54. sure

Kamer Suresi القمر

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 7 konu
  1. Ayın yarılması ve davetçinin günü 1–8 karşılaştır — Ayın yarılması ve davetçinin günü
  2. Nûh kavmi 9–17 karşılaştır — Nûh kavmi
  3. Âd kavmi 18–22 karşılaştır — Âd kavmi
  4. Semûd kavmi 23–32 karşılaştır — Semûd kavmi
  5. Lût kavmi 33–40 karşılaştır — Lût kavmi
  6. Firavun ailesi ve Mekkelilere hitap 41–46 karşılaştır — Firavun ailesi ve Mekkelilere hitap
  7. Ölçüyle yaratılış; suçlular ve sakınanlar 47–55 karşılaştır — Ölçüyle yaratılış; suçlular ve sakınanlar

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Ayın yarılması ve davetçinin günü 1–8

  1. Kamer suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 1. ayet. ٱقْتَرَبَتِ ٱلسَّاعَةُ وَٱنشَقَّ ٱلْقَمَرُ

    iḳterabeti-ssâ`atü venşeḳḳa-lḳamer.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sa'at dipnot 1 yaklaştı ve Kamer yarıldı. dipnot 2

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kıyamet'in kopuş anı.
    2. metne dön, dipnot 2
      Gerçekler ortaya çıktı: "Ay yarıldı", Arapça'da bir deyimdir ve bir şeyin gerçek yüzünün ortaya çıkışını ifade etmektedir. (Ayda çatlaklar oluştu. Ay yarıldı. Ayette yer alan "inşikak" sözcüğü herhangi bir şeyde meydana gelen çatlak demektir. İnşikak, "şikak" sözcüğünden gelmektedir. Bu sözcük, herhangi bir nedenden dolayı hayvan veya insan cildinde meydana gelen çatlama veya yarılma anlamına gelmektedir. Bu sözcük, aynı zamanda bir şeyin açığa çıkması, açığa çıkarılması anlamına da gelmektedir.) "Ayın yarılması mucizesi" olarak inanılan ve bunun üzerinde geniş bir rivayet malumatı oluşturulan bu ayette, bir mucizeden söz edilmemektedir. Bu tamamen Kur'an'ın anlatım diliyle ilgili bir konudur. Kur'an, Nebimize mucize verilmediğini kesin bir dille, birçok ayette ifade etmektedir. Onca apaçık ayete rağmen, bu ayeti bir mucize olarak kabul etmek, Kur'an'da çelişki olduğunu söylemek demektir. (17/İsra 59,90-93; 21/Enbiya, 5-6; 13/Ra'd, 38; 29/Ankebut, 50-51, bu ayetler Nebimize neden mucize verilmediğini açıkça anlatmaktadır.) Rabbimiz, ahiret ve kıyamet sahnelerini anlatırken, ayetlerdeki kipleri "geçmiş zaman" kipinde kullanmaktadır. Bu bir vurgu türüdür. Bir şeyin kesin olarak olacağını ifade etmek için yapılan bir vurgudur. Bu ayette, Kur'an'ın çokça kullandığı, "mecaz(benzetme, ilgi), istiare(bir sözün başka bir söz yerine kullanma), kinaye(dolaylı anlatım) dil kullanılmıştır. Bu ayette de bir dil sanatı olarak, daha derinlikli, kapsayıcı, akılda kalıcı, anlaşılır bir anlatım olarak gerçeğin ortaya çıkmasını anlatan Araplarca da bilinen "ay yarıldı" deyimi kullanılmıştır. Dolayısıyla "ayın yarılması mucizesini" konu edinen bilgilerin tamamı uydurmadır. Kur'an'ın gerçekliğine aykırıdır.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 1. ayet

  2. Kamer suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 2. ayet. وَإِن يَرَوْا۟ ءَايَةً يُعْرِضُوا۟ وَيَقُولُوا۟ سِحْرٌ مُّسْتَمِرٌّ

    veiy yerav âyetey yü`riḍû veyeḳûlû siḥrum müstemirr.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, bir ayet dipnot 1 görseler, hemen yüz çevirirler. dipnot 1 Ve "Bu süregelen bir büyüdür." derler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçekten de ay ikiye yarılmış olsa bile, onlar yine de gerçeği kabul etmezler. Ayetteki "in" edatı, "vasliyye" olup, ay gerçekten ikiye ayrılsa bile anlamı vermektedir.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 2. ayet

  3. Kamer suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 3. ayet. وَكَذَّبُوا۟ وَٱتَّبَعُوٓا۟ أَهْوَآءَهُمْ وَكُلُّ أَمْرٍ مُّسْتَقِرٌّ

    vekeẕẕebû vettebe`û ehvâehüm veküllü emrim müsteḳirr.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve yalanladılar. Kendi tutkularına uydular. Oysa her şey kararlaştırılmıştır.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 3. ayet

  4. Kamer suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 4. ayet. وَلَقَدْ جَآءَهُم مِّنَ ٱلْأَنۢبَآءِ مَا فِيهِ مُزْدَجَرٌ

    veleḳad câehüm mine-l'embâi mâ fîhi müzdecer.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun ki onlara, yanılgılarını giderecek nice haberler geldi.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 4. ayet

  5. Kamer suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 5. ayet. حِكْمَةٌۢ بَٰلِغَةٌ فَمَا تُغْنِ ٱلنُّذُرُ

    ḥikmetüm bâligatün femâ tugni-nnüẕür.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yüksek seviyede hikmetli dipnot 1 haberler. Buna rağmen uyarıların bir yararı olmadı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zulme ve fesada engel olmak, haksızlık ve kargaşayı önlemek ve gidermek için konulmuş engelleyici yasalar.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 5. ayet

  6. Kamer suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 6. ayet. فَتَوَلَّ عَنْهُمْ يَوْمَ يَدْعُ ٱلدَّاعِ إِلَىٰ شَىْءٍ نُّكُرٍ

    fetevelle `anhüm. yevme yed`u-ddâ`i ilâ şey'in nükür.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O halde onlardan yüz çevir. O gün çağırıcı onları hiç hoşlanmayacakları şeye çağıracak.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 6. ayet

  7. Kamer suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 7. ayet. خُشَّعًا أَبْصَٰرُهُمْ يَخْرُجُونَ مِنَ ٱلْأَجْدَاثِ كَأَنَّهُمْ جَرَادٌ مُّنتَشِرٌ

    ḫuşşe`an ebṣâruhüm yaḫrucûne mine-l'ecdâŝi keennehüm cerâdüm münteşir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kabirlerinden baygın gözlerle çıkarlar. Etrafa dağılmış çekirgeler gibidirler.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 7. ayet

  8. Kamer suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 8. ayet. مُّهْطِعِينَ إِلَى ٱلدَّاعِ يَقُولُ ٱلْكَٰفِرُونَ هَٰذَا يَوْمٌ عَسِرٌ

    mühti`îne ile-ddâ`. yeḳûlü-lkâfirûne hâẕâ yevmün `asir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Çağırıcıya doğru koşan gerçeği yalanlayan nankörler: "Bu, çok zor bir gün." diyecekler.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 8. ayet

Nûh kavmi 9–17

  1. Kamer suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 9. ayet. كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ فَكَذَّبُوا۟ عَبْدَنَا وَقَالُوا۟ مَجْنُونٌ وَٱزْدُجِرَ

    keẕẕebet ḳablehüm ḳavmü nûḥin fekeẕẕebû `abdenâ veḳâlû mecnûnüv vezdücira.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlardan önce Nuh'un halkı da yalanladı. Kulumuzu, "O delinin biridir." diye yalanladılar. Kulumuz zorluk çıkarılarak engellendi.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 9. ayet

  2. Kamer suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 10. ayet. فَدَعَا رَبَّهُۥٓ أَنِّى مَغْلُوبٌ فَٱنتَصِرْ

    fede`â rabbehû ennî maglûbün fenteṣir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonunda Rabb'ine çağrıda bulundu: "Doğrusu ben, yenik düştüm, bana yardım et."

    Ayet detayı — Kamer suresi, 10. ayet

  3. Kamer suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 11. ayet. فَفَتَحْنَآ أَبْوَٰبَ ٱلسَّمَآءِ بِمَآءٍ مُّنْهَمِرٍ

    fefetaḥnâ ebvâbe-ssemâi bimâim münhemir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz de hemen göğün kapılarını gürül gürül boşalan su ile açtık.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 11. ayet

  4. Kamer suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 12. ayet. وَفَجَّرْنَا ٱلْأَرْضَ عُيُونًا فَٱلْتَقَى ٱلْمَآءُ عَلَىٰٓ أَمْرٍ قَدْ قُدِرَ

    vefeccerne-l'arḍa `uyûnen felteḳe-lmâü `alâ emrin ḳad ḳudir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yeryüzünde de kaynakları fışkırttık. Böylece sular kararlaştırılan amaç için birleşti.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 12. ayet

  5. Kamer suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 13. ayet. وَحَمَلْنَٰهُ عَلَىٰ ذَاتِ أَلْوَٰحٍ وَدُسُرٍ

    veḥamelnâhü `alâ ẕâti elvâḥiv vedüsür.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onu ağaç lifi ile birbirine bağlanmış tahtalar üzerinde taşıdık.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 13. ayet

  6. Kamer suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 14. ayet. تَجْرِى بِأَعْيُنِنَا جَزَآءً لِّمَن كَانَ كُفِرَ

    tecrî bia`yüninâ. cezâel limen kâne küfira.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yalanlanan kimseye bir ödül olarak, gözetimimiz altında yüzüp gidiyordu.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 14. ayet

  7. Kamer suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 15. ayet. وَلَقَد تَّرَكْنَٰهَآ ءَايَةً فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ

    veleḳat teraknâhâ âyeten fehel mim müddekir.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 15. ayet

  8. Kamer suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 16. ayet. فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ

    fekeyfe kâne `aẕâbî venüẕür.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ama, azabım ve uyarılarım nasıl oldu? dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Uyarılarımı dinlememenin sonucu azabımın nasıl olduğunu görün.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 16. ayet

  9. Kamer suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 17. ayet. وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ

    veleḳad yesserne-lḳur'âne liẕẕikri fehel mim müddekir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun Biz, Kur'an'ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Var mı öğüt alıp düşünen?

    Ayet detayı — Kamer suresi, 17. ayet

Âd kavmi 18–22

  1. Kamer suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 18. ayet. كَذَّبَتْ عَادٌ فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ

    keẕẕebet `âdün fekeyfe kâne `aẕâbî venüẕür.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ad da yalanladı. Ama azabım ve uyarılarım nasıl oldu?

    Ayet detayı — Kamer suresi, 18. ayet

  2. Kamer suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 19. ayet. إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِيحًا صَرْصَرًا فِى يَوْمِ نَحْسٍ مُّسْتَمِرٍّ

    innâ erselnâ `aleyhim rîḥan ṣarṣaran fî yevmi naḥsim müstemirr.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz, onların üzerine felaketleri gün boyu süren çok sarsıcı rüzgarı gönderdik.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 19. ayet

  3. Kamer suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 20. ayet. تَنزِعُ ٱلنَّاسَ كَأَنَّهُمْ أَعْجَازُ نَخْلٍ مُّنقَعِرٍ

    tenzi`u-nnâse keennehüm a`câzü naḫlim münḳa`ir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İnsanları, kökünden sökülmüş hurma kütükleri gibi savurup atıyordu.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 20. ayet

  4. Kamer suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 21. ayet. فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ

    fekeyfe kâne `aẕâbî venüẕür.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ama azabım ve uyarılarım nasıl oldu?

    Ayet detayı — Kamer suresi, 21. ayet

  5. Kamer suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 22. ayet. وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ

    veleḳad yesserne-lḳur'âne liẕẕikri fehel mim müddekir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun Biz, Kur'an'ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Var mı öğüt alıp düşünen?

    Ayet detayı — Kamer suresi, 22. ayet

Semûd kavmi 23–32

  1. Kamer suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 23. ayet. كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِٱلنُّذُرِ

    keẕẕebet ŝemûdü binnüẕür.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Semud da uyarıcıları yalanladı.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 23. ayet

  2. Kamer suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 24. ayet. فَقَالُوٓا۟ أَبَشَرًا مِّنَّا وَٰحِدًا نَّتَّبِعُهُۥٓ إِنَّآ إِذًا لَّفِى ضَلَٰلٍ وَسُعُرٍ

    feḳâlû ebeşeram minnâ vâḥiden nettebi`uhû innâ iẕel lefî ḍalâliv vesü`ur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Şöyle dediler: "Bizden biri olan bir insana mı, biz ona mı uyacağız? Öyle yaparsak kesinlikle bir sapkınlık ve çılgınlık yapmış oluruz.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 24. ayet

  3. Kamer suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 25. ayet. أَءُلْقِىَ ٱلذِّكْرُ عَلَيْهِ مِنۢ بَيْنِنَا بَلْ هُوَ كَذَّابٌ أَشِرٌ

    eülḳiye-ẕẕikru `aleyhi mim beyninâ bel hüve keẕẕâbün eşir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Öğüt, aramızdan bula bula onu mu buldu? Hayır! O küstah bir yalancıdır.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 25. ayet

  4. Kamer suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 26. ayet. سَيَعْلَمُونَ غَدًا مَّنِ ٱلْكَذَّابُ ٱلْأَشِرُ

    seya`lemûne gadem meni-lkeẕẕâbü-l'eşir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, yarın dipnot 1 küstah yalancının kim olduğunu anlayacaklar!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kıyamet Günü.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 26. ayet

  5. Kamer suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 27. ayet. إِنَّا مُرْسِلُوا۟ ٱلنَّاقَةِ فِتْنَةً لَّهُمْ فَٱرْتَقِبْهُمْ وَٱصْطَبِرْ

    innâ mürsilü-nnâḳati fitnetel lehüm ferteḳibhüm vaṣṭabir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz, fitne dipnot 1 olsun diye onlara dişi deveyi dipnot 2 gönderdik. Artık onları gözetle ve sabret.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sınav.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Dişi deve" günümüzün modern deyimi ile "kamuya ait bir mal"dır. Yani sahibi toplum olan, toplumun ortak malıdır. Diğer bir ifade ile ihtiyaç sahiplerinin yararına sunulan bir imkandır. Böyle olunca da dokunulmazdır. Bu, sembolik bir örnekleme de olabilir. Kimsesizlerin, yoksulların ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla oluşturulan yardım imkanlarının korunması ve gözetilmesi, gelir kaynaklarının güvence altına alınmasının gereği anlatılmak istenmektedir.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 27. ayet

  6. Kamer suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 28. ayet. وَنَبِّئْهُمْ أَنَّ ٱلْمَآءَ قِسْمَةٌۢ بَيْنَهُمْ كُلُّ شِرْبٍ مُّحْتَضَرٌ

    venebbi'hüm enne-lmâe ḳismetüm beynehüm. küllü şirbim muḥteḍar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlara, suyun bölüşüldüğünü dipnot 1 haber ver. Her içiş hazır kılınmıştır. dipnot 2

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Suyun bölüşülmesinin halkla deve arasında bir paylaştırma olarak anlaşılması doğru değildir. Paylaşımda söz konusu edilen halktır. Ayette yer alan her iki "onlar" zamiri de halk için kullanılmıştır. Devenin muhatap alınmış olması düşünülemez.
    2. metne dön, dipnot 2
      Herkes payını alacaktır.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 28. ayet

  7. Kamer suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 29. ayet. فَنَادَوْا۟ صَاحِبَهُمْ فَتَعَاطَىٰ فَعَقَرَ

    fenâdev ṣâḥibehüm fete`âṭâ fe`aḳara.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Derken arkadaşlarını çağırdılar dipnot 1 , o da hazırlandı ve acımasızca kesti.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Deveyi öldürmesini istediler.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 29. ayet

  8. Kamer suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 30. ayet. فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ

    fekeyfe kâne `aẕâbî venüẕür.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ama azabım ve uyarılarım nasıl oldu?

    Ayet detayı — Kamer suresi, 30. ayet

  9. Kamer suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 31. ayet. إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ صَيْحَةً وَٰحِدَةً فَكَانُوا۟ كَهَشِيمِ ٱلْمُحْتَظِرِ

    innâ erselnâ `aleyhim ṣayḥatev vâḥideten fekânû keheşîmi-lmuḥteżir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz, onların üzerlerine tek bir sayha gönderdik. Böylece ağılcıların topladığı ufalanmış kuru ot gibi oldular.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 31. ayet

  10. Kamer suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 32. ayet. وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ

    veleḳad yesserne-lḳur'âne liẕẕikri fehel mim müddekir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun Biz, Kur'an'ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Var mı öğüt alıp düşünen?

    Ayet detayı — Kamer suresi, 32. ayet

Lût kavmi 33–40

  1. Kamer suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 33. ayet. كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍۭ بِٱلنُّذُرِ

    keẕẕebet ḳavmü lûṭim binnüẕür.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Lut'un halkı da uyarıcılarını yalanladı.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 33. ayet

  2. Kamer suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 34. ayet. إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ حَاصِبًا إِلَّآ ءَالَ لُوطٍ نَّجَّيْنَٰهُم بِسَحَرٍ

    innâ erselnâ `aleyhim ḥâṣiben illâ âle lûṭ. necceynâhüm biseḥar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz de onların üzerlerine yok edici kasırga dipnot 1 gönderdik. Lut'un ailesi bunun dışında tutuldu. Seher vakti onları kurtardık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette yer alan "Hasib" sözcüğü, sözcük olarak "taş sağanağı getiren rüzgar" anlamına gelmektedir. Ancak bu sözcüğün, burada anlamsal olarak, "çok şiddetli kasırga" anlamına geldiğini düşünüyoruz. Zira çok şiddetli bir kasırga da önüne çer-çöp, toz-toprak, çakıl-taş ne gelirse onları saçıp savurur. Burada bir nevi "çakıl taşı fırtınasından" söz edilmektedir.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 34. ayet

  3. Kamer suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 35. ayet. نِّعْمَةً مِّنْ عِندِنَا كَذَٰلِكَ نَجْزِى مَن شَكَرَ

    ni`metem min `indinâ. keẕâlike neczî men şekera.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İşte şükredenleri katımızdan bir nimet olarak böyle ödüllendiririz.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 35. ayet

  4. Kamer suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 36. ayet. وَلَقَدْ أَنذَرَهُم بَطْشَتَنَا فَتَمَارَوْا۟ بِٱلنُّذُرِ

    veleḳad enẕerahüm baṭşetenâ fetemârav binnüẕür.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun ki yakalayıp tutuşumuza karşı onları uyarmıştı. Ne var ki onlar bu uyarıları kuşku ile karşıladılar.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 36. ayet

  5. Kamer suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 37. ayet. وَلَقَدْ رَٰوَدُوهُ عَن ضَيْفِهِۦ فَطَمَسْنَآ أَعْيُنَهُمْ فَذُوقُوا۟ عَذَابِى وَنُذُرِ

    veleḳad râvedûhü `an ḍayfihî feṭamesnâ a`yünehüm feẕûḳû `aẕâbî venüẕür.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun ki onun misafirlerinden cinsel yönden yararlanmak istediler. Bunun üzerine gözlerini sildik. dipnot 1 Azabımı ve uyarılarımı tadın.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Gözlerini sildik." deyimini, "Gözlerini kör ettik." şeklinde çeviri konusu etmek isabetli değildir. Bu deyim "bilinçten ve gerçeği kavramaktan yoksun bırakılmayı" ifade etmektedir. Tıpkı, "gözlerin kararması, bir şeyi görmemesi" deyiminde olduğu gibi.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 37. ayet

  6. Kamer suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 38. ayet. وَلَقَدْ صَبَّحَهُم بُكْرَةً عَذَابٌ مُّسْتَقِرٌّ

    veleḳad ṣabbeḥahüm bükraten `aẕâbüm müsteḳirr.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun ki, onları sabahleyin kalıcı bir azap yakaladı.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 38. ayet

  7. Kamer suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 39. ayet. فَذُوقُوا۟ عَذَابِى وَنُذُرِ

    feẕûḳû `aẕâbî venüẕür.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Haydi! Tadın bakalım, azabımı ve uyarılarımı!

    Ayet detayı — Kamer suresi, 39. ayet

  8. Kamer suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 40. ayet. وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ

    veleḳad yesserne-lḳur'âne liẕẕikri fehel mim müddekir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun Biz, Kur'an'ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Var mı öğüt alıp düşünen?

    Ayet detayı — Kamer suresi, 40. ayet

Firavun ailesi ve Mekkelilere hitap 41–46

  1. Kamer suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 41. ayet. وَلَقَدْ جَآءَ ءَالَ فِرْعَوْنَ ٱلنُّذُرُ

    veleḳad câe âle fir`avne-nnüẕür.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 41. ayet

  2. Kamer suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 42. ayet. كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا كُلِّهَا فَأَخَذْنَٰهُمْ أَخْذَ عَزِيزٍ مُّقْتَدِرٍ

    keẕẕebû biâyâtinâ küllihâ feeḫaẕnâhüm aḫẕe `azîzim muḳtedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ayetlerimizin tamamını yalanladılar. Biz de onları gücümüze, üstünlüğümüze yaraşır bir yakalayışla yakalayıverdik.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 42. ayet

  3. Kamer suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 43. ayet. أَكُفَّارُكُمْ خَيْرٌ مِّنْ أُو۟لَٰٓئِكُمْ أَمْ لَكُم بَرَآءَةٌ فِى ٱلزُّبُرِ

    eküffâruküm ḫayrum min ülâiküm em leküm berâetün fi-zzübür.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sizin dipnot 1 gerçeği yalanlayan nankörleriniz, onlardan daha mı hayırlı; yoksa kitaplarda size dokunulmayacağına dair söz mü verildi?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ey Mekkeli müşrikler.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 43. ayet

  4. Kamer suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 44. ayet. أَمْ يَقُولُونَ نَحْنُ جَمِيعٌ مُّنتَصِرٌ

    em yeḳûlûne naḥnü cemî`um münteṣir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yoksa: "Biz, güç birliği etmiş yenilmez bir toplumuz." mu diyorlar?

    Ayet detayı — Kamer suresi, 44. ayet

  5. Kamer suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 45. ayet. سَيُهْزَمُ ٱلْجَمْعُ وَيُوَلُّونَ ٱلدُّبُرَ

    seyühzemü-lcem`u veyüvellûne-ddübüra.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yakında o topluluk bozguna uğrayacak ve darmadağın olacaklar dipnot 1 .

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hicretten beş yıl önce inzal olan bu ayet, Mekkeli müşriklerin, Bedir'de uğrayacakları bozgunu haber vermektedir.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 45. ayet

  6. Kamer suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 46. ayet. بَلِ ٱلسَّاعَةُ مَوْعِدُهُمْ وَٱلسَّاعَةُ أَدْهَىٰ وَأَمَرُّ

    beli-ssâ`atü mev`idühüm vessâ`atü edhâ veemerr.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hayır! Asıl onlara vaat edilen o Sa'at'tir. dipnot 1 Ve o Sa'at, daha korkunç daha dehşetlidir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kıyamettir.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 46. ayet

Ölçüyle yaratılış; suçlular ve sakınanlar 47–55

  1. Kamer suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 47. ayet. إِنَّ ٱلْمُجْرِمِينَ فِى ضَلَٰلٍ وَسُعُرٍ

    inne-lmücrimîne fî ḍalâliv vesü`ur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kuşkusuz, mücrimler dipnot 1 sapkınlık ve çılgınlık içindedirler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İşledikleri suçlar, kendilerini kuşatmış olanlar.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 47. ayet

  2. Kamer suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 48. ayet. يَوْمَ يُسْحَبُونَ فِى ٱلنَّارِ عَلَىٰ وُجُوهِهِمْ ذُوقُوا۟ مَسَّ سَقَرَ

    yevme yüsḥabûne fi-nnâri `alâ vucûhihim. ẕûḳû messe seḳara.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O gün yüz üstü sürülerek ateşe atılırlar. "Cehennem ateşinin dokunuşunu tadın!"

    Ayet detayı — Kamer suresi, 48. ayet

  3. Kamer suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 49. ayet. إِنَّا كُلَّ شَىْءٍ خَلَقْنَٰهُ بِقَدَرٍ

    innâ külle şey'in ḫalaḳnâhü biḳader.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz, her şeyi bir yasayla yarattık. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Evren, Bizim koyduğumuz yasalara göre varlığını sürdürmektedir.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 49. ayet

  4. Kamer suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 50. ayet. وَمَآ أَمْرُنَآ إِلَّا وَٰحِدَةٌ كَلَمْحٍۭ بِٱلْبَصَرِ

    vemâ emrunâ illâ vâḥidetün kelemḥim bilbeṣar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve buyruğumuz bir tek buyruktur. Gözün bir anlık bakışı gibidir.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 50. ayet

  5. Kamer suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 51. ayet. وَلَقَدْ أَهْلَكْنَآ أَشْيَاعَكُمْ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ

    veleḳad ehleknâ eşyâ`aküm fehel mim müddekir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun ki size benzer nicelerini yok ettik. Buna rağmen düşünen mi var?

    Ayet detayı — Kamer suresi, 51. ayet

  6. Kamer suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 52. ayet. وَكُلُّ شَىْءٍ فَعَلُوهُ فِى ٱلزُّبُرِ

    veküllü şey'in fe`alûhü fi-zzübür.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onların yaptığı her şey kitaplardadır.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 52. ayet

  7. Kamer suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 53. ayet. وَكُلُّ صَغِيرٍ وَكَبِيرٍ مُّسْتَطَرٌ

    veküllü ṣagîriv vekebîrim müsteṭar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve küçük büyük her şey yazılmıştır.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 53. ayet

  8. Kamer suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 54. ayet. إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّٰتٍ وَنَهَرٍ

    inne-lmütteḳîne fî cennâtiv veneher.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 54. ayet

  9. Kamer suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 55. ayet. فِى مَقْعَدِ صِدْقٍ عِندَ مَلِيكٍ مُّقْتَدِرٍۭ

    fî maḳ`adi ṣidḳin `inde melîkim muḳtedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonsuz Güç Sahibi yöneticinin katında, sadakat makamındadırlar. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yok olmayan, sabit tahtlarda.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 55. ayet