Zâriyât suresi

Zâriyât suresi, 29. ayet

Zâriyât suresi, 29. ayet. فَأَقْبَلَتِ ٱمْرَأَتُهُۥ فِى صَرَّةٍ فَصَكَّتْ وَجْهَهَا وَقَالَتْ عَجُوزٌ عَقِيمٌ

feaḳbeleti-mraetühû fî ṣarratin feṣakket vechehâ veḳâlet `acûzün `aḳîm.

Diyanet İşleri

Bunun üzerine karısı bir çığlık kopararak yönelip elini yüzüne vurdu. "Ben kısır bir kocakarıyım (nasıl çocuğum olabilir?)" dedi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Zâriyât 26–32 · surenin 29. ayeti / 60

Konu İbrâhim'in misafirleri ve Lût kavmi Zâriyât 24–37 3

  1. Zâriyât 26

    Hissettirmeden ailesinin yanına gidip, (pişirilmiş) semiz bir buzağı getirdi.

  2. Zâriyât 27

    Onu önlerine koydu. "Yemez misiniz?" dedi.

  3. Zâriyât 28

    (Yemediklerini görünce) onlardan İbrahim'in içine bir korku düştü. Onlar, "korkma" dediler ve onu bilgin bir oğul ile müjdelediler.

  4. 29

    Bunun üzerine karısı bir çığlık kopararak yönelip elini yüzüne vurdu. "Ben kısır bir kocakarıyım (nasıl çocuğum olabilir?)" dedi.

  5. Zâriyât 30

    Onlar dediler ki: "Rabbin böyle buyurdu. Şüphesiz O, hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir."

  6. Zâriyât 31

    İbrahim, onlara: "O halde asıl işiniz nedir ey elçiler?" dedi.

  7. Zâriyât 32

    (32-34) Onlar şöyle dediler: "Biz suçlu bir kavme (Lut'un kavmine), üzerlerine çamurdan, pişirilmiş ve Rabbinin katında haddi aşanlar için belirlenmiş taşlar yağdırmak için gönderildik."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

29. “Bunun üzerine” yani bu müjdeyi işitince “hanımı bir çığlık ile geldi ve” sevincinden “elini yüzüne vurup” nitekim normal dışı ve alışılmış şeylere aykırı birtakım söz ve fiiller dolayısı ile hanımların sevinç, hayret ve benzeri halleri esnasında böyle yaparlar. “Kısır bir kocakarı (iken çocuk mu doğuracakmışım!)” Yani ben bir kocakarı iken nasıl benim oğlum olur? Çünkü ben kadınların doğumdan kesildikleri bir yaşa ulaşmış bulunuyorum. Üstelik kısır bir kadınım. Ben hiçbir şekilde çocuk doğurmaya elverişli bir yapıda değilim. O halde ortada çocuk sahibi olmak için her birisi tek başına mani olan iki engeli vardı. Üçüncü bir engeli de Hûd Sûresi’nde yer alan ve onun tarafından söylenen şu ifadelerde zikredilmektedir: “Şu eşim de bir ihtiyar iken ben mi (çocuk) doğuracak mışım? Doğrusu şaşılacak şey!” (Hûd, 11/72)

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

İbrahim -aleyhisselam-'ın karısı bu müjdeyi işitince sevinci sebebi ile çığlık attı ve ellerini yüzüne çarparak şaşırmış bir şekilde şöyle dedi: "Bir kocakarı doğurur mu?" Aslında o; kısır bir kadın idi.

Kelimeler

9 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَأَقْبَلَتِ feekbeleti sonra geldi kök: قبل
  2. ٱمْرَأَتُهُۥ mraetuhu karısı kök: مرا
  3. فِى fi içinde
  4. صَرَّةٍۢ sarratin çığlık kök: صرر
  5. فَصَكَّتْ fe sakket vurarak kök: صكك
  6. وَجْهَهَا vecheha yüzüne kök: وجه
  7. وَقَالَتْ ve kalet ve dedi kök: قول
  8. عَجُوزٌ acuzun bir koca karı kök: عجز
  9. عَقِيمٌۭ akimun kısır kök: عقم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Hz. İshak · Aynı kök: عجز (26 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. İbrâhim

    Karısı, "Vay başıma gelenler! Ben bir kocakarı ve bu kocam da bir ihtiyar iken çocuk mu doğuracağım? Gerçekten bu, çok şaşılacak bir şey!" dedi.

  • Aynı kıssa: Hz. İshak · Aynı kök: مرا (38 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. İbrâhim

    İbrahim'in karısı ayakta idi. (Bu sözleri duyunca) güldü. Ona da İshak'ı müjdeledik; İshak'ın arkasından da Yakub'u.

  • Aynı kıssa: Hz. İshak · Aynı kıssa: Hz. İbrâhim

    Melekler, "Allah'ın emrine mi şaşıyorsun? Allah'ın rahmeti ve bereketi size olsun ey (peygamber ocağının) ev halkı! Şüphesiz O, övülmeye layıktır,…

  • Aynı kök: عقم (4 geçiş)

    İnkar edenler, kendilerine kıyamet ansızın gelinceye, yahut da onlara kısır bir günün azabı gelip çatıncaya dek o Kur'an'dan bir şüphe içinde…

  • Aynı kök: عقم (4 geçiş)

    Yahut o çocukları erkekler, dişiler olmak üzere çift verir, dilediği kimseyi de kısır yapar. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla bilendir, hakkıyla gücü…

  • Aynı kök: عقم (4 geçiş)

    Ad kavminde de ibretler vardır. Hani onların üzerine köklerini kesen rüzgarı göndermiştik.

  • Aynı kök: عجز (26 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. İbrâhim

    Siz, yerde de gökte de (Allah'ı) aciz bırakacak değilsiniz. Sizin Allah'tan başka ne bir dostunuz, ne de bir yardımcınız vardır.

  • Aynı kök: صرر (6 geçiş)

    Onların bu dünya hayatında harcadıkları malların durumu, kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgarın…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

68 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Hanımı, çığlık atarak (meleklere) yönelmiş ve (elini) yüzüne vurarak "Ben kısır bir kocakarıyım!" demişti. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    [Sarratin] kelimesi "haykırma", "çığlık atma" [sakket] fiili ise "vurmak, çarpmak" demektir. Bu kelimeler birlikte kullanılınca Hz. Sâre'nin büyük bir şaşkınlık içerisinde haykırdığı, durumun sıra dışılığını bu şekilde ortaya koyduğu anlaşılmış olmaktadır.

Mustafa İslamoğlu

Bunun üzerine karısı ileri atıldı ve yüzüne vurarak "Kısır bir kocakarıdan ha!" deyip feryadı bastı.

Muhammed Esed

Bunun üzerine karısı çığlık atarak (misafirlerin) yanına geldi ve (şaşkınlık içinde) yüzüne vurarak feryad etti: "(Benim gibi) kısır bir kocakarıdan mı!"

Ahmed Hulusi

Bu yüzden (İbrahim'in) karısı çığlık içinde misafirlerin yanına döndü de, (ellerini utanarak) yüzüne kapatıp dedi ki: "(Ben) kısır bir ihtiyar kadınım!"

Ali Bulaç

Böylece karısı çığlıklar kopararak geldi ve yüzüne vurarak: "Kısır, yaşlı bir kadın (mı doğum yapacakmış)?" dedi.

Ali Özek ve heyeti

Karısı çığlık atarak geldi. Elini yüzüne çarparak: «Ben kısır bir kocakarıyım!» dedi.

Ali Rıza Safa

Bu sırada, karısı çığlık atarak geldi ve kendi yüzüne vurarak, şöyle dedi: "Kısır bir yaşlı kadınken!"

Bayraktar Bayraklı

O esnada, hanımı çığlık atarak, yüzüne vurarak geldi ve "Kısır bir kocakarıdan mı?" dedi.

Edip Yüksel

Karısı hayret içinde, (hayretten) yüzüne vurarak, "Kısır bir yaşlı kadın!" dedi.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Karısı hayret içinde, (hayretten) yüzüne vurarak, 'Kısır bir yaşlı kadın!' dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bunun üzerine karısı bir çığlık içinde döndü, elini yüzüne çarptı ve: "Kısır bir kocakarı (çocuk mu doğurur)? dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bunun üzerine hatunu bir çığlık içinde döndü de elini yüzüne çarptı ve akim bir kocakarı, dedi

Erhan Aktaş

Bunun üzerine hanımı şaşkınlık içinde, yüzüne vurarak yüksek sesle: "Ben kısır, ihtiyar bir kadınım." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bunun üzerine hanımı şaşkınlık içinde, yüzüne vurarak yüksek sesle: "Ben kısır, ihtiyar bir kadınım." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bunun üzerine hanımı şaşkınlık içinde, yüzüne vurarak yüksek sesle: "Ben kısır, ihtiyar bir kadınım." dedi.

Gültekin Onan

Böylece karısı çığlıklar kopararak geldi ve yüzüne vurarak: "Kısır, yaşlı bir kadın (mı doğum yapacakmış)?" dedi.

Hasan Basri Çantay

Bunun üzerine (İbrahimin) zevcesi (Sare) bir feryad içinde yönelib (elini) yüzüne vurdu. "(Ben) doğurmaz bir koca karı (yım)" dedi.

İbni Kesir

Bunun üzerine zevcesi hayretle seslenerek döndü, yüzünü kapayarak: Kısır bir kocakarı, dedi.

Mehmet Alagaş

(24-46) (İBRAHİM RESULULLAHIN MİSAFİRLERİ İLE YAŞADIKLARI, MUSANIN SAV. FİRAVUNLA YAŞADIKLARI AD’IN SEMUDUN VE YOLDAN ÇIKMIŞ NUH KAVMİNİN BAŞLARINA GELENLER) İbrahim'in ikram gören misafiri hadisesi sana kadar ulaştı mı? Girdi klerinde, selam dediler, O da belirsiz / tanınmayan o kavime selam dedi , gizlice yakın çevresine gitti ve semiz bir buzağı getirdi , onlara ikram etti , dedi yemez misiniz? (Yemediklerini görünce) Onlardan dolayı içinde bir korku hissetti , dediler ki korkma, bilge bir oğulla / alim bir oğulla onu müjdelediler, karısı çığlık atarak, ellerini de yüzüne vurarak yaklaştı, kısır ve aciz bir kocakarıyım dedi, Rabbin bu şekilde dedi, dediler, Muhakkak ki O (Allah) hakimdir, bilgedir. O halde önemli işiniz / hatbınız nedir ey elçiler dedi. Biz suçlu bir kavme gönderildik, üzerlerine topraktan taşlar atacağız , savurganlar / müsrifler için Rabbinin katında tanımlı / adrese teslim taşlar , netice de mümin olarak kim var ise oradan çıkardık, orada bir ev dışında Müslüman da bulamadık, onları acıtıcı azaptan korkanlar için bir gösterge / bir ayet olarak orada bıraktık. Musa’yı, o’nu da firavuna Apaçık delillerle gönderdiğimizde, destekçileri ile / yandaşları ile yüz çevirdi ve bu bir sihirbaz yahut divanedir / cinlidir / mecnundur dedi, Onu ve ordusunu aldık ve kınan an biri olarak denize attık. Ad ‘da kurutucu rüzgâr gönderdiğimiz zaman ki o rüzgâr, uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyordu/ es geçmiyordu onları kül yapıyordu. Semud ‘a onlara belirli zamana kadar faydalanın denildiğinde Rabbinin emrine karşı taşkınlık ettiler, bakıp dururlarken onları bir yıldırım çarptı, ayağa kalkmaya dahi güçleri yetmedi, yardım da göremediler. Önce ki Nuh kavmi de onlar da yoldan çıkan bir kavimdiler.

Rowwad Tercüme Merkezi

Karısı bir çığlık içinde çıka gelip, (elleriyle) yüzüne vurarak: "Ben, kısır bir kocakarıyım." dedi.

Süleyman Ateş

Karısı (Sare) çığlık içinde geldi (hayretten elini) yüzüne vurarak: "(Ben) Kısır bir kocakarı(yım, benden nasıl çocuk olur)?" dedi.

Süleymaniye Vakfı

İbrahim'in karısı, çığlık atarak hemen onlara döndü ve ellerini yüzüne vurup şöyle dedi: "Ben kocamış ve kısır bir kadınım ama dipnot 1 !"

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hud 11/72. Çocuk müjdesi karşısında İbrahim aleyhisselam da şaşırmıştı (Hicr 15/54-56).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Karısı çığlık atarak döndü ve ellerini yüzüne vurarak: "Kocamış kısır bir kadından mı?" dedi.

Şaban Britch

Karısı bir çığlık içinde çıka gelip, (elleriyle) yüzüne vurarak: "Ben, kısır bir kocakarıyım" dedi.

Şaban Piriş

Karısı bir çığlık içinde çıka gelip, (elleriyle) yüzüne vurarak: -Ben, kısır bir kocakarıyım, dedi.

Yaşar Nuri Öztürk

Derken, karısı bir çığlık içinde döndü; yüzüne vurarak şöyle dedi: "Ben, doğurma yaşını geçmiş bir kocakarıyım!"

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

His wife overheard the statement and, in astonishment and wonder caused by the unexpected, she came up with an outcry. She smote her face and said: "what impossible matter will you guests make easy next?" "An old woman who lived barren all her life!"

Abdul Haleem

His wife then entered with a loud cry, struck her face, and said, ‘A barren old woman?’

Abdullah Yusuf Ali

But his wife came forward (laughing) aloud: she smote her forehead and said: "A barren old woman!"

Abul A'la Maududi

So hearing his wife went forth shouting. She struck her face and exclaimed: "A barren old woman am I." dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, I am not only old but barren too. How shall a child be born to me? According to the Bible, the Prophet Abraham (peace be upon him) at that time was a hundred years old and Sarah was ninety (Gen. 17: 17).

Aisha Bewley

His wife came up with a shriek and struck her face and said, ‘What, and me a barren old woman!’

Al-Hilali & Khan

Then his wife came forward with a loud voice: she smote her face, and said: "A barren old woman!"[1]

Ali Quli Qarai

Then his wife came forward crying [with joy]. She beat her face, and said, ‘A barren old woman!’

Amatul Rahman Omar

Then his wife came to him extremely embarrassed. She smote her forehead and said, `(I am but) an old woman then barren, how (can I ever be able to give birth to a child?)

Arthur John Arberry

Then came forward his wife, clamouring, and she smote her face, and said, 'An old woman, barren!'

Bijan Moeinian

His wife, overhearing them, came out (struck her forehead) saying: "From an old and barren woman like me?"

E. Henry Palmer

And his wife approached with a noise, and smote her face, and said, 'An old woman, barren!'

Edip-Layth

His wife then approached in amazement. She slapped upon her face, and said, "I am a sterile old woman!"

George Sale

And his wife drew near with exclamation, and she smote her face, and said, I am an old woman, and barren.

Hamid S. Aziz

Then his wife came up in great grief, and she struck her face and said, "An old barren woman!"

Mahmoud Ghali

So came forward his wife, clamoring; (literally: with a clamor) then she beat her face, and said, "An old sterile woman!"

Marmaduke Pickthall

Then his wife came forward, making moan, and smote her face, and cried: A barren old woman!

Mohamed Ahmed - Samira

His wife came out lamenting, striking her forehead, and said: "I, am old and barren woman?"

Muhammad Asad

Thereupon his wife approached [the guests] with a loud cry, and struck her face [in astonishment] and exclaimed: "A barren old woman [like me]!"

Mustafa Khattab

Then his wife came forward with a cry, clasping her forehead ˹in astonishment˺, exclaiming, "˹A baby from˺ a barren, old woman!"

Progressive Muslims

His wife then approached in amazement. She slapped upon her face, and said: "I am a sterile old woman!"

Rashad Khalifa

His wife was astonished. Noting her wrinkled face: "I am a sterile old woman."

Sahih International

And his wife approached with a cry [of alarm] and struck her face and said, "[I am] a barren old woman!"

Sam Gerrans

And his wife came forward, crying out, and struck her face, and said: “A barren old woman!”

Shabbir Ahmed

Then his wife came forward with a loud cry and struck her face in astonishment and said, "An old barren woman!"

Syed Vickar Ahamed

Then his wife came forward (laughing) aloud: She touched her face (in wonder) and said: "A barren old woman!"

Taqi Usmani

So his wife came forward with a clamor, and slapped her own face and said, "(How can I have a child when I am) a barren old woman?"

The Monotheist Group

His wife then approached in amazement. She slapped upon her face, and said: "A barren old woman!"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Zâriyât suresi, 29. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Zâriyât suresi, 29. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Zâriyât suresi, 29. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩