Kamer suresi

Kamer suresi, 37. ayet

Kamer suresi, 37. ayet. وَلَقَدْ رَٰوَدُوهُ عَن ضَيْفِهِۦ فَطَمَسْنَآ أَعْيُنَهُمْ فَذُوقُوا۟ عَذَابِى وَنُذُرِ

veleḳad râvedûhü `an ḍayfihî feṭamesnâ a`yünehüm feẕûḳû `aẕâbî venüẕür.

Diyanet İşleri

Andolsun, onlar onun (meleklerden olan) misafirlerinden nefislerindeki kötü arzuları tatmin etmek istediler. Biz de onların gözlerini silme kör ettik. "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" dedik.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kamer 34–40 · surenin 37. ayeti / 55

Konu Lût kavmi Kamer 33–40 3

  1. Kamer 34–35

    (34-35) Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgar gönderdik. Yalnız Lut'un ailesi başka. Katımızdan bir nimet olarak bir seher vakti onları kurtardık. Şükredenleri işte böyle mükafatlandırırız.

  2. Kamer 36

    Andolsun, Lut onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşıladılar.

  3. 37

    Andolsun, onlar onun (meleklerden olan) misafirlerinden nefislerindeki kötü arzuları tatmin etmek istediler. Biz de onların gözlerini silme kör ettik. "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" dedik.

  4. Kamer 38

    Andolsun, onlara sabahleyin erkenden kalıcı bir azap geldi.

  5. Kamer 39

    "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" dedik.

  6. Kamer 40

    Andolsun, biz Kur'an'ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 33–40. ayetler için yazılmıştır.

33-40. “Lût kavmi de” Lût aleyhisselam kendilerini, kimseyi ortak koşmaksızın sadece Allah’a ibadete davet edip şirkten ve âlemler arasında kendilerinden önce hiç kimsenin işlemediği o hayasızlıktan vazgeçmelerini emrettiğinde “uyarıları yalanladı.”

Onu yalanlayarak şirklerini ve çirkin işlerini sürdürmeye devam ettiler. Nihâyet misafirler suretinde gelen meleklerin haberini alan kavmi, onlara hayasızlık yapmak üzere çabucak yanına geliverdiler -Allah’ın lâneti üzerlerine olsun- ve bu misafirlerini elinden almak istediler. Yüce Allah da Cibril aleyhisselam'a emretti ve o da kanadıyla gözlerini kör etti.

Peygamberleri, onlara Allah’ın çetin yakalayışını ve cezasını hatırlatmakla birlikte “onlar uyarıları şüphe ile karşılamışlardı.”

“Andolsun bir sabah vakti erkenden kalıcı bir azap onları yakaladı.” Allah yurtlarının altını üstüne getirdi. Arkalarından da pişirilmiş taşlar gelip onları buluyordu ki bu taşlar Rabbinin nezdinde haddiaşan o günahkârlar için işaretlenmişti.

Yüce Allah, Lût aleyhisselam ile onun aile halkını Rablerine şükürlerinin ve sadece O’na hiçbir kimseyi ortak koşmaksızın ibadet etmelerinin bir mükâfatı olarak o pek büyük sıkıntıdan kurtarmıştı.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Lût'un kavmi, fuhuş yapmak için kendilerini misafirleri ile baş başa bırakmasını istediler. Onların gözlerini silme kör ettik de onları göremediler. Onlara şöyle buyurduk: "Azabımı tadın ve bu size uyarımın neticesidir."

Kelimeler

9 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَقَدْ velekad ve andolsun
  2. رَٰوَدُوهُ raveduhu murad almağa kalkıştılar kök: رود
  3. عَن an -ndan
  4. ضَيْفِهِۦ deyfihi onun konukları- kök: ضيف
  5. فَطَمَسْنَآ fetamesna biz de siliverdik kök: طمس
  6. أَعْيُنَهُمْ ea'yunehum gözlerini kök: عين
  7. فَذُوقُوا۟ fezuku haydi tadın kök: ذوق
  8. عَذَابِى azabi azabımı kök: عذب
  9. وَنُذُرِ ve nuzuri ve uyarılarımı kök: نذر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Hz. Lût · Aynı kök: ذوق (63 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş)

    "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" dedik.

  • Aynı kök: ضيف (6 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Lût

    Kavmi, (konuklarıyla çirkin ilişkide bulunmak üzere) ona doğru koşa koşa geldiler. Zaten onlar önceden de bu tür çirkin işleri yapıyorlardı. Lut,…

  • Aynı kök: ضيف (6 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Lût

    Lut, dedi ki: "Şüphesiz bunlar benim misafirlerimdir. Sakın beni rezil etmeyin."

  • Aynı kök: طمس (5 geçiş) · Aynı kök: عين (65 geçiş)

    Eğer dileseydik, onların gözlerini büsbütün kör ederdik de (bu halde) yola koyulmak için didişirlerdi. Fakat nasıl görecekler ki?!

  • Aynı kök: ضيف (6 geçiş) · Aynı kök: رود (148 geçiş)

    Yine yola koyuldular. Nihayet bir şehir halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Halk onları konuk etmek istemedi. Derken orada yıkılmaya yüz tutmuş…

  • Aynı kıssa: Hz. Lût · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kadar da kötü idi!

  • Aynı kıssa: Hz. Lût · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kötüydü!

  • Aynı kök: ذوق (63 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Onlar cehennemde, "Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar ki dünyada iken işlemekte olduğumuzdan başka ameller, salih ameller işleyelim" diye bağrışırlar.…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

61 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Yemin olsun ki onlar (Lut'un) misafirlerinden (ahlaksızca) yararlanmak bile istemişlerdi de gözlerini kör etmiştik. (Kendilerine) "Benim azabımı ve benim uyarılarım(a itibar etmemenizin sonucunu) tadın!" (demiştik).

Mustafa İslamoğlu

Daha beteri arzularını onun misafirlerinden tatmin etmek için onunla çekiştiler; bunun üzerine Biz de gözlerini kör ettik; "Madem uyarımı (göz ardı ettiniz), o halde azabımı tadın!" (dedik).

Muhammed Esed

Ve hatta o'ndan misafirlerini (kendilerine) teslim etmesini istediler. Bunun üzerine onları (gerçeği) görmekten yoksun bıraktık. "Uyarılarım gözardı edildiğinde başınıza gelen azabı tadın bakalım!" (diye seslendik.)

Ahmed Hulusi

Andolsun ki Onun (Lut'un) konuklarından (şehvetle) zevk almak istediler de bu yüzden (görüşlerini) tam bir körlüğe soktuk! "Şimdi tadın azabımı ve uyarmalarımı!"

Ali Bulaç

Andolsun onlar, onun konuklarından da murad almak için baskı yaptılar. Biz de onların gözlerini silip kör ettik. "İşte azabımı ve uyarmamı tadın."

Ali Özek ve heyeti

Onlar Lût'un misafirlerine karşı kötülük yapmayı planlamışlardı. Hemen biz onların gözlerini silme kör ettik. «Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!» (dedik).

Ali Rıza Safa

Üstelik gerçek şu ki, Onun konuklarına göz koydular. Bunun üzerine, onları, görmekten yoksun bıraktık. dipnot 474 "Artık tadın, cezamı ve uyardıklarımı!"

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 474
    "Görmekten yoksun bıraktık." tümcesi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Gerçeği görmekten yoksun bıraktık." veya "Gözlerini silip yok ettik." veya "Gözlerini silme kör ettik." biçiminde çevrilmiştir. Lut peygambere insan görünümünde gelen elçilere sarkıntılık yapan eşcinsel erkeklerin kör edilmesi, Tevrat, Yaratılış 19:10,11 ayetlerinde, şöyle yazılıdır: "İçerdeki adamlar, uzanıp, Lut'u evin içine yanlarına aldılar ve kapıyı kapattılar. Kapıya dayanan adamların büyük küçük hepsini kör ettiler. Öyle ki, adamlar kapıyı bulamaz oldular."

Bayraktar Bayraklı

Andolsun ki, onlar Lut'tan misafirlerini kendilerine teslim etmesini istediler. Bunun üzerine biz de onların gözlerini kör ettik. "Cezamı ve uyarımı tadın!" dedik.

Edip Yüksel

Onun konuklarına göz diktiler, biz de onları kör ettik. Azabımı ve uyarılarımı tadın bakalım.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onun konuklarına göz diktiler, biz de onları kör ettik. Azabımı ve uyarılarımı tadın bakalım.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve onun konuklarından murad almaya kalkıştılar. Biz de gözlerini siliverdik (kör ettik) ve: "Tadın bakalım azabımı ve uyanlarımı." dedik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve onun müsafirlerinden kam almağa kalkıştılar, biz de gözlerini siliverdik de tadın bakalım dedik azabımı ve inzarlarımı?

Erhan Aktaş

Ant olsun ki onun misafirlerinden cinsel yönden yararlanmak istediler. Bunun üzerine gözlerini sildik. dipnot 1 Azabımı ve uyarılarımı tadın.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Gözlerini sildik." deyimini, "Gözlerini kör ettik." şeklinde çeviri konusu etmek isabetli değildir. Bu deyim "bilinçten ve gerçeği kavramaktan yoksun bırakılmayı" ifade etmektedir. Tıpkı, "gözlerin kararması, bir şeyi görmemesi" deyiminde olduğu gibi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ant olsun ki onun misafirlerinden cinsel yönden yararlanmak istediler. Bunun üzerine gözlerini sildik. dipnot 1 Azabımı ve uyarılarımı tadın.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Gözlerini sildik." deyimini, "Gözlerini kör ettik." şeklinde çeviri konusu etmek isabetli değildir. Bu deyim "bilinçten ve gerçeği kavramaktan yoksun bırakılmayı" ifade etmektedir. Tıpkı, "gözlerin kararması, bir şeyi görmemesi" deyiminde olduğu gibi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ant olsun ki onun misafirlerinden cinsel yönden yararlanmak istediler. Bunun üzerine gözlerini sildik. dipnot 1 Azabımı ve uyarılarımı tadın.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Gözlerini sildik." deyimini, "Gözlerini kör ettik." şeklinde çeviri konusu etmek isabetli değildir. Bu deyim "bilinçten ve gerçeği kavramaktan yoksun bırakılmayı" ifade etmektedir. Tıpkı, "gözlerin kararması, bir şeyi görmemesi" deyiminde olduğu gibi.

Gültekin Onan

Andolsun onlar, onun konuklarından da murad almak için baskı, yaptılar. Biz de onların gözlerini silip kör ettik. "İşte azabımı ve uyarmamı tadın."

Hasan Basri Çantay

Andolsun ki onlar müsafirlerine (bile) kötülük yapmayı kasd etmişlerdi. Biz de gözlerini silme kör ediverdik. "İşte, (dedik,) azabımı ve tehdidlerimi (n akıbetini) tadın".

İbni Kesir

Andolsun ki; onlar, misafirlerine kötülük yapmayı kasdetmişlerdi. Biz de gözlerini kör ettik. Azabımı ve tehdidimi tadın.

Mehmet Alagaş

(33-40) Lut kavmi de uyarıları yalanladı. Lut ailesi hariç onlara yağan taşlar gönderdik, Lut ailesini yanımızdan bir nimet olarak seher vaktinde kurtardık, şükreden kimsenin karşılığı / cezası böyledir. Kesin olan şu ki onlara kuvvetli yakalama uyarılarımızı yaptık , onlar da uyarmaları umurlarına almadılar. Kesin olan şu ki, onlar misafirlerden faydalanmayı dilemişlerdi, biz de onların gözlerini kör ettik, a zabımı ve uyarı larımı tadın. Kesin olan şu ki bir sabah ka rar verilen azabımız bastırdı. Azabımı ve uyarı larımı tadın. Kesin olan şu ki biz Kuranı hatıra gel ebilmesi için kolaylaştırdık, ders alabilen var mı?

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlar Lût'un misafirlerini elde etmeye kalkıştılar. Hemen biz onların gözlerini silme kör ettik; "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" (dedik).

Süleyman Ateş

Onun (güzel delikanlılar şeklinde görünen melek) konuklarından murad almağa kalkıştılar. Biz de gözlerini siliverdik: "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Üstelik Lut'un konuklarını elde etmeye çalışıyorlardı ki gözlerini kör ediverdik: "Şimdi uyarıların ardından gelen azabımın tadına varın."

Şaban Britch

Onlar Lut'un misafirlerine karşı kötülük yapmayı/elde etmeyi istediler. Biz de onların gözlerini silip kör ettik. "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" (dedik).

Şaban Piriş

Onlar, Lut'un misafirlerinden murat almak istemişlerdi. Biz de onların gözlerini kör ettik. -Şimdi tadına bakın azabımın ve tehdidimin!

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun, Lut'un misafirlerinden nefislerini tatmin etmek istemişlerdi de onların gözlerini silme kör etmiştik. Hadi, tadın azabımı ve uyarılarımı?

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Even his guests- the two disguised angels- did Lut's people try to take away to seduce and induce them to surrender to their evil sin, hut We blinded their sight and We decreed thus "This day shall they taste My merciless but just retribution for their insolent disregard of My warning".

Abdul Haleem

they even demanded his guests from him- so We sealed their eyes- ‘ Taste My [terrible] punishment and [the fulfilment of] My warnings!’-

Abdullah Yusuf Ali

And they even sought to snatch away his guests from him, but We blinded their eyes. (They heard:) "Now taste ye My Wrath and My Warning."

Abul A'la Maududi

Then they even solicited his guests from him, whereupon We blotted out their eyes, (telling them): "Now have a taste of My chastisement and My warnings." dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The details of this story have been given in (Surah Houd, Ayats 77-83) and (Surah Al-Hijr, Ayats 61-74), a resume of which is as follows: When Allah decided to punish those people with a torment, He sent a few angels in the guise of handsome boys as guests in the house of the Prophet Lot (peace be upon him). When the people saw such handsome guests in Lot’s house, they rushed to it and demanded that they be handed over to them for the gratification of their lust. The Prophet Lot implored them to desist from their evil intention, but they did not listen and tried to enter his house to take hold of the guests forcibly. At this stage suddenly their eyes were blinded. Then the angels told Prophet Lot (peace be upon him) that he and his household should leave the city before dawn; then as soon as they had left a dreadful torment descended on the people. In the Bible also this event has been described. The words are: And they pressed sore upon the man, even Lot, and came near to break the door. But the men (i.e. the angels) put forth their hand and pulled Lot into the house to them, and shut to the door. And they smote the men that were at the door of the house with blindness, both small and great: so that they wearied themselves to find the door. (Gen. 19: 9-11).

Aisha Bewley

They even wanted to seduce his guests! So We put out their eyes: ‘Taste My punishment and warnings!’

Al-Hilali & Khan

And they indeed sought to shame his guest (by asking to commit sodomy with them). So We blinded their eyes, (saying) "Then taste you My Torment and My Warnings."

Ali Quli Qarai

Certainly they even solicited of him his guests, whereat We blotted out their eyes, [saying,] ‘Taste My punishment and My warnings!’

Amatul Rahman Omar

And they (deceitfully) sought to turn him away from his guests. So We put a covering on their eyes. (And We said to them, ) `Now taste My punishment and (suffer the consequences of ignoring) My warning.'

Arthur John Arberry

Even his guests they had solicited of him; so We obliterated their eyes, saying, 'Taste now My chastisement and My warnings!'

Bijan Moeinian

They verbally abused Lot’s honorable guests. That is why, I made them blind: Suffer my punishment; you have been warned.

E. Henry Palmer

And they desired his guest, and we put out their eyes. - 'So taste ye my torment and warning!'

Edip-Layth

They sought to remove him from his guests; so We diverted their eyes. "Taste My retribution; you have been warned."

George Sale

And they demanded his guests of him, that they might abuse them: But We put out their eyes, saying, taste my vengeance, and my threatening.

Hamid S. Aziz

And they endeavoured to snatch away his guests from him, but We blinded their eyes; "So taste you My chastisement and My warning.

Mahmoud Ghali

And indeed they already solicited of him his guests, so We obliterated their eyes, (saying), "So taste My torment and My warnings!"

Marmaduke Pickthall

They even asked of him his guests for an ill purpose. Then We blinded their eyes (and said): Taste now My punishment after My warnings!

Mohamed Ahmed - Samira

They lusted after his guests, so We put out their eyes (and said): "Taste My punishment and My commination. "

Muhammad Asad

and even demanded that he give up his guests [to them]: whereupon We deprived them of their sight [and thus told them, as it were]: "Taste, then, the suffering which I inflict when My warnings are disregarded!"

Mustafa Khattab

And they even demanded his angel-guests from him,[1] so We blinded their eyes. ˹And they were told,˺ "Taste then My punishment and warnings!"

Progressive Muslims

And they sought to remove him from his guests; so We diverted their eyes. "Taste My retribution; you have been warned."

Rashad Khalifa

They negotiated with him about his guests; we blinded them. Suffer My retribution; you have been warned.

Sahih International

And they had demanded from him his guests, but We obliterated their eyes, [saying], "Taste My punishment and warning. "

Sam Gerrans

And they demanded of him his guests, so We put out their eyes: “Then taste My punishment and My warnings!”

Shabbir Ahmed

And demanded that he give up his guests. Whereupon We sealed their vision. Taste now My punishment after the warnings.

Syed Vickar Ahamed

And they even sought to snatch away his guests from him, so, We blinded their eyes. (And they heard:) "Now you taste My Wrath and My Warning."

Taqi Usmani

And they had even tried to tempt him against his guests (so that they may snatch them away for bad purpose,) but We blinded their eyes: "Now taste My torment and My warnings!"

The Monotheist Group

And they sought to remove him from his guests; so We diverted their eyes. "Taste My retribution; you have been warned."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kamer suresi, 37. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kamer suresi, 37. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kamer suresi, 37. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩