görünen) gök:
Düşün yıldız kümeleri ile dolu gök kubbeyi!
O (çeşitli düşüncelerden oluşmuş) yollarla dolu sema (bilinç)!
'Özen içinde yollar ve yörüngelerle donatılmış' göğe andolsun;
İçinde yörüngeleri olan göğe andolsun ki
Yemin olsun; uyumlu yolları olan göklere! dipnot 449
Yörüngelere sahip olan göğe yemin olsun ki,
Yörüngelere sahip göğe ant olsun ki
Mükemmel çizilmiş yörüngelere sahip göğe andolsun ki
O düzgün yollara sahip göğe yemin ederim ki,
O düzgün hareli Semaya kasem ederim
Yollara sahip gökyüzüne ant olsun ki,
Yollara sahip gökyüzüne ant olsun ki,
Yollara sahip gökyüzüne ant olsun ki,
'Özen içinde yollar ve yörüngelerle donatılmış' göğe andolsun;
O haareli yollara saahib gök hakkı için,
Hareli yollara sahip olan göğe andolsun ki;
(1-23) O tozutup savuranlara, ağırlıkları taşıyanlara, kolaylıkla akıp gidenlere / cereyan edenlere , i şleri taksim edenlere andolsun ki s ize vaad edilen kesinlikle doğrudur ve kesinlikle hesaplaşma / din ortaya konulacaktır / vaki olacaktır. Yörünge sahibi semaya yemin olsun ki kesinlikle sizler karşıt / aykırı / ihtilaflı söz ler içindesiniz. Ondan döndürülen döndürülür. Gebersin / katlolsun tahmin edenler, onlar sersemdirler / amratindeler ve yanılırlar / sehiv ederler. Sana hesap gününün zamanını sorarlar, o gün onlar ateşte denenecekler, fitnelerinizi / sınanmalarınızı tadın, işte, alelacele istediğiniz bu ydu. Muttakiler Rablerinin kendilerine vermiş olduklarıyla bahçelerde ve gözelerdedirler , Rablerinin kendilerine verdiklerini almış vaziyettedirler, k esinlikle onlar , bundan önce güzel davran anlardandılar, g eceleri az uyurlardı, seherlerde ise bağışlanma dilerlerdi , (Seher sihir aynı köktendir uykunun büyü lü etkisi ve sonra uyanış) mallarında dilenen / isteyen ve mahrum kalanlar için bir hak vardı, arzda ve kendilerinde, inananlar / kanaat getirenler için ayetler vardı, hâlâ görmüyor musunuz? Sema da size erzak ve size vaad edilen var , göğün ve yerin Rabbine and olsun ki kesinlikle O, tıpkı konuşmanız kadar gerçektir.
Güzel yolları (ve yörüngeleri) olan göğe andolsun.
(Çeşitli) yolları (yörüngeleri) bulunan göğe andolsun ki,
Görkemli ve sağlam yapılı dipnot 1 göğe yemin olsun ki dipnot 2
Yörüngelerle dolu gök de önemlidir.
Güzel yolları olan göğe andolsun.
Güzel yolları olan göğe andolsun
Yemin olsun o ahenkli yollar taşıyan göğe,
Zâriyât suresi, 8. ayet. إِنَّكُمْ لَفِى قَوْلٍ مُّخْتَلِفٍ
(7-8) Yollara (yıldızların dolaştığı yörüngelere) sahip göğe andolsun ki, muhakkak siz, (peygamber hakkında) çelişkili sözler söylüyorsunuz.
Şüphesiz siz çelişkili söz(ler) içindesiniz.
Elbet siz, (inanç hususunda) gerçekten de farklı görüşlerdesiniz;
Siz (ey insanlar,) neye inanılacağı konusunda derin bir ayrılık içindesiniz.
Muhakkak ki siz çeşitli görüşler içindesiniz!
Siz, gerçekten birbirini tutmaz bir söz (çelişkili ve aykırı görüşler) içindesiniz.
siz çelişkili sözler söylüyorsunuz.
Aslında, siz, gerçekten uyuşmazlık içindesiniz.
Şüphesiz siz çelişkili sözler söylüyorsunuz.
Siz ihtilaf içindesiniz.
Siz ihtilaf içindesiniz.
siz pek çelişkili bir söz içindesiniz.
Ki siz pek muhtelif bir kavl içinde bulunuyorsunuz
Kuşkusuz siz, söylediklerinizde çelişki içindesiniz.
Kuşkusuz siz, söylediklerinizde çelişki içindesiniz.
Kuşkusuz siz, söylediklerinizde çelişki içindesiniz.
Siz, gerçekten birbirini tutmaz bir söz (çelişkili ve aykırı görüşler) içindesiniz.
hakıykat, siz kat'i ihtilafa düşen bir söz içindesinizdir.
Muhakkak siz, ihtilaflı bir sözdesiniz.
(1-23) O tozutup savuranlara, ağırlıkları taşıyanlara, kolaylıkla akıp gidenlere / cereyan edenlere , i şleri taksim edenlere andolsun ki s ize vaad edilen kesinlikle doğrudur ve kesinlikle hesaplaşma / din ortaya konulacaktır / vaki olacaktır. Yörünge sahibi semaya yemin olsun ki kesinlikle sizler karşıt / aykırı / ihtilaflı söz ler içindesiniz. Ondan döndürülen döndürülür. Gebersin / katlolsun tahmin edenler, onlar sersemdirler / amratindeler ve yanılırlar / sehiv ederler. Sana hesap gününün zamanını sorarlar, o gün onlar ateşte denenecekler, fitnelerinizi / sınanmalarınızı tadın, işte, alelacele istediğiniz bu ydu. Muttakiler Rablerinin kendilerine vermiş olduklarıyla bahçelerde ve gözelerdedirler , Rablerinin kendilerine verdiklerini almış vaziyettedirler, k esinlikle onlar , bundan önce güzel davran anlardandılar, g eceleri az uyurlardı, seherlerde ise bağışlanma dilerlerdi , (Seher sihir aynı köktendir uykunun büyü lü etkisi ve sonra uyanış) mallarında dilenen / isteyen ve mahrum kalanlar için bir hak vardı, arzda ve kendilerinde, inananlar / kanaat getirenler için ayetler vardı, hâlâ görmüyor musunuz? Sema da size erzak ve size vaad edilen var , göğün ve yerin Rabbine and olsun ki kesinlikle O, tıpkı konuşmanız kadar gerçektir.
Muhakkak siz çelişkili bir söz içindesiniz.
Siz, çeşitli söz(ler) içindesiniz.
(ey müşrikler) siz (hesap verme konusunda) hakikaten farklı bir söylem içindesiniz dipnot 1 .
Sizin çelişkili bir söylem içinde olduğunuzu bilmeniz de önemlidir
Ki siz çelişkili bir sözler içindesiniz.
Ki siz ihtilaflı görüşler içindesiniz.
Ki siz gerçekten tartışmalarla dolu bir söz içindesiniz.
Zâriyât suresi, 9. ayet. يُؤْفَكُ عَنْهُ مَنْ أُفِكَ
Ondan (Peygamber'den) çevrilen çevrilir.
Ondan (Kur'an'dan) savrulan kişi (kendi aleyhine) savrulmuş olur.
savrulanlar, kendi aleyhine savrulurlar!
Bu konuda (gerçeğe) aykırı görüşleri savunan, (yalnızca) kendini aldatır!
Çevrilmiş kimse Ondan döndürülür!
Ondan çevrilen çevrilir,
Ondan (Kur'an'dan veya imandan ancak) döndürülebilen döndürülür.
Ondan döndürülen kişi, saptırılmıştır.
O sözden dolayı imandan döndürülebilen, döndürülüyor.
Çevrilen, ondan çevrilir.
Çevrilen, ondan çevrilir.
Ondan çevrilen çevrilir.
Ondan çevirilen çevrilir
Döndürülecek kimse, ondan çevrilir. dipnot 1
Döndürülecek kimse, ondan çevrilir. dipnot 1
Döndürülecek kimse, ondan çevrilir. dipnot 1
Ondan çevrilen çevrilir,
Ondan döndürülen kimseler döndürülür.
Ondan döndürülen kimseler döndürülür.
(1-23) O tozutup savuranlara, ağırlıkları taşıyanlara, kolaylıkla akıp gidenlere / cereyan edenlere , i şleri taksim edenlere andolsun ki s ize vaad edilen kesinlikle doğrudur ve kesinlikle hesaplaşma / din ortaya konulacaktır / vaki olacaktır. Yörünge sahibi semaya yemin olsun ki kesinlikle sizler karşıt / aykırı / ihtilaflı söz ler içindesiniz. Ondan döndürülen döndürülür. Gebersin / katlolsun tahmin edenler, onlar sersemdirler / amratindeler ve yanılırlar / sehiv ederler. Sana hesap gününün zamanını sorarlar, o gün onlar ateşte denenecekler, fitnelerinizi / sınanmalarınızı tadın, işte, alelacele istediğiniz bu ydu. Muttakiler Rablerinin kendilerine vermiş olduklarıyla bahçelerde ve gözelerdedirler , Rablerinin kendilerine verdiklerini almış vaziyettedirler, k esinlikle onlar , bundan önce güzel davran anlardandılar, g eceleri az uyurlardı, seherlerde ise bağışlanma dilerlerdi , (Seher sihir aynı köktendir uykunun büyü lü etkisi ve sonra uyanış) mallarında dilenen / isteyen ve mahrum kalanlar için bir hak vardı, arzda ve kendilerinde, inananlar / kanaat getirenler için ayetler vardı, hâlâ görmüyor musunuz? Sema da size erzak ve size vaad edilen var , göğün ve yerin Rabbine and olsun ki kesinlikle O, tıpkı konuşmanız kadar gerçektir.
Ondan döndürülen kimseler döndürülür.
Çevrilen, ondan çevriliyor.
Yalana sürüklenmiş kişi, (bu konuda da gerçekten) uzaklaştırılıp yalana sürüklenir dipnot 1 .
Hesap verme inancından çevrilen çevrilene.
Ondan çevrilen çevrilir.
Ondan çevrilen çevrilir.
Yüzgeri çevrilen onun yüzünden çevrilir.
Zâriyât suresi, 10. ayet. قُتِلَ ٱلْخَرَّٰصُونَ
(10-11) Cehalet içinde gaflete dalmış olan (ve "Muhammed şairdir, delidir" diyen) yalancılar kahrolsun!
Kahrolsun o koyu yalancılar!
Kahrolsun keyfi yargılarını kesin gerçek gibi pazarlayanlar.
Onlar yalnızca kendilerini yok ederler, o anlayamadıkları şeyler hakkında zanda bulunanlar,
Ölsün o yalancılar!
Kahrolsun, o 'zan ve tahminle yalan söyleyenler';
Kahrolsun o koyu yalancılar!
Yok olsun yalancılar!
Kahrolsun o koyu yalancılar!
Kahrolsun palavracılar,
Kahrolsun palavracılar,
O kahrolası yalancılar.
O kahrolası yalancılar
Kahrolsun yalancılar. dipnot 1
Kahrolsun yalancılar. dipnot 1
Kahrolsun yalancılar.
Kahrolsun, o 'zan ve tahminle yalan söyleyenler';
Kahr olsun o koyu yalancılar!
Kahrolsun o koyu yalancılar.
(1-23) O tozutup savuranlara, ağırlıkları taşıyanlara, kolaylıkla akıp gidenlere / cereyan edenlere , i şleri taksim edenlere andolsun ki s ize vaad edilen kesinlikle doğrudur ve kesinlikle hesaplaşma / din ortaya konulacaktır / vaki olacaktır. Yörünge sahibi semaya yemin olsun ki kesinlikle sizler karşıt / aykırı / ihtilaflı söz ler içindesiniz. Ondan döndürülen döndürülür. Gebersin / katlolsun tahmin edenler, onlar sersemdirler / amratindeler ve yanılırlar / sehiv ederler. Sana hesap gününün zamanını sorarlar, o gün onlar ateşte denenecekler, fitnelerinizi / sınanmalarınızı tadın, işte, alelacele istediğiniz bu ydu. Muttakiler Rablerinin kendilerine vermiş olduklarıyla bahçelerde ve gözelerdedirler , Rablerinin kendilerine verdiklerini almış vaziyettedirler, k esinlikle onlar , bundan önce güzel davran anlardandılar, g eceleri az uyurlardı, seherlerde ise bağışlanma dilerlerdi , (Seher sihir aynı köktendir uykunun büyü lü etkisi ve sonra uyanış) mallarında dilenen / isteyen ve mahrum kalanlar için bir hak vardı, arzda ve kendilerinde, inananlar / kanaat getirenler için ayetler vardı, hâlâ görmüyor musunuz? Sema da size erzak ve size vaad edilen var , göğün ve yerin Rabbine and olsun ki kesinlikle O, tıpkı konuşmanız kadar gerçektir.
Kahrolsun o yalancılar!
O (çeşitli sözleri) atan yalancılar kahrolsun!
Kahrolsun delilsiz konuşup duranlar! dipnot 1
Kurgularını gerçek gibi sunanlar kahrolsunlar.
Kahrolsun yalancılar!
Kahrolsun yalancılar
Kahrolsun o düzenbaz yalancılar,
Zâriyât suresi, 11. ayet. ٱلَّذِينَ هُمْ فِى غَمْرَةٍ سَاهُونَ
(10-11) Cehalet içinde gaflete dalmış olan (ve "Muhammed şairdir, delidir" diyen) yalancılar kahrolsun!
Onlar, koyu bir şaşkınlıkta ne yaptığını bilmeyenlerdir.
Onlar daldıkları gafletin derin karanlığında kendi varlığını unutanlardır;
aptallıklarıyla cehalete gömülenler;
Onlar ki cehalet ve körlük içinde ne yaptığını bilmeyenlerdir!
Ki onlar, 'bilgisizliğin kuşatması' içinde habersizdirler.
Onlar koyu bir cehalet içerisinde kalmış gafillerdir.
Şapşallıklarıyla bilgisizliğe gömülenler!
Onlar cehalet bataklığında ne yaptıklarından habersizdirler.
Ki şaşkınlıkları içinde umursamıyorlar.
Ki şaşkınlıkları içinde umursamıyorlar.
O sarhoşluk içinde yaptığını bilmezler.
O serhoşluk içinde yaptığını bilmezler
Onlar, cehalet içinde ne yaptığını bilmeyenlerdir.
Onlar, cehalet içinde ne yaptığını bilmeyenlerdir.
Onlar, cehalet içinde ne yaptığını bilmeyenlerdir.
Ki onlar, 'bilgisizliğin kuşatması' içinde habersizdirler.
ki onlar koyu bir cehalet içinde kalmış gaafil kimselerdir.
Ki onlar; koyu bir cehalet içerisinde kalmış gafillerdir.
(1-23) O tozutup savuranlara, ağırlıkları taşıyanlara, kolaylıkla akıp gidenlere / cereyan edenlere , i şleri taksim edenlere andolsun ki s ize vaad edilen kesinlikle doğrudur ve kesinlikle hesaplaşma / din ortaya konulacaktır / vaki olacaktır. Yörünge sahibi semaya yemin olsun ki kesinlikle sizler karşıt / aykırı / ihtilaflı söz ler içindesiniz. Ondan döndürülen döndürülür. Gebersin / katlolsun tahmin edenler, onlar sersemdirler / amratindeler ve yanılırlar / sehiv ederler. Sana hesap gününün zamanını sorarlar, o gün onlar ateşte denenecekler, fitnelerinizi / sınanmalarınızı tadın, işte, alelacele istediğiniz bu ydu. Muttakiler Rablerinin kendilerine vermiş olduklarıyla bahçelerde ve gözelerdedirler , Rablerinin kendilerine verdiklerini almış vaziyettedirler, k esinlikle onlar , bundan önce güzel davran anlardandılar, g eceleri az uyurlardı, seherlerde ise bağışlanma dilerlerdi , (Seher sihir aynı köktendir uykunun büyü lü etkisi ve sonra uyanış) mallarında dilenen / isteyen ve mahrum kalanlar için bir hak vardı, arzda ve kendilerinde, inananlar / kanaat getirenler için ayetler vardı, hâlâ görmüyor musunuz? Sema da size erzak ve size vaad edilen var , göğün ve yerin Rabbine and olsun ki kesinlikle O, tıpkı konuşmanız kadar gerçektir.
Onlar koyu bir cehalet içerisinde kalmış gafillerdir.
Onlar aptallık içinde yanılıp durmaktadırlar.
Onlar daldıkları şey içinde kalıp doğruları önemsemeyenlerdir dipnot 1 .
Onlar bir beklentiyle hoş görünenlerdir dipnot 1 .
Ki onlar, koyu bir cehalet içerisinde kalmış gafillerdir.
Ki onlar, gafilce sapıklık içinde yüzmektedirler.
Ki onlar bir sersemlik içinde ne yaptıklarından habersizdirler.
Zâriyât suresi, 12. ayet. يَسْـَٔلُونَ أَيَّانَ يَوْمُ ٱلدِّينِ
"Ceza günü ne zaman?" diye sorarlar.
Hesap gününün ne zaman olduğunu soruyorlar. dipnot 1
"Hesap Günü ne zamanmış bakayım?" diye söylenenlerdir.
(müstehzi bir şekilde,) "Ne zaman gelecekmiş Hesap Günü?" diye soranlar.
"Din süreci ne zamandır?" diye sorarlar.
"Hesap ve ceza (din) günü ne zaman?" diye sorarlar.
Ceza gününün ne zaman olduğunu sorarlar.
Soruyorlar; "Yargı Günü ne zaman?"
"Ceza günü ne zaman?" diye sorarlar.
Yargı Gününün zamanını sorarlar.
Yargı Gününün zamanını sorarlar.
Soruyorlar: "Ne zaman o ceza günü?" diye.
Soruyorlar: ne zaman o ceza günü? (yevm-i din)
"Din Günü dipnot 1 ne zaman?" diye sorarlar.
"Din Günü dipnot 1 ne zaman?" diye sorarlar.
"Din günü dipnot 1 ne zaman?" diye sorarlar.
"Hesap ve ceza (din) günü ne zaman?" diye sorarlar.
Onlar, o ceza gününün ne zaman olduğunu sorarlar.
Din günü ne zaman? diye sorarlar.
(1-23) O tozutup savuranlara, ağırlıkları taşıyanlara, kolaylıkla akıp gidenlere / cereyan edenlere , i şleri taksim edenlere andolsun ki s ize vaad edilen kesinlikle doğrudur ve kesinlikle hesaplaşma / din ortaya konulacaktır / vaki olacaktır. Yörünge sahibi semaya yemin olsun ki kesinlikle sizler karşıt / aykırı / ihtilaflı söz ler içindesiniz. Ondan döndürülen döndürülür. Gebersin / katlolsun tahmin edenler, onlar sersemdirler / amratindeler ve yanılırlar / sehiv ederler. Sana hesap gününün zamanını sorarlar, o gün onlar ateşte denenecekler, fitnelerinizi / sınanmalarınızı tadın, işte, alelacele istediğiniz bu ydu. Muttakiler Rablerinin kendilerine vermiş olduklarıyla bahçelerde ve gözelerdedirler , Rablerinin kendilerine verdiklerini almış vaziyettedirler, k esinlikle onlar , bundan önce güzel davran anlardandılar, g eceleri az uyurlardı, seherlerde ise bağışlanma dilerlerdi , (Seher sihir aynı köktendir uykunun büyü lü etkisi ve sonra uyanış) mallarında dilenen / isteyen ve mahrum kalanlar için bir hak vardı, arzda ve kendilerinde, inananlar / kanaat getirenler için ayetler vardı, hâlâ görmüyor musunuz? Sema da size erzak ve size vaad edilen var , göğün ve yerin Rabbine and olsun ki kesinlikle O, tıpkı konuşmanız kadar gerçektir.
"Ceza günü ne zaman diye sorarlar?"
"Ceza günü ne zaman?" diye sorarlar.
"Her şeyin karşılığının verileceği gün de ne zamanmış!" diye soruyorlar dipnot 1 .
Hesap verme günü ne zaman diye sorarlar.
Ceza günü ne zaman diye sorarlar?
-Ceza günü ne zaman diye sorarlar?
Sorarlar: "Ne zaman o din günü?"
Zâriyât suresi, 13. ayet. يَوْمَ هُمْ عَلَى ٱلنَّارِ يُفْتَنُونَ
(13-14) Ateş üzerinde azaba uğratılacakları gün (görevli melekler onlara şöyle der): "Azabınızı tadın! İşte acele isteyip durduğunuz şey budur."
O gün onlar, ateş üzerinde imtihan edileceklerdir.
Onlar o gün ateşte azap görecekler;
(O Gün,) onlar ateşle denenecekler,
O süreçte onlar ateşte kıvranırlar!
O gün onlar, ateşin üstünde tutulup eritilecekler:
O gün onlar ateşe sokulacaklardır.
O gün, ateşle sınanacaklar.
O gün onlar ateşe sokulacaklardır.
O gün onlar ateşe sunulacaklardır.
O gün onlar ateşe sunulacaklardır.
Ateş üzerinde kıvranacaklan gün.
Ateş üzerinde kıvranacakları gün
O gün onlar, ateşe atılacaklar.
O gün onlar, ateşe atılacaklar.
O gün onlar, ateşe atılacaklar.
O gün onlar, ateşin üstünde tutulup eritilecekler.
(O gün) kendilerinin ateş üzerinde azaba uğratılacakları gündür.
O, kendilerinin ateşe sokulacakları gündür.
(1-23) O tozutup savuranlara, ağırlıkları taşıyanlara, kolaylıkla akıp gidenlere / cereyan edenlere , i şleri taksim edenlere andolsun ki s ize vaad edilen kesinlikle doğrudur ve kesinlikle hesaplaşma / din ortaya konulacaktır / vaki olacaktır. Yörünge sahibi semaya yemin olsun ki kesinlikle sizler karşıt / aykırı / ihtilaflı söz ler içindesiniz. Ondan döndürülen döndürülür. Gebersin / katlolsun tahmin edenler, onlar sersemdirler / amratindeler ve yanılırlar / sehiv ederler. Sana hesap gününün zamanını sorarlar, o gün onlar ateşte denenecekler, fitnelerinizi / sınanmalarınızı tadın, işte, alelacele istediğiniz bu ydu. Muttakiler Rablerinin kendilerine vermiş olduklarıyla bahçelerde ve gözelerdedirler , Rablerinin kendilerine verdiklerini almış vaziyettedirler, k esinlikle onlar , bundan önce güzel davran anlardandılar, g eceleri az uyurlardı, seherlerde ise bağışlanma dilerlerdi , (Seher sihir aynı köktendir uykunun büyü lü etkisi ve sonra uyanış) mallarında dilenen / isteyen ve mahrum kalanlar için bir hak vardı, arzda ve kendilerinde, inananlar / kanaat getirenler için ayetler vardı, hâlâ görmüyor musunuz? Sema da size erzak ve size vaad edilen var , göğün ve yerin Rabbine and olsun ki kesinlikle O, tıpkı konuşmanız kadar gerçektir.
O gün, onların ateşte yakılarak azap görecekleri gündür.
O gün onlar ateş üzerinde yakılacaklardır.
Cehennem ateşinde kıvrandırılırken şüphelerinden arındıkları dipnot 1 gün (bunun cevabını alacaklar) dipnot 2 .
Sordukları, kendilerinin ateşte yanacakları gündür!
O gün, onların ateşte yakılarak azap görecekleri gündür.
O gün, onların ateşte yakılacakları gündür.
O gün onlar ateş üzerinde deneme ve elemeye tabi tutulacaklardır.
Zâriyât suresi, 14. ayet. ذُوقُوا۟ فِتْنَتَكُمْ هَٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تَسْتَعْجِلُونَ
(13-14) Ateş üzerinde azaba uğratılacakları gün (görevli melekler onlara şöyle der): "Azabınızı tadın! İşte acele isteyip durduğunuz şey budur."
(Onlara) "İmtihanınızı(n sonucunu) tadın! Acele gelmesini istediğiniz şey işte budur!" dipnot 1 (denecektir).
(ve) onlara "Azabınızı tadın!" denilecek; "İşte bu, sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir!"
(ve o Gün,) "Bu sınanmayı yaşayın!" (denilecek,) "O kadar ısrarla istediğiniz şey budur işte!"
(Zebaniler der ki): "Azabınızı tadın! İşte o acele istediğiniz buydu!"
"Tadın fitnenizi. Bu, sizin pek acele isteyip durduğunuz şeydir."
Azabınızı tadın! Acele gelmesini beklediğiniz şey budur işte! (denir.)
"Tadın, işkencenizi! İvedi olarak istediğiniz şey, işte budur!"
"Azabınızı tadın! Acele gelmesini beklediğiniz şey budur" denir.
Cezanızı tadın, meydan okumakta olduğunuz şey budur işte!
Cezanızı tadın, meydan okumakta olduğunuz şey budur işte!
Tadın cezanızı! Budur işte o sizin acele istedığiniz!
Dadın diye fitnenizi: bu, işte o sizin acele istediğiniz
Fitnenizi dipnot 1 tadın. Bu, sizin acele istediğiniz şeydir.
Fitnenizi dipnot 1 tadın. Bu, sizin acele istediğiniz şeydir.
Fitnenizi dipnot 1 tadın. Bu, sizin acele istediğiniz şeydir.
"Tadın fitnenizi. Bu, sizin pek acele isteyip durduğunuz şeydir."
(Onlara) "Tadın azabınızı. İşte (dünyada) çarçabuk (gelmesini) isteyegeldiğiniz bu idi" (denilir).
Tadın azabınızı, işte acele istediğiniz bu idi.
(1-23) O tozutup savuranlara, ağırlıkları taşıyanlara, kolaylıkla akıp gidenlere / cereyan edenlere , i şleri taksim edenlere andolsun ki s ize vaad edilen kesinlikle doğrudur ve kesinlikle hesaplaşma / din ortaya konulacaktır / vaki olacaktır. Yörünge sahibi semaya yemin olsun ki kesinlikle sizler karşıt / aykırı / ihtilaflı söz ler içindesiniz. Ondan döndürülen döndürülür. Gebersin / katlolsun tahmin edenler, onlar sersemdirler / amratindeler ve yanılırlar / sehiv ederler. Sana hesap gününün zamanını sorarlar, o gün onlar ateşte denenecekler, fitnelerinizi / sınanmalarınızı tadın, işte, alelacele istediğiniz bu ydu. Muttakiler Rablerinin kendilerine vermiş olduklarıyla bahçelerde ve gözelerdedirler , Rablerinin kendilerine verdiklerini almış vaziyettedirler, k esinlikle onlar , bundan önce güzel davran anlardandılar, g eceleri az uyurlardı, seherlerde ise bağışlanma dilerlerdi , (Seher sihir aynı köktendir uykunun büyü lü etkisi ve sonra uyanış) mallarında dilenen / isteyen ve mahrum kalanlar için bir hak vardı, arzda ve kendilerinde, inananlar / kanaat getirenler için ayetler vardı, hâlâ görmüyor musunuz? Sema da size erzak ve size vaad edilen var , göğün ve yerin Rabbine and olsun ki kesinlikle O, tıpkı konuşmanız kadar gerçektir.
(Görevli melekler onlara şöyle der): “Azabınızı tadın! İşte acele isteyip durduğunuz şey budur.”
(Kendilerine): "Fitnenizi (fesadınızın cezasını) tadın! Acele isteyip durduğunuz şey budur işte!" (denilecek).
(İşlediğiniz günahlarla) "Yaktığınız ateşi tadın bakalım! Bu, bir an önce gelmesini istediğiniz şeydir dipnot 1 " (denir).
O gün onlara; "Yaktığınız ateşin tadına varın; bir an önce gelmesini istediğiniz işte bu" denecek.
Tadın azabınızı. Bu acele gelmesini istediğiniz şeydir.
-Tadın azabınızı. Bu acele gelmesini istediğiniz şeydir.
Tadın imtihan ve ıstırabınızı. İşte budur o çarçabuk gelmesini istediğiniz!
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.