Kamer suresi · 1–8. ayetler

Ayın yarılması ve davetçinin günü

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Kamer suresi, 1. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kamer suresi, 1. ayet. ٱقْتَرَبَتِ ٱلسَّاعَةُ وَٱنشَقَّ ٱلْقَمَرُ

    Diyanet İşleri

    Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı.

    Mehmet Okuyan

    O (Son) Saat yaklaşmıştır ve (o zaman geldiğinde) ay yarılmış (olacak)tır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu surenin ilk ayeti "geçmiş zaman" kipiyle tercüme edilirse Hz. Muhammed zamanındaki bir "Ay tutulması" olayı hatırlatılmış olabilir. Buradaki konu, Kıyâmet 75:9'a göre Son Saat'te gerçekleşecek olaylardan biridir ve gerçekleşmesi kesin olduğu için de geçmiş zaman kipi kullanılmıştır.

    Mustafa İslamoğlu

    Son saat yaklaşacak ve ay yarılacak.

    Muhammed Esed

    Son saat yaklaşacak ve ay yarılacak!

    Ahmed Hulusi

    Yaklaştı o saat ve Kamer (Ay) yarıldı!

    Ali Bulaç

    Saat (kıyamet vakti) yakınlaştı ve ay yarıldı.

    Ali Özek ve heyeti

    Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı.

    Ali Rıza Safa

    Evrenlerin sonu yaklaştı ve Ay yarıldı! dipnot 469

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 469
      Bu ayet, mucize meraklıları tarafından, Muhammed peygamberin parmağını göstererek ayı ikiye böldüğü biçimindeki uydurma söylentilerle yorumlanmıştır. Oysa Muhammed peygamberin tek mucizesinin Kur'an'ın ona indirilmesi olduğu ve başka bir mucize beklenmemesi, 29:51 ayetinde bildirilmiştir. "Ay yarıldı!" anlamına gelen "İnşakka el kameru" tümcesindeki "Şakka" eyleminin "Toprağı yarmak" veya "Toprağı sürmek" gibi anlamlarından dolayı, ay toprağının yarılarak dünyaya getirileceğinin bildirildiği biçiminde yorumlayanlar da vardır. Aya ulaşılarak toprağının dünyaya getirilmesi olayı.[1969] yılında gerçekleşmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    - Kıyamet yaklaşıp ay yarılsa, onlar da bu oluşumu gözleriyle görseler, "Bu devamlı yapılan bir büyüdür" diyerek yüz çevirirler.

    Edip Yüksel

    O an yaklaştı ve ay yarıldı. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Dünyanın sonunun alametlerinden olan ayın yarılması olayı, 1969 yılının Temmuz ayında Apollo 11 uzay aracının ay toprağını yarıp yeryüzüne getirmesiyle gerçekleşti. "İnşakka = yarılma" kelimesinin geçtiği 80:26; 50:44 ayetlerine bakarsanız bu yarılmanın illa ortadan ikiye bölünmek anlamına gelmediğini göreceksiniz. Hadis uzmanları, Muhammed peygamberin parmağıyla aya işaret etmesi sonucunda ayın ikiye bölündüğünü ve hatta yarısının Ali'nin bahçesine düştüğünü rivayet etmişlerdir. Ancak bu astronomik olayın neden dünyanın hiçbir yöresinde gözetlenmediği ve kaydedilmediği sorusuna ise inandırıcı cevaplar verememişlerdir. İnsanlık tarihinde önemli bir nokta sayılan 1969 yılındaki bu olay gerçekleştiği sıralar, Dr. Reşad Halife, bilgisayarlara Kuran'ı yüklüyordu. 1974 yılında farkına vardığı matematiksel sistemin ilk çalışmalarının ay toprağının yarıldığı tarihe denk gelmesi ikinci ayetle önceden haber verilir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Saat (dünyanın sonu) yaklaştı ve ay yarıldı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yaklaştı kıyamet, ay yarıldı!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yaklaştı Saat, yarıldı Kamer

    Erhan Aktaş

    Sa'at dipnot 1 yaklaştı ve Ay yarıldı. dipnot 2

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kıyamet'in kopuş anı.
    2. metne dön, dipnot 2
      Gerçekler ortaya çıktı. "Ay yarıldı" bir deyimdir, bir şeyin gerçek yüzünün ortaya çıkması demektir. Ayette yer alan "inşikak/yarılma" kelimesi bir şeyin iki parçaya ayrılması değil, bir şeyde meydana gelen çatlak anlamındadır. İnşikak, "şikak" kelimesinden gelmektedir. Bu kelime, herhangi bir nedenden dolayı hayvan veya insan cildinde meydana gelen çatlama, yarılma veya bir şeyin açığa çıkması anlamına gelmektedir. (Örneğin: 2:74, 19:90, 55:37, 84:1.) "Ayın yarılma mucizesi" olarak inanılan ve bunun üzerinde geniş bir rivayet oluşturulan bu ayet te, bir mucizeden söz edilmemektedir. Bu tamamen Kur'an'ın anlatım diliyle ilgili bir konudur: Ahiret ve Kıyamet sahnelerinin yer aldığı ayetlerdeki fiillerin, geçmiş zaman formunda olması, gramer kuralı olarak kesinlik ifadesi etmesi ile ilgilidir. Bir şeyin kesin olacağını ifade etmek için kurallardan birisi de "geçmiş zaman kipinin" kullanılmasıdır. Böylece olacak olan şeylerin, kesinlikle olacaklarına vurgu yapılmaktadır. Kur'an, Muhammed Nebi'ye mucize verilmediğini birçok ayette açık bir şekilde ifade etmektedir (17:59,
    3. metne dön, dipnot 5
      6; 13:38; 29:50,51).
    4. metne dön, dipnot 90
      93; 21:

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sa'at dipnot 1 yaklaştı ve Ay yarıldı. dipnot 2

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kıyamet'in kopuş anı.
    2. metne dön, dipnot 2
      Gerçekler ortaya çıktı. "Ay yarıldı" bir deyimdir, bir şeyin gerçek yüzünün ortaya çıkması demektir. Ayette yer alan "inşikak/yarılma" sözcüğü bir şeyin iki parçaya ayrılması değil, bir şeyde meydana gelen çatlak anlamındadır. İnşikak, "şikak" sözcüğünden gelmektedir. Bu sözcük, herhangi bir nedenden dolayı hayvan veya insan cildinde meydana gelen çatlama, yarılma veya bir şeyin açığa çıkması anlamına gelmektedir. (Örneğin, 2:74, 19:90, 55:37, 84:1.) "Ayın yarılma mucizesi" olarak inanılan ve bunun üzerinde geniş bir rivayet oluşturulan bu ayette, bir mucizeden söz edilmemektedir. Bu tamamen Kur'an'ın anlatım diliyle ilgili bir konudur: Ahiret ve Kıyamet sahnelerinin yer aldığı ayetlerdeki fiiller, geçmiş zaman formundadır. Böylece olacak olan şeylerin, kesinlikle olacaklarına vurgu yapılmaktadır. Kur'an, Nebi mucize verilmediğini birçok ayette açık bir şekilde ifade etmektedir (17:59, 90:93; 21:5:6; 13: 38; 29:50:51).

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sa'at dipnot 1 yaklaştı ve Kamer yarıldı. dipnot 2

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kıyamet'in kopuş anı.
    2. metne dön, dipnot 2
      Gerçekler ortaya çıktı: "Ay yarıldı", Arapça'da bir deyimdir ve bir şeyin gerçek yüzünün ortaya çıkışını ifade etmektedir. (Ayda çatlaklar oluştu. Ay yarıldı. Ayette yer alan "inşikak" sözcüğü herhangi bir şeyde meydana gelen çatlak demektir. İnşikak, "şikak" sözcüğünden gelmektedir. Bu sözcük, herhangi bir nedenden dolayı hayvan veya insan cildinde meydana gelen çatlama veya yarılma anlamına gelmektedir. Bu sözcük, aynı zamanda bir şeyin açığa çıkması, açığa çıkarılması anlamına da gelmektedir.) "Ayın yarılması mucizesi" olarak inanılan ve bunun üzerinde geniş bir rivayet malumatı oluşturulan bu ayette, bir mucizeden söz edilmemektedir. Bu tamamen Kur'an'ın anlatım diliyle ilgili bir konudur. Kur'an, Nebimize mucize verilmediğini kesin bir dille, birçok ayette ifade etmektedir. Onca apaçık ayete rağmen, bu ayeti bir mucize olarak kabul etmek, Kur'an'da çelişki olduğunu söylemek demektir. (17/İsra 59,90-93; 21/Enbiya, 5-6; 13/Ra'd, 38; 29/Ankebut, 50-51, bu ayetler Nebimize neden mucize verilmediğini açıkça anlatmaktadır.) Rabbimiz, ahiret ve kıyamet sahnelerini anlatırken, ayetlerdeki kipleri "geçmiş zaman" kipinde kullanmaktadır. Bu bir vurgu türüdür. Bir şeyin kesin olarak olacağını ifade etmek için yapılan bir vurgudur. Bu ayette, Kur'an'ın çokça kullandığı, "mecaz(benzetme, ilgi), istiare(bir sözün başka bir söz yerine kullanma), kinaye(dolaylı anlatım) dil kullanılmıştır. Bu ayette de bir dil sanatı olarak, daha derinlikli, kapsayıcı, akılda kalıcı, anlaşılır bir anlatım olarak gerçeğin ortaya çıkmasını anlatan Araplarca da bilinen "ay yarıldı" deyimi kullanılmıştır. Dolayısıyla "ayın yarılması mucizesini" konu edinen bilgilerin tamamı uydurmadır. Kur'an'ın gerçekliğine aykırıdır.

    Gültekin Onan

    Saat (kıyamet vakti) yakınlaştı ve ay yarıldı.

    Hasan Basri Çantay

    Saat yaklaşdı. Ay (ikiye) ayrıldı.

    İbni Kesir

    Saat yaklaştı ve ay yarıldı.

    Mehmet Alagaş

    (1-8) Saat / zaman yaklaştı ve ay yarıldı. Ayet gördüklerinde yüz çevirirler ve bu süreklilik arz eden bir büyüdür / bir sihirdir / etkileme sanatıdır derler. Yalanladılar ve keyflerine / h evalarına uydular. Her işin varacağı bir kararı / ulaşacağı bir amacı var. Kesin olan şu ki onlara içinde caydırıcılık olan haberler ve tam bir gerekçe / hikmet geldi. Ama uyarmak fayda vermiyor. Onlardan yüz çevir. Çağrıcı o gün tanıma dıklarına / inkâr ettiklerine doğru çağırdığı nda, o nlar, bakışları yılgın / düşkün, etrafa yayılmış çekirge sürüleri gibi cesetlerinden çıkarlar. Çağırana doğru koşarlarken/ seğirtirlerken kafirler, bugün zorlu gün, bugün zorlu gün, derler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O saat/Kıyamet yaklaştı ve Ay yarıldı.

    Süleyman Ateş

    O sa'at yaklaştı, ay yarıldı.

    Süleymaniye Vakfı

    O saat /yeniden diriliş saati yaklaştı dipnot 1 . Her şey ayan beyan ortaya çıktı dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      İnşikak'ul-kamer (نشقاق القمر) sözünün deyim olarak anlamı, bir şeyin ayan beyan ortaya çıkmasıdır (Müfredat شق md.). Muhammed aleyhisselamın, ayı yarma mucizesi gösterdiğine inananlar, kelime tercümesi yaparak bu ayete "Ay yarıldı" şeklinde motamot anlam vermişlerdir. Böyle bir mucize, Kur'an bütünlüğüne aykırıdır; çünkü Allah Teala Muhammed aleyhisselama hissi mucizeler vermediğini, ona verilen tek mucizenin Kur'an olduğunu bildirmiştir (İsra 17/59, Ankebut 29/50-51). Ay'ın kıyamet alameti olarak yarılacağını söyleyenler de bulunmaktadır (DİA, İnşikak'ul-kamer). Halbuki kıyamet, ansızın gelecektir; zaten son nebinin gelmesi ile (Ahzab 33/40) kıyametin bütün alametleri oluşmuştur (Muhammed 47/18).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Vakit yaklaştı, her şey ay gibi ortaya çıktı.

    Şaban Britch

    Kıyamet yaklaştı. Ay yarıldı.

    Şaban Piriş

    Kıyamet yaklaştı. Ay yarıldı/gerçek ortaya çıktı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Saat yaklaştı, Ay yarıldı.

  2. Kamer suresi, 2. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kamer suresi, 2. ayet. وَإِن يَرَوْا۟ ءَايَةً يُعْرِضُوا۟ وَيَقُولُوا۟ سِحْرٌ مُّسْتَمِرٌّ

    Diyanet İşleri

    Onlar bir mucize görseler yüz çevirirler ve "Süregelen bir sihirdir" derler.

    Mehmet Okuyan

    Bir ayet (mucize) görseler bile hemen yüz çevirir ve "Bu da sıradan bir büyüdür!" derler.

    Mustafa İslamoğlu

    Ama eğer onlar bir mucize görseler, (hem hakikatten) yüz çevirirler (hem de onun cazibesinden kendilerini alamayışlarını) "Bu sürekli gerçekleşen bir sihirdir" diye izah ederler;

    Muhammed Esed

    Ama eğer onlar, (Son Saat düşüncesini tamamen reddedenler, onun yaklaştığının) işaretini görselerdi, sırtlarını dönerler ve "(Bu,) hep olagelen bir göz yanılmasıdır!" derlerdi,

    Ahmed Hulusi

    Eğer bir mucize görseler yüz çevirir ve: "Olağan bir sihirdir" derler!

    Ali Bulaç

    Onlar bir ayet (mucize) görseler, sırt çevirirler ve: "(Bu,) Süregelen bir büyüdür" derler.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar bir mucize görürlerse hemen yüz çevirirler ve: Eskiden beri devam edegelen bir büyüdür, derler.

    Ali Rıza Safa

    Bir mucize görseler, yüz çevirirler ve şöyle derler: "Sürüp giden bir büyü!"

    Bayraktar Bayraklı

    - Kıyamet yaklaşıp ay yarılsa, onlar da bu oluşumu gözleriyle görseler, "Bu devamlı yapılan bir büyüdür" diyerek yüz çevirirler.

    Edip Yüksel

    Bir mucize görseler yüz çevirirler ve, "Süregelen bir büyüdür" derler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bir mucize görseler yüz çevirirler ve, 'Süregelen bir büyüdür' derler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hala bir mucize görseler, yüz çevirip: "Süregelen bir sihir!" derler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hala bir ayet görseler yüz çevirip derler: müstemir bir sihir

    Erhan Aktaş

    Onlar, bir ayet dipnot 1 görseler, hemen yüz çevirirler. dipnot 1 Ve "Bu süregelen bir büyüdür." derler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçekten de ay ikiye yarılmış olsa bile, onlar yine de gerçeği kabul etmezler. Ayetteki "in" edatı, "vasliyye" olup, ay gerçekten ikiye ayrılsa bile anlamı vermektedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, bir ayet dipnot 1 görseler, hemen yüz çevirirler. dipnot 1 Ve "Bu süregelen bir büyüdür." derler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçekten de ay ikiye yarılmış olsa bile, onlar yine de gerçeği kabul etmezler. Ayetteki "in" edatı, "vasliyye" olup, ay gerçekten ikiye ayrılsa bile anlamı vermektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, bir ayet dipnot 1 görseler, hemen yüz çevirirler. dipnot 1 Ve "Bu süregelen bir büyüdür." derler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçekten de ay ikiye yarılmış olsa bile, onlar yine de gerçeği kabul etmezler. Ayetteki "in" edatı, "vasliyye" olup, ay gerçekten ikiye ayrılsa bile anlamı vermektedir.

    Gültekin Onan

    Onlar bir ayet görseler sırt çevirirler ve: "(Bu) Süregelen bir büyüdür" derler.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar bir mu'cize görürlerse yüz çevirirler ve "Müstemir bir büyüdür" derler.

    İbni Kesir

    Onlar, bir ayet görürlerse yüz çevirirler ve; süregelen bir büyüdür, derler.

    Mehmet Alagaş

    (1-8) Saat / zaman yaklaştı ve ay yarıldı. Ayet gördüklerinde yüz çevirirler ve bu süreklilik arz eden bir büyüdür / bir sihirdir / etkileme sanatıdır derler. Yalanladılar ve keyflerine / h evalarına uydular. Her işin varacağı bir kararı / ulaşacağı bir amacı var. Kesin olan şu ki onlara içinde caydırıcılık olan haberler ve tam bir gerekçe / hikmet geldi. Ama uyarmak fayda vermiyor. Onlardan yüz çevir. Çağrıcı o gün tanıma dıklarına / inkâr ettiklerine doğru çağırdığı nda, o nlar, bakışları yılgın / düşkün, etrafa yayılmış çekirge sürüleri gibi cesetlerinden çıkarlar. Çağırana doğru koşarlarken/ seğirtirlerken kafirler, bugün zorlu gün, bugün zorlu gün, derler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar, bir mucize görseler yüz çevirirler ve; “Süregelen bir sihirdir.” derler.

    Süleyman Ateş

    Bir mu'cize görecek olsalar yüz çevirirler ve "Süregelen bir büyüdür" derler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ne zaman bir ayet görseler yüz çevirir ve "İşte ardı arkası kesilmeyen büyülü bir söz daha" derler.

    Şaban Britch

    Ama onlar, bir ayet/delil görseler yüz çevirip: "Sürüp giden bir sihir" derler.

    Şaban Piriş

    Ama onlar, bir mucize görseler yüz çevirip: -Sürüp giden bir sihir, derler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bir ayet/alamet görseler yüz çeviriyorlar ve şöyle diyorlar: "Sürüp giden bir büyüdür bu!"

  3. Kamer suresi, 3. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kamer suresi, 3. ayet. وَكَذَّبُوا۟ وَٱتَّبَعُوٓا۟ أَهْوَآءَهُمْ وَكُلُّ أَمْرٍ مُّسْتَقِرٌّ

    Diyanet İşleri

    Peygamberi yalanladılar, nefislerinin arzularına uydular. Halbuki her iş, (Allah nasıl takdir ettiyse öylece) gerçekleşecek (değişmeyecek)tir.

    Mehmet Okuyan

    Kendi arzularına uyarak (gerçeği) yalanladılar. (Oysa) her iş amacına ulaşacaktır.

    Mustafa İslamoğlu

    zaten hep yalanlıyorlar ve önyargılarının peşine düşüyorlar. Sonuçta, her hakikatin ortaya çıkmak (gibi bir huyu) var.

    Muhammed Esed

    çünkü onlar kendi arzu ve heveslerine uyarak bunu yalanlamaya şartlanmışlardır. Ama her şeyin doğruluğu sonunda ortaya çıkacaktır.

    Ahmed Hulusi

    Yalanladılar ve hevalarına (nefslerine hoş gelen şeylere, sonu boş arzularına) tabi oldular! (Oysa) her hükmün gereği açığa çıkacaktır!

    Ali Bulaç

    Yalanladılar ve kendi heva (istek ve tutku)larına uydular; oysa her iş 'sonunda kendi amacına varıp karar kılacaktır.'

    Ali Özek ve heyeti

    Yalanladılar ve kendi heveslerine uydular. Halbuki her işin ulaşacağı yeri vardır.

    Ali Rıza Safa

    Yalanladılar; kendi isteklerine ve tutkularına kapıldılar. Oysa tüm işler için yargı verilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar yalanladılar ve kendi arzularına uydular. Oysa her işin varacağı bir yeri vardır.

    Edip Yüksel

    Yalanladılar; fantezilerine ve her statükoya uydular. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Ayet, başka türlü okunarak, "Yalanladılar, arzularına uydular. Halbuki her iş yerini bulacaktır" diye de anlaşılabilir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yalanladılar; arzularına ve tümüyle statükoya uydular.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yalan dediler, arzularına uydular. Halbuki, her iş (Allah takdirinde) yerini almıştır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yalan dediler, hevalarına uydular, halbuki her emir müstekır

    Erhan Aktaş

    Ve yalanladılar. Kendi tutkularına uydular. Oysa her şey kararlaştırılmıştır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve yalanladılar. Kendi tutkularına uydular. Oysa her şey kararlaştırılmıştır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve yalanladılar. Kendi tutkularına uydular. Oysa her şey kararlaştırılmıştır.

    Gültekin Onan

    Yalanladılar ve kendi hevalarına uydular; oysa her buyruk 'sonunda kendi amacına varıp karar kılacaktır'.

    Hasan Basri Çantay

    (Peygamberi) tekzibetdiler. Heva (ve heves) lerine uydular. Halbuki (hayr-u şer) her iş bir gaayeye bağlıdır.

    İbni Kesir

    Ve yalanlayıp kendi heveslerine uyarlar. Ve her iş kararlaşmıştır.

    Mehmet Alagaş

    (1-8) Saat / zaman yaklaştı ve ay yarıldı. Ayet gördüklerinde yüz çevirirler ve bu süreklilik arz eden bir büyüdür / bir sihirdir / etkileme sanatıdır derler. Yalanladılar ve keyflerine / h evalarına uydular. Her işin varacağı bir kararı / ulaşacağı bir amacı var. Kesin olan şu ki onlara içinde caydırıcılık olan haberler ve tam bir gerekçe / hikmet geldi. Ama uyarmak fayda vermiyor. Onlardan yüz çevir. Çağrıcı o gün tanıma dıklarına / inkâr ettiklerine doğru çağırdığı nda, o nlar, bakışları yılgın / düşkün, etrafa yayılmış çekirge sürüleri gibi cesetlerinden çıkarlar. Çağırana doğru koşarlarken/ seğirtirlerken kafirler, bugün zorlu gün, bugün zorlu gün, derler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yalanladılar ve kendi hevalarına uydular; hâlbuki her işin ulaşacağı bir yer vardır.

    Süleyman Ateş

    Yalanladılar, nefislerinin heveslerine uydular. Halbuki her iş, yerini bulacaktır (Allah'ın kararına kimse engel olamaz).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Ayetler karşısında) yalana sarılıp, keyiflerine uyarlar. Ama her işin bir sonucu vardır.

    Şaban Britch

    Yalanlayıp, heveslerine uydular. Oysa her işin ulaşacağı bir yer vardır.

    Şaban Piriş

    Yalanlayıp, heveslerine uydular. Oysa her iş kararlaştırılmıştır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yalanladılar; kendi heves ve kuruntularına uydular. Oysaki her iş ve oluş karara, ölçüye ve düzene bağlanmıştır.

  4. Kamer suresi, 4. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kamer suresi, 4. ayet. وَلَقَدْ جَآءَهُم مِّنَ ٱلْأَنۢبَآءِ مَا فِيهِ مُزْدَجَرٌ

    Diyanet İşleri

    Andolsun, onlara içinde caydırıcı tehditlerin bulunduğu haberler geldi.

    Mehmet Okuyan

    (4, 5) Yemin olsun ki onlara tastamam doğru hükümler içeren, (kendilerini) kötülükten engelleyecek haberler gelmiştir. (Yüz çevirene) uyarılar yarar sağlamaz.

    Mustafa İslamoğlu

    Doğrusu onlara, içerisinde (gerçeği) gözlere zorla sokan haberler bulunan bir mesaj gelmiştir:

    Muhammed Esed

    Ve bakın, onlara (küstahlıklarını) önleyecek birçok haber gelmiştir;

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki onlara içinde vazgeçirici özellik ihtiva eden haberlerden gelmiştir.

    Ali Bulaç

    Andolsun, onlara (kendilerini şirkten ve bozulmalardan) caydırıp vazgeçirtecek nice haberler geldi.

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun onlara, kötülükten önleyecek nice önemli haberler gelmiştir.

    Ali Rıza Safa

    Üstelik gerçek şu ki, buna son vermelerini sağlayacak haberler onlara gelmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Şüphesiz onlara, geçmiş toplumların haberlerinden, kendilerini caydıracak kadar bilgi gelmiştir.

    Edip Yüksel

    Oysa, kötülüklerini engelleyecek uyarılar dolu haberler kendilerine gelmiş bulunuyor.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Oysa, kötülüklerini engelleyecek uyarılar dolu haberler kendilerine gelmiş bulunuyor.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun ki, onlara kötülüklerden vazgeçirici haberleri de içeren kıssalar geldi!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Celalim hakkı için onlara kıssalardan öyleleri de geldi ki onlarda zecredecek haberler var

    Erhan Aktaş

    Ant olsun ki onlara, yanılgılarını giderecek nice haberler geldi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ant olsun ki onlara, yanılgılarını giderecek nice haberler geldi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun ki onlara, yanılgılarını giderecek nice haberler geldi.

    Gültekin Onan

    Andolsun, onlara (kendilerini şirkten ve bozulmalardan) caydırıp vazgeçirtecek nice haberler geldi.

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun ki onlara (kendilerini küfür ve inaddan şiddetle) vaz geçirecek nice mühim haberler gelmişdir.

    İbni Kesir

    Andolsun ki; onlara vazgeçirecek nice önemli haberler gelmiştir.

    Mehmet Alagaş

    (1-8) Saat / zaman yaklaştı ve ay yarıldı. Ayet gördüklerinde yüz çevirirler ve bu süreklilik arz eden bir büyüdür / bir sihirdir / etkileme sanatıdır derler. Yalanladılar ve keyflerine / h evalarına uydular. Her işin varacağı bir kararı / ulaşacağı bir amacı var. Kesin olan şu ki onlara içinde caydırıcılık olan haberler ve tam bir gerekçe / hikmet geldi. Ama uyarmak fayda vermiyor. Onlardan yüz çevir. Çağrıcı o gün tanıma dıklarına / inkâr ettiklerine doğru çağırdığı nda, o nlar, bakışları yılgın / düşkün, etrafa yayılmış çekirge sürüleri gibi cesetlerinden çıkarlar. Çağırana doğru koşarlarken/ seğirtirlerken kafirler, bugün zorlu gün, bugün zorlu gün, derler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Muhakkak (onları bu hallerinden) korkutup vazgeçirecek nice haberler gelmiştir.

    Süleyman Ateş

    Andolsun, onlara, (batılda kalmalarını) önleyecek (ibret verici olayları anlatan) haberler geldi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara ne haberler geliyor, içinde kendilerini bundan (yalandan) vazgeçirecek olanları da var.

    Şaban Britch

    Muhakkak, (onları bu hallerinden) korkutup, vazgeçirecek nice haberler gelmiştir.

    Şaban Piriş

    Onlara boyun eğdirecek şeyin haberleri, onlara gelmiştir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun ki, onlara haberlerden, içinde ihtar, sakındırma ve tehdit bulunanı gelmiştir.

  5. Kamer suresi, 5. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kamer suresi, 5. ayet. حِكْمَةٌۢ بَٰلِغَةٌ فَمَا تُغْنِ ٱلنُّذُرُ

    Diyanet İşleri

    Bu haberler, zirveye ulaşmış birer hikmettir! Fakat uyarılar fayda vermiyor!

    Mehmet Okuyan

    (4, 5) Yemin olsun ki onlara tastamam doğru hükümler içeren, (kendilerini) kötülükten engelleyecek haberler gelmiştir. (Yüz çevirene) uyarılar yarar sağlamaz.

    Mustafa İslamoğlu

    hedefe tam ulaştıracak çapta bir hikmet; fakat uyarının hiçbir yararı olmadı.

    Muhammed Esed

    (ve onlara aslında) kapsayıcı hikmet (verilmişti) ama bütün uyarılar boşa gitti(ğinden),

    Ahmed Hulusi

    Hikmeti baliğa (amacı tam açıklayan hikmetli anlatım) verilmiştir! Ne var ki uyarmalar (anlayışı kıtlara) fayda vermiyor!

    Ali Bulaç

    (Ki her biri) Doruğunda, olgunlaşmış hikmettir. Fakat uyarmalar bir yarar sağlamıyor.

    Ali Özek ve heyeti

    Bu büyük bir hikmettir. Fakat (yüz çevirene) uyarılar ne fayda verir!

    Ali Rıza Safa

    Üstün bir bilgeliktir. Yine de uyarılar yarar sağlamıyor.

    Bayraktar Bayraklı

    Bunlar son derece hikmetli haberlerdir, ama uyarılar işe yaramıyor.

    Edip Yüksel

    Bu üstün bir hikmettir; ancak uyarılar yarar sağlamıyor.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bu üstün bir hikmettir; ancak uyarılar yarar sağlamıyor.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir hikmet-i baliğa (hedefe ulaşmanın en yüksek derecesine ermiş bir hikmet) fakat uyarılar fayda vermiyor.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir hikmet-i baliga, fakat inzarlar faide vermiyor.

    Erhan Aktaş

    Yüksek seviyede hikmetli haberler. Buna rağmen uyarıların bir yararı olmadı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yüksek seviyede hikmetli haberler. Buna rağmen uyarıların bir yararı olmadı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yüksek seviyede hikmetli dipnot 1 haberler. Buna rağmen uyarıların bir yararı olmadı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zulme ve fesada engel olmak, haksızlık ve kargaşayı önlemek ve gidermek için konulmuş engelleyici yasalar.

    Gültekin Onan

    (Ki her biri) Doruğunda, olgunlaşmış hikmettir. Fakat uyarmalar bir yarar sağlamıyor.

    Hasan Basri Çantay

    Ki (her biri) gaayesine ermiş bir hikmet (ve ibret) dir. Fakat (onları) tehdid eden (bütün bu haadise) ler asla faide vermiyor.

    İbni Kesir

    Ki bunlar gayesine ermiş bir hikmettir. Fakat uyarılar fayda vermiyor.

    Mehmet Alagaş

    (1-8) Saat / zaman yaklaştı ve ay yarıldı. Ayet gördüklerinde yüz çevirirler ve bu süreklilik arz eden bir büyüdür / bir sihirdir / etkileme sanatıdır derler. Yalanladılar ve keyflerine / h evalarına uydular. Her işin varacağı bir kararı / ulaşacağı bir amacı var. Kesin olan şu ki onlara içinde caydırıcılık olan haberler ve tam bir gerekçe / hikmet geldi. Ama uyarmak fayda vermiyor. Onlardan yüz çevir. Çağrıcı o gün tanıma dıklarına / inkâr ettiklerine doğru çağırdığı nda, o nlar, bakışları yılgın / düşkün, etrafa yayılmış çekirge sürüleri gibi cesetlerinden çıkarlar. Çağırana doğru koşarlarken/ seğirtirlerken kafirler, bugün zorlu gün, bugün zorlu gün, derler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Kur'an) büyük bir hikmettir. Fakat uyarılar bir yarar sağlamadı.

    Süleyman Ateş

    Bunlar üstün hikmettir! Ama uyarılar fayda vermiyor.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Doğruluğu su götürmez haberlerdir bunlar. Ama uyarılar bir işe yaramıyor.

    Şaban Britch

    (Kur'an) büyük bir hikmettir. Fakat uyarılar bir yarar sağlamadı.

    Şaban Piriş

    Tam bir adalet ile.. Fakat uyarılar bir yarar sağlamadı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Doruk noktaya çıkmış, isabeti tartışmasız bir hikmettir o. Ama uyarılar yarar sağlamıyor.

  6. Kamer suresi, 6. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kamer suresi, 6. ayet. فَتَوَلَّ عَنْهُمْ يَوْمَ يَدْعُ ٱلدَّاعِ إِلَىٰ شَىْءٍ نُّكُرٍ

    Diyanet İşleri

    (6-7) O halde sen de onlardan yüz çevir. Onlar, o davetçinin (İsrafil'in benzeri görülmemiş) bilinmedik (korkunç) bir şeye çağırdığı gün, gözleri düşmüş bir halde dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar.

    Mehmet Okuyan

    Sen de onlardan yüz çevir! Bir çağrıcının hoş görülmeyecek bir şeye çağıracağı gün,

    Mustafa İslamoğlu

    Artık sen de onlardan yüz çevir! Bir davetçinin, asla (kimsenin) tasavvur edemeyeceği o şeye çağıracağı gün,

    Muhammed Esed

    sen (yine) onlardan uzak dur. Çağrı Sesinin, (insanı) aklın tasavvur edemeyeceği bir şeye çağıracağı Gün,

    Ahmed Hulusi

    O halde onlardan yüz çevir! O çağırıcının çok dehşetli, korkunç olaya çağırdığı süreçte. . .

    Ali Bulaç

    Öyleyse sen onlardan yüz çevir. O çağırıcının 'ne tanınmış, ne görülmüş' bir şeye çağıracağı gün...

    Ali Özek ve heyeti

    Çağıranın görülmemiş bir şeye çağırdığı gün, sen de onlardan yüz çevir.

    Ali Rıza Safa

    Artık, onlardan uzaklaş. O gün, çağıran, görülmemiş bir şeye çağırır.

    Bayraktar Bayraklı

    Öyleyse onlardan yüz çevir. Çağrıcının hoşlanılmayan bir şeye çağıracağı günü bekle!

    Edip Yüksel

    Onlara aldırma; çağırıcının, görülmemiş ve tanınmamış bir şeye çağıracağı gün,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlara aldırma; çağırıcının, görülmemiş ve tanınmamış bir şeye çağıracağı gün,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sen de onlardan yüz çevir ki, o gün çağırıcı görülmedik korkunç bir şeye çağırır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sen de onlardan yüz çevir, o gün ki çağırıcı görülmedik müdhiş bir şey'e çağırır

    Erhan Aktaş

    O halde onlardan yüz çevir. O Gün çağırıcı onları hiç hoşlanmayacakları şeye çağıracak.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O halde onlardan yüz çevir. O gün çağırıcı onları hiç hoşlanmayacakları şeye çağıracak.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O halde onlardan yüz çevir. O gün çağırıcı onları hiç hoşlanmayacakları şeye çağıracak.

    Gültekin Onan

    Öyleyse sen onlardan yüz çevir. O çağırıcının benzeri görülmedik (nükür) bir şeye çağıracağı gün...

    Hasan Basri Çantay

    O halde (habibim) onlardan yüz çevir. O da'vet edici nin (misli) görülmemiş, tanıtmamış bir şey'e da'vet edeceği gün.

    İbni Kesir

    Öyleyse yüz çevir onlardan. O çağıranın, görülmemiş ve tanınmamış bir şeye çağırdığı gün.

    Mehmet Alagaş

    (1-8) Saat / zaman yaklaştı ve ay yarıldı. Ayet gördüklerinde yüz çevirirler ve bu süreklilik arz eden bir büyüdür / bir sihirdir / etkileme sanatıdır derler. Yalanladılar ve keyflerine / h evalarına uydular. Her işin varacağı bir kararı / ulaşacağı bir amacı var. Kesin olan şu ki onlara içinde caydırıcılık olan haberler ve tam bir gerekçe / hikmet geldi. Ama uyarmak fayda vermiyor. Onlardan yüz çevir. Çağrıcı o gün tanıma dıklarına / inkâr ettiklerine doğru çağırdığı nda, o nlar, bakışları yılgın / düşkün, etrafa yayılmış çekirge sürüleri gibi cesetlerinden çıkarlar. Çağırana doğru koşarlarken/ seğirtirlerken kafirler, bugün zorlu gün, bugün zorlu gün, derler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlardan yüz çevir. O gün çağırıcı, onları korkunç olan bir şeye çağırır.

    Süleyman Ateş

    Öyleyse sen de onlardan yüz çevir; o çağırıcının görülmemiş, tanınmamış bir şeye çağıracağı gün,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlarla yakından ilgilenmeyi bırak. O çağrıcının görülmemiş bir şeye çağıracağı o gün,

    Şaban Britch

    Onlardan yüz çevir. O gün çağırıcı onları korkunç olan, nahoş bir şeye çağırır.

    Şaban Piriş

    Onlardan yüz çevir. O gün çağırıcı onları hoşlanmadıkları bir şeye çağırır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O halde yüz çevir onlardan sen de; o çağırıcının alışılmadık/ürpertirci şeye çağırdığı günde,

  7. Kamer suresi, 7. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kamer suresi, 7. ayet. خُشَّعًا أَبْصَٰرُهُمْ يَخْرُجُونَ مِنَ ٱلْأَجْدَاثِ كَأَنَّهُمْ جَرَادٌ مُّنتَشِرٌ

    Diyanet İşleri

    (6-7) O halde sen de onlardan yüz çevir. Onlar, o davetçinin (İsrafil'in benzeri görülmemiş) bilinmedik (korkunç) bir şeye çağırdığı gün, gözleri düşmüş bir halde dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar.

    Mehmet Okuyan

    Etrafa yayılmış çekirgeler gibi bakışları perişan bir hâlde mezarlardan çıkacaklar.

    Mustafa İslamoğlu

    onlar yılgın ve bitkin gözlerle, savrulmuş çekirge sürüleri gibi mevzilerinden çıkacaklar;

    Muhammed Esed

    onlar kederli gözlerle, (rüzgarın) dağıtıp savurduğu çekirgeler gibi mezarlarından kalkacaklar,

    Ahmed Hulusi

    Gözleri dehşetten önlerine eğik halde, sanki yayılan çekirge sürüsü misali, cedeslerinden (kozalarından) çıkıyorlar.

    Ali Bulaç

    Gözleri 'zillet ve dehşetten düşmüş olarak', sanki 'yayılan' çekirgeler gibi kabirlerinden çıkarlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Sanki etrafa yayılmış çekirge sürüsü gibi bakışları perişan (utançtan yere bakar) bir halde

    Ali Rıza Safa

    Alçalmış bakışlarla, yayılan çekirgeler gibi mezarlarından çıkarlar. dipnot 470

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 470
      Çekirgeler, yumurtalarını toprağın içine yerleştirirler ve toprak altında uzun bir süre kaldıktan sonra, kurtçuklar yeryüzüne çıkarlar. Milyarlarca çekirgenin bir araya geldiği çekirge sürüleri, beş kilometreye dek uzayan alanlarda kapkara bir yoğunluk biçiminde görünürler.

    Bayraktar Bayraklı

    Gözleri korkudan perişan bir vaziyette, etrafa saçılmış çekirgeler gibi bulundukları yerden çıkarlar.

    Edip Yüksel

    Gözleri zillet içinde mezarlardan çıkarlar; tıpkı saçılmış çekirgeler gibi... dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Diriliş için verilen çekirge örneği ilginçtir, zira bazı çekirge cinslerinin ormanlarda bıraktıkları yumurtalar yıllar sonra aynı günde kırılıp yavru çekirgeler doğururlar. Örneğin, Amerika'nın Kuzey bölgesinde Periodic Cicadas olarak bilinen çekirgeler yıllar boyu ağaç kökleriyle beslendikleri bir bekleme döneminden sonra kalabalıklar halinde ortaya çıkarlar. Bazı cinsler için bu 13 yıl, bazıları içinde 17 yıldır. * Yıllar süren bir kayboluştan sonra, şarkılar kakofonisi eşliğinde hep birlikte ortaya çıkarak Tanrı'nın doğadaki ayetlerine görebilenler için diriliş gününe bir örnek vererek tanıklık ederler. Bu ve daha nice bilimsel konuyu tartıştığım ilk kitabım Kuran En Büyük Mucize'de (1981-1982 ve eklemelerle 1983-1986), bu konuyla ilgili şunları yazmıştım: "Çekirgeler, toprağın altından, uzun müddet kaldıktan sonra, topluca, çok kalabalık olarak yeryüzüne çıkarlar. İnsanlar da, toprağın altında, uzun müddet kaldıktan sonra, topluca, çok kalabalık olarak, yeryüzüne çıkarlar. Tabii, benzeyen ile benzetilen arasında bazı farklılıklar olacaktır. Nitekim çekirgeler toprağın altında diridirler. İnsan vücudu ise ceset halindedir..." * Bak: 24:35; 29:43 ve 4:82.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Gözleri zillet içinde mezarlardan çıkarlar; tıpkı saçılmış çekirgeler gibi...

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Gözleri düşkün düşkün sanki yayılan çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Gözleri düşgün düşgün kabirlerden çıkarlar, sanki çıvgın çekirgeler gibi

    Erhan Aktaş

    Kabirlerinden baygın gözlerle çıkarlar. Etrafa dağılmış çekirgeler gibidirler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kabirlerinden baygın gözlerle çıkarlar. Etrafa dağılmış çekirgeler gibidirler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kabirlerinden baygın gözlerle çıkarlar. Etrafa dağılmış çekirgeler gibidirler.

    Gültekin Onan

    Gözleri 'zillet ve dehşetten düşmüş olarak', sanki 'yayılan' çekirgeler gibi kabirlerinden çıkarlar.

    Hasan Basri Çantay

    gözleri zelil ve hakıyr (dönüş) olarak, (hepsi de) çıvgın (ve yaygın) çekirgeler gibi, kabirler (in) den çıkacaklar,

    İbni Kesir

    Gözleri hor ve hakir olarak, yaygın çekirgeler gibi kabirlerinden çıkarlar.

    Mehmet Alagaş

    (1-8) Saat / zaman yaklaştı ve ay yarıldı. Ayet gördüklerinde yüz çevirirler ve bu süreklilik arz eden bir büyüdür / bir sihirdir / etkileme sanatıdır derler. Yalanladılar ve keyflerine / h evalarına uydular. Her işin varacağı bir kararı / ulaşacağı bir amacı var. Kesin olan şu ki onlara içinde caydırıcılık olan haberler ve tam bir gerekçe / hikmet geldi. Ama uyarmak fayda vermiyor. Onlardan yüz çevir. Çağrıcı o gün tanıma dıklarına / inkâr ettiklerine doğru çağırdığı nda, o nlar, bakışları yılgın / düşkün, etrafa yayılmış çekirge sürüleri gibi cesetlerinden çıkarlar. Çağırana doğru koşarlarken/ seğirtirlerken kafirler, bugün zorlu gün, bugün zorlu gün, derler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Gözleri düşkün (zillet içinde), sanki yayılan çekirgeler gibi kabirlerinden çıkarlar.

    Süleyman Ateş

    Gözleri düşkün düşkün (zillet ve dehşet içinde) kabirlerden çıkarlar; tıpkı yayılan çekirgeler gibidirler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Gözleri saygıyla öne eğik olarak kabirlerinden çıkar, çekirge sürüleri gibi olurlar.

    Şaban Britch

    Gözleri yere yıkık çekirgeler gibi yayılmış kabirlerinden çıkarlar.

    Şaban Piriş

    (7-8) Gözleri yere yıkık çekirgeler gibi yayılmış o çağırana koşarak kabirlerinden çıkarlar. Kafirler: -Bu, zor bir gün! derler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kaymış olarak gözleri, çıkarlar kabirlerden. Sanki çekirgelerdir, çıvgın mı çıvgın!

  8. Kamer suresi, 8. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kamer suresi, 8. ayet. مُّهْطِعِينَ إِلَى ٱلدَّاعِ يَقُولُ ٱلْكَٰفِرُونَ هَٰذَا يَوْمٌ عَسِرٌ

    Diyanet İşleri

    Davetçiye doğru koşarlarken kafirler, "Bu zor bir gün" derler.

    Mehmet Okuyan

    Boyunlarını (o) çağrıcıya uzatan kâfirler, "Bu, ne zor bir günmüş!" diyecekler.

    Mustafa İslamoğlu

    davetçiye doğru panik içinde seğirtecekler... ve o inkar edenler "Bu zor bir gün!" diye çığlık atacaklar.

    Muhammed Esed

    Çağrı sesine doğru şaşkınlık içinde koşacaklar; (ve şimdi) hakikati inkar edenler: "Bu ne felaket bir Gün'dür!" diye haykıracaklar.

    Ahmed Hulusi

    Çağırıcıya süratle koşan Hakikat bilgisini inkar edenler: "Bu şiddetli bir gündür!" derler.

    Ali Bulaç

    Boyunlarını çağırana doğru uzatmış olarak koşarlarken, kafirler derler ki: "Bu, zorlu bir gün."

    Ali Özek ve heyeti

    ve dâvetçiye koşarak kabirlerden çıkarlar. O esnada kâfirler: Bu, çok çetin bir gündür! derler.

    Ali Rıza Safa

    Çağırana doğru şaşkınlık içinde koşarlarken, nankörlük edenler, şöyle derler: "İşte bu, zorlu bir gündür!"

    Bayraktar Bayraklı

    O davetçiye koşarlar. İnkarcılar, "Bu, çok zor bir gün" derler.

    Edip Yüksel

    Çağırıcıya doğru koşarlarken, inkarcılar, "Bu zorlu bir gündür" derler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Çağırıcıya doğru koşarlarken, inkarcılar, 'Bu zorlu bir gündür,' derler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Çağırana koşarak, kafirler: "Bu çok çetin bir gündür!" derler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Çağırana koşarak, der ki kafirler: Bu pek zorlu bir gündür.

    Erhan Aktaş

    Çağırıcıya doğru koşan Kafirler: "Bu, çok zor bir gün." diyecekler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Çağırıcıya doğru koşan Kafirler: "Bu, çok zor bir gün." diyecekler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Çağırıcıya doğru koşan gerçeği yalanlayan nankörler: "Bu, çok zor bir gün." diyecekler.

    Gültekin Onan

    Boyunlarını çağırana doğru uzatmış olarak koşarlarken, kafirler derler ki: "Bu, zorlu bir gün."

    Hasan Basri Çantay

    o da'vet ediciye (boyunlarını uzatıb) koşarak. (İçlerinden) kafir olanlar (öyle) diyecek (ler): "Bu, çok sarp bir gün".

    İbni Kesir

    O çağırana koşarak kafirler: Bu, zorlu bir gündür, derler.

    Mehmet Alagaş

    (1-8) Saat / zaman yaklaştı ve ay yarıldı. Ayet gördüklerinde yüz çevirirler ve bu süreklilik arz eden bir büyüdür / bir sihirdir / etkileme sanatıdır derler. Yalanladılar ve keyflerine / h evalarına uydular. Her işin varacağı bir kararı / ulaşacağı bir amacı var. Kesin olan şu ki onlara içinde caydırıcılık olan haberler ve tam bir gerekçe / hikmet geldi. Ama uyarmak fayda vermiyor. Onlardan yüz çevir. Çağrıcı o gün tanıma dıklarına / inkâr ettiklerine doğru çağırdığı nda, o nlar, bakışları yılgın / düşkün, etrafa yayılmış çekirge sürüleri gibi cesetlerinden çıkarlar. Çağırana doğru koşarlarken/ seğirtirlerken kafirler, bugün zorlu gün, bugün zorlu gün, derler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Davetçiye doğru koşarlarken kâfirler; “Bu zor bir gün!” derler.

    Süleyman Ateş

    Boyunlarını, çağırana doğru uzatmış koşarlarken, kafirler: "Bu çetin bir gündür!" derler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Aşağılanmış bir şekilde başlarını kaldırır, kendilerini çağırana odaklanırlar. Bütün kafirler, "Bu ne çetin bir gün!" derler.

    Şaban Britch

    O çağırana koşarak… Kâfirler: "Bu, zor bir gün!" derler.

    Şaban Piriş

    (7-8) Gözleri yere yıkık çekirgeler gibi yayılmış o çağırana koşarak kabirlerinden çıkarlar. Kafirler: -Bu, zor bir gün! derler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Boyunları büküktür çağıranın önünde. Derler ki o küfre saplananlar: "Çok zorlu bir gün bu!"

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.