Kamer suresi

Kamer suresi, 29. ayet

Kamer suresi, 29. ayet. فَنَادَوْا۟ صَاحِبَهُمْ فَتَعَاطَىٰ فَعَقَرَ

fenâdev ṣâḥibehüm fete`âṭâ fe`aḳara.

Diyanet İşleri

Derken, (kavmin en azgını olan) arkadaşlarını çağırdılar. O da işe koyuldu ve deveyi kesti.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kamer 26–32 · surenin 29. ayeti / 55

Konu Semûd kavmi Kamer 23–32 3

  1. Kamer 26

    Onlar yarın bilecekler: Kimmiş yalancı, kimmiş şımarık!

  2. Kamer 27

    (Salih'e şöyle demiştik:) "Şüphesiz biz, onlara bir imtihan olmak üzere, o dişi deveyi göndereceğiz. Şimdi onları gözetle ve sabret."

  3. Kamer 28

    "Onlara, suyun (deve ile) kendileri arasında (nöbetleşe) paylaştırıldığını, bildir. Her su nöbetinde sahibi hazır bulunsun."

  4. 29

    Derken, (kavmin en azgını olan) arkadaşlarını çağırdılar. O da işe koyuldu ve deveyi kesti.

  5. Kamer 30

    Fakat azabım ve uyarılarım nasılmış!

  6. Kamer 31

    Şüphesiz biz, onların üzerine tek bir korkunç ses gönderdik de, onlar, ağıldaki hayvanların çiğneyip ufaladıkları kuru çöpler gibi oldular.

  7. Kamer 32

    Andolsun biz, Kur'an'ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

29. “Derken üzerine onlar” kabilenin en bedbaht kişisi olan ve bu işe girişen “arkadaşlarını çağırdılar. O da (kılıcını) aldı” kendisine verilen kesme emrine uyup “dişi deveyi kesip öldürdü.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Dişi deveyi öldürmesi için arkadaşlarını çağırdılar. O da kılıcı aldı, kavminin emrine itaat ederek deveyi öldürdü.

Kelimeler

4 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَنَادَوْا۟ fenadev çağırdılar kök: ندو
  2. صَاحِبَهُمْ sahibehum bir arkadaşlarını kök: صحب
  3. فَتَعَاطَىٰ fe teaata o da bıçağı çekti kök: عطو
  4. فَعَقَرَ fe akara (deveyi) kesti kök: عقر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: عقر (8 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Sâlih

    Nihayet deveyi kestiler, Rablerinin emrine karşı geldiler ve "Ey Salih! Sen eğer (dediğin gibi) peygamberlerden isen, haydi bizi tehdit ettiğin azabı…

  • Aynı kök: عقر (8 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Sâlih

    Derken onu kestiler. Salih, dedi ki: "Yurdunuzda üç gün daha yaşayın. (Sonra helak olacaksınız.) İşte bu, yalanlanamayacak bir tehdittir."

  • Aynı kök: عقر (8 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Sâlih

    Derken onu kestiler, fakat pişman oldular.

  • Aynı kıssa: Hz. Sâlih · Aynı kök: صحب (97 geçiş)

    Andolsun, Hicr halkı da peygamberleri yalanlamıştı.

  • Aynı kök: ندو (53 geçiş) · Aynı kök: صحب (97 geçiş)

    Cennetlikler cehennemliklere, "Rabbimizin bize va'dettiğini biz gerçek bulduk. Siz de Rabbinizin va'dettiğini gerçek buldunuz mu?" diye seslenirler.…

  • Aynı kök: ندو (53 geçiş) · Aynı kök: صحب (97 geçiş)

    İkisi (cennet ve cehennem) arasında bir sur, A'raf üzerinde de birtakım adamlar vardır. Cennet ve cehennemliklerin hepsini simalarından…

  • Aynı kök: ندو (53 geçiş) · Aynı kök: صحب (97 geçiş)

    A'raftakiler, simalarından tanıdıkları birtakım adamlara da seslenir ve şöyle derler: "Ne çokluğunuz, ne de taslamakta olduğunuz kibir size bir yarar…

  • Aynı kök: عطو (14 geçiş)

    Kendilerine kitap verilenlerden Allah'a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah'ın ve Resulünün haram kıldığını haram saymayan ve hak din İslam'ı din…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

57 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Keşfet — bu ayetin medyası

Gerçek belgeler1

Arkeoloji1
  • Hegra kaya mezarları

    Arkeoloji

    Hegra kaya mezarları

    Nabatî dönemi yapılarıdır; Semûd ile özdeşliği kanıtlanmamıştır.

    Ayet: Hicr 80-84 · Kamer 23-31

    Kaynak
    Wikimedia Commons
    Yazar
    Ahmad AlHasanat
    Tarih
    2017-02-16 17:38:22
    Lisans
    CC BY-SA

    Ahmad AlHasanat · Own work · CC BY-SA 4.0

    Kaynağı görüntüle

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

Derken onlar, (çete başı olan) arkadaşlarını çağırdılar. Kafa kafaya verdiler... ve nihayet o, (deveyi) gaddarca boğazladı.

Muhammed Esed

Ama onlar (en yakın) adamlarını çağırdılar; o (gelir gelmez kötü bir işe) kalkıştı ve (hayvanı) vahşice boğazladı.

Ahmed Hulusi

Arkadaşlarına seslenip çağırdılar. Onlar da payını aldı, deveyi de vahşi şekilde boğazladılar!

Ali Bulaç

Derken arkadaşlarını çağırdılar, o da bıçağını kapıp 'hayvanı ayağından biçip yere devirdi.'

Ali Özek ve heyeti

Arkadaşlarını çağırdılar, o da (bundan cür'et alarak) kılıcını kaptı ve deveyi kesti.

Ali Rıza Safa

Böylece, arkadaşlarını çağırdılar. Ardından, işe koyulup kesti.

Bayraktar Bayraklı

Arkadaşlarını çağırdılar, o da kılıcını kaptı ve deveyi kesti.

Edip Yüksel

Bir arkadaşlarını çağırdılar, o da çekip (deveyi) kesti.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Bir arkadaşlarını çağırdılar, o da çekip (deveyi) kesti.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bunun üzerine arkadaşlarına bağırdılar, o da silaha sarıldı ve ayaklarını çırptı (biçti).

Elmalılı Hamdi Yazır

Bunun üzerine sahiblerine bağırdılar o da silaha sarıldı da ayaklarını çırptı

Erhan Aktaş

Derken arkadaşlarını çağırdılar, dipnot 1 o da bıçağa sarıldı ve kesti.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Deveyi öldürmesini istediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Derken arkadaşlarını çağırdılar dipnot 1 , o da bıçağa sarıldı ve kesti.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Deveyi öldürmesini istediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Derken arkadaşlarını çağırdılar dipnot 1 , o da hazırlandı ve acımasızca kesti.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Deveyi öldürmesini istediler.

Gültekin Onan

Derken arkadaşlarını çağırdılar, o da bıçağını kapıp 'hayvanı ayağından biçip yere devirdi'.

Hasan Basri Çantay

Binnetice, arkadaşlarını çağırdılar. O da (kılıca) sarılarak (deveyi) kesdi.

İbni Kesir

Arkadaşlarını çağırdılar, o da sarılarak onu kesti.

Mehmet Alagaş

(23-32) Semûd ta uyarıları yalanladı. Dediler ki bizden beşer birine / bizim gibi derili birine mi uyacağız. (Melek falan olsaydı belki, fakat, bu bir beşer) Kesinlikle işte o zaman, sapmışlık ve çılgınlık içindeyiz demektir. Kur’an / Zikir içimizden gele gele ona mı geldi? Bilâkis o çok yalancı ve de şımarık biridir. İleride kim yalancı ve kim şımarmış bilecekler. Şimdi onlara, onları sınayıp ayrıştıracak / onlara fitne olacak bir deve gönderiyoruz, sen onları gözlemle ve de sabret. Onlara suyun aralarında (deve v e kavim arasında) bölüştürülmüş / ta ksimatlı olduğunu haber ver, her biri içeceği zaman hazır bulunsun. Onlar da arkadaşlarını yardıma çağırdılar, o da gaddarlaştı ve deveyi kesti. Azabım ve uyarılarım nasıl oldu? Biz de onlara tekbir ses gönderdik. Onlar da ağıllarda hayvanlara serilen ağıl çırpıntısı gibi oldular. Kesin olan şu ki biz, Kuranı hatıra gelebilmesi için kolaylaştırdık, ders alabilen var mı?

Rowwad Tercüme Merkezi

Arkadaşlarını çağırdılar, o da (kılıcı) alıp, deveyi kesti.

Süleyman Ateş

Bir arkadaşlarını çağırdılar, o da bıçağı çekip (deveyi) kesti.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Derken arkadaşlarını çağırdılar; o da bıçağı kaptığı gibi deveyi kesti.

Şaban Britch

Arkadaşlarını çağırdılar, o da elini uzatıp deveyi kesti.

Şaban Piriş

Arkadaşlarını çağırdılar, o da elini uzatıp deveyi vahşice boğazladı.

Yaşar Nuri Öztürk

Arkadaşlarını çağırdılar, o da hançerini kapıp deveyi boğazladı.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

They called upon the leader whose heart was confederate with his hand; which held the knife and disabled the she-camel by cutting her hamstring muscles.

Abdul Haleem

But they called their companion, who took a sword and hamstrung the camel.

Abdullah Yusuf Ali

But they called to their companion, and he took a sword in hand, and hamstrung (her).

Abul A'la Maududi

Eventually, they summoned their companion, and he undertook the (outrageous) task and hamstrung the she-camel. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    These words by themselves indicate that the she-camel roamed at will in their settlements for a long period of time. No one could dare approach a source of water on the day of her turn. At last, they called out to a haughty chief of theirs who was well known for his courage and boldness, and urged him to put an end to her. Emboldened by the false encouragement, he took up the responsibility and killed the she-camel. This clearly means that the people were very frightened. They felt that she had extraordinary power, and so they dared not touch her with an evil intention. That is why the killing of a mere she-camel especially when the Prophet who had presented her, did not possess any army that could be a deterrent for them, amounted to undertaking a dangerous and difficult task. (For further details. see (E.N 58 of Surah Al-Aaraf) and (E.Ns 104. 105 of Surah Ash-Shuara).

Aisha Bewley

They called on their companion and he set to it and hamstrung her.

Al-Hilali & Khan

But they called their comrade and he took (a sword) and killed (her).

Ali Quli Qarai

But they called their companion, and he took [a knife] and hamstrung [her].

Amatul Rahman Omar

Thereupon they called their comrade who seized her (- the she-camel) quite unlawfully with the help of others and hamstrung (her, and they were then overtaken by a calamity).

Arthur John Arberry

Then they called their comrade, and he took in hand, and hamstrung her.

Bijan Moeinian

Instead, They commissioned a clan member to kill the camel.

E. Henry Palmer

Then they called their companion, and he plied (a knife) and hamstrung her.

Edip-Layth

But they called on their friend, and he was paid to slaughter.

George Sale

And they called their companion: And he took a sword, and slew her.

Hamid S. Aziz

But they called their companion, who took (the sword) and hamstrung her.

Mahmoud Ghali

Then they called out their companion, so he took upon himself (the task); then he hamstrung her.

Marmaduke Pickthall

But they call their comrade and he took and hamstrung (her).

Mohamed Ahmed - Samira

But they called their commander, who seized and hamstrung her.

Muhammad Asad

But they summoned their [boldest] companion, and he ventured [upon the evil deed], and cruelly slaughtered [the animal]:

Mustafa Khattab

But they roused a companion of theirs, so he dared to kill ˹her˺.

Progressive Muslims

But they called on their friend, and he was paid to slaughter.

Rashad Khalifa

But they persuaded their friend to kill (the camel), and he obliged.

Sahih International

But they called their companion, and he dared and hamstrung [her].

Sam Gerrans

Then they called their companion, and he betook himself and did hamstring.

Shabbir Ahmed

But they called their (most forward) comrade and he took charge and killed her.

Syed Vickar Ahamed

But they called to their companion (in evil) and he took a sword in hand, and killed (the she-camel cutting her hamstrings).

Taqi Usmani

Then they called their man (to kill the she-camel,) so he undertook (the task) and killed (the she-camel).

The Monotheist Group

But they called on their friend, and he was paid to slaughter.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kamer suresi, 29. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kamer suresi, 29. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kamer suresi, 29. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩