Diyanet İşleri
Lut kavmi de uyarıcıları yalanladı.
Kamer suresi · 33–40. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Kamer suresi, 33. ayet. كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍۭ بِٱلنُّذُرِ
Lut kavmi de uyarıcıları yalanladı.
Lut'un halkı da uyarıları yalanlamıştı.
Lut kavmi de bütün uyarıları yalanladı.
Lut halkı (da) bütün uyarılar(ımız)ı gözardı etmişti;
Lut kavmi de uyarıcıları yalanladı.
Lut kavmi de uyarıları yalanladı.
Lût'un kavmi de uyarıcı peygamberleri yalanladı.
Lut toplumu da uyarıları yalanlamıştı.
Lut'un toplumu da uyarıcıları yalanladı.
Lut halkı da uyarıları yalanlamıştı.
Lut halkı da uyarıları yalanlamıştı.
Lut'un kavmi o uyarılara yalan dediler.
Lutun kavmı o inzarlara yalan dediler
Lut'un halkı da uyarıcılarını yalanladı.
Lut'un halkı da uyarıcılarını yalanladı.
Lut'un halkı da uyarıcılarını yalanladı.
Lut kavmi de uyarıları yalanladı.
Lut kavmi (kendilerini azab ile) korkutan (emir) leri yalan saydılar.
Lut kavmi de uyarıları yalanladı.
(33-40) Lut kavmi de uyarıları yalanladı. Lut ailesi hariç onlara yağan taşlar gönderdik, Lut ailesini yanımızdan bir nimet olarak seher vaktinde kurtardık, şükreden kimsenin karşılığı / cezası böyledir. Kesin olan şu ki onlara kuvvetli yakalama uyarılarımızı yaptık , onlar da uyarmaları umurlarına almadılar. Kesin olan şu ki, onlar misafirlerden faydalanmayı dilemişlerdi, biz de onların gözlerini kör ettik, a zabımı ve uyarı larımı tadın. Kesin olan şu ki bir sabah ka rar verilen azabımız bastırdı. Azabımı ve uyarı larımı tadın. Kesin olan şu ki biz Kuranı hatıra gel ebilmesi için kolaylaştırdık, ders alabilen var mı?
Lût’un kavmi de uyarıldıkları şeyi yalanladılar.
Lut'un kavmi de uyarıları yalanladı.
Lut'un toplumu da uyarılar karşısında yalana sarıldı dipnot 1 .
Lut toplumu da bütün uyarıları yalan saymıştı.
Lût’un kavmi de o uyarıları yalanladılar.
Lut'un kavmi de tehditlerine kulak asmamıştı.
Lut kavmi de uyarıları yalanladı.
Kamer suresi, 34. ayet. إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ حَاصِبًا إِلَّآ ءَالَ لُوطٍ نَّجَّيْنَٰهُم بِسَحَرٍ
(34-35) Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgar gönderdik. Yalnız Lut'un ailesi başka. Katımızdan bir nimet olarak bir seher vakti onları kurtardık. Şükredenleri işte böyle mükafatlandırırız.
(34, 35) Lut'un ailesi (destekçileri) hariç, üzerlerine taş göndermiştik (yağdırmıştık). Onları (Lut'un destekçilerini) ise katımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtarmıştık. Biz şükredenin karşılığını işte böyle veririz.
Elbet Biz de onları bir bela fırtınasına maruz bıraktık ve seher vakti sadece Lut'un (iman) ailesini kurtardık,
Onların üzerine de öldürücü bir kasırga saldık ve şafak vakti yalnız Lut'un ailesini kurtardık,
Muhakkak ki biz onlara taşlar fırlatan kasırga irsal ettik. . . Lut'un ailesi müstesna. . . Onları seherde kurtardık.
Biz de onların üzerine taş yağdıran bir kasırga gönderdik. Yalnız Lut ailesini (bu azabtan ayrı tuttuk;) onları seher vakti kurtardık;
Biz de üstlerine taş (yağdıran bir fırtına) gönderdik. Sadece Lût ailesini seher vaktinde kurtardık.
Aslında, taş savuran bir kasırgayı, onların üzerine gönderdik. Ve güneşin doğmasına yakın, yalnızca Lut'un ailesini kurtardık.
- Lut ailesi hariç, biz de onların üzerine taş yağdırdık. Katımızdan bir nimet olarak, Lut ailesini seher vakti kurtardık. Şükredenleri işte böyle ödüllendiririz.
Üzerlerine taş yağdıran bir fırtına gönderdik, yalnız Lut'un ailesini seher vakti kurtardık.
Üzerlerine taş yağdıran bir fırtına gönderdik, yalnız Lut'un ailesini seher vakti kurtardık.
Biz de üzerlerine taşlar yağdıran (kasırga) gönderdik. Yalnız Lut ailesini bir seher vakti kurtardık,
Biz gönderdik üzerlerine taşlar yağdıran, yalnız Lutun ailesini necata çıkardık bir seher.
Biz de onların üzerlerine yok edici kasırga dipnot 1 gönderdik. Lut'un yanında yer alanlar bunun dışında tutuldu. Seher vakti onları kurtardık.
Biz de onların üzerlerine yok edici kasırga dipnot 1 gönderdik. Lut'un yanında yer alanlar bunun dışında tutuldu. Seher vakti onları kurtardık.
Biz de onların üzerlerine yok edici kasırga dipnot 1 gönderdik. Lut'un ailesi bunun dışında tutuldu. Seher vakti onları kurtardık.
Biz de onların üzerine taş yağdıran bir kasırga gönderdik. Yalnız Lut ailesini (bu azabtan ayrı tuttuk), onları seher vakti kurtardık;
Biz onlara taş (yağdıran bir fırtına) gönderdik (helak etdik). Lutun ailesi müstesna. Onları bir sehar vakti kurtardık.
Biz de üzerlerine taş yağdıran bir rüzgar yolladık. Ancak Lut'un ailesi müstesna. Onları seher vakti kurtardık.
(33-40) Lut kavmi de uyarıları yalanladı. Lut ailesi hariç onlara yağan taşlar gönderdik, Lut ailesini yanımızdan bir nimet olarak seher vaktinde kurtardık, şükreden kimsenin karşılığı / cezası böyledir. Kesin olan şu ki onlara kuvvetli yakalama uyarılarımızı yaptık , onlar da uyarmaları umurlarına almadılar. Kesin olan şu ki, onlar misafirlerden faydalanmayı dilemişlerdi, biz de onların gözlerini kör ettik, a zabımı ve uyarı larımı tadın. Kesin olan şu ki bir sabah ka rar verilen azabımız bastırdı. Azabımı ve uyarı larımı tadın. Kesin olan şu ki biz Kuranı hatıra gel ebilmesi için kolaylaştırdık, ders alabilen var mı?
Biz de üzerlerine taş yağdıran fırtına gönderdik. Ancak Lût’un ailesini seher vakti kurtarmıştık.
Biz de üstlerine (taşlar savuran) bir fırtına gönderdik, yalnız Lut ailesini seher vakti kurtardık;
Lut'un ailesi dışında kalanlara, (lav çamurlarından oluşmuş dipnot 1 ) taş ve toprak savuran bir kasırga gönderdik. Lut'un ailesini ise dipnot 2 seher vaktinde dipnot 3 kurtardık,
Lut ailesi dışında kalanlara, taş yağdıran (bulutlar dipnot 1 ) gönderdik. Lut'un ailesini, seher vaktinde oradan uzaklaştırmıştık.
Biz de üzerlerine taş yağdıran fırtına gönderdik. Ancak Lût’un ailesini, seher vakti kurtarmıştık.
Biz de üzerlerine taş yağdıran fırtına gönderdik. Ancak Lut'un ailesini, seher vakti kurtarmıştık.
Biz de üzerlerine çakıl taşları fırlatan bir rüzgar gönderdik. Sadece Lut'un ailesini, seher vakti kurtarmıştık,
Kamer suresi, 35. ayet. نِّعْمَةً مِّنْ عِندِنَا كَذَٰلِكَ نَجْزِى مَن شَكَرَ
(34-35) Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgar gönderdik. Yalnız Lut'un ailesi başka. Katımızdan bir nimet olarak bir seher vakti onları kurtardık. Şükredenleri işte böyle mükafatlandırırız.
(34, 35) Lut'un ailesi (destekçileri) hariç, üzerlerine taş göndermiştik (yağdırmıştık). Onları (Lut'un destekçilerini) ise katımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtarmıştık. Biz şükredenin karşılığını işte böyle veririz.
katımızdan bir nimet olarak: şükredenleri Biz işte böyle ödüllendiririz.
katımızdan bir nimet olarak; işte biz şükredenleri böyle ödüllendiririz.
İndimizden bir nimet olmak üzere. . . Şükredeni işte böyle cezalandırırız!
Tarafımızdan bir nimet olarak. İşte Biz, şükredenleri böyle ödüllendiririz.
Katımızdan bir nimet olarak. Biz şükredeni işte böyle mükâfatlandırırız.
Bizim katımızdan bir nimet olarak. Şükredenleri, işte böyle ödüllendiririz.
- Lut ailesi hariç, biz de onların üzerine taş yağdırdık. Katımızdan bir nimet olarak, Lut ailesini seher vakti kurtardık. Şükredenleri işte böyle ödüllendiririz.
Katımızdan bir iyilik olarak. Şükredeni işte böyle ödüllendiririz.
Katımızdan bir iyilik olarak. Şükredeni işte böyle ödüllendiririz.
Tarafımızdan bir nimet olarak! İşte şükredeni böyle karşılarız.
Tarafımızdan bir ni'met olarak, işte şükredeni böyle karşılarız
İşte şükredenleri katımızdan bir nimet olarak böyle ödüllendiririz.
İşte şükredenleri katımızdan bir nimet olarak böyle ödüllendiririz.
İşte şükredenleri katımızdan bir nimet olarak böyle ödüllendiririz.
Tarafımızdan bir nimet olarak. İşte biz, şükredenleri böyle ödüllendiririz.
Tarafımızdan bir ni'met olarak. İşte şükredenleri biz böyle mükafatlandırırız.
Katımızdan bir nimet olarak. İşte Biz; şükredeni böyle mükafatlandırırız.
(33-40) Lut kavmi de uyarıları yalanladı. Lut ailesi hariç onlara yağan taşlar gönderdik, Lut ailesini yanımızdan bir nimet olarak seher vaktinde kurtardık, şükreden kimsenin karşılığı / cezası böyledir. Kesin olan şu ki onlara kuvvetli yakalama uyarılarımızı yaptık , onlar da uyarmaları umurlarına almadılar. Kesin olan şu ki, onlar misafirlerden faydalanmayı dilemişlerdi, biz de onların gözlerini kör ettik, a zabımı ve uyarı larımı tadın. Kesin olan şu ki bir sabah ka rar verilen azabımız bastırdı. Azabımı ve uyarı larımı tadın. Kesin olan şu ki biz Kuranı hatıra gel ebilmesi için kolaylaştırdık, ders alabilen var mı?
Katımızdan bir nimet olarak şükredenleri işte böyle ödüllendiririz.
Katımızdan bir ni'met olarak. Biz şükredeni böyle mükafatlandırırız.
katımızdan bir nimet olarak... Şükredenleri /görevlerini yerine getirenleri işte böyle ödüllendiririz dipnot 1 .
Bu, katımızdan yapılan bir iyilikti. İyilik bilenleri böyle ödüllendiririz.
Katımızdan bir nimet olarak… Şükredenleri işte böyle ödüllendiririz.
Katımızdan bir nimet olarak. Şükredenleri işte böyle ödüllendiririz.
Katımızdan bir nimet olarak. Şükredeni işte böyle ödüllendiririz biz.
Kamer suresi, 36. ayet. وَلَقَدْ أَنذَرَهُم بَطْشَتَنَا فَتَمَارَوْا۟ بِٱلنُّذُرِ
Andolsun, Lut onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşıladılar.
Yemin olsun ki yakalamamızla ilgili (Lut daha önceden) kendilerini uyarmıştı, (ama) onlar bu tehditleri kuşkuyla karşılamışlardı.
Doğrusu (Lut) Bizim kıskıvrak yakalama gücümüze karşı onları uyarmıştı; fakat onlar bu uyarılara hep kuşkuyla yaklaştılar.
Aslında o, Bizim cezalandırma gücümüz konusunda onları uyarmıştı; ama onlar bu uyarılara hep şüpheyle baktılar,
Andolsun ki (Lut) onları şiddetle yakalamamız konusunda uyardı da, onlar uyarıcıları kuşkuyla karşıladılar!
Oysa andolsun, zorlu yakalamamıza karşı onları uyarmıştı. Fakat onlar, bu uyarıları kuşkuyla karşılayıp yalanlamakta direttiler.
Andolsun ki, Lût onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu tehditleri kuşkuyla karşıladılar.
Oysa gerçek şu ki, bu yakalayışımıza ilişkin onları uyarmıştı. Ama bu uyarılardan kuşku duydular.
Andolsun ki, Lut, onları bu yakalayışımıza karşı uyardı. Onlar bu uyarıları şüphe ile karşıladılar.
Onları bu yakalayışımıza karşı uyarmıştı; ancak onlar uyarıları kuşkuyla karşıladılar.
Onları bu yakalayışımıza karşı uyarmıştı; ancak onlar uyarıları kuşkuyla karşıladılar.
Andolsun ki (Lut) tutuşumuzun şiddetini kendilerine ihtar da etmişti. Fakat o ihtarları kavga ve şüphe ile karşıladılar.
Celalim hakkı için satvetimizin şiddetini kendilerine ıhtar da etmiş idi, fakat o ıhtarları cidal ile karşıladılar
Ant olsun ki yakalayıp tutuşumuza karşı onları uyarmıştı. Ne var ki onlar bu uyarıları kuşku ile karşıladılar.
Ant olsun ki yakalayıp tutuşumuza karşı onları uyarmıştı. Ne var ki onlar bu uyarıları kuşku ile karşıladılar.
Ant olsun ki yakalayıp tutuşumuza karşı onları uyarmıştı. Ne var ki onlar bu uyarıları kuşku ile karşıladılar.
Oysa andolsun, zorlu yakalamamıza karşı onları uyarmıştı. Fakat onlar, bu uyarıları kuşkuyla karşılayıp yalanlamakta direttiler.
Andolsun ki (Lut) onlara (kendilerini) azab ile yakalayacağımızı da haber vermişdi. Fakat onlar bu korkutmaları şübhe ile tekzib etdiler.
Andolsun ki; onlara, azab ile yakalayacağımızı da haber vermişti. Ama onlar bu uyarıları kuşku ile karşılayarak yalanladılar.
(33-40) Lut kavmi de uyarıları yalanladı. Lut ailesi hariç onlara yağan taşlar gönderdik, Lut ailesini yanımızdan bir nimet olarak seher vaktinde kurtardık, şükreden kimsenin karşılığı / cezası böyledir. Kesin olan şu ki onlara kuvvetli yakalama uyarılarımızı yaptık , onlar da uyarmaları umurlarına almadılar. Kesin olan şu ki, onlar misafirlerden faydalanmayı dilemişlerdi, biz de onların gözlerini kör ettik, a zabımı ve uyarı larımı tadın. Kesin olan şu ki bir sabah ka rar verilen azabımız bastırdı. Azabımı ve uyarı larımı tadın. Kesin olan şu ki biz Kuranı hatıra gel ebilmesi için kolaylaştırdık, ders alabilen var mı?
Lût, and olsun ki, onları Bizim yakalamamızla uyarmıştı, ama onlar uyarmaları şüphe ile karşıladılar.
Lut, onları bizim yakalamamıza karşı uyarmıştı, fakat uyarılara karşı kuşku duydular.
Lut, vuracağımız darbe hakkında onları uyarmıştı dipnot 1 ama uyarıları kuşkuyla karşıladılar.
Lut, kıskıvrak yakalayacağımız konusunda onları uyarmıştı ama uyarıları ciddiye almadılar.
Lût, onları şiddetli azabımız hakkında uyarmıştı. Ama onlar, uyarıları şüphe ile karşıladılar.
Lut, onları şiddetli azabımız hakkında uyarmıştı. Ama onlar, uyarıları şüphe ile karşıladılar.
Yemin olsun, Lut onları bizim yakalayışımız hakkında uyarmıştı da onlar, uyarılarla ilgili olarak kuşkulanıp çekişmişlerdi.
Kamer suresi, 37. ayet. وَلَقَدْ رَٰوَدُوهُ عَن ضَيْفِهِۦ فَطَمَسْنَآ أَعْيُنَهُمْ فَذُوقُوا۟ عَذَابِى وَنُذُرِ
Andolsun, onlar onun (meleklerden olan) misafirlerinden nefislerindeki kötü arzuları tatmin etmek istediler. Biz de onların gözlerini silme kör ettik. "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" dedik.
Yemin olsun ki onlar (Lut'un) misafirlerinden (ahlaksızca) yararlanmak bile istemişlerdi de gözlerini kör etmiştik. (Kendilerine) "Benim azabımı ve benim uyarılarım(a itibar etmemenizin sonucunu) tadın!" (demiştik).
Daha beteri arzularını onun misafirlerinden tatmin etmek için onunla çekiştiler; bunun üzerine Biz de gözlerini kör ettik; "Madem uyarımı (göz ardı ettiniz), o halde azabımı tadın!" (dedik).
Ve hatta o'ndan misafirlerini (kendilerine) teslim etmesini istediler. Bunun üzerine onları (gerçeği) görmekten yoksun bıraktık. "Uyarılarım gözardı edildiğinde başınıza gelen azabı tadın bakalım!" (diye seslendik.)
Andolsun ki Onun (Lut'un) konuklarından (şehvetle) zevk almak istediler de bu yüzden (görüşlerini) tam bir körlüğe soktuk! "Şimdi tadın azabımı ve uyarmalarımı!"
Andolsun onlar, onun konuklarından da murad almak için baskı yaptılar. Biz de onların gözlerini silip kör ettik. "İşte azabımı ve uyarmamı tadın."
Onlar Lût'un misafirlerine karşı kötülük yapmayı planlamışlardı. Hemen biz onların gözlerini silme kör ettik. «Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!» (dedik).
Üstelik gerçek şu ki, Onun konuklarına göz koydular. Bunun üzerine, onları, görmekten yoksun bıraktık. dipnot 474 "Artık tadın, cezamı ve uyardıklarımı!"
Andolsun ki, onlar Lut'tan misafirlerini kendilerine teslim etmesini istediler. Bunun üzerine biz de onların gözlerini kör ettik. "Cezamı ve uyarımı tadın!" dedik.
Onun konuklarına göz diktiler, biz de onları kör ettik. Azabımı ve uyarılarımı tadın bakalım.
Onun konuklarına göz diktiler, biz de onları kör ettik. Azabımı ve uyarılarımı tadın bakalım.
Ve onun konuklarından murad almaya kalkıştılar. Biz de gözlerini siliverdik (kör ettik) ve: "Tadın bakalım azabımı ve uyanlarımı." dedik.
Ve onun müsafirlerinden kam almağa kalkıştılar, biz de gözlerini siliverdik de tadın bakalım dedik azabımı ve inzarlarımı?
Ant olsun ki onun misafirlerinden cinsel yönden yararlanmak istediler. Bunun üzerine gözlerini sildik. dipnot 1 Azabımı ve uyarılarımı tadın.
Ant olsun ki onun misafirlerinden cinsel yönden yararlanmak istediler. Bunun üzerine gözlerini sildik. dipnot 1 Azabımı ve uyarılarımı tadın.
Ant olsun ki onun misafirlerinden cinsel yönden yararlanmak istediler. Bunun üzerine gözlerini sildik. dipnot 1 Azabımı ve uyarılarımı tadın.
Andolsun onlar, onun konuklarından da murad almak için baskı, yaptılar. Biz de onların gözlerini silip kör ettik. "İşte azabımı ve uyarmamı tadın."
Andolsun ki onlar müsafirlerine (bile) kötülük yapmayı kasd etmişlerdi. Biz de gözlerini silme kör ediverdik. "İşte, (dedik,) azabımı ve tehdidlerimi (n akıbetini) tadın".
Andolsun ki; onlar, misafirlerine kötülük yapmayı kasdetmişlerdi. Biz de gözlerini kör ettik. Azabımı ve tehdidimi tadın.
(33-40) Lut kavmi de uyarıları yalanladı. Lut ailesi hariç onlara yağan taşlar gönderdik, Lut ailesini yanımızdan bir nimet olarak seher vaktinde kurtardık, şükreden kimsenin karşılığı / cezası böyledir. Kesin olan şu ki onlara kuvvetli yakalama uyarılarımızı yaptık , onlar da uyarmaları umurlarına almadılar. Kesin olan şu ki, onlar misafirlerden faydalanmayı dilemişlerdi, biz de onların gözlerini kör ettik, a zabımı ve uyarı larımı tadın. Kesin olan şu ki bir sabah ka rar verilen azabımız bastırdı. Azabımı ve uyarı larımı tadın. Kesin olan şu ki biz Kuranı hatıra gel ebilmesi için kolaylaştırdık, ders alabilen var mı?
Onlar Lût'un misafirlerini elde etmeye kalkıştılar. Hemen biz onların gözlerini silme kör ettik; "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" (dedik).
Onun (güzel delikanlılar şeklinde görünen melek) konuklarından murad almağa kalkıştılar. Biz de gözlerini siliverdik: "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!"
Üstelik Lut'tan, ısrarla onun konukları ile birlikte olmayı istediler dipnot 1 . Biz de onların gözlerini kör ettik dipnot 2 . "Azabımı ve uyarılarımı şimdi tadın bakalım."
Üstelik Lut'un konuklarını elde etmeye çalışıyorlardı ki gözlerini kör ediverdik: "Şimdi uyarıların ardından gelen azabımın tadına varın."
Onlar Lut'un misafirlerine karşı kötülük yapmayı/elde etmeyi istediler. Biz de onların gözlerini silip kör ettik. "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" (dedik).
Onlar, Lut'un misafirlerinden murat almak istemişlerdi. Biz de onların gözlerini kör ettik. -Şimdi tadına bakın azabımın ve tehdidimin!
Yemin olsun, Lut'un misafirlerinden nefislerini tatmin etmek istemişlerdi de onların gözlerini silme kör etmiştik. Hadi, tadın azabımı ve uyarılarımı?
Kamer suresi, 38. ayet. وَلَقَدْ صَبَّحَهُم بُكْرَةً عَذَابٌ مُّسْتَقِرٌّ
Andolsun, onlara sabahleyin erkenden kalıcı bir azap geldi.
Bir sabah erkenden onları kararlı bir azap yakalamıştı.
Mamafih, sabahleyin erkenden kalıcı izler bırakan bir azap onları kuşattı:
Nitekim sabahın erken vaktinde (etkileri) kalıcı bir azap onları yakaladı:
Andolsun ki yerini bulmuş azap onlara sabahleyin bastırdı.
Andolsun onları bir sabah vakti erkenden, üzerlerinde kararını kılmış bir azab yakalayıp bastırıverdi.
Bir sabah kendilerine, yakalarını bir daha bırakmayacak olan bir azap gelip çattı.
Ve gerçek şu ki, kalıcı bir ceza, sabah erkenden onları yakaladı.
Andolsun ki, bir sabah kendilerine, yakalarını bir daha bırakmayacak olan bir azap gelip çattı.
Ertesi gün, yaman bir azap sabahlarını kutladı.
Ertesi gün, yaman bir azap sabahlarını kutladı.
Andolsun ki, kendilerini kararlı bir azap bir sabah bastırıverdi.
Ve Celalim hakkı için bastırıverdi kendilerini bir sabah bir azabı müstekır
Ant olsun ki, onları sabahleyin kalıcı bir azap yakaladı.
Ant olsun ki, onları sabahleyin kalıcı bir azap yakaladı.
Ant olsun ki, onları sabahleyin kalıcı bir azap yakaladı.
Andolsun onları bir sabah vakti erkenden, üzerlerinde kararını kılmış bir azab yakalayıp bastırıverdi.
Andolsun ki onlara bir sabah, (yakalarını) asla bırakmayacak olan bir azab baskın yapdı.
Andolsun ki; bir sabah erken, önü alınmaz bir azab geldi başlarına.
(33-40) Lut kavmi de uyarıları yalanladı. Lut ailesi hariç onlara yağan taşlar gönderdik, Lut ailesini yanımızdan bir nimet olarak seher vaktinde kurtardık, şükreden kimsenin karşılığı / cezası böyledir. Kesin olan şu ki onlara kuvvetli yakalama uyarılarımızı yaptık , onlar da uyarmaları umurlarına almadılar. Kesin olan şu ki, onlar misafirlerden faydalanmayı dilemişlerdi, biz de onların gözlerini kör ettik, a zabımı ve uyarı larımı tadın. Kesin olan şu ki bir sabah ka rar verilen azabımız bastırdı. Azabımı ve uyarı larımı tadın. Kesin olan şu ki biz Kuranı hatıra gel ebilmesi için kolaylaştırdık, ders alabilen var mı?
Andolsun ki, bir sabah erkenden kalıcı bir azap üzerlerine çöküverdi.
Sabah erken, onları kararlı bir azab yakaladı.
Sabahleyin erkenden onlara kalıcı bir azap indi dipnot 1 .
Sabah erkenden onları kalıcı bir azap karşıladı.
Andolsun ki bir sabah erkenden, daim bir azap çöküverdi.
Andolsun ki bir sabah erkenden, bir azap çöküverdi.
Yemin olsun, sabahleyin erkenden, kararlı ve oturaklı bir azap yakaladı onları.
Kamer suresi, 39. ayet. فَذُوقُوا۟ عَذَابِى وَنُذُرِ
"Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" dedik.
(Kendilerine) "Azabımı ve uyarılarım(a itibar etmemenizin sonucunu) tadın!" (demiştik).
sonunda, uyarımın (dinlenilmemesi) halinde azabım nasıl olurmuş (gördüler).
"Uyarılarım gözardı edildiğinde başınıza gelen azabı tadın bakalım!"
Şimdi tadın azabımı ve uyarmalarımı!
Şimdi azabımı ve uyarmamı tadın.
İşte azabımı ve uyarılarımı tadın! (denildi).
"Artık, tadın, cezamı ve uyardıklarımı!"
İşte, azabımı ve uyarımı tadın!
Azabımı ve uyarılarımı tadın bakalım.
Azabımı ve uyarılarımı tadın bakalım.
Tadın bakalım azabımı ve uyarılarımı!
Tadın bakalım azabımı ve inzarlarımı
Haydi! Tadın bakalım, azabımı ve uyarılarımı!
Haydi! Tadın bakalım, azabımı ve uyarılarımı!
Haydi! Tadın bakalım, azabımı ve uyarılarımı!
Şimdi azabımı ve uyarmamı tadın.
"İşte tadın benim azabımı ve tehdidlerimi (n akıbetini)".
Tadın, işte azabımı ve tehditlerimi.
(33-40) Lut kavmi de uyarıları yalanladı. Lut ailesi hariç onlara yağan taşlar gönderdik, Lut ailesini yanımızdan bir nimet olarak seher vaktinde kurtardık, şükreden kimsenin karşılığı / cezası böyledir. Kesin olan şu ki onlara kuvvetli yakalama uyarılarımızı yaptık , onlar da uyarmaları umurlarına almadılar. Kesin olan şu ki, onlar misafirlerden faydalanmayı dilemişlerdi, biz de onların gözlerini kör ettik, a zabımı ve uyarı larımı tadın. Kesin olan şu ki bir sabah ka rar verilen azabımız bastırdı. Azabımı ve uyarı larımı tadın. Kesin olan şu ki biz Kuranı hatıra gel ebilmesi için kolaylaştırdık, ders alabilen var mı?
"Tadın azabımı ve tehdidimi!"
"Azabımı ve uyarılarımı(n akıbetini) tadın!"
"Azabımı ve uyarılarımı şimdi tadın bakalım."
"Uyarıların ardından gelen azabımın tadına varın."
Tadın azabımı ve tehdidimi!
-Tadın azabımı ve tehdidimi!
Hadi, tadın azabımı ve uyarılarımı!
Kamer suresi, 40. ayet. وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ
Andolsun, biz Kur'an'ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?
Yemin olsun ki Kur'an'ı (gerçeği) hatırla(t)mak için kolaylaştırdık. Hatırlayan var mı?
İşte Biz bu Kur'an'ı ders alınsın diye kolaylaştırdır: öyleyse yok mudur ders alan!
Bu nedenle, Biz bu Kuran'ı akılda kolay tutulur kıldık. Öyleyse, yok mudur ondan ders almak isteyen?
Andolsun ki Kuran'ı kolaylaştırdık, hakikatin hatırlanması ve tefekkürü için! Buna göre bir düşünen yok mu?
Andolsun Biz Kur'an'ı zikr (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp düşünen var mı?
Andolsun biz Kur'an'ı, öğüt almak için kolaylaştırdık. O halde düşünüp ibret alan yok mu?
Üstelik gerçek şu ki, Kur'an'ı, düşünmek için kolaylaştırdık. Artık, öğüt alan var mı?
Andolsun ki Kur'an'ı,düşünenler için kolaylaştırdık. Düşünen var mı?
Kuran'ı mesaj için kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?
Kuran'ı mesaj için kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?
Andolsun ki, Kur'an'ı düşünmek için kolaylaştırdık, fakat düşünen mi var?
Şanım namına Kur'anı müyesser de kıldık düşünmek için, fakat düşünen mi var?
Ant olsun Biz, Kur'an'ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Var mı öğüt alıp düşünen?
Ant olsun Biz, Kur'an'ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Var mı öğüt alıp düşünen?
Ant olsun Biz, Kur'an'ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Var mı öğüt alıp düşünen?
Andolsun biz Kuran'ı zikr (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp düşünen var mı?
Andolsun ki biz Kur'anı düşünmek için kolaylaşdırmışızdır. O halde var mı düşünen?
Andolsun ki; Biz, Kur'an'ı düşünmek için kolaylaştırdık. Düşünüp ibret alan var mı?
(33-40) Lut kavmi de uyarıları yalanladı. Lut ailesi hariç onlara yağan taşlar gönderdik, Lut ailesini yanımızdan bir nimet olarak seher vaktinde kurtardık, şükreden kimsenin karşılığı / cezası böyledir. Kesin olan şu ki onlara kuvvetli yakalama uyarılarımızı yaptık , onlar da uyarmaları umurlarına almadılar. Kesin olan şu ki, onlar misafirlerden faydalanmayı dilemişlerdi, biz de onların gözlerini kör ettik, a zabımı ve uyarı larımı tadın. Kesin olan şu ki bir sabah ka rar verilen azabımız bastırdı. Azabımı ve uyarı larımı tadın. Kesin olan şu ki biz Kuranı hatıra gel ebilmesi için kolaylaştırdık, ders alabilen var mı?
Andolsun ki, Kur'an'ı öğüt alınması için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alan var mı?
Andolsun biz Kur'an'ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur?
Biz Kur'an'ı, bilgi edinilmesi için gerçekten kolaylaştırdık. Peki, o bilgiyi alan var mı dipnot 1 ?
Doğru bilgiye ulaşılsın diye Kur'an'ı (ayetler kümesini bulmayı) kolaylaştırdık. O bilgiye ulaşan var mı?
Andolsun ki Kur’an’ı da okunması/düşünülmesi için kolaylaştırdık, öğüt alan var mı?
Andolsun ki öğüt olması için Kur'an'ı kolaylaştırdık. İbret alan var mı?
Yemin olsun ki, biz, Kur'an'ı öğüt ve ibret için kolaylaştırdık. Fakat düşünen mi var?!
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.