Diyanet İşleri
(1-6) Tozutup savuranlara, ağırlık taşıyanlara, kolaylıkla akanlara, iş bölüştürenlere andolsun ki, size vaad olunan şey elbette doğrudur. Hesap ve ceza mutlaka gerçekleşecektir.
Zâriyât suresi
Zâriyât suresi, 4. ayet. فَٱلْمُقَسِّمَٰتِ أَمْرًا
felmüḳassimâti emrâ.
(1-6) Tozutup savuranlara, ağırlık taşıyanlara, kolaylıkla akanlara, iş bölüştürenlere andolsun ki, size vaad olunan şey elbette doğrudur. Hesap ve ceza mutlaka gerçekleşecektir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Yeminler ve ceza günü Zâriyât 1–14 3
(1-6) Tozutup savuranlara, ağırlık taşıyanlara, kolaylıkla akanlara, iş bölüştürenlere andolsun ki, size vaad olunan şey elbette doğrudur. Hesap ve ceza mutlaka gerçekleşecektir.
(7-8) Yollara (yıldızların dolaştığı yörüngelere) sahip göğe andolsun ki, muhakkak siz, (peygamber hakkında) çelişkili sözler söylüyorsunuz.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 1–6. ayetler için yazılmıştır.
1-6. “Andolsun tozutup savuran” yumuşak ve tatlı esişinde, güçlü ve şiddetli esişinde, saçıp savuran ve dağıtan rüzgarlara; “Ağır bir yük taşıyan” Allah’ın kullara ve ülkelere kendisi ile faydalar ihsan ettiği pek çok sular barındıran bulutlara; “Kolaylıkla akıp gidenlere” ve gökleri süsleyen, kara ve denizin karanlıklarında kendileri ile yol bulunan, kendilerinden ibret alınmak sureti ile yararlanılan yıldızlara; “Emri paylaştıran” Allah’ın izni ile emirleri paylaştırıp çekip çeviren, idare eden meleklere... Onların her birisini Yüce Allah dünya ve âhiret işlerinden bir iş üzerinde görevlendirmiştir. Hiçbirisi kendisi için tayin ve tespit edilen sınırı aşmadığı gibi görevini eksik de yapmaz.
Bu buyruklarla doğru sözlü Yüce Allah, bu pek büyük varlıklara yemin etmektedir. Yüce Allah bu yarattıklarında öyle birtakım maslahat ve menfaatler takdir buyurmuştur ki, bunları vaadinin doğruluğuna ve amellerin hesabının görülüp karşılıklarının verileceği gün demek olan “din” gününün kaçınılmaz olarak gerçekleşeceğine, onu hiçbir kimsenin önleyemeyeceğine delil kılmıştır.
Doğru sözlü, pek büyük ve yüce olan Allah, bunu haber verip ona yemin ettiğine, O’nun gerçekleşeceğine dair delil ve belgeleri ortaya koyduğuna göre yalanlayıcılar bu günü ne diye yalanlıyor ve amelde bulunacaklar böyle bir gün için amelde bulunmaktan niçin yüz çeviriyorlar?
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Yüce Allah'ın kulların işlerinden taksim etmelerini emrettiği şeyleri taksim eden meleklere.
Aynı kök: قسم (33 geçiş)
Miras taksiminde (kendilerine pay düşmeyen) akrabalar, yetimler ve fakirler hazır bulunurlarsa, onlara da maldan bir şeyler verin ve onlara…
Aynı kök: قسم (33 geçiş)
Ölmüş hayvan, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına boğazlanan, (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç; boğulmuş, darbe sonucu ölmüş,…
Aynı kök: قسم (33 geçiş)
(O zaman) iman edenler derler ki: "Sizinle beraber olduklarına dair var güçleriyle Allah'a yemin edenler şunlar mı?" Bunların çabaları boşa…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
İşi ayıranlara ki dipnot 1
ve emr(-i ilahiyi hayata) paylaştıran (vahiy) şahit olsun!
ve (hayatın nimetlerini) (Allah'ın) buyruğu altında paylaştıran!
Hükmü taksim edenlere!
Sonra iş(ler)i taksim edenlere andolsun.
ve yağmurları taksim eden rüzgârlara yemin olsun ki
Sonra, işi paylaştıranlara!
- Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca akanlara, iş bölümü yapanlara yemin olsun ki, size vaad edilen kesinlikle gerçekleşecektir; ceza da kesinlikle olacaktır.
Ve işi bölümlere ayıranlara ant olsun ki
Ve işi bölümlere ayıranlara andolsun ki
Bir iş bölümü yapan (melek)lere yemin ederim ki,
Derken bir emir taksim edenlere kasem olsun
Sonra işi paylaştıranlara ant olsun ki,
Sonra işi paylaştıranlara ant olsun ki,
Sonra işi paylaştıranlara ant olsun ki,
Sonra buyruğu taksim edenlere andolsun.
sonra iş bölümü yapan (melek) ler hakkı için,
İşi ayıranlara andolsun ki;
(1-23) O tozutup savuranlara, ağırlıkları taşıyanlara, kolaylıkla akıp gidenlere / cereyan edenlere , i şleri taksim edenlere andolsun ki s ize vaad edilen kesinlikle doğrudur ve kesinlikle hesaplaşma / din ortaya konulacaktır / vaki olacaktır. Yörünge sahibi semaya yemin olsun ki kesinlikle sizler karşıt / aykırı / ihtilaflı söz ler içindesiniz. Ondan döndürülen döndürülür. Gebersin / katlolsun tahmin edenler, onlar sersemdirler / amratindeler ve yanılırlar / sehiv ederler. Sana hesap gününün zamanını sorarlar, o gün onlar ateşte denenecekler, fitnelerinizi / sınanmalarınızı tadın, işte, alelacele istediğiniz bu ydu. Muttakiler Rablerinin kendilerine vermiş olduklarıyla bahçelerde ve gözelerdedirler , Rablerinin kendilerine verdiklerini almış vaziyettedirler, k esinlikle onlar , bundan önce güzel davran anlardandılar, g eceleri az uyurlardı, seherlerde ise bağışlanma dilerlerdi , (Seher sihir aynı köktendir uykunun büyü lü etkisi ve sonra uyanış) mallarında dilenen / isteyen ve mahrum kalanlar için bir hak vardı, arzda ve kendilerinde, inananlar / kanaat getirenler için ayetler vardı, hâlâ görmüyor musunuz? Sema da size erzak ve size vaad edilen var , göğün ve yerin Rabbine and olsun ki kesinlikle O, tıpkı konuşmanız kadar gerçektir.
İşleri taksim edenlere (meleklere).
İş(ler)i taksim edenlere (rızıkları, yağmurları dağıtan güçlere) andolsun ki,
(bu maksatla) iş bölümü yapanlara dipnot 1 yemin olsun ki
ve işi paylaştıranlar önemli olduğu gibi
İşleri taksim edenlere (Meleklere)...
İşleri taksim edenlere...
O iş ve oluşu bölüştürenlere yemin olsun ki,
And by the angels, the attendants and divine Messengers of Allah, who minister the affairs of mankind and all other beings, and apportion to each what is determined by Allah,
that distribute [rain] as ordained!
And those that distribute and apportion by Command;-
and execute the great task of apportioning (rainfall): dipnot 1
and those apportioning the command:
And those (angels) who distribute (provisions, rain, and other blessings) by (Allâh’s) Command.
by [the angels] who dispense [livelihood] by [His] command:
And then distribute and apportion the work by (Our) command,
and the partitioners,
Your Lord swears by those clouds that distribute their water equally throughout their trip by the order of the Almighty.
and by the distributors of affairs!-
Distributing a command.
and by the angels who distribute things necessary for the support of all creatures:
And those that distribute and apportion by Our command;
Then (by) the dividers by the Command.
And those who distribute (blessings) by command,
And those who distribute (it) by command,
and those that apportion [the gift of life] at [God’s] behest!
and ˹the angels˺ administering affairs by ˹Allah’s˺ command!
Distributing as commanded.
Distributing them as commanded.
And those [angels] apportioning [each] matter,
And those distributing by command!
And those who share the Command.
And those that distribute and rearrange by (His) Order—
then those who distribute things,
Distributing as commanded.