Diyanet İşleri
Ad kavminde de ibretler vardır. Hani onların üzerine köklerini kesen rüzgarı göndermiştik.
Zâriyât suresi
Zâriyât suresi, 41. ayet. وَفِى عَادٍ إِذْ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمُ ٱلرِّيحَ ٱلْعَقِيمَ
vefî `âdin iẕ erselnâ `aleyhimü-rrîḥa-l`aḳîm.
Ad kavminde de ibretler vardır. Hani onların üzerine köklerini kesen rüzgarı göndermiştik.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ, Âd, Semûd ve Nûh kavimleri Zâriyât 38–46 3
Musa kıssasında da ibret vardır. Hani biz onu açık bir delil ile Firavun'a göndermiştik.
O ise kuvvetine güvenerek yüz çevirdi ve "Bu bir büyücü veya delidir" dedi.
Bunun üzerine biz de kendisini ve ordularını yakalayıp denize attık. O ise (pişman olmuş), kendini kınıyordu.
Ad kavminde de ibretler vardır. Hani onların üzerine köklerini kesen rüzgarı göndermiştik.
Üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu kül ediyordu.
Semud kavminde de ibretler vardır. Hani onlara, "Bir süreye kadar faydalanın bakalım" denmişti.
Derken Rablerinin emrinden uzaklaşıp azmışlardı. Bu yüzden bakınıp dururken kendilerini yıldırım çarpıvermişti.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
41. Bilinen bir kabile olan “Âd kavminde de” onlar için bir ibret vardır. “Hani onların üzerine” peygamberleri Hûd aleyhisselam’ı yalanladıkları vakit “o kısır/hayırsız rüzgarı göndermiştik.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Hûd'un kavmi Âd kavminde de elem verici azaptan korkanlar için ibretler vardır. Onlara yağmur taşımayan, ağaçları aşılamayan içinde bereket olmayan bir rüzgâr göndermiştik.
Aynı kök: عقم (4 geçiş)
İnkar edenler, kendilerine kıyamet ansızın gelinceye, yahut da onlara kısır bir günün azabı gelip çatıncaya dek o Kur'an'dan bir şüphe içinde…
Aynı kök: عقم (4 geçiş)
Yahut o çocukları erkekler, dişiler olmak üzere çift verir, dilediği kimseyi de kısır yapar. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla bilendir, hakkıyla gücü…
Aynı kök: عقم (4 geçiş)
Bunun üzerine karısı bir çığlık kopararak yönelip elini yüzüne vurdu. "Ben kısır bir kocakarıyım (nasıl çocuğum olabilir?)" dedi.
Aynı kök: روح (57 geçiş) · Aynı kök: عود (63 geçiş)
Yahut sizi tekrar denize döndürüp üstünüze, kasıp kavuran bir fırtına yollayarak nankörlüğünüz sebebiyle sizi boğmasından, sonra da bize karşı…
Aynı kök: روح (57 geçiş) · Aynı kök: عود (63 geçiş)
Ad kavmine gelince, onlar da uğultulu ve dondurucu şiddetli bir rüzgarla helak edildi.
Aynı kök: روح (57 geçiş)
Andolsun, Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik. Ondan sonra ard arda peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya mucizeler verdik. Onu Ruhu'l-Kudüs…
Aynı kök: عود (63 geçiş)
Faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, "Alışveriş de faiz gibidir" demelerinden dolayıdır. Oysa Allah,…
Aynı kök: عود (63 geçiş)
Ey iman edenler! İhramlı iken (karada) av hayvanı öldürmeyin. Kim (ihramlı iken) onu kasten öldürürse (kendisine) bir ceza vardır. (Bu ceza),…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Âd (kavmin)de de (dersler vardır). Hani onlara kasıp kavuran rüzgârı göndermiştik. dipnot 1
Aynı (mesaj) Ad kıssasında da var: Hani onlara da köklerini kurutan bir fırtına göndermiştik.
Ve; canlıları yok eden kasırgayı üzerlerine saldığımız 'Ad (kavminin başına gelenlerde) de (aynı mesajı bulursunuz),
Ad'da da. . . Hani onların üzerine o hayır ve bereketi olmayan rüzgarı (hortum) irsal etmiştik. . .
Ad (kavmin)de de (ayetler vardır). Hani onların üzerine köklerini kesen (akim) bir rüzgar gönderdik.
Âd kavminde de (ibretler vardır). Onlara kasıp kavuran rüzgârı göndermiştik.
Ve Âd? Köklerini yok eden bir kasırgayı, onların üzerine gönderdik.
'Ad kavminde de dersler vardır. Onlara kasıp kavuran rüzgarı göndermiştik.
Ad halkında da (bir ders vardır). Üzerlerine korkunç bir rüzgar gönderdik.
Ad halkında da (bir ders vardır). Üzerlerine korkunç bir rüzgar gönderdik.
Bir de Ad'da (ibret verici deliller vardır) ki, üzerlerine köklerini kesen rüzgarı göndermiştik.
Bir de Ad de, ki üzerlerine o köklerini kesen rüzgarı salıvermiştik.
Ad'da da vardır. Onların üzerine kasıp kavuran rüzgar göndermiştik.
Âd'da da vardır. dipnot 1 Onların üzerine kasıp kavuran rüzgar göndermiştik.
Ad'da da vardır. dipnot 1 Onların üzerine kasıp kavuran rüzgar göndermiştik.
Hani onların üzerine kökleri kesen (akim) bir rüzgar gönderdik.
Aad (kavminin helak edilmesin) de de (ibret vardır). Hani onların üzerine o kısır rüzgarı göndermişdik.
Ad'da da. Hani onların üzerine kasıp kavuran rüzgarı göndermiştik.
(24-46) (İBRAHİM RESULULLAHIN MİSAFİRLERİ İLE YAŞADIKLARI, MUSANIN SAV. FİRAVUNLA YAŞADIKLARI AD’IN SEMUDUN VE YOLDAN ÇIKMIŞ NUH KAVMİNİN BAŞLARINA GELENLER) İbrahim'in ikram gören misafiri hadisesi sana kadar ulaştı mı? Girdi klerinde, selam dediler, O da belirsiz / tanınmayan o kavime selam dedi , gizlice yakın çevresine gitti ve semiz bir buzağı getirdi , onlara ikram etti , dedi yemez misiniz? (Yemediklerini görünce) Onlardan dolayı içinde bir korku hissetti , dediler ki korkma, bilge bir oğulla / alim bir oğulla onu müjdelediler, karısı çığlık atarak, ellerini de yüzüne vurarak yaklaştı, kısır ve aciz bir kocakarıyım dedi, Rabbin bu şekilde dedi, dediler, Muhakkak ki O (Allah) hakimdir, bilgedir. O halde önemli işiniz / hatbınız nedir ey elçiler dedi. Biz suçlu bir kavme gönderildik, üzerlerine topraktan taşlar atacağız , savurganlar / müsrifler için Rabbinin katında tanımlı / adrese teslim taşlar , netice de mümin olarak kim var ise oradan çıkardık, orada bir ev dışında Müslüman da bulamadık, onları acıtıcı azaptan korkanlar için bir gösterge / bir ayet olarak orada bıraktık. Musa’yı, o’nu da firavuna Apaçık delillerle gönderdiğimizde, destekçileri ile / yandaşları ile yüz çevirdi ve bu bir sihirbaz yahut divanedir / cinlidir / mecnundur dedi, Onu ve ordusunu aldık ve kınan an biri olarak denize attık. Ad ‘da kurutucu rüzgâr gönderdiğimiz zaman ki o rüzgâr, uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyordu/ es geçmiyordu onları kül yapıyordu. Semud ‘a onlara belirli zamana kadar faydalanın denildiğinde Rabbinin emrine karşı taşkınlık ettiler, bakıp dururlarken onları bir yıldırım çarptı, ayağa kalkmaya dahi güçleri yetmedi, yardım da göremediler. Önce ki Nuh kavmi de onlar da yoldan çıkan bir kavimdiler.
Âd kavminde de (ibretler vardır). Onlara kasıp kavuran rüzgârı göndermiştik.
'Ad (kavmin)de de (ibret alınacak şeyler vardır). Onlara, köklerini kesen bir rüzgar gönderdik.
Ad kavminde de (ayet vardır). Bir gün üzerlerine o kısır rüzgarı dipnot 1 göndermiştik.
Ad Kavmi hakkında da bilgin var. Hani üzerlerine köklerini kurutan bir rüzgar göndermiştik.
Âd’da da (ibretler) vardır. Onların üzerine (kasıp, kavuran helak edici) kısır rüzgarı göndermiştik.
Ad'da da vardır. Onların üzerine ölüm rüzgarı göndermiştik.
Ad kavminde de bir ibret var. Onlar üzerine, her şeyi yerinden söken rüzgarı göndermiştik.
And in the case of 'Ad - the 'Adites - We drove against them a cold terrifying and destructive hurricane, merciless, pitiless and unrelenting.
There is another sign in the Ad: We sent the life-destroying wind against them
And in the 'Ad (people) (was another Sign): Behold, We sent against them the devastating Wind:
There is also a Sign for you in (the story of) Ad, when We let loose upon them an ominous wind
And also in ‘Ad when We unleashed against them the barren wind,
And in ‘Âd (there is also a sign) when We sent against them the barren wind;
And in ‘Ād when We unleashed upon them a barren wind.
And (there is a sign) in (the destruction of the Tribe of) `âd, when We let loose on them the destructive wild-blowing wind.
And also in Ad, when We loosed against them the withering wind
And the story of Ad whom God sent a disastrous wind to his guilty people.
And in 'Ad, when we sent against them a desolating wind,
Also Aad, for We sent upon them the hurricane wind.
And in the tribe of Ad also was a sign: When We sent against them a destroying wind;
And in A'ad (was another sign). When We sent upon them the destructive wind.
And (also there is a sign) in c?d as We sent against them the sterile wind.
And in (the tribe of) A'ad (there is a portent) when we sent the fatal wind against them.
In 'Ad (also is a sign), when We sent a blasting wind against them,
And [you have the same message] in [what happened to the tribe of] Ad, when We let loose against them that life-destroying wind
And in ˹the story of˺ ’Âd ˹was another lesson,˺ when We sent against them the devastating wind.[1]
And also 'Aad, for We sent upon them the hurricane wind.
In 'Aad (there is a lesson). We sent upon them disastrous wind.
And in 'Aad [was a sign], when We sent against them the barren wind.
And in ʿĀd: when We sent upon them the barren wind: —
And in Aad! When We sent upon them the devastating wind.
And in the ‘Ad (people, is another Sign): We sent against them the devastating Wind:
And (a similar sign was left) in (the story of) ‘Ād, when We sent upon them the wind that was barren (from any benefit);
And also 'Aad, for We sent upon them the barren wind.