Diyanet İşleri
"Bizim aramızdan vahiy ona mı verildi? Hayır o, yalancının, şımarığın biridir."
Kamer suresi
Kamer suresi, 25. ayet. أَءُلْقِىَ ٱلذِّكْرُ عَلَيْهِ مِنۢ بَيْنِنَا بَلْ هُوَ كَذَّابٌ أَشِرٌ
eülḳiye-ẕẕikru `aleyhi mim beyninâ bel hüve keẕẕâbün eşir.
"Bizim aramızdan vahiy ona mı verildi? Hayır o, yalancının, şımarığın biridir."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Semûd kavmi Kamer 23–32 3
Andolsun biz, Kur'an'ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?
(23-24) Semud kavmi de uyarıcıları yalanlamış ve şöyle demişlerdi: "İçimizden bir insana mı uyacağız? (Asıl) o takdirde biz apaçık bir sapıklık ve delilik içine düşmüş oluruz."
"Bizim aramızdan vahiy ona mı verildi? Hayır o, yalancının, şımarığın biridir."
Onlar yarın bilecekler: Kimmiş yalancı, kimmiş şımarık!
(Salih'e şöyle demiştik:) "Şüphesiz biz, onlara bir imtihan olmak üzere, o dişi deveyi göndereceğiz. Şimdi onları gözetle ve sabret."
"Onlara, suyun (deve ile) kendileri arasında (nöbetleşe) paylaştırıldığını, bildir. Her su nöbetinde sahibi hazır bulunsun."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 25–26. ayetler için yazılmıştır.
25 - 26. “Vahiy aramızdan ona mı gönderilmiş?” Nasıl olur da Allah aramızdan vahyi özellikle ona verir ve onun üzerine bu öğütleri indirir. Aramızdan özellikle onun seçilmesini gerektiren meziyeti nedir? Bu, tüm inkarcıların Yüce Allah’a karşı yaptıkları bir itirazlarıdır. Onlar bu itirazı hep yapagelmişlerdir. Sürekli olarak bunu ileri sürerek peygamberlerin çağrısını reddetmişlerdir.
Yüce Allah ise onların bu şüphelerini peygamberlerin ümmetlerine söylediklerini belirttiği şu buyruğu ile cevaplandırmaktadır: “Peygamberleri onlara şöyle demişti: Biz ancak sizin gibi bir insanız. Ancak Allah kulları arasından dilediği kimselere lütfeder.” (İbrahim, 14/15)
Yüce Allah, peygamberlere öyle birtakım nitelik, ahlâk ve mükemmel özellikler bahşetmiştir ki, bununla Rablerinin risâletini alabilecek ve özellikle kendilerine vahyedilmesine sebep teşkil edecek bir konuma gelmişlerdir. Onların insanlardan olmaları, Yüce Allah’ın rahmet ve hikmetinin bir tecellisidir. Şâyet onlar meleklerden olsalardı, insanların onlardan vahyi öğrenmelerine imkân bulunmazdı. Ayrıca eğer onlar melek olsalardı bu sefer onları yalanlayan kimselerin dünya hayatında derhal cezalandırılmaları gerekirdi.
Semûd kavminin peygamberleri Salih aleyhisselam hakkında söyledikleri bu sözlerden maksat, onu yalanlamaktır. Bundan dolayı onlar onun aleyhinde şu zalimce hükmü verdiler: “Hayır; aksine o, çok yalancı ve şımarık biridir.” Yalanı da kötülüğü de çok olandır, dediler.
Allah kahretsin onları! Ne kadar da akılsız, ne kadar da zalimdiler! Doğru sözlü, iyiliklerini samimi olarak isteyen kimselere ne kadar da çirkin sözlerle hitapta bulunarak karşılık verdiler!
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
"Aramızdan sadece özel olarak tek ona mı vahiy indirildi? Hayır, o kibirli bir yalancıdır."
Aynı kök: اشر (2 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Sâlih
Onlar yarın bilecekler: Kimmiş yalancı, kimmiş şımarık!
Aynı kıssa: Hz. Sâlih
Semud kavmine de kardeşleri Salih'i Peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka bir ilah yoktur.…
Aynı kıssa: Hz. Sâlih
"Hatırlayın ki Allah Ad kavminden sonra, sizi onların yerine getirdi ve sizi yeryüzünde yerleştirdi. Yerin ovalarında köşkler kuruyor, dağları oyup…
Aynı kıssa: Hz. Sâlih
Kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri, küçük görülüp ezilen inanmışlara, "Siz, Salih'in, Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu…
Tamamı: yazma kataloğu
Arkeoloji
Nabatî dönemi yapılarıdır; Semûd ile özdeşliği kanıtlanmamıştır.
Ayet: Hicr 80-84 · Kamer 23-31
Ahmad AlHasanat · Own work · CC BY-SA 4.0
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Devamla:) "Vahiy, aramızdan ona mı verildi? dipnot 1 Aslında o, şımarık yalancının biridir!" demişlerdi.
Vahiy, aramızdan bir tek ona mı indirildi? Hayır, aksine o yalanda sınır tanımayan bir mağrurun biri."
Neden içimizden bir tek o'na (ilahi) öğüt ve uyarı indirildi? Hayır, o küstah bir yalancıdan başka bir şey değil!"
"Zikir (hakikat ilmini hatırlatıcı) aramızdan Ona mı ilka olundu? Bilakis O küstah bir yalancıdır!"
"Zikr (vahy) içimizden ona mı bırakıldı? Hayır, o çok yalan söyleyen, kendini beğenmiş bir şımarıktır."
«Vahiy, aramızda ona mı verildi? Hayır o, çok yalancı biridir» (dediler).
"Öğreti, aramızdan Ona mı verildi?" "Hayır, O, saygısız bir yalancı!"
"Vahiy, aramızda ona mı verildi? Hayır, o yalancı ve şımarığın biridir" dediler.
"Mesaj aramızdan ona mı verildi? O, yalancı küstahın biridir."
'Mesaj aramızdan ona mı verildi? O, yalancı küstahın biridir.'
O zikir (vahiy) aramızdan ona mı bırakılıyor? Belki o bir şımarık yalancıdır!
O zikir aramızdan ona mı bırakılıyor? Belki o bir şımarık yalancıdır.
Zikir. dipnot 1 aramızdan bula bula onu mu buldu? Hayır! O küstah bir yalancıdır.
Zikir dipnot 1 , aramızdan bula bula onu mu buldu? Hayır! O küstah bir yalancıdır.
Öğüt, aramızdan bula bula onu mu buldu? Hayır! O küstah bir yalancıdır.
"Zikr (vahy) içimizden ona mı bırakıldı? Hayır, o çok yalan söyleyen, kendini beğenmiş bir şımarıktır."
"Bizim aramızdan vahy ona mı verildi? Hayır, o, şımarık, aşırı bir yalancıdır".
Zikir, aramızdan ona mı verilmiş? Hayır o, pek yalancı ve şımarığın biridir.
(23-32) Semûd ta uyarıları yalanladı. Dediler ki bizden beşer birine / bizim gibi derili birine mi uyacağız. (Melek falan olsaydı belki, fakat, bu bir beşer) Kesinlikle işte o zaman, sapmışlık ve çılgınlık içindeyiz demektir. Kur’an / Zikir içimizden gele gele ona mı geldi? Bilâkis o çok yalancı ve de şımarık biridir. İleride kim yalancı ve kim şımarmış bilecekler. Şimdi onlara, onları sınayıp ayrıştıracak / onlara fitne olacak bir deve gönderiyoruz, sen onları gözlemle ve de sabret. Onlara suyun aralarında (deve v e kavim arasında) bölüştürülmüş / ta ksimatlı olduğunu haber ver, her biri içeceği zaman hazır bulunsun. Onlar da arkadaşlarını yardıma çağırdılar, o da gaddarlaştı ve deveyi kesti. Azabım ve uyarılarım nasıl oldu? Biz de onlara tekbir ses gönderdik. Onlar da ağıllarda hayvanlara serilen ağıl çırpıntısı gibi oldular. Kesin olan şu ki biz, Kuranı hatıra gelebilmesi için kolaylaştırdık, ders alabilen var mı?
"Aramızdan vahiy ona mı gönderildi? Hayır, o kendini beğenmiş yalancının biridir."
"Zikir, aramızdan ona mı bırakıldı? Hayır o, yalancı küstahın biridir!"
O zikir dipnot 1 /o doğru bilgiler aramızdan ona mı verilmiş dipnot 2 ! Aslında o; yalancının ve ukalanın tekidir dipnot 3 !"
Doğru bilgi içimizden ona mı verilmiş? Aslında o; yalancının, kendini beğenmişin teki!"
Aramızdan, vahiy ona mı gönderilmiş? Hayır! O, yalancı küstahın biridir.
-Aramızdan, vahiy ona mı gönderilmiş? Hayır, O, yalancı küstahın biridir.
"Aramızdan öğüt ona mı verildi? Hayır, o yalancı küstahın biridir."
"Is he the one man taken by preference out of all of us who are available, to carry the divine message?" " Indeed he is a liar "
Would a mes-sage be given to him alone out of all of us? No, he is an insolent liar!’
"Is it that the Message is sent to him, of all people amongst us? Nay, he is a liar, an insolent one!"
Was there none but he to whom the Reminder could be vouchsafed excluding all others? Nay; he is an insolent liar." dipnot 1
Has the Reminder been given to him of all of us? No indeed! He is an impudent liar. ’
"Is it that the Reminder is sent to him [Prophet Sâlih عليه السلام] alone from among us? Nay, he is an insolent liar!"
‘Has the Reminder been cast upon him from among us? Rather he is a self-conceited liar. ’
`Is it that, from amongst all of us, the Reminder has been revealed to him (alone)? Nay (what he says is wrong), he is an impudent liar and self conceited. '
Has the Reminder been cast upon him alone among us? Nay, rather he is an impudent liar. '
"Is there no one better among us worthy of receiving God’s messages? Indeed this “prophet" is a liar who brags about his closeness to God”
'Is the warning cast on him alone among us? nay, he is an insolent liar!
"Has the message come down to him, instead of us? He is an evil liar."
Is the office of admonition committed unto him preferably to the rest of us? Nay; he is a liar, and an insolent fellow.
"Can it be that the reminder has been sent to him of all the people among us? Nay! He is an insolent liar!"
Has the Remembrance been cast upon him (alone) from among us? No indeed, (but) he is an insolent liar. "
Hath the remembrance been given unto him alone among us? Nay, but he is a rash liar.
Was he the one of all of us to have been given the exposition? He is surely an impudent liar. "
Why - on him alone from among all of us should a [divine] reminder have been bestowed? Nay, but he is a boastful liar!"
Has the revelation been sent down ˹only˺ to him out of ˹all of˺ us? In fact, he is a boastful liar."
"Has the message come down to him, instead of us He is an evil liar. "
"Did the message come down to him, instead of us? He is a flagrant liar."
Has the message been sent down upon him from among us? Rather, he is an insolent liar. "
“Has the remembrance been cast upon him from among us? The truth is, he is an insolent liar.”
Why - Has the Message been given to him alone among us? Nay, but he is a flagrant liar. "
"Is it that the Message sent to him of all people amongst us? No! He is a liar, a disrespectful one!"
Is it that the advice has been cast upon him alone out of all of us? No, but he is a bragging liar."
"Has the Reminder come down to him, of all people amongst us? He is an evil liar."