Diyanet İşleri
(15-16) Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiği şeyleri alarak cennetlerde ve pınar başlarında bulunurlar. Şüphesiz onlar bundan önce iyilik yapan kimselerdi.
Zâriyât suresi
Zâriyât suresi, 15. ayet. إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّٰتٍ وَعُيُونٍ
inne-lmütteḳîne fî cennâtiv ve`uyûn.
(15-16) Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiği şeyleri alarak cennetlerde ve pınar başlarında bulunurlar. Şüphesiz onlar bundan önce iyilik yapan kimselerdi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Sakınanların vasıfları ve yeryüzündeki deliller Zâriyât 15–23 3
"Ceza günü ne zaman?" diye sorarlar.
(13-14) Ateş üzerinde azaba uğratılacakları gün (görevli melekler onlara şöyle der): "Azabınızı tadın! İşte acele isteyip durduğunuz şey budur."
(15-16) Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiği şeyleri alarak cennetlerde ve pınar başlarında bulunurlar. Şüphesiz onlar bundan önce iyilik yapan kimselerdi.
Geceleri pek az uyurlardı.
Seherlerde bağışlama dilerlerdi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
15. Yüce Allah, takvâ sahiplerinin mükâfatını ve kendilerini bu mükâfata kavuşturan amellerini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır: “Şüphesiz takva sahipleri” yani takvâ şiarları ve Allah’a itaat büründükleri elbiseleri olanlar “bahçelerde” içinde dünyada benzeri bulunan ve bulunmayan her türlü ağaç çeşitleri ve meyveler olan bahçelerdedirler ki hiçbir göz bunların benzerini görmemiş, hiçbir kulak işitmemiş, hiçbir insanın hatırından da böylesi geçmemiştir. “ve pınar başlarındadır.” Oradaki pınarlar durmadan akar. O bağlar, bahçeler bu pınarlarla sulanacağı gibi, Allah’ın kulları da bu pınarlardan içecek, onları diledikleri şekilde akıtacaklardır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınarak Rablerinden sakınanlar var ya; şüphesiz kıyamet günü onlar, bahçelerde ve pınarlardadırlar.
Aynı kök: عين (65 geçiş) · Ortak kavram: Cennet
Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen…
Aynı kök: عين (65 geçiş) · Ortak kavram: Cennet
Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, cennetler içinde ve pınarlar başındadır.
Aynı kök: عين (65 geçiş) · Ortak kavram: Cennet
(57-58) Biz de Firavun'un kavmini bahçelerden, pınar başlarından, servetlerden ve iyi bir konumdan çıkardık.
Ortak kavram: Cennet
İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her…
Ortak kavram: Cennet
Dedik ki: "Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."
Ortak kavram: Cennet
İman edip salih ameller işleyenler ise cennetliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(15, 16) Şüphesiz ki muttakîler (duyarlı olanlar), Rablerinin kendilerine verdiği (nimetleri) alarak cennetlerde ve (su) kaynaklarında (olacaklar)dır. Şüphesiz ki onlar, bundan önce (dünyada) güzel davrananlardı.
Ne var ki sorumlu davrananlar, akıl sır ermez cennetlerde ve pınar başlarında bulunacaklar;
(Ama,) Allah'a karşı sorumluluk bilinci duyanlar, kendilerini bahçeler ve pınarlar arasında bulacaklar,
Muhakkak ki korunanlar cennetlerde ve kaynaklardadırlar.
Şüphesiz muttaki olanlar, cennetlerde ve pınarlardadırlar;
Şüphesiz ki Allah'a isyandan sakınanlar, cennetlerde ve pınar başlarında bulunacaklar.
Kuşkusuz, sorumluluk bilinci taşıyanlar, cennetlerde ve pınar başlarındadır.
- Allah'ın emirlerine karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini alarak cennetlerde ve pınar başlarında bulunacaklar. Şüphesiz onlar, bundan önce dünyada güzel davrananlardı.
Erdemliler bahçelerdedir, pınar başlarındadır.
Erdemliler cennetlerdedir, pınar başlarındadır.
Şüphesiz ki, takva sahipleri, cennetlerde pınar başlarındadırlar,
Şübhesiz ki müttekiler Cennetlerde pınar başlarındadır
Takva sahipleri ise cennetlerde dipnot 1 ve pınarlardadırlar.
Takva sahipleri ise cennetlerde dipnot 1 ve pınarlardadırlar.
Takva sahipleri ise cennetlerde dipnot 1 ve pınarlardadırlar.
Şüphesiz muttaki olanlar, cennetlerde ve pınarlardadırlar;
(15-16) Şübhesiz ki (fenalıkdan) sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiği (sevabı) ahz (-ü kabul) etmiş (ve bundan raazi olmuş) olarak, cennetlerde, pınarlar (ın başların) dadırlar. Çünkü onlar bundan evvel iyi amel (ve hareket) edenlerdi.
Muhakkak ki muttakiler; cennetlerde ve çeşmelerdedirler.
(1-23) O tozutup savuranlara, ağırlıkları taşıyanlara, kolaylıkla akıp gidenlere / cereyan edenlere , i şleri taksim edenlere andolsun ki s ize vaad edilen kesinlikle doğrudur ve kesinlikle hesaplaşma / din ortaya konulacaktır / vaki olacaktır. Yörünge sahibi semaya yemin olsun ki kesinlikle sizler karşıt / aykırı / ihtilaflı söz ler içindesiniz. Ondan döndürülen döndürülür. Gebersin / katlolsun tahmin edenler, onlar sersemdirler / amratindeler ve yanılırlar / sehiv ederler. Sana hesap gününün zamanını sorarlar, o gün onlar ateşte denenecekler, fitnelerinizi / sınanmalarınızı tadın, işte, alelacele istediğiniz bu ydu. Muttakiler Rablerinin kendilerine vermiş olduklarıyla bahçelerde ve gözelerdedirler , Rablerinin kendilerine verdiklerini almış vaziyettedirler, k esinlikle onlar , bundan önce güzel davran anlardandılar, g eceleri az uyurlardı, seherlerde ise bağışlanma dilerlerdi , (Seher sihir aynı köktendir uykunun büyü lü etkisi ve sonra uyanış) mallarında dilenen / isteyen ve mahrum kalanlar için bir hak vardı, arzda ve kendilerinde, inananlar / kanaat getirenler için ayetler vardı, hâlâ görmüyor musunuz? Sema da size erzak ve size vaad edilen var , göğün ve yerin Rabbine and olsun ki kesinlikle O, tıpkı konuşmanız kadar gerçektir.
Takva sahibi olanlar ise, Cennetler'de ve pınarlardadır.
Korunanlar, cennetlerde, çeşme başlarındadırlar;
Yanlışlardan sakınanlar ise bahçelerde ve pınar başlarında bulunacak dipnot 1 ,
Kendini bozmamış olanlar dipnot 1 ise bahçelerde ve pınar başlarında olurlar,
Muttakiler, Cennetlerde ve pınarlardadır.
Korunanlar, cennetlerde ve pınarlardadır.
Şu da bir gerçek ki, sakınıp korunanlar bahçelerde ve pınar başlarındadır;
But the righteous who keep Allah in mind and entertain the profound reverence dutiful to Him will take abode in gardens of surpassing beauty ornamented with beautiful springs.
The righteous will be in Gardens with [flowing] springs.
As to the Righteous, they will be in the midst of Gardens and Springs,
As for the God-fearing, dipnot 1 they shall be in the midst of gardens and fountains,
The people with taqwa will be among Gardens and Fountains,
Verily, the Muttaqûn (the pious. See V.2:2) will be in the midst of Gardens and Springs (in the Paradise),
Indeed the Godwary will be amid gardens and springs,
But surely those who have become secure against evil will indeed be in (the land of) Gardens and Springs,
Surely the godfearing shall be among gardens and fountains
On that Day, the righteous ones will be welcomed to the gardens with water springs.
Verily, the pious are in gardens and springs,
The righteous are in paradises and springs.
But the pious shall dwell among gardens and fountains,
Surely those who guard (against evil) shall be in Gardens and Springs.
Surely the pious will be in (the midst of) Gardens and Springs,
Lo! those who keep from evil will dwell amid gardens and watersprings,
Surely those who fear God and follow the straight path will be amidst gardens and fresh springs of water,
[But, ] behold, the God-conscious will find themselves amid gardens and springs,
Indeed, the righteous will be amid Gardens and springs,
The righteous are in paradises and springs.
The righteous have deserved gardens and springs.
Indeed, the righteous will be among gardens and springs,
Those in prudent fear will be among gardens and springs,
Behold, in the midst of Gardens and springs are those who walked aright.
Verily, as to the righteous (with firm Faith), they will be within the Gardens and Springs,
The God-fearing (on the other hand) will be in gardens and springs,
The righteous are in gardens and springs.