Diyanet İşleri
Eğer yüz çevirirlerse, onlara de ki: "Ben sizi Ad ve Semud kavimlerini çarpan yıldırım gibi bir yıldırıma karşı uyardım."
Fussilet suresi
Fussilet suresi, 13. ayet. فَإِنْ أَعْرَضُوا۟ فَقُلْ أَنذَرْتُكُمْ صَٰعِقَةً مِّثْلَ صَٰعِقَةِ عَادٍ وَثَمُودَ
fein a`raḍû feḳul enẕertüküm ṣâ`iḳatem miŝle ṣâ`iḳati `âdiv veŝemûd.
Eğer yüz çevirirlerse, onlara de ki: "Ben sizi Ad ve Semud kavimlerini çarpan yıldırım gibi bir yıldırıma karşı uyardım."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Âd ve Semûd Fussilet 13–18 3
O, dört gün içinde (dört evrede), yeryüzünde yükselen sabit dağlar yarattı, orada bolluk ve bereket meydana getirdi ve orada rızık arayanların ihtiyaçlarına uygun olarak rızıklar takdir etti.
Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi; ona ve yeryüzüne, "İsteyerek veya istemeyerek gelin" dedi. İkisi de, "İsteyerek geldik" dediler.
Böylece onları, iki günde (iki evrede) yedi gök olarak yarattı ve her göğe kendi işini bildirdi. En yakın göğü kandillerle süsledik ve onu koruduk. İşte bu, mutlak güç sahibi ve hakkıyla bilen Allah'ın takdiridir.
Eğer yüz çevirirlerse, onlara de ki: "Ben sizi Ad ve Semud kavimlerini çarpan yıldırım gibi bir yıldırıma karşı uyardım."
Hani onlara peygamberler önlerinden ve arkalarından gelmiş, "Allah'tan başkasına ibadet etmeyin" demişler, onlar da, "Eğer Rabbimiz dileseydi (Peygamber olarak) melekler indirirdi. Bu sebeple, biz sizinle gönderilenleri inkar ediyoruz" demişlerdi.
Ad kavmi ise yeryüzünde haksız olarak büyüklük taslamış, "Bizden daha güçlü kim var?" demişlerdi. Onlar, kendilerini yaratan Allah'ın onlardan daha güçlü olduğunu görmediler mi? Onlar bizim ayetlerimizi inkar ediyorlardı.
Biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırmak için o mutsuz kara günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı elbette daha rezil edicidir. Onlara yardım da edilmez.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 13–14. ayetler için yazılmıştır.
13. Yani Kur’ân’ın övülmeye değer bunca vasıfları, o yüce ve mutlak ilâhın sıfatları kendilerine açıkça bildirildikten sonra bu inkarcılar yine de yüz çevirecek olurlarsa “de ki: Ben” bilinen iki kabile olan “Âd ve Semûd’un başına gelen azabın benzeri bir azapla sizi uyarıyorum.” Ki o azap gelince sizi kökten imha eder. Nitekim onlaırn başına gelen azaplar da onların kökten helak etmiş olan feci azaplardı. Bu azapların sebebi ise onların zulüm ve küfürleri idi.
14. “Zira onlara da önlerinden ve arkalarından” biri diğerinin ardından, peşpeşe “peygamberler gelip” hepsi de aynı daveti tekrarlayarak: “Allah’tan başkasına ibadet etmeyin, dediklerinde” yani Yüce Allah’a ihlâsı emrederek şirk koşmayı onlara yasakladıklarında “onlar” onların risaletlerini reddedip o peygamberleri yalanladılar ve: “Eğer Rabbimiz dileseydi elbette melekleri indirirdi” sizler ise ancak bizim gibi insansınız. “O nedenle biz, sizinle gönderilenleri kesinlikle inkar ediyoruz, demişlerdi.”
Bu bir şüphe, inkarcı ümmetler arasında miras gibi sürekli olarak aktarılagelmiştir. Ancak bu, şüphelerin en tutarsızıdır. Çünkü peygamber olarak gönderilen zatın melek olması, risaletin bir şartı değildir. Aksine risaletin şartı, rasûl olarak gönderilenin doğruluna delil teşkil edecek şeyleri getirmesinden ibarettir. Haydi eğer güçleri yetiyorsa, aklî veya dinî bir gerekçe göstererek onların doğruluklarında bir kusur bulsunlar. Asla böyle bir şeye güç yetiremeyeceklerdir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Resul- Onlar senin getirdiklerine iman etmekten yüzçevirirler ise onlara de ki: "Hud'un kavmi Âd ve Salih'in kavmi Semûd'un yalanlamalarından dolayı başlarına gelen azabın aynısının sizin de başınıza geleceğini bildirerek sizi uyarıp, korkutmaktayım."
Aynı kök: عود (63 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Kendisinden önce ve sonra uyarıcıların gelip geçmiş olan Ad kavminin kardeşini (Hud'u) hatırla. Hani Ahkaf'taki kavmini, "Ancak Allah'a ibadet edin,…
Aynı kök: عود (63 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Ad kavmi de (Hud'u) yalanladı. Azabım ve uyarılarım nasılmış!
Aynı kök: عرض (79 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderilmiştir. Fakat onların çoğu yüz çevirmiştir. Artık onlar işitmezler.
Aynı kök: عرض (79 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir süre için yarattık. İnkar edenler ise, uyarıldıkları…
Aynı kök: صعق (11 geçiş)
Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak halinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir.…
Aynı kök: صعق (11 geçiş)
Hani siz, "Ey Musa! Biz Allah'ı açıktan açığa görmedikçe sana asla inanmayız" demiştiniz. Bunun üzerine siz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı.
Aynı kök: صعق (11 geçiş)
Kitap ehli, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. (Buna şaşma!) Musa'dan, bundan daha büyüğünü istemişler ve "Allah'ı bize açıkça…
Aynı kök: عود (63 geçiş) · Ortak kavram: Mesel (örnek)
Faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, "Alışveriş de faiz gibidir" demelerinden dolayıdır. Oysa Allah,…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Yüz çevirirlerse de ki: "Sizi Âd ve Semûd'un (başına gelen) yıldırım gibi bir yıldırıma (afete) karşı uyarıyorum!"
Bu (cömertliğimize) rağmen yüz çevirirlerse, de ki: "Sizi Ad ve Semud'u çarpan yıldırıma benzer bir (bela) yıldırımıyla uyarıyorum!"
(Bütün bu kozmik gerçeklere rağmen) onlar yine de yüz çevirirlerse de ki: "Sizi, 'Ad ve Semud (kabilelerinin başına düşen) yıldırımlara benzer bir yıldırıma karşı uyarıyorum!"
Eğer yüz çevirirlerse, de ki: "Sizi, Ad ve Semud'un yıldırımı benzeri bir yıldırım ile uyarıyorum!"
Bu durumda eğer onlar yüz çevirirlerse, artık de ki: "Ben sizi, Ad ve Semud (kavimlerinin) yıldırımına benzer bir yıldırımla uyardım."
Eğer onlar yüz çevirirlerse de ki: İşle sizi Âd ve Semûd'un başına gelen kasırgaya benzer bir kasırgaya karşı uyarıyorum!
Yine de yüz çevirirlerse, şunu söyle: "Âd ve Semud'un yıldırımına benzeyen bir yıldırıma karşı sizi uyardım!"
Eğer yüzçevirirlerse, de ki: "Ben, 'Ad ve Semud toplumlarını helak eden yıldırıma benzer bir yıldırımla sizi uyarıyorum."
Yüz çevirirlerse De ki: "Sizi Ad ve Semud yıldırımına benzer bir yıldırımla uyardım."
Yüz çevirirlerse de ki, 'Sizi Ad ve Semud yıldırımına benzer bir yıldırımla uyardım.'
Bunun üzerine yine başlarını çevirirlerse, o zaman de ki: "Size Ad ve Semud'u (çarpan) yıldırım gibi bir yıldırım haber veriyorum."
Bunun üzerine yine başlarını çevirirlerse o vakıt de ki: size Ad ve Semud saıkası gibi bir saıka haber veriyorum
Eğer hala yüz çevirirlerse, onlara de ki: "Ad ve Semud'un yıldırımı gibi bir yıldırıma karşı sizi uyardım."
Eğer hala yüz çevirirlerse, onlara de ki: "Âd ve Semud'un yıldırımı gibi bir yıldırıma karşı sizi uyardım."
Eğer hala yüz çevirirlerse, onlara de ki: "Adn ve Semud'un yıldırımı gibi bir yıldırıma karşı sizi uyardım."
Bu durumda eğer onlar yüz çevirirlerse, artık de ki: "Ben sizi, Ad ve Semud (kavimlerinin) yıldırımına benzer bir yıldırımla uyardım."
Eğer onlar (bu beyandan sonra yine imandan) yüz çevirirlerse de ki: "Aad ve Semud (u çarpan) yıldırım gibi size de bir azabı (n gelib çatabileceğini) hatırlatırım".
Eğer yüz çevirecek olurlarsa; Ad ve Semud'un yıldırımına benzer bir yıldırımla sizi uyarırım, de.
(13-18) Eğer ki sırt çevirirlerse deki Ad’ın yıldırımı gibi Semud’un yıldırımı gibi sizi uyardım, önlerinden ve artlarından Allah’a ibadet edin diye resullerimiz geldiği zaman , dediler ki Rabbimiz eğer isteseydi melekler indirirdi (insan indirmezdi) Onunla (insan resulle) bize gönderilenleri yok sayıyoruz / görmezden geliyoruz. Daha sonra da Ad kavmi haksız yere kibirlendiler ve bizden kuvvetçe kim daha şiddetlidir ki? Dediler, görmediler mi? Muhakkak ki kuvvetçe onlardan daha şiddetli olan Allah, onları yarattı. A yetlerimize karşı çıktılar, Onların aleyhine, kavurucu rüzgârı, uğursuz günlerde, rezillik azabını dünya hayatında tattırmak için gönderdik, ahiretteki azap daha da rezil edici ve onlara yardım da edilmeyecek. Semud’a gelince; onları da yola ilettik onlar ise hidayet yerine körlüğü sevdiler onları da kazandıklarından ötürü, onur kırıcı / aşağılayıcı yıldırım azabı çarptı, iman edenleri kurtardık, onlar sakınanlar idiler.
Eğer yüz çevirirlerse de ki: "Ben sizi Âd ve Semûd'un yıldırımları gibi bir yıldırımla uyarırım."
Eğer yüz çevirirlerse, de ki: "Ben sizi 'Ad ve Semud'un başına düşen yıldırım gibi bir yıldırıma karşı uyardım."
Yine de yüz çevirirlerse de ki: "Ben, Ad ve Semud'u çarpan yıldırımın dengi olan bir yıldırıma karşı sizi uyarıyorum dipnot 1 ."
Yüz çevirdiklerinde de ki "Sizi uyarıyorum; Ad halkı ve Semud halkına verilen ceza gibi bir cezaya çarptırılabilirsiniz."
Eğer yüz çevirirlerse, onlara de ki: Sizi, Ad ve Semûd’un yıldırımına benzer bir yıldırımla/azapla uyardım.
Eğer yüz çevirirlerse, onlara de ki: -Sizi, Ad ve Semud'un yıldırımına benzer bir yıldırımla uyardım.
Yüz çevirirlerse şöyle de: "Sizi, Ad ve Semud'a çarpan yıldırıma benzer bir yıldırıma karşı uyarıyorum."
Should they -the unbelievers- as yet turn away and counsel deaf, then say to them: "I warn you of an injurious rout tempest like the thunderbolt which overtook the 'Adites and the Thamudites".
If they turn away, say, ‘I have warned you about a blast like the one which struck 'Ad and Thamud:
But if they turn away, say thou: "I have warned you of a stunning Punishment (as of thunder and lightning) like that which (overtook) the 'Ad and the Thamud!"
But if they turn away, dipnot 1 tell them: "I warn you against a sudden scourge like that which struck Ad and Thamud."
If they turn away, then say, ‘I warn you of a lightning-bolt like the lightning-bolt of ‘Ad and of Thamud. ’
But if they turn away, then say (O Muhammad صلى الله عليه وسلم): "I have warned you of a Sâ‘iqah (a destructive awful cry, torment, hit, a thunderbolt) like the Sâ‘iqah which overtook ‘Âd and Thamûd (people)."
But if they turn away, say, ‘I warn you of a thunderbolt, like the thunderbolt of ‘Ād and Thamūd. ’
But if even now they turn away then say, `I have warned you of a scourge which will be like the scourge (that befell the people) of `âd and Thamûd. '
And We adorned the lower heaven with lamps, and to reserve; that is the ordaining of the All-mighty, the All-knowing. But if they turn away, then say, 'I warn you of a thunderbolt like to the thunderbolt of Ad and Thamood.'
If the disbelievers [after being reminded of God’s greatness] still persist, then say: "I am warning of a disaster like the thunderbolt which descended upon the nations of Ad and Thamud. "
But if they turn aside, then say, 'I have warned you of a thunder-clap like the thunder-clap of 'Ad and Thamud;
But if they turn away, then say, "I have warned you of destruction like the destruction of Aad and Thamud."
If the Meccans withdraw from these instructions, say, I denounce unto you a sudden destruction, like the destruction of Ad and Thamûd.
But if they turn aside, then say: "I have warned you of a scourge like the scourge of A'ad and Thamud. "
Yet in case they veer away, then say, "I warn you of a (stunning) thunderbolt like to the (stunning) thunderbolt of c?d and Thamûd. "
But if they turn away, then say: I warn you of a thunderbolt like the thunderbolt (which fell of old upon the tribes) of A'ad and Thamud;
If even then they turn away, tell them: "I forewarn you of a terrible punishment like the thunderbolt that fell upon the 'Ad and Thamud. "
BUT IF they turn away, say: "I warn you of [the coming of] a thunderbolt of punishment like the thunderbolt [that fell upon the tribes] of Ad and Thamud!"
If they turn away, then say, ˹O Prophet,˺ "I warn you of a ˹mighty˺ blast, like the one that befell ’Ȃd and Thamûd."
But if they turn away, then Say: "I have warned you of a destruction like the destruction of 'Aad and Thamud. "
If they turn away, then say, "I am warning you of a disaster like the disaster that annihilated 'Aad and Thamoud."
But if they turn away, then say, "I have warned you of a thunderbolt like the thunderbolt [that struck] 'Aad and Thamud.
Then if they turn away, say thou: “I warn you of a thunderbolt like the thunderbolt of ʿĀd and Thamūd,”
But if they turn away, then tell them, "I warn you of a thunder (of Requital) like the thunder of Aad and Thamud. "
But if they turn away, then you say (to them): "I have warned you of a sudden punishment (as of thunder and lightning) like that which (overtook) the ‘Ad and the Samood (Thamud people)!"
So, if they turn away, then say, "I have warned you of a calamity like the calamity of ‘Ād and Thamūd,
But if they turn away, then say: "I have warned you of a destruction like the destruction of 'Aad and Thamud."