Diyanet İşleri
Andolsun, onlara sabahleyin erkenden kalıcı bir azap geldi.
Kamer suresi
Kamer suresi, 38. ayet. وَلَقَدْ صَبَّحَهُم بُكْرَةً عَذَابٌ مُّسْتَقِرٌّ
veleḳad ṣabbeḥahüm bükraten `aẕâbüm müsteḳirr.
Andolsun, onlara sabahleyin erkenden kalıcı bir azap geldi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Lût kavmi Kamer 33–40 3
(34-35) Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgar gönderdik. Yalnız Lut'un ailesi başka. Katımızdan bir nimet olarak bir seher vakti onları kurtardık. Şükredenleri işte böyle mükafatlandırırız.
Andolsun, Lut onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşıladılar.
Andolsun, onlar onun (meleklerden olan) misafirlerinden nefislerindeki kötü arzuları tatmin etmek istediler. Biz de onların gözlerini silme kör ettik. "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" dedik.
Andolsun, onlara sabahleyin erkenden kalıcı bir azap geldi.
"Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" dedik.
Andolsun, biz Kur'an'ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?
Andolsun, Firavun'un ailesine de uyarıcılar gelmişti.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 33–40. ayetler için yazılmıştır.
33-40. “Lût kavmi de” Lût aleyhisselam kendilerini, kimseyi ortak koşmaksızın sadece Allah’a ibadete davet edip şirkten ve âlemler arasında kendilerinden önce hiç kimsenin işlemediği o hayasızlıktan vazgeçmelerini emrettiğinde “uyarıları yalanladı.”
Onu yalanlayarak şirklerini ve çirkin işlerini sürdürmeye devam ettiler. Nihâyet misafirler suretinde gelen meleklerin haberini alan kavmi, onlara hayasızlık yapmak üzere çabucak yanına geliverdiler -Allah’ın lâneti üzerlerine olsun- ve bu misafirlerini elinden almak istediler. Yüce Allah da Cibril aleyhisselam'a emretti ve o da kanadıyla gözlerini kör etti.
Peygamberleri, onlara Allah’ın çetin yakalayışını ve cezasını hatırlatmakla birlikte “onlar uyarıları şüphe ile karşılamışlardı.”
“Andolsun bir sabah vakti erkenden kalıcı bir azap onları yakaladı.” Allah yurtlarının altını üstüne getirdi. Arkalarından da pişirilmiş taşlar gelip onları buluyordu ki bu taşlar Rabbinin nezdinde haddiaşan o günahkârlar için işaretlenmişti.
Yüce Allah, Lût aleyhisselam ile onun aile halkını Rablerine şükürlerinin ve sadece O’na hiçbir kimseyi ortak koşmaksızın ibadet etmelerinin bir mükâfatı olarak o pek büyük sıkıntıdan kurtarmıştı.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ant olsun ki onlara sabah vakti ahirete ulaşana dek devam edecek bir azap geldi. Bunun akabinde de elbet ahiretin azabı gelecektir.
Aynı kıssa: Hz. Lût · Aynı kök: صبح (45 geçiş)
Konukları şöyle dedi: "Ey Lut! Biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla ulaşamayacaklar. Geceleyin bir vakitte aileni al götür. İçinizden kimse…
Aynı kıssa: Hz. Lût · Aynı kök: صبح (45 geçiş)
Ona şu durumu kesin olarak bildirdik: "Sabaha çıkarken onların sonu kesilmiş olacak."
Aynı kök: بكر (12 geçiş)
"Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın." dediler. Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki: O, ne yaşlı, ne körpe, ikisi…
Aynı kök: بكر (12 geçiş)
Zekeriya, "Rabbim! (çocuğum olacağına dair) bana bir alamet ver" dedi. Allah da şöyle dedi: "Senin için alamet, insanlarla üç gün konuşamaman, ancak…
Aynı kök: بكر (12 geçiş)
Derken Zekeriya ibadet yerinden halkının karşısına çıktı. (Konuşmak istedi, konuşamadı) ve onlara "Sabah akşam Allah'ı tespih edin" diye işaret etti.
Aynı kıssa: Hz. Lût
Lut'u da Peygamber olarak gönderdik. Hani o kavmine şöyle demişti: "Sizden önce alemlerden hiçbir kimsenin yapmadığı çirkin işi mi yapıyorsunuz?"
Aynı kök: قرر (38 geçiş)
Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, "Birbirinize düşman olarak inin. Sizin…
Aynı kök: قرر (38 geçiş)
Hani, "Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız" diye de sizden kesin söz almıştık. Sonra bunu böylece kabul…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Bir sabah erkenden onları kararlı bir azap yakalamıştı.
Mamafih, sabahleyin erkenden kalıcı izler bırakan bir azap onları kuşattı:
Nitekim sabahın erken vaktinde (etkileri) kalıcı bir azap onları yakaladı:
Andolsun ki yerini bulmuş azap onlara sabahleyin bastırdı.
Andolsun onları bir sabah vakti erkenden, üzerlerinde kararını kılmış bir azab yakalayıp bastırıverdi.
Bir sabah kendilerine, yakalarını bir daha bırakmayacak olan bir azap gelip çattı.
Ve gerçek şu ki, kalıcı bir ceza, sabah erkenden onları yakaladı.
Andolsun ki, bir sabah kendilerine, yakalarını bir daha bırakmayacak olan bir azap gelip çattı.
Ertesi gün, yaman bir azap sabahlarını kutladı.
Ertesi gün, yaman bir azap sabahlarını kutladı.
Andolsun ki, kendilerini kararlı bir azap bir sabah bastırıverdi.
Ve Celalim hakkı için bastırıverdi kendilerini bir sabah bir azabı müstekır
Ant olsun ki, onları sabahleyin kalıcı bir azap yakaladı.
Ant olsun ki, onları sabahleyin kalıcı bir azap yakaladı.
Ant olsun ki, onları sabahleyin kalıcı bir azap yakaladı.
Andolsun onları bir sabah vakti erkenden, üzerlerinde kararını kılmış bir azab yakalayıp bastırıverdi.
Andolsun ki onlara bir sabah, (yakalarını) asla bırakmayacak olan bir azab baskın yapdı.
Andolsun ki; bir sabah erken, önü alınmaz bir azab geldi başlarına.
(33-40) Lut kavmi de uyarıları yalanladı. Lut ailesi hariç onlara yağan taşlar gönderdik, Lut ailesini yanımızdan bir nimet olarak seher vaktinde kurtardık, şükreden kimsenin karşılığı / cezası böyledir. Kesin olan şu ki onlara kuvvetli yakalama uyarılarımızı yaptık , onlar da uyarmaları umurlarına almadılar. Kesin olan şu ki, onlar misafirlerden faydalanmayı dilemişlerdi, biz de onların gözlerini kör ettik, a zabımı ve uyarı larımı tadın. Kesin olan şu ki bir sabah ka rar verilen azabımız bastırdı. Azabımı ve uyarı larımı tadın. Kesin olan şu ki biz Kuranı hatıra gel ebilmesi için kolaylaştırdık, ders alabilen var mı?
Andolsun ki, bir sabah erkenden kalıcı bir azap üzerlerine çöküverdi.
Sabah erken, onları kararlı bir azab yakaladı.
Sabahleyin erkenden onlara kalıcı bir azap indi dipnot 1 .
Sabah erkenden onları kalıcı bir azap karşıladı.
Andolsun ki bir sabah erkenden, daim bir azap çöküverdi.
Andolsun ki bir sabah erkenden, bir azap çöküverdi.
Yemin olsun, sabahleyin erkenden, kararlı ve oturaklı bir azap yakaladı onları.
And in the morning We wedded them to an irretrievable and foreordained calamity.
and early in the morning a punishment seized them that still remains-
Early on the morrow an abiding Punishment seized them:
Indeed an abiding chastisement came upon them in the morning.
Early morning brought them enduring punishment:
And verily, an abiding torment seized them early in the morning.
Certainly early at dawn there visited them an abiding punishment:
And certainly there overtook them early in the morning a lasting punishment.
In the morning early there came upon them a settled chastisement:
Then early next morning a disaster struck them.
And there overtook them on the morning a settled punishment!-
In the early morning, a devastating retribution struck them.
And early in the morning a lasting punishment surprized them.
And early in the morning a lasting chastisement overtook them.
And indeed there already came upon them before sunrise a settled torment;
And in truth the punishment decreed befell them early in the morning.
And early in the morning the decreed punishment came upon them.
And, indeed, abiding suffering did befall them early on the morrow:
And indeed, by the early morning they were overwhelmed by an unrelenting torment.
And in the early morning, a devastating retribution struck them.
Early the next morning, a devastating retribution struck them.
And there came upon them by morning an abiding punishment.
And in the early morning there came upon them an abiding punishment:
And indeed, the inevitable punishment befell them early in the morning.
And Verily, early on the next day an abiding punishment seized them:
And on the next morning, a lasting torment overtook them:
And in the early morning, a devastating retribution struck them.