41. sure

Fussilet Suresi فصلت

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 8 konu
  1. Ayrıntılı kılınmış Kur'an ve kalpleri örtülü olanlar 1–8 karşılaştır — Ayrıntılı kılınmış Kur'an ve kalpleri örtülü olanlar
  2. Yerin ve göklerin yaratılış evreleri 9–12 karşılaştır — Yerin ve göklerin yaratılış evreleri
  3. Âd ve Semûd 13–18 karşılaştır — Âd ve Semûd
  4. Derilerin şahitliği ve başa sarılan arkadaşlar 19–25 karşılaştır — Derilerin şahitliği ve başa sarılan arkadaşlar
  5. "Bu Kur'an'ı dinlemeyin"; dosdoğru olanlar 26–32 karşılaştır — "Bu Kur'an'ı dinlemeyin"; dosdoğru olanlar
  6. En güzel söz; kötülüğü en güzel şekilde savmak 33–36 karşılaştır — En güzel söz; kötülüğü en güzel şekilde savmak
  7. Gece, gündüz, güneş, ay ve Arapça Kur'an 37–44 karşılaştır — Gece, gündüz, güneş, ay ve Arapça Kur'an
  8. Kıyametin bilgisi, insanın nankörlüğü ve ufuklardaki deliller 45–54 karşılaştır — Kıyametin bilgisi, insanın nankörlüğü ve ufuklardaki deliller

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Ayrıntılı kılınmış Kur'an ve kalpleri örtülü olanlar 1–8

  1. Fussilet suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 1. ayet. حمٓ

    ḥâ-mîm.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ha, Mim.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 1. ayet

  2. Fussilet suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 2. ayet. تَنزِيلٌ مِّنَ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

    tenzîlüm mine-rraḥmâni-rraḥîm.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Rahmeti bol ve kesintisiz olan tarafından indirilmiştir.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 2. ayet

  3. Fussilet suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 3. ayet. كِتَٰبٌ فُصِّلَتْ ءَايَٰتُهُۥ قُرْءَانًا عَرَبِيًّا لِّقَوْمٍ يَعْلَمُونَ

    kitâbün füṣṣilet âyâtühû ḳur'ânen `arabiyyel liḳavmiy ya`lemûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bilen dipnot 1 bir toplum için, ayetleri detaylandırılmış, Arapça kur'an dipnot 2 bir Kitap'tır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçeği kavrayan.
    2. metne dön, dipnot 2
      Okunan. Ayette yer alan kur'an sözcüğü, bilinen anlamda Kerim Kuran değil, sözcüğün öncelikli anlamı olan "okumak, okunan, okunmak" anlamındadır. Dolayısı ile ayete Arapça bir Kur'an şeklinde anlam verilmesi doğru değildir.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 3. ayet

  4. Fussilet suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 4. ayet. بَشِيرًا وَنَذِيرًا فَأَعْرَضَ أَكْثَرُهُمْ فَهُمْ لَا يَسْمَعُونَ

    beşîrav veneẕîrâ. fea`raḍa ekŝeruhüm fehüm lâ yesme`ûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Müjdeleyici ve uyarıcı olarak. Fakat insanların çoğu ondan yüz çevirmekte ve onu dinlememektedirler.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 4. ayet

  5. Fussilet suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 5. ayet. وَقَالُوا۟ قُلُوبُنَا فِىٓ أَكِنَّةٍ مِّمَّا تَدْعُونَآ إِلَيْهِ وَفِىٓ ءَاذَانِنَا وَقْرٌ وَمِنۢ بَيْنِنَا وَبَيْنِكَ حِجَابٌ فَٱعْمَلْ إِنَّنَا عَٰمِلُونَ

    veḳâlû ḳulûbünâ fî ekinnetim mimmâ ted`ûnâ ileyhi vefî âẕâninâ vaḳruv vemim beyninâ vebeynike ḥicâbün fa`mel innenâ `âmilûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Bizi kendisine çağırdığın şeye karşı, kalplerimiz örtülü, kulaklarımızda bir ağırlık ve bizimle senin aranda bir perde vardır. Artık sen, bildiğini yap, biz de bildiğimizi yapacağız." dediler.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 5. ayet

  6. Fussilet suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 6. ayet. قُلْ إِنَّمَآ أَنَا۠ بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ يُوحَىٰٓ إِلَىَّ أَنَّمَآ إِلَٰهُكُمْ إِلَٰهٌ وَٰحِدٌ فَٱسْتَقِيمُوٓا۟ إِلَيْهِ وَٱسْتَغْفِرُوهُ وَوَيْلٌ لِّلْمُشْرِكِينَ

    ḳul innemâ ene beşerum miŝlüküm yûḥâ ileyye ennemâ ilâhüküm ilâhüv vâḥidün festeḳîmû ileyhi vestagfirûh. veveylül lilmüşrikîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Ben de sizin gibi bir insanım. Bana vahyolunuyor ki, sizin ilahınız, bir tek ilahtır. Öyleyse doğrudan O'na yönelin ve yalnızca O'ndan bağışlanma dileyin. Müşriklerin vay haline!"

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 6. ayet

  7. Fussilet suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 7. ayet. ٱلَّذِينَ لَا يُؤْتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَهُم بِٱلْـَٔاخِرَةِ هُمْ كَٰفِرُونَ

    elleẕîne lâ yü'tûne-zzekâte vehüm bil'âḫirati hüm kâfirûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar zekat dipnot 1 vermezler. Ahireti inkar ederler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zekat sözcüğü, burada "mali yükümlülük" anlamında değil, sözcüğün diğer anlamları olan "arınma, eş koşmaksızın Allah'a yönelme, benliğin her türlü kötülükten arınması, temizlenmesi, arı duru hale gelmesi." anlamına gelmektedir. Zira bu ayet indiğinde mali yardım anlamında zekat henüz farz kılınmamıştı. Onlardan kasıt da müşriklerdir zaten.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 7. ayet

  8. Fussilet suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 8. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُمْ أَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍ

    inne-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti lehüm ecrun gayru memnûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İnanan ve salihatı dipnot 1 yapanlar, onlar için kesintisiz ödül vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bozuk olan şeyi düzeltmek, düzelticilik yapmak, yapıcı olmak, düzeltmeye yönlendirmek, teşvik etmek.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 8. ayet

Yerin ve göklerin yaratılış evreleri 9–12

  1. Fussilet suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 9. ayet. قُلْ أَئِنَّكُمْ لَتَكْفُرُونَ بِٱلَّذِى خَلَقَ ٱلْأَرْضَ فِى يَوْمَيْنِ وَتَجْعَلُونَ لَهُۥٓ أَندَادًا ذَٰلِكَ رَبُّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    ḳul einneküm letekfürûne billeẕî ḫaleḳa-l'arḍa fî yevmeyni vetec`alûne lehû endâdâ. ẕâlike rabbü-l`âlemîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Gerçekten de yeri iki günde yaratana mı nankörlük ediyorsunuz? O'na denk olanlar mı görüyorsunuz? O, alemlerin Rabb'idir."

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 9. ayet

  2. Fussilet suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 10. ayet. وَجَعَلَ فِيهَا رَوَٰسِىَ مِن فَوْقِهَا وَبَٰرَكَ فِيهَا وَقَدَّرَ فِيهَآ أَقْوَٰتَهَا فِىٓ أَرْبَعَةِ أَيَّامٍ سَوَآءً لِّلسَّآئِلِينَ

    vece`ale fîhâ ravâsiye min fevḳihâ vebârake fîhâ veḳaddera fîhâ aḳvâtehâ fî erbe`ati eyyâm. sevâel lissâilîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Orada; onun üzerinde sabit dağlar oluşturdu. Ve orayı bereketli kıldı. Orada rızkını temin etmek isteyenler için, rızıkları, fark gözetmeden dört gün içinde takdir etti.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 10. ayet

  3. Fussilet suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 11. ayet. ثُمَّ ٱسْتَوَىٰٓ إِلَى ٱلسَّمَآءِ وَهِىَ دُخَانٌ فَقَالَ لَهَا وَلِلْأَرْضِ ٱئْتِيَا طَوْعًا أَوْ كَرْهًا قَالَتَآ أَتَيْنَا طَآئِعِينَ

    ŝümme-stevâ ile-ssemâi vehiye düḫânün feḳâle lehâ velil'arḍi-'tiyâ ṭav`an ev kerhâ. ḳâletâ eteynâ ṭâi`în.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi. Ona ve yeryüzüne: "İsteyerek veya istemeyerek gelin!" dedi. İkisi de: "İsteyerek geldik." dediler. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu, Allah'ın evrene koyduğu yasaların mecazi anlatımıdır.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 11. ayet

  4. Fussilet suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 12. ayet. فَقَضَىٰهُنَّ سَبْعَ سَمَٰوَاتٍ فِى يَوْمَيْنِ وَأَوْحَىٰ فِى كُلِّ سَمَآءٍ أَمْرَهَا وَزَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنْيَا بِمَصَٰبِيحَ وَحِفْظًا ذَٰلِكَ تَقْدِيرُ ٱلْعَزِيزِ ٱلْعَلِيمِ

    feḳaḍâhünne seb`a semâvâtin fî yevmeyni veevḥâ fî külli semâin emrahâ. vezeyyenne-ssemâe-ddünyâ bimeṣâbîḥ. veḥifżâ. ẕâlike taḳdîru-l`azîzi-l`alîm.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Böylece onları iki günde yedi gök olarak tamamladı. Ve her göğe işini vahyetti. dipnot 1 Ve dünya göğünü kandillerle süsleyip koruduk. İşte bu, Mutlak Üstün Olan ve Her Şeyi Bilen'in takdiridir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yasalarını koydu.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 12. ayet

Âd ve Semûd 13–18

  1. Fussilet suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 13. ayet. فَإِنْ أَعْرَضُوا۟ فَقُلْ أَنذَرْتُكُمْ صَٰعِقَةً مِّثْلَ صَٰعِقَةِ عَادٍ وَثَمُودَ

    fein a`raḍû feḳul enẕertüküm ṣâ`iḳatem miŝle ṣâ`iḳati `âdiv veŝemûd.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer hala yüz çevirirlerse, onlara de ki: "Adn ve Semud'un yıldırımı gibi bir yıldırıma karşı sizi uyardım."

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 13. ayet

  2. Fussilet suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 14. ayet. إِذْ جَآءَتْهُمُ ٱلرُّسُلُ مِنۢ بَيْنِ أَيْدِيهِمْ وَمِنْ خَلْفِهِمْ أَلَّا تَعْبُدُوٓا۟ إِلَّا ٱللَّهَ قَالُوا۟ لَوْ شَآءَ رَبُّنَا لَأَنزَلَ مَلَٰٓئِكَةً فَإِنَّا بِمَآ أُرْسِلْتُم بِهِۦ كَٰفِرُونَ

    iẕ câethümü-rrusülü mim beyni eydîhim vemin ḫalfihim ellâ ta`büdû ille-llâh. ḳâlû lev şâe rabbünâ leenzele melâiketen feinnâ bimâ ürsiltüm bihî kâfirûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hani! Onlara, onlardan önceki ve sonrakilere, "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin." diye rasuller gelmişti. Onlar, "Eğer Rabb'imiz isteseydi kesinlikle melekler indirirdi. O halde biz kendisiyle gönderilmiş olduğunuz şeyleri inkar ediyoruz." demişlerdi.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 14. ayet

  3. Fussilet suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 15. ayet. فَأَمَّا عَادٌ فَٱسْتَكْبَرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ بِغَيْرِ ٱلْحَقِّ وَقَالُوا۟ مَنْ أَشَدُّ مِنَّا قُوَّةً أَوَلَمْ يَرَوْا۟ أَنَّ ٱللَّهَ ٱلَّذِى خَلَقَهُمْ هُوَ أَشَدُّ مِنْهُمْ قُوَّةً وَكَانُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا يَجْحَدُونَ

    feemmâ `âdün festekberû fi-l'arḍi bigayri-lḥaḳḳi veḳâlû men eşeddü minnâ ḳuvveh. evelem yerav enne-llâhe-lleẕî ḫaleḳahüm hüve eşeddü minhüm ḳuvveh. vekânû biâyâtinâ yecḥadûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ad'a gelince, onlar yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar: "Bizden daha güçlü kim olabilir?" dediler. Kendilerini yaratan Allah'ın, kendilerinden daha güçlü olduğunu görmediler mi? Ayetlerimizi bile bile reddediyorlardı.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 15. ayet

  4. Fussilet suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 16. ayet. فَأَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِيحًا صَرْصَرًا فِىٓ أَيَّامٍ نَّحِسَاتٍ لِّنُذِيقَهُمْ عَذَابَ ٱلْخِزْىِ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَلَعَذَابُ ٱلْـَٔاخِرَةِ أَخْزَىٰ وَهُمْ لَا يُنصَرُونَ

    feerselnâ `aleyhim rîḥan ṣarṣaran fî eyyâmin neḥisâtil linüẕîḳahüm `aẕâbe-lḫizyi fi-lḥayâti-ddünyâ. vele`aẕâbü-l'âḫirati aḫzâ vehüm lâ yünṣarûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bunun üzerine, dünya hayatında zillet azabını onlara tattırmamız için, o bahtsız günlerde dondurucu bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı ise elbette daha rezil edicidir. Ve onlara yardım da olunmaz.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 16. ayet

  5. Fussilet suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 17. ayet. وَأَمَّا ثَمُودُ فَهَدَيْنَٰهُمْ فَٱسْتَحَبُّوا۟ ٱلْعَمَىٰ عَلَى ٱلْهُدَىٰ فَأَخَذَتْهُمْ صَٰعِقَةُ ٱلْعَذَابِ ٱلْهُونِ بِمَا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ

    veemmâ ŝemûdü fehedeynâhüm festeḥabbü-l`amâ `ale-lhüdâ feeḫaẕethüm ṣâ`iḳatü-l`aẕâbi-lhûni bimâ kânû yeksibûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Semud kavmine gelince, onlara doğru yolu göstermiştik. Fakat onlar körlüğü doğru yola tercih ettiler. Bunun üzerine, yaptıkları şeyler nedeniyle, alçaltıcı azabın yıldırımı onları yakaladı.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 17. ayet

  6. Fussilet suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 18. ayet. وَنَجَّيْنَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَكَانُوا۟ يَتَّقُونَ

    venecceyne-lleẕîne âmenû vekânû yetteḳûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz, inanan ve takvalı davranan kimseleri kurtardık.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 18. ayet

Derilerin şahitliği ve başa sarılan arkadaşlar 19–25

  1. Fussilet suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 19. ayet. وَيَوْمَ يُحْشَرُ أَعْدَآءُ ٱللَّهِ إِلَى ٱلنَّارِ فَهُمْ يُوزَعُونَ

    veyevme yuḥşeru a`dâü-llâhi ile-nnâri fehüm yûza`ûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O gün, Allah'ın düşmanları bir araya getirilip topluca ateşe sürülecekler.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 19. ayet

  2. Fussilet suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 20. ayet. حَتَّىٰٓ إِذَا مَا جَآءُوهَا شَهِدَ عَلَيْهِمْ سَمْعُهُمْ وَأَبْصَٰرُهُمْ وَجُلُودُهُم بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    ḥattâ iẕâ mâ câûhâ şehide `aleyhim sem`uhüm veebṣâruhüm vecülûdühüm bimâ kânû ya`melûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Nihayet oraya geldikleri zaman, yapmış oldukları şeylere; işitme, görme duyuları ve bedenleri kendi aleyhlerine tanıklık ederler.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 20. ayet

  3. Fussilet suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 21. ayet. وَقَالُوا۟ لِجُلُودِهِمْ لِمَ شَهِدتُّمْ عَلَيْنَا قَالُوٓا۟ أَنطَقَنَا ٱللَّهُ ٱلَّذِىٓ أَنطَقَ كُلَّ شَىْءٍ وَهُوَ خَلَقَكُمْ أَوَّلَ مَرَّةٍ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

    veḳâlû licülûdihim lime şehittüm `aleynâ. ḳâlû enṭaḳane-llâhü-lleẕî enṭaḳa külle şey'iv vehüve ḫaleḳaküm evvele merrativ veileyhi türce`ûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bedenlerine, "Niçin aleyhimize tanıklık ettiniz? dediler. Bedenleri de: "Bizi, her şeyi konuşturan Allah konuşturdu. Sizi ilk defa O yarattı ve O'na döndürülüyorsunuz."

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 21. ayet

  4. Fussilet suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 22. ayet. وَمَا كُنتُمْ تَسْتَتِرُونَ أَن يَشْهَدَ عَلَيْكُمْ سَمْعُكُمْ وَلَآ أَبْصَٰرُكُمْ وَلَا جُلُودُكُمْ وَلَٰكِن ظَنَنتُمْ أَنَّ ٱللَّهَ لَا يَعْلَمُ كَثِيرًا مِّمَّا تَعْمَلُونَ

    vemâ küntüm testetirûne ey yeşhede `aleyküm sem`uküm velâ ebṣâruküm velâ cülûdüküm velâkin żanentüm enne-llâhe lâ ya`lemü keŝîram mimmâ ta`melûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İşitme ve görme duyunuz ve bedeniniz aleyhinize tanıklık eder diye sakınmıyordunuz. Yapmakta olduğunuz birçok şeyi Allah'ın bilmediğini zannediyordunuz.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 22. ayet

  5. Fussilet suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 23. ayet. وَذَٰلِكُمْ ظَنُّكُمُ ٱلَّذِى ظَنَنتُم بِرَبِّكُمْ أَرْدَىٰكُمْ فَأَصْبَحْتُم مِّنَ ٱلْخَٰسِرِينَ

    veẕâliküm żannükümü-lleẕî żanentüm birabbiküm erdâküm feaṣbaḥtüm mine-lḫâsirîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İşte Rabb'iniz hakkındaki bu zannınız, sizi helake sürükledi. Böylece hüsrana uğrayanlardan oldunuz.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 23. ayet

  6. Fussilet suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 24. ayet. فَإِن يَصْبِرُوا۟ فَٱلنَّارُ مَثْوًى لَّهُمْ وَإِن يَسْتَعْتِبُوا۟ فَمَا هُم مِّنَ ٱلْمُعْتَبِينَ

    feiy yaṣbirû felnâru meŝvel lehüm. veiy yesta`tibû femâ hüm mine-lmü`tebîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Artık dayanabilirlerse dipnot 1 , onlar için konaklama yeri ateştir. Eğer özür beyan edip dipnot 2 af isteseler de onlar affedilecek olanlardan değillerdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İster dayanabilsinler, ister dayanamasınlar.
    2. metne dön, dipnot 2
      Pişman olduklarını ve kendilerine bir şans daha verilmesini istemek.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 24. ayet

  7. Fussilet suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 25. ayet. وَقَيَّضْنَا لَهُمْ قُرَنَآءَ فَزَيَّنُوا۟ لَهُم مَّا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَحَقَّ عَلَيْهِمُ ٱلْقَوْلُ فِىٓ أُمَمٍ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِهِم مِّنَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ خَٰسِرِينَ

    veḳayyaḍnâ lehüm ḳuranâe fezeyyenû lehüm mâ beyne eydîhim vemâ ḫalfehüm veḥaḳḳa `aleyhimü-lḳavlü fî ümemin ḳad ḫalet min ḳablihim mine-lcinni vel'ins. innehüm kânû ḫâsirîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz, onlara bir takım yandaşlar musallat ettik. Yaptıklarını ve yapacaklarını onlara süslü gösterdiler. Cinn ve insten dipnot 1 , kendilerinden önce gelip geçmiş topluluklarda yürürlükte olan "söz" dipnot 2 üzerlerine gerçekleşti. Onlar hüsrana uğrayan kimselerdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bildik bilinmedik kim varsa. Tanınan tanınmayan. Herkes.
    2. metne dön, dipnot 2
      Azap sözü.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 25. ayet

"Bu Kur'an'ı dinlemeyin"; dosdoğru olanlar 26–32

  1. Fussilet suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 26. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَا تَسْمَعُوا۟ لِهَٰذَا ٱلْقُرْءَانِ وَٱلْغَوْا۟ فِيهِ لَعَلَّكُمْ تَغْلِبُونَ

    veḳâle-lleẕîne keferû lâ tesme`û lihâẕe-lḳur'âni velgav fîhi le`alleküm taglibûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gerçeği yalanlayan nankörler: "Bu Kur'an'ı dinlemeyin, onun etkisini kırmak için boş şeyler söyleyin, belki üstün gelirsiniz." dediler.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 26. ayet

  2. Fussilet suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 27. ayet. فَلَنُذِيقَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ عَذَابًا شَدِيدًا وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ أَسْوَأَ ٱلَّذِى كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    felenüẕîḳanne-lleẕîne keferû `aẕâben şedîdev velenecziyennehüm esvee-lleẕî kânû ya`melûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Böylesi gerçeği yalanlayan nankörlere, şiddetli bir azap tattıracağız. Ve onları yaptıklarının en kötüsü ile kesinlikle cezalandıracağız.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 27. ayet

  3. Fussilet suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 28. ayet. ذَٰلِكَ جَزَآءُ أَعْدَآءِ ٱللَّهِ ٱلنَّارُ لَهُمْ فِيهَا دَارُ ٱلْخُلْدِ جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا يَجْحَدُونَ

    ẕâlike cezâü a`dâi-llâhi-nnâru. lehüm fîhâ dâru-lḫuld. cezâem bimâ kânû biâyâtinâ yecḥadûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İşte böyle! Allah'ın düşmanlarının cezası ateştir. Ayetlerimizi bilerek reddetmeleri nedeniyle ceza olarak, onlar için orada ebedilik yurdu vardır.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 28. ayet

  4. Fussilet suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 29. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ رَبَّنَآ أَرِنَا ٱلَّذَيْنِ أَضَلَّانَا مِنَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ نَجْعَلْهُمَا تَحْتَ أَقْدَامِنَا لِيَكُونَا مِنَ ٱلْأَسْفَلِينَ

    veḳâle-lleẕîne keferû rabbenâ erine-lleẕeyni eḍallânâ mine-lcinni vel'insi nec`alhümâ taḥte aḳdâminâ liyekûnâ mine-l'esfelîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gerçeği yalanlayan nankörler: "Rabb'imiz! Cinn ve insten dipnot 1 bizi saptıranları bize göster. Aşağılanmışlardan olmaları için onları ayaklarımızın altına alalım." dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cinn ve ins ifadesiyle; bilinen- bilinmeyen, tanınan-tanınmayan kim varsa onların tamamı kastedilmektedir.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 29. ayet

  5. Fussilet suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 30. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ قَالُوا۟ رَبُّنَا ٱللَّهُ ثُمَّ ٱسْتَقَٰمُوا۟ تَتَنَزَّلُ عَلَيْهِمُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ أَلَّا تَخَافُوا۟ وَلَا تَحْزَنُوا۟ وَأَبْشِرُوا۟ بِٱلْجَنَّةِ ٱلَّتِى كُنتُمْ تُوعَدُونَ

    inne-lleẕîne ḳâlû rabbüne-llâhü ŝümme-steḳâmû tetenezzelü `aleyhimü-lmelâiketü ellâ teḫâfû velâ taḥzenû veebşirû bilcenneti-lletî küntüm tû`adûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Rabb'imiz Allah'tır." deyip, dosdoğru olanlara gelince, onlara melekler gelerek: "Korkmayın ve üzülmeyin. Söz verildiğiniz Cennet'le sevinin!" derler.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 30. ayet

  6. Fussilet suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 31. ayet. نَحْنُ أَوْلِيَآؤُكُمْ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَفِى ٱلْـَٔاخِرَةِ وَلَكُمْ فِيهَا مَا تَشْتَهِىٓ أَنفُسُكُمْ وَلَكُمْ فِيهَا مَا تَدَّعُونَ

    naḥnü evliyâüküm fi-lḥayâti-ddünyâ vefi-l'âḫirah. veleküm fîhâ mâ teştehî enfüsüküm veleküm fîhâ mâ tedde`ûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Biz, dünya hayatında ve ahirette sizin evliyanızız. dipnot 1 Orada canlarınızın istediği her şey vardır ve istediğiniz her şey emrinizdedir."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Koruyucularınızız, yardımcılarınızız, destekleyicileriniziz..

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 31. ayet

  7. Fussilet suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 32. ayet. نُزُلًا مِّنْ غَفُورٍ رَّحِيمٍ

    nüzülem min gafûrir raḥîm.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Çok Bağışlayıcı ve Rahmeti Kesintisiz olan tarafından bir ikram olarak."

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 32. ayet

En güzel söz; kötülüğü en güzel şekilde savmak 33–36

  1. Fussilet suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 33. ayet. وَمَنْ أَحْسَنُ قَوْلًا مِّمَّن دَعَآ إِلَى ٱللَّهِ وَعَمِلَ صَٰلِحًا وَقَالَ إِنَّنِى مِنَ ٱلْمُسْلِمِينَ

    vemen aḥsenü ḳavlem mimmen de`â ile-llâhi ve`amile ṣâliḥav veḳâle innenî mine-lmüslimîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah'a çağıran, salihatı yapan dipnot 1 ve "Ben teslim olanlardanım." diyen kimseden daha iyi sözlü kim vardır?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, düzeltici olmak, yapıcı olmak, iyi olmak, düzeltmeye teşvik etmek, iyiye yönlendirmek.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 33. ayet

  2. Fussilet suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 34. ayet. وَلَا تَسْتَوِى ٱلْحَسَنَةُ وَلَا ٱلسَّيِّئَةُ ٱدْفَعْ بِٱلَّتِى هِىَ أَحْسَنُ فَإِذَا ٱلَّذِى بَيْنَكَ وَبَيْنَهُۥ عَدَٰوَةٌ كَأَنَّهُۥ وَلِىٌّ حَمِيمٌ

    velâ testevi-lḥasenetü vele-sseyyieh. idfa` billetî hiye aḥsenü feiẕe-lleẕî beyneke vebeynehû `adâvetün keennehû veliyyün ḥamîm.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İyilikle kötülük bir değildir. Kötülüğü iyilikle sav. dipnot 1 Bir de bakmışsın ki seninle arasında düşmanlık olan kişi, velin dipnot 2 oluvermiş.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kötülüğe, iyilikle karşılık ver. (Söz konusu kötülüğün tanımı ve sınırları iyi belirlenmelidir. Kast edilen şey, zulme sessiz kalmak değildir. Yoksa zulmedenin zulmünü iyilikle savmak demek, zulme ortak olmak demektir. Burada kast edilen kötülük: davetçinin muhatabı tarafından görebileceği kabalık ve kötü davranıştır. Bunlara, öfke, nefret, intikam duygusu ile karşılık verilmemesi istenmektedir. Keza, kişisel ilişkilerde ortaya çıkan ve daha çok davranış bozukluğu olarak tanımlanabilecek türden kötülüklerdir. Diğer bir ifade ile "Cahille cahil olma." denmektedir.)
    2. metne dön, dipnot 2
      Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 34. ayet

  3. Fussilet suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 35. ayet. وَمَا يُلَقَّىٰهَآ إِلَّا ٱلَّذِينَ صَبَرُوا۟ وَمَا يُلَقَّىٰهَآ إِلَّا ذُو حَظٍّ عَظِيمٍ

    vemâ yüleḳḳâhâ ille-lleẕîne ṣaberû. vemâ yüleḳḳâhâ illâ ẕû ḥażżin `ażîm.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 35. ayet

  4. Fussilet suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 36. ayet. وَإِمَّا يَنزَغَنَّكَ مِنَ ٱلشَّيْطَٰنِ نَزْغٌ فَٱسْتَعِذْ بِٱللَّهِ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

    veimmâ yenzeganneke mine-şşeyṭâni nezgun feste`iẕ billâh. innehû hüve-ssemî`u-l`alîm.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer şeytan, bir dürtüş dipnot 1 ile seni dürtecek olursa hemen Allah'a sığın dipnot 2 . O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Vesvese.
    2. metne dön, dipnot 2
      Şeytandan Allah'a sığınmak, "Euzu billahi mine'ş-şeytani'r-racim" (kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım) demek değildir. Şeytandan Allah'a sığınmak: İns ve cinn güçlerin, kurumların, kişilerin; saptırıcı telkin ve yönlendirmelerini vahye sorarak, vahyi ölçü alarak, bunların saptırıcılıklarına karşı kişinin kendisini korumasıdır. Yanlış düşünce ve davranışlara karşı Allah'ın gönderdiği vahyi ölçü almasıdır. Doğruyu, vahiyden öğrenip, şeytanın saptırmasını önlemektir. Zaten ayette, "Allah'a sığınırım de." denmemekte, "Allah'a sığın." denmektedir. Allah'a sığınmak da onun buyruklarına uymak demektir.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 36. ayet

Gece, gündüz, güneş, ay ve Arapça Kur'an 37–44

  1. Fussilet suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 37. ayet. وَمِنْ ءَايَٰتِهِ ٱلَّيْلُ وَٱلنَّهَارُ وَٱلشَّمْسُ وَٱلْقَمَرُ لَا تَسْجُدُوا۟ لِلشَّمْسِ وَلَا لِلْقَمَرِ وَٱسْجُدُوا۟ لِلَّهِ ٱلَّذِى خَلَقَهُنَّ إِن كُنتُمْ إِيَّاهُ تَعْبُدُونَ

    vemin âyâtihi-lleylü vennehâru veşşemsü velḳamer. lâ tescüdû lişşemsi velâ lilḳameri vescüdû lillâhi-lleẕî ḫaleḳahünne in küntüm iyyâhü ta`büdûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gece ve gündüz; Güneş ve Ay O'nun ayetlerindendir. dipnot 1 Güneş'e ve Ay'a secde dipnot 2 etmeyin. Eğer yalnızca O'na kulluk ediyorsanız, onları yaratmış olana secde edin.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gücünün, büyüklüğünün, yaratıcılığının göstergelerindendir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Saygınlığınızı ve önemsemenizi Güneş'e ve Ay'a değil, onları yaratmış olan Allah'a gösterin; saygınlığınız nimete değil, nimeti verene olsun.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 37. ayet

  2. Fussilet suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 38. ayet. فَإِنِ ٱسْتَكْبَرُوا۟ فَٱلَّذِينَ عِندَ رَبِّكَ يُسَبِّحُونَ لَهُۥ بِٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ وَهُمْ لَا يَسْـَٔمُونَ secde ayeti

    feini-stekberû felleẕîne `inde rabbike yüsebbiḥûne lehû billeyli vennehâri vehüm lâ yes'emûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer büyüklük taslarlarsa, bilsinler ki, Rabb'inin katında bulunanlar, gece gündüz dipnot 1 , O'nu tesbih dipnot 2 ederler ve onlar hiç usanmazlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sürekli.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'ın, her türlü noksanlıktan arınık, bütün mükemmel niteliklere sahip olduğunu bilmek; Allah'ı kendisine özgü nitelikleri ile tanımak ve tanıtmak demektir.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 38. ayet

  3. Fussilet suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 39. ayet. وَمِنْ ءَايَٰتِهِۦٓ أَنَّكَ تَرَى ٱلْأَرْضَ خَٰشِعَةً فَإِذَآ أَنزَلْنَا عَلَيْهَا ٱلْمَآءَ ٱهْتَزَّتْ وَرَبَتْ إِنَّ ٱلَّذِىٓ أَحْيَاهَا لَمُحْىِ ٱلْمَوْتَىٰٓ إِنَّهُۥ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    vemin âyâtihî enneke tera-l'arḍa ḫâşi`aten feiẕâ enzelnâ `aleyhe-lmâe-htezzet verabet. inne-lleẕî aḥyâhâ lemuḥyi-lmevtâ. innehû `alâ külli şey'in ḳadîr.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kupkuru olarak gördüğün yeryüzünün, sonradan üzerine su indirdiğimiz zaman harekete geçmesi ve nemalanıp kabarması da O'nun ayetlerindendir. dipnot 1 Ona hayat veren, elbette ki ölüleri de diriltir. O, Her Şeye Gücü Yeten'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kanıt, gösterge, işaret.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 39. ayet

  4. Fussilet suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 40. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ يُلْحِدُونَ فِىٓ ءَايَٰتِنَا لَا يَخْفَوْنَ عَلَيْنَآ أَفَمَن يُلْقَىٰ فِى ٱلنَّارِ خَيْرٌ أَم مَّن يَأْتِىٓ ءَامِنًا يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ ٱعْمَلُوا۟ مَا شِئْتُمْ إِنَّهُۥ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

    inne-lleẕîne yülḥidûne fî âyâtinâ lâ yaḫfevne `aleynâ. efemey yülḳâ fi-nnâri ḫayrun em mey ye'tî âminey yevme-lḳiyâmeh. i`melû mâ şi'tüm innehû bimâ ta`melûne beṣîr.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ayetlerimizde saptırma yapanlar, Bize gizli kalmazlar. O halde Kıyamet Günü ateşe atılan kimse mi yoksa Bize güven içinde gelenler mi hayırlıdır? Dilediğinizi yapın. Kuşkusuz O, yaptığınız şeyleri en iyi görendir.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 40. ayet

  5. Fussilet suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 41. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِٱلذِّكْرِ لَمَّا جَآءَهُمْ وَإِنَّهُۥ لَكِتَٰبٌ عَزِيزٌ

    inne-lleẕîne keferû biẕẕikri lemmâ câehüm. veinnehû lekitâbün `azîz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, kendilerine zikir dipnot 1 geldiği zaman onu yalanladılar. Kuşkusuz O, yüce bir Kitap'tır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Öğüt olan Kur'an.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 41. ayet

  6. Fussilet suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 42. ayet. لَّا يَأْتِيهِ ٱلْبَٰطِلُ مِنۢ بَيْنِ يَدَيْهِ وَلَا مِنْ خَلْفِهِۦ تَنزِيلٌ مِّنْ حَكِيمٍ حَمِيدٍ

    lâ ye'tîhi-lbâṭilü mim beyni yedeyhi velâ min ḫalfih. tenzîlüm min ḥakîmin ḥamîd.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ona önünden ve arkasından batıl yaklaşamaz. En İyi Hüküm Veren, Övgüye Değer Yegane Varlık tarafından indirilmiştir.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 42. ayet

  7. Fussilet suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 43. ayet. مَّا يُقَالُ لَكَ إِلَّا مَا قَدْ قِيلَ لِلرُّسُلِ مِن قَبْلِكَ إِنَّ رَبَّكَ لَذُو مَغْفِرَةٍ وَذُو عِقَابٍ أَلِيمٍ

    mâ yüḳâlü leke illâ mâ ḳad ḳîle lirrusüli min ḳablik. inne rabbeke leẕû magfirativ veẕû `iḳâbin elîm.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sana, senden önceki rasullere söylenmiş olandan başka bir şey söylenmiyor. dipnot 1 Senin Rabb'in, kesinlikle bağışlamanın ve acı veren azabın sahibidir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Senden önceki rasullere de ayni şekilde sataşmışlardı, itham etmişlerdi.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 43. ayet

  8. Fussilet suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 44. ayet. وَلَوْ جَعَلْنَٰهُ قُرْءَانًا أَعْجَمِيًّا لَّقَالُوا۟ لَوْلَا فُصِّلَتْ ءَايَٰتُهُۥٓ ءَا۬عْجَمِىٌّ وَعَرَبِىٌّ قُلْ هُوَ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ هُدًى وَشِفَآءٌ وَٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ فِىٓ ءَاذَانِهِمْ وَقْرٌ وَهُوَ عَلَيْهِمْ عَمًى أُو۟لَٰٓئِكَ يُنَادَوْنَ مِن مَّكَانٍۭ بَعِيدٍ

    velev ce`alnâhü ḳur'ânen a`cemiyyel leḳâlû levlâ füṣṣilet âyâtüh. ea`cemiyyüv ve`arabiyy. ḳul hüve lilleẕîne âmenû hüdev veşifâün. velleẕîne lâ yü'minûne fî âẕânihim vaḳruv vehüve `aleyhim `amâ. ülâike yünâdevne mim mekânim be`îd.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz, onu yabancı bir dille "kur'an" dipnot 1 yapsaydık, mutlaka: "O'nun ayetleri açıklanmalı değil miydi?" derlerdi. Yabancı dilde bir kur'ana dipnot 2 Arap muhatap, hiç olur mu? De ki: "Kur'an, inananlar için bir yol gösterici ve bir şifadır." Ve inanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır. Ve Kur'an, onlara kapalıdır. Onlara sanki uzak bir yerden seslenilmektedir. dipnot 3

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Okunan.
    2. metne dön, dipnot 2
      Arapça olmayan bir kitaba.
    3. metne dön, dipnot 3
      Sanki hiçbir şey duymuyorlar.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 44. ayet

Kıyametin bilgisi, insanın nankörlüğü ve ufuklardaki deliller 45–54

  1. Fussilet suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 45. ayet. وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْكِتَٰبَ فَٱخْتُلِفَ فِيهِ وَلَوْلَا كَلِمَةٌ سَبَقَتْ مِن رَّبِّكَ لَقُضِىَ بَيْنَهُمْ وَإِنَّهُمْ لَفِى شَكٍّ مِّنْهُ مُرِيبٍ

    veleḳad âteynâ mûse-lkitâbe faḫtülife fîh. velevlâ kelimetün sebeḳat mir rabbike leḳuḍiye beynehüm. veinnehüm lefî şekkim minhü mürîbün.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun ki Biz, Musa'ya Kitap'ı vermiştik de onda görüş ayrılığına düştüler. Eğer Rabb'inin önceden verilmiş bir kararı olmasaydı dipnot 1 , aralarında hemen hüküm verilir, işleri bitirilirdi. Onlar, Kur'an hakkında derin bir kuşku içindeler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hesap görmeyi Ahirete bırakmış olmasaydı.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 45. ayet

  2. Fussilet suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 46. ayet. مَّنْ عَمِلَ صَٰلِحًا فَلِنَفْسِهِۦ وَمَنْ أَسَآءَ فَعَلَيْهَا وَمَا رَبُّكَ بِظَلَّٰمٍ لِّلْعَبِيدِ

    men `amile ṣâliḥan felinefsihî vemen esâe fe`aleyhâ. vemâ rabbüke biżallâmil lil`abîd.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kim salihatı dipnot 1 yaparsa kendisi için yapmış olur. Kim de bir kötülük yaparsa, kötülüğü kendi aleyhinedir. Senin Rabb'in kullarına asla haksızlık yapmaz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bozuk olan şeyi düzeltmek, düzelticilik yapmak, yapıcı olmak, düzeltmeye yönlendirmek, teşvik etmek.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 46. ayet

  3. Buradan itibaren cüz 25

    Fussilet suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 47. ayet. إِلَيْهِ يُرَدُّ عِلْمُ ٱلسَّاعَةِ وَمَا تَخْرُجُ مِن ثَمَرَٰتٍ مِّنْ أَكْمَامِهَا وَمَا تَحْمِلُ مِنْ أُنثَىٰ وَلَا تَضَعُ إِلَّا بِعِلْمِهِۦ وَيَوْمَ يُنَادِيهِمْ أَيْنَ شُرَكَآءِى قَالُوٓا۟ ءَاذَنَّٰكَ مَا مِنَّا مِن شَهِيدٍ

    ileyhi yüraddü `ilmü-ssâ`ah. vemâ taḫrucü min ŝemerâtim min ekmâmihâ vemâ taḥmilü min ünŝâ velâ teḍa`u illâ bi`ilmih. veyevme yünâdîhim eyne şürakâî ḳâlû âẕennâke mâ minnâ min şehîd.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O Sa'at'ın dipnot 1 bilgisi yalnızca O'na havale olunur. O'nun bilgisi dipnot 2 dışında hiçbir ürün kabuğundan çıkmaz. Hiçbir dişi hamile kalmaz ve doğum yapmaz. Onlara: "Bana ortak koştuklarınız nerede?" diye seslenileceği gün, onlar: "Bizden bir tanık olmadığını dipnot 3 Sana bildiririz." derler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kıyamet'in.
    2. metne dön, dipnot 2
      Her şey O'nun koyduğu yasalara göre gerçekleşir.
    3. metne dön, dipnot 3
      O şeylerin Sana ortak olduklarını artık kabul etmiyoruz.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 47. ayet

  4. Fussilet suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 48. ayet. وَضَلَّ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يَدْعُونَ مِن قَبْلُ وَظَنُّوا۟ مَا لَهُم مِّن مَّحِيصٍ

    veḍalle `anhüm mâ kânû yed`ûne min ḳablü veżannû mâ lehüm mim meḥîṣ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve daha önce tapındıkları şeyler, onlardan uzaklaşıp gittiler. Onlar, kendileri için kaçıp kurtulacak yer olmadığını anladılar.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 48. ayet

  5. Fussilet suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 49. ayet. لَّا يَسْـَٔمُ ٱلْإِنسَٰنُ مِن دُعَآءِ ٱلْخَيْرِ وَإِن مَّسَّهُ ٱلشَّرُّ فَيَـُٔوسٌ قَنُوطٌ

    lâ yes'emü-l'insânü min dü`âi-lḫayr. veim messehü-şşerru feyeûsün ḳanûṭ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İnsan iyilik dipnot 1 istemekten bıkıp usanmaz. Eğer kendisine bir kötülük dokunursa, hemen karamsarlığa kapılır ve ümitsiz olur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mal-mülk.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 49. ayet

  6. Fussilet suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 50. ayet. وَلَئِنْ أَذَقْنَٰهُ رَحْمَةً مِّنَّا مِنۢ بَعْدِ ضَرَّآءَ مَسَّتْهُ لَيَقُولَنَّ هَٰذَا لِى وَمَآ أَظُنُّ ٱلسَّاعَةَ قَآئِمَةً وَلَئِن رُّجِعْتُ إِلَىٰ رَبِّىٓ إِنَّ لِى عِندَهُۥ لَلْحُسْنَىٰ فَلَنُنَبِّئَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِمَا عَمِلُوا۟ وَلَنُذِيقَنَّهُم مِّنْ عَذَابٍ غَلِيظٍ

    velein eẕaḳnâhü raḥmetem minnâ mim ba`di ḍarrâe messethü leyeḳûlenne hâẕâ lî vemâ eżunnü-ssâ`ate ḳâimetev veleir ruci`tü ilâ rabbî inne lî `indehû lelḥusnâ. felenünebbienne-lleẕîne keferû bimâ `amilû. velenüẕîḳannehüm min `aẕâbin galîż.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Fakat kendisine dokunan sıkıntıdan sonra, ona Tarafımızdan bir rahmet dipnot 1 tattırsak: "Bu benim hakkımdır. Ve Saat'ın dipnot 2 geleceğini de sanmıyorum. Gelse bile, Rabb'imin huzuruna çıkarılacak olursam, O'nun yanında kesinlikle benim için en iyisi vardır." der. O zaman, gerçeği yalanlayan nankörlere, yaptıklarını kesinlikle bildireceğiz ve onlara kesinlikle ağır bir cezadan tattıracağız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mal, mülk ve rahatlık verirsek.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kıyametin kopacağını.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 50. ayet

  7. Fussilet suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 51. ayet. وَإِذَآ أَنْعَمْنَا عَلَى ٱلْإِنسَٰنِ أَعْرَضَ وَنَـَٔا بِجَانِبِهِۦ وَإِذَا مَسَّهُ ٱلشَّرُّ فَذُو دُعَآءٍ عَرِيضٍ

    veiẕâ en`amnâ `ale-l'insâni a`raḍa veneâ bicânibih. veiẕâ messehü-şşerru feẕû dü`âin `arîḍ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İnsana nimet verdiğimiz zaman, yüz çevirip yan çizer. dipnot 1 Kendisine bir kötülük dokunduğu zaman da bol bol dua ederek yardım ister.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mal, imkan ve güç verince Bizi unutur; başına bir bela geldiği, sıkıntıya düştüğü zaman da yeniden Bizi hatırlamaya başlar.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 51. ayet

  8. Fussilet suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 52. ayet. قُلْ أَرَءَيْتُمْ إِن كَانَ مِنْ عِندِ ٱللَّهِ ثُمَّ كَفَرْتُم بِهِۦ مَنْ أَضَلُّ مِمَّنْ هُوَ فِى شِقَاقٍۭ بَعِيدٍ

    ḳul era'eytüm in kâne min `indi-llâhi ŝümme kefertüm bihî men eḍallü mimmen hüve fî şiḳâḳim be`îd.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Gördünüz mü? dipnot 1 Eğer Kur'an Allah katından olduğu halde, siz onu inkar ediyor ve tanımıyorsanız; bu durumda, haktan uzak kalandan daha sapkın kim olabilir?"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hiç düşündünüz mü?

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 52. ayet

  9. Fussilet suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 53. ayet. سَنُرِيهِمْ ءَايَٰتِنَا فِى ٱلْـَٔافَاقِ وَفِىٓ أَنفُسِهِمْ حَتَّىٰ يَتَبَيَّنَ لَهُمْ أَنَّهُ ٱلْحَقُّ أَوَلَمْ يَكْفِ بِرَبِّكَ أَنَّهُۥ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ شَهِيدٌ

    senürîhim âyâtinâ fi-l'âfâḳi vefî enfüsihim ḥattâ yetebeyyene lehüm ennehü-lḥaḳḳ. evelem yekfi birabbike ennehû `alâ külli şey'in şehîd.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Âyetlerimizi dipnot 1 afakta dipnot 2 ve enfüste dipnot 3 onlara göstereceğiz. Onun dipnot 4 gerçek olduğu açıkça belli olsun diye. Rabb'inin her şeye tanık olması yeterli değil mi?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gücümüzü, büyüklüğümüzü, yüceliğimizi gösteren işaretleri, göstergeleri, kanıtları.
    2. metne dön, dipnot 2
      Dış dünyada, doğada.
    3. metne dön, dipnot 3
      İç dünyada, kendi içinde.
    4. metne dön, dipnot 4
      Kur'an'ın.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 53. ayet

  10. Fussilet suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 54. ayet. أَلَآ إِنَّهُمْ فِى مِرْيَةٍ مِّن لِّقَآءِ رَبِّهِمْ أَلَآ إِنَّهُۥ بِكُلِّ شَىْءٍ مُّحِيطٌۢ

    elâ innehüm fî miryetim mil liḳâi rabbihim. elâ innehû bikülli şey'im müḥîṭ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İyi bilin ki onlar, Rabb'lerine kavuşacaklarından kuşku duyuyorlar. İyi bilin ki O, Her Şeyi Kuşatan'dır.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 54. ayet