Diyanet İşleri
Andolsun, biz onu (tufan olayını) bir ibret olarak bıraktık. Var mı düşünüp öğüt alan?
Kamer suresi
Kamer suresi, 15. ayet. وَلَقَد تَّرَكْنَٰهَآ ءَايَةً فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ
veleḳat teraknâhâ âyeten fehel mim müddekir.
Andolsun, biz onu (tufan olayını) bir ibret olarak bıraktık. Var mı düşünüp öğüt alan?
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Nûh kavmi Kamer 9–17 3
Yeryüzünü pınar pınar fışkırttık. Derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti.
Biz Nuh'u çivilerle perçinli levhalardan oluşan gemiye bindirdik.
Gemi, inkar edilen kimseye (Nuh'a) bir mükafat olarak gözetimimiz altında yüzüyordu.
Andolsun, biz onu (tufan olayını) bir ibret olarak bıraktık. Var mı düşünüp öğüt alan?
Benim azabım ve uyarılarım nasılmış (gördüler)!
Andolsun biz, Kur'an'ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?
Ad kavmi de (Hud'u) yalanladı. Azabım ve uyarılarım nasılmış!
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
15. Andolsun Biz Nuh’un kavmi ile başından geçenlere dair kıssayı, öğüt alan kimselerin öğüt almaları için bir delil olarak bıraktık. Şöyle ki peygamberlere isyan edip onlara karşı inatla direnenleri Allah, kapsamlı ve çok çetin bir ceza ile helâk eder.
Buradaki zamirin gemiye ve gemi türüne ait olma ihtimali de vardır. Zira onun asıl yapımı, Allah tarafından rasûlü Nuh aleyhisselam'a öğretmesi sonucu gerçekleşmiştir. Daha sonra Yüce Allah, bu gemi yapma sanatını ve gemi türünü insanlar arasında baki kılmıştır ki, bunun hikmeti de O’nun kullarına olan rahmetini, inâyetini, kudretinin kemâlini ve sanatının harikuladeliğini onlara göstermesidir.
“Yok mu düşünüp ibret alan?” Âyetleri ibret alıp düşünen, öğüt alan, zihnini ve fikrini kendisine gelen bu ibretlere açan bir kimse yok mu? Çünkü bunlar son derece açık ve son derece kolaydırlar.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Kendilerini cezalandırdığımız bu azabı öğüt ve ibret olması için bıraktık. Bundan düşünüp öğüt alan var mıdır?
Aynı kök: ترك (43 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Nûh
Sonradan gelenler arasında ona güzel bir ad bıraktık.
Aynı kök: ترك (43 geçiş)
Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları…
Aynı kök: ترك (43 geçiş)
Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya meşru bir tarzda vasiyette…
Aynı kıssa: Hz. Nûh
Andolsun, Nuh'u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de, "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Şüphesiz…
Aynı kıssa: Hz. Nûh
Kavminin ileri gelenleri, "Biz seni açıkça bir sapıklık içinde görüyoruz" dediler.
Aynı kıssa: Hz. Nûh
(Nuh onlara) şöyle dedi: "Ey kavmim! Bende herhangi bir sapıklık yok. Aksine ben, alemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim."
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Yemin olsun ki onu (gemiyi) bir ibret olarak bırakmıştık; hani gerçeği hatırlayan var mı?
Doğrusu Biz, bu (kıssayı) bir (ibret) belgesi olarak bıraktık: öyleyse yok mudur ders alan?
Ve böyle (yüzen gemi)leri (insana rahmetimizin) ebedi bir işareti kıldık. Öyleyse, yok mudur ondan ders almak isteyen?
Andolsun ki onu (tekneyi insanlar için) bir işaret olarak (geride) bıraktık! Düşünen yok mu?
Andolsun, Biz bunu bir ayet olarak bıraktık. Fakat öğüt alıp düşünen var mı?
Andolsun ki onu bir ibret olarak bıraktık, ibret alan yok mudur?
Üstelik gerçek şu ki, onu, bir kanıt olarak bıraktık. Artık, öğüt alan var mı? dipnot 472
Andolsun ki, gemiyi bir ibret olarak bıraktık, ibret alan yok mudur?
Bunu bir ders olarak bıraktık. Öğüt alan yok mudur?
Bunu bir ders olarak bıraktık. Öğüt alan yok mudur?
Andolsun ki, o gemiyi bir ibret olarak bıraktık. Fakat düşünen mi var ki,
Celalim hakkı için bıraktık ta onu bir ayet olarak, fakat düşünen mi var?
Ant olsun ki onu dipnot 1 bir ayet dipnot 2 olarak bıraktık. İbret alan yok mudur?
Ant olsun ki onu dipnot 1 bir ayet dipnot 2 olarak bıraktık. İbret alan yok mudur?
Ant olsun ki onu dipnot 1 bir ayet dipnot 2 olarak bıraktık. Öğüt alan yok mudur?
Andolsun, biz bunu bir ayet olarak bıraktık. Fakat öğüt alıp düşünen var mı?
Andolsun ki biz bunu bir ayet olarak bırakmışızdır. O halde bir düşünüb ibret alan var mı?
Andolsun ki Biz, onu bir ayet olarak bıraktık. Düşünüp ibret alan var mı?
(9-17) Onlardan önce Nuh kavmi de yalanladı. Kulumuzu yalanladılar ve dediler ki, mecnun / cinli, durdurun onu. O da Rabbine ben yenildim / mağlup oldum bana yardım et çağrısında / duasında bulundu. Bizde semanın kapılarını sağanak su yla açtık. Arzdan da kaynaklar / gözeler fışkırttık. Ve de takdir ettiğimiz iş üzere sular /gök ve yer suları birbiriyle karışarak birleşti. Perçinli ve levha tahtalı üzerinde / gemi üzerinde O’nu taşıdık. Tanınmayanlara / inkâr edilenlere bir ceza / bir ödül olarak gözetimimizde cereyan ediyordu / akıyordu. Kesin olan şu ki, Onu bir gösterge / bir ayet olarak bıraktık / terkettik. Azabım ve uyarım nasıl oldu? Kesin olan şu ki biz Kuranı hatıra ge lebilmesi için kolaylaştırdık, ders alabilen var mı?
Andolsun, biz onu (tufan olayını) bir ibret olarak bıraktık. Var mı düşünüp öğüt alan?
Bunu bir ibret olarak bıraktık, ibret alan yok mudur?
Şurası bir gerçek ki gemiyi, bir ayet /belge olarak bıraktık. Peki, (bu konuda) bir bilgisi olan var mı dipnot 1 ?
Gemiyi, bir belge olarak bıraktık. Hiç öğüt alan var mı?
Onu bir ayet (işaret) olarak bırakmıştık. İbret alan var mı?
Onu bir ayet (işaret) olarak bırakmıştık. İbret alan var mı?
Yemin olsun ki, biz onu bir ibret ve işaret olarak arkaya bıraktık. Yok mu araştırıp öğüt alacak?
And We left it as a sign serving to convey an intimation; an act of a miraculous nature serving to demonstrate Divine power and omnipotence and so, is there any who will open his heart's ears and his mind's eyes?
We have left this as a sign: will anyone take heed?
And We have left this as a Sign (for all time): then is there any that will receive admonition?
And We left the Ark as a Sign. dipnot 1 Is there, then, any who will take heed?
We left it as a Sign. But is there any rememberer there?
And indeed, We have left this as a sign. Then is there any that will remember (or receive admonition)?
Certainly We have left it as a sign; so is there anyone who will be admonished?
And We left this (incident of deluge for the succeeding generations to serve them) as a sign. But is there anyone who would take heed?
And We left it for a sign. Is there any that will remember?
This is left as a warning sign; is there anyone who minds an admonition?
And we left it a sign;- but is there any one who will mind?
We have left it as a sign. Do any of you wish to learn?
And We left the said vessel for a sign: But is any one warned thereby?
And certainly We left it as a sign, but is there anyone that remembers (or takes heed).
And indeed We have already left it for a sign. Is there then any that will recollect?
And verily We left it as a token; but is there any that remembereth?
And We left it as a sign. Is there anyone who will be warned?
And, indeed, We have caused such [floating vessels] to remain forever a sign [of Our grace unto man]: who, then, is willing to take it to heart?
We certainly left this[1] as a sign. So is there anyone who will be mindful?
And We have left it as a sign. Do any of you wish to learn
We have set it up as a lesson. Does any of you wish to learn?
And We left it as a sign, so is there any who will remember?
And We left it as a proof; so is there any who will remember?
And verily, We left this event as a lesson. Then, is there any who will learn?
And indeed, We have left this as a Sign (for all time): Then is there any who will receive the teachings?
And We left it (the ship) as a sign. So, is there one to take lesson?
And We have left it as a sign. Are there any who want to learn?