Diyanet İşleri
(10-11) Cehalet içinde gaflete dalmış olan (ve "Muhammed şairdir, delidir" diyen) yalancılar kahrolsun!
Zâriyât suresi
Zâriyât suresi, 11. ayet. ٱلَّذِينَ هُمْ فِى غَمْرَةٍ سَاهُونَ
elleẕîne hüm fî gamratin sâhûn.
(10-11) Cehalet içinde gaflete dalmış olan (ve "Muhammed şairdir, delidir" diyen) yalancılar kahrolsun!
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Yeminler ve ceza günü Zâriyât 1–14 3
(7-8) Yollara (yıldızların dolaştığı yörüngelere) sahip göğe andolsun ki, muhakkak siz, (peygamber hakkında) çelişkili sözler söylüyorsunuz.
Ondan (Peygamber'den) çevrilen çevrilir.
(10-11) Cehalet içinde gaflete dalmış olan (ve "Muhammed şairdir, delidir" diyen) yalancılar kahrolsun!
"Ceza günü ne zaman?" diye sorarlar.
(13-14) Ateş üzerinde azaba uğratılacakları gün (görevli melekler onlara şöyle der): "Azabınızı tadın! İşte acele isteyip durduğunuz şey budur."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
11. “Onlar ki derin bir dalalet ve gaflet” küfür, cehalet ve sapıklıktan oluşan bir dalga “içindedirler.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Onlar, ahiret yurdu hakkında cehalet içerisinde kalmış gafillerdir. Onlar, ahireti umursamazlar.
Aynı kök: سهو (2 geçiş)
Onlar namazlarını ciddiye almazlar.
Aynı kök: غمر (4 geçiş)
Allah'a karşı yalan uyduran veya kendine bir şey vahyedilmemişken, "Bana vahyolundu" diyen, ya da "Allah'ın indirdiğinin benzerini ben de…
Aynı kök: غمر (4 geçiş)
Ey Muhammed! Sen onları bir zamana kadar, gaflet ve şaşkınlıklarıyla baş başa bırak!
Aynı kök: غمر (4 geçiş)
Ancak kafirlerin kalbleri bu Kur'an'a karşı bir gaflet içindedir. Onların bundan başka yapageldikleri birtakım (kötü) işleri de vardır.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onlar, koyu bir şaşkınlıkta ne yaptığını bilmeyenlerdir.
Onlar daldıkları gafletin derin karanlığında kendi varlığını unutanlardır;
aptallıklarıyla cehalete gömülenler;
Onlar ki cehalet ve körlük içinde ne yaptığını bilmeyenlerdir!
Ki onlar, 'bilgisizliğin kuşatması' içinde habersizdirler.
Onlar koyu bir cehalet içerisinde kalmış gafillerdir.
Şapşallıklarıyla bilgisizliğe gömülenler!
Onlar cehalet bataklığında ne yaptıklarından habersizdirler.
Ki şaşkınlıkları içinde umursamıyorlar.
Ki şaşkınlıkları içinde umursamıyorlar.
O sarhoşluk içinde yaptığını bilmezler.
O serhoşluk içinde yaptığını bilmezler
Onlar, cehalet içinde ne yaptığını bilmeyenlerdir.
Onlar, cehalet içinde ne yaptığını bilmeyenlerdir.
Onlar, cehalet içinde ne yaptığını bilmeyenlerdir.
Ki onlar, 'bilgisizliğin kuşatması' içinde habersizdirler.
ki onlar koyu bir cehalet içinde kalmış gaafil kimselerdir.
Ki onlar; koyu bir cehalet içerisinde kalmış gafillerdir.
(1-23) O tozutup savuranlara, ağırlıkları taşıyanlara, kolaylıkla akıp gidenlere / cereyan edenlere , i şleri taksim edenlere andolsun ki s ize vaad edilen kesinlikle doğrudur ve kesinlikle hesaplaşma / din ortaya konulacaktır / vaki olacaktır. Yörünge sahibi semaya yemin olsun ki kesinlikle sizler karşıt / aykırı / ihtilaflı söz ler içindesiniz. Ondan döndürülen döndürülür. Gebersin / katlolsun tahmin edenler, onlar sersemdirler / amratindeler ve yanılırlar / sehiv ederler. Sana hesap gününün zamanını sorarlar, o gün onlar ateşte denenecekler, fitnelerinizi / sınanmalarınızı tadın, işte, alelacele istediğiniz bu ydu. Muttakiler Rablerinin kendilerine vermiş olduklarıyla bahçelerde ve gözelerdedirler , Rablerinin kendilerine verdiklerini almış vaziyettedirler, k esinlikle onlar , bundan önce güzel davran anlardandılar, g eceleri az uyurlardı, seherlerde ise bağışlanma dilerlerdi , (Seher sihir aynı köktendir uykunun büyü lü etkisi ve sonra uyanış) mallarında dilenen / isteyen ve mahrum kalanlar için bir hak vardı, arzda ve kendilerinde, inananlar / kanaat getirenler için ayetler vardı, hâlâ görmüyor musunuz? Sema da size erzak ve size vaad edilen var , göğün ve yerin Rabbine and olsun ki kesinlikle O, tıpkı konuşmanız kadar gerçektir.
Onlar koyu bir cehalet içerisinde kalmış gafillerdir.
Onlar aptallık içinde yanılıp durmaktadırlar.
Onlar daldıkları şey içinde kalıp doğruları önemsemeyenlerdir dipnot 1 .
Onlar bir beklentiyle hoş görünenlerdir dipnot 1 .
Ki onlar, koyu bir cehalet içerisinde kalmış gafillerdir.
Ki onlar, gafilce sapıklık içinde yüzmektedirler.
Ki onlar bir sersemlik içinde ne yaptıklarından habersizdirler.
Who are sunk in pleasure with brains swimming with the thought of disbelief, immersed in strong delusion that they should believe a lie and disbelieve the truth.
those steeped in error and unaware!
Those who (flounder) heedless in a flood of confusion:
who are steeped in ignorance and heedlessness. dipnot 1
those who flounder in a glut of ignorance,
Who are under a cover of heedlessness (think not about the gravity of the Hereafter),
who are heedless in a stupor!
Who are in the depths of obstinacy and confusion (due to false-beliefs) and give no heed (to the truth).
who are dazed in perplexity
Who are deeply ignorant and careless about their religion.
who are heedless in a flood (of ignorance).
Who are in mischief, unaware.
who wade in deep waters of ignorance, neglecting their salvation.
Who flounder heedless in an abyss (of ignorance and confusion).
They who are unmindful and in perplexity (about the Hereafter),
Who are careless in an abyss!
Who are lost in deception.
they who blunder along, in ignorance lost –
those who are ˹steeped˺ in ignorance, totally heedless.
Who are in mischief, unaware.
In their blundering, they are totally heedless.
Who are within a flood [of confusion] and heedless.
Those who in a flood of ignorance are heedless!
They know not that they know not.
Those who (are) carelessly (blundering) in a state of confusion (about the Faith of Islam):
- those who are drowned in ignorance, forgetful!
Who are in mischief, unaware.