Fussilet suresi · 1–8. ayetler

Ayrıntılı kılınmış Kur'an ve kalpleri örtülü olanlar

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Fussilet suresi, 1. ayet — bütün mealleriyle aç

    Fussilet suresi, 1. ayet. حمٓ

    Diyanet İşleri

    Ha Mim.

    Mustafa İslamoğlu

    Ha-Mim!

    Muhammed Esed

    Ha. Mim.

    Ahmed Hulusi

    Ha, Miim.

    Ali Bulaç

    Ha, Mim.

    Ali Özek ve heyeti

    Hâ. Mîm.

    Ali Rıza Safa

    H. M.

    Bayraktar Bayraklı

    Ha, mim.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    HH. M.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ha, Mim.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ha Mim.

    Erhan Aktaş

    Ha, Mim.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ha, Mim.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ha, Mim.

    Gültekin Onan

    Ha, Mim.

    Hasan Basri Çantay

    Haa, Mim.

    İbni Kesir

    Ha, Mim,

    Mehmet Alagaş

    (1-12) Hâ, Mim. Bilmeyen kavim için anlaşılır dilde (Arabi) okunan, ayrıntılı anlatılan / tafsilatlı anlatılan bu kitap acıyan ve esirgeyenden indirilmedir. Müjdecidir uyarıcıdır, Ona/ kitaba çokları / ekserisi sırtını döndü yüz çevirdi, onlar işitmezler. (Sırtlarını döndükleri için işitmezler, işitmedikleri için sırtlarını dönüyor değiller) Dediler ki kalbimizde bizi çağırdığınıza karşı siper var, kulaklarımızda da ağırlıklar var, seninle bizim aramızda örtüden perde var , yapın edin, kesinlikle biz de yapıyoruz / amel işliyoruz. De ki ben de siz gibi bir beşerim / derili insanım , bana ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyoluyor, istikametinizi ona çevirin ve ondan bağışlanma / mağfiret dileyin, ortak koşanların vay haline. Öyle ki zekâtı vermezler, ahireti de yok sayarlar. M uhakkak ki iman edenlere ve ıslah edici ameller işleyenlere, onlara bitmek tükenmek bilmeyen (gayri memnun) bir karşılık / ücret vardır , a rzı iki günde yaratanı yok mu sayıyorsunuz? O ’na denkler mi yapıyorsunuz, bu alemlerin Rabbidir. Onda (arzda) üzerinde sabiteler yaptı içerisinde de bereket var etti, onda (arzda)dört gün içinde sual edenin ihtiyacını giderecek gıdalar /qut / eqvaat ayarladı. Sonrada buhar / duman halindeki semaya yerleşti / kapladı /kapsama alanına aldı, Ona (duman semaya) ve arza, istemeyerek yahut istekli gelin dedi, her ikisi de istekli geldik dediler. İki günde de bu ikisi üzerinde yedi gök yaptık , her semaya da görevini / işini vahyettik. (İki gün de arzı yarattı dört günün sonunda gıdaları ile birlikte arz hazır hale geldi iki günde de yedi semayı yarattı toplam altı gün harcadı) Dünyanın semasını kandillerle süsledi ve korudu, bu saygıdeğer ve bilenin ayarlamasıdır / takdiridir.

    Süleyman Ateş

    Ha mim.

    Süleymaniye Vakfı

    Ha-Mim! dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu harflere huruf-u mukattaa /birbiri ile bağlantısı kesilmiş harfler denir. Bunların Nebimize sorulmamış olması, bilinen bir anlamının olduğunu gösterir. Yoksa müşrikler bunu dillerine dolar, Nebimizi sürekli rahatsız ederlerdi. Bununla ilgili sorular, İslam'ın Arap yarımadası dışına yayılmasından sonra başlamıştır.<br /> Bu harflerle başlayan yirmi dokuz sureden yirmi beşinde Kur'an'a, dördünde de önemli bir konuya vurgu yapılıyor olmasından onların dikkatleri toplama görevi yaptığı anlaşılır. Türkçede böyle bir kullanım yoktur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    HA! MİM!

    Şaban Britch

    Hâ, Mîm.

    Şaban Piriş

    Ha mim.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ha, Mim.

  2. Fussilet suresi, 2. ayet — bütün mealleriyle aç

    Fussilet suresi, 2. ayet. تَنزِيلٌ مِّنَ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

    Diyanet İşleri

    Bu Kur'an, Rahman ve Rahim olan Allah'tan indirilmedir.

    Mehmet Okuyan

    (Bu kitabın) indirilişi Rahmân (ve) Rahîm (olan Allah) tarafındandır.

    Mustafa İslamoğlu

    Muhteşem bir indiriliş; O Rahman O Rahim'den.

    Muhammed Esed

    (Bu vahyin) indirilişi, Rahman ve Rahim'dendir:

    Ahmed Hulusi

    Rahman ve Rahıym'den tenzildir (tafsile indirme)!

    Ali Bulaç

    (Bu Kur'an,) Rahman ve Rahim'den indirilmiştir.

    Ali Özek ve heyeti

    (Kur'an) Rahmân ve Rahîm olan Allah katından indirilmiştir.

    Ali Rıza Safa

    Bağışlayan; Merhametli tarafından indirilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Bu kitap, rahmet ve merhametin kaynağı olan Allah'ın katından indirilmiştir.

    Edip Yüksel

    Rahman ve Rahim olandan indirilmiştir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rahman ve Rahim'den bir indirilmiştir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O Rahman (bağışlaması, bütün varlıkları kapsayan) ve Rahim (çok merhametli Allah) tarafından indirilmiştir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O rahmanı rahimden indirilme

    Erhan Aktaş

    Rahmeti Bol ve Kesintisiz olan tarafından indirilmiştir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Rahmeti bol ve kesintisiz olan tarafından indirilmiştir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Rahmeti bol ve kesintisiz olan tarafından indirilmiştir.

    Gültekin Onan

    (Bu Kuran,) Rahman ve Rahimden indirilmiştir.

    Hasan Basri Çantay

    (2-3-4) (Bu), ayetleri — bilecek (anlayacak) her hangi bir kavm için — ayrı ayrı açıklanmış, (hükmünce amel edenlere) müjdeler verici, (muhaaliflerini başlarına gelecek fena akıbetlerle) korkutucu, Arabca bir Kur'an olmak üzere Rahman (ve) Rahıym tarafından indirilmiş bir kitabdır. (Böyle iken) onların çoğu (bunu düşünüb kabulden) yüz çevirmişdir. Artık dinlemezler onlar.

    İbni Kesir

    Rahman ve Rahim katından indirilmedir.

    Mehmet Alagaş

    (1-12) Hâ, Mim. Bilmeyen kavim için anlaşılır dilde (Arabi) okunan, ayrıntılı anlatılan / tafsilatlı anlatılan bu kitap acıyan ve esirgeyenden indirilmedir. Müjdecidir uyarıcıdır, Ona/ kitaba çokları / ekserisi sırtını döndü yüz çevirdi, onlar işitmezler. (Sırtlarını döndükleri için işitmezler, işitmedikleri için sırtlarını dönüyor değiller) Dediler ki kalbimizde bizi çağırdığınıza karşı siper var, kulaklarımızda da ağırlıklar var, seninle bizim aramızda örtüden perde var , yapın edin, kesinlikle biz de yapıyoruz / amel işliyoruz. De ki ben de siz gibi bir beşerim / derili insanım , bana ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyoluyor, istikametinizi ona çevirin ve ondan bağışlanma / mağfiret dileyin, ortak koşanların vay haline. Öyle ki zekâtı vermezler, ahireti de yok sayarlar. M uhakkak ki iman edenlere ve ıslah edici ameller işleyenlere, onlara bitmek tükenmek bilmeyen (gayri memnun) bir karşılık / ücret vardır , a rzı iki günde yaratanı yok mu sayıyorsunuz? O ’na denkler mi yapıyorsunuz, bu alemlerin Rabbidir. Onda (arzda) üzerinde sabiteler yaptı içerisinde de bereket var etti, onda (arzda)dört gün içinde sual edenin ihtiyacını giderecek gıdalar /qut / eqvaat ayarladı. Sonrada buhar / duman halindeki semaya yerleşti / kapladı /kapsama alanına aldı, Ona (duman semaya) ve arza, istemeyerek yahut istekli gelin dedi, her ikisi de istekli geldik dediler. İki günde de bu ikisi üzerinde yedi gök yaptık , her semaya da görevini / işini vahyettik. (İki gün de arzı yarattı dört günün sonunda gıdaları ile birlikte arz hazır hale geldi iki günde de yedi semayı yarattı toplam altı gün harcadı) Dünyanın semasını kandillerle süsledi ve korudu, bu saygıdeğer ve bilenin ayarlamasıdır / takdiridir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bu Kur’an, Rahman ve Rahîm olan Allah tarafından indirilmiştir.

    Süleyman Ateş

    (Bu,) Rahman, Rahim'den indirilmiştir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu (Kitap) iyiliği sonsuz ve ikramı bol olan Allah tarafından indirilmiştir.

    Şaban Britch

    Bu Kur’an, Rahmân ve Rahîm olan Allah’tan indirilmiştir.

    Şaban Piriş

    Rahman, Rahim'den indirme..

    Yaşar Nuri Öztürk

    Rahman ve Rahim'den indirilmedir bu...

  3. Fussilet suresi, 3. ayet — bütün mealleriyle aç

    Fussilet suresi, 3. ayet. كِتَٰبٌ فُصِّلَتْ ءَايَٰتُهُۥ قُرْءَانًا عَرَبِيًّا لِّقَوْمٍ يَعْلَمُونَ

    Diyanet İşleri

    Bu, bilen bir toplum için Arapça bir Kur'an olarak ayetleri genişçe açıklanmış bir kitaptır.

    Mehmet Okuyan

    (3, 4) (Bu), ayetleri Arapça bir Kur'an olarak açıklanmış, dipnot 1 bilen bir toplum için müjdeleyici ve uyarıcı olarak (indirilmiş) bir kitaptır. Fakat onların çoğu yüz çevirdi; artık dinlemezler.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetlerin apaçıklığıyla ilgili bkz. En‘âm 6:55, 97, 98, 114, 119, 126, 154; A‘râf 7:32, 52, 145, 174; Tevbe 9:11; Yûnus 10:5, 24, 37; Hûd 11:1; Yûsuf 12:111; Ra‘d 13:2; İsrâ 17:12; Rûm 30:28; Fussilet 41:44.

    Mustafa İslamoğlu

    Öyle bir kitap ki, onun ayetleri, kavrayabilen bir topluluk için Arapça bir hitap olarak ayrıntılı biçimde açıklanmıştır;

    Muhammed Esed

    bir ilahi kelam ki, (taşıdığı) mesajlar, anlama ve kavrama yeteneğine sahip insanlar için Arapça bir hitabe olarak apaçık beyan edilmiştir;

    Ahmed Hulusi

    Anlayabilen bir toplum için, Arapça bir Kur'an olarak işaretleri tafsil edilmiş Bilgidir!

    Ali Bulaç

    Bilen bir kavim için, ayetleri (çeşitli biçimlerde, birer birer) 'fasıllar halinde açıklanmış' Arapça Kur'an (veya okunan) kitaptır;

    Ali Özek ve heyeti

    (Bu,) bilen bir kavim için, âyetleri Arapça okunarak açıklanmış bir kitaptır.

    Ali Rıza Safa

    Kur'an, bilen bir toplum için, ayetleri Ayrıntılı Açıklanan, çok kolay anlaşılacak bir Kitap'tır.

    Bayraktar Bayraklı

    Bilen bir toplum için ayetleri açıklanmış, Arapça okunan bir kitaptır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bilen bir topluluk için, Arapça bir Kuran olarak ayetleri açıklanmış bir kitaptır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Öz Arapça bir Kur'an olmak üzere, bilecek bir topluluk için ayetleri ayırt edilmiş, açıklanmış bir kitap.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Öz Arabca bir Kur'an olmak üzere ayetleri ayırd edilmiş bir kitab, bilecek bir kavm için

    Erhan Aktaş

    Bilen dipnot 1 bir halk için, ayetleri detaylandırılmış, Arapça kur'an dipnot 2 bir Kitap'tır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Düşünen, akleden, gerçeği kavrayan, idrak eden, gören.
    2. metne dön, dipnot 2
      Okunan. Ayette yer alan kur'an kelimesi, Kitap anlamıyla Kerim Kur'an değil, "Arapça okunan" anlamındadır. Kur'an kelimesinin "duyurmak, iletmek, okumak, okunan, okunmak" anlamları bulunmaktadır. Dolayısı ile ayete, "Kitap anlamında Kur'an" şeklinde anlam verilmesi doğru değildir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bilen dipnot 1 bir halk için, ayetleri detaylandırılmış, Arapça kur'an dipnot 2 bir Kitap'tır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçeği kavrayan, idrak eden, gören.
    2. metne dön, dipnot 2
      Okunan. Ayette yer alan kuran sözcüğü, bilinen anlamıyla Kerim Kur'an değil, sözcüğün öncelikli anlamı olan "duyurmak, iletmek, okumak, okunan, okunmak" anlamındadır. Dolayısı ile ayete Arapça bir Kur'an şeklinde anlam verilmesi doğru değildir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bilen dipnot 1 bir toplum için, ayetleri detaylandırılmış, Arapça kur'an dipnot 2 bir Kitap'tır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçeği kavrayan.
    2. metne dön, dipnot 2
      Okunan. Ayette yer alan kur'an sözcüğü, bilinen anlamda Kerim Kuran değil, sözcüğün öncelikli anlamı olan "okumak, okunan, okunmak" anlamındadır. Dolayısı ile ayete Arapça bir Kur'an şeklinde anlam verilmesi doğru değildir.

    Gültekin Onan

    Bilen bir kavim için, ayetleri (çeşitli biçimlerde, birer birer) 'fasıllar halinde açıklanmış' Arapça Kuran (veya okunan) kitaptır.

    Hasan Basri Çantay

    (2-3-4) (Bu), ayetleri — bilecek (anlayacak) her hangi bir kavm için — ayrı ayrı açıklanmış, (hükmünce amel edenlere) müjdeler verici, (muhaaliflerini başlarına gelecek fena akıbetlerle) korkutucu, Arabca bir Kur'an olmak üzere Rahman (ve) Rahıym tarafından indirilmiş bir kitabdır. (Böyle iken) onların çoğu (bunu düşünüb kabulden) yüz çevirmişdir. Artık dinlemezler onlar.

    İbni Kesir

    Ayetleri uzun uzun açıklanmış bir kitab. Bilen bir kavim için arabça Kur'an.

    Mehmet Alagaş

    (1-12) Hâ, Mim. Bilmeyen kavim için anlaşılır dilde (Arabi) okunan, ayrıntılı anlatılan / tafsilatlı anlatılan bu kitap acıyan ve esirgeyenden indirilmedir. Müjdecidir uyarıcıdır, Ona/ kitaba çokları / ekserisi sırtını döndü yüz çevirdi, onlar işitmezler. (Sırtlarını döndükleri için işitmezler, işitmedikleri için sırtlarını dönüyor değiller) Dediler ki kalbimizde bizi çağırdığınıza karşı siper var, kulaklarımızda da ağırlıklar var, seninle bizim aramızda örtüden perde var , yapın edin, kesinlikle biz de yapıyoruz / amel işliyoruz. De ki ben de siz gibi bir beşerim / derili insanım , bana ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyoluyor, istikametinizi ona çevirin ve ondan bağışlanma / mağfiret dileyin, ortak koşanların vay haline. Öyle ki zekâtı vermezler, ahireti de yok sayarlar. M uhakkak ki iman edenlere ve ıslah edici ameller işleyenlere, onlara bitmek tükenmek bilmeyen (gayri memnun) bir karşılık / ücret vardır , a rzı iki günde yaratanı yok mu sayıyorsunuz? O ’na denkler mi yapıyorsunuz, bu alemlerin Rabbidir. Onda (arzda) üzerinde sabiteler yaptı içerisinde de bereket var etti, onda (arzda)dört gün içinde sual edenin ihtiyacını giderecek gıdalar /qut / eqvaat ayarladı. Sonrada buhar / duman halindeki semaya yerleşti / kapladı /kapsama alanına aldı, Ona (duman semaya) ve arza, istemeyerek yahut istekli gelin dedi, her ikisi de istekli geldik dediler. İki günde de bu ikisi üzerinde yedi gök yaptık , her semaya da görevini / işini vahyettik. (İki gün de arzı yarattı dört günün sonunda gıdaları ile birlikte arz hazır hale geldi iki günde de yedi semayı yarattı toplam altı gün harcadı) Dünyanın semasını kandillerle süsledi ve korudu, bu saygıdeğer ve bilenin ayarlamasıdır / takdiridir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Bu,) Bilen bir toplum için ayetleri Arapça okunarak açıklanmış bir kitaptır.

    Süleyman Ateş

    Bilen bir toplum için ayetleri açıklanmış, Arapça okunan bir Kitaptır.

    Süleymaniye Vakfı

    Ayetleri, bilenler topluluğu için Arapça kur'anlar /ayet kümeleri dipnot 1 halinde ayrıntılı olarak açıklanmış bir kitaptır dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an, karaa (قرأ) fiilinin mastarı olup toplama ve birleştirme anlamındadır. Mastar olarak kullanıldığı gibi bütünlük ve küme anlamında isim olarak da kullanılır. Allah'ın son kitabına Kur'an denmesi, bütün sureleri toplayıp bir araya getirmesi sebebiyledir (Lisanu'l-Arab). Arapçada Kur'an (قُرْآنً)'ın çoğulu olmadığından tekil için de çoğul için de kullanılır. Bu sebeple kur'an (قُرْآن) kelimesine, bağlamına göre, kur'anlar diye de anlam verilebilir.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu bir kitaptır ki ayetleri, bilenler topluluğu için Arapça kur'anlar (kümeler) dipnot 1 halinde açıklanmıştır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Birbirini tamamlayan ayetlerle oluşturulan kümeler. Ayetler arasındaki bu ilişki Al-i İmran 7'de anlatılmıştır. Özetle, bir konuda MUHKEM (açıkça hüküm veren) bir ayet, o ayete benzeyen ama aynı olmayan MÜTEŞABİH (benzeyen) ayet, ve onlara da benzeyen herbiri için en az iki olmak üzere müteşabih alt ayetler. Bu ayetler kümesi, bilenler topluluğu tarafından uygun akademik ve ilmi çalışmalarla bir araya getirildiği takdirde bir konuda doğru hükme yani hikmete varabilmek mümkün olmaktadır. Kur'anı Kerim sonsuz sayıda alt kur'an'lardan oluşan ve her şeyi açıklayan Kitap'tır. Konu hakkında daha detaylı bilgi için bkz: Al-i İmran 3/7 ve  dipnotu.

    Şaban Britch

    Bilen bir toplum için Kur’an, Arapça okunarak ayetleri apaçık olarak açıklanmış bir kitaptır.

    Şaban Piriş

    Bilen bir toplum için Kur'an, Arapça okunarak ayetleri açıklanmış bir kitaptır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bilgi ile donanmış bir toplum için ayetleri, Arapça bir Kur'an halinde ayrıntılı kılınmış bir kitaptır bu.

  4. Fussilet suresi, 4. ayet — bütün mealleriyle aç

    Fussilet suresi, 4. ayet. بَشِيرًا وَنَذِيرًا فَأَعْرَضَ أَكْثَرُهُمْ فَهُمْ لَا يَسْمَعُونَ

    Diyanet İşleri

    Müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderilmiştir. Fakat onların çoğu yüz çevirmiştir. Artık onlar işitmezler.

    Mehmet Okuyan

    (3, 4) (Bu), ayetleri Arapça bir Kur'an olarak açıklanmış, dipnot 1 bilen bir toplum için müjdeleyici ve uyarıcı olarak (indirilmiş) bir kitaptır. Fakat onların çoğu yüz çevirdi; artık dinlemezler.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetlerin apaçıklığıyla ilgili bkz. En‘âm 6:55, 97, 98, 114, 119, 126, 154; A‘râf 7:32, 52, 145, 174; Tevbe 9:11; Yûnus 10:5, 24, 37; Hûd 11:1; Yûsuf 12:111; Ra‘d 13:2; İsrâ 17:12; Rûm 30:28; Fussilet 41:44.

    Mustafa İslamoğlu

    bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak: ama (uyarılanlar var ya), onların çoğu yüz çevirmiştir; artık onlar işitmezler.

    Muhammed Esed

    güzel haberleri müjdeleyici ve uyarıcı olarak. Fakat (bu ilahi kelam insanlara ne zaman tebliğ edilse) çoğu yüz çevirir ki (mesajını) duymasınlar;

    Ahmed Hulusi

    Müjdeleyici ve uyarıcı olarak. . . (Ne var ki) onların çoğunluğu (bu gerçeklerden) yüz çevirmiştir! Onlar işitmezler!

    Ali Bulaç

    Bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak. Ama çoğu yüz çevirdiler. Artık onlar dinlemezler.

    Ali Özek ve heyeti

    Bu kitap müjdeleyici ve uyarıcıdır. Fakat onların çoğu yüz çevirdi, artık dinlemezler.

    Ali Rıza Safa

    Muştulayıcı ve uyarıcıdır. Fakat onların çoğu yüz çevirmiştir; artık duymazlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderilmiştir. Buna rağmen onların çoğu yüz çevirip dinlemezler.

    Edip Yüksel

    Bir müjdeci ve bir uyarıcıdır. Ancak onların çoğunluğu ondan yüz çevirmiştir; onlar işitmezler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bir müjdeci ve bir uyarıcıdır. Ancak onların çoğunluğu ondan yüz çevirmiştir; onlar işitmezler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hem müjdeci olarak, hem gocundurucu; onun için çokları onlara başını çevirmiştir de işitmezler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem müjdeci olarak hem gocundurucu, onun için çokları başını çevirmiştir de onlar işitmezler.

    Erhan Aktaş

    Haber verici ve uyarıcı olarak. Fakat insanların çoğu ondan yüz çevirmekte ve onu dinlememektedirler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Haber verici ve uyarıcı olarak. Fakat insanların çoğu ondan yüz çevirmekte ve onu dinlememektedirler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Müjdeleyici ve uyarıcı olarak. Fakat insanların çoğu ondan yüz çevirmekte ve onu dinlememektedirler.

    Gültekin Onan

    Bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak. Ama çoğu yüz çevirdiler. Artık onlar dinlemezler.

    Hasan Basri Çantay

    (2-3-4) (Bu), ayetleri — bilecek (anlayacak) her hangi bir kavm için — ayrı ayrı açıklanmış, (hükmünce amel edenlere) müjdeler verici, (muhaaliflerini başlarına gelecek fena akıbetlerle) korkutucu, Arabca bir Kur'an olmak üzere Rahman (ve) Rahıym tarafından indirilmiş bir kitabdır. (Böyle iken) onların çoğu (bunu düşünüb kabulden) yüz çevirmişdir. Artık dinlemezler onlar.

    İbni Kesir

    Müjdeleyici ve uyarıcı olarak. Ama onların çoğu yüz çevirmiştir, artık onlar işitmezler.

    Mehmet Alagaş

    (1-12) Hâ, Mim. Bilmeyen kavim için anlaşılır dilde (Arabi) okunan, ayrıntılı anlatılan / tafsilatlı anlatılan bu kitap acıyan ve esirgeyenden indirilmedir. Müjdecidir uyarıcıdır, Ona/ kitaba çokları / ekserisi sırtını döndü yüz çevirdi, onlar işitmezler. (Sırtlarını döndükleri için işitmezler, işitmedikleri için sırtlarını dönüyor değiller) Dediler ki kalbimizde bizi çağırdığınıza karşı siper var, kulaklarımızda da ağırlıklar var, seninle bizim aramızda örtüden perde var , yapın edin, kesinlikle biz de yapıyoruz / amel işliyoruz. De ki ben de siz gibi bir beşerim / derili insanım , bana ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyoluyor, istikametinizi ona çevirin ve ondan bağışlanma / mağfiret dileyin, ortak koşanların vay haline. Öyle ki zekâtı vermezler, ahireti de yok sayarlar. M uhakkak ki iman edenlere ve ıslah edici ameller işleyenlere, onlara bitmek tükenmek bilmeyen (gayri memnun) bir karşılık / ücret vardır , a rzı iki günde yaratanı yok mu sayıyorsunuz? O ’na denkler mi yapıyorsunuz, bu alemlerin Rabbidir. Onda (arzda) üzerinde sabiteler yaptı içerisinde de bereket var etti, onda (arzda)dört gün içinde sual edenin ihtiyacını giderecek gıdalar /qut / eqvaat ayarladı. Sonrada buhar / duman halindeki semaya yerleşti / kapladı /kapsama alanına aldı, Ona (duman semaya) ve arza, istemeyerek yahut istekli gelin dedi, her ikisi de istekli geldik dediler. İki günde de bu ikisi üzerinde yedi gök yaptık , her semaya da görevini / işini vahyettik. (İki gün de arzı yarattı dört günün sonunda gıdaları ile birlikte arz hazır hale geldi iki günde de yedi semayı yarattı toplam altı gün harcadı) Dünyanın semasını kandillerle süsledi ve korudu, bu saygıdeğer ve bilenin ayarlamasıdır / takdiridir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bu kitap, müjdeleyici ve uyarıcıdır. Fakat onların çoğu yüz çevirmiştir. Artık dinlemezler.

    Süleyman Ateş

    Müjdeleyici ve uyarıcı olarak (gönderilmiştir). Fakat çokları yüz çevirmiştir; onlar işitmezler.

    Süleymaniye Vakfı

    Müjdeleyici ve uyarıcı olsun diye (açıklanmıştır). Fakat onların /insanların çoğu yüz çevirdi; artık dinlemezler dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayete göre uyarıcı ve müjdeci olmak Allah'ın kitabının özelliğidir. Allah'ın resulleri, kitaptaki müjde ve uyarıları insanlara tebliğ ettikleri için onlar da bu özelliklerle vasıflandırılmıştır (Hud 11/1-2). Bu da "resul" kelimesinden ilk anlaşılması gerekenin Kitap olduğunu ortaya koyar (İsra 17/9-10, Kehf 18/1-2, Fatır 35/24, Ahkaf 46/12).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Kitap) Müjdeleyen ve uyaran bir yapıdadır ama çokları ondan yüz çevirir; dinlemezler.

    Şaban Britch

    Müjdeci ve uyarıcı olarak. Fakat onların çoğu yüz çevirdi. Artık dinlemezler.

    Şaban Piriş

    Müjdeci ve uyarıcıdır. Oysa çokları işitmeyerek yüz çevirmiştir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Muştulayıcı ve uyarıcı olarak. Onların pek çoğu yüz çevirdi; kulak verip dinlemezler onlar.

  5. Fussilet suresi, 5. ayet — bütün mealleriyle aç

    Fussilet suresi, 5. ayet. وَقَالُوا۟ قُلُوبُنَا فِىٓ أَكِنَّةٍ مِّمَّا تَدْعُونَآ إِلَيْهِ وَفِىٓ ءَاذَانِنَا وَقْرٌ وَمِنۢ بَيْنِنَا وَبَيْنِكَ حِجَابٌ فَٱعْمَلْ إِنَّنَا عَٰمِلُونَ

    Diyanet İşleri

    Dediler ki: "(Ey Muhammed!) Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz örtüler içerisindedir. Kulaklarımızda bir ağırlık, seninle bizim aramızda da bir perde vardır. O halde sen (istediğini) yap, şüphesiz biz de (istediğimizi) yapacağız."

    Mehmet Okuyan

    (İnkârcılar) şöyle demişlerdi: "Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz kapalıdır. Kulaklarımızda da bir (s)ağırlık vardır. dipnot 1 Bizimle senin aranda bir perde bulunmaktadır. (Sen istediğini) yap; biz de yapanlarız!"

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: En‘âm 6:25; İsrâ 17:46; Kehf 18:57; Muhammed 47:16.

    Mustafa İslamoğlu

    Bir de dönüp derler ki: "Kalplerimiz bizi çağırdığın şeye kapalıdır, kulaklarımızda kurşun vardır; dahası aramızda aşılmaz bir engel vardır. Şu halde sen (elinden geleni) yap, unutma ki biz de (elimizden ne geliyorsa onu) yapacağız!

    Muhammed Esed

    ve "(Ey Muhammed!)" derler, "Kalplerimiz bizi çağırdığın her şeye kapalıdır, kulaklarımız sağırdır ve bizimle senin aranda bir engel vardır. Öyleyse, sen (ne istersen) yap, unutma ki biz de (her zaman yaptığımızı) yine yapacağız!"

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "Bizi kendisine çağırdığın şeye karşı bilinçlerimiz koza içindedir, kulaklarımızda bir ağır işitme var; bizimle senin aranda da bir perde mevcut! Artık yap elinden geleni; muhakkak ki biz de yapmaktayız. "

    Ali Bulaç

    Dediler ki: "Bizi kendisine çağırdığın şeye karşı kalblerimiz bir örtü içindedir, kulaklarımızda bir ağırlık, bizimle senin aranda bir perde vardır. Artık sen, (yapabileceğini) yap, biz de gerçekten yapıyoruz."

    Ali Özek ve heyeti

    Ve dediler ki: Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz kapalıdır. Kulaklarımızda da bir ağırlık vardır. Bizimle senin aranda bir perde bulunmaktadır. Onun için sen (istediğini) yap, biz de yapmaktayız!

    Ali Rıza Safa

    Dediler ki: "Bizi çağırdığın şeye karşı yüreklerimiz kapalıdır; kulaklarımızda ağırlık ve aramızda bir perde vardır. Yap bakalım; aslında, biz de yapmaya devam edeceğiz!"

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar, "Bizi çağırdığın şeye karşılık kalplerimiz perdelenmiştir. Kulaklarımızda bir ağırlık ve bizimle senin aranda da bir perde vardır. Sen istediğini yap, biz de istediğimizi yapacağız" dediler.

    Edip Yüksel

    Dediler ki: "Senin bizi çağırdığın şeye karşı sabit fikirliyiz, kulaklarımızda ağırlık ve bizimle sizin aranızda bir perde vardır. İstediğini yap, biz de yapacağız."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dediler ki: 'Senin bizi çağırdığın şeye karşı sabit fikirliyiz, kulaklarımızda ağırlık ve bizimle sizin aranızda bir perde vardır. İstediğini yap, biz de yapacağız.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    ve şöyle demektedirler: "Kalplerimiz, senin bizi çağırdığın şeye karşı örtüler içinde, kulaklarımızda da bir ağırlık var ve seninle aramıza bir gergi (perde) çekilmiştir. Haydi, yap yapacağını çünkü biz yapıyoruz!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve şöyle demektedirler: kalblerimiz senin bizi çağırdığın şeyden örtüler içinde, kulaklarımızda da bir ağırlık var ve seninle bizim aramızdan bir gerki çekilmiştir, haydi yap yapacağını, çünkü biz yapıyoruz.

    Erhan Aktaş

    "Bizi kendisine çağırdığın şeye karşı, kalplerimiz örtülü, kulaklarımızda bir ağırlık ve bizimle senin aranda bir perde vardır. Artık sen, bildiğini yap, biz de bildiğimizi yapacağız." dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Bizi kendisine çağırdığın şeye karşı, kalplerimiz örtülü, kulaklarımızda bir ağırlık ve bizimle senin aranda bir perde vardır. Artık sen, bildiğini yap, biz de bildiğimizi yapacağız." dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Bizi kendisine çağırdığın şeye karşı, kalplerimiz örtülü, kulaklarımızda bir ağırlık ve bizimle senin aranda bir perde vardır. Artık sen, bildiğini yap, biz de bildiğimizi yapacağız." dediler.

    Gültekin Onan

    Dediler ki: "Bizi kendisine çağırdığın şeye karşı kalplerimiz bir örtü içindedir, kulaklarımızda bir ağırlık, bizimle senin aranda bir perde vardır. Artık sen, (yapabileceğini) yap, biz de gerçekten yapıyoruz."

    Hasan Basri Çantay

    Onlar "Bizi kendisine da'vet edegeldiğin şeyden kalblerimiz örtüler içindedir. Kulaklarımızda bir ağırlık, bizimle senin aranda bir perde vardır. O halde sen (dinince) amel (ve hareket) et. Biz de şübhesiz (dinimize göre) amel (ve hareket) ediciyiz" derler.

    İbni Kesir

    Bizi, çağırdığın şeye karşı kalblerimiz kapalıdır, kulaklarımızda da bir ağırlık vardır. Seninle bizim aramızda bir perde var. Sen; istediğini yap, biz de yapıcılarız, dediler

    Mehmet Alagaş

    (1-12) Hâ, Mim. Bilmeyen kavim için anlaşılır dilde (Arabi) okunan, ayrıntılı anlatılan / tafsilatlı anlatılan bu kitap acıyan ve esirgeyenden indirilmedir. Müjdecidir uyarıcıdır, Ona/ kitaba çokları / ekserisi sırtını döndü yüz çevirdi, onlar işitmezler. (Sırtlarını döndükleri için işitmezler, işitmedikleri için sırtlarını dönüyor değiller) Dediler ki kalbimizde bizi çağırdığınıza karşı siper var, kulaklarımızda da ağırlıklar var, seninle bizim aramızda örtüden perde var , yapın edin, kesinlikle biz de yapıyoruz / amel işliyoruz. De ki ben de siz gibi bir beşerim / derili insanım , bana ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyoluyor, istikametinizi ona çevirin ve ondan bağışlanma / mağfiret dileyin, ortak koşanların vay haline. Öyle ki zekâtı vermezler, ahireti de yok sayarlar. M uhakkak ki iman edenlere ve ıslah edici ameller işleyenlere, onlara bitmek tükenmek bilmeyen (gayri memnun) bir karşılık / ücret vardır , a rzı iki günde yaratanı yok mu sayıyorsunuz? O ’na denkler mi yapıyorsunuz, bu alemlerin Rabbidir. Onda (arzda) üzerinde sabiteler yaptı içerisinde de bereket var etti, onda (arzda)dört gün içinde sual edenin ihtiyacını giderecek gıdalar /qut / eqvaat ayarladı. Sonrada buhar / duman halindeki semaya yerleşti / kapladı /kapsama alanına aldı, Ona (duman semaya) ve arza, istemeyerek yahut istekli gelin dedi, her ikisi de istekli geldik dediler. İki günde de bu ikisi üzerinde yedi gök yaptık , her semaya da görevini / işini vahyettik. (İki gün de arzı yarattı dört günün sonunda gıdaları ile birlikte arz hazır hale geldi iki günde de yedi semayı yarattı toplam altı gün harcadı) Dünyanın semasını kandillerle süsledi ve korudu, bu saygıdeğer ve bilenin ayarlamasıdır / takdiridir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimizde örtüler, kulaklarımızda ağırlık vardır. Seninle bizim aramızda da bir perde vardır. O halde sen yapacağını yap. Şüphesiz biz de yapanlarız." dediler.

    Süleyman Ateş

    Dediler ki: "Bizi çağırdığın şeye karşı kalblerimiz kılıflar içinde, kulaklarımızda bir ağırlık ve seninle bizim aramızda bir perde var. Sen (istediğini) yap, biz de (istediğimizi) yapıyoruz."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Şunu söylerler: "Senin çağrına gönlümüz kapalı, kulaklarımız tıkalıdır; aramızda da perde var. Bizim işimiz yolunda; sen kendi işine bak."

    Şaban Britch

    Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimizde örtüler, kulaklarımızda ağırlık vardır. Seninle bizim aramızda da bir perde vardır. Sen çalış, biz de çalışacağız, dediler.

    Şaban Piriş

    -Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimizde örtüler, kulaklarımızda ağırlık vardır. Seninle bizim aramızda da bir perde vardır. Sen çalış, biz de çalışacağız, dediler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dediler ki: "Bizi çağırdığı o şeye karşı kalplerimiz kılıflar içinde; kulaklarımızda bir ağırlık, seninle bizim aramızda da bir perde var. O halde, sen işini yap, muhakkak biz de işimizi yapacağız."

  6. Fussilet suresi, 6. ayet — bütün mealleriyle aç

    Fussilet suresi, 6. ayet. قُلْ إِنَّمَآ أَنَا۠ بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ يُوحَىٰٓ إِلَىَّ أَنَّمَآ إِلَٰهُكُمْ إِلَٰهٌ وَٰحِدٌ فَٱسْتَقِيمُوٓا۟ إِلَيْهِ وَٱسْتَغْفِرُوهُ وَوَيْلٌ لِّلْمُشْرِكِينَ

    Diyanet İşleri

    De ki: "Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Fakat bana ilahınızın yalnızca bir tek ilah olduğu vahyediliyor. Artık O'na yönelin ve O'ndan bağışlanma dileyin. Allah'a ortak koşanların vay haline!"

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Ben yalnızca sizin gibi bir insanım. Bana ‘ilahınızın tek bir ilah olduğu' vahyolunuyor. dipnot 1 Artık O'na yönelin; O'ndan bağışlanma dileyin! Ortak koşanların vay hâline!"

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Kehf 18:110.

    Mustafa İslamoğlu

    (Ey Peygamber!) De ki: "Ben de yalnızca sizin gibi ölümlü bir insanım. Bana ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyediliyor: öyleyse O'na yönelin ve O'ndan af dileyin!" Yazıklar olsun Allah'tan başkasına ilahlık yakıştıranlara!

    Muhammed Esed

    (Ey Muhammed) de ki, "Ben de ancak sizin gibi bir beşerim. Bana tanrınızın yalnızca Tek Tanrı olduğu vahyedilmiştir, öyleyse O'na yönelin ve O'ndan bağışlanma dileyin!" O'ndan başkasına ilahlık yakıştıranların vay haline!

    Ahmed Hulusi

    (Rasulüm) de ki: "Ben sizin benzeriniz beşerim; ne var ki bana şu gerçek vahyolunmuş bulunuyor: Tanrınız olarak düşündüğünüz Uluhiyet sahibi TEK'tir! O halde O'na yönelin ve O'ndan bağışlanma dileyin. . . Yazıklar olsun şirk koşanlara!"

    Ali Bulaç

    De ki: "Ben ancak sizin benzeriniz olan bir beşerim. Bana yalnızca, sizin ilahınızın bir tek ilah olduğu vahyolunur. Öyleyse O'na yönelin ve O'ndan mağfiret dileyin. Vay haline o müşriklerin."

    Ali Özek ve heyeti

    De ki: Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Bana ilâhınızın bir tek ilâh olduğu vahy olunuyor. Artık O'na yönelin, O'ndan mağfiret dileyin. Ortak koşanların vay haline!

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Kuşkusuz, ben de sizin gibi bir insanoğluyum. Tanrınız, Tek ve Eşsiz Tanrıdır; bana böyle bildirildi. Artık, O'na yönelin ve O'ndan bağışlanma dileyin. Ortaklar koşanların; vay başlarına gelene!"

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "Ben ancak sizin gibi bir insanım. Tanrınızın tek bir tanrı olduğu bana vahyediliyor. Artık O'na yöneliniz. O'ndan af dileyiniz. Ortak koşanların vay haline!"

    Edip Yüksel

    De ki: "Ben, sadece sizin gibi bir insanım. Bana, sizin tanrınızın bir tek tanrı olduğu vahiy ediliyor. O'na yönelin, O'ndan bağışlanma dileyin. Vay ortak koşanlara!"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki, 'Ben, sadece sizin gibi bir insanım. Bana, sizin tanrınızın bir tek tanrı olduğu vahyediliyor. O'na yönelin, O'ndan bağışlanma dileyin. Vay ortak koşanlara!'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Ben, sadece sizin gibi bir insanım, ancak bana tanrınızın bir tek tanrı olduğu vahyolunuyor. Onun için hep O'na yönelin ve O'nun bağışlamasını isteyin; vay haline o ortak koşanların

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De ki: ben sırf sizin gibi bir beşerim ancak bana şöyle vahiy veriliyor: hepinizin tanrısı bir tanrıdır, onun için hep ona doğrulun ve onun mağrifetini isteyin ve vay haline o müşriklerin

    Erhan Aktaş

    De ki: "Ben de sizin gibi bir beşerim. dipnot 1 Bana vahyolunuyor ki, sizin ilahınız, dipnot 2 bir tek ilahtır. Öyleyse doğrudan O'na yönelin ve yalnızca O'ndan bağışlanma dileyin. Müşriklerin vay haline!"

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sıradan, normal bir insan. Her insan gibi, insan olmanın dışında insanüstü hiçbir özelliği olmayan birisiyim.
    2. metne dön, dipnot 2
      İlah, (Çoğulu Alihe) hizmet edilen, tapınılan, kulluk edinilen, koruyucu, gönülden bağlanıp sığınılan, yüceliği karşısında hayrete düşülen, duyularla idrak edilemeyen, gibi anlamları olan bir kavramdır. Hakk veya Batıl olsun tapılmaya layık görülüp ibadet edilen her varlığa ilah adı verildiği ve alihe şeklinde çoğulu bulunduğu dikkate alınınca, ilahın tanrı anlamına geldiği, Allah'ın ise bir ve kendisinden başka "gerçek ilah" olmayanın adı olduğu, diğer bir ifade ile Allah'a özgü bir isim olduğu ortaya çıkar. Kur'an'a baktığımız zaman İlah kelimesinin kök harflerinden hiç fiil gelmediği görülür. El-İlah şeklinde bir kullanımı da yoktur. Bu nokta da sadece Allah kelimesinin El-İlahı yansıttığı görülmektedir. Dolayısı ile Allah ve Tanrı kelimeleri birbirinin anlam eşiti değildir. İlahlar denebilir ama Allahlar denemez. Bu da birbirlerinin eşiti olmadıklarını gösterir. Onun için Allah'a tanrı denmesi doğru değildir. "Allah ancak bir tek ilahtır" (4:171).

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Ben de sizin gibi bir beşerim. dipnot 1 Bana vahyolunuyor ki, sizin ilahınız dipnot 2 , bir tek ilahtır. Öyleyse doğrudan O'na yönelin ve yalnızca O'ndan bağışlanma dileyin. Müşriklerin vay haline!"

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sıradan, normal bir insan. Her insan gibi, insan olmanın dışında insanüstü hiçbir özelliği olmayan insan.
    2. metne dön, dipnot 2
      İlah; hizmet edilen, tapınılan, kulluk edinilen, koruyucu, gönülden bağlanıp sığınılan, yüceliği karşısında hayrete düşülen, duyularla idrak edilemeyen varlık demektir. Hak veya batıl olsun tapılmaya layık görülüp ibadet edilen her varlığa ilah adı verildiği ve alihe şeklinde çoğulu bulunduğu dikkate alınınca, ilahın tanrı anlamına geldiği, Allah'ın ise bir ve kendisinden başka "gerçek ilah" olmayanın adı olduğu, diğer bir ifade ile Allah'a özgü bir isim olduğu ortaya çıkar. İlah'ın başına belirlilik takısı getirilerek Allah ismi Allah'a özgü özel bir isim olmuştur. Kur'an'a baktığımız zaman İlah kelimesinin kök harflerinden hiç fiil gelmediği görülür. El-İlah şeklinde bir kullanımı da yoktur. Bu nokta da sadece Allah kelimesinin El-İlahı yansıttığı görülmektedir. Dolayısı ile Allah ve Tanrı kelimeleri birbirinin eşiti değildir. İlahlar denebilir ama Allahlar denemez. Bu da bir birlerinin eşiti olmadıklarını gösterir. Onun için Allah'a tanrı denmesi doğru değildir. Elif ve Lam harfleri ilahın başına geldiğinde bu yeni form Allah'ın özel ismi olmaktadır. "Allah ancak bir tek ilahtır." (4:171.)

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Ben de sizin gibi bir insanım. Bana vahyolunuyor ki, sizin ilahınız, bir tek ilahtır. Öyleyse doğrudan O'na yönelin ve yalnızca O'ndan bağışlanma dileyin. Müşriklerin vay haline!"

    Gültekin Onan

    De ki: "Ben ancak sizin benzeriniz olan bir beşerim. Bana yalnızca, sizin tanrınızın bir tek tanrı olduğu vahyolunur. Öyleyse O'na yönelin ve O'ndan mağfiret dileyin. Vay haline o müşriklerin."

    Hasan Basri Çantay

    De ki (Habibim): "Ben ancak sizin gibi bir insanım. (Yalınız) bana şu vahy olunuyor: Sizin Tanrınız ancak bir tek Tanrıdır. Onun için hepiniz Ona doğrulun, Ondan mağfiret isteyin. Vay haaline o Allaha ortak tanıyanların"!

    İbni Kesir

    De ki: Ben de ancak sizin gibi bir beşerim. Yalnız bana tanrınızın tek bir tanrı olduğu vahyediliyor. Artık O'na yönelin ve O'ndan mağfiret dileyin. Müşriklerin vay haline.

    Mehmet Alagaş

    (1-12) Hâ, Mim. Bilmeyen kavim için anlaşılır dilde (Arabi) okunan, ayrıntılı anlatılan / tafsilatlı anlatılan bu kitap acıyan ve esirgeyenden indirilmedir. Müjdecidir uyarıcıdır, Ona/ kitaba çokları / ekserisi sırtını döndü yüz çevirdi, onlar işitmezler. (Sırtlarını döndükleri için işitmezler, işitmedikleri için sırtlarını dönüyor değiller) Dediler ki kalbimizde bizi çağırdığınıza karşı siper var, kulaklarımızda da ağırlıklar var, seninle bizim aramızda örtüden perde var , yapın edin, kesinlikle biz de yapıyoruz / amel işliyoruz. De ki ben de siz gibi bir beşerim / derili insanım , bana ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyoluyor, istikametinizi ona çevirin ve ondan bağışlanma / mağfiret dileyin, ortak koşanların vay haline. Öyle ki zekâtı vermezler, ahireti de yok sayarlar. M uhakkak ki iman edenlere ve ıslah edici ameller işleyenlere, onlara bitmek tükenmek bilmeyen (gayri memnun) bir karşılık / ücret vardır , a rzı iki günde yaratanı yok mu sayıyorsunuz? O ’na denkler mi yapıyorsunuz, bu alemlerin Rabbidir. Onda (arzda) üzerinde sabiteler yaptı içerisinde de bereket var etti, onda (arzda)dört gün içinde sual edenin ihtiyacını giderecek gıdalar /qut / eqvaat ayarladı. Sonrada buhar / duman halindeki semaya yerleşti / kapladı /kapsama alanına aldı, Ona (duman semaya) ve arza, istemeyerek yahut istekli gelin dedi, her ikisi de istekli geldik dediler. İki günde de bu ikisi üzerinde yedi gök yaptık , her semaya da görevini / işini vahyettik. (İki gün de arzı yarattı dört günün sonunda gıdaları ile birlikte arz hazır hale geldi iki günde de yedi semayı yarattı toplam altı gün harcadı) Dünyanın semasını kandillerle süsledi ve korudu, bu saygıdeğer ve bilenin ayarlamasıdır / takdiridir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: "Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Bana yalnızca, sizin ilahınızın bir tek ilah olduğu vahyolunuyor. Öyleyse ona (giden doğru yola) yönelin, ondan bağışlanma dileyin. Şirk koşanların vay haline!"

    Süleyman Ateş

    De ki: "Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Bana, tanrınızın bir tek Tanrı olduğu vahyediliyor. O'na doğrulun (O'na yönelerek işlerinizi düzeltin), O'ndan mağfiret dileyin. (O'na) Ortak koşanların vay haline!"

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Ben de tıpkı sizin gibi bir beşerim, bana ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyediliyor dipnot 1 . Öyleyse ona karşı dosdoğru olun ve ondan bağışlanma dileyin. Müşriklerin /Allah'ı ikinci sıraya koyanların vay haline!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "Ben de sizin gibi insanım. Bana bildirilen sadece şu: İlahınız tek ilahtır; doğrudan ona yönelin ve günahlarınızı bağışlamasını isteyin. Müşriklerin çekeceği var."

    Şaban Britch

    De ki: Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Bana yalnızca, sizin ilahınızın bir tek ilah olduğu vahyolunuyor. Öyleyse ona (giden doğru yola) yönelin, ondan bağışlanma dileyin. Şirk koşanların vay haline!

    Şaban Piriş

    De ki: -Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Yalnızca bana, ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyediliyor. Öyleyse ona yönelin, ondan bağışlanma dileyin, şirk koşanların vay haline!

    Yaşar Nuri Öztürk

    De ki: "Ben sadece sizin gibi bir insanım. İlahınızın bir tek ilah olduğu bana vahyediliyor. O halde şaşıp sendelemeden O'na yönelin ve O'ndan af dileyin. Vay haline ortak koşanların!

  7. Fussilet suresi, 7. ayet — bütün mealleriyle aç

    Fussilet suresi, 7. ayet. ٱلَّذِينَ لَا يُؤْتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَهُم بِٱلْـَٔاخِرَةِ هُمْ كَٰفِرُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlar zekatı vermeyen kimselerdir. Onlar ahireti de inkar ederler.

    Mehmet Okuyan

    Onlar zekâtı vermezler; ahireti inkâr edenler de işte onlardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar ki, arınmak için ödenmesi gereken bedeli gönüllü olarak ödemezler; işte onlar, evet onlardır ahireti inkar edenler.

    Muhammed Esed

    (vay haline) karşılıksız harcamadan kaçınanların!; işte böyleleridir ahireti inkar edenler!

    Ahmed Hulusi

    Onlar (o şirk koşanlar) ki Allah için karşılıksız bağışlamazlar; onlar sonsuz gelecek yaşamlarını da inkar ederler.

    Ali Bulaç

    Ki onlar, zekatı vermeyenler ve ahireti inkar edenlerdir.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar zekâtı vermezler; ahireti inkâr edenler de onlardır.

    Ali Rıza Safa

    Onlar, zekatı vermezler. Sonsuz yaşamı da inkar ederler.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar zekatı vermezler ve ahireti de inkar ederler.

    Edip Yüksel

    "Ki zekatı vermezler ve onlar ahireti de inkar ederler."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Ki zekatı vermezler ve onlar ahireti de inkar ederler.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    ki, zekatı vermezler ve onlar ahireti de inkar ediyorlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ki zekatı vermezler ve Ahırete onlar kafirdirler

    Erhan Aktaş

    Onlar dipnot 1 zekat dipnot 2 yapmazlar. Ahiret'i inkar ederler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Müşrikler.
    2. metne dön, dipnot 2
      Zekat, arınmak, arındırmak demektir. Benliğin her türlü kötülükten arınması, temizlenmesi, arı duru hale gelmesi demektir (2:43; 19:13, 31; 18:81; 20:76; 23:4; 41:7). "Zekat vermek" terkibinin anlamı, malı yardımda bulunmak değildir. Bir terkip olarak, arınmış, temizlenmiş, arı duru hale gelmiş bir benlikle Allah'ın emirlerine tabi olmak demektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar dipnot 1 zekat dipnot 2 yapmazlar. Ahireti inkar ederler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Müşrikler.
    2. metne dön, dipnot 2
      Zekat, arınma, arındırma, arınmak temektir. Benliğin her türlü kötülükten arınması, temizlenmesi, arı duru hale gelmesi demektir. (Bkz. 19:13; 18:81; 23:4.) "Zekat vermek" terkibinin anlamı, malı yardımda bulunmak değildir. Bir terkip olarak, arınmış, temizlenmiş, arı duru hale gelmiş bir benlikle Allah'ın emirlerine tabi olmak, demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar zekat dipnot 1 vermezler. Ahireti inkar ederler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zekat sözcüğü, burada "mali yükümlülük" anlamında değil, sözcüğün diğer anlamları olan "arınma, eş koşmaksızın Allah'a yönelme, benliğin her türlü kötülükten arınması, temizlenmesi, arı duru hale gelmesi." anlamına gelmektedir. Zira bu ayet indiğinde mali yardım anlamında zekat henüz farz kılınmamıştı. Onlardan kasıt da müşriklerdir zaten.

    Gültekin Onan

    Ki onlar, zekatı vermeyenler ve ahirete küfredenlerdir.

    Hasan Basri Çantay

    Ki onlar zekat vermezler. Onlar ahireti (inkar ile) kafir olanların ta kendileridir.

    İbni Kesir

    Onlar ki; zekat vermezler. Ve onlar; ahireti inkar edenlerdir.

    Mehmet Alagaş

    (1-12) Hâ, Mim. Bilmeyen kavim için anlaşılır dilde (Arabi) okunan, ayrıntılı anlatılan / tafsilatlı anlatılan bu kitap acıyan ve esirgeyenden indirilmedir. Müjdecidir uyarıcıdır, Ona/ kitaba çokları / ekserisi sırtını döndü yüz çevirdi, onlar işitmezler. (Sırtlarını döndükleri için işitmezler, işitmedikleri için sırtlarını dönüyor değiller) Dediler ki kalbimizde bizi çağırdığınıza karşı siper var, kulaklarımızda da ağırlıklar var, seninle bizim aramızda örtüden perde var , yapın edin, kesinlikle biz de yapıyoruz / amel işliyoruz. De ki ben de siz gibi bir beşerim / derili insanım , bana ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyoluyor, istikametinizi ona çevirin ve ondan bağışlanma / mağfiret dileyin, ortak koşanların vay haline. Öyle ki zekâtı vermezler, ahireti de yok sayarlar. M uhakkak ki iman edenlere ve ıslah edici ameller işleyenlere, onlara bitmek tükenmek bilmeyen (gayri memnun) bir karşılık / ücret vardır , a rzı iki günde yaratanı yok mu sayıyorsunuz? O ’na denkler mi yapıyorsunuz, bu alemlerin Rabbidir. Onda (arzda) üzerinde sabiteler yaptı içerisinde de bereket var etti, onda (arzda)dört gün içinde sual edenin ihtiyacını giderecek gıdalar /qut / eqvaat ayarladı. Sonrada buhar / duman halindeki semaya yerleşti / kapladı /kapsama alanına aldı, Ona (duman semaya) ve arza, istemeyerek yahut istekli gelin dedi, her ikisi de istekli geldik dediler. İki günde de bu ikisi üzerinde yedi gök yaptık , her semaya da görevini / işini vahyettik. (İki gün de arzı yarattı dört günün sonunda gıdaları ile birlikte arz hazır hale geldi iki günde de yedi semayı yarattı toplam altı gün harcadı) Dünyanın semasını kandillerle süsledi ve korudu, bu saygıdeğer ve bilenin ayarlamasıdır / takdiridir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar ki hem zekâtı vermezler, hem de onlar Âhireti inkâr edenlerin ta kendileridir.

    Süleyman Ateş

    Onlar ki zekat vermezler ve onlar ahireti de inkar ederler.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar zekatı vermeyen dipnot 1 ve ahireti görmezden gelenlerdir dipnot 2 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah, zekatı önceki ümmetlere farz kıldığı gibi (Bakara 2/43, 83, Maide 5/12, Meryem 19/31, 55, Beyyine 98/5) son ümmete de farz kılmıştır (Bakara 2/110, Hac 22/78, Nur 24/56). Allah, zekat verenleri överken (Bakara 2/277, Müminun 23/1-4, Nur 24/37-38, Mearic 70/24-25) vermeyenleri yermektedir (Mearic 70/18-21). Bu ayette müşriklerin - zekat emrini bildikleri halde- vermedikleri üstelik ahirete de inanmadıkları ve bu yüzden tehdit edildikleri bildirilmektedir. Başka bir ayette de yapılması gereken yardımlara engel olanların, ahirete de tam olarak inanmadığı görülmektedir (Maun 107/1-7).
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar zekat vermez, öbür dünyayı görmezlikten gelirler.

    Şaban Britch

    Onlar zekâtı vermezler; ahireti inkâr edenler de onlardır.

    Şaban Piriş

    Ahireti inkar ederek zekat vermeyenlerin...

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlar zekatı vermezler. Ölüm sonrası hayatı inkar edenler de onlardır.

  8. Fussilet suresi, 8. ayet — bütün mealleriyle aç

    Fussilet suresi, 8. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُمْ أَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz iman edip salih ameller işleyenler için ise kesintisiz bir mükafat vardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Ama iman eden, imanına uygun davrananlara gelince: onları kesintisiz bir ödül beklemektedir.

    Muhammed Esed

    (Ama,) imana erip doğru ve yararlı işler yapanlar kesintisiz bir mükafat kazanacaklardır!

    Ahmed Hulusi

    İman edip imanın gereğini uygulayanlara gelince, onlar için arkası kesilmeyen bir bedel vardır.

    Ali Bulaç

    Şüphesiz, iman edip salih amellerde bulunanlar; onlar için kesintisiz bir ecir vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Şüphesiz iman edip sâlih ameller işleyenler için tükenmeyen bir mükâfat vardır.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, inanmış olarak erdemli edimler yapanlar için sürekli bir ödül vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Şüphesiz iman edip yararlı iş yapanlar için tükenmeyen bir ödül vardır.

    Edip Yüksel

    Gerçeği onaylayıp erdemli davrananlar için sürekli bir ödül vardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnanıp erdemli davrananlar için sürekli bir ödül vardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şüphesiz, iman edip iyi iyi işler yapanlar için minnetsiz bir mükafat vardır."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şübhesiz iyman edip iyi iyi işler yapanlar onlar için minnetsiz bir ecir var

    Erhan Aktaş

    İman eden ve salihatı yapanlar için minnet altında bırakmayan bir ödül vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İnanan ve salihatı dipnot 1 yapanlar için minnet altında bırakmayan bir ödül vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "İman edip, salihatı yapanlar" terkibini "İman edip iyi işler yapanlar" diye çevirmek doğru değildir. Salihatı yapmak iyi işler yapmaktan farklı anlama sahiptir. Salihat, davranış yolu ile bütünüyle dışa yansıyan imandır. Bu sözcüğün karşıtı "seyyiat" yani kötülük sözcüğüdür. Salihat, kötülüğe karşı mücadele etmek, bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, yapıcı olmak, iyi olmak ve iyiye yönlendirmek demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İnanan ve salihatı dipnot 1 yapanlar, onlar için kesintisiz ödül vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bozuk olan şeyi düzeltmek, düzelticilik yapmak, yapıcı olmak, düzeltmeye yönlendirmek, teşvik etmek.

    Gültekin Onan

    Şüphesiz, inanıp salih amellerde bulunanlar, onlar için kesintisiz bir ecir vardır.

    Hasan Basri Çantay

    Hakıykat, iman edib de iyi iyi amel (ve hareket) lerde bulunanlar (yok mu?) Onlar için başa kakılmayan (yahud: tükenmeyen) mükafat vardır.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki iman edip salih amel işleyenlere; işte onlara, kesintisiz bir mükafat vardır.

    Mehmet Alagaş

    (1-12) Hâ, Mim. Bilmeyen kavim için anlaşılır dilde (Arabi) okunan, ayrıntılı anlatılan / tafsilatlı anlatılan bu kitap acıyan ve esirgeyenden indirilmedir. Müjdecidir uyarıcıdır, Ona/ kitaba çokları / ekserisi sırtını döndü yüz çevirdi, onlar işitmezler. (Sırtlarını döndükleri için işitmezler, işitmedikleri için sırtlarını dönüyor değiller) Dediler ki kalbimizde bizi çağırdığınıza karşı siper var, kulaklarımızda da ağırlıklar var, seninle bizim aramızda örtüden perde var , yapın edin, kesinlikle biz de yapıyoruz / amel işliyoruz. De ki ben de siz gibi bir beşerim / derili insanım , bana ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyoluyor, istikametinizi ona çevirin ve ondan bağışlanma / mağfiret dileyin, ortak koşanların vay haline. Öyle ki zekâtı vermezler, ahireti de yok sayarlar. M uhakkak ki iman edenlere ve ıslah edici ameller işleyenlere, onlara bitmek tükenmek bilmeyen (gayri memnun) bir karşılık / ücret vardır , a rzı iki günde yaratanı yok mu sayıyorsunuz? O ’na denkler mi yapıyorsunuz, bu alemlerin Rabbidir. Onda (arzda) üzerinde sabiteler yaptı içerisinde de bereket var etti, onda (arzda)dört gün içinde sual edenin ihtiyacını giderecek gıdalar /qut / eqvaat ayarladı. Sonrada buhar / duman halindeki semaya yerleşti / kapladı /kapsama alanına aldı, Ona (duman semaya) ve arza, istemeyerek yahut istekli gelin dedi, her ikisi de istekli geldik dediler. İki günde de bu ikisi üzerinde yedi gök yaptık , her semaya da görevini / işini vahyettik. (İki gün de arzı yarattı dört günün sonunda gıdaları ile birlikte arz hazır hale geldi iki günde de yedi semayı yarattı toplam altı gün harcadı) Dünyanın semasını kandillerle süsledi ve korudu, bu saygıdeğer ve bilenin ayarlamasıdır / takdiridir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphesiz iman edip salih ameller işleyenler için ise kesintisiz bir mükâfat vardır.

    Süleyman Ateş

    İnanıp iyi işler yapanlara gelince; onlar için kesintisiz bir mükafat vardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnanıp güvenen ve iyi iş yapanlar da tükenmek bilmeyen bir ödül alacaklardır.

    Şaban Britch

    İman edenler ve salih ameller yapanlar, işte onlar için de kesintisiz bir mükâfat vardır.

    Şaban Piriş

    İman edenler ve doğruları yapanlar, işte onlar için de kesintisiz bir mükafat vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlara gelince, onlar için minnet altına sokmayan bir ödül vardır.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.