Diyanet İşleri
Şüphesiz zulmedenler için (önceki müşrik) arkadaşlarının azap payı gibi payları vardır. Artık azabımı acele istemesinler.
Zâriyât suresi
Zâriyât suresi, 59. ayet. فَإِنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ ذَنُوبًا مِّثْلَ ذَنُوبِ أَصْحَٰبِهِمْ فَلَا يَسْتَعْجِلُونِ
feinne lilleẕîne żalemû ẕenûbem miŝle ẕenûbi aṣḥâbihim felâ yesta`cilûn.
Şüphesiz zulmedenler için (önceki müşrik) arkadaşlarının azap payı gibi payları vardır. Artık azabımı acele istemesinler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Her peygambere aynı söz; kulluk için yaratılış Zâriyât 52–60 3
Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.
Ben, onlardan bir rızık istemiyorum. Bana yedirmelerini de istemiyorum.
Şüphesiz Allah rızık verendir, güçlüdür, çok kuvvetlidir.
Şüphesiz zulmedenler için (önceki müşrik) arkadaşlarının azap payı gibi payları vardır. Artık azabımı acele istemesinler.
Uyarıldıkları günlerinden dolayı vay o inkar edenlerin haline!
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
59. “Şüphesiz” Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’i yalanlamak suretiyle zalim olanların “bu zalimlerin de” ibretlik azap ve cezadan “bir payları” vardır. Bu pay, kendileri gibi zalim ve yalanlayıcı olanların payları gibidir. “O nedenle benden” azabın gelişini “acele istemesinler.”. Çünkü Allah’ın bütün ümmetler hakkındaki sünneti/kanunu birdir. Şöyle ki tevbe etmeksizin ve Allah’a yönelmeksizin yalanlamasını sürdüren her bir inkarcının başına azabın gelip çöreklenmesi kaçınılmaz bir şeydir. Bir müddet gecikse de bu, böyledir. Bundan dolayı Yüce Allah, onları Kıyamet günü ile tehdit ederek şöyle buyurmaktadır:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Resul!- Seni yalanlayarak kendi nefislerine zulmedenlerin de geçmişteki arkadaşlarını payı gibi azaptan payları vardır. O azabın belirli bir vakti vardır. Onun vakti gelmeden bir an önce gelmesini benden talep etmeyin.
Aynı kök: ذنب (39 geçiş) · Aynı kök: صحب (97 geçiş)
İşte böylece günahlarını itiraf ederler. Artık alevli ateştekiler Allah'ın rahmetinden uzak olsun!
Aynı kök: ذنب (39 geçiş) · Ortak kavram: Mesel (örnek)
Peygamberleri dedi ki: "Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe mi var? (Halbuki) O, günahlarınızı bağışlamak ve sizi belli bir zamana kadar…
Aynı kök: عجل (47 geçiş) · Ortak kavram: Mesel (örnek)
Bir de senden, iyilikten önce kötülüğün acele gelmesini istiyorlar. Oysa onlardan önce ibret alınacak birçok azap gelip geçmiştir. Şüphesiz Rabbin,…
Aynı kök: صحب (97 geçiş) · Ortak kavram: Mesel (örnek)
Faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, "Alışveriş de faiz gibidir" demelerinden dolayıdır. Oysa Allah,…
Aynı kök: صحب (97 geçiş) · Ortak kavram: Mesel (örnek)
Kötü işler yapmış olanlara gelince, bir kötülüğün cezası misliyledir ve onları bir zillet kaplayacaktır. Onları Allah'(ın azabın)dan koruyacak hiçbir…
Aynı kök: صحب (97 geçiş) · Ortak kavram: Mesel (örnek)
(Ey Muhammed!) Onlara, o memleket halkını örnek ver. Hani oraya elçiler gelmişti.
Aynı kök: ذنب (39 geçiş)
(Bunların durumu) Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin durumu gibidir: Ayetlerimizi yalanladılar. Allah da onları günahlarıyla yakaladı. Allah,…
Aynı kök: عجل (47 geçiş)
Hani, biz Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Şüphesiz ki arkadaşlarının payı gibi haksızlık edenlerin de (azaptan) payı vardır. (Azabı) benden acele istemesinler!
Bakın, elbette kendilerine kıyanların payına düşen, (seleflerinin) payına düşenin aynısı olacaktır: şu halde, (bu payı) acele istemelerine gerek yoktur.
Gerçek şu ki, zulüm işleyenler, (geçmişteki) arkadaşları gibi (kötülükten) paylarını alacaklardır. Öyleyse (akibetlerini) çabuklaştırmayı benden istemesinler!
Muhakkak ki zalim olanlar, (kendilerinden önceki geçmiş) arkadaşlarının payları benzeri (azaptan) paylarını alacaklardır! Acele etmesinler.
Artık gerçekten, zulmedenler için, (geçmişteki) arkadaşlarının günahlarına benzer bir günah vardır. Şu halde acele etmesinler.
Muhakkak ki bu zulmedenlerin de, geçmişlerinin payı gibi (azaptan) bir payları vardır! O halde acele etmesinler!
Kuşkusuz, haksızlık yapanlar, yoldaşları gibi paylarını alacaklar; artık acele etmesinler.
Bu haksızlığı yapanların, benzerleri gibi elbette azaptan payları vardır. Artık onun acele gelmesini istemesinler.
Elbette, bu zulmedenlerin de (geçmiş) yoldaşlarının payına benzer bir payları vardır.
Elbette, bu zulmedenlerin de (geçmiş) yoldaşlarının payına benzer bir payları vardır.
Onun için muhakkak o zulmedenlere arkadaşlarının payı gibi, dolgun bir pay vardır, şimdi onu acele istemesinler!
Onun için muhakkak ki o zulm edenlere arkadaşlarının payı gibi dolgun bir pay vardır, şimdi onu acele etmesinler
Zulmedenlerin azaptan payı, arkadaşlarının dipnot 1 payı gibidir. Artık acele etmesinler.
Zulmedenlerin azaptan payı, arkadaşlarının dipnot 1 payı gibidir. Artık acele etmesinler.
Zulmedenlerin azaptan payı, arkadaşlarının payı gibidir. Artık acele etmesinler.
Artık gerçekten, zulmedenler için, (geçmişteki) arkadaşlarının günahlarına benzer bir günah vardır. Şu halde acele etmesinler.
Artık muhakkak ki o zulmedenler için (geçmiş) arkadaşlarının (azab) hissesi gibi bir nasıyb (-i hüsran) vardır. Şimdi (onu) acele istemesinler.
Muhakkak ki zulmedenlerin, arkadaşlarının suçlarına benzer suçları vardır. Acele etmesinler.
(47-60) Semayı kendi elimizle kubbe ettik / bina ettik, gerçekten biz genişleteniz , yeri de döşedik ne güzel döşeyicileriz , her şeyi eşli / zevceli yarattık ki böylelikle belki düşünürsünüz. Allah’a kaçın / firar edin, kesinlikle ben, O’ndan sizin için gelen apaçık bir uyarıcıyım, Allah’la beraber başka bir ilah edinmeyin , kesinlikle ben O’ndan sizin için gelen apaçık bir uyarıcıyım. Onlardan öncekilere de gelen her bir Resul ’e bu şekilde sihirbaz yahut divane / mecnun dediler onu birbirlerine tavsiye mi ettiler ? Bilakis onlar taşkınlık eden bir kavimdir, o nlardan yüz çevir bundan dolayı sen kınanmayacaksın, Hatırlat muhakkak ki hatırlatma iman edenlere fayda sağlar , insanları ve cinleri ancak bana ibadet etmeleri için yarattım onlardan bir rızık istemiyorum, beni doyurmalarını da istemiyorum, Kesinlikle rızık verici Allah’tır, kuvvetlidir, sağlamdır / metindir. Zalimlere tıpkı arkadaşlarının günahı gibi günah vardır, a cele etmesinler kafirlere vadedildikleri gün nedeniyle yazıklar olsun.
Muhakkak (geçmişteki) arkadaşlarının azaptan payları olduğu gibi, zulmedenlerin de azaptan bir payları vardır. Artık acele etmesinler.
Muhakkak ki, bu zulmedenlerin de (geçmiş) arkadaşlarının payı gibi bir azab payı vardır, (ötekilerin başına gelen azab gibi bir azab bunların da başına gelecektir), acele etmesinler.
Yanlışa dalanların (azaptan) alacakları pay, (kendileri gibi yanlışa dalan) arkadaşlarının payına denk olacaktır dipnot 1 ; benden bunu acele istemesinler dipnot 2 .
Yanlış yapanların cezası (aynı suçu işleyen) arkadaşlarının cezasına denk ceza olacaktır ; acele etmesinler.
Muhakkak ki bu zulmedenlerin de, geçmişlerinin payı gibi (azaptan) bir payları vardır! O halde acele etmesinler!
Zalimlik edenlerin de (kendilerinden önceki) arkadaşlarının günahları gibi günahları vardır. Acele etmesinler.
Şu bir gerçek ki, zulmedenlerin, tıpkı arkadaşlarının günahları gibi günahları vardır. O halde acele etmesinler.
Therefore, those who exercised injustice and worked iniquities and were wrongful of actions, must expect the fatal consequence uniting them with the fellows of their crime, and so they had better not challenge it be hastened on.
The evildoers, like their predecessors, will have a share of punishment- they need not ask Me to hasten it-
For the Wrong-doers, their portion is like unto the portion of their fellows (of earlier generations): then let them not ask Me to hasten (that portion)!
The wrong-doers dipnot 1 shall receive a portion of the chastisements as their fellows (of yore). So let them not rush Me.
Those who do wrong will have their due, the same as that of their friends. So they should not hurry Me!
And verily, for those who do wrong, there is a portion of torment like to the evil portion of torment (which came for) their likes (of old); so let them not ask Me to hasten on!
Indeed the lot of those who do wrong [now] will be like the lot of their [earlier] counterparts. So let them not ask Me to hasten on [that fate].
Those who do injustice (to Our Messengers) should meet the fate (of miseries) like the fate of their fellows (of old). Therefore do not let them ask Me to hasten on (the punishment which awaits them).
The evildoers shall have their portion, like the portion of their fellows; so let them not hasten Me!
The sinners will have the same destiny as those who sinned before them. Tell them not to jokingly ask Me to accelerate it.
Verily, for those who injure (the Apostle) shall be a portion like the portion of their fellows, but let them not hurry Me!
The transgressors will have the same fate as their previous friends; so let them not be hasty.
Unto those who shall injure our apostle shall be given a portion like unto the portion of those who behaved like them in times past; and they shall not wish the same to be hastened.
And lo! Those who do wrong shall have a portion like the portion of those of earlier generations, therefore let them not ask Me to hasten.
Then surely the ones who did injustice will have an allotment like the allotment of their companions; so let them not seek to hasten Me!
And lo! for those who (now) do wrong there is an evil day like unto the evil day (which came for) their likes (of old); so let them not ask Me to hasten on (that day).
Those who do wrong will indeed come to the same end as their fellows (of old). So let them not ask Me to hasten (the punishment).
And, verily, they who are bent on doing evil shall have their share [of evil] like unto the share of their fellows [of old]: so let them not ask Me to hasten [their doom]!
The wrongdoers will certainly have a share ˹of the torment˺ like that of their predecessors. So do not let them ask Me to hasten ˹it˺.
The transgressors will have the same fate as their previous friends; so let them not be hasty.
The transgressors have incurred the same fate as their previous counterparts; they should not challenge.
And indeed, for those who have wronged is a portion [of punishment] like the portion of their predecessors, so let them not impatiently urge Me.
And for those who do wrong is a portion like the portion of their companions; so let them not seek to hasten Me!
And behold, the violators of human rights trail behind in humanity as their comrades did in the past. So they should not ask Me to hasten their full recompense.
And verily, for the wrongdoers, their portion (of punishment) is like the portion of their fellows (of earlier generations): Then let them not ask Me to hasten (that portion)!
So, those who did wrong will have their turn like the turn of their counterparts. So, they should not ask Me to hasten on.
The transgressors will have the same fate as their previous friends; so let them not be hasty.