Zâriyât suresi

Zâriyât suresi, 41. ayet

Zâriyât suresi, 41. ayet. وَفِى عَادٍ إِذْ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمُ ٱلرِّيحَ ٱلْعَقِيمَ

vefî `âdin iẕ erselnâ `aleyhimü-rrîḥa-l`aḳîm.

Diyanet İşleri

Ad kavminde de ibretler vardır. Hani onların üzerine köklerini kesen rüzgarı göndermiştik.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Zâriyât 38–44 · surenin 41. ayeti / 60

Konu Mûsâ, Âd, Semûd ve Nûh kavimleri Zâriyât 38–46 3

  1. Zâriyât 38

    Musa kıssasında da ibret vardır. Hani biz onu açık bir delil ile Firavun'a göndermiştik.

  2. Zâriyât 39

    O ise kuvvetine güvenerek yüz çevirdi ve "Bu bir büyücü veya delidir" dedi.

  3. Zâriyât 40

    Bunun üzerine biz de kendisini ve ordularını yakalayıp denize attık. O ise (pişman olmuş), kendini kınıyordu.

  4. 41

    Ad kavminde de ibretler vardır. Hani onların üzerine köklerini kesen rüzgarı göndermiştik.

  5. Zâriyât 42

    Üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu kül ediyordu.

  6. Zâriyât 43

    Semud kavminde de ibretler vardır. Hani onlara, "Bir süreye kadar faydalanın bakalım" denmişti.

  7. Zâriyât 44

    Derken Rablerinin emrinden uzaklaşıp azmışlardı. Bu yüzden bakınıp dururken kendilerini yıldırım çarpıvermişti.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

41. Bilinen bir kabile olan “Âd kavminde de” onlar için bir ibret vardır. “Hani onların üzerine” peygamberleri Hûd aleyhisselam’ı yalanladıkları vakit “o kısır/hayırsız rüzgarı göndermiştik.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Hûd'un kavmi Âd kavminde de elem verici azaptan korkanlar için ibretler vardır. Onlara yağmur taşımayan, ağaçları aşılamayan içinde bereket olmayan bir rüzgâr göndermiştik.

Kelimeler

7 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَفِى ve fi ve (ibret) vardır
  2. عَادٍ aadin Ad'de kök: عود
  3. إِذْ iz hani
  4. أَرْسَلْنَا erselna gönderdik kök: رسل
  5. عَلَيْهِمُ aleyhimu onlara
  6. ٱلرِّيحَ r-riha bir rüzgar kök: روح
  7. ٱلْعَقِيمَ l-akime köklerini kesen kök: عقم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: عقم (4 geçiş)

    İnkar edenler, kendilerine kıyamet ansızın gelinceye, yahut da onlara kısır bir günün azabı gelip çatıncaya dek o Kur'an'dan bir şüphe içinde…

  • Aynı kök: عقم (4 geçiş)

    Yahut o çocukları erkekler, dişiler olmak üzere çift verir, dilediği kimseyi de kısır yapar. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla bilendir, hakkıyla gücü…

  • Aynı kök: عقم (4 geçiş)

    Bunun üzerine karısı bir çığlık kopararak yönelip elini yüzüne vurdu. "Ben kısır bir kocakarıyım (nasıl çocuğum olabilir?)" dedi.

  • Aynı kök: روح (57 geçiş) · Aynı kök: عود (63 geçiş)

    Yahut sizi tekrar denize döndürüp üstünüze, kasıp kavuran bir fırtına yollayarak nankörlüğünüz sebebiyle sizi boğmasından, sonra da bize karşı…

  • Aynı kök: روح (57 geçiş) · Aynı kök: عود (63 geçiş)

    Ad kavmine gelince, onlar da uğultulu ve dondurucu şiddetli bir rüzgarla helak edildi.

  • Aynı kök: روح (57 geçiş)

    Andolsun, Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik. Ondan sonra ard arda peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya mucizeler verdik. Onu Ruhu'l-Kudüs…

  • Aynı kök: عود (63 geçiş)

    Faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, "Alışveriş de faiz gibidir" demelerinden dolayıdır. Oysa Allah,…

  • Aynı kök: عود (63 geçiş)

    Ey iman edenler! İhramlı iken (karada) av hayvanı öldürmeyin. Kim (ihramlı iken) onu kasten öldürürse (kendisine) bir ceza vardır. (Bu ceza),…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

64 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Âd (kavmin)de de (dersler vardır). Hani onlara kasıp kavuran rüzgârı göndermiştik. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayette geçen [er-rîha'l-‘akîme] tamlaması "kısır bırakan rüzgar" anlamında kasırganın şiddetini göstermektedir. Kur'an'da 19 kez geçen [er-rîh] kelimeleri genellikle olumsuz anlamda "felaket", bilinen manada "rüzgâr", "koku" ve "güç" anlamlarında kullanılmaktayken, Kur'an'da 10 kez geçen [er-riyâh] kelimeleri ise genel olarak "nimet, huzur" içerikli "rüzgarlar" anlamında kullanılmaktadır.

Mustafa İslamoğlu

Aynı (mesaj) Ad kıssasında da var: Hani onlara da köklerini kurutan bir fırtına göndermiştik.

Muhammed Esed

Ve; canlıları yok eden kasırgayı üzerlerine saldığımız 'Ad (kavminin başına gelenlerde) de (aynı mesajı bulursunuz),

Ahmed Hulusi

Ad'da da. . . Hani onların üzerine o hayır ve bereketi olmayan rüzgarı (hortum) irsal etmiştik. . .

Ali Bulaç

Ad (kavmin)de de (ayetler vardır). Hani onların üzerine köklerini kesen (akim) bir rüzgar gönderdik.

Ali Özek ve heyeti

Âd kavminde de (ibretler vardır). Onlara kasıp kavuran rüzgârı göndermiştik.

Ali Rıza Safa

Ve Âd? Köklerini yok eden bir kasırgayı, onların üzerine gönderdik.

Bayraktar Bayraklı

'Ad kavminde de dersler vardır. Onlara kasıp kavuran rüzgarı göndermiştik.

Edip Yüksel

Ad halkında da (bir ders vardır). Üzerlerine korkunç bir rüzgar gönderdik.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Ad halkında da (bir ders vardır). Üzerlerine korkunç bir rüzgar gönderdik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir de Ad'da (ibret verici deliller vardır) ki, üzerlerine köklerini kesen rüzgarı göndermiştik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir de Ad de, ki üzerlerine o köklerini kesen rüzgarı salıvermiştik.

Erhan Aktaş

Ad'da da vardır. Onların üzerine kasıp kavuran rüzgar göndermiştik.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Âd'da da vardır. dipnot 1 Onların üzerine kasıp kavuran rüzgar göndermiştik.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ad'ın kıssasında da alınacak dersler vardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ad'da da vardır. dipnot 1 Onların üzerine kasıp kavuran rüzgar göndermiştik.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ad'ın kıssasında da alınacak dersler vardır.

Gültekin Onan

Hani onların üzerine kökleri kesen (akim) bir rüzgar gönderdik.

Hasan Basri Çantay

Aad (kavminin helak edilmesin) de de (ibret vardır). Hani onların üzerine o kısır rüzgarı göndermişdik.

İbni Kesir

Ad'da da. Hani onların üzerine kasıp kavuran rüzgarı göndermiştik.

Mehmet Alagaş

(24-46) (İBRAHİM RESULULLAHIN MİSAFİRLERİ İLE YAŞADIKLARI, MUSANIN SAV. FİRAVUNLA YAŞADIKLARI AD’IN SEMUDUN VE YOLDAN ÇIKMIŞ NUH KAVMİNİN BAŞLARINA GELENLER) İbrahim'in ikram gören misafiri hadisesi sana kadar ulaştı mı? Girdi klerinde, selam dediler, O da belirsiz / tanınmayan o kavime selam dedi , gizlice yakın çevresine gitti ve semiz bir buzağı getirdi , onlara ikram etti , dedi yemez misiniz? (Yemediklerini görünce) Onlardan dolayı içinde bir korku hissetti , dediler ki korkma, bilge bir oğulla / alim bir oğulla onu müjdelediler, karısı çığlık atarak, ellerini de yüzüne vurarak yaklaştı, kısır ve aciz bir kocakarıyım dedi, Rabbin bu şekilde dedi, dediler, Muhakkak ki O (Allah) hakimdir, bilgedir. O halde önemli işiniz / hatbınız nedir ey elçiler dedi. Biz suçlu bir kavme gönderildik, üzerlerine topraktan taşlar atacağız , savurganlar / müsrifler için Rabbinin katında tanımlı / adrese teslim taşlar , netice de mümin olarak kim var ise oradan çıkardık, orada bir ev dışında Müslüman da bulamadık, onları acıtıcı azaptan korkanlar için bir gösterge / bir ayet olarak orada bıraktık. Musa’yı, o’nu da firavuna Apaçık delillerle gönderdiğimizde, destekçileri ile / yandaşları ile yüz çevirdi ve bu bir sihirbaz yahut divanedir / cinlidir / mecnundur dedi, Onu ve ordusunu aldık ve kınan an biri olarak denize attık. Ad ‘da kurutucu rüzgâr gönderdiğimiz zaman ki o rüzgâr, uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyordu/ es geçmiyordu onları kül yapıyordu. Semud ‘a onlara belirli zamana kadar faydalanın denildiğinde Rabbinin emrine karşı taşkınlık ettiler, bakıp dururlarken onları bir yıldırım çarptı, ayağa kalkmaya dahi güçleri yetmedi, yardım da göremediler. Önce ki Nuh kavmi de onlar da yoldan çıkan bir kavimdiler.

Rowwad Tercüme Merkezi

Âd kavminde de (ibretler vardır). Onlara kasıp kavuran rüzgârı göndermiştik.

Süleyman Ateş

'Ad (kavmin)de de (ibret alınacak şeyler vardır). Onlara, köklerini kesen bir rüzgar gönderdik.

Süleymaniye Vakfı

Ad kavminde de (ayet vardır). Bir gün üzerlerine o kısır rüzgarı dipnot 1 göndermiştik.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Rüzgarların normalde aşılama ve yağmur bulutlarını taşıma görevleri vardır (A'raf 7/57, Hicr 15/22, Furkan 25/48-49, Rum 30/48, Fatır 35/9). Ancak bu rüzgar, içinde herhangi bir fayda barındırmamaktadır, Bu nedenle kısır olarak vasıflandırılmıştır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ad Kavmi hakkında da bilgin var. Hani üzerlerine köklerini kurutan bir rüzgar göndermiştik.

Şaban Britch

Âd’da da (ibretler) vardır. Onların üzerine (kasıp, kavuran helak edici) kısır rüzgarı göndermiştik.

Şaban Piriş

Ad'da da vardır. Onların üzerine ölüm rüzgarı göndermiştik.

Yaşar Nuri Öztürk

Ad kavminde de bir ibret var. Onlar üzerine, her şeyi yerinden söken rüzgarı göndermiştik.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And in the case of 'Ad - the 'Adites - We drove against them a cold terrifying and destructive hurricane, merciless, pitiless and unrelenting.

Abdul Haleem

There is another sign in the Ad: We sent the life-destroying wind against them

Abdullah Yusuf Ali

And in the 'Ad (people) (was another Sign): Behold, We sent against them the devastating Wind:

Abul A'la Maududi

There is also a Sign for you in (the story of) Ad, when We let loose upon them an ominous wind

Aisha Bewley

And also in ‘Ad when We unleashed against them the barren wind,

Al-Hilali & Khan

And in ‘Âd (there is also a sign) when We sent against them the barren wind;

Ali Quli Qarai

And in ‘Ād when We unleashed upon them a barren wind.

Amatul Rahman Omar

And (there is a sign) in (the destruction of the Tribe of) `âd, when We let loose on them the destructive wild-blowing wind.

Arthur John Arberry

And also in Ad, when We loosed against them the withering wind

Bijan Moeinian

And the story of Ad whom God sent a disastrous wind to his guilty people.

E. Henry Palmer

And in 'Ad, when we sent against them a desolating wind,

Edip-Layth

Also Aad, for We sent upon them the hurricane wind.

George Sale

And in the tribe of Ad also was a sign: When We sent against them a destroying wind;

Hamid S. Aziz

And in A'ad (was another sign). When We sent upon them the destructive wind.

Mahmoud Ghali

And (also there is a sign) in c?d as We sent against them the sterile wind.

Marmaduke Pickthall

And in (the tribe of) A'ad (there is a portent) when we sent the fatal wind against them.

Mohamed Ahmed - Samira

In 'Ad (also is a sign), when We sent a blasting wind against them,

Muhammad Asad

And [you have the same message] in [what happened to the tribe of] Ad, when We let loose against them that life-destroying wind

Mustafa Khattab

And in ˹the story of˺ ’Âd ˹was another lesson,˺ when We sent against them the devastating wind.[1]

Progressive Muslims

And also 'Aad, for We sent upon them the hurricane wind.

Rashad Khalifa

In 'Aad (there is a lesson). We sent upon them disastrous wind.

Sahih International

And in 'Aad [was a sign], when We sent against them the barren wind.

Sam Gerrans

And in ʿĀd: when We sent upon them the barren wind: —

Shabbir Ahmed

And in Aad! When We sent upon them the devastating wind.

Syed Vickar Ahamed

And in the ‘Ad (people, is another Sign): We sent against them the devastating Wind:

Taqi Usmani

And (a similar sign was left) in (the story of) ‘Ād, when We sent upon them the wind that was barren (from any benefit);

The Monotheist Group

And also 'Aad, for We sent upon them the barren wind.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Zâriyât suresi, 41. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Zâriyât suresi, 41. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Zâriyât suresi, 41. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩