Fussilet suresi

Fussilet suresi, 50. ayet

Fussilet suresi, 50. ayet. وَلَئِنْ أَذَقْنَٰهُ رَحْمَةً مِّنَّا مِنۢ بَعْدِ ضَرَّآءَ مَسَّتْهُ لَيَقُولَنَّ هَٰذَا لِى وَمَآ أَظُنُّ ٱلسَّاعَةَ قَآئِمَةً وَلَئِن رُّجِعْتُ إِلَىٰ رَبِّىٓ إِنَّ لِى عِندَهُۥ لَلْحُسْنَىٰ فَلَنُنَبِّئَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِمَا عَمِلُوا۟ وَلَنُذِيقَنَّهُم مِّنْ عَذَابٍ غَلِيظٍ

velein eẕaḳnâhü raḥmetem minnâ mim ba`di ḍarrâe messethü leyeḳûlenne hâẕâ lî vemâ eżunnü-ssâ`ate ḳâimetev veleir ruci`tü ilâ rabbî inne lî `indehû lelḥusnâ. felenünebbienne-lleẕîne keferû bimâ `amilû. velenüẕîḳannehüm min `aẕâbin galîż.

Diyanet İşleri

Andolsun! Başına gelen bir zarardan sonra kendisine tarafımızdan bir rahmet tattırsak mutlaka "Bu benim hakkımdır, Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Andolsun, Rabbime döndürülürsem, şüphesiz O'nun yanında benim için daha güzel şeyler vardır" der. Andolsun, biz inkar edenlere yaptıklarını mutlaka haber vereceğiz ve andolsun, onlara mutlaka ağır azaptan tattıracağız.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Fussilet 47–53 · surenin 50. ayeti / 54

Konu Kıyametin bilgisi, insanın nankörlüğü ve ufuklardaki deliller Fussilet 45–54 3

  1. Fussilet 47

    Kıyametin ne zaman kopacağına ilişkin bilgi O'na havale edilir. Meyveler tomurcuklarından ancak O'nun bilgisi altında çıkar, dişi ancak O'nun bilgisi altında hamile kalır ve doğurur. Allah onlara, "Nerede bana ortak koştuklarınız?" diye seslendiği gün şöyle derler: "Sana arz ederiz ki, içimizden onları gören hiçbir kimse yok."

  2. Fussilet 48

    Daha önce yalvardıkları (tanrılar) onları yüzüstü bırakıp uzaklaşmıştır. Kendileri için kaçacak bir yer olmadığını anlamışlardır.

  3. Fussilet 49

    İnsan, hayır (mal, mülk, genişlik) istemekten usanmaz. Fakat başına bir kötülük gelince umutsuzluğa düşer, yıkılır.

  4. 50

    Andolsun! Başına gelen bir zarardan sonra kendisine tarafımızdan bir rahmet tattırsak mutlaka "Bu benim hakkımdır, Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Andolsun, Rabbime döndürülürsem, şüphesiz O'nun yanında benim için daha güzel şeyler vardır" der. Andolsun, biz inkar edenlere yaptıklarını mutlaka haber vereceğiz ve andolsun, onlara mutlaka ağır azaptan tattıracağız.

  5. Fussilet 51

    İnsana nimet verdiğimizde yüz çevirir ve yan çizer. Başına bir kötülük gelince de yalvarmaya koyulur.

  6. Fussilet 52

    De ki: "Ne dersiniz? Eğer o (Kur'an) Allah katından olup da siz de onu inkar etmişseniz, o zaman derin bir ayrılık içinde bulunan kimseden daha sapık kim olabilir?"

  7. Fussilet 53

    Varlığımızın delillerini, (kainattaki uçsuz bucaksız) ufuklarda ve kendi nefislerinde onlara göstereceğiz ki, o Kur'an'ın gerçek olduğu onlara iyice belli olsun. Rabbinin, her şeye şahit olması yetmez mi?

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

50. Daha sonra Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır: “Andolsun biz, kendisine dokunan bir sıkıntıdan sonra ona tarafımızdan bir rahmet tattırsak” yani hayır dilemekten usanmayan ve bir kötülük isabet ettikten sonra da ümidini kesen insana, Allah hastalığından afiyet vermek yahut fakirlikten sonra onu zenginleştirmek sureti ile ona bir rahmet verecek olursa o, Yüce Allah’a şükretmez.

Aksine haddi aşıp azar ve “kesinlikle şöyle der: Bu benim hakkımdır.” Yani ben böyle bir şeye layık olduğum için Allah, bunu bana vermiştir. “Ben Kıyametin kopacağını da sanmıyorum.” Bu, onun öldükten sonra dirilişi inkâr ettiğini göstermektedir. Bu tutumu ile o, Allah’ın kendisine tattırmış olduğu rahmet ve nimete karşı da nankörlük etmiş olur.

“Eğer olur da Rabbime döndürülsem hiç şüphesiz O’nun katında benim için en güzeli vardır.” Yani Kıyametin kopacağını ve benim de Rabbime döneceğimi varsaysak dahi O’nun yanında benim için iyilik ve güzellik vardır. Dünya hayatında ben nimetlere kavuştuğum gibi âhirette de nimetlere nail olacağım.

Bu ise herhangi bir bilgiye dayanmaksızın Yüce Allah hakkında küstâhca söz söylemektir. Bundan dolayı Yüce Allah böyle birisini şu buyrukları ile tehdit etmektedir:

“Andolsun Biz kâfirlere yaptıklarını haber vereceğiz ve kesinlikle onlara çok şiddetli bir azaptan tattıracağız.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ve eğer kendisine dokunan bir sıkıntıdan ve hastalıktan sonra, ona kendi katımızdan bir sıhhat, zenginlik ve afiyet tattıracak olsak mutlaka şöyle der: "Ben buna layığım ve bunu hak ediyorum. Kıyametin kopacağını zannetmiyorum ve eğer kıyametin kopacağını varsaysak dahi benim Allah katında malım ve zenginliğim vardır. Onu hak ettiğimden dolayı bu nimeti bana dünyada verdiği gibi ahirette de bana verir." Biz, Allah'ı küfredenlere yaptıkları küfürleri ve işlemiş oldukları günahları mutlaka haber vereceğiz ve mutlaka en ağır azabı onlara tattıracağız.

Kelimeler

32 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَئِنْ velein ve eğer
  2. أَذَقْنَـٰهُ ezeknahu biz ona taddırırsak kök: ذوق
  3. رَحْمَةًۭ rahmeten bir rahmet kök: رحم
  4. مِّنَّا minna kendimizden
  5. مِنۢ min
  6. بَعْدِ bea'di sonra kök: بعد
  7. ضَرَّآءَ derra'e bir zarardan kök: ضرر
  8. مَسَّتْهُ messethu ona dokunan kök: مسس
  9. لَيَقُولَنَّ leyekulenne elbette der ki kök: قول
  10. هَـٰذَا haza bu
  11. لِى li benim hakkımdır
  12. وَمَآ ve ma ve
  13. أَظُنُّ ezunnu sanmıyorum kök: ظنن
  14. ٱلسَّاعَةَ s-saate kıyametin kök: سوع
  15. قَآئِمَةًۭ kaimeten kopacağını kök: قوم
  16. وَلَئِن velein eğer
  17. رُّجِعْتُ rucia'tu götürülmüş olsam bile kök: رجع
  18. إِلَىٰ ila
  19. رَبِّىٓ rabbi Rabbime kök: ربب
  20. إِنَّ inne muhakkak
  21. لِى li benim için vardır
  22. عِندَهُۥ indehu O'nun yanında kök: عند
  23. لَلْحُسْنَىٰ ۚ lelhusna daha güzel şeyler kök: حسن
  24. فَلَنُنَبِّئَنَّ felenunebbienne biz mutlaka haber vereceğiz kök: نبا
  25. ٱلَّذِينَ ellezine kimselere
  26. كَفَرُوا۟ keferu inkar edenlere kök: كفر
  27. بِمَا bima
  28. عَمِلُوا۟ amilu yaptıklarını kök: عمل
  29. وَلَنُذِيقَنَّهُم velenuzikannehum ve mutlaka taddıracağız kök: ذوق
  30. مِّنْ min -dan
  31. عَذَابٍ azabin azab- kök: عذب
  32. غَلِيظٍۢ galizin kaba kök: غلظ

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: مسس (61 geçiş) · Aynı kök: ذوق (63 geçiş) · Aynı kök: ضرر (74 geçiş)

    Kendilerine dokunan bir sıkıntıdan sonra, insanlara bir rahmet (ferahlık ve mutluluk) tattırdığımız zaman, bir de bakarsın ki ayetlerimiz hakkında…

  • Aynı kök: مسس (61 geçiş) · Aynı kök: ذوق (63 geçiş) · Aynı kök: ضرر (74 geçiş)

    Ama kendisine dokunan bir sıkıntıdan sonra, ona bir nimet tattırırsak mutlaka, "Kötülükler benden gitti" diyecektir. Çünkü o, şımarık ve böbürlenen…

  • Aynı kök: مسس (61 geçiş) · Aynı kök: ذوق (63 geçiş) · Aynı kök: ضرر (74 geçiş)

    İnsanlara bir zarar dokunduğu zaman, Rablerine yönelerek O'na dua ederler. Sonra Allah, onlara kendinden bir rahmet tattırınca da, bir bakarsın ki…

  • Aynı kök: سوع (49 geçiş) · Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Ortak kavram: Zan

    "Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Rabbime döndürülsem bile andolsun bundan daha iyi bir sonuç bulurum."

  • Aynı kök: سوع (49 geçiş) · Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Ortak kavram: Zan

    "Şüphesiz, Allah'ın va'di gerçektir, kıyamet hakkında hiçbir şüphe yoktur" dendiği zaman ise; "Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz, sadece zannediyoruz.…

  • Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Aynı kök: ذوق (63 geçiş) · Ortak kavram: Zan

    Allah'a ortak koşanlar diyecekler ki: "Eğer Allah dileseydi, biz de ortak koşmazdık, babalarımız da. Hiçbir şeyi de haram kılmazdık." Onlardan…

  • Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Aynı kök: رجع (104 geçiş) · Ortak kavram: Zan

    Onlar, Rablerine kavuşacaklarını ve gerçekten O'na döneceklerini çok iyi bilirler.

  • Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Aynı kök: رجع (104 geçiş) · Ortak kavram: Zan

    Eğer erkek karısını (üçüncü defa) boşarsa, kadın, onun dışında bir başka kocayla nikahlanmadıkça ona helal olmaz. (Bu koca da) onu boşadığı takdirde,…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

75 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki kendisine dokunan bir zarardan sonra biz ona bir rahmet (bolluk) tattırırsak "Bu benim hakkımdır; dipnot 1 o (Son) Saat'in gerçekleşeceğini de sanmıyorum; Rabbime döndürülmüş olursam bile şüphesiz ki O'nun katında benim için daha güzel (şeyler) vardır!" der. dipnot 2 Kâfir olanlara (dünyada) yaptıklarını elbette bildireceğiz; onlara ağır azaptan elbette tattıracağız.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Kasas 28:78; Zümer 39:49.
  2. metne dön, dipnot 2
    Benzer mesajlar: Kehf 18:35-36; Meryem 19:77.

Mustafa İslamoğlu

Ama uğradığı bu musibetin ardından eğer katımızdan bir rahmet tattıracak olsak, tutar der ki: "Bu zaten benim hakkımdı; hem Son Saat'in kopacağını da sanmam ya! Bir ihtimal Rabbime döndürülürsem, beni O'nun katında maluk güzelliklerin beklediğinden kesinlikle eminim." Sonuçta inkarda ısrar edenlere elbet yaptıklarını bir bir haber vereceğiz ve onları kesinlikle altında ezilecekleri bir azaba mahkum edeceğiz.

Muhammed Esed

Ama başına bir bela geldikten sonra kendisine rahmetimizden tattırırsak, emin bir şekilde "Bu zaten benim hakkımdır!" der; ve devam eder, "Son Saat'in geleceğini de sanmıyorum: ama eğer (gelirse ve) ben Rabbime döndürülürsem, O'nun katında beni mutlak bir güzellik bekler!" Fakat hakikati inkara şartlanmış olanlara (Hesap Günü) yaptıkları her şeyi apaçık gösterecek ve onlara (bu şekilde) şiddetli bir azap tattıracağız.

Ahmed Hulusi

Andolsun ki eğer ona (insana), isabet etmiş bir sıkıntıdan sonra rahmetimizi tattırsak, elbette şöyle diyecektir: "Bu, benim hakkımdır. . . O Saat'in (kıyametin) olacağını da zannetmiyorum. . . Andolsun ki eğer Rabbime rücu ettirilirsem, zaten muhakkak ki O'nun indinde en güzeli benimdir!". . . Andolsun ki hakikat bilgisini inkar edenlere yaptıkları şeyleri haber vereceğiz. . . Andolsun ki onlara ağır azaptan tattıracağız.

Ali Bulaç

Oysa ona dokunan bir zarardan sonra tarafımızdan bir rahmet taddırsak, mutlaka: "Bu benim (hakkım)dır. Ve ben kıyamet saatinin kopacağını da sanmıyorum; eğer Rabbime döndürülsem bile, muhakkak O'nun katında benim için daha güzel olanı vardır." der. Ama andolsun biz, o kafirlere yaptıklarını haber vereceğiz ve andolsun onlara, en kaba bir azabtan taddıracağız.

Ali Özek ve heyeti

Andolsun ki, kendisine dokunan bir zarardan sonra biz ona bir rahmet tattırırsak: Bu, benim hakkımdır, kıyametin kopacağını sanmıyorum, Rabbime döndürülmüş olsam bile muhakkak O'nun katında benim için daha güzel şeyler vardır, der. Biz, inkâr edenlere yaptıklarını mutlaka haber vereceğiz ve muhakkak onlara ağır azaptan tattıracağız.

Ali Rıza Safa

Başına gelen bir zorluktan sonra, tarafımızdan bir rahmet tattırsak, kesinlikle, şöyle der: "İşte bu, zaten benimdi. Evrenlerin sonunun geleceğini de sanmıyorum. Efendime geri gönderilirsem de O'nun katında, benim için kesinlikle güzel şeyler vardır!" Nankörlük edenlere, yaptıklarını kesinlikle bildireceğiz. Üstelik yaman bir cezayı, onlara kesinlikle tattıracağız.

Bayraktar Bayraklı

Başına gelen sıkıntıdan sonra, katımızdan ona bir rahmet tattırdığımızda, "Bu benim hakkımdır. Ben kıyametin kopacağını sanmıyorum. Rabbime döndürülmüş olsam bile elbette O'nun katında benim için daha güzel şeyler vardır" der. Biz, böylesi inkarcılara kesinlikle yaptıklarını bildireceğiz. Onlara ağır bir azap tattıracağız.

Edip Yüksel

Sıkıntısının ardından, kendisine bizden bir rahmet tattırsak, "Bu bana aittir. O anın da geleceğini sanmam. Efendime döndürülürsem de O'nun katında benim için daha güzel şeyler vardır" der. İnkarcılara, yapmış olduklarının gerçek niteliğini elbette haber vereceğiz. Çetin bir azaptan tattıracağız onlara.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Sıkıntısının ardından, kendisine bizden bir rahmet tattırsak, 'Bu bana aittir. Dünyanın sonunun da geleceğini sanmam. Rabbime döndürülürsem de O'nun katında benim için daha güzel şeyler vardır,' der. İnkarcılara, yapmış olduklarının gerçek niteliğini elbette haber vereceğiz. Çetin bir azaptan tattıracağız onlara.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Şayet kendisine dokunan bir sıkıntıdan sonra, ona tarafımızdan bir rahmet tattırırsak mutlaka der ki: "Bu benim hakkımdır. Kıyametin başıma dikileceğini (kopacağını) de sanmıyorum. Faraza Rabbime döndürülecek olursam mutlaka benim için O'nun yanında daha güzeli vardır." Fakat o zaman Biz o inkar edenlere ne yaptıklarını haber vereceğiz ve onlara mutlaka yoğun bir azap tattıracağız.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve şayed ona dokunan bir sıkıntıdan sonra tarafımızdan bir rahmet tattırırsak mutlak der ki: bu benim hakkım ve zannetmem ki saat başıma dikilmiş olsun, bilfarz rabbıma döndürülecek olursam muhakkak benim için onun yanında daha güzeli vardır, fakat o vakıt biz o küfredenlere ne yaptıklarını haber vereceğiz ve onlara muhakkak yoğun bir azab tattıracağız

Erhan Aktaş

Fakat kendisine dokunan sıkıntıdan sonra, ona Tarafımızdan bir rahmet dipnot 1 tattırsak: "Bu benim hakkımdır. Ve Sa'at'ın dipnot 2 geleceğini de sanmıyorum. Gelse bile, Rabb'imin huzuruna çıkarılacak olursam, O'nun yanında kesinlikle benim için en iyisi vardır." der. O zaman, Kafirlere yaptıklarını kesinlikle bildireceğiz ve onlara kesinlikle ağır bir cezadan tattıracağız.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Mal, mülk ve rahatlık verirsek.
  2. metne dön, dipnot 2
    Kıyametin kopacağını.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Fakat kendisine dokunan sıkıntıdan sonra, ona Tarafımızdan bir rahmet dipnot 1 tattırsak: "Bu benim hakkımdır. Ve Sa'at'ın dipnot 2 geleceğini de sanmıyorum. Gelse bile, Rabb'imin huzuruna çıkarılacak olursam, O'nun yanında kesinlikle benim için en iyisi vardır." der. O zaman, Kafirlere yaptıklarını kesinlikle bildireceğiz ve onlara kesinlikle ağır bir cezadan tattıracağız.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Mal, mülk ve rahatlık verirsek.
  2. metne dön, dipnot 2
    Kıyametin kopacağını.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Fakat kendisine dokunan sıkıntıdan sonra, ona Tarafımızdan bir rahmet dipnot 1 tattırsak: "Bu benim hakkımdır. Ve Saat'ın dipnot 2 geleceğini de sanmıyorum. Gelse bile, Rabb'imin huzuruna çıkarılacak olursam, O'nun yanında kesinlikle benim için en iyisi vardır." der. O zaman, gerçeği yalanlayan nankörlere, yaptıklarını kesinlikle bildireceğiz ve onlara kesinlikle ağır bir cezadan tattıracağız.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Mal, mülk ve rahatlık verirsek.
  2. metne dön, dipnot 2
    Kıyametin kopacağını.

Gültekin Onan

Oysa ona dokunan bir zarardan sonra tarafımızdan bir rahmet tattırsak, mutlaka: "Bu benim (hakkım)dır. Ve ben kıyamet saatinin kopacağını da sanmıyorum eğer rabbime döndürülsem bile, muhakkak O'nun katında benim için daha güzel olanı vardır." der. Ama andolsun biz, o küfredenlere yaptıklarını haber vereceğiz ve andolsun onlara, en kaba bir azabtan tattıracağız.

Hasan Basri Çantay

Andolsun ki şayed ona dokunan bir sıkıntıdan sonra kendisine bizden bir rahmet tatdırırsak mutlakaa "Bu, benim hakkımdır. Kıyametin kopacağını zannetmiyorum. Andolsun ki Rabbime döndürül (üb götürül) sem bile hiç şübhesiz, Onun nezdinde benim için daha güzel (hal) vardır" der. Fakat biz, andolsun, o küfredenlere neler yapdıklarını elbette haber vereceğiz. Onlara, andolsun, en çetin bir azabdan tatdıracağız.

İbni Kesir

Oysa ona dokunan bir sıkıntıdan sonra kendisine katımızdan bir rahmet tattırırsak; muhakkak: Bu, benim hakkımdır, kıyametin kopacağını sanmıyorum. Rabbıma döndürülürsem, muhakkak ki O'nun nezdinde de güzel şeyler bulacağım, der. Andolsun ki; Biz, küfredenlere yaptıklarını muhakkak bildireceğiz. Ve andolsun ki; Biz, onlara muhakkak ağır bir azab tattıracağız.

Mehmet Alagaş

(49-54) İnsan hayra dair dua dan ümidini kesmez , eğer ki şer ona dokunursa da karamsar olur umudunu yitirir, ona dokunan bir zarardan sonra rahmetimizden / acımamızdan kaynaklı bir şeyler tattırırsak, diyecektir ki bu benimdir / bu bana aittir. Saatin kopacağını da sanmıyorum / zannetmiyorum, olur ya Rabbime de döndürülürsem eğer, onun yanın da bana kesin daha da güzelleri vardır , kafirlere yaptıkları şeyleri haber vereceğiz ve onlara kaba bir azabı tattıracağız. İnsanı nimetlendirirsek, sırtını döner bir tarafına doğru bizden uzaklaşır, eğer ki bir şer ona temas ederse de kapsamlı bir duaya dalar. De ki bakıp düşünün / görmez misiniz? O, Allah katından ise ve de siz onu yok saymışsanız (düşünün bakalım) Ondan uzak bir ayrılığa düşenden daha sapık kim olabilir. İlerde ayetlerimizi ufuklarda ve de kendilerinde göstereceğiz nihayet onlara onun gerçek olduğu / hak olduğu açıklanacak, senin Rabbin yeterli gelmez mi? / Kâfi gelmez mi? Muhakkak ki O her şeye tanıktır, Dikkat et! Onlar Rablerine kavuşacaklarına dair tereddüt (mirye) içindeler yine dikkat et! O her şeyi çepeçevre kuşatmıştır / ihata etmiştir (Kimse O’nun kapsama alanı dışına çıkamaz, O’ndan kaçamazsın en iyisi mi sen O’na kaç)

Rowwad Tercüme Merkezi

Andolsun ki kendisine dokunan bir darlıktan sonra ona rahmetimizden tattırsak o elbette şöyle der: “Bu benimdir. Ben kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Eğer Rabbime döndürülsem de şüphesiz benim için onun yanında iyilik vardır. Andolsun biz kâfir olanlara ne yaptıklarını haber vereceğiz ve andolsun onlara çok şiddetli azaptan tattıracağızdır.”

Süleyman Ateş

Eğer kendisine dokunan bir zarardan sonra biz ona bir rahmet taddırırsak: "Bu benim hakkımdır; kıyametin kopacağını sanmıyorum; (kıyamet kopsa da) Rabbime götürülmüş olsam bile muhakkak O'nun yanında benim için daha güzel şeyler vardır" der. Biz, o nankörlere, yaptıklarını mutlaka haber vereceğiz ve mutlaka onlara kaba azabdan taddıracağız.

Süleymaniye Vakfı

Çektiği darlıktan sonra ona tarafımızdan bir ikram tattırsak kesinlikle şöyle der: "Bu bana özeldir dipnot 1 . O saatin /mezardan kalkış saatinin geleceğini sanmam ama olur da Rabbimin huzuruna çıkarılırsam kesinlikle bana bundan daha güzeli verilir dipnot 2 ." Şurası kesin ki, nankörlük edenlere, neler yaptıklarını bildireceğiz, elbette onlara ağır bir azap tattıracağız.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Başına gelen sıkıntıdan sonra ona ikramda bulunsak der ki "Bu bana özeldir; artık geçti, kıyamet saati diye bir şeyin olacağını da o günlerin bir daha geleceğini de sanmam. Rabbimin huzuruna çıkarılacak olsam bile benim için çok güzel şeyler verilir." Nankörlük edenlere, neler yaptıklarını elbette bildireceğiz, elbette onlara ağır bir azap tattıracağız.

Şaban Britch

Kendisine dokunan bir zarardan sonra, ona biz, bir rahmet tattırırsak hemen şöyle der: Bu benim hakkımdır, kıyametin kopacağına da inanmıyorum. Eğer Rabbime döndürülürsem, onun yanında, benim için daha iyisi vardır. Kâfirlere elbette yaptıklarını haber vereceğiz ve en ağır azabı onlara tattıracağız.

Şaban Piriş

Kendisine dokunan bir zarardan sonra, ona biz, bir rahmet tattırırsak hemen şöyle der: -Bu benim hakkımdır, kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Eğer Rabbime döndürülürsem, onun yanında, benim için daha iyisi vardır. Nankörlere elbette yaptıklarını haber vereceğiz ve en ağır azabı onlara tattıracağız.

Yaşar Nuri Öztürk

Eğer kendisine dokunan bir zorluktan/zarardan sonra bizden bir rahmet tattırsak, yemin olsun şöyle diyecektir: "Bu benim hakkım! Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Rabbime döndürülmüş olsam da şüphesiz, O'nun katında benim için şaşmaz güzellikler vardır." Yemin olsun, biz o nankörlük edenlere, yapıp ettiklerini haber vereceğiz. Yemin olsun, o çetin azabı onlara tattıracağız.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And if We should extend to man Our mercy and make him taste Our benefaction and benediction following what had befallen him of a misfortune, he ventures to say: " This is the meritorious outcome of my thought which ran before my action and I doubt if the alleged Eventful Hour will ever present itself, and if I happen to be resurrected and return back to Allah, my Creator, there and then and at His hands shall I merit the desert of good. In effect there and then We will inform those who denied Allah, and refused to acknowledge His Omnipotence and Authority, of the detailed particulars of their life and We will subject them to a condign punishment which doubles their torment.

Abdul Haleem

Whenever We let him taste some of Our mercy after he has been afflicted, he is sure to say, ‘This is all my own doing: I do not think the Hour will ever come, but even if I were to be taken back to my Lord, the best reward would await me with Him.’ We shall most certainly inform the disbelievers of what they have done and give them a taste of severe torment.

Abdullah Yusuf Ali

When we give him a taste of some Mercy from Ourselves, after some adversity has touched him, he is sure to say, "This is due to my (merit): I think not that the Hour (of Judgment) will (ever) be established; but if I am brought back to my Lord, I have (much) good (stored) in His sight!" But We will show the Unbelievers the truth of all that they did, and We shall give them the taste of a severe Penalty.

Abul A'la Maududi

And if We bestow Our Mercy upon him after hardship, he will surely say: "This is what I truly deserve, dipnot 1 and I do not believe that the Hour (of Resurrection) will ever come to pass; and if I am returned to my Lord, there too I shall enjoy the best." Surely We shall fully apprise the unbelievers of what they have done, and We shall certainly make them taste a severe chastisement.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, I have gotten all this because of my being worthy of it. It is my right that I should receive all this.

Aisha Bewley

But if We let him taste mercy from Us after he has suffered hardship, then he says, ‘This is my due. I do not think that the Hour is going to come. And if am returned to my Lord, I will definitely find the best reward with Him.’ But We will inform those who are kafir of what they did and make them suffer a ruthless punishment.

Al-Hilali & Khan

And truly, if We give him a taste of mercy from Us, after some adversity (severe poverty or disease, etc.) has touched him, he is sure to say: "This is due to my (merit); I think not that the Hour will be established. But if I am brought back to my Lord, surely, there will be for me the best (wealth) with Him. Then, We verily, will show to the disbelievers what they have done, and We shall make them taste a severe torment.

Ali Quli Qarai

And if We let him have a taste of Our mercy after distress has befallen him, he will surely say, ‘This is my due! I do not think the Hour will ever set in, and in case I am returned to my Lord, I will indeed have the best [reward] with Him. ’ But We will surely inform the faithless about what they have done, and will surely make them taste a harsh punishment.

Amatul Rahman Omar

Yet if We show him mercy from Ourselves after he has suffered affliction, he will surely say, `This is my due. I do not believe that the (promised) Hour will (ever) come (to be established). And if I am (at all) brought back to my Lord, I shall of course, have with Him the very best (of all the goodly things). Yet (on the Day of Requital) We will surely tell those who disbelieve plainly all that they did, and accordingly We will make them suffer a terrible punishment.

Arthur John Arberry

And if We let him taste mercy from Us after hardship that has visited him, he surely says, 'This is mine; I think not the Hour is coming. If I am returned to my Lord, surely the reward most fair with Him will be mine.' Then We shall tell the unbelievers the things they have done, and assuredly We shall let them taste a harsh chastisement.

Bijan Moeinian

When God, out of mercy, changes the man’s unfortunate situation, he says: "I deserve it"; then he [becomes rebellious and] denies the Resurrection. Then he says: “If by any chance I am brought back to my Lord, I have been good enough to be rewarded.” The fact of the matter is I (God) will inform the disbelievers of all their deeds and punish them severely.

E. Henry Palmer

But if we make him taste mercy from us after distress has touched him he will surely say, 'This is for me, and I do not think the Hour is imminent; and if I be brought back to my Lord, verily, I shall surely have good with Him;' but we will inform those who misbelieve of what they have done, and we will surely make them taste wretched torment.

Edip-Layth

When We let him taste a mercy from Us after adversity had touched him, he will say, "This was by my actions, and I do not think that the moment will come to pass. Even if I am returned to my Lord, I will find at Him good things for me." Surely, We will inform the ingrates of all they had done, and We will let them taste the severe retribution.

George Sale

And if We cause him to taste mercy from Us, after affliction hath touched him, he surely saith, this is due to me on account of my deserts: I do not think the hour of judgment will ever come; and if I be brought before my Lord, I shall surely attain, with Him, the most excellent condition. But We will then declare unto those who shall not have believed, that which they have wrought; and We will surely cause them to taste a most severe punishment.

Hamid S. Aziz

And verily, if We make him taste mercy from Us after distress that has touched him, he would say, "This is of me, and I do not think the Hour will come to pass, and if I am sent back to my Lord, I shall have with Him sure good. " But We will most certainly inform the disbelievers of all that which they did, and We will most certainly make them taste of hard chastisement.

Mahmoud Ghali

And indeed, in case We cause him to taste mercy from Us even after tribulation has touched him, indeed he will definitely say, "This is for me; and in no way do I expect that the Hour is comig up. And indeed in case I am returned to my Lord, surely the fairest reward in His Providence will indeed be for me." Then indeed, We will definitely fully inform the ones who have disbelieved of whatever they have done, and indeed We will definitely let them taste of (Our) harsh torment.

Marmaduke Pickthall

And verily, if We cause him to taste mercy after some hurt that hath touched him, he will say: This is my own; and I deem not that the Hour will ever rise, and if I am brought back to my Lord, I surely shall be better off with Him - But We verily shall tell those who disbelieve (all) that they did, and We verily shall make them taste hard punishment.

Mohamed Ahmed - Samira

If We give him a taste of Our favour after some distress he has known, he says: "It was my due. I cannot imagine the Hour will come. And even if I go back to my Lord, there will surely still be the best for me with Him." We shall tell those who do not believe what they used to do, and inflict on them a heavy punishment.

Muhammad Asad

Yet whenever We let him taste some of Our grace after hardship has visited him, he is sure to say, "This is but my due!" - and, “I do not think that the Last Hour will ever come: but if [it should come, and] I should indeed be brought back unto my Sustainer, then, behold, the ultimate good awaits me with Him! But [on the Day of Judgment] We shall most certainly give those who were bent on denying the truth full understanding of all that they ever did, and shall most certainly give them [thereby] a taste of suffering severe.

Mustafa Khattab

And if We let them taste a mercy from Us after being touched with adversity, they will certainly say, "This is what I deserve. I do not think the Hour will ˹ever˺ come. And if in fact I am returned to my Lord, the finest reward with Him will definitely be mine." But We will surely inform the disbelievers of what they used to do. And We will certainly make them taste a harsh torment.

Progressive Muslims

And when We let him taste a mercy from Us after adversity had touched him, he will Say: "This was by my actions, and I do not think that the Hour will come to pass. And even if I am returned to my Lord, I will find at Him good things for me." Surely, We will inform the rejecters of all they had done, and We will let them taste the severe retribution.

Rashad Khalifa

And when we bless him after suffering some adversity, he says, "This belongs to me. I do not believe that the Hour will ever come to pass. Even if I am returned to my Lord, I will find at Him better things." Most certainly, we will inform the disbelievers of all their works, and will commit them to severe retribution.

Sahih International

And if We let him taste mercy from Us after an adversity which has touched him, he will surely say, "This is [due] to me, and I do not think the Hour will occur; and [even] if I should be returned to my Lord, indeed, for me there will be with Him the best. " But We will surely inform those who disbelieved about what they did, and We will surely make them taste a massive punishment.

Sam Gerrans

And if We let him taste mercy after an affliction touches him, he will say: “This is mine; and I think not that the Hour will come — and if I am brought back to my Lord, mine will be the best with Him!” But We will inform those who ignore warning about what they did, and We will let them taste of a stern punishment.

Shabbir Ahmed

And when We let him taste Grace from Us after some hurt that has touched him, he says, "This is from, and for, me. I think not that the Time will ever rise (to go against me). And if I am indeed brought back before my Lord, then, behold, with Him is even better return for me." (I shall be favored there as I am favored here). But We certainly will tell the ungrateful all that they did. And certainly We will make them taste heavy punishment. ('Ma Li' = For me, from me. 'As-Sa'ah' = The Hour = Resurrection = Revolution = Turn of fortunes = Time (18:36)).

Syed Vickar Ahamed

And truly, if We give him a little bit of mercy from Ourselves, after some pain (and anxiety) has come to him, he is sure to say, "This is due to my (deserving it the most): I do not think that the Hour (of Judgment) will (ever) be established; But if I am brought back to my Lord, surely, I have (enough) good (stored) in His Sight!" But We will show the unbelievers the truth of all that they did, and We shall give them the taste of a severe penalty.

Taqi Usmani

And if We give him a taste of some mercy from Us after some hardship that has touched him, he will surely say, "This is my right. And I do not think the Hour (the Day of Judgment) is going to occur. And even if I am brought back to my Lord, I will surely have the best (life) with Him (too)."So, We will let the disbelievers know what they did, and let them taste a stern punishment.

The Monotheist Group

And when We let him taste a mercy from Us after hardship had touched him, he will say: "This was by my actions, and I do not think that the Hour will come to pass. And even if I am returned to my Lord, I will find at Him good things for me." Surely, We will inform the rejecters of all they had done, and We will let them taste the severe retribution.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Fussilet suresi, 50. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Fussilet suresi, 50. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Fussilet suresi, 50. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩