Zâriyât suresi

Zâriyât suresi, 59. ayet

Zâriyât suresi, 59. ayet. فَإِنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ ذَنُوبًا مِّثْلَ ذَنُوبِ أَصْحَٰبِهِمْ فَلَا يَسْتَعْجِلُونِ

feinne lilleẕîne żalemû ẕenûbem miŝle ẕenûbi aṣḥâbihim felâ yesta`cilûn.

Diyanet İşleri

Şüphesiz zulmedenler için (önceki müşrik) arkadaşlarının azap payı gibi payları vardır. Artık azabımı acele istemesinler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Zâriyât 56–60 · surenin 59. ayeti / 60

Konu Her peygambere aynı söz; kulluk için yaratılış Zâriyât 52–60 3

  1. Zâriyât 56

    Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.

  2. Zâriyât 57

    Ben, onlardan bir rızık istemiyorum. Bana yedirmelerini de istemiyorum.

  3. Zâriyât 58

    Şüphesiz Allah rızık verendir, güçlüdür, çok kuvvetlidir.

  4. 59

    Şüphesiz zulmedenler için (önceki müşrik) arkadaşlarının azap payı gibi payları vardır. Artık azabımı acele istemesinler.

  5. Zâriyât 60

    Uyarıldıkları günlerinden dolayı vay o inkar edenlerin haline!

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

59. “Şüphesiz” Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’i yalanlamak suretiyle zalim olanların “bu zalimlerin de” ibretlik azap ve cezadan “bir payları” vardır. Bu pay, kendileri gibi zalim ve yalanlayıcı olanların payları gibidir. “O nedenle benden” azabın gelişini “acele istemesinler.”. Çünkü Allah’ın bütün ümmetler hakkındaki sünneti/kanunu birdir. Şöyle ki tevbe etmeksizin ve Allah’a yönelmeksizin yalanlamasını sürdüren her bir inkarcının başına azabın gelip çöreklenmesi kaçınılmaz bir şeydir. Bir müddet gecikse de bu, böyledir. Bundan dolayı Yüce Allah, onları Kıyamet günü ile tehdit ederek şöyle buyurmaktadır:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Resul!- Seni yalanlayarak kendi nefislerine zulmedenlerin de geçmişteki arkadaşlarını payı gibi azaptan payları vardır. O azabın belirli bir vakti vardır. Onun vakti gelmeden bir an önce gelmesini benden talep etmeyin.

Kelimeler

9 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَإِنَّ feinne muhakkak
  2. لِلَّذِينَ lillezine vardır
  3. ظَلَمُوا۟ zelemu zulmedenlerin kök: ظلم
  4. ذَنُوبًۭا zenuben bir (azab) payı kök: ذنب
  5. مِّثْلَ misle gibi kök: مثل
  6. ذَنُوبِ zenubi payı kök: ذنب
  7. أَصْحَـٰبِهِمْ eshabihim arkadaşlarının kök: صحب
  8. فَلَا fela o halde
  9. يَسْتَعْجِلُونِ yestea'ciluni acele etmesinler kök: عجل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ذنب (39 geçiş) · Aynı kök: صحب (97 geçiş)

    İşte böylece günahlarını itiraf ederler. Artık alevli ateştekiler Allah'ın rahmetinden uzak olsun!

  • Aynı kök: ذنب (39 geçiş) · Ortak kavram: Mesel (örnek)

    Peygamberleri dedi ki: "Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe mi var? (Halbuki) O, günahlarınızı bağışlamak ve sizi belli bir zamana kadar…

  • Aynı kök: عجل (47 geçiş) · Ortak kavram: Mesel (örnek)

    Bir de senden, iyilikten önce kötülüğün acele gelmesini istiyorlar. Oysa onlardan önce ibret alınacak birçok azap gelip geçmiştir. Şüphesiz Rabbin,…

  • Aynı kök: صحب (97 geçiş) · Ortak kavram: Mesel (örnek)

    Faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, "Alışveriş de faiz gibidir" demelerinden dolayıdır. Oysa Allah,…

  • Aynı kök: صحب (97 geçiş) · Ortak kavram: Mesel (örnek)

    Kötü işler yapmış olanlara gelince, bir kötülüğün cezası misliyledir ve onları bir zillet kaplayacaktır. Onları Allah'(ın azabın)dan koruyacak hiçbir…

  • Aynı kök: صحب (97 geçiş) · Ortak kavram: Mesel (örnek)

    (Ey Muhammed!) Onlara, o memleket halkını örnek ver. Hani oraya elçiler gelmişti.

  • Aynı kök: ذنب (39 geçiş)

    (Bunların durumu) Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin durumu gibidir: Ayetlerimizi yalanladılar. Allah da onları günahlarıyla yakaladı. Allah,…

  • Aynı kök: عجل (47 geçiş)

    Hani, biz Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

60 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki arkadaşlarının payı gibi haksızlık edenlerin de (azaptan) payı vardır. (Azabı) benden acele istemesinler!

Mustafa İslamoğlu

Bakın, elbette kendilerine kıyanların payına düşen, (seleflerinin) payına düşenin aynısı olacaktır: şu halde, (bu payı) acele istemelerine gerek yoktur.

Muhammed Esed

Gerçek şu ki, zulüm işleyenler, (geçmişteki) arkadaşları gibi (kötülükten) paylarını alacaklardır. Öyleyse (akibetlerini) çabuklaştırmayı benden istemesinler!

Ahmed Hulusi

Muhakkak ki zalim olanlar, (kendilerinden önceki geçmiş) arkadaşlarının payları benzeri (azaptan) paylarını alacaklardır! Acele etmesinler.

Ali Bulaç

Artık gerçekten, zulmedenler için, (geçmişteki) arkadaşlarının günahlarına benzer bir günah vardır. Şu halde acele etmesinler.

Ali Özek ve heyeti

Muhakkak ki bu zulmedenlerin de, geçmişlerinin payı gibi (azaptan) bir payları vardır! O halde acele etmesinler!

Ali Rıza Safa

Kuşkusuz, haksızlık yapanlar, yoldaşları gibi paylarını alacaklar; artık acele etmesinler.

Bayraktar Bayraklı

Bu haksızlığı yapanların, benzerleri gibi elbette azaptan payları vardır. Artık onun acele gelmesini istemesinler.

Edip Yüksel

Elbette, bu zulmedenlerin de (geçmiş) yoldaşlarının payına benzer bir payları vardır.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Elbette, bu zulmedenlerin de (geçmiş) yoldaşlarının payına benzer bir payları vardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onun için muhakkak o zulmedenlere arkadaşlarının payı gibi, dolgun bir pay vardır, şimdi onu acele istemesinler!

Elmalılı Hamdi Yazır

Onun için muhakkak ki o zulm edenlere arkadaşlarının payı gibi dolgun bir pay vardır, şimdi onu acele etmesinler

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Zulmedenlerin azaptan payı, arkadaşlarının dipnot 1 payı gibidir. Artık acele etmesinler.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Geçmişteki.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Zulmedenlerin azaptan payı, arkadaşlarının payı gibidir. Artık acele etmesinler.

Gültekin Onan

Artık gerçekten, zulmedenler için, (geçmişteki) arkadaşlarının günahlarına benzer bir günah vardır. Şu halde acele etmesinler.

Hasan Basri Çantay

Artık muhakkak ki o zulmedenler için (geçmiş) arkadaşlarının (azab) hissesi gibi bir nasıyb (-i hüsran) vardır. Şimdi (onu) acele istemesinler.

İbni Kesir

Muhakkak ki zulmedenlerin, arkadaşlarının suçlarına benzer suçları vardır. Acele etmesinler.

Mehmet Alagaş

(47-60) Semayı kendi elimizle kubbe ettik / bina ettik, gerçekten biz genişleteniz , yeri de döşedik ne güzel döşeyicileriz , her şeyi eşli / zevceli yarattık ki böylelikle belki düşünürsünüz. Allah’a kaçın / firar edin, kesinlikle ben, O’ndan sizin için gelen apaçık bir uyarıcıyım, Allah’la beraber başka bir ilah edinmeyin , kesinlikle ben O’ndan sizin için gelen apaçık bir uyarıcıyım. Onlardan öncekilere de gelen her bir Resul ’e bu şekilde sihirbaz yahut divane / mecnun dediler onu birbirlerine tavsiye mi ettiler ? Bilakis onlar taşkınlık eden bir kavimdir, o nlardan yüz çevir bundan dolayı sen kınanmayacaksın, Hatırlat muhakkak ki hatırlatma iman edenlere fayda sağlar , insanları ve cinleri ancak bana ibadet etmeleri için yarattım onlardan bir rızık istemiyorum, beni doyurmalarını da istemiyorum, Kesinlikle rızık verici Allah’tır, kuvvetlidir, sağlamdır / metindir. Zalimlere tıpkı arkadaşlarının günahı gibi günah vardır, a cele etmesinler kafirlere vadedildikleri gün nedeniyle yazıklar olsun.

Rowwad Tercüme Merkezi

Muhakkak (geçmişteki) arkadaşlarının azaptan payları olduğu gibi, zulmedenlerin de azaptan bir payları vardır. Artık acele etmesinler.

Süleyman Ateş

Muhakkak ki, bu zulmedenlerin de (geçmiş) arkadaşlarının payı gibi bir azab payı vardır, (ötekilerin başına gelen azab gibi bir azab bunların da başına gelecektir), acele etmesinler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yanlış yapanların cezası (aynı suçu işleyen) arkadaşlarının cezasına denk ceza olacaktır ; acele etmesinler.

Şaban Britch

Muhakkak ki bu zulmedenlerin de, geçmişlerinin payı gibi (azaptan) bir payları vardır! O halde acele etmesinler!

Şaban Piriş

Zalimlik edenlerin de (kendilerinden önceki) arkadaşlarının günahları gibi günahları vardır. Acele etmesinler.

Yaşar Nuri Öztürk

Şu bir gerçek ki, zulmedenlerin, tıpkı arkadaşlarının günahları gibi günahları vardır. O halde acele etmesinler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Therefore, those who exercised injustice and worked iniquities and were wrongful of actions, must expect the fatal consequence uniting them with the fellows of their crime, and so they had better not challenge it be hastened on.

Abdul Haleem

The evildoers, like their predecessors, will have a share of punishment- they need not ask Me to hasten it-

Abdullah Yusuf Ali

For the Wrong-doers, their portion is like unto the portion of their fellows (of earlier generations): then let them not ask Me to hasten (that portion)!

Abul A'la Maududi

The wrong-doers dipnot 1 shall receive a portion of the chastisements as their fellows (of yore). So let them not rush Me.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Those who have wronged: Those who have violated the reality and the truth and their own nature. The context itself shows that those who have done wrong, here implies the people who are serving others than the Lord of the universe, who disbelieve in the Hereafter, who regard themselves as irresponsible in the world, and have denied those Prophets who have tried to make them understand the reality.

Aisha Bewley

Those who do wrong will have their due, the same as that of their friends. So they should not hurry Me!

Al-Hilali & Khan

And verily, for those who do wrong, there is a portion of torment like to the evil portion of torment (which came for) their likes (of old); so let them not ask Me to hasten on!

Ali Quli Qarai

Indeed the lot of those who do wrong [now] will be like the lot of their [earlier] counterparts. So let them not ask Me to hasten on [that fate].

Amatul Rahman Omar

Those who do injustice (to Our Messengers) should meet the fate (of miseries) like the fate of their fellows (of old). Therefore do not let them ask Me to hasten on (the punishment which awaits them).

Arthur John Arberry

The evildoers shall have their portion, like the portion of their fellows; so let them not hasten Me!

Bijan Moeinian

The sinners will have the same destiny as those who sinned before them. Tell them not to jokingly ask Me to accelerate it.

E. Henry Palmer

Verily, for those who injure (the Apostle) shall be a portion like the portion of their fellows, but let them not hurry Me!

Edip-Layth

The transgressors will have the same fate as their previous friends; so let them not be hasty.

George Sale

Unto those who shall injure our apostle shall be given a portion like unto the portion of those who behaved like them in times past; and they shall not wish the same to be hastened.

Hamid S. Aziz

And lo! Those who do wrong shall have a portion like the portion of those of earlier generations, therefore let them not ask Me to hasten.

Mahmoud Ghali

Then surely the ones who did injustice will have an allotment like the allotment of their companions; so let them not seek to hasten Me!

Marmaduke Pickthall

And lo! for those who (now) do wrong there is an evil day like unto the evil day (which came for) their likes (of old); so let them not ask Me to hasten on (that day).

Mohamed Ahmed - Samira

Those who do wrong will indeed come to the same end as their fellows (of old). So let them not ask Me to hasten (the punishment).

Muhammad Asad

And, verily, they who are bent on doing evil shall have their share [of evil] like unto the share of their fellows [of old]: so let them not ask Me to hasten [their doom]!

Mustafa Khattab

The wrongdoers will certainly have a share ˹of the torment˺ like that of their predecessors. So do not let them ask Me to hasten ˹it˺.

Progressive Muslims

The transgressors will have the same fate as their previous friends; so let them not be hasty.

Rashad Khalifa

The transgressors have incurred the same fate as their previous counterparts; they should not challenge.

Sahih International

And indeed, for those who have wronged is a portion [of punishment] like the portion of their predecessors, so let them not impatiently urge Me.

Sam Gerrans

And for those who do wrong is a portion like the portion of their companions; so let them not seek to hasten Me!

Shabbir Ahmed

And behold, the violators of human rights trail behind in humanity as their comrades did in the past. So they should not ask Me to hasten their full recompense.

Syed Vickar Ahamed

And verily, for the wrongdoers, their portion (of punishment) is like the portion of their fellows (of earlier generations): Then let them not ask Me to hasten (that portion)!

Taqi Usmani

So, those who did wrong will have their turn like the turn of their counterparts. So, they should not ask Me to hasten on.

The Monotheist Group

The transgressors will have the same fate as their previous friends; so let them not be hasty.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Zâriyât suresi, 59. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Zâriyât suresi, 59. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Zâriyât suresi, 59. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩