Diyanet İşleri
Yeryüzünü pınar pınar fışkırttık. Derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti.
Kamer suresi
Kamer suresi, 12. ayet. وَفَجَّرْنَا ٱلْأَرْضَ عُيُونًا فَٱلْتَقَى ٱلْمَآءُ عَلَىٰٓ أَمْرٍ قَدْ قُدِرَ
vefeccerne-l'arḍa `uyûnen felteḳe-lmâü `alâ emrin ḳad ḳudir.
Yeryüzünü pınar pınar fışkırttık. Derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Nûh kavmi Kamer 9–17 3
Onlardan önce Nuh'un kavmi de yalanlamıştı. Onlar kulumuzu yalanlayıp "Bu bir delidir" dediler ve kulumuz (tebliğ görevinden) alıkonuldu.
O da Rabbine, "Ey Rabbim! Ben yenilgiye uğradım, yardım et" diye dua etti.
Biz de göğün kapılarını dökülürcesine yağan bir yağmurla açtık.
Yeryüzünü pınar pınar fışkırttık. Derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti.
Biz Nuh'u çivilerle perçinli levhalardan oluşan gemiye bindirdik.
Gemi, inkar edilen kimseye (Nuh'a) bir mükafat olarak gözetimimiz altında yüzüyordu.
Andolsun, biz onu (tufan olayını) bir ibret olarak bıraktık. Var mı düşünüp öğüt alan?
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
12. “Yerin pınarlarını da gürül gürül akıttık.” Yağmur semadan olağanüstü şekilde akıp dururken, normalde su kaynağı olmak şöyle dursun, ateş yakılan yer olduğundan dolayı içinde su bulunması dahi söz konusu bulunmayan tandırlar da dahil olmak üzere yeryüzünün her tarafından sular fışkırıp aktı.
Gökten ve yerden çıkan “su” Allah tarafından bu hususta “takdir edilmiş bir işi gerçekleştirmek üzere birleşti.” Allah bunu ezelde yazıp takdir etmiş, azgın ve zalimler için bunu bir ceza olarak tespit etmişti.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Yeryüzünü yardık ve içinden sular fışkıran pınarlar haline getirdik. Yüce Allah'ın ezelde takdir ettiği üzere gökten inen su ile yerden çıkan su bir araya gelerek birleşti. Yüce Allah'ın kurtardıkları hariç bütün herkes boğuldu.
Aynı kök: فجر (24 geçiş) · Aynı kök: موه (63 geçiş) · Ortak kavram: Su
Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki…
Aynı kök: موه (63 geçiş) · Ortak kavram: Su · Ortak kavram: Kader
Dünya hayatının hali, ancak gökten indirdiğimiz bir yağmurun hali gibidir ki, insanların ve hayvanların yedikleri yeryüzü bitkileri onunla yetişip…
Aynı kök: موه (63 geçiş) · Ortak kavram: Su · Ortak kavram: Kader
O, gökten su indirdi de dereler kendi ölçülerince dolup aktı ve sel üste çıkan köpüğü aldı götürdü. Süs eşyası veya yararlanılacak bir şey elde etmek…
Aynı kök: موه (63 geçiş) · Ortak kavram: Su · Ortak kavram: Kader
Onlara dünya hayatının örneğini ver: (Dünya hayatı), gökten indirdiğimiz yağmur gibidir ki, onun sebebiyle yeryüzünün bitkileri boy verip birbirine…
Aynı kıssa: Hz. Nûh · Aynı kök: موه (63 geçiş) · Ortak kavram: Su
O, "Ben, kendimi sudan koruyacak bir dağa sığınacağım" dedi. Nuh, "Bugün Allah'ın rahmet ettikleri hariç, O'nun azabından korunacak hiç kimse yoktur"…
Aynı kıssa: Hz. Nûh · Aynı kök: موه (63 geçiş) · Ortak kavram: Su
"Ey yeryüzü! Yut suyunu. Ey gök! Tut suyunu" denildi. Su çekildi, iş bitirildi. Gemi de Cudi'ye oturdu ve "Zalimler topluluğu, Allah'ın rahmetinden…
Aynı kıssa: Hz. Nûh · Aynı kök: موه (63 geçiş) · Ortak kavram: Su
Biz de göğün kapılarını dökülürcesine yağan bir yağmurla açtık.
Aynı kök: فجر (24 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Nûh
"Çünkü sen onları bırakırsan, kullarını saptırırlar; sadece ahlaksız ve kafir kimseler yetiştirirler."
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Yerden de (su) kaynakları fışkırtmıştık. Böylece (bu iki) su, belirlenmiş bir iş (tufan) için birleşmişti.
ve toprağı fışkıran pınarlara çevirdik; ve kararlaştırılmış bir görevi gerçekleştirmek üzere su(lar) birleşti.
ve toprağın pınarlar halinde fışkırmasını sağladık ki sular önceden belirlenmiş bir amaca hizmet etsin
Arzı da kaynaklarıyla fışkırttık da takdir edilmiş hükümle sular (birbirine) kavuştu!
Yeri de 'coşkun kaynaklar' halinde fışkırttık. Derken su, takdir edilmiş bir işe karşı (hükmümüzü gerçekleştirmek üzere) birleşti.
Yeryüzünde kaynaklar fışkırttık. (Her iki) su, takdir edilmiş bir işin olması için birleşmişti.
Ve yeryüzünü kaynaklar biçiminde fışkırttık. Ardından, belirlenmiş bir olgu için sular birleşti.
Yerden kaynaklar fışkırttık. Her iki su, karar verilmiş bir işin gerçekleşmesi için birleşmişti.
Yerden de pınarlar fışkırttık. Nihayet sular, daha önce belirlenmiş seviyeye ulaştılar.
Yerden de pınarlar fışkırttık. Nihayet sular, daha önce belirlenmiş seviyeye ulaştılar.
Yeri de kaynaklar halinde fışkırttık, derken sular önceden takdir edilmiş bir iş için birleşti.
Yeri de fışkırtık kaynaklar halinde, derken su birleşti bir emr üzerine ki olmuştu öyle mukadder
Yeryüzünde de kaynakları fışkırttık. Böylece sular kararlaştırılan amaç için birleşti.
Yeryüzünde de kaynakları fışkırttık. Böylece sular kararlaştırılan amaç için birleşti.
Yeryüzünde de kaynakları fışkırttık. Böylece sular kararlaştırılan amaç için birleşti.
Yeri de 'coşkun kaynaklar' halinde fışkırttık (feccerne). Derken su, takdir edilmiş bir buyruğa karşı (hükmümüzü gerçekleştirmek üzere) birleşti.
Yeri de kaynaklar haalinde (tamamen) fışkırtdık da (Her iki) su (ezelde) takdir edilmiş bir emr üzerinde birleşiverdi.
Yeryüzünde kaynaklar fışkırttık da su, takdir edilen bir ölçüye göre birleşiverdi.
(9-17) Onlardan önce Nuh kavmi de yalanladı. Kulumuzu yalanladılar ve dediler ki, mecnun / cinli, durdurun onu. O da Rabbine ben yenildim / mağlup oldum bana yardım et çağrısında / duasında bulundu. Bizde semanın kapılarını sağanak su yla açtık. Arzdan da kaynaklar / gözeler fışkırttık. Ve de takdir ettiğimiz iş üzere sular /gök ve yer suları birbiriyle karışarak birleşti. Perçinli ve levha tahtalı üzerinde / gemi üzerinde O’nu taşıdık. Tanınmayanlara / inkâr edilenlere bir ceza / bir ödül olarak gözetimimizde cereyan ediyordu / akıyordu. Kesin olan şu ki, Onu bir gösterge / bir ayet olarak bıraktık / terkettik. Azabım ve uyarım nasıl oldu? Kesin olan şu ki biz Kuranı hatıra ge lebilmesi için kolaylaştırdık, ders alabilen var mı?
Yeryüzünü pınar pınar fışkırttık. Derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti.
Yeri kaynaklar halinde fışkırttık, (göğün ve yerin) su(ları) takdir edilmiş bir işin olması için birleşti.
Yerden de kaynaklar fışkırttık dipnot 1 . Böylece kararlaştırılmış bir iş (tufan) için sular birbirine kavuştu dipnot 2 .
Yerden de pınarlar fışkırttık, kararlaştırılan işin olması için sular birbiriyle buluştu.
Yerden de pınarlar fışkırttık. Böylece sular takdir edilen bir iş için birleşti.
Yerden de pınarlar fışkırttık. Böylece sular takdir edilen bir iş için birleşti.
Ve yardık/fışkırttık yeryüzünü pınar pınar. Sonunda kesin ölçülere bağlanmış bir oluş üzere birleşti sular.
And We made the earth break forth into sudden action and made the water rush violently and copiously forcing springs and passages impetuously through, and the two waters met to accord in one to occasion the event foreordained for those who were wicked.
burst the earth with gushing springs: the waters met for a preordained purpose.
And We caused the earth to gush forth with springs, so the waters met (and rose) to the extent decreed.
and We made the earth burst forth with springs, dipnot 1 and all this water converged to fulfil that which had been decreed.
and made the earth burst forth with gushing springs. And the waters met together in a way which was decreed.
And We caused springs to gush forth from the earth. So the waters (of the heaven and the earth) met for a matter predestined.
and We made the earth burst forth with springs, and the waters met for a preordained purpose.
And We caused the land to burst with gushing springs so that the (two) waters gathered together for a great purpose (of divine punishment) that was decreed.
and made the earth to gush with fountains, and the waters met for a matter decreed.
As to the earth, I (God) gushed forth springs so that the water reached as high as desired.
And we made the earth burst forth in springs, and the waters met at a bidding already decreed.
We caused springs to gush out of the earth. Thus the waters met to a command which had been measured.
and We caused the earth to break forth into springs; so that the water of heaven and earth met, according to the decree which had been established.
And We caused water to gush forth from the land in springs; so the waters gathered together and rose according to a measure already ordained.
And We made the earth to erupt forth springs, so the waters met for a Command already estimated.
And caused the earth to gush forth springs, so that the waters met for a predestined purpose.
And We opened up the springs of the earth; and the waters met for a decreed end.
and caused the earth to burst forth with springs, so that the waters met for a purpose pre-ordained:
and caused the earth to burst with springs, so the waters met for a fate already set.
And We caused springs to gush out of the Earth. Thus the waters met to a command which had been measured.
And we caused springs to gush out of the earth. The waters met to effect a predetermined decision.
And caused the earth to burst with springs, and the waters met for a matter already predestined.
And caused the earth to gush forth with springs; and the waters met for a predetermined purpose.
And caused the earth to gush forth springs so that the waters met together in due measure as decreed.
And We caused the earth to gush forth with spring so, the waters met (and rose) to the decreed level.
and We caused the earth to gush forth as springs; so the water (of both kinds) met together for a destined event.
And We caused springs to gush out of the earth. Thus the waters met to a command which had been measured.