Diyanet İşleri
(7-8) Yollara (yıldızların dolaştığı yörüngelere) sahip göğe andolsun ki, muhakkak siz, (peygamber hakkında) çelişkili sözler söylüyorsunuz.
Zâriyât suresi
Zâriyât suresi, 8. ayet. إِنَّكُمْ لَفِى قَوْلٍ مُّخْتَلِفٍ
inneküm lefî ḳavlim muḫtelif.
(7-8) Yollara (yıldızların dolaştığı yörüngelere) sahip göğe andolsun ki, muhakkak siz, (peygamber hakkında) çelişkili sözler söylüyorsunuz.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Yeminler ve ceza günü Zâriyât 1–14 3
(1-6) Tozutup savuranlara, ağırlık taşıyanlara, kolaylıkla akanlara, iş bölüştürenlere andolsun ki, size vaad olunan şey elbette doğrudur. Hesap ve ceza mutlaka gerçekleşecektir.
(7-8) Yollara (yıldızların dolaştığı yörüngelere) sahip göğe andolsun ki, muhakkak siz, (peygamber hakkında) çelişkili sözler söylüyorsunuz.
Ondan (Peygamber'den) çevrilen çevrilir.
(10-11) Cehalet içinde gaflete dalmış olan (ve "Muhammed şairdir, delidir" diyen) yalancılar kahrolsun!
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Mekke halkı!- Şüphesiz sizler, çelişkili sözler söylüyorsunuz. Sizler bazen Kur'an bir sihirdir diyorsunuz, bazen ise bir şiirdir diyorsunuz. Aynı şekilde bazen Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- sihirbazdır diyorsunuz, bazen ise o, bir şairdir diyorsunuz.
Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik
Hani, Rabbin meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. Onlar, "Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa…
Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik
Biz bunu, hem onu görenlere, hem de sonra geleceklere bir ibret ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlara da bir öğüt kıldık.
Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik
Bir de dediler ki: "Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır." Sen onlara de ki: "Siz bunun için Allah'tan söz mü aldınız? -Eğer…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Şüphesiz siz çelişkili söz(ler) içindesiniz.
Elbet siz, (inanç hususunda) gerçekten de farklı görüşlerdesiniz;
Siz (ey insanlar,) neye inanılacağı konusunda derin bir ayrılık içindesiniz.
Muhakkak ki siz çeşitli görüşler içindesiniz!
Siz, gerçekten birbirini tutmaz bir söz (çelişkili ve aykırı görüşler) içindesiniz.
siz çelişkili sözler söylüyorsunuz.
Aslında, siz, gerçekten uyuşmazlık içindesiniz.
Şüphesiz siz çelişkili sözler söylüyorsunuz.
Siz ihtilaf içindesiniz.
Siz ihtilaf içindesiniz.
siz pek çelişkili bir söz içindesiniz.
Ki siz pek muhtelif bir kavl içinde bulunuyorsunuz
Kuşkusuz siz, söylediklerinizde çelişki içindesiniz.
Kuşkusuz siz, söylediklerinizde çelişki içindesiniz.
Kuşkusuz siz, söylediklerinizde çelişki içindesiniz.
Siz, gerçekten birbirini tutmaz bir söz (çelişkili ve aykırı görüşler) içindesiniz.
hakıykat, siz kat'i ihtilafa düşen bir söz içindesinizdir.
Muhakkak siz, ihtilaflı bir sözdesiniz.
(1-23) O tozutup savuranlara, ağırlıkları taşıyanlara, kolaylıkla akıp gidenlere / cereyan edenlere , i şleri taksim edenlere andolsun ki s ize vaad edilen kesinlikle doğrudur ve kesinlikle hesaplaşma / din ortaya konulacaktır / vaki olacaktır. Yörünge sahibi semaya yemin olsun ki kesinlikle sizler karşıt / aykırı / ihtilaflı söz ler içindesiniz. Ondan döndürülen döndürülür. Gebersin / katlolsun tahmin edenler, onlar sersemdirler / amratindeler ve yanılırlar / sehiv ederler. Sana hesap gününün zamanını sorarlar, o gün onlar ateşte denenecekler, fitnelerinizi / sınanmalarınızı tadın, işte, alelacele istediğiniz bu ydu. Muttakiler Rablerinin kendilerine vermiş olduklarıyla bahçelerde ve gözelerdedirler , Rablerinin kendilerine verdiklerini almış vaziyettedirler, k esinlikle onlar , bundan önce güzel davran anlardandılar, g eceleri az uyurlardı, seherlerde ise bağışlanma dilerlerdi , (Seher sihir aynı köktendir uykunun büyü lü etkisi ve sonra uyanış) mallarında dilenen / isteyen ve mahrum kalanlar için bir hak vardı, arzda ve kendilerinde, inananlar / kanaat getirenler için ayetler vardı, hâlâ görmüyor musunuz? Sema da size erzak ve size vaad edilen var , göğün ve yerin Rabbine and olsun ki kesinlikle O, tıpkı konuşmanız kadar gerçektir.
Muhakkak siz çelişkili bir söz içindesiniz.
Siz, çeşitli söz(ler) içindesiniz.
(ey müşrikler) siz (hesap verme konusunda) hakikaten farklı bir söylem içindesiniz dipnot 1 .
Sizin çelişkili bir söylem içinde olduğunuzu bilmeniz de önemlidir
Ki siz çelişkili bir sözler içindesiniz.
Ki siz ihtilaflı görüşler içindesiniz.
Ki siz gerçekten tartışmalarla dolu bir söz içindesiniz.
You people are indeed at variance in your statements and beliefs, discordant in your reasons and resolutions and it is evident that variance of opinion proves error somewhere.
you differ in what you say––
Truly ye are in a doctrine discordant,
surely you are at variance (about the Hereafter); dipnot 1
you certainly have differing beliefs.
Certainly, you have different ideas (about Muhammad صلى الله عليه وسلم and the Qur’ân).
indeed you are of different opinions!
That contradictory are the things you say (for your not believing in God's word and in His Prophet),
surely you speak at variance,
you keep disputing the truth that He has revealed to you!
verily, ye are at variance in what ye say!
You are in verbal discord.
ye widely differ in what ye say.
Most surely you are in doctrines (opinions, teachings, ideologies) discordant (or inconsistent or contradictory),
Surely you (The pronoun is plural) are indeed of a different opinion, (Literally: of a different saying)
Lo! ye, forsooth, are of various opinion (concerning the truth).
You are surely caught in contradictions. ,
Verily, [O men,] you are deeply at variance as to what to believe:
Surely you are ˹lost˺ in conflicting views ˹regarding the truth˺.[1]
You are saying what is different.
You continue to dispute the truth.
Indeed, you are in differing speech.
You are in speech differing!
Behold, it is you humans who deviate from your course.
Truly, you are in a disagreeing opinion (about Faith and Islam)
you are (involved) in a contradictory discussion.
You are saying what is different.