Kamer suresi

Kamer suresi, 14. ayet

Kamer suresi, 14. ayet. تَجْرِى بِأَعْيُنِنَا جَزَآءً لِّمَن كَانَ كُفِرَ

tecrî bia`yüninâ. cezâel limen kâne küfira.

Diyanet İşleri

Gemi, inkar edilen kimseye (Nuh'a) bir mükafat olarak gözetimimiz altında yüzüyordu.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kamer 11–17 · surenin 14. ayeti / 55

Konu Nûh kavmi Kamer 9–17 3

  1. Kamer 11

    Biz de göğün kapılarını dökülürcesine yağan bir yağmurla açtık.

  2. Kamer 12

    Yeryüzünü pınar pınar fışkırttık. Derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti.

  3. Kamer 13

    Biz Nuh'u çivilerle perçinli levhalardan oluşan gemiye bindirdik.

  4. 14

    Gemi, inkar edilen kimseye (Nuh'a) bir mükafat olarak gözetimimiz altında yüzüyordu.

  5. Kamer 15

    Andolsun, biz onu (tufan olayını) bir ibret olarak bıraktık. Var mı düşünüp öğüt alan?

  6. Kamer 16

    Benim azabım ve uyarılarım nasılmış (gördüler)!

  7. Kamer 17

    Andolsun biz, Kur'an'ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

14. “O (gemi) gözlerimizin önünde/gözetimimiz altında akıp gidiyordu.” Gemi, içindeki Nûh, onunla birlikte iman edenler ve gemiye yüklediği türlü mahlukat ile birlikte Allah’ın suda boğulmaktan koruması, himayesi ve gözetimi altında akıp gidiyordu. Zaten O, en güzel koruyucu, en güzel vekildir.

"Küfür/nankörlük ile karşılanana bir mükâfat olmak üzere.” Bizim Nûh’u herkesi boğan suda boğulmaktan kurtarışımız, ona bir mükâfattı. Çünkü kavmi onu yalanlamış, onu inkâr etmiş; o ise sabırla onları davet etmeyi sürdürmüş, Allah’ın emri üzere direnmişti.

Kimse bundan onu geri çevirememiş, kimse bu işinden onu alıkoyamamıştı. Nitekim Yüce Allah bir başka âyet-i kerimede şöyle buyurmaktadır: “Denildi ki: Ey Nûh, katımızdan selâmetle in! Sana ve seninle beraber bulunan ümmetlere de hayır ve bereketler olsun.” (Hûd, 11/48)

Burada maksadın şöyle olma ihtimali de vardır: Biz Nûh kavmini helâk edip onları böyle bir azaba ve böyle bir rüsvaylığa mahkum ettik. Bu da onların küfür ve inatlarının bir cezası idi. Ancak bu, (bu âyetin son kelimesi olan) “كُفِرَ ” kelimesinin “كًفَرَ” şeklinde okunduğu kıraate uygun bir manadır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Gemi hırçın dalgalar içinde gözetimimiz ve korumamız altında akıp gidiyordu. Bunu kavminin kendisini yalanladığı ve Allah'ın katından getirdiğini inkâr eden kişilere karşı Nuh'a yardım etmek için yaptık.

Kelimeler

6 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. تَجْرِى tecri akıp gidiyordu kök: جري
  2. بِأَعْيُنِنَا biea'yunina gözlerimizin önünde kök: عين
  3. جَزَآءًۭ ceza'en bir mükafat olmak üzere kök: جزي
  4. لِّمَن limen kimseye
  5. كَانَ kane edilen kök: كون
  6. كُفِرَ kufira nankörlük kök: كفر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Hz. Nûh · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ)

    İşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.

  • Aynı kök: عين (65 geçiş) · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ)

    Hiç kimse, yapmakta olduklarına karşılık olarak, onlar için saklanan göz aydınlıklarını bilemez.

  • Aynı kök: جري (64 geçiş) · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ)

    İşte onların mükafatı Rab'leri tarafından bağışlanma ve içinden ırmaklar akan cennetlerdir ki orada ebedi kalacaklardır. (Allah yolunda) çalışanların…

  • Aynı kök: جري (64 geçiş) · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ)

    Dedikleri bu söze karşılık Allah onlara, devamlı kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetleri mükafat olarak verdi. İşte bu, iyilik yapanların…

  • Aynı kök: جري (64 geçiş) · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ)

    İçinden nehirler akan Adn cennetlerine gireceklerdir. Kendileri için orada diledikleri her şey vardır. Allah, kendine karşı gelmekten sakınanları…

  • Aynı kıssa: Hz. Nûh · Aynı kök: عين (65 geçiş)

    Size ben, "Allah'ın hazineleri yanımdadır", demiyorum; gaybı da bilmem. "Ben bir meleğim" de demiyorum. Sizin hor gördüğünüz kimseler için, "Allah,…

  • Aynı kıssa: Hz. Nûh · Aynı kök: عين (65 geçiş)

    "Gözetimimiz altında ve vahyimize göre gemiyi yap. Zulmedenler hakkında bana bir şey söyleme. Çünkü onlar suda boğulacaklardır."

  • Aynı kök: عين (65 geçiş) · Aynı kök: جري (64 geçiş)

    İçlerinde akan iki pınar vardır.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

56 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(O gemi) inkar edilmiş olana (Nuh'a) bir karşılık olarak gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.

Mustafa İslamoğlu

o (gemi) gözetimimiz altında yol aldı; (bu), nankörlüğe maruz kalan (Nuh'a) verilmiş bir ödüldü.

Muhammed Esed

ve (gemi), gözlerimizin önünde akıp gitti. (Bu,) nankörce reddedilmiş olan o (Nuh) için bir ödüldü.

Ahmed Hulusi

(Tekne) gözetimimizde akıp gidiyordu. Nankörlük edilene (Nuh'a) bir ceza olmak üzere!

Ali Bulaç

Gözlerimiz önünde akıp gitmekteydi. (Kendisi ve getirdikleri) İnkar edilmiş/nankörlük edilmiş olan (Nuh)a bir mükafaat olmak üzere.

Ali Özek ve heyeti

İnkâr edilmiş olana (Nuh'a) bir mükâfat olmak üzere gemi, gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.

Ali Rıza Safa

Nankörlük edilene bir ödül olarak, gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.

Bayraktar Bayraklı

İnkar edilmiş Nuh'a bir ödül olmak üzere, gemi gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.

Edip Yüksel

Reddedilmiş olan kişiye bir ödül olarak gözetimimiz altında akıp gidiyordu.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Reddedilmiş olan kişiye bir ödül olarak gözetimimiz altında akıp gidiyordu.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

gözetimimiz altında yürüyüp yol alıyordu, inkar ve nankörlüğe uğramış kimseye mükafat olmak üzere.

Elmalılı Hamdi Yazır

Nezaretimizle giderdi o nankörlük edilen zata bir mükafat olarak

Erhan Aktaş

Yalanlanan kimseye bir ödül olarak, gözetimimiz altında yüzüp gidiyordu.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Yalanlanan kimseye bir ödül olarak, gözetimimiz altında yüzüp gidiyordu.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Yalanlanan kimseye bir ödül olarak, gözetimimiz altında yüzüp gidiyordu.

Gültekin Onan

Gözlerimiz önünde akıp gitmekteydi. (Kendisi ve getirdikleri) küfredilmiş olan (Nuh)'a bir mükafaat olmak üzere.

Hasan Basri Çantay

ki (o gemi; hakkında) nankörlük edilmiş bulunan (o zat) e bir mükafat olmak üzere, bizim gözlerimiz önünde akıb gidiyordu.

İbni Kesir

Küfredilmiş olana mükafat olmak üzere Bizim gözetimimizle yüzüyordu.

Mehmet Alagaş

(9-17) Onlardan önce Nuh kavmi de yalanladı. Kulumuzu yalanladılar ve dediler ki, mecnun / cinli, durdurun onu. O da Rabbine ben yenildim / mağlup oldum bana yardım et çağrısında / duasında bulundu. Bizde semanın kapılarını sağanak su yla açtık. Arzdan da kaynaklar / gözeler fışkırttık. Ve de takdir ettiğimiz iş üzere sular /gök ve yer suları birbiriyle karışarak birleşti. Perçinli ve levha tahtalı üzerinde / gemi üzerinde O’nu taşıdık. Tanınmayanlara / inkâr edilenlere bir ceza / bir ödül olarak gözetimimizde cereyan ediyordu / akıyordu. Kesin olan şu ki, Onu bir gösterge / bir ayet olarak bıraktık / terkettik. Azabım ve uyarım nasıl oldu? Kesin olan şu ki biz Kuranı hatıra ge lebilmesi için kolaylaştırdık, ders alabilen var mı?

Rowwad Tercüme Merkezi

İnkâr edilmiş olana (Nûh'a) bir mükâfat olmak üzere gemi, gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.

Süleyman Ateş

(Kendisine karşı) Nankörlük edilen (kulumuz)a (bizden) bir mükafat olmak üzere (gemi), gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Görmezlikten gelinmiş o zatın ödülü olarak gemi gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.

Şaban Britch

Gözlerimizin önünde akıp gitti. Küfredilen (Nuh’a) bir mükâfat olarak.

Şaban Piriş

Gözlerimizin önünde akıp gitti. İnkar edilen (Nuh'a) bir ödül olarak.

Yaşar Nuri Öztürk

Akıp gidiyordu gözlerimizin önünde, bir ödül olarak nankörlüğe uğratılan kişi için.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And We kept the ark afloat by Our command, keeping an eye on it and closely observing it with Our blessings to guard them home and reward those within and punish those without.

Abdul Haleem

that floated under Our watchful eye, a reward for the one who had been rejected.

Abdullah Yusuf Ali

She floats under our eyes (and care): a recompense to one who had been rejected (with scorn)!

Abul A'la Maududi

which sailed on under Our supervision: a reward for him who had been shown ingratitude. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Literally: This was a vengeance for the sake of him whose kufr had been committed. If kufr be taken in the sense of denial, it would mean: Whose message had been denied and rejected; and if it is taken in the meaning of ingratitude for a blessing, it would mean: Who was indeed a blessing for the people, but had been ungratefully rejected.

Aisha Bewley

which ran before Our eyes – a reward for him who had been rejected.

Al-Hilali & Khan

Floating under Our Eyes: a reward for him who had been rejected!

Ali Quli Qarai

which sailed [over the flood waters] in Our sight, as a retribution for him who was repudiated.

Amatul Rahman Omar

It floated on (the waters of the deluge) under Our supervision and care. This (punishment) was for the sake of him (- Noah) who had been denied.

Arthur John Arberry

running before Our eyes-a recompense for him denied.

Bijan Moeinian

Under My watchful eyes, Noah floated to the safety. What a terrible punishment it was for the disbelievers.

E. Henry Palmer

sailing on beneath our eyes, a reward for him who had been disbelieved!

Edip-Layth

It ran under Our watchful eyes; a reward for one who was rejected.

George Sale

which moved forward under our eyes: As a recompense unto him who had been ungratefully rejected.

Hamid S. Aziz

Floating before Our eyes, a reward for him who was rejected.

Mahmoud Ghali

Running under Our Eyes, a recompense for him who was disbelieved. (i.e., between the she-camel and them)

Marmaduke Pickthall

That ran (upon the waters) in Our sight, as a reward for him who was rejected.

Mohamed Ahmed - Samira

Which sailed right under Our eyes: A recompense for him who had been denied.

Muhammad Asad

and it floated under Our eyes: a recompense for him who had been rejected with ingratitude.

Mustafa Khattab

sailing under Our ˹watchful˺ Eyes—a ˹fair˺ punishment on behalf of the one ˹they˺ denied.

Progressive Muslims

It ran under Our watchful eyes; a reward for one who was rejected.

Rashad Khalifa

It ran under our watchful eyes; a reward for one who was rejected.

Sahih International

Sailing under Our observation as reward for he who had been denied.

Sam Gerrans

Sailing before Our eyes as reward for one denied.

Shabbir Ahmed

And it floated before Our eyes, a reward for him who had been denied with ingratitude.

Syed Vickar Ahamed

She (the Ark) floated under Our eyes (and care): A reward to the one who had been rejected (with contempt by his own people)!

Taqi Usmani

which sailed under Our Eyes, as a reward for the one who was rejected (by the infidels).

The Monotheist Group

It ran under Our watchful eyes; a reward for one who was rejected.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kamer suresi, 14. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kamer suresi, 14. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kamer suresi, 14. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩