Fussilet suresi

Fussilet suresi, 45. ayet

Fussilet suresi, 45. ayet. وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْكِتَٰبَ فَٱخْتُلِفَ فِيهِ وَلَوْلَا كَلِمَةٌ سَبَقَتْ مِن رَّبِّكَ لَقُضِىَ بَيْنَهُمْ وَإِنَّهُمْ لَفِى شَكٍّ مِّنْهُ مُرِيبٍ

veleḳad âteynâ mûse-lkitâbe faḫtülife fîh. velevlâ kelimetün sebeḳat mir rabbike leḳuḍiye beynehüm. veinnehüm lefî şekkim minhü mürîbün.

Diyanet İşleri

Andolsun! Biz, Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) vermiştik de, onda ayrılığa düşmüşlerdi. Eğer (azabın ertelenmesi ile ilgili olarak ezelde) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı, aralarında derhal hüküm verilirdi. Şüphesiz onlar Kur'an hakkında derin bir şüphe içindedirler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Fussilet 42–48 · surenin 45. ayeti / 54

Konu Kıyametin bilgisi, insanın nankörlüğü ve ufuklardaki deliller Fussilet 45–54 3

  1. Fussilet 42

    Ona ne önünden ne de ardından batıl gelemez. O, hüküm ve hikmet sahibi, övülmeye layık olan Allah tarafından indirilmiştir.

  2. Fussilet 43

    Sana ancak, senden önceki peygamberlere söylenenler söylenmektedir. Hiç şüphesiz senin Rabbin hem bağışlama sahibidir, hem de elem dolu bir azap sahibidir.

  3. Fussilet 44

    Eğer biz onu başka dilde bir Kur'an yapsaydık onlar mutlaka, "Onun ayetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? Başka dilde bir kitap ve Arap bir peygamber öyle mi?" derlerdi. De ki: "O, inananlar için bir hidayet ve şifadır. İnanmayanların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur'an onlara kapalı ve anlaşılmaz gelir. (Sanki) onlara uzak bir yerden sesleniliyor (da anlamıyorlar)."

  4. 45

    Andolsun! Biz, Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) vermiştik de, onda ayrılığa düşmüşlerdi. Eğer (azabın ertelenmesi ile ilgili olarak ezelde) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı, aralarında derhal hüküm verilirdi. Şüphesiz onlar Kur'an hakkında derin bir şüphe içindedirler.

  5. Fussilet 46

    Kim iyi bir iş yaparsa kendi lehinedir. Kim de kötülük yaparsa kendi aleyhinedir. Rabbin, kullara (zerre kadar) zulmedici değildir.

  6. Fussilet 47

    Kıyametin ne zaman kopacağına ilişkin bilgi O'na havale edilir. Meyveler tomurcuklarından ancak O'nun bilgisi altında çıkar, dişi ancak O'nun bilgisi altında hamile kalır ve doğurur. Allah onlara, "Nerede bana ortak koştuklarınız?" diye seslendiği gün şöyle derler: "Sana arz ederiz ki, içimizden onları gören hiçbir kimse yok."

  7. Fussilet 48

    Daha önce yalvardıkları (tanrılar) onları yüzüstü bırakıp uzaklaşmıştır. Kendileri için kaçacak bir yer olmadığını anlamışlardır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

45. “Andolsun Biz” sana Kitabı verdiğimiz gibi “Mûsâ’ya Kitabı verdik.” İnsanlar o Kitaba karşı da seninkine davrandıkları gibi davranmışlar, onun hakkında anlaşmazlığa düşmüşlerdi. Kimisi Kitaba iman edip onunla hidâyet buldu ve ondan yararlandı. Kimisi de onu yalanladı ve ondan yararlanamadı.

Eğer Yüce Allah’ın hilmi (günahkârların cezasını ertelemesi) ve azabı öne alınmayacak ve sonraya da bırakılmayacak şekilde belli bir vaadeye ertelemesine dair verilmiş bir sözü bulunmasa idi “onların aralarında” mü’minlerin kâfirlerden ayrılması ve sadece kâfirlerin derhal helâk edilmesi şeklindeki “hüküm verilirdi.” Çünkü helâk edilmeyi gerektiren sebep ortaya çıkmış ve helâk hak olmuştur.

“Onlar (hala daha) onun hakkında derin bir şüphe içindedirler.” Yani artık onlar rahatsız olacak bir şekilde şüphe ve tereddüde düşmüşlerdir. Bundan dolayı bu Kitabı yalanlayıp inkâr etmişlerdir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ant olsun Biz Musa'ya Tevrat'ı verdik, hakkında ayrılığa düşüldü. Bazısı ona iman etti ve bazısı da onu küfretti. Kıyamet günü kullar arasında ihtilaf ettikleri hususlarda hükmetmek Allah'ın vaadi olmasaydı, ihtilaf edenler arasında Tevrat'la hükmedilirdi. Hak sahibi ile batıl sahibi açıklanırdı. Hak sahibine ikram edilir ve batıl ehli aşağılanırdı. Kâfirler, Kur'an hakkında şek ve şüphe içindedir.

Kelimeler

18 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَقَدْ velekad ve andolsun
  2. ءَاتَيْنَا ateyna biz vermiştik kök: اتي
  3. مُوسَى musa Musa'ya
  4. ٱلْكِتَـٰبَ l-kitabe Kitabı kök: كتب
  5. فَٱخْتُلِفَ fehtulife fakat ayrılığa düşülmüştü kök: خلف
  6. فِيهِ ۗ fihi onda
  7. وَلَوْلَا velevla ve eğer olmasaydı
  8. كَلِمَةٌۭ kelimetun bir söz kök: كلم
  9. سَبَقَتْ sebekat geçmiş kök: سبق
  10. مِن min -nden
  11. رَّبِّكَ rabbike Rabbi- kök: ربب
  12. لَقُضِىَ lekudiye derhal hüküm verilirdi kök: قضي
  13. بَيْنَهُمْ ۚ beynehum aralarında kök: بين
  14. وَإِنَّهُمْ veinnehum fakat onlar
  15. لَفِى lefi içindedirler
  16. شَكٍّۢ şekkin bir kuşku kök: شكك
  17. مِّنْهُ minhu ondan
  18. مُرِيبٍۢ muribin işkilli kök: ريب

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: شكك (15 geçiş) · Aynı kök: ريب (36 geçiş) · Aynı kök: سبق (37 geçiş)

    Andolsun, biz Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) vermiştik de onun hakkında ayrılığa düşülmüştü. Eğer daha önce Rabbinin bir sözü geçmemiş olsaydı, elbette…

  • Aynı kök: شكك (15 geçiş) · Aynı kök: ريب (36 geçiş) · Aynı kök: سبق (37 geçiş)

    Onlar, kendilerine bilgi geldikten sonra, aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Eğer (azabın) belli bir süreye kadar (ertelenmesi ile…

  • Aynı kök: سبق (37 geçiş) · Aynı kök: قضي (63 geçiş) · Aynı kök: كلم (75 geçiş)

    İnsanlar (başlangıçta tevhit inancına bağlı) tek bir ümmet idiler; sonra ayrılığa düştüler. Eğer (azabın ertelenmesiyle ilgili olarak ezelde)…

  • Aynı kök: شكك (15 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    (156-157) Bir de inkarlarından ve Meryem'e büyük bir iftira atmalarından ve "Biz Allah'ın peygamberi Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük" demelerinden…

  • Aynı kök: ريب (36 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    "Rabbimiz! Şüphesiz sen, hakkında şüphe olmayan bir günde insanları toplayacaksın. Şüphesiz Allah va'dinden dönmez."

  • Aynı kök: سبق (37 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    (Ey Muhammed!) Sana da o Kitab'ı (Kur'an'ı) hak, önündeki kitapları doğrulayıcı, onları gözetici olarak indirdik. Artık, Allah'ın indirdiği ile…

  • Aynı kök: قضي (63 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    Hani siz vadinin (Medine'ye) yakın tarafında; onlar uzak tarafında, kervansa sizin aşağınızdaydı. (Onlar sayıca sizden öylesine fazla idi ki), şayet…

  • Aynı kök: قضي (63 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    Andolsun, biz İsrailoğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve onlara temiz rızıklar verdik. Kendilerine bilgi gelinceye kadar ayrılığa…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

72 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Yemin olsun ki biz Musa'ya da Kitabı vermiştik fakat onda anlaşmazlığa düşülmüştü. Rabbinden bir söz geçmemiş olsaydı elbette aralarında (hemen) hüküm verilirdi. Şüphesiz ki onlar (Mekkeliler) de ondan (Kur'an'dan) kuşkulandıran bir şüphe içindedir. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesaj: Hûd 11:110.

Mustafa İslamoğlu

Doğrusu Biz Musa'ya da kitap vermiştik ve onun hakkında da ihtilaf edilmişti. Ve eğer Rabbin tarafından daha önce konulmuş kesin bir yasa olmasaydı, haklarında hüküm hemen infaz edilirdi: Yine de onlar, bundan dolayı tereddütlü bir şüphe içindedirler.

Muhammed Esed

Biz Musa'ya da daha önce vahiy indirmiştik, sonra onun üzerinde ihtilaflar başlamıştı. Ve (o zaman, şimdiki gibi,) Rabbinden gelen bir buyruk bulunmamış olsaydı, her şey onlar arasında (başından) kararlaştırılmış olurdu. Aslında onlar, (bu ilahi kelama inanmayanlar,) onun uyarı ve öğütleri hakkında şüpheye varan büyük bir tereddüt içindedirler.

Ahmed Hulusi

Andolsun ki Musa'ya Bilgi (kitap) verdik de Onda ayrılığa düşüldü. . . Eğer Rabbinden bir hüküm verilmemiş olsaydı, onlar arasında elbette hükmolunurdu. . . Muhakkak ki onlar Ondan kuşkulu bir tereddüt içindedirler.

Ali Bulaç

Andolsun, Musa'ya kitabı verdik, fakat onda anlaşmazlığa düşüldü. Eğer Rabbinden (daha önce) bir söz geçmiş (verilmiş) olmasaydı, mutlaka aralarında hüküm verilmiş (iş bitirilmiş)ti. Gerçekten onlar, bundan yana kuşku verici bir tereddüt içindedirler.

Ali Özek ve heyeti

Andolsun biz Musa'ya Kitab'ı verdik, onda da ayrılığa düşüldü. Eğer Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı, aralarında derhal hükmedilirdi (işleri bitirilirdi).Onlar Kur'an hakkında derin bir şüphe içindedirler.

Ali Rıza Safa

Ayrıca, gerçek şu ki, Musa'ya, Kitap verdik. Fakat Onun hakkında uyuşmazlığa düştüler. Efendinden verilmiş bir söz olmasaydı, aralarında kesin yargı verilirdi. Aslında, Onun hakkında, gerçekten derin bir kuşkuya kapıldılar.

Bayraktar Bayraklı

Andolsun biz Musa'ya kitabı verdik, onda da ayrılığa düşüldü. Eğer Rabbinden, önceden verilmiş bir söz olmasaydı, aralarında hüküm verilecekti. Onlar Kur'an hakkında derin bir şüphe içindedirler.

Edip Yüksel

Biz Musa'ya kitabı (İbranice) verdik, onda da anlaşmazlığa düştüler. Efendinin vermiş olduğu bir söz olmasaydı aralarında yargı verilirdi. Gerçekten onlar ondan kuşku ve şüphe içindedirler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Biz Musa'ya kitabı (İbranice) verdik, onda da anlaşmazlığa düştüler. Rabbinin vermiş olduğu bir söz olmasaydıaralarında yargı verilirdi. Gerçekten onlar ondan kuşku ve şüphe içindedirler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Andolsun ki, Musa'ya o kitabı verdik de onda ihtilaf edildi. Eğer Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı aralarında iş bitirilirdi. Kesinlikle onlar, onun hakkında kuşkulu bir şüphe içindedirler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Celalim hakkı için Musaya o kitabı verdik de onda ıhtilaf edildi ve eğer rabbından bir kelime geçmiş olmasa idi aralarında iş bitirilirdi ve her halde onlar ondan kuşkulu bir şekk içindedirler

Erhan Aktaş

Ant olsun ki Biz, Musa'ya Kitap'ı vermiştik de onda görüş ayrılığına düştüler. Eğer Rabb'inin önceden verilmiş bir kararı olmasaydı, dipnot 1 aralarında hemen hüküm verilir, işleri bitirilirdi. Onlar, Kur'an hakkında tam bir ikilem ve kaygı içindeler.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hesap görmeyi ahirete bırakmış olmasaydı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ant olsun ki Biz, Musa'ya Kitap'ı vermiştik de onda görüş ayrılığına düştüler. Eğer Rabbinin önceden verilmiş bir kararı olmasaydı dipnot 1 , aralarında hemen hüküm verilir, işleri bitirilirdi. Onlar, Kur'an hakkında tam bir ikilem ve kaygı içindeler.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hesap görmeyi Ahirete bırakmış olmasaydı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ant olsun ki Biz, Musa'ya Kitap'ı vermiştik de onda görüş ayrılığına düştüler. Eğer Rabb'inin önceden verilmiş bir kararı olmasaydı dipnot 1 , aralarında hemen hüküm verilir, işleri bitirilirdi. Onlar, Kur'an hakkında derin bir kuşku içindeler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hesap görmeyi Ahirete bırakmış olmasaydı.

Gültekin Onan

Andolsun, Musa'ya kitabı verdik, fakat onda anlaşmazlığa düşüldü. Eğer rabbinden (daha önce) bir söz geçmiş (verilmiş) olmasaydı, mutlaka aralarında hüküm verilmiş (iş bitirilmiş)ti. Gerçekten onlar, bundan yana kuşku verici bir tereddüt içindedirler.

Hasan Basri Çantay

Andolsun ki biz Musaya o kitabı verdik de onda da ihtilaf edildi. Eğer Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı aralarında iş olub bitirilmişdi bile. Her halde onlar bundan şübheci bir tereddüd içindedirler.

İbni Kesir

Andolsun ki; Biz, Musa'ya kitab vermiştik de onda ihtilafa düşülmüştü. Şayet Rabbından bir söz geçmiş olmasaydı; aralarında hüküm verilirdi. Muhakkak ki onlar; bundan şüphe ve endişe içindedirler.

Mehmet Alagaş

(37-46) Gece, gündüz, güneş, ay, O’nun ayetlerindendir, Güneşe ve aya secde etmeyin, eğer ki ibadet edecekseniz de onların (bu saydıklarımızın) hepsini yaratana secde edin. Eğer ki büyüklenirlerse (Allaha secde etmekten imtina ederlerse) Rabbinin yanındakiler zaten gece gündüz onu hiç bıkmadan üstün tutmaktadırlar / tesbih etmektedirler. (Zaten yeteri kadar kul var) (Her şeyin üstünde tutmak, tıpkı ne gibi suyun üstünde tutunma, y üzme gibi) Onun ayetlerinden biri de Arz’ın ürkmüş halde olmasıdır, Onun üzerine suyu indirdiğimiz de sarsılır, hareketlenir ve kabarır, işte ona hayat veren kesinlikle ölülere de hayat verecektir, Muhakkak ki O her şeyi güç yetirip ayarlayandır. Bizim Ayetlerimizde meyledip sapanlar bize gizli kalamaz / biliriz , ateşe atılan kişi mi daha hayırlıdır kıyamet günü emniyet içinde getirilen (hangisi daha hayırlı?) şimdilik istediğinizi /dilediğinizi yapın, muhakkak ki O yaptıklarınızı görendir. Onlara hatırlatma geldiğinde üzerini örttüler / yok saydılar, muhakkak ki O , saygın bir kitaptır. (Yok sayılacak bir kitap değildir) Ona önünden ve ardından bir geçersizlik / iptallik / batıllık getirilemez , hâkim ve övülen den indirilmedir. Sana da senden öncekilere denilenlerden başkası / farklısı söylenmiyor. (Aynı / tanıdık bilindik şeyleri söylüyorlar) Muhakkak ki Rabbin mağfiret te sahibidir acıtıcı / elim bir azap ta sahibidir. Eğer ki Onu / okunanı / Kuran ’ı yabancı / acemi yapsaydık diyeceklerdi ki; Onun ayetleri sınıf sınıf ayrıştırılarak anlatılsaydı. Arabi ye yabancı mı? (Kendi dilinizden değil mi? doğru söyleyin nasıl acemi dersiniz) De ki O yola sokar / hidayet verir ve tedavi eder / şifa verir. İman etmeyen kimselerin kulaklarında ağır işitme / sağırlık vardır , onlar da körlük te vardır, işte onlar çok uzak bir mekândan çağrılmaktadırlar. Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya da kesinlikle kitabı verdik O’nda karşıtlık oluştu , ihtilafa düşüldü, eğer ki Rabbin kendini verdiği bir kelimeyle / ver diği söz ile tutmasaydı , onlar hakkındaki hüküm gerçekleşirdi. Muhakkak ki onlar, ondan kuşkulanıyorlar ve şüphe / mürib içindeler. (Şek; kuşku Rayb, şüphe Mirye; tereddüt) Kim ıslah edici bir faaliyet icra ederse kendisi içindir, kim de kötülük icra ederse aleyhinedir, Rabbin kullarına zulmedici değildir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Andolsun biz Mûsâ’ya o kitabı verdik de, hakkında ayrılığa düşüldü. Daha önce Rabbin tarafından verilmiş bir söz olmasaydı, aralarında hüküm verilmiş olurdu. Onlar, hâlâ bundan şek ve şüphe içindedirler.

Süleyman Ateş

Andolsun biz Musa'ya Kitabı vermiştik, onda da ayrılığa düşülmüştü. Eğer Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı, aralarında derhal hüküm verilir (işleri bitirilir)di. Onlar ondan işkilli bir kuşku içindedirler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Musa'ya Kitab'ı vermiştik; onların arasında da görüş ayrılığı çıkmıştı. Rabbinin önceden verdiği (özgür bırakma) sözü olmasaydı işleri bitirilirdi. Onlar, kitap konusunda şüphe içinde bocalayıp dururlar.

Şaban Britch

Musa’ya da kitap vermiştik. Onda da ayrılığa düşüldü. Önceden Rabbinden bir söz verilmiş olmasaydı hemen aralarında hüküm verilirdi. Onlar, ondan yine de şüphe ve tereddüt içindedirler.

Şaban Piriş

Musa'ya da kitap vermiştik. Onda da anlaşmazlığa düşüldü. Rabbinden bir söz çıkmış olmasaydı hemen aralarında hüküm verilirdi. Onlar, ondan yine de şüphe ve endişe içindedirler.

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun, biz Musa'ya Kitap'ı verdik de onda ihtilafa düşüldü! Eğer Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı, aralarında iş mutlaka bitirilirdi. Hiç kuşkusuz, onlar, Kur'an hakkında, sürekli işkillendiren bir kuşku içindedirler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

We gave Mussa (Moses) the Book AL-Tawrah (the Torah) and there it was met with disagreement; it was not in accordance with some of his people's taste and liking; it excited their displeasure and disgust. And had it not been for Allah's Word proclaimed beforehand to put punishment of your opponents O Muhammad in respite, their Hereafter would have been planted in the now. They are in perplexity about it -the Quran- with suspicions amongst their thoughts.

Abdul Haleem

We gave the Scripture to Moses but disputes arose about it- if it were not for a decree that had already been issued from your Lord, they would already have been judged- and still they are doubtful and suspicious of it.

Abdullah Yusuf Ali

We certainly gave Moses the Book aforetime: but disputes arose therein. Had it not been for a Word that went forth before from thy Lord, (their differences) would have been settled between them: but they remained in suspicious disquieting doubt thereon.

Abul A'la Maududi

And in the past We gave Moses the Book and yet it became an object of dispute. dipnot 1 If your Lord's decree had not gone forth before, a decisive judgement would have been made among them, once and for all. dipnot 2 Surely they are in a disquieting doubt about it. dipnot 3

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, some people had believed in it and some others had made up their minds to oppose it.
  2. metne dön, dipnot 2
    It has two meanings:
  3. metne dön, dipnot 3
    (1) If Allah had not already decreed that the people would be given enough respite for consideration the disputants would have long been destroyed.

Aisha Bewley

We gave Musa the Book but there was disagreement about it. And had it not been for a prior Word from your Lord, the judgement between them would already have been made. They are indeed in grave doubt about it.

Al-Hilali & Khan

And indeed We gave Mûsâ (Moses) the Scripture, but dispute arose therein. And had it not been for a Word that went forth before from your Lord, (the torment would have overtaken them) and the matter would have been settled between them. But truly, they are in grave doubt thereto (i.e. about the Qur’ân). [Tafsir Al-Qurtubi].

Ali Quli Qarai

Certainly We gave Moses the Book, but differences arose about it; and were it not for a prior decree of your Lord, judgement would have been made between them, for they are indeed in grave doubt concerning it.

Amatul Rahman Omar

And indeed We gave Moses the Scripture but (when the followers of the Scripture began tampering with it) differences arose about it. Had it not been a word (of promise) already made by your Lord the judgment (between them the disbelievers) would have been passed long ago (by the destruction of those who dispute about the prophecy). And they are in disquieting and grave doubt concerning this (- the fulfillment of the prophecy).

Arthur John Arberry

And We gave Moses the Book; and there was difference concerning it, and but for a Word that preceded from thy Lord, it had been decided between them; and they are in doubt of it disquieting.

Bijan Moeinian

Before you, I gave the Book to Moses which was equally disputed. If God had not pre-determined it [the Day of Judgment], they would have been judged immediately. That is why they carry so many doubts.

E. Henry Palmer

And we gave Moses the Book, and it was disputed about; but had it not been for thy Lord's word already passed it would have been decided between them, for, verily, they were in hesitating doubt thereon.

Edip-Layth

We have given Moses the book, but it was disputed in. Had it not been for your Lord's predetermined decision, they would have been judged immediately. Indeed, they harbor many doubts about it.

George Sale

We heretofore gave the book of the law unto Moses; and a dispute arose concerning the same: And if a previous decree had not proceeded from thy Lord, to respite the opposers of that revelation, verily the matter had been decided between them, by the destruction of the infidels; for they were in a very great doubt as to the same.

Hamid S. Aziz

And certainly We gave the Book to Moses, but dispute arose therein. Had not a word already gone forth from your Lord, judgment would certainly have been given ere now between them (the disputers); and lo! They are in hopeless doubt about it.

Mahmoud Ghali

And indeed We already brought Mûsa (Moses) the Book; then they were made to differ concerning it, and had it not been for a Word that had gone before from your Lord, it would indeed have been decreed between them; and surely they are indeed in doubt of it, causing suspicion.

Marmaduke Pickthall

And We verily gave Moses the Scripture, but there hath been dispute concerning it; and but for a Word that had already gone forth from thy Lord, it would ere now have been judged between them; but lo! they are in hopeless doubt concerning it.

Mohamed Ahmed - Samira

Verily We gave Moses the Book; but they began to differ about it. If the Word of your Lord had not preceded it the matter would have been settled between them. They are still in doubt about it and uneasy.

Muhammad Asad

Thus, too, have We vouchsafed revelation unto Moses aforetime, and thereupon disputes arose about it. And [then, as now,] had it not been for a decree that had already gone forth from thy Sustainer, all would indeed have been decided between them [from the outset]. As it is, behold, they [who will not believe in this divine writ] are in grave doubt, amounting to suspicion, about what it portends.

Mustafa Khattab

Indeed, We had given Moses the Scripture, but differences arose regarding it. Had it not been for a prior decree from your Lord,[1] their differences would have been settled ˹at once˺. They are truly in alarming doubt about it.

Progressive Muslims

And We have given Moses the Scripture, but it was disputed in. And had it not been for your Lord's predetermined decision, they would have been judged immediately. Indeed, they harbour many doubts about it.

Rashad Khalifa

We have given Moses the scripture and it was also disputed. If it were not for your Lord's predetermined decision, they would have been judged immediately. Indeed, they harbor too many doubts.

Sahih International

And We had already given Moses the Scripture, but it came under disagreement. And if not for a word that preceded from your Lord, it would have been concluded between them. And indeed they are, concerning the Qur'an, in disquieting doubt.

Sam Gerrans

And We gave Moses the Writ, but it was disputed about. And were it not for a word that preceded from thy Lord, it would have been concluded between them; and they are in sceptical doubt concerning it.

Shabbir Ahmed

Yes, indeed, We had given Moses the Scripture too (in their language), and it was also disputed. And but for a Word from your Lord that has already gone forth, all disputes between them would have been judged. And, behold, they keep lingering in doubt amounting to suspicion concerning this Revelation as well! (The Word gone forth = The Law of free will (2:256), (11:118-119)).

Syed Vickar Ahamed

And (indeed), We certainly gave Musa (Moses) the Book (Torah) before: But differences came about in there. And if it was not for a Word that went out before from your Lord, (their differences) would have been settled between them. But truly, they remained in suspicious and discomforting doubt upon it.

Taqi Usmani

And We gave Mūsā the book, then it was disputed (as well). But for a word that had already come from your Lord, the matter would have been decided between them. They are in confounding doubt about it.

The Monotheist Group

And We have given Moses the Book, but it was disputed in. And had it not been for the predetermined decision of your Lord, they would have been judged immediately. Indeed, they harbor many doubts about it.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Fussilet suresi, 45. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Fussilet suresi, 45. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Fussilet suresi, 45. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩