Fussilet suresi

Fussilet suresi, 44. ayet

Fussilet suresi, 44. ayet. وَلَوْ جَعَلْنَٰهُ قُرْءَانًا أَعْجَمِيًّا لَّقَالُوا۟ لَوْلَا فُصِّلَتْ ءَايَٰتُهُۥٓ ءَا۬عْجَمِىٌّ وَعَرَبِىٌّ قُلْ هُوَ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ هُدًى وَشِفَآءٌ وَٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ فِىٓ ءَاذَانِهِمْ وَقْرٌ وَهُوَ عَلَيْهِمْ عَمًى أُو۟لَٰٓئِكَ يُنَادَوْنَ مِن مَّكَانٍۭ بَعِيدٍ

velev ce`alnâhü ḳur'ânen a`cemiyyel leḳâlû levlâ füṣṣilet âyâtüh. ea`cemiyyüv ve`arabiyy. ḳul hüve lilleẕîne âmenû hüdev veşifâün. velleẕîne lâ yü'minûne fî âẕânihim vaḳruv vehüve `aleyhim `amâ. ülâike yünâdevne mim mekânim be`îd.

Diyanet İşleri

Eğer biz onu başka dilde bir Kur'an yapsaydık onlar mutlaka, "Onun ayetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? Başka dilde bir kitap ve Arap bir peygamber öyle mi?" derlerdi. De ki: "O, inananlar için bir hidayet ve şifadır. İnanmayanların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur'an onlara kapalı ve anlaşılmaz gelir. (Sanki) onlara uzak bir yerden sesleniliyor (da anlamıyorlar)."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Fussilet 41–47 · surenin 44. ayeti / 54
  1. Fussilet 41

    Kur'an kendilerine geldiğinde onu inkar edenler mutlaka cezalarını göreceklerdir. Şüphesiz o, çok değerli ve sağlam bir kitaptır.

  2. Fussilet 42

    Ona ne önünden ne de ardından batıl gelemez. O, hüküm ve hikmet sahibi, övülmeye layık olan Allah tarafından indirilmiştir.

  3. Fussilet 43

    Sana ancak, senden önceki peygamberlere söylenenler söylenmektedir. Hiç şüphesiz senin Rabbin hem bağışlama sahibidir, hem de elem dolu bir azap sahibidir.

  4. 44

    Eğer biz onu başka dilde bir Kur'an yapsaydık onlar mutlaka, "Onun ayetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? Başka dilde bir kitap ve Arap bir peygamber öyle mi?" derlerdi. De ki: "O, inananlar için bir hidayet ve şifadır. İnanmayanların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur'an onlara kapalı ve anlaşılmaz gelir. (Sanki) onlara uzak bir yerden sesleniliyor (da anlamıyorlar)."

  5. Fussilet 45

    Andolsun! Biz, Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) vermiştik de, onda ayrılığa düşmüşlerdi. Eğer (azabın ertelenmesi ile ilgili olarak ezelde) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı, aralarında derhal hüküm verilirdi. Şüphesiz onlar Kur'an hakkında derin bir şüphe içindedirler.

  6. Fussilet 46

    Kim iyi bir iş yaparsa kendi lehinedir. Kim de kötülük yaparsa kendi aleyhinedir. Rabbin, kullara (zerre kadar) zulmedici değildir.

  7. Fussilet 47

    Kıyametin ne zaman kopacağına ilişkin bilgi O'na havale edilir. Meyveler tomurcuklarından ancak O'nun bilgisi altında çıkar, dişi ancak O'nun bilgisi altında hamile kalır ve doğurur. Allah onlara, "Nerede bana ortak koştuklarınız?" diye seslendiği gün şöyle derler: "Sana arz ederiz ki, içimizden onları gören hiçbir kimse yok."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

44. Yüce Allah, lütuf ve keremini bize haber vermektedir. Çünkü O, Arap olan peygambere kavminin dili ile onlara açıklamalarda bulunması için Arapça bir kitap indirmiştir. Bu ise bu kitaba daha çok önem vermeyi, onu kabul ve teslimiyet ile karşılamayı gerektirir.

Eğer bu Kur’ân-ı Kerîm, Arapça olmayan bir dil ile indirilmiş olsa idi, inkarcılar mutlaka itiraz eder: “Onun ayetlerinin açıkça anlaşılır (bir dilde) olması gerekmez miydi?” Neden açık ve anlaşılır değil? Niye gereği gibi beyan edilmemiş? “Araba Arapça olmayan kitap mı (olurmuş hiç)?” diyeceklerdi. Yani nasıl olur Muhammed Arap iken, kitap Arapça değil? Böyle bir şöy olamaz. Yüce Allah batıl ehlinin, Kitabı hakkında şüphe etmelerine sebep teşkil edecek her bir hususu ortadan kaldırmış, bu Kitabı ona itaat ile bağlanmayı gerektirecek her bir sıfatla donatmıştır. Ancak ilâhî tevfike mazhar olan mü’minler, bu Kitaptan gereği gibi yararlanır ve onunla yücelelirler. Diğerleri ise tam aksi durumda kalırlar.

Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “De ki: O, iman edenler için bir hidâyet ve şifadır.” Onları doğru yola, sırat-ı müstakime iletir. Onlara tam anlamı ile hidâyetlerini gerçekleştirecek şekilde faydalı bilgileri öğretir. Hem bedenî hem kalbî hastalıklara karşı da onlar için bir şifadır. Çünkü bu Kitap, kötü huylardan ve çirkin amellerden sakındırır, buna karşılık günahları yıkayan, kalplere şifa veren samimi tevbeyi teşvik eder.

Kur’ân’a “iman etmeyenlere gelince onların kulaklarında (ona karşı) bir ağırlık vardır.” Yani ona karşı sağırdırlar ve ondan yüz çevirirler.

“Ve o, onların kör noktasıdır.” O Kitabın gösterdiği doğru yolu görmezler, onunla hidâyet bulmazlar. Bu kitap, ancak onların sapıklıklarını artırır. Onlar hakkı reddettikleri vakit körlüklerine körlük katmış, sapıklıklarına sapıklık katmış oldular. “Onlar, kendilerine çok uzak bir yerden seslenilen (o nedenle de hiçbir şey duyup anlamayan kimseler gibidirler).” Onlar, imana davet edilirler, fakat bu daveti kabul etmezler. Tıpkı uzakça bir yerde bulunup da kendisine seslenilen ama ne çağıranın sesini işiten ne de seslenen kimseye cevap veren kimse gibidirler.

Yani bu Kur’ân-ı Kerîm’e iman etmeyenler, onun hidâyetinden yararlanamazlar. Onun nuru ile göremezler, ondan hiçbir şekilde yararlanamazlar. Çünkü onlar, yüz çevirmek ve küfre sapmak sureti ile hidâyetin kapılarını kendi yüzlerine kendileri kapatmış kimselerdir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Şayet biz bu Kur'an'ı Arap dilinden başka bir dilde indirmiş olsaydık, onlardan kâfir olanlar şöyle derlerdi: "Ayetleri tafsilatlı açıklanmalı değil miydi ki anlayabilelim? Onu getiren Arap iken, Kur'an başka bir dilde olabilir mi?" -Ey Resul!- Onlara de ki: "Kur'an - Allah'a iman eden ve resullerini doğrulayan kimseler için -sapıklıktan doğruluğa bir hidayet rehberi, göğüslerdeki cehalete ve bu cehalete tabi olan şeylere karşı bir şifadır. Allah'a iman etmeyenlerin kulaklarında bir ağırlık vardır. Kur'an, onlara karşı bir körlüktür, onu anlamazlar. Bu özelliklere sahip olan kimseler sanki uzak bir yerden kendilerine sesleniliyor da, onlara seslenenin sesini nasıl duysunlar?"

Kelimeler

30 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَوْ velev ve eğer
  2. جَعَلْنَـٰهُ cealnahu biz onu yapsaydık kök: جعل
  3. قُرْءَانًا kur'anen bir Kur'an kök: قرا
  4. أَعْجَمِيًّۭا ea'cemiyyen yabancı (dilde) kök: عجم
  5. لَّقَالُوا۟ lekalu derlerdi ki kök: قول
  6. لَوْلَا levla değil miydi?
  7. فُصِّلَتْ fussilet açıklanmalı kök: فصل
  8. ءَايَـٰتُهُۥٓ ۖ ayatuhu onun ayetleri kök: ايي
  9. ءَا۬عْجَمِىٌّۭ eea'cemiyyun yabancı söz mü? kök: عجم
  10. وَعَرَبِىٌّۭ ۗ ve arabiyyun arab olana kök: عرب
  11. قُلْ kul de ki kök: قول
  12. هُوَ huve o
  13. لِلَّذِينَ lillezine için
  14. ءَامَنُوا۟ amenu inananlar kök: امن
  15. هُدًۭى huden bir yol göstericidir kök: هدي
  16. وَشِفَآءٌۭ ۖ ve şifa'un ve (gönüllere) şifadır kök: شفي
  17. وَٱلَّذِينَ vellezine gelince
  18. لَا la
  19. يُؤْمِنُونَ yu'minune inanmayanlara kök: امن
  20. فِىٓ fi vardır
  21. ءَاذَانِهِمْ azanihim onların kulaklarında kök: اذن
  22. وَقْرٌۭ vekrun bir ağırlık kök: وقر
  23. وَهُوَ ve huve ve o
  24. عَلَيْهِمْ aleyhim onlara
  25. عَمًى ۚ amen bir körlüktür kök: عمي
  26. أُو۟لَـٰٓئِكَ ulaike onlar
  27. يُنَادَوْنَ yunadevne çağırılıyorlar kök: ندو
  28. مِن min -den
  29. مَّكَانٍۭ mekanin bir yer- kök: كون
  30. بَعِيدٍۢ beiydin uzak kök: بعد

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: وقر (9 geçiş) · Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Aynı kök: اذن (102 geçiş)

    Kur'an'ı anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler, kulaklarına da ağırlık koyarız. Kur'an'da (ibadete layık ilah olarak) sadece Rabbini andığın…

  • Aynı kök: عجم (4 geçiş) · Aynı kök: عرب (22 geçiş)

    Andolsun ki biz onların, "Kur'an'ı ona bir insan öğretiyor" dediklerini biliyoruz. İma ettikleri kimsenin dili yabancıdır. Bu Kur'an ise gayet açık…

  • Aynı kök: عرب (22 geçiş) · Aynı kök: فصل (43 geçiş) · Aynı kök: قرا (88 geçiş)

    Bu, bilen bir toplum için Arapça bir Kur'an olarak ayetleri genişçe açıklanmış bir kitaptır.

  • Aynı kök: شفي (6 geçiş) · Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Ortak kavram: Kıraat (Okuma)

    Biz Kur'an'dan, mü'minler için şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz. Zalimlerin ise Kur'an, ancak zararını artırır.

  • Aynı kök: عجم (4 geçiş)

    (198-199) Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik ve o da bunu kendilerine okusaydı, yine buna inanmazlardı.

  • Aynı kök: عرب (22 geçiş) · Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Ortak kavram: Kıraat (Okuma)

    Biz onu, akıl erdiresiniz diye Arapça bir Kur'an olarak indirdik.

  • Aynı kök: عرب (22 geçiş) · Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Ortak kavram: Kıraat (Okuma)

    İşte böylece biz onu Arapça bir Kur'an olarak indirdik ve Allah'a karşı gelmekten sakınsınlar, yahut onlara bir uyarı versin diye onda tehditleri…

  • Aynı kök: فصل (43 geçiş) · Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Ortak kavram: Kıraat (Okuma)

    Bu Kur'an, Allah'tan (indirilmiş olup) başkası tarafından uydurulmamıştır. Fakat o, kendinden öncekileri doğrulayıcı ve Kitab'ı (Allah'ın Levh-i…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

73 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Biz onu yabancı dilde bir Kur'an yapsaydık "Ayetleri açıklanmalı değil miydi? dipnot 1 Arap'a yabancı dilden (kitap) olur mu?" derlerdi. dipnot 2 De ki: "O, inananlar için doğru yolu gösteren bir rehber ve şifadır. dipnot 3 İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir (s)ağırlık vardır ve o (Kur'an) onlara kapalıdır. dipnot 4 (Sanki) onlara uzak bir yerden sesleniliyor!" dipnot 5

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayetlerin açıkça ortaya konulmasıyla ilgili bkz. En‘âm 6:55, 97, 98, 114, 119, 126, 154; A‘râf 7:32, 52, 145, 174; Tevbe 9:11; Yûnus 10:5, 24, 37; Hûd 11:1; Yûsuf 12:111; Ra‘d 13:2; İsrâ 17:12; Rûm 30:28; Fussilet 41:3.
  2. metne dön, dipnot 2
    Bu ayet Şu‘arâ 26:199 ile birlikte okunmalıdır.
  3. metne dön, dipnot 3
    Benzer mesajlar: Yûnus 10:57; İsrâ 17:82.
  4. metne dön, dipnot 4
    Benzer mesaj: İsrâ 17:45.
  5. metne dön, dipnot 5
    Benzer mesajlar: En‘âm 6:114, 119; A‘râf 7:52; Hûd 11:1-2; İsrâ 17:41, 89; Kehf 18:54; Furkân 25:33; Rûm 30:58; Fussilet 41:3.

Mustafa İslamoğlu

Eğer Biz bu (vahyi) yabancı dille okunan bir kitap kılsaydık, kesinlikle "Neden onun ayetleri açık ve anlaşılır değil; ne yani, bir Arab'a dili yabancı bir (hitap) mı?" derlerdi. De ki: "Bu (vahiy), iman edenler için bir yol gösterici ve bir şifa kaynağıdır. İman etmeyenlere gelince: Onların kulaklarında bir çeşit kurşun vardır; dahası o (vahyin ışığından dolayı) onlara bir tür körlük arız olmuştur: şimdi onlar, çok uzak bir yerden seslenilen kişi (gibi)dirler.

Muhammed Esed

Eğer bu (ilahi kelamın) Arapça dışında bir dilde (indirilmiş) bir hitabe olmasını dileseydik, onlar, (şimdi onu reddedenler,) bu defa, "Neden onun mesajları anlaşılır bir şekilde ifade edilmemiş? Hayret! Arapça dışında bir dil(de indirilmiş bir mesaj bu) ve (tebliğ eden de) bir Arap (elçi)?" diyeceklerdi. De ki: "Bu (ilahi kelam,) iman edenler için bir rehber ve bir şifa kaynağıdır; ona inanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir sağırlık var ve bundan dolayı (Kuran) onlara kapalı, anlaşılmaz gelir. Onlar çok uzaklardan seslenilen (insanlar gibi)ler."

Ahmed Hulusi

Eğer O'nu Arapça olmayan bir Kur'an olarak oluştursaydık, elbette: "Ayetleri anlaşılır olmalıydı! Arapça konuşan (Rasul) Arapça olmayan (Kur'an; ne biçim iş bu)?" derlerdi. . . De ki: "O, iman edenler için hakikate erdirici ve şifadır (sağlıklı düşünce bilgisi)!" İman etmeyenlere gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır ve O, onlar için anlaşılmaz bir nesnedir! (Bu nedenle sanki) onlar uzak bir mekandan nida olunurlar.

Ali Bulaç

Eğer biz onu A'cemi (Arapça olmayan bir dilde) olan bir Kur'an kılsaydık, herhalde derlerdi ki: "Onun ayetleri açıklanmalı değil miydi? Arap olana, A'cemi (Arapça olmayan bir dil) mi?" De ki: "O, iman edenler için bir hidayet ve bir şifadır. İman etmeyenlerin ise kulaklarında bir ağırlık vardır ve o (Kur'an), onlara karşı bir körlüktür. İşte onlara (sanki) uzak bir yerden seslenilir."

Ali Özek ve heyeti

Eğer biz onu, yabancı dilden bir Kur’an kılsaydık, diyeceklerdi ki: Ayetleri tafsilatlı şekilde açıklanmalı değil miydi? Arab'a yabancı dilden (kitap) olur mu? De ki: Bu Kur'an, iman edenler için bir hidayet ve bir şifadır. İman etmeyenlerin kulaklarında bir ağırlık vardır. Kur'ân, onlara karşı bir körlüktür. (Sanki) onlara uzak bir yerden bağırılıyor (da Kur'an'da ne söylendiğini anlamıyorlar.)

Ali Rıza Safa

Onu, zor anlaşılacak Kur'an yapsaydık, kesinlikle, "Ayetleri açıklanmalıydı. Zor anlaşılır bir dil ve bir Arap; öyle mi?" diyeceklerdi. De ki: "O, inananlar için yol gösteren ve onmadır!" İnanmayanların ise kulaklarında ağırlık vardır. Çünkü O, onlar için körlüktür. İşte onlara, uzak bir yerden seslenilir.

Bayraktar Bayraklı

Eğer biz bu Kur'an'ı yabancı bir dilde indirseydik, onlar kesinlikle, "Ayetlerinin açıklanması gerekmez miydi? Bir Arap'a yabancı bir dille söylenir mi?" diyeceklerdi. De ki: "O, inananlar için bir yol gösterici ve gönüllerine şifadır. Kafirlerin kulaklarında ağırlık vardır ve Kur'an onlara kapalıdır; sanki onlara uzak bir yerden sesleniliyor."

Edip Yüksel

Onu yabancı dilde bir Kuran kılsaydık, "Onun ayetleri açıklanmalı değil miydi?" diyeceklerdi. İster yabancı dil, ister Arapça olsun, de ki "O, iman edenler için (dilleri sözkonusu olmaksızın) bir rehber ve şifadır. Gerçeği onaylamayanların ise kulaklarında ağırlık vardır. Sanki uzak bir yerden sesleniliyor gibi onlara kapalıdır." dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Kuran tüm dünya dillerine çevrilmelidir (26:198-200). Gerçeği onaylayanlar, doğru çeviri ile yanlış çeviri arasındaki farkı, Tanrı vergisi akıllarını kullanarak, karşılaştırıp tartışarak rahatlıkla görebilirler. Kuran'ın asıl öğretmeni Tanrı'dır (55:1-2). * Bak 43:3; 11:1.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onu yabancı dilde bir Kuran kılsaydık, 'Onun ayetleri açıklanmalı değil miydi?' diyeceklerdi. İster yabancı dil, ister Arapça olsun, de ki, 'O, inananlar için (dilleri sözkonusu olmaksızın) bir rehber ve şifadır. İnanmıyanların ise kulaklarında ağırlık vardır. Onlara sanki uzak bir yerden sesleniliyor gibi onlara kapalıdır.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve eğer Biz onu yabancı dilde bir Kur'an yapsaydık diyeceklerdi ki: "Ayetleri genişçe açıklansaydı ya! Arab'a yabancı dil (öyle) mi?" De ki: "O iman edenler için bir rehber ve şifadır, iman etmeyenlerin ise kulaklarında bir ağırlık vardır ve o, onlara karşı körlüktür. Onlara uzak bir yerden haykırılır."

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve eğer biz onu a'cemi bir Kur'an yapa idik diyecekler idi ki: ayetleri tafsıyl edilseydi ya! Araba Acemce mi? de ki: o, iyman edenler için hidayet ve şifadır, iyman etmiyenlerin ise kulaklarında bir ağırlık vardır ve o onlara karşı körlüktür, onlara uzak bir mekandan haykırılır.

Erhan Aktaş

Biz, onu yabancı bir dille "kur'an dipnot 1 " yapsaydık, mutlaka: "O'nun ayetleri açıklanmalı değil miydi?" derlerdi. Yabancı dilde bir kur'ana dipnot 2 Arap muhatap, hiç olur mu? De ki: "O, iman edenler için bir yol gösterici ve bir şifadır." Ve inanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır. Ve O, onlara kapalıdır. Onlara sanki uzak bir yerden seslenilmektedir. dipnot 3

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Okunan.
  2. metne dön, dipnot 2
    Arapça olmayan bir kitaba.
  3. metne dön, dipnot 3
    Sanki hiçbir şey duymuyorlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Biz, onu yabancı bir dille "kuran" dipnot 1 yapsaydık, mutlaka: "O'nun ayetleri açıklanmalı değil miydi?" derlerdi. Yabancı dilde bir kurana dipnot 2 Arap muhatap, hiç olur mu? De ki: "O, inananlar için bir yol gösterici ve bir şifadır." Ve inanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır. Ve O, onlara kapalıdır. Onlara sanki uzak bir yerden seslenilmektedir. dipnot 3

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Okunan.
  2. metne dön, dipnot 2
    Arapça olmayan bir kitaba.
  3. metne dön, dipnot 3
    Sanki hiçbir şey duymuyorlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Biz, onu yabancı bir dille "kur'an" dipnot 1 yapsaydık, mutlaka: "O'nun ayetleri açıklanmalı değil miydi?" derlerdi. Yabancı dilde bir kur'ana dipnot 2 Arap muhatap, hiç olur mu? De ki: "Kur'an, inananlar için bir yol gösterici ve bir şifadır." Ve inanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır. Ve Kur'an, onlara kapalıdır. Onlara sanki uzak bir yerden seslenilmektedir. dipnot 3

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Okunan.
  2. metne dön, dipnot 2
    Arapça olmayan bir kitaba.
  3. metne dön, dipnot 3
    Sanki hiçbir şey duymuyorlar.

Gültekin Onan

Eğer biz onu acemi [Arapça olmayan bir dilde] olan bir Kuran kılsaydık, herhalde derlerdi ki: "Onun ayetleri açıklanmalı değil miydi? Arap olana, acemi [Arapça olmayan bir dil] mi?" De ki: "O, inananlar için bir hidayet ve bir şifadır. İnanmayanların ise kulaklarında bir ağırlık vardır ve o (Kuran), onlara karşı bir körlüktür. İşte onlara (sanki) uzak bir yerden seslenilir."

Hasan Basri Çantay

Eğer biz onu yabancı (dilden) bir Kur'an yapsaydık muhakkak ki "Ayetleri açıklanmalı değil miydi Araba mensub (bir muhaataba), Arabca olmayan (bir Kur'an) mı? diyeceklerdi. (Onlara) söyle: "O (Kur'an) iman edenler için (mahz-ı) hidayet ve şifadır. İman etmeyenlerin ise kulaklarında bir ağırlık vardır. O (Kur'an) bunlara karşı bir körlükdür. (Sanki) onlar uzak bir yerden çağırılıyorlardır.

İbni Kesir

Biz; onu yabancı bir dil ile ortaya koysaydık diyeceklerdi ki: Ayetleri tafsilatlı olarak açıklamalı değil miydi? Hem yabancı, hem da Arab'a mı hitab etmektedir? De ki: İman edenler için hidayet ve şifadır. İman etmemiş olanların kulaklarında ise bir ağırlık vardır ve bu, onlara kapalıdır. Sanki onlara uzak bir mesafeden sesleniyorlar da anlamıyorlar.

Mehmet Alagaş

(37-46) Gece, gündüz, güneş, ay, O’nun ayetlerindendir, Güneşe ve aya secde etmeyin, eğer ki ibadet edecekseniz de onların (bu saydıklarımızın) hepsini yaratana secde edin. Eğer ki büyüklenirlerse (Allaha secde etmekten imtina ederlerse) Rabbinin yanındakiler zaten gece gündüz onu hiç bıkmadan üstün tutmaktadırlar / tesbih etmektedirler. (Zaten yeteri kadar kul var) (Her şeyin üstünde tutmak, tıpkı ne gibi suyun üstünde tutunma, y üzme gibi) Onun ayetlerinden biri de Arz’ın ürkmüş halde olmasıdır, Onun üzerine suyu indirdiğimiz de sarsılır, hareketlenir ve kabarır, işte ona hayat veren kesinlikle ölülere de hayat verecektir, Muhakkak ki O her şeyi güç yetirip ayarlayandır. Bizim Ayetlerimizde meyledip sapanlar bize gizli kalamaz / biliriz , ateşe atılan kişi mi daha hayırlıdır kıyamet günü emniyet içinde getirilen (hangisi daha hayırlı?) şimdilik istediğinizi /dilediğinizi yapın, muhakkak ki O yaptıklarınızı görendir. Onlara hatırlatma geldiğinde üzerini örttüler / yok saydılar, muhakkak ki O , saygın bir kitaptır. (Yok sayılacak bir kitap değildir) Ona önünden ve ardından bir geçersizlik / iptallik / batıllık getirilemez , hâkim ve övülen den indirilmedir. Sana da senden öncekilere denilenlerden başkası / farklısı söylenmiyor. (Aynı / tanıdık bilindik şeyleri söylüyorlar) Muhakkak ki Rabbin mağfiret te sahibidir acıtıcı / elim bir azap ta sahibidir. Eğer ki Onu / okunanı / Kuran ’ı yabancı / acemi yapsaydık diyeceklerdi ki; Onun ayetleri sınıf sınıf ayrıştırılarak anlatılsaydı. Arabi ye yabancı mı? (Kendi dilinizden değil mi? doğru söyleyin nasıl acemi dersiniz) De ki O yola sokar / hidayet verir ve tedavi eder / şifa verir. İman etmeyen kimselerin kulaklarında ağır işitme / sağırlık vardır , onlar da körlük te vardır, işte onlar çok uzak bir mekândan çağrılmaktadırlar. Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya da kesinlikle kitabı verdik O’nda karşıtlık oluştu , ihtilafa düşüldü, eğer ki Rabbin kendini verdiği bir kelimeyle / ver diği söz ile tutmasaydı , onlar hakkındaki hüküm gerçekleşirdi. Muhakkak ki onlar, ondan kuşkulanıyorlar ve şüphe / mürib içindeler. (Şek; kuşku Rayb, şüphe Mirye; tereddüt) Kim ıslah edici bir faaliyet icra ederse kendisi içindir, kim de kötülük icra ederse aleyhinedir, Rabbin kullarına zulmedici değildir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Eğer biz onu başka dilde bir Kur’an yapsaydık onlar mutlaka, “Onun âyetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? Başka dilde bir kitap ve Arap bir peygamber öyle mi?” derlerdi. De ki: "Bu Kur'an, iman edenler için bir hidayet ve bir şifadır. İman etmeyenlerin kulaklarında bir ağırlık vardır ve o, onlar için bir körlüktür.” İşte onlar (sanki kendilerine) uzak bir yerden seslenilmekte (de duymuyor gibiler).

Süleyman Ateş

Eğer biz onu, yabancı (dilde) bir Kur'an yapsaydık derlerdi ki: "Ayetleri (anlayacağımız) bir dille açıklanmalı değil miydi? Araba yabancı söz mü (geliyor)?" De ki: "O, inananlar için bir yol gösterici ve (gönüllere) şifadır. İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır ve o, onlara bir körlüktür. (Sanki) Onlar, uzak bir yerden çağırılıyorlar (da duymuyorlar).

Süleymaniye Vakfı

Bu kitabı, anlaşılması zor bir dilde ayet kümeleri yapsaydık kesinlikle şöyle derlerdi: "Ayetleri ayrıntılı olarak açıklansaydı ya! Anlaşılması zor bir dil mi yoksa (fasih) Arapça mı dipnot 1 (olmalı)?" De ki: "O, inanıp güvenenler için bir rehber ve şifadır dipnot 2 ." Ona inanmayanların (sanki) kulaklarında tıkaç var ve bu kitap onlara kapalıdır dipnot 3 . Onlara (sanki) uzak bir yerden sesleniliyor (da anlayamıyorlar)."

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Arap olsun veya olmasın, açık ve düzgün konuşamayan kişiye Araplar "(الأعجم) el- a'cem" derler (Müfredat). Anlaşılması zor bir dil ile kastedilen iki şey olabilir. Birincisi Arapçanın ağızlarıdır. Her dilin bir fasih hali, bir de ağızları vardır. Mesela Türkçenin fasih hali İstanbul Türkçesidir. Yazı dili ve iletişim dili olarak İstanbul Türkçesi kullanılır. Bunun yanı sıra çeşitli bölgelerde konuşma dilleri yani ağızlar vardır: Karadeniz ağzı, Ege ağzı vb. Bu ağızlar fasih sayılmaz. A'cemi kelimesiyle kastedilen ikinci şey ise Arapçanın dışında kalan diğer dillerdir. (Nahl 16/103, Şuara 26/198-199).
  2. metne dön, dipnot 2
  3. metne dön, dipnot 3

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kur'an'ı, yabancı bir dilde oluştursaydık derlerdi ki "Ayetleri açıklansa ya? Arap'a hiç yabancı dilde bir kitap olur mu?" De ki "O, inanıp güvenenler için doğru yolu gösteren ve şifa olan dipnot 1 tedavi eden bir kitaptır. İnanmayanların sanki kulakları tıkalı, müminlere karşı gözleri sanki kördür. Kendilerine uzak bir yerden seslenilen kişiler gibidirler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kuran göğüslerde olana (ruha) şifadır. Yunus 10/57

Şaban Britch

Eğer biz onu, yabancı dilden bir Kur'an kılsaydık, diyeceklerdi ki: Ayetleri tafsilatlı şekilde açıklanmalı değil miydi? bir Arap (peygambere), yabancı dilde (bir Kur'an) mi? derlerdi. De ki: İman edenlere hidayet ve şifadır. İman etmeyenlerin kulaklarında ağırlık vardır. O, onlara karşı bir körlük vardır (hidayet bulamaz). (Sanki) onlara uzak bir yerden sesleniliyor.

Şaban Piriş

Biz Kur'an'ı yabancı bir dilde okusaydık: -Ayetleri açıklanmalı değil miydi? bir Arab'a, yabancı dilde mi? derlerdi. De ki: -İman edenlere kılavuz ve şifadır. İman etmeyenlerin kulaklarında ağırlık vardır. O, onlara karşı bir körlüktür. (Sanki) onlara uzak bir yerden sesleniliyor.

Yaşar Nuri Öztürk

Eğer biz onu yabancı dilde bir Kur'an yapsaydık, elbette şöyle diyeceklerdi: "Ayetleri ayrıntılı kılınmalı değil miydi?/Arap'a yabancı dil mi?/ister yabancı dilde, ister Arapça!" De ki: "O, iman edenler için bir kılavuz, bir şifadır. İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır. Ve Kur'an, onlar için bir körlüktür. Böylelerine, çok uzak bir mekandan seslenilmektedir."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Had We made it a Quran in a literary form that is ambiguous, un understandable and foreign to their thoughts, they would have said: "If only its revelations and precepts were expounded so that We could apprehend the intended tense!" How is it that We render it in a literary form foreign to people's thoughts when it is addressed to an Arab! Say to them :. " It -the Quran- is the spirit of truth guiding those whose hearts have been touched with the divine hand into all truth. Its inherent heavenly power exerts a remedying effect on their minds to counteract doubt and redress uncertainties; whereas to those who deny it, and their heart's ears are deaf, it exerts a blinding effect on their intellectual and spiritual perception. These are they who seem to be called upon from afar as the earth's distant ends; they are also distant from Allah's blessed abode.

Abdul Haleem

If We had made it a foreign Quran, they would have said, ‘If only its verses were clear! What? Foreign speech to an Arab?’ Say, ‘It is guidance and healing for those who have faith, but the ears of the disbelievers are heavy, they are blind to it, it is as if they are being called from a distant place.’

Abdullah Yusuf Ali

Had We sent this as a Qur'an (in the language) other than Arabic, they would have said: "Why are not its verses explained in detail? What! (a Book) not in Arabic and (a Messenger an Arab?" Say: "It is a Guide and a Healing to those who believe; and for those who believe not, there is a deafness in their ears, and it is blindness in their (eyes): They are (as it were) being called from a place far distant!"

Abul A'la Maududi

Had We revealed this as a non-Arabic Qur'an they would have said: "Why were its verses not clearly expounded? How strange, a non-Arabic scripture and an Arab audience!" dipnot 1 Tell them: “It is a guidance and a healing to the believers. But to those who do not believe, it serves as a plug in their ears and a covering over their eyes. It is as if they are being called from a place far away. dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This is the kind of the stubbornness that the Prophet (peace be upon him) was confronting. The disbelievers said: Muhammad (peace be upon him) is an Arab. Arabic is his mother tongue. How can one believe that the Arabic Quran that he presents has not been forged by himself but has been revealed to him by God? The Quran could be believed to be the revelation of God if he had started speaking fluently in a foreign language unknown to him, like Persian, Latin, or Greek. This argument of theirs has been refuted by Allah, saying: Now when the Quran has been sent down in their own tongue so that they may understand it, they raise the objection: Why has it been sent down to an Arab in Arabic? But if it had been sent down in a foreign tongue, these very people would have said: How strange! An Arab Messenger has been sent to the Arabs, but the revelations being sent to him are in a tongue which is neither understood by him nor by his people.
  2. metne dön, dipnot 2
    When a person is summoned from afar, he hears a voice but does not understand what is being said to him. This is a wonderful simile which fully depicts the psychology of the stubborn opponents. Naturally when you talk to a person who is free from prejudice, he will listen to you, will try to understand what you say, will accept it if it is reasonable, with an open mind. On the contrary, the person who is not only prejudiced against you but is also malicious and spiteful, will not at all listen to you however hard you may try to make him understand your viewpoint. In spite of hearing you all the time he will not understand at all what you had been saying.

Aisha Bewley

If We had made it a Qur’an in a foreign tongue they would have said, ‘Why have its Signs not been made plain? What! A foreign language for an Arab?’ Say: ‘It is guidance and healing for people who have iman. Those who do not have iman have heaviness in their ears and for them it is blindness. Such people are being called from a very distant place.’

Al-Hilali & Khan

And if We had sent this as a Qur’ân in a foreign language (other than Arabic), they would have said: "Why are not its verses explained in detail (in our language)? What! (A Book) not in Arabic and (the Messenger) an Arab?" Say: "It is for those who believe, a guide and a healing. And as for those who disbelieve, there is heaviness (deafness) in their ears, and it (the Qur’ân) is blindness for them. They are those who are called from a place far away (so they neither listen nor understand)."

Ali Quli Qarai

Had We made it a non-Arabic Qur’ān, they would have surely said, ‘Why have not its signs been articulated?’ ‘What! A non-Arabian [scripture] and an Arabian [prophet]!?’ Say, ‘For those who have faith, it is a guidance and healing; but as for those who are faithless, there is a deafness in their ears and it is lost to their sight. ’ They are [as if they were] called from a distant place.

Amatul Rahman Omar

Had We made it a Qur'ân in indistinct and inexpressive language, these (faultfinders) would have surely said, `Why has not (the subject matter of) its verses been made clear in exposition?' What! can indistinct and inexpressive language and an eloquently clear language (be one and the same thing). Say, `It is a wonderful guidance and healing to those who believe.' But (as to those) who do not believe there is deafness in their ears and this (Qur'ân) is obscure to them (with regard to its factual truth). And they are (as if to say) being called to from a place afar.

Arthur John Arberry

If We had made it a barbarous Koran, they would have said, 'Why are its signs not distinguished? What, barbarous and Arabic?' Say: 'To the believers it is a guidance, and a healing; but those who believe not, in their ears is a heaviness, and to them it is a blindness; those -- they are called from a far place. '

Bijan Moeinian

If Qur’an was revealed in another language, the argumentative people would have said: "Why is it revealed in such and such language?" Arabic or non-Arabic, let them know that: “It is a guide and healing for those who believe. As to the disbelievers, they have a plug in their ears to hear it and a cover over their eyes to see it. It sounds to them a call to far away from them to listen.”

E. Henry Palmer

And had we made it a foreign Qur'an, they would have said, 'Unless its signs be detailed. .. . What! foreign and Arabic?' Say, 'It is, for those who believe, a guidance and a healing. But those who believe not, in their ears is dullness, and it is blindness to them; these are called to from a far-off place.

Edip-Layth

Had We made it a non-Arabic compilation, they would have said, "If only its signs were made clear!" Non-Arabic and Arabic, say, "For those who acknowledge, it is a guide and healing. As for those who reject, there is deafness in their ears, and they are blind to it. These will be called from a place far away."

George Sale

If We had revealed the Koran in a foreign language, they had surely said, unless the signs thereof be distinctly explained, we will not receive the same: Is the book written in a foreign tongue, and the person unto whom it is directed, an Arabian? Answer, it is, unto those who believe, a sure guide, and a remedy for doubt and uncertainty: But unto those who believe not, it is a thickness of hearing in their ears, and it is a darkness which covereth them; these are as they who are called unto from a distant place.

Hamid S. Aziz

And if We had made it a Lecture (Quran) in a foreign tongue, they would certainly have said, "Why have not its verses been explained clearly? What! A foreign (tongue) and an Arab (messenger)!" Say, "It is to those who believe, a guidance and a healing; and as for those who disbelieve, there is a deafness in their ears and it is blindness (obscurity) to them; these shall be called to from afar.

Mahmoud Ghali

And if We had made it a foreign (i. e., in a language other than Arabic) Qur'an, they would indeed have said, "Had its ayat (Verses, signs) been expounded? A foreign (tongue) and an Arab (Messenger)?" Say, " To the ones who have believed it is a guidance and a cure; and the ones who do not believe, in their ears is an obstruction, and for them it is a blindness; those are called out from a place far (away)."

Marmaduke Pickthall

And if We had appointed it a Lecture in a foreign tongue they would assuredly have said: If only its verses were expounded (so that we might understand)? What! A foreign tongue and an Arab? - Say unto them (O Muhammad): For those who believe it is a guidance and a healing; and as for those who disbelieve, there is a deafness in their ears, and it is blindness for them. Such are called to from afar.

Mohamed Ahmed - Samira

If We had made it a discourse in an obscure tongue, they would have said: "Why were its revelations not expounded distinctly? A foreign tongue and an Arab (audience)?" Say: "For those who believe it is a guidance and a healing; but for those who do not believe it is a deafness in the ears, and a blindness. They are those one calls to from far away.

Muhammad Asad

Now if We had willed this [divine writ] to be a discourse in a non-Arabic tongue, they [who now reject it] would surely have said, "Why is it that its messages have not been spelled out clearly? Why - [a message in] a non-Arabic tongue, and [its bearer] an Arab?" Say: “Unto all who have attained to faith, this [divine writ] is a guidance and a source of health; but as for those who will not believe - in their ears is deafness, and so it remains obscure to them: they are [like people who are] being called from too far away.

Mustafa Khattab

Had We revealed it as a non-Arabic Quran, they would have certainly argued, "If only its verses were made clear ˹in our language˺. What! A non-Arabic revelation for an Arab audience!" Say, ˹O Prophet,˺ “It is a guide and a healing to the believers. As for those who disbelieve, there is deafness in their ears and blindness to it ˹in their hearts˺. It is as if they are being called from a faraway place.”[1]

Progressive Muslims

And had We made it a non-Arabic Quran, they would have said: "If only its verses were made clear!" Non-Arabic and Arabic, Say: "For those who believe, it is a guide and healing. As for those who disbelieve, there is a deafness in their ears, and they are blind to it. These will be called from a place far away."

Rashad Khalifa

If we made it a non-Arabic Quran they would have said, "Why did it come down in that language?" Whether it is Arabic or non-Arabic, say, "For those who believe, it is a guide and healing. As for those who disbelieve, they will be deaf and blind to it, as if they are being addressed from faraway."

Sahih International

And if We had made it a non-Arabic Qur'an, they would have said, "Why are its verses not explained in detail [in our language]? Is it a foreign [recitation] and an Arab [messenger]?" Say, "It is, for those who believe, a guidance and cure. " And those who do not believe - in their ears is deafness, and it is upon them blindness. Those are being called from a distant place.

Sam Gerrans

And had We made it a recitation in a foreign tongue, they would have said: “Oh, that its proofs were but set out and detailed — a foreign tongue and an Arab!” Say thou: “It is for those who heed warning a guidance and a healing”; but those who do not believe: in their ears is deafness, and it is for them blindness; those: they are called from a far place.

Shabbir Ahmed

Now if We had made it a Qur'an in a non-Arabic tongue they would surely have said, "Why is it that its verses have not been made clear? Why - a foreign tongue and an Arab?" Say, "For those who accept it, this is a Guidance and medicine for a wholesome life. But as for those who will not believe (Arabs or non-Arabs), in their ears is deafness, and so it remains obscure to them. They are like people who are called to from afar. (26:200)

Syed Vickar Ahamed

If We had sent this as a Quran (in a language) other than Arabic, they would have said: "Why are not its verses explained in details? What! (A Book) not in Arabic and (a Messenger) an Arab?" Say: "It is a guide and a healing (cure) for those who believe; And for those who do not believe, there is no hearing in their ears, and there is a blindness in their (eyes): They are (like those) being called from a far distant place!"

Taqi Usmani

Had We made it a non-Arabic Qur’ān, they would have said, "Why are its verses not clearly explained? Is it a non-Arabic (book) and an Arab (messenger)?" Say, “For those who believe, it is guidance and cure. As for those who do not believe, there is deafness in their ears, and for them it is blindness. Such people are being called from a distant place.”

The Monotheist Group

And had We made it a non-Arabic revelation, they would have said: "If only its verses were made clear!" Non-Arabic and Arabic, say: "For those who believe, it is a guide and healing. As for those who disbelieve, there is deafness in their ears, and they are blind to it. These will be called from a place far away."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Fussilet suresi, 44. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Fussilet suresi, 44. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Fussilet suresi, 44. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩