41. sure

Fussilet Suresi فصلت

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 8 konu
  1. Ayrıntılı kılınmış Kur'an ve kalpleri örtülü olanlar 1–8 karşılaştır — Ayrıntılı kılınmış Kur'an ve kalpleri örtülü olanlar
  2. Yerin ve göklerin yaratılış evreleri 9–12 karşılaştır — Yerin ve göklerin yaratılış evreleri
  3. Âd ve Semûd 13–18 karşılaştır — Âd ve Semûd
  4. Derilerin şahitliği ve başa sarılan arkadaşlar 19–25 karşılaştır — Derilerin şahitliği ve başa sarılan arkadaşlar
  5. "Bu Kur'an'ı dinlemeyin"; dosdoğru olanlar 26–32 karşılaştır — "Bu Kur'an'ı dinlemeyin"; dosdoğru olanlar
  6. En güzel söz; kötülüğü en güzel şekilde savmak 33–36 karşılaştır — En güzel söz; kötülüğü en güzel şekilde savmak
  7. Gece, gündüz, güneş, ay ve Arapça Kur'an 37–44 karşılaştır — Gece, gündüz, güneş, ay ve Arapça Kur'an
  8. Kıyametin bilgisi, insanın nankörlüğü ve ufuklardaki deliller 45–54 karşılaştır — Kıyametin bilgisi, insanın nankörlüğü ve ufuklardaki deliller

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Ayrıntılı kılınmış Kur'an ve kalpleri örtülü olanlar 1–8

  1. Fussilet suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 1. ayet. حمٓ

    ḥâ-mîm.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    HH. M.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 1. ayet

  2. Fussilet suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 2. ayet. تَنزِيلٌ مِّنَ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

    tenzîlüm mine-rraḥmâni-rraḥîm.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rahman ve Rahim'den bir indirilmiştir.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 2. ayet

  3. Fussilet suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 3. ayet. كِتَٰبٌ فُصِّلَتْ ءَايَٰتُهُۥ قُرْءَانًا عَرَبِيًّا لِّقَوْمٍ يَعْلَمُونَ

    kitâbün füṣṣilet âyâtühû ḳur'ânen `arabiyyel liḳavmiy ya`lemûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bilen bir topluluk için, Arapça bir Kuran olarak ayetleri açıklanmış bir kitaptır.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 3. ayet

  4. Fussilet suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 4. ayet. بَشِيرًا وَنَذِيرًا فَأَعْرَضَ أَكْثَرُهُمْ فَهُمْ لَا يَسْمَعُونَ

    beşîrav veneẕîrâ. fea`raḍa ekŝeruhüm fehüm lâ yesme`ûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bir müjdeci ve bir uyarıcıdır. Ancak onların çoğunluğu ondan yüz çevirmiştir; onlar işitmezler.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 4. ayet

  5. Fussilet suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 5. ayet. وَقَالُوا۟ قُلُوبُنَا فِىٓ أَكِنَّةٍ مِّمَّا تَدْعُونَآ إِلَيْهِ وَفِىٓ ءَاذَانِنَا وَقْرٌ وَمِنۢ بَيْنِنَا وَبَيْنِكَ حِجَابٌ فَٱعْمَلْ إِنَّنَا عَٰمِلُونَ

    veḳâlû ḳulûbünâ fî ekinnetim mimmâ ted`ûnâ ileyhi vefî âẕâninâ vaḳruv vemim beyninâ vebeynike ḥicâbün fa`mel innenâ `âmilûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dediler ki: 'Senin bizi çağırdığın şeye karşı sabit fikirliyiz, kulaklarımızda ağırlık ve bizimle sizin aranızda bir perde vardır. İstediğini yap, biz de yapacağız.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 5. ayet

  6. Fussilet suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 6. ayet. قُلْ إِنَّمَآ أَنَا۠ بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ يُوحَىٰٓ إِلَىَّ أَنَّمَآ إِلَٰهُكُمْ إِلَٰهٌ وَٰحِدٌ فَٱسْتَقِيمُوٓا۟ إِلَيْهِ وَٱسْتَغْفِرُوهُ وَوَيْلٌ لِّلْمُشْرِكِينَ

    ḳul innemâ ene beşerum miŝlüküm yûḥâ ileyye ennemâ ilâhüküm ilâhüv vâḥidün festeḳîmû ileyhi vestagfirûh. veveylül lilmüşrikîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki, 'Ben, sadece sizin gibi bir insanım. Bana, sizin tanrınızın bir tek tanrı olduğu vahyediliyor. O'na yönelin, O'ndan bağışlanma dileyin. Vay ortak koşanlara!'

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 6. ayet

  7. Fussilet suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 7. ayet. ٱلَّذِينَ لَا يُؤْتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَهُم بِٱلْـَٔاخِرَةِ هُمْ كَٰفِرُونَ

    elleẕîne lâ yü'tûne-zzekâte vehüm bil'âḫirati hüm kâfirûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Ki zekatı vermezler ve onlar ahireti de inkar ederler.'

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 7. ayet

  8. Fussilet suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 8. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُمْ أَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍ

    inne-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti lehüm ecrun gayru memnûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnanıp erdemli davrananlar için sürekli bir ödül vardır.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 8. ayet

Yerin ve göklerin yaratılış evreleri 9–12

  1. Fussilet suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 9. ayet. قُلْ أَئِنَّكُمْ لَتَكْفُرُونَ بِٱلَّذِى خَلَقَ ٱلْأَرْضَ فِى يَوْمَيْنِ وَتَجْعَلُونَ لَهُۥٓ أَندَادًا ذَٰلِكَ رَبُّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    ḳul einneküm letekfürûne billeẕî ḫaleḳa-l'arḍa fî yevmeyni vetec`alûne lehû endâdâ. ẕâlike rabbü-l`âlemîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki, 'Siz yeri iki günde yaratanı mı inkar ediyorsunuz ve O'na eşler mi koşuyorsunuz? O, evrenlerin Rabbidir.'

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 9. ayet

  2. Fussilet suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 10. ayet. وَجَعَلَ فِيهَا رَوَٰسِىَ مِن فَوْقِهَا وَبَٰرَكَ فِيهَا وَقَدَّرَ فِيهَآ أَقْوَٰتَهَا فِىٓ أَرْبَعَةِ أَيَّامٍ سَوَآءً لِّلسَّآئِلِينَ

    vece`ale fîhâ ravâsiye min fevḳihâ vebârake fîhâ veḳaddera fîhâ aḳvâtehâ fî erbe`ati eyyâm. sevâel lissâilîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onun üstüne denge unsurları (olan dağlar) yerleştirdi ve onu bereketli kıldı.Tüm arayıp isteyenler için onun gıdalarını dört günde ölçüp düzenledi.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 10. ayet

  3. Fussilet suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 11. ayet. ثُمَّ ٱسْتَوَىٰٓ إِلَى ٱلسَّمَآءِ وَهِىَ دُخَانٌ فَقَالَ لَهَا وَلِلْأَرْضِ ٱئْتِيَا طَوْعًا أَوْ كَرْهًا قَالَتَآ أَتَيْنَا طَآئِعِينَ

    ŝümme-stevâ ile-ssemâi vehiye düḫânün feḳâle lehâ velil'arḍi-'tiyâ ṭav`an ev kerhâ. ḳâletâ eteynâ ṭâi`în.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sonra duman halindeki göğe yönelerek ona ve yere, 'İsteyerek veya istemeyerek (kaostan çıkıp) gelin,' dedi. Onlar da, 'İsteyerek geldik,' dediler.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 11. ayet

  4. Fussilet suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 12. ayet. فَقَضَىٰهُنَّ سَبْعَ سَمَٰوَاتٍ فِى يَوْمَيْنِ وَأَوْحَىٰ فِى كُلِّ سَمَآءٍ أَمْرَهَا وَزَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنْيَا بِمَصَٰبِيحَ وَحِفْظًا ذَٰلِكَ تَقْدِيرُ ٱلْعَزِيزِ ٱلْعَلِيمِ

    feḳaḍâhünne seb`a semâvâtin fî yevmeyni veevḥâ fî külli semâin emrahâ. vezeyyenne-ssemâe-ddünyâ bimeṣâbîḥ. veḥifżâ. ẕâlike taḳdîru-l`azîzi-l`alîm.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Böylece onları iki günde yedi gök olarak tamamladı ve her göğe özel yasaları bildirdi. Ve biz en aşağıdaki göğü ise lambalarla ve koruma sistemiyle donattık. Bu, Üstün ve herşeyi Bilen'in planıdır.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 12. ayet

Âd ve Semûd 13–18

  1. Fussilet suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 13. ayet. فَإِنْ أَعْرَضُوا۟ فَقُلْ أَنذَرْتُكُمْ صَٰعِقَةً مِّثْلَ صَٰعِقَةِ عَادٍ وَثَمُودَ

    fein a`raḍû feḳul enẕertüküm ṣâ`iḳatem miŝle ṣâ`iḳati `âdiv veŝemûd.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yüz çevirirlerse de ki, 'Sizi Ad ve Semud yıldırımına benzer bir yıldırımla uyardım.'

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 13. ayet

  2. Fussilet suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 14. ayet. إِذْ جَآءَتْهُمُ ٱلرُّسُلُ مِنۢ بَيْنِ أَيْدِيهِمْ وَمِنْ خَلْفِهِمْ أَلَّا تَعْبُدُوٓا۟ إِلَّا ٱللَّهَ قَالُوا۟ لَوْ شَآءَ رَبُّنَا لَأَنزَلَ مَلَٰٓئِكَةً فَإِنَّا بِمَآ أُرْسِلْتُم بِهِۦ كَٰفِرُونَ

    iẕ câethümü-rrusülü mim beyni eydîhim vemin ḫalfihim ellâ ta`büdû ille-llâh. ḳâlû lev şâe rabbünâ leenzele melâiketen feinnâ bimâ ürsiltüm bihî kâfirûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlara, 'ALLAH'tan başkasına tapmayın,' diye önlerinden ve arkalarından elçiler gitmişti. Onlar ise, 'Rabbimiz dileseydi bir melek indirebilirdi. Bundan ötürü sizin getirdiğiniz mesaja inanmıyoruz,' dediler.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 14. ayet

  3. Fussilet suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 15. ayet. فَأَمَّا عَادٌ فَٱسْتَكْبَرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ بِغَيْرِ ٱلْحَقِّ وَقَالُوا۟ مَنْ أَشَدُّ مِنَّا قُوَّةً أَوَلَمْ يَرَوْا۟ أَنَّ ٱللَّهَ ٱلَّذِى خَلَقَهُمْ هُوَ أَشَدُّ مِنْهُمْ قُوَّةً وَكَانُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا يَجْحَدُونَ

    feemmâ `âdün festekberû fi-l'arḍi bigayri-lḥaḳḳi veḳâlû men eşeddü minnâ ḳuvveh. evelem yerav enne-llâhe-lleẕî ḫaleḳahüm hüve eşeddü minhüm ḳuvveh. vekânû biâyâtinâ yecḥadûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ad'a gelince, onlar yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve 'Bizden daha güçlü kim var?' dediler. Kendilerini yaratan ALLAH'ın onlardan daha güçlü olduğunu anlamadılar mı? Onlar ayet ve mucizelerimizi bilerek inkar ediyorlardı.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 15. ayet

  4. Fussilet suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 16. ayet. فَأَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِيحًا صَرْصَرًا فِىٓ أَيَّامٍ نَّحِسَاتٍ لِّنُذِيقَهُمْ عَذَابَ ٱلْخِزْىِ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَلَعَذَابُ ٱلْـَٔاخِرَةِ أَخْزَىٰ وَهُمْ لَا يُنصَرُونَ

    feerselnâ `aleyhim rîḥan ṣarṣaran fî eyyâmin neḥisâtil linüẕîḳahüm `aẕâbe-lḫizyi fi-lḥayâti-ddünyâ. vele`aẕâbü-l'âḫirati aḫzâ vehüm lâ yünṣarûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Nihayet, onlara dünya hayatında aşağılayıcı azabı tattırmak için uğursuz günlerde üzerlerine sert bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı ise daha aşağılayıcıdır ve onlar yardım görmezler.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 16. ayet

  5. Fussilet suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 17. ayet. وَأَمَّا ثَمُودُ فَهَدَيْنَٰهُمْ فَٱسْتَحَبُّوا۟ ٱلْعَمَىٰ عَلَى ٱلْهُدَىٰ فَأَخَذَتْهُمْ صَٰعِقَةُ ٱلْعَذَابِ ٱلْهُونِ بِمَا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ

    veemmâ ŝemûdü fehedeynâhüm festeḥabbü-l`amâ `ale-lhüdâ feeḫaẕethüm ṣâ`iḳatü-l`aẕâbi-lhûni bimâ kânû yeksibûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Semud'a gelince, onlara yolu gösterdik. Ne var ki onlar körlüğü hidayete tercih ettiler. Sonunda, kazandıklarına karşılık, onları alçaltıcı azabın yıldırımı yakaladı.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 17. ayet

  6. Fussilet suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 18. ayet. وَنَجَّيْنَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَكَانُوا۟ يَتَّقُونَ

    venecceyne-lleẕîne âmenû vekânû yetteḳûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnananları ve erdemli davrananları ise kurtardık.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 18. ayet

Derilerin şahitliği ve başa sarılan arkadaşlar 19–25

  1. Fussilet suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 19. ayet. وَيَوْمَ يُحْشَرُ أَعْدَآءُ ٱللَّهِ إِلَى ٱلنَّارِ فَهُمْ يُوزَعُونَ

    veyevme yuḥşeru a`dâü-llâhi ile-nnâri fehüm yûza`ûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH düşmanlarının ateşe sürüklenerek toplatılacakları gün...

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 19. ayet

  2. Fussilet suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 20. ayet. حَتَّىٰٓ إِذَا مَا جَآءُوهَا شَهِدَ عَلَيْهِمْ سَمْعُهُمْ وَأَبْصَٰرُهُمْ وَجُلُودُهُم بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    ḥattâ iẕâ mâ câûhâ şehide `aleyhim sem`uhüm veebṣâruhüm vecülûdühüm bimâ kânû ya`melûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Nihayet oraya vardıklarında, onların işitme, görme organları ve derileri yaptıkları hakkında tanıklık eder.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 20. ayet

  3. Fussilet suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 21. ayet. وَقَالُوا۟ لِجُلُودِهِمْ لِمَ شَهِدتُّمْ عَلَيْنَا قَالُوٓا۟ أَنطَقَنَا ٱللَّهُ ٱلَّذِىٓ أَنطَقَ كُلَّ شَىْءٍ وَهُوَ خَلَقَكُمْ أَوَّلَ مَرَّةٍ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

    veḳâlû licülûdihim lime şehittüm `aleynâ. ḳâlû enṭaḳane-llâhü-lleẕî enṭaḳa külle şey'iv vehüve ḫaleḳaküm evvele merrativ veileyhi türce`ûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Derilerine, 'Niçin bize karşı tanıklık ettiniz?' diye sorarlar. Onlar da, 'Her şeyi konuşturan ALLAH bizi konuşturdu. Sizi ilk yaratan O'dur ve işte O'na döndürülüyorsunuz,' derler

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 21. ayet

  4. Fussilet suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 22. ayet. وَمَا كُنتُمْ تَسْتَتِرُونَ أَن يَشْهَدَ عَلَيْكُمْ سَمْعُكُمْ وَلَآ أَبْصَٰرُكُمْ وَلَا جُلُودُكُمْ وَلَٰكِن ظَنَنتُمْ أَنَّ ٱللَّهَ لَا يَعْلَمُ كَثِيرًا مِّمَّا تَعْمَلُونَ

    vemâ küntüm testetirûne ey yeşhede `aleyküm sem`uküm velâ ebṣâruküm velâ cülûdüküm velâkin żanentüm enne-llâhe lâ ya`lemü keŝîram mimmâ ta`melûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ne işitme ve görme organlarınızın, ne de derilerinizin aleyhinizdeki tanıklığını gizlemeye gücünüz yetmez. Buna rağmen siz yaptıklarınızın çoğunu ALLAH'ın bilemiyeceğini sanıyordunuz.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 22. ayet

  5. Fussilet suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 23. ayet. وَذَٰلِكُمْ ظَنُّكُمُ ٱلَّذِى ظَنَنتُم بِرَبِّكُمْ أَرْدَىٰكُمْ فَأَصْبَحْتُم مِّنَ ٱلْخَٰسِرِينَ

    veẕâliküm żannükümü-lleẕî żanentüm birabbiküm erdâküm feaṣbaḥtüm mine-lḫâsirîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rabbiniz hakkında bu düşünceniz sizi kaydırdı ve kaybedenlerden oldunuz.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 23. ayet

  6. Fussilet suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 24. ayet. فَإِن يَصْبِرُوا۟ فَٱلنَّارُ مَثْوًى لَّهُمْ وَإِن يَسْتَعْتِبُوا۟ فَمَا هُم مِّنَ ٱلْمُعْتَبِينَ

    feiy yaṣbirû felnâru meŝvel lehüm. veiy yesta`tibû femâ hüm mine-lmü`tebîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dayanırlarsa yerleri ateştir. Yok, hoş görülmek isterlerse özürleri kabul edilmeyecektir.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 24. ayet

  7. Fussilet suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 25. ayet. وَقَيَّضْنَا لَهُمْ قُرَنَآءَ فَزَيَّنُوا۟ لَهُم مَّا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَحَقَّ عَلَيْهِمُ ٱلْقَوْلُ فِىٓ أُمَمٍ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِهِم مِّنَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ خَٰسِرِينَ

    veḳayyaḍnâ lehüm ḳuranâe fezeyyenû lehüm mâ beyne eydîhim vemâ ḫalfehüm veḥaḳḳa `aleyhimü-lḳavlü fî ümemin ḳad ḫalet min ḳablihim mine-lcinni vel'ins. innehüm kânû ḫâsirîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Geçmişlerini ve geleceklerini onlara güzel gösteren birtakım arkadaşları onlara atadık. Kendilerinden önce gelip geçmiş cin ve insan toplumları için gerçekleşen o söz kendileri için de geçerli oldu. Onlar kaybetmişlerdi.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 25. ayet

"Bu Kur'an'ı dinlemeyin"; dosdoğru olanlar 26–32

  1. Fussilet suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 26. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَا تَسْمَعُوا۟ لِهَٰذَا ٱلْقُرْءَانِ وَٱلْغَوْا۟ فِيهِ لَعَلَّكُمْ تَغْلِبُونَ

    veḳâle-lleẕîne keferû lâ tesme`û lihâẕe-lḳur'âni velgav fîhi le`alleküm taglibûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnkar edenler, 'Başa çıkmanız için, bu Kuran'ı dinlemeyin, anlaşılmasını engelleyin,' dediler.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 26. ayet

  2. Fussilet suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 27. ayet. فَلَنُذِيقَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ عَذَابًا شَدِيدًا وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ أَسْوَأَ ٱلَّذِى كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    felenüẕîḳanne-lleẕîne keferû `aẕâben şedîdev velenecziyennehüm esvee-lleẕî kânû ya`melûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnkar edenlere şiddetli bir azabı tattıracağız ve yaptıklarının en kötüsüyle onlara karşılık vereceğiz.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 27. ayet

  3. Fussilet suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 28. ayet. ذَٰلِكَ جَزَآءُ أَعْدَآءِ ٱللَّهِ ٱلنَّارُ لَهُمْ فِيهَا دَارُ ٱلْخُلْدِ جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا يَجْحَدُونَ

    ẕâlike cezâü a`dâi-llâhi-nnâru. lehüm fîhâ dâru-lḫuld. cezâem bimâ kânû biâyâtinâ yecḥadûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH düşmanlarının cezası işte bu ateştir. Ayetlerimizi bile bile inkar etmelerinin bir karşılığı olarak orası onların ebedi yurdu olacaktır.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 28. ayet

  4. Fussilet suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 29. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ رَبَّنَآ أَرِنَا ٱلَّذَيْنِ أَضَلَّانَا مِنَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ نَجْعَلْهُمَا تَحْتَ أَقْدَامِنَا لِيَكُونَا مِنَ ٱلْأَسْفَلِينَ

    veḳâle-lleẕîne keferû rabbenâ erine-lleẕeyni eḍallânâ mine-lcinni vel'insi nec`alhümâ taḥte aḳdâminâ liyekûnâ mine-l'esfelîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnkar edenler, 'Rabbimiz, cinlerden ve insanlardan bizi saptıranları bize göster, onları ayaklarımızın altına alalım da en alçak olanlardan olsunlar,' derler.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 29. ayet

  5. Fussilet suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 30. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ قَالُوا۟ رَبُّنَا ٱللَّهُ ثُمَّ ٱسْتَقَٰمُوا۟ تَتَنَزَّلُ عَلَيْهِمُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ أَلَّا تَخَافُوا۟ وَلَا تَحْزَنُوا۟ وَأَبْشِرُوا۟ بِٱلْجَنَّةِ ٱلَّتِى كُنتُمْ تُوعَدُونَ

    inne-lleẕîne ḳâlû rabbüne-llâhü ŝümme-steḳâmû tetenezzelü `aleyhimü-lmelâiketü ellâ teḫâfû velâ taḥzenû veebşirû bilcenneti-lletî küntüm tû`adûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Rabbimiz ALLAH'tır,' dedikten sonra doğru yolu izleyenlerin üzerine melekler iner:'Korkmayın, üzülmeyin ve davetli olduğunuz cennetle sevinin.'

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 30. ayet

  6. Fussilet suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 31. ayet. نَحْنُ أَوْلِيَآؤُكُمْ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَفِى ٱلْـَٔاخِرَةِ وَلَكُمْ فِيهَا مَا تَشْتَهِىٓ أَنفُسُكُمْ وَلَكُمْ فِيهَا مَا تَدَّعُونَ

    naḥnü evliyâüküm fi-lḥayâti-ddünyâ vefi-l'âḫirah. veleküm fîhâ mâ teştehî enfüsüküm veleküm fîhâ mâ tedde`ûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Dünya hayatında da, ahirette de sizin dostlarınız biziz. Orada canınızın çektiği ve istediğiniz her şey vardır.'

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 31. ayet

  7. Fussilet suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 32. ayet. نُزُلًا مِّنْ غَفُورٍ رَّحِيمٍ

    nüzülem min gafûrir raḥîm.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Bağışlayan ve Rahim olandan bir ağırlama olarak.'

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 32. ayet

En güzel söz; kötülüğü en güzel şekilde savmak 33–36

  1. Fussilet suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 33. ayet. وَمَنْ أَحْسَنُ قَوْلًا مِّمَّن دَعَآ إِلَى ٱللَّهِ وَعَمِلَ صَٰلِحًا وَقَالَ إِنَّنِى مِنَ ٱلْمُسْلِمِينَ

    vemen aḥsenü ḳavlem mimmen de`â ile-llâhi ve`amile ṣâliḥav veḳâle innenî mine-lmüslimîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'a çağıran, erdemli davranan ve 'Ben teslim olanlardanım,' diyenden daha güzel sözlü kim olabilir?

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 33. ayet

  2. Fussilet suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 34. ayet. وَلَا تَسْتَوِى ٱلْحَسَنَةُ وَلَا ٱلسَّيِّئَةُ ٱدْفَعْ بِٱلَّتِى هِىَ أَحْسَنُ فَإِذَا ٱلَّذِى بَيْنَكَ وَبَيْنَهُۥ عَدَٰوَةٌ كَأَنَّهُۥ وَلِىٌّ حَمِيمٌ

    velâ testevi-lḥasenetü vele-sseyyieh. idfa` billetî hiye aḥsenü feiẕe-lleẕî beyneke vebeynehû `adâvetün keennehû veliyyün ḥamîm.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İyilik ile kötülük bir olmaz. Sen en iyi bir biçimde karşılık ver. O zaman, aranızda düşmanlık bulunan kişi belki en iyi dostun oluverir.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 34. ayet

  3. Fussilet suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 35. ayet. وَمَا يُلَقَّىٰهَآ إِلَّا ٱلَّذِينَ صَبَرُوا۟ وَمَا يُلَقَّىٰهَآ إِلَّا ذُو حَظٍّ عَظِيمٍ

    vemâ yüleḳḳâhâ ille-lleẕîne ṣaberû. vemâ yüleḳḳâhâ illâ ẕû ḥażżin `ażîm.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bu duruma ancak dirençli olanlar eriştirilir. Bu duruma ancak alabildiğine şanslı olanlar ulaştırılır.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 35. ayet

  4. Fussilet suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 36. ayet. وَإِمَّا يَنزَغَنَّكَ مِنَ ٱلشَّيْطَٰنِ نَزْغٌ فَٱسْتَعِذْ بِٱللَّهِ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

    veimmâ yenzeganneke mine-şşeyṭâni nezgun feste`iẕ billâh. innehû hüve-ssemî`u-l`alîm.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Şeytandan herhangi bir düşünce seni etkisi altına alırsa ALLAH'a sığın. O İşitendir, Bilendir

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 36. ayet

Gece, gündüz, güneş, ay ve Arapça Kur'an 37–44

  1. Fussilet suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 37. ayet. وَمِنْ ءَايَٰتِهِ ٱلَّيْلُ وَٱلنَّهَارُ وَٱلشَّمْسُ وَٱلْقَمَرُ لَا تَسْجُدُوا۟ لِلشَّمْسِ وَلَا لِلْقَمَرِ وَٱسْجُدُوا۟ لِلَّهِ ٱلَّذِى خَلَقَهُنَّ إِن كُنتُمْ إِيَّاهُ تَعْبُدُونَ

    vemin âyâtihi-lleylü vennehâru veşşemsü velḳamer. lâ tescüdû lişşemsi velâ lilḳameri vescüdû lillâhi-lleẕî ḫaleḳahünne in küntüm iyyâhü ta`büdûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Gece, gündüz, güneş ve ay O'nun ayetlerindendir. Güneşe ve ay'a secde etmeyin, onları yaratan ALLAH'a secde edin. O'na kulluk edecekseniz.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 37. ayet

  2. Fussilet suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 38. ayet. فَإِنِ ٱسْتَكْبَرُوا۟ فَٱلَّذِينَ عِندَ رَبِّكَ يُسَبِّحُونَ لَهُۥ بِٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ وَهُمْ لَا يَسْـَٔمُونَ secde ayeti

    feini-stekberû felleẕîne `inde rabbike yüsebbiḥûne lehû billeyli vennehâri vehüm lâ yes'emûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Büyüklenirlerse, Rabbinin yanındakiler hiç yorulmadan gece gündüz O'nu yüceltirler.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 38. ayet

  3. Fussilet suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 39. ayet. وَمِنْ ءَايَٰتِهِۦٓ أَنَّكَ تَرَى ٱلْأَرْضَ خَٰشِعَةً فَإِذَآ أَنزَلْنَا عَلَيْهَا ٱلْمَآءَ ٱهْتَزَّتْ وَرَبَتْ إِنَّ ٱلَّذِىٓ أَحْيَاهَا لَمُحْىِ ٱلْمَوْتَىٰٓ إِنَّهُۥ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    vemin âyâtihî enneke tera-l'arḍa ḫâşi`aten feiẕâ enzelnâ `aleyhe-lmâe-htezzet verabet. inne-lleẕî aḥyâhâ lemuḥyi-lmevtâ. innehû `alâ külli şey'in ḳadîr.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kupkuru gördüğün toprağın üzerine su yağdırdığımızda onun titreşip kabarması da O'nun ayetlerindendir. Onu dirilten ölüleri de diriltir. O, herşeye gücü yetendir.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 39. ayet

  4. Fussilet suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 40. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ يُلْحِدُونَ فِىٓ ءَايَٰتِنَا لَا يَخْفَوْنَ عَلَيْنَآ أَفَمَن يُلْقَىٰ فِى ٱلنَّارِ خَيْرٌ أَم مَّن يَأْتِىٓ ءَامِنًا يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ ٱعْمَلُوا۟ مَا شِئْتُمْ إِنَّهُۥ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

    inne-lleẕîne yülḥidûne fî âyâtinâ lâ yaḫfevne `aleynâ. efemey yülḳâ fi-nnâri ḫayrun em mey ye'tî âminey yevme-lḳiyâmeh. i`melû mâ şi'tüm innehû bimâ ta`melûne beṣîr.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ayetlerimiz konusunda çarpıtmalar yapanlar bizden gizli kalmaz. Ateşe atılan mı, yoksa diriliş gününde güven içinde bize gelen mi daha iyidir? Dilediğiniz gibi davranın. O, yaptıklarınızı elbette Görendir.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 40. ayet

  5. Fussilet suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 41. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِٱلذِّكْرِ لَمَّا جَآءَهُمْ وَإِنَّهُۥ لَكِتَٰبٌ عَزِيزٌ

    inne-lleẕîne keferû biẕẕikri lemmâ câehüm. veinnehû lekitâbün `azîz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kendilerine mesaj ulaştıktan sonra onu inkar edenler bilsin ki o üstün bir kitaptır.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 41. ayet

  6. Fussilet suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 42. ayet. لَّا يَأْتِيهِ ٱلْبَٰطِلُ مِنۢ بَيْنِ يَدَيْهِ وَلَا مِنْ خَلْفِهِۦ تَنزِيلٌ مِّنْ حَكِيمٍ حَمِيدٍ

    lâ ye'tîhi-lbâṭilü mim beyni yedeyhi velâ min ḫalfih. tenzîlüm min ḥakîmin ḥamîd.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Batıl, onun ne önündenne de ardından yaklaşamaz. Bilge ve övgüye layık olanın indirdiği bir vahiydir.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 42. ayet

  7. Fussilet suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 43. ayet. مَّا يُقَالُ لَكَ إِلَّا مَا قَدْ قِيلَ لِلرُّسُلِ مِن قَبْلِكَ إِنَّ رَبَّكَ لَذُو مَغْفِرَةٍ وَذُو عِقَابٍ أَلِيمٍ

    mâ yüḳâlü leke illâ mâ ḳad ḳîle lirrusüli min ḳablik. inne rabbeke leẕû magfirativ veẕû `iḳâbin elîm.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Senin için söylenilenler, senden önceki elçiler için söylenilenlerin aynısıdır. Kuşkusuz senin Rabbin hem bağışlanma sahibi, hem de acı azap sahibidir.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 43. ayet

  8. Fussilet suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 44. ayet. وَلَوْ جَعَلْنَٰهُ قُرْءَانًا أَعْجَمِيًّا لَّقَالُوا۟ لَوْلَا فُصِّلَتْ ءَايَٰتُهُۥٓ ءَا۬عْجَمِىٌّ وَعَرَبِىٌّ قُلْ هُوَ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ هُدًى وَشِفَآءٌ وَٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ فِىٓ ءَاذَانِهِمْ وَقْرٌ وَهُوَ عَلَيْهِمْ عَمًى أُو۟لَٰٓئِكَ يُنَادَوْنَ مِن مَّكَانٍۭ بَعِيدٍ

    velev ce`alnâhü ḳur'ânen a`cemiyyel leḳâlû levlâ füṣṣilet âyâtüh. ea`cemiyyüv ve`arabiyy. ḳul hüve lilleẕîne âmenû hüdev veşifâün. velleẕîne lâ yü'minûne fî âẕânihim vaḳruv vehüve `aleyhim `amâ. ülâike yünâdevne mim mekânim be`îd.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onu yabancı dilde bir Kuran kılsaydık, 'Onun ayetleri açıklanmalı değil miydi?' diyeceklerdi. İster yabancı dil, ister Arapça olsun, de ki, 'O, inananlar için (dilleri sözkonusu olmaksızın) bir rehber ve şifadır. İnanmıyanların ise kulaklarında ağırlık vardır. Onlara sanki uzak bir yerden sesleniliyor gibi onlara kapalıdır.'

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 44. ayet

Kıyametin bilgisi, insanın nankörlüğü ve ufuklardaki deliller 45–54

  1. Fussilet suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 45. ayet. وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْكِتَٰبَ فَٱخْتُلِفَ فِيهِ وَلَوْلَا كَلِمَةٌ سَبَقَتْ مِن رَّبِّكَ لَقُضِىَ بَيْنَهُمْ وَإِنَّهُمْ لَفِى شَكٍّ مِّنْهُ مُرِيبٍ

    veleḳad âteynâ mûse-lkitâbe faḫtülife fîh. velevlâ kelimetün sebeḳat mir rabbike leḳuḍiye beynehüm. veinnehüm lefî şekkim minhü mürîbün.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Biz Musa'ya kitabı (İbranice) verdik, onda da anlaşmazlığa düştüler. Rabbinin vermiş olduğu bir söz olmasaydıaralarında yargı verilirdi. Gerçekten onlar ondan kuşku ve şüphe içindedirler.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 45. ayet

  2. Fussilet suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 46. ayet. مَّنْ عَمِلَ صَٰلِحًا فَلِنَفْسِهِۦ وَمَنْ أَسَآءَ فَعَلَيْهَا وَمَا رَبُّكَ بِظَلَّٰمٍ لِّلْعَبِيدِ

    men `amile ṣâliḥan felinefsihî vemen esâe fe`aleyhâ. vemâ rabbüke biżallâmil lil`abîd.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kim erdemli davranırsa kendi yararınadır. Kim kötü davranırsa kendi zararınadır. Rabbin, kullara zulmetmez.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 46. ayet

  3. Buradan itibaren cüz 25

    Fussilet suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 47. ayet. إِلَيْهِ يُرَدُّ عِلْمُ ٱلسَّاعَةِ وَمَا تَخْرُجُ مِن ثَمَرَٰتٍ مِّنْ أَكْمَامِهَا وَمَا تَحْمِلُ مِنْ أُنثَىٰ وَلَا تَضَعُ إِلَّا بِعِلْمِهِۦ وَيَوْمَ يُنَادِيهِمْ أَيْنَ شُرَكَآءِى قَالُوٓا۟ ءَاذَنَّٰكَ مَا مِنَّا مِن شَهِيدٍ

    ileyhi yüraddü `ilmü-ssâ`ah. vemâ taḫrucü min ŝemerâtim min ekmâmihâ vemâ taḥmilü min ünŝâ velâ teḍa`u illâ bi`ilmih. veyevme yünâdîhim eyne şürakâî ḳâlû âẕennâke mâ minnâ min şehîd.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Saatın (dünyanın sonunun) bilgisi O'nun katındadır. O'nun bilgisi olmadan ne meyveler kabuklarından çıkabilir, ne de bir dişi gebe kalır veya doğum yapar. 'Hani benim ortaklarım nerede?' diye onlara seslendiği gün, onlar: 'Hiçbirimizin buna şahitlik etmediğini sana arzederiz,' derler.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 47. ayet

  4. Fussilet suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 48. ayet. وَضَلَّ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يَدْعُونَ مِن قَبْلُ وَظَنُّوا۟ مَا لَهُم مِّن مَّحِيصٍ

    veḍalle `anhüm mâ kânû yed`ûne min ḳablü veżannû mâ lehüm mim meḥîṣ.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Daha önce yardım için çağırdıkları (dine ortak koştukları kişiler) onlardan uzaklaşmıştır. Artık kaçacak bir yerleri olmadığını anlarlar.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 48. ayet

  5. Fussilet suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 49. ayet. لَّا يَسْـَٔمُ ٱلْإِنسَٰنُ مِن دُعَآءِ ٱلْخَيْرِ وَإِن مَّسَّهُ ٱلشَّرُّ فَيَـُٔوسٌ قَنُوطٌ

    lâ yes'emü-l'insânü min dü`âi-lḫayr. veim messehü-şşerru feyeûsün ḳanûṭ.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnsan, iyilik istemekten bıkmaz. Ancak kendisine bir kötülük dokunduğunda umutsuzdur, kötümserdir.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 49. ayet

  6. Fussilet suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 50. ayet. وَلَئِنْ أَذَقْنَٰهُ رَحْمَةً مِّنَّا مِنۢ بَعْدِ ضَرَّآءَ مَسَّتْهُ لَيَقُولَنَّ هَٰذَا لِى وَمَآ أَظُنُّ ٱلسَّاعَةَ قَآئِمَةً وَلَئِن رُّجِعْتُ إِلَىٰ رَبِّىٓ إِنَّ لِى عِندَهُۥ لَلْحُسْنَىٰ فَلَنُنَبِّئَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِمَا عَمِلُوا۟ وَلَنُذِيقَنَّهُم مِّنْ عَذَابٍ غَلِيظٍ

    velein eẕaḳnâhü raḥmetem minnâ mim ba`di ḍarrâe messethü leyeḳûlenne hâẕâ lî vemâ eżunnü-ssâ`ate ḳâimetev veleir ruci`tü ilâ rabbî inne lî `indehû lelḥusnâ. felenünebbienne-lleẕîne keferû bimâ `amilû. velenüẕîḳannehüm min `aẕâbin galîż.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sıkıntısının ardından, kendisine bizden bir rahmet tattırsak, 'Bu bana aittir. Dünyanın sonunun da geleceğini sanmam. Rabbime döndürülürsem de O'nun katında benim için daha güzel şeyler vardır,' der. İnkarcılara, yapmış olduklarının gerçek niteliğini elbette haber vereceğiz. Çetin bir azaptan tattıracağız onlara.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 50. ayet

  7. Fussilet suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 51. ayet. وَإِذَآ أَنْعَمْنَا عَلَى ٱلْإِنسَٰنِ أَعْرَضَ وَنَـَٔا بِجَانِبِهِۦ وَإِذَا مَسَّهُ ٱلشَّرُّ فَذُو دُعَآءٍ عَرِيضٍ

    veiẕâ en`amnâ `ale-l'insâni a`raḍa veneâ bicânibih. veiẕâ messehü-şşerru feẕû dü`âin `arîḍ.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnsana bir nimet verdik mi, yüz çevirip yan çizer. Başına bir kötülük geldiğinde ise yalvarıp durur.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 51. ayet

  8. Fussilet suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 52. ayet. قُلْ أَرَءَيْتُمْ إِن كَانَ مِنْ عِندِ ٱللَّهِ ثُمَّ كَفَرْتُم بِهِۦ مَنْ أَضَلُّ مِمَّنْ هُوَ فِى شِقَاقٍۭ بَعِيدٍ

    ḳul era'eytüm in kâne min `indi-llâhi ŝümme kefertüm bihî men eḍallü mimmen hüve fî şiḳâḳim be`îd.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki, 'Ya o (mesaj) ALLAH'tan idiyse ve siz de onu yalanlamış iseniz? Buna karşı kesin bir tavır alandan daha sapık kim olabilir?

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 52. ayet

  9. Fussilet suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 53. ayet. سَنُرِيهِمْ ءَايَٰتِنَا فِى ٱلْـَٔافَاقِ وَفِىٓ أَنفُسِهِمْ حَتَّىٰ يَتَبَيَّنَ لَهُمْ أَنَّهُ ٱلْحَقُّ أَوَلَمْ يَكْفِ بِرَبِّكَ أَنَّهُۥ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ شَهِيدٌ

    senürîhim âyâtinâ fi-l'âfâḳi vefî enfüsihim ḥattâ yetebeyyene lehüm ennehü-lḥaḳḳ. evelem yekfi birabbike ennehû `alâ külli şey'in şehîd.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onun gerçek olduğu onlara apaçık oluncaya kadar onlara, ufuklarda ve kendi içlerinde ayetlerimizi (işaret ve kanıtlarımızı)göstereceğiz. Rabbinin her şeye tanık olması yetmez mi?

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 53. ayet

  10. Fussilet suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 54. ayet. أَلَآ إِنَّهُمْ فِى مِرْيَةٍ مِّن لِّقَآءِ رَبِّهِمْ أَلَآ إِنَّهُۥ بِكُلِّ شَىْءٍ مُّحِيطٌۢ

    elâ innehüm fî miryetim mil liḳâi rabbihim. elâ innehû bikülli şey'im müḥîṭ.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Aslında onlar Rab'lerinden bir kuşku içindedirler. O, her şeyi (bilgi ve yönetimiyle) kuşatmıştır.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 54. ayet