Diyanet İşleri
Andolsun, onlar onun (meleklerden olan) misafirlerinden nefislerindeki kötü arzuları tatmin etmek istediler. Biz de onların gözlerini silme kör ettik. "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" dedik.
Kamer suresi
Kamer suresi, 37. ayet. وَلَقَدْ رَٰوَدُوهُ عَن ضَيْفِهِۦ فَطَمَسْنَآ أَعْيُنَهُمْ فَذُوقُوا۟ عَذَابِى وَنُذُرِ
veleḳad râvedûhü `an ḍayfihî feṭamesnâ a`yünehüm feẕûḳû `aẕâbî venüẕür.
Andolsun, onlar onun (meleklerden olan) misafirlerinden nefislerindeki kötü arzuları tatmin etmek istediler. Biz de onların gözlerini silme kör ettik. "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" dedik.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Lût kavmi Kamer 33–40 3
(34-35) Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgar gönderdik. Yalnız Lut'un ailesi başka. Katımızdan bir nimet olarak bir seher vakti onları kurtardık. Şükredenleri işte böyle mükafatlandırırız.
Andolsun, Lut onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşıladılar.
Andolsun, onlar onun (meleklerden olan) misafirlerinden nefislerindeki kötü arzuları tatmin etmek istediler. Biz de onların gözlerini silme kör ettik. "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" dedik.
Andolsun, onlara sabahleyin erkenden kalıcı bir azap geldi.
"Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" dedik.
Andolsun, biz Kur'an'ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 33–40. ayetler için yazılmıştır.
33-40. “Lût kavmi de” Lût aleyhisselam kendilerini, kimseyi ortak koşmaksızın sadece Allah’a ibadete davet edip şirkten ve âlemler arasında kendilerinden önce hiç kimsenin işlemediği o hayasızlıktan vazgeçmelerini emrettiğinde “uyarıları yalanladı.”
Onu yalanlayarak şirklerini ve çirkin işlerini sürdürmeye devam ettiler. Nihâyet misafirler suretinde gelen meleklerin haberini alan kavmi, onlara hayasızlık yapmak üzere çabucak yanına geliverdiler -Allah’ın lâneti üzerlerine olsun- ve bu misafirlerini elinden almak istediler. Yüce Allah da Cibril aleyhisselam'a emretti ve o da kanadıyla gözlerini kör etti.
Peygamberleri, onlara Allah’ın çetin yakalayışını ve cezasını hatırlatmakla birlikte “onlar uyarıları şüphe ile karşılamışlardı.”
“Andolsun bir sabah vakti erkenden kalıcı bir azap onları yakaladı.” Allah yurtlarının altını üstüne getirdi. Arkalarından da pişirilmiş taşlar gelip onları buluyordu ki bu taşlar Rabbinin nezdinde haddiaşan o günahkârlar için işaretlenmişti.
Yüce Allah, Lût aleyhisselam ile onun aile halkını Rablerine şükürlerinin ve sadece O’na hiçbir kimseyi ortak koşmaksızın ibadet etmelerinin bir mükâfatı olarak o pek büyük sıkıntıdan kurtarmıştı.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Lût'un kavmi, fuhuş yapmak için kendilerini misafirleri ile baş başa bırakmasını istediler. Onların gözlerini silme kör ettik de onları göremediler. Onlara şöyle buyurduk: "Azabımı tadın ve bu size uyarımın neticesidir."
Aynı kıssa: Hz. Lût · Aynı kök: ذوق (63 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş)
"Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" dedik.
Aynı kök: ضيف (6 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Lût
Kavmi, (konuklarıyla çirkin ilişkide bulunmak üzere) ona doğru koşa koşa geldiler. Zaten onlar önceden de bu tür çirkin işleri yapıyorlardı. Lut,…
Aynı kök: ضيف (6 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Lût
Lut, dedi ki: "Şüphesiz bunlar benim misafirlerimdir. Sakın beni rezil etmeyin."
Aynı kök: طمس (5 geçiş) · Aynı kök: عين (65 geçiş)
Eğer dileseydik, onların gözlerini büsbütün kör ederdik de (bu halde) yola koyulmak için didişirlerdi. Fakat nasıl görecekler ki?!
Aynı kök: ضيف (6 geçiş) · Aynı kök: رود (148 geçiş)
Yine yola koyuldular. Nihayet bir şehir halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Halk onları konuk etmek istemedi. Derken orada yıkılmaya yüz tutmuş…
Aynı kıssa: Hz. Lût · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kadar da kötü idi!
Aynı kıssa: Hz. Lût · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kötüydü!
Aynı kök: ذوق (63 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Onlar cehennemde, "Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar ki dünyada iken işlemekte olduğumuzdan başka ameller, salih ameller işleyelim" diye bağrışırlar.…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Yemin olsun ki onlar (Lut'un) misafirlerinden (ahlaksızca) yararlanmak bile istemişlerdi de gözlerini kör etmiştik. (Kendilerine) "Benim azabımı ve benim uyarılarım(a itibar etmemenizin sonucunu) tadın!" (demiştik).
Daha beteri arzularını onun misafirlerinden tatmin etmek için onunla çekiştiler; bunun üzerine Biz de gözlerini kör ettik; "Madem uyarımı (göz ardı ettiniz), o halde azabımı tadın!" (dedik).
Ve hatta o'ndan misafirlerini (kendilerine) teslim etmesini istediler. Bunun üzerine onları (gerçeği) görmekten yoksun bıraktık. "Uyarılarım gözardı edildiğinde başınıza gelen azabı tadın bakalım!" (diye seslendik.)
Andolsun ki Onun (Lut'un) konuklarından (şehvetle) zevk almak istediler de bu yüzden (görüşlerini) tam bir körlüğe soktuk! "Şimdi tadın azabımı ve uyarmalarımı!"
Andolsun onlar, onun konuklarından da murad almak için baskı yaptılar. Biz de onların gözlerini silip kör ettik. "İşte azabımı ve uyarmamı tadın."
Onlar Lût'un misafirlerine karşı kötülük yapmayı planlamışlardı. Hemen biz onların gözlerini silme kör ettik. «Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!» (dedik).
Üstelik gerçek şu ki, Onun konuklarına göz koydular. Bunun üzerine, onları, görmekten yoksun bıraktık. dipnot 474 "Artık tadın, cezamı ve uyardıklarımı!"
Andolsun ki, onlar Lut'tan misafirlerini kendilerine teslim etmesini istediler. Bunun üzerine biz de onların gözlerini kör ettik. "Cezamı ve uyarımı tadın!" dedik.
Onun konuklarına göz diktiler, biz de onları kör ettik. Azabımı ve uyarılarımı tadın bakalım.
Onun konuklarına göz diktiler, biz de onları kör ettik. Azabımı ve uyarılarımı tadın bakalım.
Ve onun konuklarından murad almaya kalkıştılar. Biz de gözlerini siliverdik (kör ettik) ve: "Tadın bakalım azabımı ve uyanlarımı." dedik.
Ve onun müsafirlerinden kam almağa kalkıştılar, biz de gözlerini siliverdik de tadın bakalım dedik azabımı ve inzarlarımı?
Ant olsun ki onun misafirlerinden cinsel yönden yararlanmak istediler. Bunun üzerine gözlerini sildik. dipnot 1 Azabımı ve uyarılarımı tadın.
Ant olsun ki onun misafirlerinden cinsel yönden yararlanmak istediler. Bunun üzerine gözlerini sildik. dipnot 1 Azabımı ve uyarılarımı tadın.
Ant olsun ki onun misafirlerinden cinsel yönden yararlanmak istediler. Bunun üzerine gözlerini sildik. dipnot 1 Azabımı ve uyarılarımı tadın.
Andolsun onlar, onun konuklarından da murad almak için baskı, yaptılar. Biz de onların gözlerini silip kör ettik. "İşte azabımı ve uyarmamı tadın."
Andolsun ki onlar müsafirlerine (bile) kötülük yapmayı kasd etmişlerdi. Biz de gözlerini silme kör ediverdik. "İşte, (dedik,) azabımı ve tehdidlerimi (n akıbetini) tadın".
Andolsun ki; onlar, misafirlerine kötülük yapmayı kasdetmişlerdi. Biz de gözlerini kör ettik. Azabımı ve tehdidimi tadın.
(33-40) Lut kavmi de uyarıları yalanladı. Lut ailesi hariç onlara yağan taşlar gönderdik, Lut ailesini yanımızdan bir nimet olarak seher vaktinde kurtardık, şükreden kimsenin karşılığı / cezası böyledir. Kesin olan şu ki onlara kuvvetli yakalama uyarılarımızı yaptık , onlar da uyarmaları umurlarına almadılar. Kesin olan şu ki, onlar misafirlerden faydalanmayı dilemişlerdi, biz de onların gözlerini kör ettik, a zabımı ve uyarı larımı tadın. Kesin olan şu ki bir sabah ka rar verilen azabımız bastırdı. Azabımı ve uyarı larımı tadın. Kesin olan şu ki biz Kuranı hatıra gel ebilmesi için kolaylaştırdık, ders alabilen var mı?
Onlar Lût'un misafirlerini elde etmeye kalkıştılar. Hemen biz onların gözlerini silme kör ettik; "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" (dedik).
Onun (güzel delikanlılar şeklinde görünen melek) konuklarından murad almağa kalkıştılar. Biz de gözlerini siliverdik: "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!"
Üstelik Lut'tan, ısrarla onun konukları ile birlikte olmayı istediler dipnot 1 . Biz de onların gözlerini kör ettik dipnot 2 . "Azabımı ve uyarılarımı şimdi tadın bakalım."
Üstelik Lut'un konuklarını elde etmeye çalışıyorlardı ki gözlerini kör ediverdik: "Şimdi uyarıların ardından gelen azabımın tadına varın."
Onlar Lut'un misafirlerine karşı kötülük yapmayı/elde etmeyi istediler. Biz de onların gözlerini silip kör ettik. "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" (dedik).
Onlar, Lut'un misafirlerinden murat almak istemişlerdi. Biz de onların gözlerini kör ettik. -Şimdi tadına bakın azabımın ve tehdidimin!
Yemin olsun, Lut'un misafirlerinden nefislerini tatmin etmek istemişlerdi de onların gözlerini silme kör etmiştik. Hadi, tadın azabımı ve uyarılarımı?
Even his guests- the two disguised angels- did Lut's people try to take away to seduce and induce them to surrender to their evil sin, hut We blinded their sight and We decreed thus "This day shall they taste My merciless but just retribution for their insolent disregard of My warning".
they even demanded his guests from him- so We sealed their eyes- ‘ Taste My [terrible] punishment and [the fulfilment of] My warnings!’-
And they even sought to snatch away his guests from him, but We blinded their eyes. (They heard:) "Now taste ye My Wrath and My Warning."
Then they even solicited his guests from him, whereupon We blotted out their eyes, (telling them): "Now have a taste of My chastisement and My warnings." dipnot 1
They even wanted to seduce his guests! So We put out their eyes: ‘Taste My punishment and warnings!’
And they indeed sought to shame his guest (by asking to commit sodomy with them). So We blinded their eyes, (saying) "Then taste you My Torment and My Warnings."
Certainly they even solicited of him his guests, whereat We blotted out their eyes, [saying,] ‘Taste My punishment and My warnings!’
And they (deceitfully) sought to turn him away from his guests. So We put a covering on their eyes. (And We said to them, ) `Now taste My punishment and (suffer the consequences of ignoring) My warning.'
Even his guests they had solicited of him; so We obliterated their eyes, saying, 'Taste now My chastisement and My warnings!'
They verbally abused Lot’s honorable guests. That is why, I made them blind: Suffer my punishment; you have been warned.
And they desired his guest, and we put out their eyes. - 'So taste ye my torment and warning!'
They sought to remove him from his guests; so We diverted their eyes. "Taste My retribution; you have been warned."
And they demanded his guests of him, that they might abuse them: But We put out their eyes, saying, taste my vengeance, and my threatening.
And they endeavoured to snatch away his guests from him, but We blinded their eyes; "So taste you My chastisement and My warning.
And indeed they already solicited of him his guests, so We obliterated their eyes, (saying), "So taste My torment and My warnings!"
They even asked of him his guests for an ill purpose. Then We blinded their eyes (and said): Taste now My punishment after My warnings!
They lusted after his guests, so We put out their eyes (and said): "Taste My punishment and My commination. "
and even demanded that he give up his guests [to them]: whereupon We deprived them of their sight [and thus told them, as it were]: "Taste, then, the suffering which I inflict when My warnings are disregarded!"
And they even demanded his angel-guests from him,[1] so We blinded their eyes. ˹And they were told,˺ "Taste then My punishment and warnings!"
And they sought to remove him from his guests; so We diverted their eyes. "Taste My retribution; you have been warned."
They negotiated with him about his guests; we blinded them. Suffer My retribution; you have been warned.
And they had demanded from him his guests, but We obliterated their eyes, [saying], "Taste My punishment and warning. "
And they demanded of him his guests, so We put out their eyes: “Then taste My punishment and My warnings!”
And demanded that he give up his guests. Whereupon We sealed their vision. Taste now My punishment after the warnings.
And they even sought to snatch away his guests from him, so, We blinded their eyes. (And they heard:) "Now you taste My Wrath and My Warning."
And they had even tried to tempt him against his guests (so that they may snatch them away for bad purpose,) but We blinded their eyes: "Now taste My torment and My warnings!"
And they sought to remove him from his guests; so We diverted their eyes. "Taste My retribution; you have been warned."