Zâriyât suresi

Zâriyât suresi, 25. ayet

Zâriyât suresi, 25. ayet. إِذْ دَخَلُوا۟ عَلَيْهِ فَقَالُوا۟ سَلَٰمًا قَالَ سَلَٰمٌ قَوْمٌ مُّنكَرُونَ

iẕ deḫalû `aleyhi feḳâlû selâmâ. ḳâle selâm. ḳavmüm münkerûn.

Diyanet İşleri

Hani onlar, İbrahim'in yanına varmışlar ve "Selam olsun sana!" demişlerdi. O da "Size de selam olsun." demiş, "Bunlar tanınmamış (yabancı) kimseler" (diye düşünmüştü).

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Zâriyât 22–28 · surenin 25. ayeti / 60

Konu İbrâhim'in misafirleri ve Lût kavmi Zâriyât 24–37 3

  1. Zâriyât 22

    Gökte rızkınız ve size vaad olunan şeyler vardır.

  2. Zâriyât 23

    Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki o (size va'dolunanlar), sizin konuşmanız gibi gerçektir.

  3. Zâriyât 24

    (Ey Muhammed!) İbrahim'in ağırlanan misafirlerinin haberi sana geldi mi?

  4. 25

    Hani onlar, İbrahim'in yanına varmışlar ve "Selam olsun sana!" demişlerdi. O da "Size de selam olsun." demiş, "Bunlar tanınmamış (yabancı) kimseler" (diye düşünmüştü).

  5. Zâriyât 26

    Hissettirmeden ailesinin yanına gidip, (pişirilmiş) semiz bir buzağı getirdi.

  6. Zâriyât 27

    Onu önlerine koydu. "Yemez misiniz?" dedi.

  7. Zâriyât 28

    (Yemediklerini görünce) onlardan İbrahim'in içine bir korku düştü. Onlar, "korkma" dediler ve onu bilgin bir oğul ile müjdelediler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

25. “Hani onlar, onun yanına girmişler ve: “Selâm (ederiz)” demişlerdi. O da” onlara cevap olmak üzere: Size de “selâm” olsun, “Sizler tanıdık kimseler değilsiniz, demişti.” Yani ben sizi tanımıyorum. O nedenle bana kendinizi tanıtmanızı isterim? Ancak kendilerini tanıtmalarından sonra onları tanıyabilmişti.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Onlar, İbrahim'in yanına girdiklerinde ona şöyle demişlerdi: "Selam!" İbrahim de onların selamını almış ve o da onlara karşılık olarak şöyle demiştir: "Selâm!" Kendi nefsinde şöyle demişti: "Bunlar kendilerini tanımadığımız kimselerdir."

Kelimeler

9 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. إِذْ iz bir zaman
  2. دَخَلُوا۟ dehalu girmişlerdi kök: دخل
  3. عَلَيْهِ aleyhi onun yanına
  4. فَقَالُوا۟ fe kalu ve demişlerdi kök: قول
  5. سَلَـٰمًۭا ۖ selamen selam kök: سلم
  6. قَالَ kale dedi ki kök: قول
  7. سَلَـٰمٌۭ selamun selam kök: سلم
  8. قَوْمٌۭ kavmun bir topluluk(sunuz) kök: قوم
  9. مُّنكَرُونَ munkerune tanınmamış kök: نكر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: نكر (37 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. İbrâhim

    Ellerini yemeğe uzatmadıklarını görünce, onları yadırgadı ve onlardan dolayı içinde bir korku duydu. Dediler ki: "Korkma, çünkü biz Lut kavmine…

  • Aynı kök: نكر (37 geçiş) · Aynı kök: دخل (126 geçiş)

    (Derken) Yusuf'un kardeşleri çıkageldiler ve yanına girdiler. Yusuf onları tanıdı, onlar ise Yusuf'u tanımıyorlardı.

  • Aynı kıssa: Hz. İbrâhim · Ortak kavram: İslâm

    "Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş kimseler kıl. Soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet kıl. Bize ibadet yerlerini ve ilkelerini göster. Tövbemizi…

  • Aynı kıssa: Hz. İbrâhim · Ortak kavram: İslâm

    Rabbi ona "Teslim ol" dediğinde, "Alemlerin Rabbine teslim oldum" demişti.

  • Aynı kıssa: Hz. İbrâhim · Ortak kavram: İslâm

    İbrahim, bunu kendi oğullarına da vasiyet etti, Yakub da öyle: "Oğullarım! Allah, sizin için bu dini (İslam'ı) seçti. Siz de ancak müslümanlar olarak…

  • Aynı kök: دخل (126 geçiş) · Ortak kavram: İslâm

    Ey iman edenler! Hepiniz topluca barış ve güvenliğe (İslam'a) girin. Şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır.

  • Aynı kök: دخل (126 geçiş) · Ortak kavram: İslâm

    İkisi (cennet ve cehennem) arasında bir sur, A'raf üzerinde de birtakım adamlar vardır. Cennet ve cehennemliklerin hepsini simalarından…

  • Aynı kök: دخل (126 geçiş) · Ortak kavram: İslâm

    İnanan ve salih ameller işleyenler, Rablerinin izniyle, ebedi kalacakları ve içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokulacaklardır. Oradaki esenlik…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

65 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Hani onlar (İbrahim'in) yanına girmiş ve "Selam!" demişlerdi. (İbrahim de) "Selam!" demiş, "(Bunlar) yabancı bir topluluk!" (diye içinden geçirmişti). dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Hicr 15:52-53.

Mustafa İslamoğlu

Hani, (elçiler) İbrahim'in huzuruna girmişler ve "(Sana) selam olsun!" demişlerdi de, o da, "(Size de) selam olsun!" demiş ve (içinden) "Bunlar tanımadık kimseler" diye geçirmişti.

Muhammed Esed

O (semavi elçi)ler İbrahim'e gelip ona selam verdiklerinde, "(Size de) selam olsun!" demişti; (ve kendi kendine,) "Bunlar, yabancı kimseler!" (diye düşünmüştü.)

Ahmed Hulusi

Hani Onun yanına girdiklerinde: "Selam" dediler. . . (İbrahim de): "Selam" dedi. . . "Rastlanmadık birileri (diye düşündü). "

Ali Bulaç

Hani, yanına girdiklerinde: "Selam" demişlerdi. O da: "Selam" demişti. "(Haklarında bilgim olmayan) Yabancı bir topluluk."

Ali Özek ve heyeti

Onlar İbrahim’in yanına girmişler, selam vermişlerdi. İbrahim de selamı almış, içinden, «Bunlar, yabancılar» demişti.

Ali Rıza Safa

Onun yanına girdiklerinde; "Selam!" dediler. "Selam yabancılar!" dedi.

Bayraktar Bayraklı

Onlar, İbrahim'in yanına girip selam vermişlerdi. İbrahim de selamı almış, içinden "Bunlar yabancılar" demişti.

Edip Yüksel

Onun huzuruna girmişlerdi ve "Selam (barış)" demişlerdi. O da, "Selam size, yabancılar!" demişti.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onun huzuruna girmişlerdi ve 'Selam (barış)' demişlerdi. O da, 'Selam size, yabancılar!' demişti.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yanına girdikleri vakit: "Selam!" dediler. O da: "Selam! Görülmedik bir topluluk" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

O vakıt ki üzerine girdiler de "selam" dediler. "Selam, görülmedik bir kavım" dedi

Erhan Aktaş

Onun yanına geldiklerinde, "Selam." dediler. "Selam, tanınmayan topluluk." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onun yanına geldiklerinde, "Selam." dediler. "Selam, tanınmayan topluluk." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onun yanına geldiklerinde, "Selam." dediler. "Selam, tanınmayan topluluk." dedi.

Gültekin Onan

Hani yanına girdiklerinde: "Selam" demişlerdi. O da: "Selam" demişti. "Münker bir kavim."

Hasan Basri Çantay

Hani bunlar, onun yanına girmişlerdi de "Selam" demişlerdi. (İbrahim de) "selam" demiş (selam ile mukaabele etmiş), "(Bunlar) tanınmamış bir zümre" demişdi.

İbni Kesir

Hani onlar, yanına girip; selam sana, demişlerdi de; selam, demişti. Tanınmamış bir zümre.

Mehmet Alagaş

(24-46) (İBRAHİM RESULULLAHIN MİSAFİRLERİ İLE YAŞADIKLARI, MUSANIN SAV. FİRAVUNLA YAŞADIKLARI AD’IN SEMUDUN VE YOLDAN ÇIKMIŞ NUH KAVMİNİN BAŞLARINA GELENLER) İbrahim'in ikram gören misafiri hadisesi sana kadar ulaştı mı? Girdi klerinde, selam dediler, O da belirsiz / tanınmayan o kavime selam dedi , gizlice yakın çevresine gitti ve semiz bir buzağı getirdi , onlara ikram etti , dedi yemez misiniz? (Yemediklerini görünce) Onlardan dolayı içinde bir korku hissetti , dediler ki korkma, bilge bir oğulla / alim bir oğulla onu müjdelediler, karısı çığlık atarak, ellerini de yüzüne vurarak yaklaştı, kısır ve aciz bir kocakarıyım dedi, Rabbin bu şekilde dedi, dediler, Muhakkak ki O (Allah) hakimdir, bilgedir. O halde önemli işiniz / hatbınız nedir ey elçiler dedi. Biz suçlu bir kavme gönderildik, üzerlerine topraktan taşlar atacağız , savurganlar / müsrifler için Rabbinin katında tanımlı / adrese teslim taşlar , netice de mümin olarak kim var ise oradan çıkardık, orada bir ev dışında Müslüman da bulamadık, onları acıtıcı azaptan korkanlar için bir gösterge / bir ayet olarak orada bıraktık. Musa’yı, o’nu da firavuna Apaçık delillerle gönderdiğimizde, destekçileri ile / yandaşları ile yüz çevirdi ve bu bir sihirbaz yahut divanedir / cinlidir / mecnundur dedi, Onu ve ordusunu aldık ve kınan an biri olarak denize attık. Ad ‘da kurutucu rüzgâr gönderdiğimiz zaman ki o rüzgâr, uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyordu/ es geçmiyordu onları kül yapıyordu. Semud ‘a onlara belirli zamana kadar faydalanın denildiğinde Rabbinin emrine karşı taşkınlık ettiler, bakıp dururlarken onları bir yıldırım çarptı, ayağa kalkmaya dahi güçleri yetmedi, yardım da göremediler. Önce ki Nuh kavmi de onlar da yoldan çıkan bir kavimdiler.

Rowwad Tercüme Merkezi

Hani O’nun yanına girmişler: “Selam!” demişlerdi. O da: "Selam! (Sizin üzerinize). (Sizler) tanınmayan yabancı kimselersiniz.” demişti.

Süleyman Ateş

Bir zaman onun yanına girmişler: "Selam" demişlerdi. "Selam, dedi, (siz) tanınmamış bir topluluk(sunuz)."

Süleymaniye Vakfı

Onun yanına girdiklerinde "Selam!" dediler. O da: "Size de selam olsun. Sizler buralarda tanınmayan kimselersiniz" dedi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Hani yanına girmiş, "Selam!" demişlerdi. O (İbrahim): "Size de selam, tuhaf bir topluluksunuz" demişti.

Şaban Britch

Hani O’nun yanına girmişler: “Selam” demişlerdi. O da: Selam (sizin üzerinize). (Sizler) tanınmayan yabancı kimselersiniz!” demişti.

Şaban Piriş

Hani O'nun yanına girmişler: "Selam" demişlerdi. O da: -Selam ey yabancılar!" demişti.

Yaşar Nuri Öztürk

Hani, İbrahim'in yanına girmişlerdi de "Selam!" demişlerdi. İbrahim: "Selam! Tanınmayan bir topluluk bu." demişti.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

They entered in the presence, and greeted him with the expression of good will "Peace" and he met them with the dictum of welcome " Peace " stranger guests.

Abdul Haleem

They went in to see him and said, ‘Peace.’ ‘Peace,’ he said, [adding to himself] ‘These people are strangers.’

Abdullah Yusuf Ali

Behold, they entered his presence, and said: "Peace!" He said, "Peace!" (and thought, "These seem) unusual people."

Abul A'la Maududi

When they came to him, they said: "Peace"; he said: “Peace also be to you; (you seem to be) a group of strangers.” dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    In view of the context in which this sentence has occurred, it can have two meanings:

Aisha Bewley

When they entered his dwelling and said, ‘Peace!’ he said, ‘Peace, to people we do not know. ’

Al-Hilali & Khan

When they came in to him and said: "Salâm, (peace be upon you)!" He answered: "Salâm, (peace be upon you)," and said: "You are a people unknown to me."

Ali Quli Qarai

When they entered into his presence, they said, ‘Peace!’ ‘Peace!’ He answered, ‘[You are] an unfamiliar folk. ’

Amatul Rahman Omar

Behold! they came to him and greeted him with peace, he said (in reply), `(On you be) peace. ' (He thought) they were all strangers.

Arthur John Arberry

When they entered unto him, saying 'Peace!' he said 'Peace! You are a people unknown to me. '

Bijan Moeinian

When they [angles appearing like human beings] reached him they wished peace for him. Abraham returned their salutation saying: "Peace also be with you my noble stranger guests."

E. Henry Palmer

When they entered in unto him and said, 'Peace!' he said, 'Peace!-a people unrecognised. '

Edip-Layth

When they entered upon him, they said, "Peace." He said, "Peace to a people unknown!"

George Sale

When they went in unto him, and said, peace: He answered, peace; saying within himself, these are unknown people.

Hamid S. Aziz

When they entered his presence they said, "Peace. Peace." Said he, "What a strange people."

Mahmoud Ghali

As they entered to him, then they said, "Peace!" He said, "Peace! (You) are a people disclaimed (by me). " (i.e., not recognized by me)

Marmaduke Pickthall

When they came in unto him and said: Peace! he answered, Peace! (and thought): Folk unknown (to me).

Mohamed Ahmed - Samira

When they came to him, they said: "Peace. " He answered: "Peace." They were a people he did not recognise.

Muhammad Asad

When those [heavenly messengers] came unto him and bade him peace, he answered, "[And upon you be] peace!" - [saying to himself,] “They are strangers. ”

Mustafa Khattab

˹Remember˺ when they entered his presence and greeted ˹him with˺, "Peace!" He replied, “Peace ˹be upon you˺!” ˹Then he said to himself,˺ “These people must be strangers!”

Progressive Muslims

When they entered upon him, they said: "Peace. " He said: "Peace to a people unknown!"

Rashad Khalifa

They visited him, saying, "Peace." He said, "Peace to you, strangers!"

Sahih International

When they entered upon him and said, "[We greet you with] peace. " He answered, "[And upon you] peace, [you are] a people unknown.

Sam Gerrans

When they entered upon him and said: “Peace!” he said: “Peace, people unknown!”

Shabbir Ahmed

When they visited him greeting him with "Peace!" He answered, "Peace to you strangers!"

Syed Vickar Ahamed

When they entered his presence, and said: "Peace!" He said, "Peace!" And said: "You are a people unknown to me. "

Taqi Usmani

When they (the angels in human form) entered unto him and said, "We greet you with Salām ." He said, “Salām on you.” (And he said to himself,) “(They are) unknown people.”

The Monotheist Group

When they entered upon him, they said: "Peace." He said: "Peace to a people unknown!"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Zâriyât suresi, 25. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Zâriyât suresi, 25. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Zâriyât suresi, 25. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩