Fussilet suresi

Fussilet suresi, 7. ayet

Fussilet suresi, 7. ayet. ٱلَّذِينَ لَا يُؤْتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَهُم بِٱلْـَٔاخِرَةِ هُمْ كَٰفِرُونَ

elleẕîne lâ yü'tûne-zzekâte vehüm bil'âḫirati hüm kâfirûn.

Diyanet İşleri

Onlar zekatı vermeyen kimselerdir. Onlar ahireti de inkar ederler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Fussilet 4–10 · surenin 7. ayeti / 54

Konu Ayrıntılı kılınmış Kur'an ve kalpleri örtülü olanlar Fussilet 1–8 3

  1. Fussilet 4

    Müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderilmiştir. Fakat onların çoğu yüz çevirmiştir. Artık onlar işitmezler.

  2. Fussilet 5

    Dediler ki: "(Ey Muhammed!) Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz örtüler içerisindedir. Kulaklarımızda bir ağırlık, seninle bizim aramızda da bir perde vardır. O halde sen (istediğini) yap, şüphesiz biz de (istediğimizi) yapacağız."

  3. Fussilet 6

    De ki: "Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Fakat bana ilahınızın yalnızca bir tek ilah olduğu vahyediliyor. Artık O'na yönelin ve O'ndan bağışlanma dileyin. Allah'a ortak koşanların vay haline!"

  4. 7

    Onlar zekatı vermeyen kimselerdir. Onlar ahireti de inkar ederler.

  5. Fussilet 8

    Şüphesiz iman edip salih ameller işleyenler için ise kesintisiz bir mükafat vardır.

  6. Fussilet 9

    De ki: "Siz mi yeri iki günde (iki evrede) yaratanı inkar ediyor ve O'na ortaklar koşuyorsunuz? O, alemlerin Rabbidir."

  7. Fussilet 10

    O, dört gün içinde (dört evrede), yeryüzünde yükselen sabit dağlar yarattı, orada bolluk ve bereket meydana getirdi ve orada rızık arayanların ihtiyaçlarına uygun olarak rızıklar takdir etti.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 6–7. ayetler için yazılmıştır.

6. Ey Peygamber! “de ki: Ben ancak sizin gibi bir insanım. Ancak bana sizin ilâhınız ancak bir tek ilâh olduğu vahyediliyor.” Yani benim vasfım ve görevim işte budur. Ben sizin gibi bir insanım, benim elimde hiçbir yetki yoktur ve sizin acele gelmesini istediğiniz şey, benim yanımda değildir. Allah’ın beni size üstün kıldığı, ayrıcalık verdiği ve bana özellikle ihsan ettiği şey ise bana verdiği bu vahiydir. Bana ona uymamı ve sizi de ona davet etmemi emretmiştir.

“O halde O’na ulaştıran dosdoğru yola girin.” Benim verdiğim haberleri tasdik etmek, emirlerine uymak, yasaklarından kaçınmak sureti ile Yüce Allah’a ulaştıran yolu izleyin. İşte istikametin (dosdoğru yol üzere olmanın) gerçek manası budur. Sonra da bunun üzerinde ısrarla devam edin.

Yüce Allah’ın: “O’na” buyruğunda, ihlâsa dikkat çekilmektedir. Yani amelde bulunan kimse, amelini yaparken maksadı ve gayesi, Yüce Allah'ın rızası, O’nun lütuf ve ihsan yurduna ulaşmak olmalıdır. Böylelikle onun ameli ihlaslı, geçerli ve faydalı olur. Bu olmadığı takdirde ise onun ameli batıldır, boşunadır.

Kul, her ne kadar dosdoğru yolda ilerlemeye gayret gösterse bile bazı hallerde verilen bir emri kusurlu işlemek yahut bir yasağı işlemek gibi bu yolda tökezlemesi kaçınılmaz olduğundan dolayı Yüce Allah, bunun da ilacını kullara göstermekte ve tevbeyi de kapsayan istiğfarı emrederek şöyle buyurmaktadır: “Ve O’ndan mağfiret dileyin.”

Daha sonra da istikameti terk edenleri tehdit ederek de şöyle buyurmaktadır: Herhangi bir fayda sağlayamayan, zarar veremeyen, öldüremeyen, hayat veremeyen, öldükten sonra da diriltemeyen Allah’tan başka varlıklara ibadet eden “müşriklerin vay haline!”

7. “Onlar zekât vermezler/arınmazlar...” Bunlar kendilerini günah kirlerine gömerler, Rablerini tevhid etmek ve O’na ihlâs ile yönelmek sureti ile temizlenip arınmazlar. Namaz kılmazlar, zekât da vermezler. Onlar tevhid ve namaz sayesinde Yaratıcıya ihlâsla yönelmedikleri gibi zekât ve benzeri amellerle de Allah’ın yarattıklarına faydalı olmazlar.

“üstelik âhireti de kesinlikle inkâr ederler.” Öldükten sonra dirilişe de cennete ve cehenneme de iman etmezler. Bundan dolayı kalplerinden korku gitti mi hemen âhirette kendilerine zararlı olacak şeyleri işlemeye kalkışırlar.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Onlar mallarının zekâtlarını vermeyen, ahireti - içinde olan devamlı nimetleri ve elem dolu azabı- küfredip, inkâr eden kimselerdir.

Kelimeler

8 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ٱلَّذِينَ ellezine onlar ki
  2. لَا la
  3. يُؤْتُونَ yu'tune vermezler kök: اتي
  4. ٱلزَّكَوٰةَ z-zekate zekat kök: زكو
  5. وَهُم ve hum ve onlar
  6. بِٱلْـَٔاخِرَةِ bil-ahirati ahireti kök: اخر
  7. هُمْ hum onlar
  8. كَـٰفِرُونَ kafirune inkar ederler kök: كفر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 3 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Ortak kavram: Zekât

    Namazı kılın, zekatı verin. Rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin.

  • Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Ortak kavram: Zekât

    Hani, biz İsrailoğulları'ndan, "Allah'tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese…

  • Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Ortak kavram: Zekât

    Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin. Kendiniz için her ne iyilik işlemiş olursanız, Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızı…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

63 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onlar zekâtı vermezler; ahireti inkâr edenler de işte onlardır.

Mustafa İslamoğlu

Onlar ki, arınmak için ödenmesi gereken bedeli gönüllü olarak ödemezler; işte onlar, evet onlardır ahireti inkar edenler.

Muhammed Esed

(vay haline) karşılıksız harcamadan kaçınanların!; işte böyleleridir ahireti inkar edenler!

Ahmed Hulusi

Onlar (o şirk koşanlar) ki Allah için karşılıksız bağışlamazlar; onlar sonsuz gelecek yaşamlarını da inkar ederler.

Ali Bulaç

Ki onlar, zekatı vermeyenler ve ahireti inkar edenlerdir.

Ali Özek ve heyeti

Onlar zekâtı vermezler; ahireti inkâr edenler de onlardır.

Ali Rıza Safa

Onlar, zekatı vermezler. Sonsuz yaşamı da inkar ederler.

Bayraktar Bayraklı

Onlar zekatı vermezler ve ahireti de inkar ederler.

Edip Yüksel

"Ki zekatı vermezler ve onlar ahireti de inkar ederler."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Ki zekatı vermezler ve onlar ahireti de inkar ederler.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

ki, zekatı vermezler ve onlar ahireti de inkar ediyorlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ki zekatı vermezler ve Ahırete onlar kafirdirler

Erhan Aktaş

Onlar dipnot 1 zekat dipnot 2 yapmazlar. Ahiret'i inkar ederler.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Müşrikler.
  2. metne dön, dipnot 2
    Zekat, arınmak, arındırmak demektir. Benliğin her türlü kötülükten arınması, temizlenmesi, arı duru hale gelmesi demektir (2:43; 19:13, 31; 18:81; 20:76; 23:4; 41:7). "Zekat vermek" terkibinin anlamı, malı yardımda bulunmak değildir. Bir terkip olarak, arınmış, temizlenmiş, arı duru hale gelmiş bir benlikle Allah'ın emirlerine tabi olmak demektir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar dipnot 1 zekat dipnot 2 yapmazlar. Ahireti inkar ederler.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Müşrikler.
  2. metne dön, dipnot 2
    Zekat, arınma, arındırma, arınmak temektir. Benliğin her türlü kötülükten arınması, temizlenmesi, arı duru hale gelmesi demektir. (Bkz. 19:13; 18:81; 23:4.) "Zekat vermek" terkibinin anlamı, malı yardımda bulunmak değildir. Bir terkip olarak, arınmış, temizlenmiş, arı duru hale gelmiş bir benlikle Allah'ın emirlerine tabi olmak, demektir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar zekat dipnot 1 vermezler. Ahireti inkar ederler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Zekat sözcüğü, burada "mali yükümlülük" anlamında değil, sözcüğün diğer anlamları olan "arınma, eş koşmaksızın Allah'a yönelme, benliğin her türlü kötülükten arınması, temizlenmesi, arı duru hale gelmesi." anlamına gelmektedir. Zira bu ayet indiğinde mali yardım anlamında zekat henüz farz kılınmamıştı. Onlardan kasıt da müşriklerdir zaten.

Gültekin Onan

Ki onlar, zekatı vermeyenler ve ahirete küfredenlerdir.

Hasan Basri Çantay

Ki onlar zekat vermezler. Onlar ahireti (inkar ile) kafir olanların ta kendileridir.

İbni Kesir

Onlar ki; zekat vermezler. Ve onlar; ahireti inkar edenlerdir.

Mehmet Alagaş

(1-12) Hâ, Mim. Bilmeyen kavim için anlaşılır dilde (Arabi) okunan, ayrıntılı anlatılan / tafsilatlı anlatılan bu kitap acıyan ve esirgeyenden indirilmedir. Müjdecidir uyarıcıdır, Ona/ kitaba çokları / ekserisi sırtını döndü yüz çevirdi, onlar işitmezler. (Sırtlarını döndükleri için işitmezler, işitmedikleri için sırtlarını dönüyor değiller) Dediler ki kalbimizde bizi çağırdığınıza karşı siper var, kulaklarımızda da ağırlıklar var, seninle bizim aramızda örtüden perde var , yapın edin, kesinlikle biz de yapıyoruz / amel işliyoruz. De ki ben de siz gibi bir beşerim / derili insanım , bana ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyoluyor, istikametinizi ona çevirin ve ondan bağışlanma / mağfiret dileyin, ortak koşanların vay haline. Öyle ki zekâtı vermezler, ahireti de yok sayarlar. M uhakkak ki iman edenlere ve ıslah edici ameller işleyenlere, onlara bitmek tükenmek bilmeyen (gayri memnun) bir karşılık / ücret vardır , a rzı iki günde yaratanı yok mu sayıyorsunuz? O ’na denkler mi yapıyorsunuz, bu alemlerin Rabbidir. Onda (arzda) üzerinde sabiteler yaptı içerisinde de bereket var etti, onda (arzda)dört gün içinde sual edenin ihtiyacını giderecek gıdalar /qut / eqvaat ayarladı. Sonrada buhar / duman halindeki semaya yerleşti / kapladı /kapsama alanına aldı, Ona (duman semaya) ve arza, istemeyerek yahut istekli gelin dedi, her ikisi de istekli geldik dediler. İki günde de bu ikisi üzerinde yedi gök yaptık , her semaya da görevini / işini vahyettik. (İki gün de arzı yarattı dört günün sonunda gıdaları ile birlikte arz hazır hale geldi iki günde de yedi semayı yarattı toplam altı gün harcadı) Dünyanın semasını kandillerle süsledi ve korudu, bu saygıdeğer ve bilenin ayarlamasıdır / takdiridir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlar ki hem zekâtı vermezler, hem de onlar Âhireti inkâr edenlerin ta kendileridir.

Süleyman Ateş

Onlar ki zekat vermezler ve onlar ahireti de inkar ederler.

Süleymaniye Vakfı

Onlar zekatı vermeyen dipnot 1 ve ahireti görmezden gelenlerdir dipnot 2 ."

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah, zekatı önceki ümmetlere farz kıldığı gibi (Bakara 2/43, 83, Maide 5/12, Meryem 19/31, 55, Beyyine 98/5) son ümmete de farz kılmıştır (Bakara 2/110, Hac 22/78, Nur 24/56). Allah, zekat verenleri överken (Bakara 2/277, Müminun 23/1-4, Nur 24/37-38, Mearic 70/24-25) vermeyenleri yermektedir (Mearic 70/18-21). Bu ayette müşriklerin - zekat emrini bildikleri halde- vermedikleri üstelik ahirete de inanmadıkları ve bu yüzden tehdit edildikleri bildirilmektedir. Başka bir ayette de yapılması gereken yardımlara engel olanların, ahirete de tam olarak inanmadığı görülmektedir (Maun 107/1-7).
  2. metne dön, dipnot 2

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlar zekat vermez, öbür dünyayı görmezlikten gelirler.

Şaban Britch

Onlar zekâtı vermezler; ahireti inkâr edenler de onlardır.

Şaban Piriş

Ahireti inkar ederek zekat vermeyenlerin...

Yaşar Nuri Öztürk

Onlar zekatı vermezler. Ölüm sonrası hayatı inkar edenler de onlardır.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

who deny the needy their dutiful alms and refuse to acknowledge the truth of the Hereafter.

Abdul Haleem

who do not pay the prescribed alms and refuse to believe in the world to come!

Abdullah Yusuf Ali

Those who practise not regular Charity, and who even deny the Hereafter.

Abul A'la Maududi

who do not pay Zakah, dipnot 1 and who deny the Hereafter.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Here, the meaning of the word zakat has been disputed by the commentators. Ibn Abbas and his illustrious pupils, Ikrimah and Mujahid, say that zakat here implies the purity of the soul and self which accrues from belief in Tauhid and obedience to Allah. According to this explanation, the translation of the verse would be: Woe to the mushriks, who do not adopt purity. The other group which includes commentators like Qatadah, Suddi, Hasan Basri, Dahhak, Muqatil and Ibn as-Saib take this word here also in the meaning of the zakat on property and wealth. According to this explanation, the verse means: Woe to those who do not fulfill the right of Allah by committing shirk and the right of the men by withholding the zakat.

Aisha Bewley

those who do not pay zakat and reject the Next World.

Al-Hilali & Khan

Those who give not the Zakât and they are disbelievers in the Hereafter.

Ali Quli Qarai

—those who do not pay the zakāt and disbelieve in the Hereafter.

Amatul Rahman Omar

Those who do not present the Zakât (- purifying dues) and who are disbelievers in the Hereafter also.

Arthur John Arberry

who pay not the alms, and disbelieve in the world to come.

Bijan Moeinian

The latter are those who do not pay their charity dues and deny the Hereafter.

E. Henry Palmer

who give not alms, and in the hereafter disbelieve!'

Edip-Layth

"The ones who do not contribute towards betterment, and with regards to the Hereafter, they are those who acknowledge."

George Sale

who give not the appointed alms, and believe not in the life to come!

Hamid S. Aziz

Those who give not regular charity and who deny the Hereafter.

Mahmoud Ghali

Who do not bring the Zakat, (i. e., pay the poor-dues) and they are the ones (who are) disbelievers in the Hereafter.

Marmaduke Pickthall

Who give not the poor-due, and who are disbelievers in the Hereafter.

Mohamed Ahmed - Samira

Who do not give a due share of their wealth for the welfare of others, and do not believe in the Hereafter.

Muhammad Asad

[and] those who do not spend in charity: for it is they, they who [thus] deny the truth of the life to come!

Mustafa Khattab

those who do not pay alms-tax and are in denial of the Hereafter.

Progressive Muslims

"The ones who do not contribute towards betterment, and with regards to the Hereafter, they are disbelievers. "

Rashad Khalifa

"Who do not give the obligatory charity (Zakat), and with regard to the Hereafter, they are disbelievers."

Sahih International

Those who do not give zakah, and in the Hereafter they are disbelievers.

Sam Gerrans

Those who render not the purity, and of the Hereafter they are deniers!

Shabbir Ahmed

Those who (because of submitting to man-made systems) fail to set up the Just Economic Order of Zakat and thus practically deny (the accountability in) the life to come. (And the long-term prosperity and viability of their societies).

Syed Vickar Ahamed

(And to) those who do not give regular charity, and (to those) who even deny the Hereafter.

Taqi Usmani

who do not pay Zakāh ; and of the life of the Hereafter, they are deniers."

The Monotheist Group

"The ones who do not contribute towards purification, and with regards to the Hereafter, they are disbelievers."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Fussilet suresi, 7. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Fussilet suresi, 7. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Fussilet suresi, 7. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩