Zâriyât suresi · 24–37. ayetler

İbrâhim'in misafirleri ve Lût kavmi

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Zâriyât suresi, 24. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zâriyât suresi, 24. ayet. هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ضَيْفِ إِبْرَٰهِيمَ ٱلْمُكْرَمِينَ

    Diyanet İşleri

    (Ey Muhammed!) İbrahim'in ağırlanan misafirlerinin haberi sana geldi mi?

    Mehmet Okuyan

    İbrahim'in ağırlanan misafirlerinin (meleklerin) haberi sana geldi, (değil) mi?

    Mustafa İslamoğlu

    İbrahim'in, ilahi ikrama mazhar olmuş konukları hakkındaki kıssa sana ulaştı mı?

    Muhammed Esed

    İbrahim'in seçkin konukları ile ilgili kıssayı hiç duydun mu?

    Ahmed Hulusi

    İbrahim'in şerefli kılınmış konuklarının haberi sana geldi mi?

    Ali Bulaç

    Sana İbrahim'in ağırlanan konuklarının haberi geldi mi?

    Ali Özek ve heyeti

    İbrahim'in ağırlanan misafirlerinin haberi sana geldi mi? (Bunlar meleklerdi.)

    Ali Rıza Safa

    İbrahim'in seçkin konuklarının haberi, sana geldi mi?

    Bayraktar Bayraklı

    İbrahim'in saygın konuklarının haberi sana geldi mi?

    Edip Yüksel

    İbrahim'in ağırlanan konuklarının haberini aldın mı?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İbrahim'in ağırlanan konuklarının haberini aldın mı?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İbrahim'in ikram edilen konuklarının haberi geldi mi sana?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Geldi mi sana İbrahimin ikram edilen müsafirlerinin kıssası?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İbrahim'in saygın konuklarının haberi sana geldi mi?

    Gültekin Onan

    Sana İbrahim'in ağırlanan konuklarının haberi geldi mi?

    Hasan Basri Çantay

    İbrahimin (Allah indinde) şerefli müsafirlerinin haberi sana geldi mi?

    İbni Kesir

    Sana, İbrahim'in şerefli misafirlerinin haberi geldi mi?

    Mehmet Alagaş

    (24-46) (İBRAHİM RESULULLAHIN MİSAFİRLERİ İLE YAŞADIKLARI, MUSANIN SAV. FİRAVUNLA YAŞADIKLARI AD’IN SEMUDUN VE YOLDAN ÇIKMIŞ NUH KAVMİNİN BAŞLARINA GELENLER) İbrahim'in ikram gören misafiri hadisesi sana kadar ulaştı mı? Girdi klerinde, selam dediler, O da belirsiz / tanınmayan o kavime selam dedi , gizlice yakın çevresine gitti ve semiz bir buzağı getirdi , onlara ikram etti , dedi yemez misiniz? (Yemediklerini görünce) Onlardan dolayı içinde bir korku hissetti , dediler ki korkma, bilge bir oğulla / alim bir oğulla onu müjdelediler, karısı çığlık atarak, ellerini de yüzüne vurarak yaklaştı, kısır ve aciz bir kocakarıyım dedi, Rabbin bu şekilde dedi, dediler, Muhakkak ki O (Allah) hakimdir, bilgedir. O halde önemli işiniz / hatbınız nedir ey elçiler dedi. Biz suçlu bir kavme gönderildik, üzerlerine topraktan taşlar atacağız , savurganlar / müsrifler için Rabbinin katında tanımlı / adrese teslim taşlar , netice de mümin olarak kim var ise oradan çıkardık, orada bir ev dışında Müslüman da bulamadık, onları acıtıcı azaptan korkanlar için bir gösterge / bir ayet olarak orada bıraktık. Musa’yı, o’nu da firavuna Apaçık delillerle gönderdiğimizde, destekçileri ile / yandaşları ile yüz çevirdi ve bu bir sihirbaz yahut divanedir / cinlidir / mecnundur dedi, Onu ve ordusunu aldık ve kınan an biri olarak denize attık. Ad ‘da kurutucu rüzgâr gönderdiğimiz zaman ki o rüzgâr, uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyordu/ es geçmiyordu onları kül yapıyordu. Semud ‘a onlara belirli zamana kadar faydalanın denildiğinde Rabbinin emrine karşı taşkınlık ettiler, bakıp dururlarken onları bir yıldırım çarptı, ayağa kalkmaya dahi güçleri yetmedi, yardım da göremediler. Önce ki Nuh kavmi de onlar da yoldan çıkan bir kavimdiler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İbrahim’in şerefli kılınmış konuklarının haberi sana geldi mi?

    Süleyman Ateş

    İbrahim'in ağırlanan konuklarının haberi sana geldi mi?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İbrahim'in ikramını gören konukların bilgisi sana ulaştı değil mi?

    Şaban Britch

    İbrahim’in değerli/şerefli misafirlerinin haberi sana geldi mi?

    Şaban Piriş

    İbrahim'in değerli/şerefli misafirlerinin haberi sana geldi mi?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Geldi mi sana İbrahim'in ikram edilen konuklarının haberi?

  2. Zâriyât suresi, 25. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zâriyât suresi, 25. ayet. إِذْ دَخَلُوا۟ عَلَيْهِ فَقَالُوا۟ سَلَٰمًا قَالَ سَلَٰمٌ قَوْمٌ مُّنكَرُونَ

    Diyanet İşleri

    Hani onlar, İbrahim'in yanına varmışlar ve "Selam olsun sana!" demişlerdi. O da "Size de selam olsun." demiş, "Bunlar tanınmamış (yabancı) kimseler" (diye düşünmüştü).

    Mehmet Okuyan

    Hani onlar (İbrahim'in) yanına girmiş ve "Selam!" demişlerdi. (İbrahim de) "Selam!" demiş, "(Bunlar) yabancı bir topluluk!" (diye içinden geçirmişti). dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Hicr 15:52-53.

    Mustafa İslamoğlu

    Hani, (elçiler) İbrahim'in huzuruna girmişler ve "(Sana) selam olsun!" demişlerdi de, o da, "(Size de) selam olsun!" demiş ve (içinden) "Bunlar tanımadık kimseler" diye geçirmişti.

    Muhammed Esed

    O (semavi elçi)ler İbrahim'e gelip ona selam verdiklerinde, "(Size de) selam olsun!" demişti; (ve kendi kendine,) "Bunlar, yabancı kimseler!" (diye düşünmüştü.)

    Ahmed Hulusi

    Hani Onun yanına girdiklerinde: "Selam" dediler. . . (İbrahim de): "Selam" dedi. . . "Rastlanmadık birileri (diye düşündü). "

    Ali Bulaç

    Hani, yanına girdiklerinde: "Selam" demişlerdi. O da: "Selam" demişti. "(Haklarında bilgim olmayan) Yabancı bir topluluk."

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar İbrahim’in yanına girmişler, selam vermişlerdi. İbrahim de selamı almış, içinden, «Bunlar, yabancılar» demişti.

    Ali Rıza Safa

    Onun yanına girdiklerinde; "Selam!" dediler. "Selam yabancılar!" dedi.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar, İbrahim'in yanına girip selam vermişlerdi. İbrahim de selamı almış, içinden "Bunlar yabancılar" demişti.

    Edip Yüksel

    Onun huzuruna girmişlerdi ve "Selam (barış)" demişlerdi. O da, "Selam size, yabancılar!" demişti.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onun huzuruna girmişlerdi ve 'Selam (barış)' demişlerdi. O da, 'Selam size, yabancılar!' demişti.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yanına girdikleri vakit: "Selam!" dediler. O da: "Selam! Görülmedik bir topluluk" dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O vakıt ki üzerine girdiler de "selam" dediler. "Selam, görülmedik bir kavım" dedi

    Erhan Aktaş

    Onun yanına geldiklerinde, "Selam." dediler. "Selam, tanınmayan topluluk." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onun yanına geldiklerinde, "Selam." dediler. "Selam, tanınmayan topluluk." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onun yanına geldiklerinde, "Selam." dediler. "Selam, tanınmayan topluluk." dedi.

    Gültekin Onan

    Hani yanına girdiklerinde: "Selam" demişlerdi. O da: "Selam" demişti. "Münker bir kavim."

    Hasan Basri Çantay

    Hani bunlar, onun yanına girmişlerdi de "Selam" demişlerdi. (İbrahim de) "selam" demiş (selam ile mukaabele etmiş), "(Bunlar) tanınmamış bir zümre" demişdi.

    İbni Kesir

    Hani onlar, yanına girip; selam sana, demişlerdi de; selam, demişti. Tanınmamış bir zümre.

    Mehmet Alagaş

    (24-46) (İBRAHİM RESULULLAHIN MİSAFİRLERİ İLE YAŞADIKLARI, MUSANIN SAV. FİRAVUNLA YAŞADIKLARI AD’IN SEMUDUN VE YOLDAN ÇIKMIŞ NUH KAVMİNİN BAŞLARINA GELENLER) İbrahim'in ikram gören misafiri hadisesi sana kadar ulaştı mı? Girdi klerinde, selam dediler, O da belirsiz / tanınmayan o kavime selam dedi , gizlice yakın çevresine gitti ve semiz bir buzağı getirdi , onlara ikram etti , dedi yemez misiniz? (Yemediklerini görünce) Onlardan dolayı içinde bir korku hissetti , dediler ki korkma, bilge bir oğulla / alim bir oğulla onu müjdelediler, karısı çığlık atarak, ellerini de yüzüne vurarak yaklaştı, kısır ve aciz bir kocakarıyım dedi, Rabbin bu şekilde dedi, dediler, Muhakkak ki O (Allah) hakimdir, bilgedir. O halde önemli işiniz / hatbınız nedir ey elçiler dedi. Biz suçlu bir kavme gönderildik, üzerlerine topraktan taşlar atacağız , savurganlar / müsrifler için Rabbinin katında tanımlı / adrese teslim taşlar , netice de mümin olarak kim var ise oradan çıkardık, orada bir ev dışında Müslüman da bulamadık, onları acıtıcı azaptan korkanlar için bir gösterge / bir ayet olarak orada bıraktık. Musa’yı, o’nu da firavuna Apaçık delillerle gönderdiğimizde, destekçileri ile / yandaşları ile yüz çevirdi ve bu bir sihirbaz yahut divanedir / cinlidir / mecnundur dedi, Onu ve ordusunu aldık ve kınan an biri olarak denize attık. Ad ‘da kurutucu rüzgâr gönderdiğimiz zaman ki o rüzgâr, uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyordu/ es geçmiyordu onları kül yapıyordu. Semud ‘a onlara belirli zamana kadar faydalanın denildiğinde Rabbinin emrine karşı taşkınlık ettiler, bakıp dururlarken onları bir yıldırım çarptı, ayağa kalkmaya dahi güçleri yetmedi, yardım da göremediler. Önce ki Nuh kavmi de onlar da yoldan çıkan bir kavimdiler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hani O’nun yanına girmişler: “Selam!” demişlerdi. O da: "Selam! (Sizin üzerinize). (Sizler) tanınmayan yabancı kimselersiniz.” demişti.

    Süleyman Ateş

    Bir zaman onun yanına girmişler: "Selam" demişlerdi. "Selam, dedi, (siz) tanınmamış bir topluluk(sunuz)."

    Süleymaniye Vakfı

    Onun yanına girdiklerinde "Selam!" dediler. O da: "Size de selam olsun. Sizler buralarda tanınmayan kimselersiniz" dedi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hani yanına girmiş, "Selam!" demişlerdi. O (İbrahim): "Size de selam, tuhaf bir topluluksunuz" demişti.

    Şaban Britch

    Hani O’nun yanına girmişler: “Selam” demişlerdi. O da: Selam (sizin üzerinize). (Sizler) tanınmayan yabancı kimselersiniz!” demişti.

    Şaban Piriş

    Hani O'nun yanına girmişler: "Selam" demişlerdi. O da: -Selam ey yabancılar!" demişti.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hani, İbrahim'in yanına girmişlerdi de "Selam!" demişlerdi. İbrahim: "Selam! Tanınmayan bir topluluk bu." demişti.

  3. Zâriyât suresi, 26. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zâriyât suresi, 26. ayet. فَرَاغَ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ فَجَآءَ بِعِجْلٍ سَمِينٍ

    Diyanet İşleri

    Hissettirmeden ailesinin yanına gidip, (pişirilmiş) semiz bir buzağı getirdi.

    Mehmet Okuyan

    (26, 27) Hemen ailesinin yanına giderek besili bir dana (eti) getirmiş, onu onlara yaklaştırıp "Yemez misiniz?" demişti.

    Mustafa İslamoğlu

    Sonra, usulca ailesine yönelerek (kızartılmış) semiz bir buzağı getirmiş,

    Muhammed Esed

    Sonra sessizce evine dönerek semiz bir (kızartılmış) buzağı getirmiş,

    Ahmed Hulusi

    Ailesine yöneldi de semiz (kızartılmış) bir buzağı eti getirdi.

    Ali Bulaç

    Hemen (onlara) sezdirmeden ailesine gidip, çok geçmeden semiz bir buzağı ile (geri) geldi.

    Ali Özek ve heyeti

    Hemen ailesinin yanına giderek semiz bir dana (kebabını) getirmiş,

    Ali Rıza Safa

    Ardından, sessizce evine dönerek, hemen besili bir buzağı getirdi.

    Bayraktar Bayraklı

    Hemen hanımının yanına giderek, semiz bir dana kebabını getirmişti.

    Edip Yüksel

    Ailesine yöneldi ve sonra semiz bir buzağı ile geldi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ailesine yöneldi ve sonra semiz bir buzağı ile geldi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hemen bir bahane ile ailesine gidip semiz bir dana getirdi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hemen bir bahane ile ehline gitti, bir semiz daha getirdi de

    Erhan Aktaş

    Habersizce ailesine gidip, hemen kızarmış buzağı eti getirdi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Habersizce ailesine gidip, hemen kızarmış buzağı eti getirdi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Habersizce ailesine gidip, hemen kızarmış buzağı eti getirdi.

    Gültekin Onan

    Hemen (onlara) sezdirmeden ehline (ailesine) gidip, çok geçmeden semiz bir buzağı ile (geri) geldi.

    Hasan Basri Çantay

    Hemen (gizlice) ailesine gidib semiz bir dana getirdi de,

    İbni Kesir

    Hemen ailesine giderek semiz bir buzağı ile gelmiş,

    Mehmet Alagaş

    (24-46) (İBRAHİM RESULULLAHIN MİSAFİRLERİ İLE YAŞADIKLARI, MUSANIN SAV. FİRAVUNLA YAŞADIKLARI AD’IN SEMUDUN VE YOLDAN ÇIKMIŞ NUH KAVMİNİN BAŞLARINA GELENLER) İbrahim'in ikram gören misafiri hadisesi sana kadar ulaştı mı? Girdi klerinde, selam dediler, O da belirsiz / tanınmayan o kavime selam dedi , gizlice yakın çevresine gitti ve semiz bir buzağı getirdi , onlara ikram etti , dedi yemez misiniz? (Yemediklerini görünce) Onlardan dolayı içinde bir korku hissetti , dediler ki korkma, bilge bir oğulla / alim bir oğulla onu müjdelediler, karısı çığlık atarak, ellerini de yüzüne vurarak yaklaştı, kısır ve aciz bir kocakarıyım dedi, Rabbin bu şekilde dedi, dediler, Muhakkak ki O (Allah) hakimdir, bilgedir. O halde önemli işiniz / hatbınız nedir ey elçiler dedi. Biz suçlu bir kavme gönderildik, üzerlerine topraktan taşlar atacağız , savurganlar / müsrifler için Rabbinin katında tanımlı / adrese teslim taşlar , netice de mümin olarak kim var ise oradan çıkardık, orada bir ev dışında Müslüman da bulamadık, onları acıtıcı azaptan korkanlar için bir gösterge / bir ayet olarak orada bıraktık. Musa’yı, o’nu da firavuna Apaçık delillerle gönderdiğimizde, destekçileri ile / yandaşları ile yüz çevirdi ve bu bir sihirbaz yahut divanedir / cinlidir / mecnundur dedi, Onu ve ordusunu aldık ve kınan an biri olarak denize attık. Ad ‘da kurutucu rüzgâr gönderdiğimiz zaman ki o rüzgâr, uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyordu/ es geçmiyordu onları kül yapıyordu. Semud ‘a onlara belirli zamana kadar faydalanın denildiğinde Rabbinin emrine karşı taşkınlık ettiler, bakıp dururlarken onları bir yıldırım çarptı, ayağa kalkmaya dahi güçleri yetmedi, yardım da göremediler. Önce ki Nuh kavmi de onlar da yoldan çıkan bir kavimdiler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hemen ailesinin yanına gidip semiz bir buzağı getiriverdi.

    Süleyman Ateş

    (Konuklarına yemek hazırlamak için) gizlice ailesinin yanına gitti, semiz bir buzağı getirdi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sezdirmeden hane halkına yönelmiş; besili bir buzağı (pişirtip) getirmişti.

    Şaban Britch

    Hemen ailesinin yanına gidip, besili bir dana getirmişti.

    Şaban Piriş

    Ailesinin yanına gidip, besili bir dana getirmişti.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hemen ailesinin yanına gitti; semiz bir dana getirdi.

  4. Zâriyât suresi, 27. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zâriyât suresi, 27. ayet. فَقَرَّبَهُۥٓ إِلَيْهِمْ قَالَ أَلَا تَأْكُلُونَ

    Diyanet İşleri

    Onu önlerine koydu. "Yemez misiniz?" dedi.

    Mehmet Okuyan

    (26, 27) Hemen ailesinin yanına giderek besili bir dana (eti) getirmiş, onu onlara yaklaştırıp "Yemez misiniz?" demişti.

    Mustafa İslamoğlu

    derhal önlerine sunarak "Buyurmaz mısınız?" demişti.

    Muhammed Esed

    ve "Yemez misiniz?" diye önlerine koymuştu.

    Ahmed Hulusi

    Onu onlara yaklaştırıp: "Yemeyecek misiniz?" dedi.

    Ali Bulaç

    Derken onlara yaklaştırıp (ikram etti); "Yemez misiniz?" dedi.

    Ali Özek ve heyeti

    Onların önüne koyup «Yemez misiniz?» demişti.

    Ali Rıza Safa

    Önlerine koydu; "Yemiyor musunuz?" dedi.

    Bayraktar Bayraklı

    Onların önüne koyup, "Yemez misiniz?" dedi.

    Edip Yüksel

    Onu onların önüne sürüp, "Yemez misiniz?" dedi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onu onların önüne sürüp, 'Yemez misiniz?' dedi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onu yakınlarına koyarak: "Yemeğe buyurmaz mısınız?" dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onu yakınlarına koydu, yemeğe buyurmaz mısınız? dedi.

    Erhan Aktaş

    Onları buyur ederek: "Yemez misiniz?" dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onları buyur ederek: "Yemez misiniz?" dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onları buyur ederek: "Yemez misiniz?" dedi.

    Gültekin Onan

    Derken onlara yaklaştırıp (ikram etti); "Yemez misiniz?" dedi.

    Hasan Basri Çantay

    Bunu onlara yaklaşdırdı. "Yemez misiniz?" dedi.

    İbni Kesir

    Onlara yaklaştırıp; yemez misiniz? demişti.

    Mehmet Alagaş

    (24-46) (İBRAHİM RESULULLAHIN MİSAFİRLERİ İLE YAŞADIKLARI, MUSANIN SAV. FİRAVUNLA YAŞADIKLARI AD’IN SEMUDUN VE YOLDAN ÇIKMIŞ NUH KAVMİNİN BAŞLARINA GELENLER) İbrahim'in ikram gören misafiri hadisesi sana kadar ulaştı mı? Girdi klerinde, selam dediler, O da belirsiz / tanınmayan o kavime selam dedi , gizlice yakın çevresine gitti ve semiz bir buzağı getirdi , onlara ikram etti , dedi yemez misiniz? (Yemediklerini görünce) Onlardan dolayı içinde bir korku hissetti , dediler ki korkma, bilge bir oğulla / alim bir oğulla onu müjdelediler, karısı çığlık atarak, ellerini de yüzüne vurarak yaklaştı, kısır ve aciz bir kocakarıyım dedi, Rabbin bu şekilde dedi, dediler, Muhakkak ki O (Allah) hakimdir, bilgedir. O halde önemli işiniz / hatbınız nedir ey elçiler dedi. Biz suçlu bir kavme gönderildik, üzerlerine topraktan taşlar atacağız , savurganlar / müsrifler için Rabbinin katında tanımlı / adrese teslim taşlar , netice de mümin olarak kim var ise oradan çıkardık, orada bir ev dışında Müslüman da bulamadık, onları acıtıcı azaptan korkanlar için bir gösterge / bir ayet olarak orada bıraktık. Musa’yı, o’nu da firavuna Apaçık delillerle gönderdiğimizde, destekçileri ile / yandaşları ile yüz çevirdi ve bu bir sihirbaz yahut divanedir / cinlidir / mecnundur dedi, Onu ve ordusunu aldık ve kınan an biri olarak denize attık. Ad ‘da kurutucu rüzgâr gönderdiğimiz zaman ki o rüzgâr, uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyordu/ es geçmiyordu onları kül yapıyordu. Semud ‘a onlara belirli zamana kadar faydalanın denildiğinde Rabbinin emrine karşı taşkınlık ettiler, bakıp dururlarken onları bir yıldırım çarptı, ayağa kalkmaya dahi güçleri yetmedi, yardım da göremediler. Önce ki Nuh kavmi de onlar da yoldan çıkan bir kavimdiler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bunu onların önüne yaklaştırdı ve: "Yemez misiniz?" dedi.

    Süleyman Ateş

    Onu, önlerine yaklaştırdı, "Yemez misiniz?" dedi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Önlerine koydu; "Yemez misiniz?" dedi.

    Şaban Britch

    Bunu onların önüne yaklaştırdı ve: Yemez misiniz? dedi.

    Şaban Piriş

    Bunu onların önüne koydu ve: -Yemez misiniz? dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Danayı misafirlerin önüne sürdü. "Yemez misiniz?" dedi.

  5. Zâriyât suresi, 28. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zâriyât suresi, 28. ayet. فَأَوْجَسَ مِنْهُمْ خِيفَةً قَالُوا۟ لَا تَخَفْ وَبَشَّرُوهُ بِغُلَٰمٍ عَلِيمٍ

    Diyanet İşleri

    (Yemediklerini görünce) onlardan İbrahim'in içine bir korku düştü. Onlar, "korkma" dediler ve onu bilgin bir oğul ile müjdelediler.

    Mehmet Okuyan

    (Yemediklerini görünce) onlardan korkmaya başlamıştı. (Melekler) "Korkma!" demiş ve ona bilen bir erkek çocuğu müjdelemişlerdi. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Hûd 11:69-70.

    Mustafa İslamoğlu

    Derken, onlardan yana içini bir korku ve endişe kapladı. "Endişeye mahal yok!" dediler ve ona sıra dışı bir bilgi ile donatılmış bir oğlan çocuğu müjdelediler.

    Muhammed Esed

    (İbrahim, misafirlerin yemediklerini görünce,) onlardan endişeye kapıldı; (ama) onlar: "Korkma!" dediler ve derin bilgi ile donatılan bir erkek çocuk (sahibi olacağı) müjdesini verdiler.

    Ahmed Hulusi

    (Yemediklerini görünce İbrahim'in içine) onlardan bir korku düştü! "Korkma" dediler ve Onu Aliym bir erkek çocuk ile müjdelediler.

    Ali Bulaç

    (Onlar yemeyince) Bunun üzerine içine bir tür korku düştü. "Korkma" dediler ve ona bilgin bir erkek çocuk müjdesini verdiler.

    Ali Özek ve heyeti

    Derken onlardan korkmaya başladı. «Korkma» dediler ve ona bilgin bir oğlan çocuğu müjdelediler.

    Ali Rıza Safa

    Bu yüzden, onlardan dolayı içine bir korku düştü. "Korkma!" dediler ve bilgili bir oğulu, sevinçli bir haber olarak Ona verdiler.

    Bayraktar Bayraklı

    Hallerinden dolayı içinden bir korku duydu. "Korkma!" dediler ve ona bilgin bir çocuk müjdesi verdiler.

    Edip Yüksel

    Onlardan bir korku duydu. Bunun üzerine onlar, "Korkma" dediler ve ona bilgin bir oğul müjdelediler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlardan bir korku duydu. Bunun üzerine onlar, 'Korkma' dediler ve ona bilgin bir oğul müjdelediler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlardan ötürü içine bir korku düştü. "Korkma!" dediler ve kendisine bilgili bir oğlan müjdelediler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O vakıt onlardan içine bir korku düştü. Korkma dediler ve kendisine alim bir oğlan tebşir ettiler.

    Erhan Aktaş

    Durumlarından dolayı içine bir korku düştü. "Korkma." dediler ve ona bilgin bir çocuk müjdelediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Durumlarından dolayı içine bir korku düştü. "Korkma." dediler ve ona bilgin bir çocuk müjdelediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Durumlarından dolayı içine bir korku düştü. "Korkma." dediler ve ona bilgin bir çocuk müjdelediler.

    Gültekin Onan

    (Onlar yemeyince) Bunun üzerine içine bir tür korku düştü. "Korkma" dediler ve ona bilgin bir erkek çocuk müjdesini verdiler.

    Hasan Basri Çantay

    Derken içine onlardan gizli bir korku çökdü. "Korkma" dediler ve onu çok bilgin bir oğulla müjdelediler.

    İbni Kesir

    Derken onlardan endişeye düşmüştü. Korkma; demişler ve onu bilgin bir oğulla müjdelemişlerdi.

    Mehmet Alagaş

    (24-46) (İBRAHİM RESULULLAHIN MİSAFİRLERİ İLE YAŞADIKLARI, MUSANIN SAV. FİRAVUNLA YAŞADIKLARI AD’IN SEMUDUN VE YOLDAN ÇIKMIŞ NUH KAVMİNİN BAŞLARINA GELENLER) İbrahim'in ikram gören misafiri hadisesi sana kadar ulaştı mı? Girdi klerinde, selam dediler, O da belirsiz / tanınmayan o kavime selam dedi , gizlice yakın çevresine gitti ve semiz bir buzağı getirdi , onlara ikram etti , dedi yemez misiniz? (Yemediklerini görünce) Onlardan dolayı içinde bir korku hissetti , dediler ki korkma, bilge bir oğulla / alim bir oğulla onu müjdelediler, karısı çığlık atarak, ellerini de yüzüne vurarak yaklaştı, kısır ve aciz bir kocakarıyım dedi, Rabbin bu şekilde dedi, dediler, Muhakkak ki O (Allah) hakimdir, bilgedir. O halde önemli işiniz / hatbınız nedir ey elçiler dedi. Biz suçlu bir kavme gönderildik, üzerlerine topraktan taşlar atacağız , savurganlar / müsrifler için Rabbinin katında tanımlı / adrese teslim taşlar , netice de mümin olarak kim var ise oradan çıkardık, orada bir ev dışında Müslüman da bulamadık, onları acıtıcı azaptan korkanlar için bir gösterge / bir ayet olarak orada bıraktık. Musa’yı, o’nu da firavuna Apaçık delillerle gönderdiğimizde, destekçileri ile / yandaşları ile yüz çevirdi ve bu bir sihirbaz yahut divanedir / cinlidir / mecnundur dedi, Onu ve ordusunu aldık ve kınan an biri olarak denize attık. Ad ‘da kurutucu rüzgâr gönderdiğimiz zaman ki o rüzgâr, uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyordu/ es geçmiyordu onları kül yapıyordu. Semud ‘a onlara belirli zamana kadar faydalanın denildiğinde Rabbinin emrine karşı taşkınlık ettiler, bakıp dururlarken onları bir yıldırım çarptı, ayağa kalkmaya dahi güçleri yetmedi, yardım da göremediler. Önce ki Nuh kavmi de onlar da yoldan çıkan bir kavimdiler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlardan dolayı içine bir korku düştü. "Korkma!" dediler. Ona bilgin bir erkek çocuğu müjdelediler.

    Süleyman Ateş

    (Yemediklerini görünce) Onlardan içine bir korku düşürdü. "Korkma" dediler ve ona bilgin bir oğlan çocuğu müjdelediler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hallerinden içine korku düştü. "Korkma" dediler ve ona, bilgili bir oğul müjdesi verdiler.

    Şaban Britch

    Onlardan dolayı içine bir korku düştü. Korkma, dediler. Ona bilgin bir erkek çocuğu müjdelediler.

    Şaban Piriş

    Onlardan dolayı içine bir korku düştü. -Korkma, dediler. Ona bilgin bir erkek çocuğu müjdelediler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O arada, içine bunlardan bir kuşku düştü. "Korkma!" dediler. Ve ona bilgin bir oğlan müjdelediler.

  6. Zâriyât suresi, 29. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zâriyât suresi, 29. ayet. فَأَقْبَلَتِ ٱمْرَأَتُهُۥ فِى صَرَّةٍ فَصَكَّتْ وَجْهَهَا وَقَالَتْ عَجُوزٌ عَقِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Bunun üzerine karısı bir çığlık kopararak yönelip elini yüzüne vurdu. "Ben kısır bir kocakarıyım (nasıl çocuğum olabilir?)" dedi.

    Mehmet Okuyan

    Hanımı, çığlık atarak (meleklere) yönelmiş ve (elini) yüzüne vurarak "Ben kısır bir kocakarıyım!" demişti. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      [Sarratin] kelimesi "haykırma", "çığlık atma" [sakket] fiili ise "vurmak, çarpmak" demektir. Bu kelimeler birlikte kullanılınca Hz. Sâre'nin büyük bir şaşkınlık içerisinde haykırdığı, durumun sıra dışılığını bu şekilde ortaya koyduğu anlaşılmış olmaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    Bunun üzerine karısı ileri atıldı ve yüzüne vurarak "Kısır bir kocakarıdan ha!" deyip feryadı bastı.

    Muhammed Esed

    Bunun üzerine karısı çığlık atarak (misafirlerin) yanına geldi ve (şaşkınlık içinde) yüzüne vurarak feryad etti: "(Benim gibi) kısır bir kocakarıdan mı!"

    Ahmed Hulusi

    Bu yüzden (İbrahim'in) karısı çığlık içinde misafirlerin yanına döndü de, (ellerini utanarak) yüzüne kapatıp dedi ki: "(Ben) kısır bir ihtiyar kadınım!"

    Ali Bulaç

    Böylece karısı çığlıklar kopararak geldi ve yüzüne vurarak: "Kısır, yaşlı bir kadın (mı doğum yapacakmış)?" dedi.

    Ali Özek ve heyeti

    Karısı çığlık atarak geldi. Elini yüzüne çarparak: «Ben kısır bir kocakarıyım!» dedi.

    Ali Rıza Safa

    Bu sırada, karısı çığlık atarak geldi ve kendi yüzüne vurarak, şöyle dedi: "Kısır bir yaşlı kadınken!"

    Bayraktar Bayraklı

    O esnada, hanımı çığlık atarak, yüzüne vurarak geldi ve "Kısır bir kocakarıdan mı?" dedi.

    Edip Yüksel

    Karısı hayret içinde, (hayretten) yüzüne vurarak, "Kısır bir yaşlı kadın!" dedi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Karısı hayret içinde, (hayretten) yüzüne vurarak, 'Kısır bir yaşlı kadın!' dedi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bunun üzerine karısı bir çığlık içinde döndü, elini yüzüne çarptı ve: "Kısır bir kocakarı (çocuk mu doğurur)? dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bunun üzerine hatunu bir çığlık içinde döndü de elini yüzüne çarptı ve akim bir kocakarı, dedi

    Erhan Aktaş

    Bunun üzerine hanımı şaşkınlık içinde, yüzüne vurarak yüksek sesle: "Ben kısır, ihtiyar bir kadınım." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bunun üzerine hanımı şaşkınlık içinde, yüzüne vurarak yüksek sesle: "Ben kısır, ihtiyar bir kadınım." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bunun üzerine hanımı şaşkınlık içinde, yüzüne vurarak yüksek sesle: "Ben kısır, ihtiyar bir kadınım." dedi.

    Gültekin Onan

    Böylece karısı çığlıklar kopararak geldi ve yüzüne vurarak: "Kısır, yaşlı bir kadın (mı doğum yapacakmış)?" dedi.

    Hasan Basri Çantay

    Bunun üzerine (İbrahimin) zevcesi (Sare) bir feryad içinde yönelib (elini) yüzüne vurdu. "(Ben) doğurmaz bir koca karı (yım)" dedi.

    İbni Kesir

    Bunun üzerine zevcesi hayretle seslenerek döndü, yüzünü kapayarak: Kısır bir kocakarı, dedi.

    Mehmet Alagaş

    (24-46) (İBRAHİM RESULULLAHIN MİSAFİRLERİ İLE YAŞADIKLARI, MUSANIN SAV. FİRAVUNLA YAŞADIKLARI AD’IN SEMUDUN VE YOLDAN ÇIKMIŞ NUH KAVMİNİN BAŞLARINA GELENLER) İbrahim'in ikram gören misafiri hadisesi sana kadar ulaştı mı? Girdi klerinde, selam dediler, O da belirsiz / tanınmayan o kavime selam dedi , gizlice yakın çevresine gitti ve semiz bir buzağı getirdi , onlara ikram etti , dedi yemez misiniz? (Yemediklerini görünce) Onlardan dolayı içinde bir korku hissetti , dediler ki korkma, bilge bir oğulla / alim bir oğulla onu müjdelediler, karısı çığlık atarak, ellerini de yüzüne vurarak yaklaştı, kısır ve aciz bir kocakarıyım dedi, Rabbin bu şekilde dedi, dediler, Muhakkak ki O (Allah) hakimdir, bilgedir. O halde önemli işiniz / hatbınız nedir ey elçiler dedi. Biz suçlu bir kavme gönderildik, üzerlerine topraktan taşlar atacağız , savurganlar / müsrifler için Rabbinin katında tanımlı / adrese teslim taşlar , netice de mümin olarak kim var ise oradan çıkardık, orada bir ev dışında Müslüman da bulamadık, onları acıtıcı azaptan korkanlar için bir gösterge / bir ayet olarak orada bıraktık. Musa’yı, o’nu da firavuna Apaçık delillerle gönderdiğimizde, destekçileri ile / yandaşları ile yüz çevirdi ve bu bir sihirbaz yahut divanedir / cinlidir / mecnundur dedi, Onu ve ordusunu aldık ve kınan an biri olarak denize attık. Ad ‘da kurutucu rüzgâr gönderdiğimiz zaman ki o rüzgâr, uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyordu/ es geçmiyordu onları kül yapıyordu. Semud ‘a onlara belirli zamana kadar faydalanın denildiğinde Rabbinin emrine karşı taşkınlık ettiler, bakıp dururlarken onları bir yıldırım çarptı, ayağa kalkmaya dahi güçleri yetmedi, yardım da göremediler. Önce ki Nuh kavmi de onlar da yoldan çıkan bir kavimdiler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Karısı bir çığlık içinde çıka gelip, (elleriyle) yüzüne vurarak: "Ben, kısır bir kocakarıyım." dedi.

    Süleyman Ateş

    Karısı (Sare) çığlık içinde geldi (hayretten elini) yüzüne vurarak: "(Ben) Kısır bir kocakarı(yım, benden nasıl çocuk olur)?" dedi.

    Süleymaniye Vakfı

    İbrahim'in karısı, çığlık atarak hemen onlara döndü ve ellerini yüzüne vurup şöyle dedi: "Ben kocamış ve kısır bir kadınım ama dipnot 1 !"

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hud 11/72. Çocuk müjdesi karşısında İbrahim aleyhisselam da şaşırmıştı (Hicr 15/54-56).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Karısı çığlık atarak döndü ve ellerini yüzüne vurarak: "Kocamış kısır bir kadından mı?" dedi.

    Şaban Britch

    Karısı bir çığlık içinde çıka gelip, (elleriyle) yüzüne vurarak: "Ben, kısır bir kocakarıyım" dedi.

    Şaban Piriş

    Karısı bir çığlık içinde çıka gelip, (elleriyle) yüzüne vurarak: -Ben, kısır bir kocakarıyım, dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Derken, karısı bir çığlık içinde döndü; yüzüne vurarak şöyle dedi: "Ben, doğurma yaşını geçmiş bir kocakarıyım!"

  7. Zâriyât suresi, 30. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zâriyât suresi, 30. ayet. قَالُوا۟ كَذَٰلِكِ قَالَ رَبُّكِ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْحَكِيمُ ٱلْعَلِيمُ

    Diyanet İşleri

    Onlar dediler ki: "Rabbin böyle buyurdu. Şüphesiz O, hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir."

    Mehmet Okuyan

    Onlar (melekler ise:) "Öyle, (ama) bunu Rabbin söylemiştir. Şüphesiz ki yalnızca O, doğru hüküm verendir, bilendir." demişlerdi. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Hûd 11:71-73.

    Mustafa İslamoğlu

    "Öyle!.." dediler, "Rabbin buyurdu: şüphesiz O var ya, hikmet sahibi, her şeyi bilen O işte!

    Muhammed Esed

    Onlar: "Rabbin böyle buyurdu; ve şüphesiz yalnız O'dur hikmet sahibi olan, her şeyi bilen!" dediler.

    Ahmed Hulusi

    (İbrahim'in misafiri melekler) dediler ki: "İşte böyle! (Bunu) Rabbin dedi. . . Muhakkak ki O, Hakiym'dir, Aliym'dir. "

    Ali Bulaç

    Dediler ki: "Öyle. (Bunu) Senin Rabbin buyurdu. Çünkü O, hüküm ve hikmet sahibidir, bilendir."

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar da "Rabbin böyle buyurdu; O, hikmet sahibidir ve her şeyi hakkıyla bilendir" demişlerdi.

    Ali Rıza Safa

    Dediler ki: "Efendin, işte böyle söylemiştir. Kuşkusuz, O, Bilgelik ve Adaletle Yönetendir; Bilendir!"

    Bayraktar Bayraklı

    Dediler ki: "Evet bu böyledir. Rabbin bunu buyurdu. Çünkü O'nun her işinde hikmet vardır ve her şeyi en iyi bilir."

    Edip Yüksel

    Dediler ki, "Efendin böyle söylemiştir. O Bilgedir, Bilendir."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dediler ki, 'Rabbin böyle söylemiştir. O Bilgedir, Bilendir.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar: "Öyle, Rabbin buyurdu. Şüphesiz hikmet sahibi O, herşeyi bilen O." dediler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Dediler: öyle Rabbın buyurdu, şübhesiz alim o, hakim o

    Erhan Aktaş

    "Senin Rabb'inin buyurduğu şey işte budur." dediler. O, En İyi Hüküm Veren'dir, Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Senin Rabb'inin buyurduğu şey işte budur." dediler. O, En İyi Hüküm Veren'dir, Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Senin Rabb'inin buyurduğu şey işte budur." dediler. O, En İyi Hüküm Veren'dir, Her Şeyi Bilen'dir.

    Gültekin Onan

    Dediler ki: "Öyle. (Bunu) Senin rabbin buyurdu. Çünkü O, hüküm ve hikmet sahibidir, bilendir."

    Hasan Basri Çantay

    Onlar "öyledir. Fakat (bunu) Rabbin buyurdu. Çünkü O, asıl hukum ve hikmet saahibi olan, (herşey'i) hakkıyle bilen odur" dediler.

    İbni Kesir

    Onlar: Bu, böyledir, Rabbın buyurdu. Muhakkak ki O; Hakim, Alim olandır, dediler.

    Mehmet Alagaş

    (24-46) (İBRAHİM RESULULLAHIN MİSAFİRLERİ İLE YAŞADIKLARI, MUSANIN SAV. FİRAVUNLA YAŞADIKLARI AD’IN SEMUDUN VE YOLDAN ÇIKMIŞ NUH KAVMİNİN BAŞLARINA GELENLER) İbrahim'in ikram gören misafiri hadisesi sana kadar ulaştı mı? Girdi klerinde, selam dediler, O da belirsiz / tanınmayan o kavime selam dedi , gizlice yakın çevresine gitti ve semiz bir buzağı getirdi , onlara ikram etti , dedi yemez misiniz? (Yemediklerini görünce) Onlardan dolayı içinde bir korku hissetti , dediler ki korkma, bilge bir oğulla / alim bir oğulla onu müjdelediler, karısı çığlık atarak, ellerini de yüzüne vurarak yaklaştı, kısır ve aciz bir kocakarıyım dedi, Rabbin bu şekilde dedi, dediler, Muhakkak ki O (Allah) hakimdir, bilgedir. O halde önemli işiniz / hatbınız nedir ey elçiler dedi. Biz suçlu bir kavme gönderildik, üzerlerine topraktan taşlar atacağız , savurganlar / müsrifler için Rabbinin katında tanımlı / adrese teslim taşlar , netice de mümin olarak kim var ise oradan çıkardık, orada bir ev dışında Müslüman da bulamadık, onları acıtıcı azaptan korkanlar için bir gösterge / bir ayet olarak orada bıraktık. Musa’yı, o’nu da firavuna Apaçık delillerle gönderdiğimizde, destekçileri ile / yandaşları ile yüz çevirdi ve bu bir sihirbaz yahut divanedir / cinlidir / mecnundur dedi, Onu ve ordusunu aldık ve kınan an biri olarak denize attık. Ad ‘da kurutucu rüzgâr gönderdiğimiz zaman ki o rüzgâr, uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyordu/ es geçmiyordu onları kül yapıyordu. Semud ‘a onlara belirli zamana kadar faydalanın denildiğinde Rabbinin emrine karşı taşkınlık ettiler, bakıp dururlarken onları bir yıldırım çarptı, ayağa kalkmaya dahi güçleri yetmedi, yardım da göremediler. Önce ki Nuh kavmi de onlar da yoldan çıkan bir kavimdiler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Dediler ki: "Rabbin böyle buyurdu. Muhakkak ki O; Hakîm'dir, Alîm'dir."

    Süleyman Ateş

    Dediler ki: "Rabbin böyle dedi. O, hüküm ve hikmet sahibidir, bilendir."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Aynen öyle; bunu Rabbin (Sahibin) söyledi" dediler. "O, doğru kararlar veren ve her şeyi bilendir"

    Şaban Britch

    Dediler ki: Rabbin böyle buyurdu. Muhakkak ki O, Hakim'dir, Alim'dir.

    Şaban Piriş

    Dediler ki: -Rabbin böyle buyurdu. Muhakkak ki O, hakimdir, alimdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dediler ki: "Rabbin öyle buyurmuştur. Hüküm ve hikmet sahibi O'dur, en iyisini bilen de O'dur."

  8. Zâriyât suresi, 31. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zâriyât suresi, 31. ayet. قَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ أَيُّهَا ٱلْمُرْسَلُونَ

    Diyanet İşleri

    İbrahim, onlara: "O halde asıl işiniz nedir ey elçiler?" dedi.

    Mustafa İslamoğlu

    (İbrahim): "Peki ey Elçiler!" dedi, "Nedir bu olağandışı ziyaretinizin (gerçek) sebebi?"

    Muhammed Esed

    (İbrahim,) "Peki" dedi, "(başka) ne görüyorsunuz, ey (semavi) elçiler?"

    Ahmed Hulusi

    (İbrahim): "Ey irsal olunanlar. . . (Esas) işiniz (amacınız) nedir?" dedi.

    Ali Bulaç

    (İbrahim) dedi ki: "Şu halde sizin asıl isteğiniz nedir, ey elçiler?"

    Ali Özek ve heyeti

    (İbrahim:) O halde işiniz nedir, ey elçiler? dedi.

    Ali Rıza Safa

    Dedi ki: "Asal göreviniz nedir; ey elçiler?"

    Bayraktar Bayraklı

    İbrahim, "Ey elçiler! Sizin göreviniz nedir?" dedi.

    Edip Yüksel

    (İbrahim:) "Ey elçiler asıl göreviniz nedir?" dedi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    (İbrahim:) 'Ey elçiler asıl göreviniz nedir?' dedi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İbrahim: "O halde asıl göreviniz nedir ey elçiler?" dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İbrahim, o halde asıl me'muriyyetiniz nedir? ey mürselun, dedi

    Erhan Aktaş

    İbrahim: "O halde ey elçiler! Sizin geliş amacınız nedir?" dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İbrahim: "O halde ey elçiler! Sizin geliş amacınız nedir? dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İbrahim: "O halde ey elçiler! Sizin geliş amacınız nedir? dedi.

    Gültekin Onan

    (İbrahim) dedi ki: "Şu halde sizin asıl isteğiniz nedir, ey elçiler?"

    Hasan Basri Çantay

    (İbrahim) "Ey gönderilmiş (melekler) sizin haal-ü şanınız nedir?" dedi.

    İbni Kesir

    Ey elçiler, işiniz nedir? dedi.

    Mehmet Alagaş

    (24-46) (İBRAHİM RESULULLAHIN MİSAFİRLERİ İLE YAŞADIKLARI, MUSANIN SAV. FİRAVUNLA YAŞADIKLARI AD’IN SEMUDUN VE YOLDAN ÇIKMIŞ NUH KAVMİNİN BAŞLARINA GELENLER) İbrahim'in ikram gören misafiri hadisesi sana kadar ulaştı mı? Girdi klerinde, selam dediler, O da belirsiz / tanınmayan o kavime selam dedi , gizlice yakın çevresine gitti ve semiz bir buzağı getirdi , onlara ikram etti , dedi yemez misiniz? (Yemediklerini görünce) Onlardan dolayı içinde bir korku hissetti , dediler ki korkma, bilge bir oğulla / alim bir oğulla onu müjdelediler, karısı çığlık atarak, ellerini de yüzüne vurarak yaklaştı, kısır ve aciz bir kocakarıyım dedi, Rabbin bu şekilde dedi, dediler, Muhakkak ki O (Allah) hakimdir, bilgedir. O halde önemli işiniz / hatbınız nedir ey elçiler dedi. Biz suçlu bir kavme gönderildik, üzerlerine topraktan taşlar atacağız , savurganlar / müsrifler için Rabbinin katında tanımlı / adrese teslim taşlar , netice de mümin olarak kim var ise oradan çıkardık, orada bir ev dışında Müslüman da bulamadık, onları acıtıcı azaptan korkanlar için bir gösterge / bir ayet olarak orada bıraktık. Musa’yı, o’nu da firavuna Apaçık delillerle gönderdiğimizde, destekçileri ile / yandaşları ile yüz çevirdi ve bu bir sihirbaz yahut divanedir / cinlidir / mecnundur dedi, Onu ve ordusunu aldık ve kınan an biri olarak denize attık. Ad ‘da kurutucu rüzgâr gönderdiğimiz zaman ki o rüzgâr, uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyordu/ es geçmiyordu onları kül yapıyordu. Semud ‘a onlara belirli zamana kadar faydalanın denildiğinde Rabbinin emrine karşı taşkınlık ettiler, bakıp dururlarken onları bir yıldırım çarptı, ayağa kalkmaya dahi güçleri yetmedi, yardım da göremediler. Önce ki Nuh kavmi de onlar da yoldan çıkan bir kavimdiler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İbrahim, onlara: “O halde göreviniz nedir ey elçiler?” dedi.

    Süleyman Ateş

    (İbrahim): "O halde göreviniz nedir ey elçiler?" dedi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İbrahim: "Elçiler! Asıl göreviniz nedir?" diye sordu.

    Şaban Britch

    O halde işiniz nedir, ey elçiler? dedi.

    Şaban Piriş

    -Sizin asıl göreviniz nedir, ey elçiler? dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İbrahim sordu: "Amacınız ne, ey elçiler?"

  9. Zâriyât suresi, 32. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zâriyât suresi, 32. ayet. قَالُوٓا۟ إِنَّآ أُرْسِلْنَآ إِلَىٰ قَوْمٍ مُّجْرِمِينَ

    Diyanet İşleri

    (32-34) Onlar şöyle dediler: "Biz suçlu bir kavme (Lut'un kavmine), üzerlerine çamurdan, pişirilmiş ve Rabbinin katında haddi aşanlar için belirlenmiş taşlar yağdırmak için gönderildik."

    Mehmet Okuyan

    (32, 33, 34) Onlar "Şüphesiz ki biz suçlu bir topluma, üzerlerine çamurdan taş yağdırmak için gönderildik. (Bu taşlar), aşırı gidenler için Rabbinin katında işaretlenmiş(tir)!" demişlerdi. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Hûd 11:82-83; Hicr 15:73-74.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar "Biz" dediler, "günaha gömülüp gitmiş bir topluma gönderildik ki,

    Muhammed Esed

    Onlar, "Bak" dediler, "biz günaha batmış bir topluma gönderildik,

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "Doğrusu biz suçlu bir toplum için irsal olunduk!"

    Ali Bulaç

    "Doğrusu biz, suçlu günahkar bir kavme gönderildik" dediler.

    Ali Özek ve heyeti

    «Biz, dediler, suçlu bir kavme gönderildik.»

    Ali Rıza Safa

    Dediler ki: "Aslında, suçlu bir topluma gönderildik!"

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar şöyle dediler: "Biz, suçlu bir topluma gönderildik."

    Edip Yüksel

    Dediler ki, "Biz suçlu bir topluluğa gönderildik."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dediler ki, 'Biz suçlu bir topluluğa gönderildik.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Dediler: "Biz suçlu bir kavme gönderildik;

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Biz, dediler: Mücrim bir kavme gönderildik

    Erhan Aktaş

    "Biz, suçlu bir topluma gönderildik." dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Biz, suçlu bir topluma gönderildik." dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Biz, suçlu bir topluma gönderildik." dediler.

    Gültekin Onan

    "Doğrusu biz, suçlu günahkar bir kavme gönderildik" dediler.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar "Biz günahkarlar güruhuna gönderildik", dediler,

    İbni Kesir

    Dediler ki: Biz, suçlu bir kavme gönderildik,

    Mehmet Alagaş

    (24-46) (İBRAHİM RESULULLAHIN MİSAFİRLERİ İLE YAŞADIKLARI, MUSANIN SAV. FİRAVUNLA YAŞADIKLARI AD’IN SEMUDUN VE YOLDAN ÇIKMIŞ NUH KAVMİNİN BAŞLARINA GELENLER) İbrahim'in ikram gören misafiri hadisesi sana kadar ulaştı mı? Girdi klerinde, selam dediler, O da belirsiz / tanınmayan o kavime selam dedi , gizlice yakın çevresine gitti ve semiz bir buzağı getirdi , onlara ikram etti , dedi yemez misiniz? (Yemediklerini görünce) Onlardan dolayı içinde bir korku hissetti , dediler ki korkma, bilge bir oğulla / alim bir oğulla onu müjdelediler, karısı çığlık atarak, ellerini de yüzüne vurarak yaklaştı, kısır ve aciz bir kocakarıyım dedi, Rabbin bu şekilde dedi, dediler, Muhakkak ki O (Allah) hakimdir, bilgedir. O halde önemli işiniz / hatbınız nedir ey elçiler dedi. Biz suçlu bir kavme gönderildik, üzerlerine topraktan taşlar atacağız , savurganlar / müsrifler için Rabbinin katında tanımlı / adrese teslim taşlar , netice de mümin olarak kim var ise oradan çıkardık, orada bir ev dışında Müslüman da bulamadık, onları acıtıcı azaptan korkanlar için bir gösterge / bir ayet olarak orada bıraktık. Musa’yı, o’nu da firavuna Apaçık delillerle gönderdiğimizde, destekçileri ile / yandaşları ile yüz çevirdi ve bu bir sihirbaz yahut divanedir / cinlidir / mecnundur dedi, Onu ve ordusunu aldık ve kınan an biri olarak denize attık. Ad ‘da kurutucu rüzgâr gönderdiğimiz zaman ki o rüzgâr, uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyordu/ es geçmiyordu onları kül yapıyordu. Semud ‘a onlara belirli zamana kadar faydalanın denildiğinde Rabbinin emrine karşı taşkınlık ettiler, bakıp dururlarken onları bir yıldırım çarptı, ayağa kalkmaya dahi güçleri yetmedi, yardım da göremediler. Önce ki Nuh kavmi de onlar da yoldan çıkan bir kavimdiler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar: “Şüphe yok ki biz günahkâr bir topluluğa gönderildik” dediler.

    Süleyman Ateş

    Dediler: "Biz suçlu bir kavme gönderildik."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Günahkar bir topluluğa gönderildik" dediler.

    Şaban Britch

    Biz, günahkâr bir topluma gönderildik, dediler.

    Şaban Piriş

    -Biz, günahkar bir topluma gönderildik, dediler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dediler: "Biz, suçlulardan oluşan bir topluma gönderildik."

  10. Zâriyât suresi, 33. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zâriyât suresi, 33. ayet. لِنُرْسِلَ عَلَيْهِمْ حِجَارَةً مِّن طِينٍ

    Diyanet İşleri

    (32-34) Onlar şöyle dediler: "Biz suçlu bir kavme (Lut'un kavmine), üzerlerine çamurdan, pişirilmiş ve Rabbinin katında haddi aşanlar için belirlenmiş taşlar yağdırmak için gönderildik."

    Mehmet Okuyan

    (32, 33, 34) Onlar "Şüphesiz ki biz suçlu bir topluma, üzerlerine çamurdan taş yağdırmak için gönderildik. (Bu taşlar), aşırı gidenler için Rabbinin katında işaretlenmiş(tir)!" demişlerdi. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Hûd 11:82-83; Hicr 15:73-74.

    Mustafa İslamoğlu

    onların üzerine (gökten) taşlaşmış balçık yağdıralım;

    Muhammed Esed

    ki onlara taş gibi sert ceza darbeleri vuralım,

    Ahmed Hulusi

    "Tepelerine balçıktan taşlar (lavlar) geçirelim diye. "

    Ali Bulaç

    "Üzerlerine çamurdan (iyice sertleşip kaskatı kesilmiş) taşlar yağdırmak için."

    Ali Özek ve heyeti

    «Üzerlerine çamurdan taş yağdırmaya (geldik).»

    Ali Rıza Safa

    "Çamurdan yapılmış taşları, onların üzerine yağdırmak için!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Üzerlerine taşlanmış çamur yağdırmak için."

    Edip Yüksel

    "Üzerlerine balçıktan taşlar göndermek için..."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Üzerlerine balçıktan taşlar göndermek için...'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Üzerlerine çamurdan taşlar salmak için,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Üzerlerine çamurdan taşlar salmak için

    Erhan Aktaş

    Onların üzerlerine çamurdan pişirilmiş taşlar yağdırmak için.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onların üzerlerine çamurdan pişirilmiş taşlar yağdırmak için.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onların üzerlerine çamurdan pişirilmiş taşlar yağdırmak için.

    Gültekin Onan

    "Üzerlerine çamurdan (iyice sertleşip kaskatı kesilmiş) taşlar yağdırmak için."

    Hasan Basri Çantay

    "Çünkü üzerlerine çamurdan taşlar atacağız",

    İbni Kesir

    Ki; üzerlerine çamurdan taşlar yağdıralım.

    Mehmet Alagaş

    (24-46) (İBRAHİM RESULULLAHIN MİSAFİRLERİ İLE YAŞADIKLARI, MUSANIN SAV. FİRAVUNLA YAŞADIKLARI AD’IN SEMUDUN VE YOLDAN ÇIKMIŞ NUH KAVMİNİN BAŞLARINA GELENLER) İbrahim'in ikram gören misafiri hadisesi sana kadar ulaştı mı? Girdi klerinde, selam dediler, O da belirsiz / tanınmayan o kavime selam dedi , gizlice yakın çevresine gitti ve semiz bir buzağı getirdi , onlara ikram etti , dedi yemez misiniz? (Yemediklerini görünce) Onlardan dolayı içinde bir korku hissetti , dediler ki korkma, bilge bir oğulla / alim bir oğulla onu müjdelediler, karısı çığlık atarak, ellerini de yüzüne vurarak yaklaştı, kısır ve aciz bir kocakarıyım dedi, Rabbin bu şekilde dedi, dediler, Muhakkak ki O (Allah) hakimdir, bilgedir. O halde önemli işiniz / hatbınız nedir ey elçiler dedi. Biz suçlu bir kavme gönderildik, üzerlerine topraktan taşlar atacağız , savurganlar / müsrifler için Rabbinin katında tanımlı / adrese teslim taşlar , netice de mümin olarak kim var ise oradan çıkardık, orada bir ev dışında Müslüman da bulamadık, onları acıtıcı azaptan korkanlar için bir gösterge / bir ayet olarak orada bıraktık. Musa’yı, o’nu da firavuna Apaçık delillerle gönderdiğimizde, destekçileri ile / yandaşları ile yüz çevirdi ve bu bir sihirbaz yahut divanedir / cinlidir / mecnundur dedi, Onu ve ordusunu aldık ve kınan an biri olarak denize attık. Ad ‘da kurutucu rüzgâr gönderdiğimiz zaman ki o rüzgâr, uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyordu/ es geçmiyordu onları kül yapıyordu. Semud ‘a onlara belirli zamana kadar faydalanın denildiğinde Rabbinin emrine karşı taşkınlık ettiler, bakıp dururlarken onları bir yıldırım çarptı, ayağa kalkmaya dahi güçleri yetmedi, yardım da göremediler. Önce ki Nuh kavmi de onlar da yoldan çıkan bir kavimdiler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Onların üzerilerine balçıktan yapılmış taşlar atacağız."

    Süleyman Ateş

    "Ki onların üzerine çamurdan taş(lar) salalım."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Üzerlerine (pişmiş) balçıktan taş yağdırmak için görevlendirildik."

    Şaban Britch

    Onların üzerlerine balçıktan yapılmış taşlar atacağız.

    Şaban Piriş

    Onların üzerlerine balçıktan yapılmış taşlar atacağız.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Üzerlerine çamurdan taş atalım diye."

  11. Zâriyât suresi, 34. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zâriyât suresi, 34. ayet. مُّسَوَّمَةً عِندَ رَبِّكَ لِلْمُسْرِفِينَ

    Diyanet İşleri

    (32-34) Onlar şöyle dediler: "Biz suçlu bir kavme (Lut'un kavmine), üzerlerine çamurdan, pişirilmiş ve Rabbinin katında haddi aşanlar için belirlenmiş taşlar yağdırmak için gönderildik."

    Mehmet Okuyan

    (32, 33, 34) Onlar "Şüphesiz ki biz suçlu bir topluma, üzerlerine çamurdan taş yağdırmak için gönderildik. (Bu taşlar), aşırı gidenler için Rabbinin katında işaretlenmiş(tir)!" demişlerdi. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Hûd 11:82-83; Hicr 15:73-74.

    Mustafa İslamoğlu

    kendini harcayanlara, senin Rabbinin katında hedefi belirlenmiş (taşlar).

    Muhammed Esed

    bu şekilde kendi kişiliklerini harcamış olanlar(a ceza) için Rabbinin katında belirlenmiş olan (darbeler)".

    Ahmed Hulusi

    "Rabbinin indinde, (hakikate ermeleri için verilmiş kuvveleri) israf edenler için işaretlenmiş (taşlar)!"

    Ali Bulaç

    "(Ki bu taşların her biri,) Rabbinin katında ölçüyü taşıranlar için (herkese ayrı ayrı) işaretlenmiştir."

    Ali Özek ve heyeti

    (Bu taşlar,) aşın gidenler için Rabbinin katında işaretlenmiş (taşlardır).

    Ali Rıza Safa

    "Ölçüyü aşanlar için, Efendinin katında hazırlandı!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Rabbinin katından aşırı gidenler için belirlenmiş taşlardan."

    Edip Yüksel

    "Efendin tarafından taşkınlar için işaretlenmiş olarak."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Rabbin tarafından taşkınlar için işaretlenmiş olarak.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    (her biri) sınırı aşmış olanlar için Rabbinin nezdinde damgalanmışlardır."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Rabbının nezdinde damgalanmışlar müsrifler için

    Erhan Aktaş

    Onlar Rabb'inin katından, aşırı gidenler için olan taşlardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar Rabb'inin katından, aşırı gidenler için olan taşlardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar Rabb'inin katından, aşırı gidenler için olan taşlardır.

    Gültekin Onan

    "(Ki bu taşların her biri,) rabbinin katında ölçüyü taşıranlar için (herkese ayrı ayrı) işaretlenmiştir."

    Hasan Basri Çantay

    "ki (bunların her biri) aşırı hareket edenlere haas olmak üzere Rabbin nezdinde nişanlanmış (dır)".

    İbni Kesir

    Ki; aşırı gidenler için Rabbının katında nişanlanmış.

    Mehmet Alagaş

    (24-46) (İBRAHİM RESULULLAHIN MİSAFİRLERİ İLE YAŞADIKLARI, MUSANIN SAV. FİRAVUNLA YAŞADIKLARI AD’IN SEMUDUN VE YOLDAN ÇIKMIŞ NUH KAVMİNİN BAŞLARINA GELENLER) İbrahim'in ikram gören misafiri hadisesi sana kadar ulaştı mı? Girdi klerinde, selam dediler, O da belirsiz / tanınmayan o kavime selam dedi , gizlice yakın çevresine gitti ve semiz bir buzağı getirdi , onlara ikram etti , dedi yemez misiniz? (Yemediklerini görünce) Onlardan dolayı içinde bir korku hissetti , dediler ki korkma, bilge bir oğulla / alim bir oğulla onu müjdelediler, karısı çığlık atarak, ellerini de yüzüne vurarak yaklaştı, kısır ve aciz bir kocakarıyım dedi, Rabbin bu şekilde dedi, dediler, Muhakkak ki O (Allah) hakimdir, bilgedir. O halde önemli işiniz / hatbınız nedir ey elçiler dedi. Biz suçlu bir kavme gönderildik, üzerlerine topraktan taşlar atacağız , savurganlar / müsrifler için Rabbinin katında tanımlı / adrese teslim taşlar , netice de mümin olarak kim var ise oradan çıkardık, orada bir ev dışında Müslüman da bulamadık, onları acıtıcı azaptan korkanlar için bir gösterge / bir ayet olarak orada bıraktık. Musa’yı, o’nu da firavuna Apaçık delillerle gönderdiğimizde, destekçileri ile / yandaşları ile yüz çevirdi ve bu bir sihirbaz yahut divanedir / cinlidir / mecnundur dedi, Onu ve ordusunu aldık ve kınan an biri olarak denize attık. Ad ‘da kurutucu rüzgâr gönderdiğimiz zaman ki o rüzgâr, uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyordu/ es geçmiyordu onları kül yapıyordu. Semud ‘a onlara belirli zamana kadar faydalanın denildiğinde Rabbinin emrine karşı taşkınlık ettiler, bakıp dururlarken onları bir yıldırım çarptı, ayağa kalkmaya dahi güçleri yetmedi, yardım da göremediler. Önce ki Nuh kavmi de onlar da yoldan çıkan bir kavimdiler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Bu taşlar) Rabbinin katında haddi aşanlar için işaretlenmiş (taşlardır).

    Süleyman Ateş

    "Rabbinin katında, haddi aşanlar için işaretlenmiş (taşlar)."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Rabbin (Sahibin) katında damgalanmış, aşırı davrananlara özel taşlar..."

    Şaban Britch

    Rabbinin katında haddi aşanlar için işaretlenmiş taşlar.

    Şaban Piriş

    Rabbinin katında haddi aşanlar için damgalanmış...

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Rabbin katında, sınır tanımazlar için işaretlenmiş taşlar."

  12. Zâriyât suresi, 35. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zâriyât suresi, 35. ayet. فَأَخْرَجْنَا مَن كَانَ فِيهَا مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

    Diyanet İşleri

    Orada (Lut'un yöresinde) bulunan mü'minleri çıkardık.

    Mehmet Okuyan

    (Biz) orada bulunan müminleri çıkarmıştık.

    Mustafa İslamoğlu

    Derken mü'minlerden orada bulunanları çıkardık;

    Muhammed Esed

    Ve zaman içinde orada bulunan (bazı) müminleri (Lut'un şehrinden) çıkardık;

    Ahmed Hulusi

    Biz de, orada iman edenlerden kim varsa çıkardık.

    Ali Bulaç

    Bu arada, mü'minlerden orda kim varsa çıkardık.

    Ali Özek ve heyeti

    Bunun üzerine orada bulunan müminleri çıkardık.

    Ali Rıza Safa

    Sonra, inananlardan kim varsa oradan çıkardık.

    Bayraktar Bayraklı

    Bunun üzerine orada bulunan müminleri çıkardık.

    Edip Yüksel

    Sonra, orada iman edenlerden kim varsa çıkardık.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sonra, orada inananlardan kim varsa çıkardık.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Nihayet orada bulunan müminleri çıkardık,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Binnetice orada bulunan mü'minleri çıkardık

    Erhan Aktaş

    Orada bulunan İman Edenler'i çıkardık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Orada bulunan inananları çıkardık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Orada bulunan inananları çıkardık.

    Gültekin Onan

    Bu arada, inançlılardan orda kim varsa çıkardık.

    Hasan Basri Çantay

    Derken orada mü'minlerden kim varsa çıkardık.

    İbni Kesir

    Bunun üzerine orada bulunan mü'minleri çıkardık.

    Mehmet Alagaş

    (24-46) (İBRAHİM RESULULLAHIN MİSAFİRLERİ İLE YAŞADIKLARI, MUSANIN SAV. FİRAVUNLA YAŞADIKLARI AD’IN SEMUDUN VE YOLDAN ÇIKMIŞ NUH KAVMİNİN BAŞLARINA GELENLER) İbrahim'in ikram gören misafiri hadisesi sana kadar ulaştı mı? Girdi klerinde, selam dediler, O da belirsiz / tanınmayan o kavime selam dedi , gizlice yakın çevresine gitti ve semiz bir buzağı getirdi , onlara ikram etti , dedi yemez misiniz? (Yemediklerini görünce) Onlardan dolayı içinde bir korku hissetti , dediler ki korkma, bilge bir oğulla / alim bir oğulla onu müjdelediler, karısı çığlık atarak, ellerini de yüzüne vurarak yaklaştı, kısır ve aciz bir kocakarıyım dedi, Rabbin bu şekilde dedi, dediler, Muhakkak ki O (Allah) hakimdir, bilgedir. O halde önemli işiniz / hatbınız nedir ey elçiler dedi. Biz suçlu bir kavme gönderildik, üzerlerine topraktan taşlar atacağız , savurganlar / müsrifler için Rabbinin katında tanımlı / adrese teslim taşlar , netice de mümin olarak kim var ise oradan çıkardık, orada bir ev dışında Müslüman da bulamadık, onları acıtıcı azaptan korkanlar için bir gösterge / bir ayet olarak orada bıraktık. Musa’yı, o’nu da firavuna Apaçık delillerle gönderdiğimizde, destekçileri ile / yandaşları ile yüz çevirdi ve bu bir sihirbaz yahut divanedir / cinlidir / mecnundur dedi, Onu ve ordusunu aldık ve kınan an biri olarak denize attık. Ad ‘da kurutucu rüzgâr gönderdiğimiz zaman ki o rüzgâr, uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyordu/ es geçmiyordu onları kül yapıyordu. Semud ‘a onlara belirli zamana kadar faydalanın denildiğinde Rabbinin emrine karşı taşkınlık ettiler, bakıp dururlarken onları bir yıldırım çarptı, ayağa kalkmaya dahi güçleri yetmedi, yardım da göremediler. Önce ki Nuh kavmi de onlar da yoldan çıkan bir kavimdiler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bunun üzerine orada bulunan Müminleri çıkardık.

    Süleyman Ateş

    Orada bulunan mü'minleri çıkardık.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Orada inananlardan kim varsa dışarı çıkardık...

    Şaban Britch

    Orada olan müminleri de çıkarmıştık.

    Şaban Piriş

    Orada olan müminleri de çıkarmıştık.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Orada, müminlerden kim varsa çıkardık.

  13. Zâriyât suresi, 36. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zâriyât suresi, 36. ayet. فَمَا وَجَدْنَا فِيهَا غَيْرَ بَيْتٍ مِّنَ ٱلْمُسْلِمِينَ

    Diyanet İşleri

    Zaten orada bir ev halkından başka müslüman bulamadık.

    Mehmet Okuyan

    Zaten orada müslümanlardan (olan) bir ev (halkın)dan başka (kurtarılacak) kimse bulmamıştık.

    Mustafa İslamoğlu

    zaten orada bir hane dışında hiçbir müslüman bulamadık.

    Muhammed Esed

    çünkü bir (tek) hane dışında orada Bize teslim olan hiç kimse görmedik.

    Ahmed Hulusi

    Zaten orada bir evden başkasında teslim olmuşlardan bulamadık!

    Ali Bulaç

    Ne var ki, orda müslümanlardan olan bir evden başkasını bulmadık.

    Ali Özek ve heyeti

    Zaten orada müslümanlardan, bir ev halkından başka kimse bulmadık.

    Ali Rıza Safa

    Zaten bir ev dışında, teslim olmuş kimse bulamadık. dipnot 450

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 450
      Lut toplumunda, bir ev dışında Müslüman kimsenin olmayışı, Tevrat, Yaratılış 18:24-32 ayetlerinde, özetle, şöyle yazılıdır: "İbrahim: ‘Doğru kişileri de kötülerle birlikte yok mu edeceksin? Belki şehirde, elli doğru kişi vardır; onların hatırı için şehri bağışlamayacak mısın?' dedi. Rab, dedi ki: ‘Eğer Sodom'da elli doğru kişi bulursam, onların hatırı için tüm şehri bağışlayacağım.' İbrahim: ‘Rabbim öfkelenme; bir kez daha konuşacağım. Belki de orada on kişi vardır.' dedi. Rab, yanıt verdi: ‘On kişinin hatırı için bile, şehri yok etmeyeceğim.'"

    Bayraktar Bayraklı

    Fakat orada bir aile dışında Müslüman bulamadık.

    Edip Yüksel

    Zaten orada bir evin dışında hiçbir Müslüman bulmadık.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Zaten orada bir evin dışında hiç bir müslüman bulmadık.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Fakat Biz orada bir evden başka müslüman da bulamadık.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Fakat bir haneden başka orada Müsliman da bulmadık

    Erhan Aktaş

    Fakat orada, bir evden başkasında, Müslimlerden kimse bulamadık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Fakat orada, bir evden başkasında, Müslümanlardan kimse bulamadık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Fakat orada, bir evden başkasında, Müslümanlardan kimse bulamadık.

    Gültekin Onan

    Ne var ki, orda müslümanlardan olan bir evden başkasını bulmadık.

    Hasan Basri Çantay

    Fakat orada müslümanlardan bir ev (halkın) dan başkasını da bulmadık.

    İbni Kesir

    Zaten orada bir evden başka müslüman bulamadık.

    Mehmet Alagaş

    (24-46) (İBRAHİM RESULULLAHIN MİSAFİRLERİ İLE YAŞADIKLARI, MUSANIN SAV. FİRAVUNLA YAŞADIKLARI AD’IN SEMUDUN VE YOLDAN ÇIKMIŞ NUH KAVMİNİN BAŞLARINA GELENLER) İbrahim'in ikram gören misafiri hadisesi sana kadar ulaştı mı? Girdi klerinde, selam dediler, O da belirsiz / tanınmayan o kavime selam dedi , gizlice yakın çevresine gitti ve semiz bir buzağı getirdi , onlara ikram etti , dedi yemez misiniz? (Yemediklerini görünce) Onlardan dolayı içinde bir korku hissetti , dediler ki korkma, bilge bir oğulla / alim bir oğulla onu müjdelediler, karısı çığlık atarak, ellerini de yüzüne vurarak yaklaştı, kısır ve aciz bir kocakarıyım dedi, Rabbin bu şekilde dedi, dediler, Muhakkak ki O (Allah) hakimdir, bilgedir. O halde önemli işiniz / hatbınız nedir ey elçiler dedi. Biz suçlu bir kavme gönderildik, üzerlerine topraktan taşlar atacağız , savurganlar / müsrifler için Rabbinin katında tanımlı / adrese teslim taşlar , netice de mümin olarak kim var ise oradan çıkardık, orada bir ev dışında Müslüman da bulamadık, onları acıtıcı azaptan korkanlar için bir gösterge / bir ayet olarak orada bıraktık. Musa’yı, o’nu da firavuna Apaçık delillerle gönderdiğimizde, destekçileri ile / yandaşları ile yüz çevirdi ve bu bir sihirbaz yahut divanedir / cinlidir / mecnundur dedi, Onu ve ordusunu aldık ve kınan an biri olarak denize attık. Ad ‘da kurutucu rüzgâr gönderdiğimiz zaman ki o rüzgâr, uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyordu/ es geçmiyordu onları kül yapıyordu. Semud ‘a onlara belirli zamana kadar faydalanın denildiğinde Rabbinin emrine karşı taşkınlık ettiler, bakıp dururlarken onları bir yıldırım çarptı, ayağa kalkmaya dahi güçleri yetmedi, yardım da göremediler. Önce ki Nuh kavmi de onlar da yoldan çıkan bir kavimdiler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Zaten orada bir ev halkından başka Müslüman bulamadık.

    Süleyman Ateş

    Zaten orada bir ev (halkın)dan başka müslüman da bulmadık.

    Süleymaniye Vakfı

    Zaten orada -bir ev haricinde- hiçbir müslüman da bulamadık.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir ev dışında Allah'a tam teslim olmuş (müslüman) kimse bulamadık.

    Şaban Britch

    Zaten orada, müslüman olan bir evden başkasını da bulamadık.

    Şaban Piriş

    Zaten orada, müslüman olan bir evden başkasını da bulamadık.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Artık orada, bir ev dışında, müslümanlardan/Allah'a teslim olanlardan hiç kimse bulamıyorduk.

  14. Zâriyât suresi, 37. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zâriyât suresi, 37. ayet. وَتَرَكْنَا فِيهَآ ءَايَةً لِّلَّذِينَ يَخَافُونَ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَلِيمَ

    Diyanet İşleri

    Orada, elem dolu azaptan korkacaklar için bir ibret bıraktık.

    Mehmet Okuyan

    Elem verici azaptan korkanlar için orada bir delil dipnot 1 bırakmıştık.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada geçen [âyeh] "ayet" kelimesi, helak/yok edilme sonrasında geride kalan harabelerden oluşan "ibret nişanesi" yani bir ders anlamına gelmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve elem verici azaptan korkacak olan kimseler için orada bir işaret, bir mesaj bıraktık.

    Muhammed Esed

    Ve böylece (bütün zalimleri bekleyen) şiddetli azaptan korkanlar için orada bir işaret, bir mesaj bıraktık.

    Ahmed Hulusi

    Orada o elim azaptan korkanlara bir işaret terkettik.

    Ali Bulaç

    Ve orada, acı bir azabtan korkanlar için bir ayet bıraktık.

    Ali Özek ve heyeti

    Acı azaptan korkanlar için orada bir işaret bıraktık.

    Ali Rıza Safa

    Ve acı bir cezadan korkanlar için bir belirti bıraktık.

    Bayraktar Bayraklı

    O helak olan toplumu o ülkede, elem verici azaptan korkanlar için bir ders olarak bıraktık.

    Edip Yüksel

    Acı azaptan korkacaklar için orada bir ders bıraktık.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Acı azaptan korkacaklar için orada bir ders bıraktık.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve orada acı bir azaptan korkacak için bir ibret bıraktık.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve öyle elim azabdan korkacaklar için orada bir ayet bıraktık

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Orada can yakan azaptan korkanlar için bir ayet dipnot 1 bıraktık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gösterge. İbret.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Orada can yakan azaptan korkanlar için bir ayet dipnot 1 bıraktık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gösterge.İbret.

    Gültekin Onan

    Ve orada, acı bir azabtan korkanlar için bir ayet bıraktık.

    Hasan Basri Çantay

    (Bununla beraber) orada elem verici azabdan, korkacaklar için, bir alamet de bırakdık.

    İbni Kesir

    Elim azabdan korkanlar için orada bir ayet bıraktık.

    Mehmet Alagaş

    (24-46) (İBRAHİM RESULULLAHIN MİSAFİRLERİ İLE YAŞADIKLARI, MUSANIN SAV. FİRAVUNLA YAŞADIKLARI AD’IN SEMUDUN VE YOLDAN ÇIKMIŞ NUH KAVMİNİN BAŞLARINA GELENLER) İbrahim'in ikram gören misafiri hadisesi sana kadar ulaştı mı? Girdi klerinde, selam dediler, O da belirsiz / tanınmayan o kavime selam dedi , gizlice yakın çevresine gitti ve semiz bir buzağı getirdi , onlara ikram etti , dedi yemez misiniz? (Yemediklerini görünce) Onlardan dolayı içinde bir korku hissetti , dediler ki korkma, bilge bir oğulla / alim bir oğulla onu müjdelediler, karısı çığlık atarak, ellerini de yüzüne vurarak yaklaştı, kısır ve aciz bir kocakarıyım dedi, Rabbin bu şekilde dedi, dediler, Muhakkak ki O (Allah) hakimdir, bilgedir. O halde önemli işiniz / hatbınız nedir ey elçiler dedi. Biz suçlu bir kavme gönderildik, üzerlerine topraktan taşlar atacağız , savurganlar / müsrifler için Rabbinin katında tanımlı / adrese teslim taşlar , netice de mümin olarak kim var ise oradan çıkardık, orada bir ev dışında Müslüman da bulamadık, onları acıtıcı azaptan korkanlar için bir gösterge / bir ayet olarak orada bıraktık. Musa’yı, o’nu da firavuna Apaçık delillerle gönderdiğimizde, destekçileri ile / yandaşları ile yüz çevirdi ve bu bir sihirbaz yahut divanedir / cinlidir / mecnundur dedi, Onu ve ordusunu aldık ve kınan an biri olarak denize attık. Ad ‘da kurutucu rüzgâr gönderdiğimiz zaman ki o rüzgâr, uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyordu/ es geçmiyordu onları kül yapıyordu. Semud ‘a onlara belirli zamana kadar faydalanın denildiğinde Rabbinin emrine karşı taşkınlık ettiler, bakıp dururlarken onları bir yıldırım çarptı, ayağa kalkmaya dahi güçleri yetmedi, yardım da göremediler. Önce ki Nuh kavmi de onlar da yoldan çıkan bir kavimdiler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Orada, elem dolu azaptan korkacaklar için bir ibret bıraktık.

    Süleyman Ateş

    Acı azabdan korkanlar için orada bir ibret bıraktık.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Üzüntü verici azaptan korkanlar için orada bir belge (ayet) de bıraktık.

    Şaban Britch

    Orada, acı azaptan korkan kimseler için bir işaret bıraktık.

    Şaban Piriş

    Orada, acı azaptan korkan kimseler için bir işaret bıraktık.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Acıklı azaptan korkanlar için orada bir işaret bıraktık;

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.