Fussilet suresi

Fussilet suresi, 17. ayet

Fussilet suresi, 17. ayet. وَأَمَّا ثَمُودُ فَهَدَيْنَٰهُمْ فَٱسْتَحَبُّوا۟ ٱلْعَمَىٰ عَلَى ٱلْهُدَىٰ فَأَخَذَتْهُمْ صَٰعِقَةُ ٱلْعَذَابِ ٱلْهُونِ بِمَا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ

veemmâ ŝemûdü fehedeynâhüm festeḥabbü-l`amâ `ale-lhüdâ feeḫaẕethüm ṣâ`iḳatü-l`aẕâbi-lhûni bimâ kânû yeksibûn.

Diyanet İşleri

Semud kavmine gelince, biz onlara doğru yolu göstermiştik. Ama onlar körlüğü hidayete tercih etmişler ve yaptıklarına karşılık, alçaltıcı azap yıldırımı onları çarpmıştı.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Fussilet 14–20 · surenin 17. ayeti / 54
  1. Fussilet 14

    Hani onlara peygamberler önlerinden ve arkalarından gelmiş, "Allah'tan başkasına ibadet etmeyin" demişler, onlar da, "Eğer Rabbimiz dileseydi (Peygamber olarak) melekler indirirdi. Bu sebeple, biz sizinle gönderilenleri inkar ediyoruz" demişlerdi.

  2. Fussilet 15

    Ad kavmi ise yeryüzünde haksız olarak büyüklük taslamış, "Bizden daha güçlü kim var?" demişlerdi. Onlar, kendilerini yaratan Allah'ın onlardan daha güçlü olduğunu görmediler mi? Onlar bizim ayetlerimizi inkar ediyorlardı.

  3. Fussilet 16

    Biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırmak için o mutsuz kara günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı elbette daha rezil edicidir. Onlara yardım da edilmez.

  4. 17

    Semud kavmine gelince, biz onlara doğru yolu göstermiştik. Ama onlar körlüğü hidayete tercih etmişler ve yaptıklarına karşılık, alçaltıcı azap yıldırımı onları çarpmıştı.

  5. Fussilet 18

    İnananları ve Allah'a karşı gelmekten sakınanları kurtardık.

  6. Fussilet 19

    Allah'ın düşmanlarının, toplanıp yığın yığın cehenneme sevk edilecekleri günü hatırla!

  7. Fussilet 20

    Nihayet cehenneme vardıklarında, kulakları, gözleri ve derileri, yapmış oldukları işler hakkında, kendileri aleyhine şahitlik ederler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

17. Hicr ve çevresinde yerleşmiş bulunan ve meşhur bir kabile olan Semûd’a gelince; Yüce Allah, onlara tevhide davet etmek ve şirkten uzaklaşmalarını emretmek üzere Salih aleyhisselam’ı peygamber olarak göndermişti. Allah, onlara pek büyük bir âyet/mucize olmak üzere dişi deveyi vermişti. Bu devenin belli bir su içme günü olduğu gibi, onların da belli bir su içme günü vardı. Bir gün o dişi devenin sütünü içiyorlar, bir gün de su içiyorlardı. Bu deve için ayrıca bir masraf yapmıyorlardı. Zira o, Allah’ın arzında otluyordu.

Bundan dolayı Allah burada: “Semûd kavmine gelince; Biz onları hidayete çağırdık” yani onlara doğru yolu açıklayıp gösterdik, buyurmaktadır. Her ne kadar helâk edilmiş bütün ümmetlere karşı delil ortaya konulmuş ve onlar için gerekli açıklamalar yapılmış ise de özellikle Semud kavminin açıkça zikredilmesinin sebebi, Semud kavmine verilen bu âyetin/mucizenin göz kamaştırıcı oluşudur. Bunu küçükleri, büyükleri, erkekleri, kadınları hep gördü. Bu gözleri/basiretleri açan bir mucize idi. Bundan dolayı Yüce Allah, onlara yaptığı açıklama ve verdiği hidâyetin oldukça fazla olduğunu özellikle belirtmektedir.

Ancak onlar, zulümleri ve kötülükleri dolayısı ile küfür ve dalâlet demek olan körlüğü, ilim ve iman demek olan hidâyete tercih ettiler.

“Sonunda kazandıkları sebebiyle” yani Allah tarafından zulme uğratılmaları söz konusu olmaksızın “alçaltıcı azabın yıldırımı (ansızın) onları yakaladı.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Salih'in kavmi Semûd'a gelince, hak yolunu açıklayarak onlara doğru yolu gösterdik. Hakka karşı hidayet yerine sapıklığı tercih ettiler. Küfür ve işlemiş oldukları günahlarından dolayı alçaltıcı yıldırım azabı ile onları helak ettik.

Kelimeler

14 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَأَمَّا ve emma gelince
  2. ثَمُودُ semudu Semud(kavmin)e
  3. فَهَدَيْنَـٰهُمْ fehedeynahum onlara yol gösterdik kök: هدي
  4. فَٱسْتَحَبُّوا۟ festehabbu fakat onlar yeğlediler kök: حبب
  5. ٱلْعَمَىٰ l-ama körlüğü kök: عمي
  6. عَلَى ala
  7. ٱلْهُدَىٰ l-huda doğru yolu bulmağa kök: هدي
  8. فَأَخَذَتْهُمْ feehazethum böylece onları yakaladı kök: اخذ
  9. صَـٰعِقَةُ saikatu yıldırımı kök: صعق
  10. ٱلْعَذَابِ l-azabi azab kök: عذب
  11. ٱلْهُونِ l-huni alçaltıcı kök: هون
  12. بِمَا bima yüzünden
  13. كَانُوا۟ kanu oldukları kök: كون
  14. يَكْسِبُونَ yeksibune yapıyor(lar) kök: كسب

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: صعق (11 geçiş)

    Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak halinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir.…

  • Aynı kök: صعق (11 geçiş)

    Hani siz, "Ey Musa! Biz Allah'ı açıktan açığa görmedikçe sana asla inanmayız" demiştiniz. Bunun üzerine siz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı.

  • Aynı kök: صعق (11 geçiş)

    Kitap ehli, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. (Buna şaşma!) Musa'dan, bundan daha büyüğünü istemişler ve "Allah'ı bize açıkça…

  • Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)

    İnsanlar arasında Allah'ı bırakıp da O'na ortak koşanlar vardır. Onları, Allah'ı severcesine severler. Mü'minlerin Allah'a olan sevgisi daha güçlü…

  • Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)

    İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…

  • Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)

    Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda siz de savaşın. Ancak aşırı gitmeyin. Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez.

  • Aynı kök: هون (26 geçiş)

    Karşılığında nefislerini sattıkları şeyi kıskançlıkları sebebiyle Allah'ın, kullarından dilediğine lütfuyla indirdiği vahyi inkar etmeleri ne…

  • Aynı kök: هون (26 geçiş)

    İnkar edenler, kendilerine vermiş olduğumuz mühletin, sakın kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Biz, onlara ancak günahları artsın diye…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

73 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Semûd'a gelince, onlara doğru yolu göstermiştik ama onlar körlüğü doğru yola tercih etmişlerdi. dipnot 1 Böylece yapmakta oldukları kötülükler yüzünden küçük düşürücü azabın yıldırımı onları yakalayıp çarpmıştı.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Körlüğü hidayete, küfrü imana tercihle ilgili benzer mesajlar: Tevbe 9:23; İbrâhîm 14:3; Nahl 16:107.

Mustafa İslamoğlu

Semud kavmine gelince... Nitekim Biz onlara da yol göstermiştik, fakat onlar doğru yolu görmektense körlüğü tercih ettiler: Sonuçta yapa geldikleri şeylere karşılık, onları onur kırıcı azabın yıldırımı çarptı.

Muhammed Esed

Semud (kavmine) gelince, onlara doğru yolu gösterdik, ama onlar körlüğü doğru yola tercih ettiler. Ve böylece, yaptıkları (kötülükler)in bir karşılığı olarak onların üzerine alçaltıcı bir azap yıldırımı düştü.

Ahmed Hulusi

Semud'a (Salih'in halkına) gelince, biz onlara hidayet ettik de onlar amalığı (körlüğü) sevip, hüdaya (hakikate) tercih ettiler. . . Bu halleri yüzünden kazandıkları ile horlayıcı - alçaltıcı azabın yıldırımı kendilerini yakaladı.

Ali Bulaç

Semud'a gelince; Biz onlara doğru yolu gösterdik, fakat onlar körlüğü hidayete tercih ettiler. Böylece kazandıkları şeyler yüzünden onları alçaltıcı azabın yıldırımı yakalayıverdi.

Ali Özek ve heyeti

Semûd’a gelince onlara doğru yolu gösterdik, ama onlar körlüğü doğru yola tercih ettiler. Böylece yapmakta oldukları kötülükler yüzünden alçaltıcı azabın yıldırımı onları çarptı.

Ali Rıza Safa

Ve Semud'a gelince; onlara da doğru yolu gösterdik. Yine de körlüğü doğru yola yeğlediler. Sonunda, yaptıklarına karşılık, alçaltıcı ceza yıldırımı onları yakaladı.

Bayraktar Bayraklı

Semud kavmine gelince, onlara yol gösterdik, fakat onlar körlüğü, doğru yolu bulmaya tercih ettiler. Böylece yaptıkları yüzünden alçaltıcı azap yıldırımı onları yakaladı.

Edip Yüksel

Semud'a gelince, onlara yolu gösterdik. Ne var ki onlar körlüğü hidayete tercih ettiler. Sonunda, kazandıklarına karşılık, onları alçaltıcı azabın yıldırımı yakaladı.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Semud'a gelince, onlara yolu gösterdik. Ne var ki onlar körlüğü hidayete tercih ettiler. Sonunda, kazandıklarına karşılık, onları alçaltıcı azabın yıldırımı yakaladı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Semud'a gelince, Biz onlara yolu gösterdik de onlar, hidayete karşı körlüğü sevmek istediler, derken yaptıkları yüzünden kendilerini o hor azap yıldırımı alıverdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Semude gelince; biz onlara yolu gösterdik de onlar hidayete karşı körlüğü sevmek istediler, derken ve kendilerini kesibleri sebebiyle o hor azab saıkası alıverdi

Erhan Aktaş

Semud halkına gelince, onlara doğru yolu göstermiştik. Fakat onlar körlüğü doğru yola tercih ettiler. Bunun üzerine, yaptıkları şeyler nedeniyle, alçaltıcı azabın yıldırımı onları yakaladı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Semud halkına gelince, onlara doğru yolu göstermiştik. Fakat onlar körlüğü doğru yola tercih ettiler. Bunun üzerine, yaptıkları şeyler nedeniyle, alçaltıcı azabın yıldırımı onları yakaladı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Semud kavmine gelince, onlara doğru yolu göstermiştik. Fakat onlar körlüğü doğru yola tercih ettiler. Bunun üzerine, yaptıkları şeyler nedeniyle, alçaltıcı azabın yıldırımı onları yakaladı.

Gültekin Onan

Semud'a gelince; biz onlara doğru yolu gösterdik, fakat onlar körlüğü hidayete tercih ettiler. Böylece kazandıkları şeyler yüzünden onları alçaltıcı azabın yıldırımı yakalayıverdi.

Hasan Basri Çantay

Semuuda gelince: Biz onlara da doğru yolu gösterdik. Amma onlar körlüğü hidayete tercih etdiler. Onun için kendilerini, kazanageldikleri (şirk ve meaasi) yüzünden, o horlayıcı azab yıldırımı tutuverdi.

İbni Kesir

Semud'a gelince; onlara hidayeti göstermiştik, ama onlar körlüğü hidayete tercih ettiler ve yaptıkları yüzünden onları horlayıcı azabın yıldırımı çarptı.

Mehmet Alagaş

(13-18) Eğer ki sırt çevirirlerse deki Ad’ın yıldırımı gibi Semud’un yıldırımı gibi sizi uyardım, önlerinden ve artlarından Allah’a ibadet edin diye resullerimiz geldiği zaman , dediler ki Rabbimiz eğer isteseydi melekler indirirdi (insan indirmezdi) Onunla (insan resulle) bize gönderilenleri yok sayıyoruz / görmezden geliyoruz. Daha sonra da Ad kavmi haksız yere kibirlendiler ve bizden kuvvetçe kim daha şiddetlidir ki? Dediler, görmediler mi? Muhakkak ki kuvvetçe onlardan daha şiddetli olan Allah, onları yarattı. A yetlerimize karşı çıktılar, Onların aleyhine, kavurucu rüzgârı, uğursuz günlerde, rezillik azabını dünya hayatında tattırmak için gönderdik, ahiretteki azap daha da rezil edici ve onlara yardım da edilmeyecek. Semud’a gelince; onları da yola ilettik onlar ise hidayet yerine körlüğü sevdiler onları da kazandıklarından ötürü, onur kırıcı / aşağılayıcı yıldırım azabı çarptı, iman edenleri kurtardık, onlar sakınanlar idiler.

Rowwad Tercüme Merkezi

Semûd'a gelince; biz onları doğru yola ilettik. Ama onlar körlüğü hidayete tercih ettiler. Bu yüzden onları kazanmakta olduklarına karşılık alçaltıcı azabın yıldırımı çarptı.

Süleyman Ateş

Semud (kavmin)e gelince onlara yol gösterdik fakat onlar, körlüğü doğru yolu bulmağa yeğlediler. Böylece yaptıkları yüzünden alçaltıcı azab yıldırımı onları yakaladı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Semud halkına da doğru yolu gösterdik ama onlar doğruyu değil, körlüğü tercih edince yaptıklarına karşılık gökten gelen alçaltıcı bir azaba çarpıldılar.

Şaban Britch

Semûd’a gelince, onlara doğru yolu göstermiştik. Onlar ise körlüğü/küfrü hidayete tercih ettiler. Böylece yapmakta oldukları kötülükler yüzünden alçaltıcı azabın yıldırımı onları tutmuştu.

Şaban Piriş

Semud'a gelince, onlara doğru yolu göstermiştik. Onlar ise körlüğü kılavuza tercih ettiler. Bu sebeple onları, yaptıklarına karşılık zelil edici bir azabın sarsıntısı tutmuştu.

Yaşar Nuri Öztürk

Semud'a gelince, biz onlara kılavuzluk ettik ama onlar körlüğü hidayete tercih ettiler. Bunun üzerine, kazandıkları yüzünden, alçaltıcı azabın yıldırımı onları yakaladı.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

But as to Thamud -The Thamudites-, they preferred to close their minds' eyes than to open their hearts' ears and lift to Allah their inward sight, and so they were seized by a thunderbolt stunning them with disgrace and humiliation in requital of their deeds of iniquity.

Abdul Haleem

As for Thamud, We gave them guidance but they preferred blindness, so they were struck by a blast of humiliating punishment for their misdeeds.

Abdullah Yusuf Ali

As to the Thamud, We gave them Guidance, but they preferred blindness (of heart) to Guidance: so the stunning Punishment of humiliation seized them, because of what they had earned.

Abul A'la Maududi

As for Thamud, We bestowed guidance upon them, but they preferred to remain blind rather than be guided. At last a humiliating scourge overtook them on account of their misdeeds.

Aisha Bewley

As for Thamud, We guided them, but they preferred blindness to guidance. So the lightning-bolt of the punishment of humiliation seized them on account of what they earned.

Al-Hilali & Khan

And as for Thamûd, We showed and made clear to them the Path of Truth (Islâmic Monotheism) through Our Messenger, (i.e. showed them the way of success), but they preferred blindness to guidance; so the Sâ‘iqah (a destructive awful cry, torment, hit, a thunderbolt) of disgracing torment seized them because of what they used to earn.

Ali Quli Qarai

As for [the people of] Thamūd, We guided them, but they preferred blindness to guidance. So the bolt of a humiliating punishment seized them because of what they used to earn.

Amatul Rahman Omar

As for (the tribe of) Thamûd, We gave them guidance, but they preferred misguidance to guidance so the scourge of a humiliating punishment seized them on account of the (bad) deeds they had done.

Arthur John Arberry

As for Thamood, We guided them, but they preferred blindness above guidance, so the thunderbolt of the chastisement of humiliation seized them for that they were earning.

Bijan Moeinian

As for the Thamud, I offered them the right path but they chose to stay blind rather than opening their eyes to my light of guidance. Consequently I humiliated them by sending a disastrous thunderbolt which they really deserved it.

E. Henry Palmer

And as for Thamud we guided them; but they preferred blindness to guidance, and the thunder-clap of the torment of abasement caught them for what they had earned;

Edip-Layth

As for Thamud, We provided them with guidance, but they preferred blindness over guidance. Consequently, the blast of humiliating retribution annihilated them, because of what they earned.

George Sale

And as to Thamûd, We directed them; but they loved blindness better than the true direction: Wherefore the terrible noise of an ignominious punishment assailed them, for that which they had deserved;

Hamid S. Aziz

And as to Thamud, We showed them the right way, but they chose blindness (of heart) above guidance, so there overtook them the stunning (like a bolt of lightening) punishment of humiliation for what they earned.

Mahmoud Ghali

And as for Thamûd, so We guided them, yet they showed love for blindness above guidance; so the (stunning) thunderbolt of the torment of degradation took them (away) for whatever they used to earn.

Marmaduke Pickthall

And as for Thamud, We gave them guidance, but they preferred blindness to the guidance, so the bolt of the doom of humiliation overtook them because of what they used to earn.

Mohamed Ahmed - Samira

As for the (tribe of) Thamud, We tried to guide them, but they preferred blindness to guidance; then they were seized by the torment of a humiliating punishment as requital for their misdeeds;

Muhammad Asad

And as for [the tribe of] Thamud, We offered them guidance, but they chose blindness in preference to guidance: and so the thunderbolt of shameful suffering fell upon them as an outcome of all [the evil] that they had wrought;

Mustafa Khattab

As for Thamûd, We showed them guidance, but they preferred blindness over guidance. So the blast of a disgracing punishment overtook them for what they used to commit.

Progressive Muslims

And as for Thamud, We provided them with guidance, but they preferred blindness over guidance. Consequently, the blast of humiliating retribution annihilated them, because of what they earned.

Rashad Khalifa

As for Thamoud, we provided them with guidance, but they preferred blindness over guidance. Consequently, the disastrous and shameful retribution annihilated them, because of what they earned.

Sahih International

And as for Thamud, We guided them, but they preferred blindness over guidance, so the thunderbolt of humiliating punishment seized them for what they used to earn.

Sam Gerrans

And as for Thamūd: We guided them, but they preferred blindness over guidance, so the thunderbolt of the punishment of humiliation seized them for what they earned.

Shabbir Ahmed

And as for Thamud, We showed them the Way, but they preferred blindness over the light of Guidance. So the thunder of a degrading punishment seized them for what they used to earn.

Syed Vickar Ahamed

And as for the Samood (Thamud people), We gave them the guidance, but they preferred blindness (of heart) to Guidance: So the sudden punishment of humiliation got them, because of what they had earned.

Taqi Usmani

As for Thamūd, We showed them the way, but they preferred blindness to the guidance. Therefore, they were seized by the bang of the abasing punishment because of what they used to earn.

The Monotheist Group

And as for Thamud, We gave them the guidance, but they preferred blindness over guidance. Consequently, the blast of humiliating retribution annihilated them, because of what they earned.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Fussilet suresi, 17. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Fussilet suresi, 17. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Fussilet suresi, 17. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩