Zâriyât suresi

Zâriyât suresi, 37. ayet

Zâriyât suresi, 37. ayet. وَتَرَكْنَا فِيهَآ ءَايَةً لِّلَّذِينَ يَخَافُونَ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَلِيمَ

veteraknâ fîhâ âyetel lilleẕîne yeḫâfûne-l`aẕâbe-l'elîm.

Diyanet İşleri

Orada, elem dolu azaptan korkacaklar için bir ibret bıraktık.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Zâriyât 34–40 · surenin 37. ayeti / 60

Konu İbrâhim'in misafirleri ve Lût kavmi Zâriyât 24–37 3

  1. Zâriyât 34

    (32-34) Onlar şöyle dediler: "Biz suçlu bir kavme (Lut'un kavmine), üzerlerine çamurdan, pişirilmiş ve Rabbinin katında haddi aşanlar için belirlenmiş taşlar yağdırmak için gönderildik."

  2. Zâriyât 35

    Orada (Lut'un yöresinde) bulunan mü'minleri çıkardık.

  3. Zâriyât 36

    Zaten orada bir ev halkından başka müslüman bulamadık.

  4. 37

    Orada, elem dolu azaptan korkacaklar için bir ibret bıraktık.

  5. Zâriyât 38

    Musa kıssasında da ibret vardır. Hani biz onu açık bir delil ile Firavun'a göndermiştik.

  6. Zâriyât 39

    O ise kuvvetine güvenerek yüz çevirdi ve "Bu bir büyücü veya delidir" dedi.

  7. Zâriyât 40

    Bunun üzerine biz de kendisini ve ordularını yakalayıp denize attık. O ise (pişman olmuş), kendini kınıyordu.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

37. “Orada can yakıcı azaptan korkanlar için” ibret alan, Yüce Allah’ın cezasının çetin olduğunu, peygamberlerinin ise doğru sözlü ve diğer peygamberleri tasdik edici olduklarını ortaya koyan “bir alâmet/ibret bıraktık.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Lût kavminin yaşadığı beldede onlara azabın isabet ettiğine dair izler bıraktık ki, onlara isabet eden elem dolu azaptan ibret alsınlar. Ki o azaptan kurtulmak için onların yaptıklarını yapmasınlar.

Kelimeler

7 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَتَرَكْنَا ve terakna ve bıraktık kök: ترك
  2. فِيهَآ fiha orada
  3. ءَايَةًۭ ayeten bir ibret kök: ايي
  4. لِّلَّذِينَ lillezine için
  5. يَخَافُونَ yehafune korkanlar kök: خوف
  6. ٱلْعَذَابَ l-azabe azabdan kök: عذب
  7. ٱلْأَلِيمَ l-elime acıklı kök: الم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ترك (43 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)

    Kendileri, geriye zayıf çocuklar bıraktıkları takdirde, onlar hakkında endişeye kapılanlar, (yetimler hakkında da) ürperip korksunlar. Allah'a karşı…

  • Aynı kıssa: Hz. İbrâhim · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)

    Kavmi onunla tartışmaya girişti. Dedi ki: "Beni doğru yola iletmişken, Allah hakkında benimle tartışmaya mı kalkışıyorsunuz? Hem sizin O'na ortak…

  • Aynı kıssa: Hz. İbrâhim · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)

    "Allah'ın, size, hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri O'na ortak koşmaktan korkmuyorsunuz da, ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden ne diye…

  • Aynı kıssa: Hz. İbrâhim · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)

    Ellerini yemeğe uzatmadıklarını görünce, onları yadırgadı ve onlardan dolayı içinde bir korku duydu. Dediler ki: "Korkma, çünkü biz Lut kavmine…

  • Aynı kök: الم (75 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)

    Ey iman edenler! Andolsun, Allah sizleri, ellerinizin ve mızraklarınızın erişebileceği av(lar) ile elbette deneyecek ki, görmediği halde kendisinden…

  • Aynı kök: الم (75 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)

    "Allah'tan başkasına ibadet ve kulluk etmeyin. Doğrusu ben sizin adınıza elem dolu bir günün azabından korkuyorum."

  • Aynı kök: ترك (43 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. İbrâhim

    Sonradan gelenler arasında ona güzel bir ad bıraktık.

  • Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)

    "İnin oradan (cennetten) hepiniz. Tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber) gelir de kim ona uyarsa, onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

66 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Elem verici azaptan korkanlar için orada bir delil dipnot 1 bırakmıştık.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Burada geçen [âyeh] "ayet" kelimesi, helak/yok edilme sonrasında geride kalan harabelerden oluşan "ibret nişanesi" yani bir ders anlamına gelmektedir.

Mustafa İslamoğlu

Ve elem verici azaptan korkacak olan kimseler için orada bir işaret, bir mesaj bıraktık.

Muhammed Esed

Ve böylece (bütün zalimleri bekleyen) şiddetli azaptan korkanlar için orada bir işaret, bir mesaj bıraktık.

Ahmed Hulusi

Orada o elim azaptan korkanlara bir işaret terkettik.

Ali Bulaç

Ve orada, acı bir azabtan korkanlar için bir ayet bıraktık.

Ali Özek ve heyeti

Acı azaptan korkanlar için orada bir işaret bıraktık.

Ali Rıza Safa

Ve acı bir cezadan korkanlar için bir belirti bıraktık.

Bayraktar Bayraklı

O helak olan toplumu o ülkede, elem verici azaptan korkanlar için bir ders olarak bıraktık.

Edip Yüksel

Acı azaptan korkacaklar için orada bir ders bıraktık.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Acı azaptan korkacaklar için orada bir ders bıraktık.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve orada acı bir azaptan korkacak için bir ibret bıraktık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve öyle elim azabdan korkacaklar için orada bir ayet bıraktık

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Orada can yakan azaptan korkanlar için bir ayet dipnot 1 bıraktık.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Gösterge. İbret.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Orada can yakan azaptan korkanlar için bir ayet dipnot 1 bıraktık.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Gösterge.İbret.

Gültekin Onan

Ve orada, acı bir azabtan korkanlar için bir ayet bıraktık.

Hasan Basri Çantay

(Bununla beraber) orada elem verici azabdan, korkacaklar için, bir alamet de bırakdık.

İbni Kesir

Elim azabdan korkanlar için orada bir ayet bıraktık.

Mehmet Alagaş

(24-46) (İBRAHİM RESULULLAHIN MİSAFİRLERİ İLE YAŞADIKLARI, MUSANIN SAV. FİRAVUNLA YAŞADIKLARI AD’IN SEMUDUN VE YOLDAN ÇIKMIŞ NUH KAVMİNİN BAŞLARINA GELENLER) İbrahim'in ikram gören misafiri hadisesi sana kadar ulaştı mı? Girdi klerinde, selam dediler, O da belirsiz / tanınmayan o kavime selam dedi , gizlice yakın çevresine gitti ve semiz bir buzağı getirdi , onlara ikram etti , dedi yemez misiniz? (Yemediklerini görünce) Onlardan dolayı içinde bir korku hissetti , dediler ki korkma, bilge bir oğulla / alim bir oğulla onu müjdelediler, karısı çığlık atarak, ellerini de yüzüne vurarak yaklaştı, kısır ve aciz bir kocakarıyım dedi, Rabbin bu şekilde dedi, dediler, Muhakkak ki O (Allah) hakimdir, bilgedir. O halde önemli işiniz / hatbınız nedir ey elçiler dedi. Biz suçlu bir kavme gönderildik, üzerlerine topraktan taşlar atacağız , savurganlar / müsrifler için Rabbinin katında tanımlı / adrese teslim taşlar , netice de mümin olarak kim var ise oradan çıkardık, orada bir ev dışında Müslüman da bulamadık, onları acıtıcı azaptan korkanlar için bir gösterge / bir ayet olarak orada bıraktık. Musa’yı, o’nu da firavuna Apaçık delillerle gönderdiğimizde, destekçileri ile / yandaşları ile yüz çevirdi ve bu bir sihirbaz yahut divanedir / cinlidir / mecnundur dedi, Onu ve ordusunu aldık ve kınan an biri olarak denize attık. Ad ‘da kurutucu rüzgâr gönderdiğimiz zaman ki o rüzgâr, uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyordu/ es geçmiyordu onları kül yapıyordu. Semud ‘a onlara belirli zamana kadar faydalanın denildiğinde Rabbinin emrine karşı taşkınlık ettiler, bakıp dururlarken onları bir yıldırım çarptı, ayağa kalkmaya dahi güçleri yetmedi, yardım da göremediler. Önce ki Nuh kavmi de onlar da yoldan çıkan bir kavimdiler.

Rowwad Tercüme Merkezi

Orada, elem dolu azaptan korkacaklar için bir ibret bıraktık.

Süleyman Ateş

Acı azabdan korkanlar için orada bir ibret bıraktık.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Üzüntü verici azaptan korkanlar için orada bir belge (ayet) de bıraktık.

Şaban Britch

Orada, acı azaptan korkan kimseler için bir işaret bıraktık.

Şaban Piriş

Orada, acı azaptan korkan kimseler için bir işaret bıraktık.

Yaşar Nuri Öztürk

Acıklı azaptan korkanlar için orada bir işaret bıraktık;

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

We made the event cast its shadows which We left as a sign serving to convey an intimation and to demonstrate divine power and omnipotence to those who fear greatly the eternally tormenting punitive punishment.

Abdul Haleem

and left the town to be a sign for those who fear the painful punishment.

Abdullah Yusuf Ali

And We left there a Sign for such as fear the Grievous Penalty.

Abul A'la Maududi

and We left therein a Sign for those who fear the grievous chastisement. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    A sign: the Dead Sea, southern part of which still presents the signs of a great disaster. The archaeologists have expressed the opinion that the principal cities of the people of Lot were probably sunk underground and the waters of the Dead Sea spread over them. For that part of this sea which is situated to the south of the small peninsula called Al-Lisan clearly seems to be a later development, and the signs of the ruins of the Dead Sea found to the north of this peninsula are very different from those found in the south. From this it is concluded that the southern part was once higher than the sea level. At some later time it sank and went under water. The period of its sinking also seems to be about 2000 B.C. and the same precisely is the time of the Prophets Abraham and Lot (peace be upon them) historically. In 1965 an American archaeological research party discovered a large graveyard at Al-Lisan which contains more than twenty thousand graves. From this one is led to think that nearby it there must have existed a large city. But no ruins of any such city are found in the adjoining area, which might have given rise to such a big graveyard. This fact also strengthens the doubt that the city whose graveyard it was has sunk under the sea. The area to the south of the sea still abounds in the ruins and the underground stocks of sulfur, resin, tar and natural gas found in this area lead one to believe that hell must have been let loose at this place at some time by the eruption of lava and the play of lightning. (For further explanation, see ( E.N. 114 of Surah Ash-Shuara).

Aisha Bewley

And We left a Sign in it for those who fear the painful punishment.

Al-Hilali & Khan

And We have left there a sign (i.e. the place of the Dead Sea[1] in Palestine) for those who fear the painful torment.

Ali Quli Qarai

and We have left therein a sign for those who fear a painful punishment. ’

Amatul Rahman Omar

And (after destroying the townships) We left in them a sign (to serve as a lesson) to those who fear the woeful punishment.

Arthur John Arberry

And therein We left a sign to those who fear the painful chastisement.

Bijan Moeinian

"We set it up as an example for those who do not want to face the punishment of the Lord. "

E. Henry Palmer

And we left therein a sign to those who fear the grievous woe.

Edip-Layth

We have left in it a sign for those who fear the painful retribution.

George Sale

And we overthrew the same, and left a sign therein unto those who dread the severe chastisement of God.

Hamid S. Aziz

And We left therein a sign for those who fear the grievous penalty.

Mahmoud Ghali

And We have left in it a sign to the ones who fear the painful torment.

Marmaduke Pickthall

And We left behind therein a portent for those who fear a painful doom.

Mohamed Ahmed - Samira

We left a sign in this for those who fear the grievous punishment,

Muhammad Asad

And so We left therein a message for those who fear the grievous suffering [which awaits all evildoers].

Mustafa Khattab

And We have left a sign there[1] ˹as a lesson˺ for those who fear the painful punishment.

Progressive Muslims

And We have left in it a sign for those who fear the painful retribution.

Rashad Khalifa

We set it up as a lesson for those who fear the painful retribution.

Sahih International

And We left therein a sign for those who fear the painful punishment.

Sam Gerrans

And We left therein a proof for those who fear the painful punishment.

Shabbir Ahmed

And so We left therein a Sign for those who fear a painful consequence (of their actions).

Syed Vickar Ahamed

And We have left there a Sign for those who may fear the painful penalty.

Taqi Usmani

And We left in this (event) a sign (of deterrence) for those who fear the painful punishment.

The Monotheist Group

And We left in it a sign for those who fear the painful retribution.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Zâriyât suresi, 37. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Zâriyât suresi, 37. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Zâriyât suresi, 37. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩