Fussilet suresi

Fussilet suresi, 48. ayet

Fussilet suresi, 48. ayet. وَضَلَّ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يَدْعُونَ مِن قَبْلُ وَظَنُّوا۟ مَا لَهُم مِّن مَّحِيصٍ

veḍalle `anhüm mâ kânû yed`ûne min ḳablü veżannû mâ lehüm mim meḥîṣ.

Diyanet İşleri

Daha önce yalvardıkları (tanrılar) onları yüzüstü bırakıp uzaklaşmıştır. Kendileri için kaçacak bir yer olmadığını anlamışlardır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Fussilet 45–51 · surenin 48. ayeti / 54

Konu Kıyametin bilgisi, insanın nankörlüğü ve ufuklardaki deliller Fussilet 45–54 3

  1. Fussilet 45

    Andolsun! Biz, Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) vermiştik de, onda ayrılığa düşmüşlerdi. Eğer (azabın ertelenmesi ile ilgili olarak ezelde) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı, aralarında derhal hüküm verilirdi. Şüphesiz onlar Kur'an hakkında derin bir şüphe içindedirler.

  2. Fussilet 46

    Kim iyi bir iş yaparsa kendi lehinedir. Kim de kötülük yaparsa kendi aleyhinedir. Rabbin, kullara (zerre kadar) zulmedici değildir.

  3. Fussilet 47

    Kıyametin ne zaman kopacağına ilişkin bilgi O'na havale edilir. Meyveler tomurcuklarından ancak O'nun bilgisi altında çıkar, dişi ancak O'nun bilgisi altında hamile kalır ve doğurur. Allah onlara, "Nerede bana ortak koştuklarınız?" diye seslendiği gün şöyle derler: "Sana arz ederiz ki, içimizden onları gören hiçbir kimse yok."

  4. 48

    Daha önce yalvardıkları (tanrılar) onları yüzüstü bırakıp uzaklaşmıştır. Kendileri için kaçacak bir yer olmadığını anlamışlardır.

  5. Fussilet 49

    İnsan, hayır (mal, mülk, genişlik) istemekten usanmaz. Fakat başına bir kötülük gelince umutsuzluğa düşer, yıkılır.

  6. Fussilet 50

    Andolsun! Başına gelen bir zarardan sonra kendisine tarafımızdan bir rahmet tattırsak mutlaka "Bu benim hakkımdır, Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Andolsun, Rabbime döndürülürsem, şüphesiz O'nun yanında benim için daha güzel şeyler vardır" der. Andolsun, biz inkar edenlere yaptıklarını mutlaka haber vereceğiz ve andolsun, onlara mutlaka ağır azaptan tattıracağız.

  7. Fussilet 51

    İnsana nimet verdiğimizde yüz çevirir ve yan çizer. Başına bir kötülük gelince de yalvarmaya koyulur.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 47–48. ayetler için yazılmıştır.

47. Bu buyrukla Yüce Allah, ilminin genişliğini ve kendisinden başka hiçbir kimsenin muttali olmadığı bilginin yalnızca kendisine has olduğunu haber vermekte ve şöyle buyurmaktadır:

“Kıyametin bilgisi ona havale edilir.” Yani bütün mahlukat, bu bilgiyi O’na havale ederler. Bu hususta bilgi sahibi olmaktan aciz olduklarını rasûller de melekler de başkaları da ikrar ve itiraf ederler.

“O’nun ilmi dışında hiçbir meyve tomurcuğundan” içinde bulunduğu ve etrafını saran kılıfından “çıkmaz.” Bu, hem şehirlede hem de kırlarda bulunan bütün ağaçların meyvelerini kapsar. Hangi ağaçtan hangi meyve çıkarsa çıksın mutlaka O, onu bütün tafsilatı ile bilir.

İster Âdemoğullarından olsun, ister diğer canlı türlerinden olsun “hiçbir dişi de” O’nun bilgisi olmadan “gebe kalmaz ve doğurmaz.” Bunların hepsini O bilir. O halde müşrikler nasıl olur da bilgi sahibi olmayan, işitmeyen ve görmeyen varlıkları O’na eş koşarlar?

“O gün O: “Hani ortaklarım” olduklarını iddia ettiğiniz, kendilerine tapındığınız, bu hususta mücadele ettiğiniz ve kendileri adına peygamberlere düşmanlık ettiğiniz uydurma ilâhlar “nerede? diye onlara” yani Kıyamet günü kendisine şirk koşanlara, onları azarlamak ve yalan söylediklerini ortaya çıkarmak için bu şekilde “seslenir. Onlar da” ortak koştukları varlıkların ulûhiyetlerinin batıl olduğunu, Allah ile ortaklıklarının bulunmadığını ikrar ve itiraf ederek:

“Bizden (böyle bir şeye) tanıklık edecek hiç kimse olmadığını sana arzederiz, derler” yani Rabbimiz, sen de şahit ol, biz sana şöylece bildiririz ki onların ilâhlıklarının, Sana ortaklıklarının doğru olduğuna bizden şahitlik edecek hiçbir kimse yoktur. Şu anda hepimiz onlara tapınmanın batıl olduğunu kabul ediyoruz. Onlardan uzaklaştığımızı ilan ediyoruz.

Bundan dolayı bir sonraki âyet-i kerimede şöyle buyurulmaktadır:

48. “Önceden” Allah’tan başka “dua/ibadet ettikleri şeyler kaybolur gider.” Yani ömür boyu Allah’tan başkasına ibadet ederek bu konuda sahip oldukları inanç ve amelleri, batıl mabudların kendilerine fayda sağlayacaklarına ve onlardan azabı uzaklaştırıp Allah nezdinde şefaat edeceklerine dair kanaatleri ve inançları yok olup gidecektir. Bunun sonucunda çalışmaları boşa gitmiş ve zanları çürütülmüş olacak, Allah’a koştukları ortakların kendilerine hiçbir faydasının olmadığı ortaya çıkacaktır. Bu halde iken “artık kaçacak bir yerlerinin” bir kurtarıcının, bir sığınağın, bir barınağın “bulunmadığını” kesin olarak “anlarlar.” İşte Allah'a başkalarını ortak koşanların akıbeti budur. Allah, kendisine şirk koşmaktan sakınsınlar diye bunu kullarına açıklamaktadır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Böylece önceden dua ve ibadet ettikleri putlar kendilerinden uzaklaşıp gitmişler, onlar da şunu iyi anlamışlardır ki, kendileri için Allah'ın azabından uzaklaşabilecekleri ne bir yer ve kurtulacakları ne bir konum vardır.

Kelimeler

12 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَضَلَّ ve delle ve sapıp gitmiştir kök: ضلل
  2. عَنْهُم anhum onlardan
  3. مَّا ma şeyler
  4. كَانُوا۟ kanu oldukları kök: كون
  5. يَدْعُونَ yed'une yalvarıp duruyor(lar) kök: دعو
  6. مِن min
  7. قَبْلُ ۖ kablu önceden kök: قبل
  8. وَظَنُّوا۟ ve zennu ve onlar anlamışlardır kök: ظنن
  9. مَا ma olmadığını
  10. لَهُم lehum kendileri için
  11. مِّن min hiçbir
  12. مَّحِيصٍۢ mehisin kaçacak yer kök: حيص

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Ortak kavram: Zan · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    Eğer yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyuyorlar ve onlar sadece yalan uyduruyorlar.

  • Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Ortak kavram: Zan · Ortak kavram: Dua

    O, sizi karada ve denizde gezdirip dolaştırandır. Öyle ki gemilerle denize açıldığınız ve gemilerinizin içindekilerle birlikte uygun bir rüzgarla…

  • Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Ortak kavram: Zan · Ortak kavram: Dua

    Bilesiniz ki göklerde kim var, yerde kim varsa, hep Allah'ındır. Allah'tan başkasına tapanlar (gerçekte) Allah'a koştukları ortaklara tabi…

  • Aynı kök: حيص (5 geçiş)

    İşte onların barınağı cehennemdir. Ondan bir kaçış yolu bulamazlar.

  • Aynı kök: حيص (5 geçiş)

    İnsanların hepsi Allah'ın huzuruna çıkacak ve güçsüzler büyüklük taslayanlara diyecek ki: "Şüphesiz bizler size uymuştuk; şimdi siz az bir şey olsun,…

  • Aynı kök: حيص (5 geçiş)

    Allah, böyle yapar ki, ayetlerimiz hakkında tartışanlar, kendileri için kaçacak bir yer olmadığını bilsinler.

  • Ortak kavram: Dalâlet (Sapma) · Ortak kavram: Dua

    Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah'ın kendisine…

  • Ortak kavram: Dalâlet (Sapma) · Ortak kavram: Dua

    De ki: "Sizin, Allah'tan başka ibadet ettiğiniz şeylere ibadet etmem bana kesinlikle yasaklandı. Ben sizin arzularınıza uymam. (Uyarsam) o takdirde…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

72 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Böylece dünyada) yalvarıp durdukları (şeyler) onlardan uzaklaşmış, dipnot 1 kendileri için kaçacak hiçbir yer olmadığını da anlamış (olacak)lardır. dipnot 2

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: En‘âm 6:94; A‘râf 7:37; Hûd 11:21; Nahl 16:87; Kasas 28:75; Mü'min 40:74.
  2. metne dön, dipnot 2
    Buradaki [zannû] fiili "sanmak" değil, mahşerde gerçeklerle karşılaşıldığı için "bilmek, anlamak" anlamına alınmalıdır.

Mustafa İslamoğlu

Artık onların daha önceden yalvarıp yakardıkları şeyler kendilerini yalnız bırakmıştır: kendileri için kaçacak bir yer olmadığına iyice kanaat getirirler.

Muhammed Esed

Böylece, onların önceden yalvarıp durdukları bütün güçler, kendilerini terk etmiş olacak ve kendileri için bir kaçış imkanı olmadığını kesinlikle öğreneceklerdir.

Ahmed Hulusi

Daha önce lafını ettikleri şeyler onlardan kaybolup gitti ve kendileri için bir kaçış yeri bulunmadığını da fark ettiler!

Ali Bulaç

Önceden kendilerine taptıkları (bugün) onlardan kaybolup gitti ve onlar kaçacak hiçbir yerleri olmadığını anlamışlardır.

Ali Özek ve heyeti

Böylece önceden yalvarıp durdukları onlardan uzaklaşmıştır. Kendilerinin kaçacak yerleri olmadığını anlamışlardır.

Ali Rıza Safa

Daha önce yakarışlarda bulundukları, onları yüzüstü bırakıp uzaklaşmıştır. Zaten kendileri için kaçacak yer olmadığını anlamışlardır.

Bayraktar Bayraklı

Daha önce taptıkları tanrılar uzaklaşıp kaybolacaktır. Sığınacak hiçbir yerleri olmadığını anlayacaklardır.

Edip Yüksel

Daha önce yardım için çağırdıkları (dine ortak koştukları kişiler) onlardan uzaklaşmıştır. Artık kaçacak bir yerleri olmadığını anlarlar.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Daha önce yardım için çağırdıkları (dine ortak koştukları kişiler) onlardan uzaklaşmıştır. Artık kaçacak bir yerleri olmadığını anlarlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Önceden tapıp durdukları şeyler onlardan kaybolup gitmişler ve onlar kendileri için kaçacak bir yer kalmadığını anlamışlardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Önceden tapıp durdukları şeyler onlardan gayb olup gitmişler ve onlar kendilerine hiçbir kaçamak kalmadığını anlamışlardır.

Erhan Aktaş

Ve daha önce tapındıkları şeyler, onlardan uzaklaşıp gittiler. Onlar, kendileri için kaçıp kurtulacak yer olmadığını anladılar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve daha önce tapındıkları şeyler, onlardan uzaklaşıp gittiler. Onlar, kendileri için kaçıp kurtulacak yer olmadığını anladılar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve daha önce tapındıkları şeyler, onlardan uzaklaşıp gittiler. Onlar, kendileri için kaçıp kurtulacak yer olmadığını anladılar.

Gültekin Onan

Önceden kendilerine taptıkları (bugün) onlardan kaybolup gitti ve onlar kaçacak hiçbir yerleri olmadığını anlamışlardır.

Hasan Basri Çantay

Önceden tapdıkları nesneler onlardan uzaklaşıb gaaib olmuşdur (olacakdır). Onlar kendilerine (azabdan) kaç (ıb kurtul) acak hiçbir yer olmadığını anlamışlardır (anlayacaklardır).

İbni Kesir

Önceden taptıkları şeyler onlardan uzaklaşıp gitmiştir. Ve kendilerinin kaçacak yerleri olmadığını anlamışlardır.

Mehmet Alagaş

(47-48) Kıyamet saatinin bilgisi O’na geri gönderilir / O’na bırakılır. (Ona dair bilgi soranı Allah’a yönlendir O biliyor de) (kıyamet saati ne zaman? diye sorana Resulullah Muhammed SAV onun için ne hazırladın? diye sormuştur.) Tomurcuklardan meyveler onun ilmiyle çıkar , dişiler onun ilmiyle taşıyıcı olur / hamile kalır ve de doğurur. Benim ortaklarım nerede? Diye onlara seslenilir / nida edilir. Biz şu ezanı okuruz ki / şunu ilan ederiz ki bizden buna şahit olmuş olan yoktur derler. Önceleri çağrıda bulundukla rı / dua ettikleri onlardan sapmış gitmiştir , kaçışa dair bir şeyin onlar için olmadığını da anladılar.

Rowwad Tercüme Merkezi

Daha önce dua/ibadet ettikleri şeyler onlardan kaybolup gitmiştir. Bir kaçış yolu olmadığını anlamışlardır.

Süleyman Ateş

Önceden yalvarıp durdukları şeyler, onlardan sapıp gitmiş ve onlar, kendileri için kaçacak bir yer olmadığını anlamışlardır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Önceleri yardıma çağırıp durdukları kaybolur ve kendileri için bir kurtuluş yolu olmadığını anlarlar.

Şaban Britch

Daha önce dua/ibadet ettikleri şeyler onlardan kaybolup gitmiştir. Bir kaçış yolu olmadığını anlamışlardır.

Şaban Piriş

Daha önce ibadet ettikleri şeyler onlardan kaybolup gitmiştir. Bir kaçış yolu olmadığını anlamışlardır.

Yaşar Nuri Öztürk

Daha önce yakarıp durdukları, onlardan uzaklaşıp kaybolmuştur. Kaçacak hiçbir yerleri olmadığını anlamışlardır.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And there, they are forsaken and renounced by those whom they regarded and adored before with appropriate acts and rites, who have failed their expectation. And now such a sure watch laid upon them makes them realize that there is no escape.

Abdul Haleem

the gods they invoked before will have vanished away; they will know that there is no escape.

Abdullah Yusuf Ali

The (deities) they used to invoke aforetime will leave them in the lurch, and they will perceive that they have no way of escape.

Abul A'la Maududi

Then all those deities whom they once used to call upon shall vanish dipnot 1 and they will come to know for sure that there is no escape for them.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, in their utter hopelessness they will look around to see if they could find any one of those whom they used to serve and worship in the world, who could come to their rescue and save them from God’s torment, or at least have their punishment reduced, but they will find no helper on any side.

Aisha Bewley

What they called upon before will have forsaken them and they will realise they have no way of escape.

Al-Hilali & Khan

And those whom they used to invoke before (in this world) shall disappear from them, and they will perceive that they have no place of refuge (from Allâh’s punishment).[1]

Ali Quli Qarai

What they used to invoke before has forsaken them, and they know there is no escape for them.

Amatul Rahman Omar

(Not only that) those (false gods) whom they called upon (in their worship) before that, will be lost to them, they will know for certain that they have no place of escape.

Arthur John Arberry

Then that they called upon before will go astray from them and they will think that they have no asylum.

Bijan Moeinian

[they will look around desperately to see if ] their idols [in any form and shape that they used to worship] will come to their rescue and none will come to help them.

E. Henry Palmer

they shall say, 'We do own to thee there is no witness amongst us!' and that on which they used to call before shall stray away from them, and they shall think there is no escape for them.

Edip-Layth

They were abandoned by what they used to call on before, and they realized that there will be no escape.

George Sale

And the idols which they called on before, shall withdraw themselves from them; and they shall perceive that there will be no way to escape.

Hamid S. Aziz

And away from them shall go what they called upon before, and they shall know for certain that there is no escape for them.

Mahmoud Ghali

And whatever they used to invoke earlier will err away from them, and they will surmise that in no way can they have any evasion.

Marmaduke Pickthall

And those to whom they used to cry of old have failed them, and they perceive they have no place of refuge.

Mohamed Ahmed - Samira

And those they used to worship will leave them in the lurch, and they will realise there is no escape for them.

Muhammad Asad

And so, all that they were wont to invoke aforetime will have forsaken them; and they shall know for certain that there is no escape for them.

Mustafa Khattab

Whatever ˹idols˺ they used to invoke besides Allah will fail them. And they will realize that they will have no escape.

Progressive Muslims

And they were abandoned by that which they used to call on before, and they realised that there will be no escape.

Rashad Khalifa

The idols they had idolized will disown them, and they will realize that there will be no escape.

Sahih International

And lost from them will be those they were invoking before, and they will be certain that they have no place of escape.

Sam Gerrans

And strayed from them will be what they called to before; and they will know that they have no place of refuge.

Shabbir Ahmed

And thus, those whom they used to call upon before, will leave them groping in the dark. And they will realize there is no asylum for them.

Syed Vickar Ahamed

And the (other gods) that they used to call for before will leave them in the anxiety (and pain), and they will see that they have no way to escape.

Taqi Usmani

And whatever they used to invoke earlier will vanish from them, and they will realize that they have no way to escape.

The Monotheist Group

And they were abandoned by that which they used to call on before, and they realized that there will be no escape.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Fussilet suresi, 48. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Fussilet suresi, 48. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Fussilet suresi, 48. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩