Diyanet İşleri
Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi; ona ve yeryüzüne, "İsteyerek veya istemeyerek gelin" dedi. İkisi de, "İsteyerek geldik" dediler.
Fussilet suresi
Fussilet suresi, 11. ayet. ثُمَّ ٱسْتَوَىٰٓ إِلَى ٱلسَّمَآءِ وَهِىَ دُخَانٌ فَقَالَ لَهَا وَلِلْأَرْضِ ٱئْتِيَا طَوْعًا أَوْ كَرْهًا قَالَتَآ أَتَيْنَا طَآئِعِينَ
ŝümme-stevâ ile-ssemâi vehiye düḫânün feḳâle lehâ velil'arḍi-'tiyâ ṭav`an ev kerhâ. ḳâletâ eteynâ ṭâi`în.
Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi; ona ve yeryüzüne, "İsteyerek veya istemeyerek gelin" dedi. İkisi de, "İsteyerek geldik" dediler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Yerin ve göklerin yaratılış evreleri Fussilet 9–12 3
Şüphesiz iman edip salih ameller işleyenler için ise kesintisiz bir mükafat vardır.
De ki: "Siz mi yeri iki günde (iki evrede) yaratanı inkar ediyor ve O'na ortaklar koşuyorsunuz? O, alemlerin Rabbidir."
O, dört gün içinde (dört evrede), yeryüzünde yükselen sabit dağlar yarattı, orada bolluk ve bereket meydana getirdi ve orada rızık arayanların ihtiyaçlarına uygun olarak rızıklar takdir etti.
Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi; ona ve yeryüzüne, "İsteyerek veya istemeyerek gelin" dedi. İkisi de, "İsteyerek geldik" dediler.
Böylece onları, iki günde (iki evrede) yedi gök olarak yarattı ve her göğe kendi işini bildirdi. En yakın göğü kandillerle süsledik ve onu koruduk. İşte bu, mutlak güç sahibi ve hakkıyla bilen Allah'ın takdiridir.
Eğer yüz çevirirlerse, onlara de ki: "Ben sizi Ad ve Semud kavimlerini çarpan yıldırım gibi bir yıldırıma karşı uyardım."
Hani onlara peygamberler önlerinden ve arkalarından gelmiş, "Allah'tan başkasına ibadet etmeyin" demişler, onlar da, "Eğer Rabbimiz dileseydi (Peygamber olarak) melekler indirirdi. Bu sebeple, biz sizinle gönderilenleri inkar ediyoruz" demişlerdi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
11. Yeri yaratmasından “sonra” su üzerinde yükselmiş “duman halinde bulunan göğe” semâyı yaratmaya “yöneldi de ona” bu ifade, emrin özellikle göğe verildiği vehmini uyandırabileceğinden buna yeri de atfetmiştir: “ve yere: İsteyerek veya istemeyerek (de olsa) gelin” yani ister gönüllü, ister gönülsüz olarak Benim emrime uyun. Zira emrimin gerçekleşmesi kaçınılmaz bir şeydir, “buyurdu. İkisi de: İsteyerek geldik, dediler.” Yani bizim Senin iradene muhalif bir irademiz olamaz.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Sonra Allah -Subhanehu ve Teâlâ- gökyüzünü yaratmaya yöneldi. O gün gökyüzü duman halindeydi. Yüce Allah, gökyüzüne ve yeryüzüne: "İsteyerek ya da kerih görerek emrime boyun eğin!" dedi. Bu husus da ikiniz için de elzem bir durumdur. O ikisi de: "İtaat ederek geldik." dediler. Ey Rabbimiz! Senin dilemen dışında bizim bir dilememiz yoktur.
Aynı kök: دخن (2 geçiş)
Göğün açık bir duman getireceği günü bekle.
Aynı kök: كره (41 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat
Göklerdeki ve yerdeki herkes ister istemez O'na boyun eğmişken ve O'na döndürülüp götürülecekken onlar Allah'ın dininden başkasını mı arıyorlar?
Aynı kök: كره (41 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat
Yine de ki: "İster gönüllü, ister gönülsüz olarak harcayın, sizden asla kabul olunmayacaktır. Çünkü siz fasık bir topluluksunuz."
Aynı kök: كره (41 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat
Göklerde ve yerde kim varsa, ister istemez kendileri de gölgeleri de sabah akşam Allah'a boyun eğer.
Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat
Şüphesiz Safa ile Merve, Allah'ın (dininin) nişanelerindendir. Onun için her kim hac ve umre niyetiyle Kabe'yi ziyaret eder ve onları da tavaf…
Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat
Oruç, sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler ise bir…
Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat
Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: "O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah'ın yolundan alıkoymak, onu inkar etmek, Mescid-i Haram'ın…
Aynı kök: سوي (83 geçiş)
Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Sonra duman hâlinde olan göğe yönelmişti. dipnot 1 Ona (göğe) ve yere "İsteyerek veya istemeyerek gelin!" deyince onlar da "İsteyerek geldik!" dipnot 2 cevabını vermişlerdi.
Dahası, O duman halindeki göğü şekillendirdi; ona ve arza: "Her ikiniz, isteyerek ya da istemeyerek (varlık sahnesine) gelin!" dedi. İkisi birden "Bizler boyun eğerek (varlık sahnesine) geldik!" dediler.
Ve O, (sadece) duman halinde olan göklere şekil verdi; onlara ve arza, "İkiniz de isteyerek yahut istemeden (varlık alanına) gelin!" diye buyurdu. İkisi birden: "Peki, boyun eğerek geliriz!" dediler.
Sonra duhan (şekillenmemiş fıtri benlik) halindeki semaya (bir kısım Esma manalarını açığa çıkarmak suretiyle) yerleşerek, ona (şuura) ve arza (bedene) dedi ki: "İsteyerek yahut zorunlu olarak gelin (Esma'mın gereğini açığa çıkarın) ikiniz!" İkisi dediler ki: "İsteyerek, itaat ediciler olarak geldik!"(Esma özellikleriyle oluşmuş bulunan beyinde sema = düşünsel boyut ve arz = bedensel organlar boyutu, ikisi de Esma özellikleri açığa çıkışına itaat edici oldu. )
Sonra, duman halinde olan göğe yöneldi; böylece ona ve yere dedi ki: "İsteyerek veya istemeyerek gelin." İkisi de: "İsteyerek (İtaat ederek) geldik" dediler.
Sonra duman halinde olan göğe yöneldi, ona ve yerküreye: İsteyerek veya istemeyerek, gelin! dedi. İkisi de «İsteyerek geldik» dediler.
Sonra, büyük bir duman durumunda olan göklere yöneldi. dipnot 408 Ona ve yeryüzüne, şöyle dedi: "İsteyerek veya istemeyerek gelin!" İkisi de şöyle dediler: "İsteyerek geldik!"
"Sonra duman halinde olan göğe yöneldi, göğe ve yerküreye,"İsteyerek veya istemeyerek, geliniz!" dedi. İkisi de,"İsteyerek geldik" dediler.
Dahası, duman halindeki göğe yönelerek ona ve yere, "İsteyerek veya istemeyerek (kaostan çıkıp) gelin" dedi. Onlar da, "İsteyerek geldik" dediler. dipnot 1
Sonra duman halindeki göğe yönelerek ona ve yere, 'İsteyerek veya istemeyerek (kaostan çıkıp) gelin,' dedi. Onlar da, 'İsteyerek geldik,' dediler.
Sonra göğe doğruldu da o bir duman iken ona ve yere: "İkiniz de ister istemez gelin!" dedi. İkisi de: "isteye isteye geldik." dediler.
Sonra Semaya doğruldu da o bir dumanken ona ve Arza gelin, ikiniz de ister istemez, dedi: geldik istiye istiye dediler
Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi. Ona ve yeryüzüne: "İsteyerek veya istemeyerek gelin!" dedi. İkisi de: "İsteyerek geldik." dediler. dipnot 1
Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi. Ona ve yeryüzüne: "İsteyerek veya istemeyerek gelin!" dedi. İkisi de: "İsteyerek geldik." dediler. dipnot 1
Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi. Ona ve yeryüzüne: "İsteyerek veya istemeyerek gelin!" dedi. İkisi de: "İsteyerek geldik." dediler. dipnot 1
Sonra, duman halinde olan göğe yöneldi; böylece ona ve yere dedi ki: "İsteyerek veya istemeyerek gelin." İkisi de: "İsteyerek (itaat ederek) geldik" dediler.
Sonra (iradesi) göğe — ki, o bir buhaar haalinde idi — doğruldu da ona ve arza "ikiniz de ister istemez gelin" buyurdu. Onlar da "İsteye isteye geldik" dediler.
Sonra göğe yöneldi ki; o, duman halindeydi. Ona ve yere dedi ki: İsteyerek veya istemeyerek ikiniz de gelin. İkisi de dediler ki: İsteyerek geldik.
(1-12) Hâ, Mim. Bilmeyen kavim için anlaşılır dilde (Arabi) okunan, ayrıntılı anlatılan / tafsilatlı anlatılan bu kitap acıyan ve esirgeyenden indirilmedir. Müjdecidir uyarıcıdır, Ona/ kitaba çokları / ekserisi sırtını döndü yüz çevirdi, onlar işitmezler. (Sırtlarını döndükleri için işitmezler, işitmedikleri için sırtlarını dönüyor değiller) Dediler ki kalbimizde bizi çağırdığınıza karşı siper var, kulaklarımızda da ağırlıklar var, seninle bizim aramızda örtüden perde var , yapın edin, kesinlikle biz de yapıyoruz / amel işliyoruz. De ki ben de siz gibi bir beşerim / derili insanım , bana ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyoluyor, istikametinizi ona çevirin ve ondan bağışlanma / mağfiret dileyin, ortak koşanların vay haline. Öyle ki zekâtı vermezler, ahireti de yok sayarlar. M uhakkak ki iman edenlere ve ıslah edici ameller işleyenlere, onlara bitmek tükenmek bilmeyen (gayri memnun) bir karşılık / ücret vardır , a rzı iki günde yaratanı yok mu sayıyorsunuz? O ’na denkler mi yapıyorsunuz, bu alemlerin Rabbidir. Onda (arzda) üzerinde sabiteler yaptı içerisinde de bereket var etti, onda (arzda)dört gün içinde sual edenin ihtiyacını giderecek gıdalar /qut / eqvaat ayarladı. Sonrada buhar / duman halindeki semaya yerleşti / kapladı /kapsama alanına aldı, Ona (duman semaya) ve arza, istemeyerek yahut istekli gelin dedi, her ikisi de istekli geldik dediler. İki günde de bu ikisi üzerinde yedi gök yaptık , her semaya da görevini / işini vahyettik. (İki gün de arzı yarattı dört günün sonunda gıdaları ile birlikte arz hazır hale geldi iki günde de yedi semayı yarattı toplam altı gün harcadı) Dünyanın semasını kandillerle süsledi ve korudu, bu saygıdeğer ve bilenin ayarlamasıdır / takdiridir.
Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi. Ona ve yere: "İsteyerek ya da istemeyerek gelin!" dedi. Onlar da: "İsteyerek geldik." dediler.
Sonra duman (gaz) halinde bulunan göğe yöneldi, ona ve arza: "İsteyerek veya istemeyerek (buyruğuma) gelin" dedi. "İsteyerek (buyruğuna) geldik." dediler.
Aynı zamanda dipnot 1 , duman halindeki göğe yönelmiş, ona ve yere: "Gönüllü veya zorunlu olarak boyun eğin!" demişti; ikisi de "Gönüllü olarak boyun eğdik!" diye cevap vermişlerdi.
Aynı zamanda duman halindeki göğe yönelmiş, ona ve yere: "İsteyerek veya istemeyerek emrime girin!" demişti; ikisi de "İsteyerek emrine girdik" diye cevap vermişlerdi.
Sonra gaz halinde bulunan göğe yöneldi. Ona ve yere: İsteyerek ya da istemeyerek gelin! dedi. Onlar da: İsteyerek geldik, dediler.
Sonra gaz halinde bulunan göğe yöneldi ve dünya ile göğe: -İsteyerek ya da istemeyerek gelin! dedi. Onlar da: -İsteyerek geldik, dediler.
Sonra buhar/duman halindeki göğe yöneldi de ona ve yerküreye şöyle seslendi: "İsteyerek veya istemeyerek gelin!" Onlar şöyle dediler: "İsteyerek geldik!"
"Then He applied himself to the immeasurable expanse of the realm when it was in its primordial gaseous and dusty** or smoky** state and He commanded both the realm and the primordial earth thus: " Come within My authority willingly or unwillingly": they both responded, thus: "We both come actuated with unconditional obedience to Allah's command.
Then He turned to the sky, which was smoke––He said to it and the earth, ‘Come into being, willingly or not,’ and they said, ‘We come willingly’––
Moreover He comprehended in His design the sky, and it had been (as) smoke: He said to it and to the earth: "Come ye together, willingly or unwillingly." They said: "We do come (together), in willing obedience."
Then He turned to the heaven while it was all smoke. dipnot 1 He said to the heaven and the earth: "Come (into being), willingly or unwillingly." They said: “Here we come (into being) in willing obeisance.” dipnot 2
Then He turned to heaven when it was smoke and said to it and to the earth, ‘Come willingly or unwillingly. ’ They both said, ‘We come willingly.’
Then He rose over (Istawâ) towards the heaven when it was smoke, and said to it and to the earth: "Come both of you willingly or unwillingly." They both said: "We come willingly."
Then He turned to the heaven, and it was smoke, and He said to it and to the earth, ‘Come! Willingly or unwillingly!’ They said, ‘We come heartily. ’
Again, He directed Himself towards the space. Behold! it was (like) a mass of gas. (The Almighty God) said to it (- the space) and to the earth, `Come both of you (in obedience to Me) willingly or unwillingly.' They said, `We obey you with all our will.'
Then He lifted Himself to heaven when it was smoke, and said to it and to the earth, "Come willingly, or unwillingly!" They said, "We come willingly. "
When God created the earth and the universe, which at the beginning was nothing but gases, He said: "Come into existence willingly or unwillingly". They replied: “We do come to existence in submission to your [physical] laws.”
Then He made for the heaven and it was but smoke, and He said to it and to the earth, 'Come, ye two, whether ye will or no!' They said, 'We come willingly!'
Furthermore, He settled to the heaven, while it was still gas, and He said to it, and to the earth: "Come willingly or unwillingly." They said, "We come willingly."
Then He set his mind to the creation of heaven; and it was smoke: And He said unto it, and to the earth, come, either obediently, or against your will. They answered, we come, obedient to thy command.
He directed Himself to the heaven when it was smoke (or gas), so He said unto it and unto the earth, "Come you together (or both), willingly or unwillingly. " They both said, " We come in willing obedience."
Thereafter He leveled Himself (How He did so is beyond human understanding) to the heaven (while) it was smoke, then said to it and to the earth, "Come up (you two) willingly (Or: in obedience ) or unwillingly!" They (both) said, "We come up willingly. "
Then turned He to the heaven when it was smoke, and said unto it and unto the earth: Come both of you, willingly or loth. They said: We come, obedient.
Then He turned to the heavens, and it was smoke. So He said to it and the earth: "Come with willing obedience or perforce." They said: "We come willingly."
And He [it is who] applied His design to the skies, which were [yet but] smoke; and He [it is who] said to them and to the earth, "Come [into being], both of you, willingly or unwillingly!" - to which both responded, “We do come in obedience. ”
Then He turned towards the heaven when it was ˹still like˺ smoke, saying to it and to the earth, ‘Submit, willingly or unwillingly.’ They both responded, ‘We submit willingly.’
Then He settled to the heaven, while it was still smoke, and He said to it, and to the Earth: "Come willingly or unwillingly. " They said: "We come willingly."
Then He turned to the sky, when it was still gas, and said to it, and to the earth, "Come into existence, willingly or unwillingly." They said, "We come willingly."
Then He directed Himself to the heaven while it was smoke and said to it and to the earth, "Come [into being], willingly or by compulsion. " They said, "We have come willingly."
Then He directed Himself to the sky when it was smoke, and said to it and to the earth: “Come, willingly or unwillingly.” They said: “We come willingly.”
Likewise, He it is Who designed well the Sky when it was Smoke (Nebulae of gas). And He said to it and the earth, "Come both of you willingly or unwillingly." They said, "We do come, obedient." ('Thumm' = Afterward, then, so, likewise, similarly, in the like manner. The Cosmic bodies coming into their orbits willingly or unwillingly indicates their having been made subservient to the Divine Laws, without free will (3:82), (13:15)).
Then, He rose over the high heavens when it was (like) smoke: And He said to it and to the earth: "You (both) come together, willingly or unwillingly. " They both said: "We do come (together), in willing obedience."
Then He turned straight to the sky, while it was a smoke, and said to it and to the earth, "Come (to My obedience), both of you, willingly or unwillingly." Both said, “We come willingly.”
Then He settled to the heaven, while it was still smoke, and He said to it, and to the earth: "Come willingly or unwillingly." They said: "We come willingly."