Fussilet suresi

Fussilet suresi, 16. ayet

Fussilet suresi, 16. ayet. فَأَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِيحًا صَرْصَرًا فِىٓ أَيَّامٍ نَّحِسَاتٍ لِّنُذِيقَهُمْ عَذَابَ ٱلْخِزْىِ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَلَعَذَابُ ٱلْـَٔاخِرَةِ أَخْزَىٰ وَهُمْ لَا يُنصَرُونَ

feerselnâ `aleyhim rîḥan ṣarṣaran fî eyyâmin neḥisâtil linüẕîḳahüm `aẕâbe-lḫizyi fi-lḥayâti-ddünyâ. vele`aẕâbü-l'âḫirati aḫzâ vehüm lâ yünṣarûn.

Diyanet İşleri

Biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırmak için o mutsuz kara günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı elbette daha rezil edicidir. Onlara yardım da edilmez.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Fussilet 13–19 · surenin 16. ayeti / 54
  1. Fussilet 13

    Eğer yüz çevirirlerse, onlara de ki: "Ben sizi Ad ve Semud kavimlerini çarpan yıldırım gibi bir yıldırıma karşı uyardım."

  2. Fussilet 14

    Hani onlara peygamberler önlerinden ve arkalarından gelmiş, "Allah'tan başkasına ibadet etmeyin" demişler, onlar da, "Eğer Rabbimiz dileseydi (Peygamber olarak) melekler indirirdi. Bu sebeple, biz sizinle gönderilenleri inkar ediyoruz" demişlerdi.

  3. Fussilet 15

    Ad kavmi ise yeryüzünde haksız olarak büyüklük taslamış, "Bizden daha güçlü kim var?" demişlerdi. Onlar, kendilerini yaratan Allah'ın onlardan daha güçlü olduğunu görmediler mi? Onlar bizim ayetlerimizi inkar ediyorlardı.

  4. 16

    Biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırmak için o mutsuz kara günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı elbette daha rezil edicidir. Onlara yardım da edilmez.

  5. Fussilet 17

    Semud kavmine gelince, biz onlara doğru yolu göstermiştik. Ama onlar körlüğü hidayete tercih etmişler ve yaptıklarına karşılık, alçaltıcı azap yıldırımı onları çarpmıştı.

  6. Fussilet 18

    İnananları ve Allah'a karşı gelmekten sakınanları kurtardık.

  7. Fussilet 19

    Allah'ın düşmanlarının, toplanıp yığın yığın cehenneme sevk edilecekleri günü hatırla!

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

16. Yani çok güçlü ve çok şiddetli, tıpkı gökgürültüsünü andıran dehşet verici bir sesi bulunan muazzam bir rüzgar gönderdik onlara.

Yüce Allah, “O rüzgarı onlara yedi gece ve sekiz gün peşpeşe musallat etti. O kavmi, o süre içinde içleri boşalmış hurma kütükleri imişler gibi yere yıkılmış görürdün.” (el-Hâkka, 69/7) Bu rüzgar onları helak etti, köklerini kuruttu. Geriye meskenlerinden başka bir şey kalmadı.

“böylece dünya hayatında onlara rezil edici azabı tattırdık” Bu azap sebebiyle onlar, bütün insanlar arasında rezil rüsvay oldular.

“Âhiret azabı ise elbet daha rezil edicidir. Hem onlara (orada) yardım da edilmez.” Allah’ın azabına karşı kimse onları koruyamaz. Yine kendilerinin de kendilerine hiçbir faydası olmayacaktır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

(Küfür ve isyanları sebebiyle başlarına gelen) O uğursuz günlerde, içinde azap dolu, sesi rahatsız edici bir rüzgâr gönderdik. Bunu dünya hayatında zillet ve aşağılanma azabını tatmaları için yaptık. Onları bekleyen ahiret azabı onları daha şiddetli bir şekilde zelil edecektir. Kendilerini bu azaptan kurtaracak bir yardımcı da bulamayacaklardır.

Kelimeler

19 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَأَرْسَلْنَا feerselna biz de gönderdik kök: رسل
  2. عَلَيْهِمْ aleyhim üzerlerine
  3. رِيحًۭا rihen bir rüzgar kök: روح
  4. صَرْصَرًۭا sarsaran dondurucu kök: صرصر
  5. فِىٓ fi
  6. أَيَّامٍۢ eyyamin günlerde kök: يوم
  7. نَّحِسَاتٍۢ nehisatin uğursuz kök: نحس
  8. لِّنُذِيقَهُمْ linuzikahum taddırmak için kök: ذوق
  9. عَذَابَ azabe azabını kök: عذب
  10. ٱلْخِزْىِ l-hizyi rezillik kök: خزي
  11. فِى fi
  12. ٱلْحَيَوٰةِ l-hayati hayatında kök: حيي
  13. ٱلدُّنْيَا ۖ d-dunya dünya kök: دنو
  14. وَلَعَذَابُ veleazabu azabı ise kök: عذب
  15. ٱلْـَٔاخِرَةِ l-ahirati ahiret kök: اخر
  16. أَخْزَىٰ ۖ ehza daha da kepaze edicidir kök: خزي
  17. وَهُمْ ve hum ve onlara
  18. لَا la hiç
  19. يُنصَرُونَ yunsarune yardım edilmeyecektir kök: نصر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: صرصر (3 geçiş) · Aynı kök: نحس (3 geçiş) · Aynı kök: روح (57 geçiş)

    Biz onların üstüne, uğursuzluğu sürekli bir günde gürültülü ve dondurucu bir rüzgar gönderdik.

  • Aynı kök: صرصر (3 geçiş) · Aynı kök: روح (57 geçiş)

    Ad kavmine gelince, onlar da uğultulu ve dondurucu şiddetli bir rüzgarla helak edildi.

  • Aynı kök: نحس (3 geçiş) · Ortak kavram: Yardım (nusret)

    Üstünüze ateşten yalın bir alevle kıpkızıl bir duman gönderilir de kendinizi koruyamazsınız.

  • Aynı kök: خزي (26 geçiş) · Aynı kök: ذوق (63 geçiş) · Ortak kavram: Dünya

    Böylece Allah dünya hayatında onlara zilleti tattırdı. Elbette ki ahiret azabı daha büyüktür. Keşke bilselerdi!

  • Aynı kök: خزي (26 geçiş) · Aynı kök: ذوق (63 geçiş) · Ortak kavram: Dünya

    (8-9) İnsanlardan öylesi de vardır ki, bir ilmi, bir yol göstericisi, aydınlatıcı bir kitabı olmadığı halde kibirlenerek insanları Allah'ın yolundan…

  • Aynı kök: خزي (26 geçiş) · Ortak kavram: Dünya · Ortak kavram: Hayat

    Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu halde onları yurtlarından çıkaran, size…

  • Aynı kök: روح (57 geçiş) · Ortak kavram: Dünya · Ortak kavram: Hayat

    Onların bu dünya hayatında harcadıkları malların durumu, kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgarın…

  • Aynı kök: روح (57 geçiş) · Ortak kavram: Dünya · Ortak kavram: Hayat

    Onlara dünya hayatının örneğini ver: (Dünya hayatı), gökten indirdiğimiz yağmur gibidir ki, onun sebebiyle yeryüzünün bitkileri boy verip birbirine…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

68 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Bu nedenle) biz de onlara dünya hayatında alçaklık azabını tattıralım diye o kara günlerde soğuk bir rüzgâr göndermiştik. dipnot 1 Ahiret azabı elbette daha çok rezil edicidir. Onlara yardım da edilmez.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Hâkka 69:6-8; Kamer 54:19-20.

Mustafa İslamoğlu

Nihayet bu dünya hayatında alçalışın azabını kendilerine tattırmak için kara günler boyunca üzerlerine iliklere işleyen bir rüzgar gönderdik: ama ahiretin azabı kesinlikle daha alçaltıcıdır ve onlar yardım da göremeyecekler.

Muhammed Esed

Bunun üzerine, bu dünya hayatında aşağılanmanın azabını tattırmak için o bahtsız günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgar gönderdik. Onların öteki dünyadaki azap(lar)ı ise daha da aşağılayıcı olacak ve bir yardımcı da bulamayacaklar.

Ahmed Hulusi

Bu yüzden, dünya hayatında onlara rezillik - zillet azabını tattıralım diye, o bahtsız günler içinde, onların üzerine dondurucu bir rüzgar irsal ettik! Sonsuz gelecek yaşamının azabı elbette daha rezil - rüsva edicidir. . . Onlar yardımcı da bulamazlar!

Ali Bulaç

Böylece biz de onlara dünya hayatında aşağılanma azabını taddırmak için, o uğursuz (felaketler yüklü) günlerde üzerlerine 'kulakları patlatan bir kasırga' gönderdik. Ahiret azabı ise daha (büyük) bir aşağılanmadır. Ve onlara yardım edilmeyecektir.

Ali Özek ve heyeti

Bundan dolayı biz de onlara dünya hayatında zillet azâbını tattırmak için o uğursuz günlerde soğuk bir rüzgâr gönderdik. Ahiret azabı elbette daha çok rüsva edicidir. Onlara yardım da edilmez.

Ali Rıza Safa

Sonunda, dünya yaşamında aşağılayıcı cezayı tattırmak için, o uğursuz günlerde, dondurucu bir rüzgarı, onların üzerine gönderdik. Sonsuz yaşam cezası ise kesinlikle daha aşağılayıcıdır. Onlara yardım da edilmeyecektir.

Bayraktar Bayraklı

Bundan dolayı biz de, onlara dünya hayatında rezillik azabını tattırmak için o uğursuz günlerde, üzerlerine dondurucu bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı ise daha çok perişan edicidir. Onlara hiç yardım da edilmeyecektir.

Edip Yüksel

Nihayet, onlara dünya hayatında aşağılayıcı azabı tattırmak için uğursuz günlerde üzerlerine sert bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı ise daha aşağılayıcıdır ve onlar yardım görmezler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Nihayet, onlara dünya hayatında aşağılayıcı azabı tattırmak için uğursuz günlerde üzerlerine sert bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı ise daha aşağılayıcıdır ve onlar yardım görmezler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Biz de kendilerine dünya hayatında zillet azabını tattırmak için uğursuz günlerde üzerlerine sarsar rüzgarı (dondurucu veya çok gürültülü bir kasırga) gönderdik. Elbette ki, ahiret azabı daha zahmetlidir; hem de onlar kurtarılamayacaklardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz de kendilerine Dünya hayatta zillet azabını tattırmak için nuhusetli günlerde üzerlerine bir sarar rüzgarı salıverdik ve elbette Ahıret azabı daha zilletlidir, hem de onlar kurtarılamıyacaklardır

Erhan Aktaş

Bunun üzerine, dünya hayatında zillet azabını onlara tattırmamız için, o bahtsız günlerde dondurucu bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı ise elbette daha rezil edicidir. Ve onlara yardım da olunmaz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bunun üzerine, dünya hayatında zillet azabını onlara tattırmamız için, o bahtsız günlerde dondurucu bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı ise elbette daha rezil edicidir. Ve onlara yardım da olunmaz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bunun üzerine, dünya hayatında zillet azabını onlara tattırmamız için, o bahtsız günlerde dondurucu bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı ise elbette daha rezil edicidir. Ve onlara yardım da olunmaz.

Gültekin Onan

Böylece biz de onlara dünya hayatında aşağılanma azabını tattırmak için, o uğursuz (felaketler yüklü) günlerde üzerlerine 'kulakları patlatan bir kasırga' gönderdik. Ahiret azabı ise daha (büyük) bir aşağılanmadır. Ve onlara yardım edilmeyecektir.

Hasan Basri Çantay

Bundan dolayı biz de, dünya hayatında zillet azabını kendilerine tatdırmamız için, uğursuz uğursuz günlerde üzerlerine çok gürültülü bir bora gönderdik. Ahiret azabı elbet daha horlayıcıdır. Onlara (hiç bir suretle) yardım da olunmaz.

İbni Kesir

Böylece uğursuz günlerde dünya hayatında rüsvaylık azabını tattıralım diye Biz de onların üzerine şiddetli bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı ise, elbet daha horlayıcıdır. Onlara yardım da edilmez.

Mehmet Alagaş

(13-18) Eğer ki sırt çevirirlerse deki Ad’ın yıldırımı gibi Semud’un yıldırımı gibi sizi uyardım, önlerinden ve artlarından Allah’a ibadet edin diye resullerimiz geldiği zaman , dediler ki Rabbimiz eğer isteseydi melekler indirirdi (insan indirmezdi) Onunla (insan resulle) bize gönderilenleri yok sayıyoruz / görmezden geliyoruz. Daha sonra da Ad kavmi haksız yere kibirlendiler ve bizden kuvvetçe kim daha şiddetlidir ki? Dediler, görmediler mi? Muhakkak ki kuvvetçe onlardan daha şiddetli olan Allah, onları yarattı. A yetlerimize karşı çıktılar, Onların aleyhine, kavurucu rüzgârı, uğursuz günlerde, rezillik azabını dünya hayatında tattırmak için gönderdik, ahiretteki azap daha da rezil edici ve onlara yardım da edilmeyecek. Semud’a gelince; onları da yola ilettik onlar ise hidayet yerine körlüğü sevdiler onları da kazandıklarından ötürü, onur kırıcı / aşağılayıcı yıldırım azabı çarptı, iman edenleri kurtardık, onlar sakınanlar idiler.

Rowwad Tercüme Merkezi

Biz de onlara, dünya hayatında aşağılayıcı azabı tattırmak için o uğursuz günlerde üzerlerine dondurucu bir kasırga gönderdik. Ahiret azabı ise daha da aşağılayıcıdır. Onlar yardım da görmezler.

Süleyman Ateş

Biz de onlara dünya hayatında rezillik azabını taddırmak için o uğursuz günlerde, üzerlerine dondurucu bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı ise daha da kepaze edicidir. Onlara hiç yardım edilmeyecektir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Soğuk günlerde dondurucu bir rüzgar gönderdik ki dünya hayatında onlara alçaltıcı azabı tattıralım. Ahiretteki azap daha da alçaltıcı olacak ve bir yardım da görmeyeceklerdir.

Şaban Britch

Biz de onlara dünya hayatında rezil edici azabı tattırmak için, onlara uğursuz olmuş o günlerde buz gibi bir rüzgar göndermiştik. Ahiret azâbı elbette daha rezil edicidir. Onlara yardım da edilmeyecektir.

Şaban Piriş

Biz de onlara dünya hayatında rezil edici azabı tattırmak için, o uğursuz günlerde buz gibi bir rüzgar göndermiştik. Ahiret azabı ise daha çok alçaltıcıdır ve onlar yardım da görmezler.

Yaşar Nuri Öztürk

Biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırmak için o uğursuz günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgar gönderdik. Ahiretin azabı elbette ki daha rezil edicidir. Üstelik onlar hiçbir yardım da görmeyeceklerdir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And so We drove against them, on some unlucky and miserable days, a fiercely cold wind swallowing the ground with fierceness and rage, vehement, merciless, roaring for vengeance, avenging wrong and punishing crime so as to taste the suffering of disgrace and multiple humiliations in life, and worse shall be the suffering Hereafter, and no one, then, can fiord them help.

Abdul Haleem

so We let a roaring wind loose on them for a few disastrous days to make them taste the punishment of shame in this world; more shameful still will be the punishment of the life to come, and they will not be helped.

Abdullah Yusuf Ali

So We sent against them a furious Wind through days of disaster, that We might give them a taste of a Penalty of humiliation in this life; but the Penalty of a Hereafter will be more humiliating still: and they will find no help.

Abul A'la Maududi

whereupon We sent upon them a fierce wind on inauspicious days dipnot 1 that We might make them taste a degrading chastisement in the life of this world. dipnot 2 And surely the chastisement of the Hereafter is even more degrading. There will be none to help them there.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Evil days" does not mean that the days in themselves were evil or ill-omened, and the torrent came because the people of Aad met with those evil or ill-omened days. If this were the meaning and there were some ill omen in the days themselves, the torment would have visited all the nations of the world. The correct meaning, therefore, is that since in those days God’s torment descended on this nation, the days were evil or ill-omened for the people of Aad. It is not correct to argue on the basis of the verse that some days are ill-omened and some auspicious.
  2. metne dön, dipnot 2
    The lexicographers have disputed the meaning of the words rih-an sarsaran, which have been used for the stormy wind. Some say that they imply an intensely hot wind, others say that they imply an extremely cold wind, and some others say that they imply a wind which produces a great noise when it blows. In any case, they all agree that the words are used for a severe storm.

Aisha Bewley

So We sent a howling wind against them on disastrous ill-fated days to make them taste the punishment of degradation in this world. And the punishment of the Next World is even more degrading. And they will not be helped.

Al-Hilali & Khan

So We sent upon them a furious wind in days of evil omen (for them) that We might give them a taste of disgracing torment in this present worldly life. But surely the torment of the Hereafter will be more disgracing, and they will never be helped.

Ali Quli Qarai

so We unleashed upon them an icy gale during ill-fated days, that We might make them taste the punishment of disgrace in the life of the world. Yet the punishment of the Hereafter is surely more disgraceful, and they will not be helped.

Amatul Rahman Omar

So We sent upon them a furious wind for several (of their) ominous days in order to make them suffer a punishment of humiliation in this life, and the punishment which awaits them in the Hereafter will surely be more humiliating, and against which they will not be helped.

Arthur John Arberry

Then We loosed against them a wind clamorous in days of ill fortune, that We might let them taste the chastisement of degradation in the present life; and the chastisement of the world to come is even more degrading, and they shall not be helped.

Bijan Moeinian

Consequently they deserved to be humiliated by the strong windstorm that I sent upon them as punishment for several miserable days. Their punishment in Hereafter is much worth and they can never escape it.

E. Henry Palmer

And we sent upon them a cold blast in unfortunate days, that we might make them taste the torment of disgrace in the life of this world;- but the torment of the hereafter is more disgraceful, and they shall not be helped.

Edip-Layth

Consequently, We sent upon them violent wind, for a few miserable days, that We may let them taste the humiliating retribution in this life, and the retribution of the Hereafter is more humiliating; they can never win.

George Sale

Wherefore We sent against them a piercing wind, on days of ill luck, that We might make them taste the punishment of shame in this world: But the punishment of the life to come will be more shameful; and they shall not be protected therefrom.

Hamid S. Aziz

So We sent on them a furious wind in disastrous days, that We may make them taste the torment of abasement in the life of the world. But verily, the chastisement of the Hereafter is much more shameful, and they shall not be helped.

Mahmoud Ghali

Then We sent against them a most clamorous wind in days of ill-luck that We might let them taste the torment of disgrace in the present life; (Literally: the lowly life, i. e., the life of this world) and indeed the torment of the Hereafter is more disgraceful, and they will not be vindicated.

Marmaduke Pickthall

Therefor We let loose on them a raging wind in evil days, that We might make them taste the torment of disgrace in the life of the world. And verily the doom of the Hereafter will be more shameful, and they will not be helped.

Mohamed Ahmed - Samira

So We let loose on them a violent wind for several days of distress to make them taste a most disgraceful punishment here in this world, and far more shameful will be the punishment in the Hereafter, and there will be no succour for them.

Muhammad Asad

and thereupon We let loose upon them a storm wind raging through days of misfortune, so as to give them, in the life of this world, a foretaste of suffering through humiliation: but [their] suffering in the life to come will be far more humiliating, and they will have none to succour them.

Mustafa Khattab

So We sent against them a furious wind,[1] for ˹several˺ miserable days, to make them taste a humiliating punishment in this worldly life. But far more humiliating will be the punishment of the Hereafter. And they will not be helped.

Progressive Muslims

Consequently, We sent upon them violent wind, for a few miserable day, that We may let them taste the humiliating retribution in this life, and the retribution of the Hereafter is more humiliating; they can never win.

Rashad Khalifa

Consequently, we sent upon them violent wind, for a few miserable days. We thus afflicted them with humiliating retribution in this life, and the retribution of the Hereafter is more humiliating; they can never win.

Sahih International

So We sent upon them a screaming wind during days of misfortune to make them taste the punishment of disgrace in the worldly life; but the punishment of the Hereafter is more disgracing, and they will not be helped.

Sam Gerrans

Then We sent upon them a howling wind in days of calamity, that We might let them taste the punishment of disgrace in the life of this world; and the punishment of the Hereafter is more disgracing, and they will not be helped.

Shabbir Ahmed

And so We sent upon them a raging windstorm for days of misfortune, that We let them taste a punishment of humiliation in the life of this world. But the punishment of the Hereafter is far more humiliating and they will have none to help them.

Syed Vickar Ahamed

So, We sent against them a furious wind through days of misfortune so that We might give them a taste of a penalty of humiliation in this Life: But surely, the penalty of the Hereafter will be still more humiliating: And they will not find any help.

Taqi Usmani

So, We let loose a wild wind on them in unlucky days to make them taste the humiliating punishment in the present life. And of course, the punishment of the Hereafter will be much more humiliating, and they will not be helped.

The Monotheist Group

Consequently, We sent upon them a violent wind, for a few miserable days, that We may let them taste the humiliating retribution in this worldly life, and the retribution of the Hereafter is more humiliating; they can never win.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Fussilet suresi, 16. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Fussilet suresi, 16. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Fussilet suresi, 16. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩