Diyanet İşleri
(34-35) Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgar gönderdik. Yalnız Lut'un ailesi başka. Katımızdan bir nimet olarak bir seher vakti onları kurtardık. Şükredenleri işte böyle mükafatlandırırız.
Kamer suresi
Kamer suresi, 35. ayet. نِّعْمَةً مِّنْ عِندِنَا كَذَٰلِكَ نَجْزِى مَن شَكَرَ
ni`metem min `indinâ. keẕâlike neczî men şekera.
(34-35) Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgar gönderdik. Yalnız Lut'un ailesi başka. Katımızdan bir nimet olarak bir seher vakti onları kurtardık. Şükredenleri işte böyle mükafatlandırırız.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Lût kavmi Kamer 33–40 3
Andolsun biz, Kur'an'ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?
Lut kavmi de uyarıcıları yalanladı.
(34-35) Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgar gönderdik. Yalnız Lut'un ailesi başka. Katımızdan bir nimet olarak bir seher vakti onları kurtardık. Şükredenleri işte böyle mükafatlandırırız.
Andolsun, Lut onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşıladılar.
Andolsun, onlar onun (meleklerden olan) misafirlerinden nefislerindeki kötü arzuları tatmin etmek istediler. Biz de onların gözlerini silme kör ettik. "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" dedik.
Andolsun, onlara sabahleyin erkenden kalıcı bir azap geldi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 33–40. ayetler için yazılmıştır.
33-40. “Lût kavmi de” Lût aleyhisselam kendilerini, kimseyi ortak koşmaksızın sadece Allah’a ibadete davet edip şirkten ve âlemler arasında kendilerinden önce hiç kimsenin işlemediği o hayasızlıktan vazgeçmelerini emrettiğinde “uyarıları yalanladı.”
Onu yalanlayarak şirklerini ve çirkin işlerini sürdürmeye devam ettiler. Nihâyet misafirler suretinde gelen meleklerin haberini alan kavmi, onlara hayasızlık yapmak üzere çabucak yanına geliverdiler -Allah’ın lâneti üzerlerine olsun- ve bu misafirlerini elinden almak istediler. Yüce Allah da Cibril aleyhisselam'a emretti ve o da kanadıyla gözlerini kör etti.
Peygamberleri, onlara Allah’ın çetin yakalayışını ve cezasını hatırlatmakla birlikte “onlar uyarıları şüphe ile karşılamışlardı.”
“Andolsun bir sabah vakti erkenden kalıcı bir azap onları yakaladı.” Allah yurtlarının altını üstüne getirdi. Arkalarından da pişirilmiş taşlar gelip onları buluyordu ki bu taşlar Rabbinin nezdinde haddiaşan o günahkârlar için işaretlenmişti.
Yüce Allah, Lût aleyhisselam ile onun aile halkını Rablerine şükürlerinin ve sadece O’na hiçbir kimseyi ortak koşmaksızın ibadet etmelerinin bir mükâfatı olarak o pek büyük sıkıntıdan kurtarmıştı.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Katımızdan bir nimet olarak onları azaptan kurtardık. Lût'a vermiş olduğumuz bu mükâfatın aynısını, nimetlerinden dolayı Yüce Allah'a şükredenlere de vereceğiz.
Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Şükür
Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisin geriye (eski dininize) mi…
Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Şükür
Hiçbir kimse Allah'ın izni olmadan ölmez. Ölüm belirli bir süreye göre yazılmıştır. Kim dünya menfaatini isterse, kendisine ondan veririz. Kim de…
Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Şükür
(Yedirdikleri kimselere şöyle derler:) "Biz size sırf Allah rızası için yediriyoruz. Sizden bir karşılık ve bir teşekkür beklemiyoruz."
Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ) · Ortak kavram: Nimet
İşte onların mükafatı Rab'leri tarafından bağışlanma ve içinden ırmaklar akan cennetlerdir ki orada ebedi kalacaklardır. (Allah yolunda) çalışanların…
Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ) · Ortak kavram: Nimet
Ey iman edenler! İhramlı iken (karada) av hayvanı öldürmeyin. Kim (ihramlı iken) onu kasten öldürürse (kendisine) bir ceza vardır. (Bu ceza),…
Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ) · Ortak kavram: Nimet
Bir de (asılsız iddialarda bulunarak) dediler ki: "Bunlar yasaklanmış hayvanlar ve ekinlerdir. Onları bizim dilediklerimizden başkası yiyemez.…
Aynı kıssa: Hz. Lût
Lut'u da Peygamber olarak gönderdik. Hani o kavmine şöyle demişti: "Sizden önce alemlerden hiçbir kimsenin yapmadığı çirkin işi mi yapıyorsunuz?"
Aynı kıssa: Hz. Lût
"Hakikaten siz kadınları bırakıp, şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Hayır, siz haddi aşan bir toplumsunuz."
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(34, 35) Lut'un ailesi (destekçileri) hariç, üzerlerine taş göndermiştik (yağdırmıştık). Onları (Lut'un destekçilerini) ise katımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtarmıştık. Biz şükredenin karşılığını işte böyle veririz.
katımızdan bir nimet olarak: şükredenleri Biz işte böyle ödüllendiririz.
katımızdan bir nimet olarak; işte biz şükredenleri böyle ödüllendiririz.
İndimizden bir nimet olmak üzere. . . Şükredeni işte böyle cezalandırırız!
Tarafımızdan bir nimet olarak. İşte Biz, şükredenleri böyle ödüllendiririz.
Katımızdan bir nimet olarak. Biz şükredeni işte böyle mükâfatlandırırız.
Bizim katımızdan bir nimet olarak. Şükredenleri, işte böyle ödüllendiririz.
- Lut ailesi hariç, biz de onların üzerine taş yağdırdık. Katımızdan bir nimet olarak, Lut ailesini seher vakti kurtardık. Şükredenleri işte böyle ödüllendiririz.
Katımızdan bir iyilik olarak. Şükredeni işte böyle ödüllendiririz.
Katımızdan bir iyilik olarak. Şükredeni işte böyle ödüllendiririz.
Tarafımızdan bir nimet olarak! İşte şükredeni böyle karşılarız.
Tarafımızdan bir ni'met olarak, işte şükredeni böyle karşılarız
İşte şükredenleri katımızdan bir nimet olarak böyle ödüllendiririz.
İşte şükredenleri katımızdan bir nimet olarak böyle ödüllendiririz.
İşte şükredenleri katımızdan bir nimet olarak böyle ödüllendiririz.
Tarafımızdan bir nimet olarak. İşte biz, şükredenleri böyle ödüllendiririz.
Tarafımızdan bir ni'met olarak. İşte şükredenleri biz böyle mükafatlandırırız.
Katımızdan bir nimet olarak. İşte Biz; şükredeni böyle mükafatlandırırız.
(33-40) Lut kavmi de uyarıları yalanladı. Lut ailesi hariç onlara yağan taşlar gönderdik, Lut ailesini yanımızdan bir nimet olarak seher vaktinde kurtardık, şükreden kimsenin karşılığı / cezası böyledir. Kesin olan şu ki onlara kuvvetli yakalama uyarılarımızı yaptık , onlar da uyarmaları umurlarına almadılar. Kesin olan şu ki, onlar misafirlerden faydalanmayı dilemişlerdi, biz de onların gözlerini kör ettik, a zabımı ve uyarı larımı tadın. Kesin olan şu ki bir sabah ka rar verilen azabımız bastırdı. Azabımı ve uyarı larımı tadın. Kesin olan şu ki biz Kuranı hatıra gel ebilmesi için kolaylaştırdık, ders alabilen var mı?
Katımızdan bir nimet olarak şükredenleri işte böyle ödüllendiririz.
Katımızdan bir ni'met olarak. Biz şükredeni böyle mükafatlandırırız.
katımızdan bir nimet olarak... Şükredenleri /görevlerini yerine getirenleri işte böyle ödüllendiririz dipnot 1 .
Bu, katımızdan yapılan bir iyilikti. İyilik bilenleri böyle ödüllendiririz.
Katımızdan bir nimet olarak… Şükredenleri işte böyle ödüllendiririz.
Katımızdan bir nimet olarak. Şükredenleri işte böyle ödüllendiririz.
Katımızdan bir nimet olarak. Şükredeni işte böyle ödüllendiririz biz.
For they -but not his wife- came in My grace, the efficacious grace which effects to the thankful the end for which it is given.
as a favour from Us: this is how We reward the thankful.
As a Grace from Us: thus do We reward those who give thanks.
as a favour from Us. Thus do We reward those who give thanks.
It was a blessing direct from Our presence. That is how We recompense those who give thanks.
As a Favour from Us. Thus do We reward him who gives thanks (by obeying Us).
as a blessing from Us. Thus do We reward those who give thanks.
(It was) a favour from Us. That is how We reward those who give thanks.
a blessing from Us; even so We recompense him who is thankful.
I (God) blessed him and his family; this is the way that I reward the grateful ones.
As a favour from us; so do we reward him who gives thanks!
A blessing from Us; it is thus that We reward those who are appreciative.
through favour from Us. Thus do We reward those who are thankful.
A favour from Us; thus do We reward him who gives thanks.
A favor from Our Providence; thus We recompense him who thanks (Us).
As grace from Us. Thus We reward him who giveth thanks.
As a favour from Us. That is how We reward the grateful.
as a blessing from Us: thus do We reward all who are grateful.
as a blessing from Us. This is how We reward whoever gives thanks.
A blessing from Us; it is thus that We reward those who are appreciative.
We blessed him and his family; we thus reward the appreciative.
As favor from us. Thus do We reward he who is grateful.
As favour from Us; thus do We reward him who is grateful.
As a Bliss from Us. Thus it is, We reward the grateful.
As a Grace from Us: Thus do We reward those who give thanks.
as a grace from Us. This is how We reward the one who offers gratitude.
A blessing from Us; it is thus that We reward the thankful.