Ali Rıza Safa
Ey Bürünerek Örtünen!
74. sure
27 Türkçe meal. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. İngilizce çeviriler ayet sayfalarında.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Müddessir suresi, 1. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلْمُدَّثِّرُ
yâ eyyühe-lmüddeŝŝir.
Ey Bürünerek Örtünen!
Müddessir suresi, 2. ayet. قُمْ فَأَنذِرْ
ḳum feenẕir.
Kalk; artık uyar!
Müddessir suresi, 3. ayet. وَرَبَّكَ فَكَبِّرْ
verabbeke fekebbir.
Efendini yücelt!
Müddessir suresi, 4. ayet. وَثِيَابَكَ فَطَهِّرْ
veŝiyâbeke feṭahhir.
Benliğini arındır! dipnot 544
Müddessir suresi, 5. ayet. وَٱلرُّجْزَ فَٱهْجُرْ
verrucze fehcür.
Pislikten uzaklaş!
Müddessir suresi, 6. ayet. وَلَا تَمْنُن تَسْتَكْثِرُ
velâ temnün testekŝir.
Daha çoğunu istemek amacıyla iyilik yapma!
Müddessir suresi, 7. ayet. وَلِرَبِّكَ فَٱصْبِرْ
velirabbike faṣbir.
Ve Efendin için artık sabret!
Müddessir suresi, 8. ayet. فَإِذَا نُقِرَ فِى ٱلنَّاقُورِ
feiẕâ nüḳira fi-nnâḳûr.
Sonunda, boruya üflendiğinde.
Müddessir suresi, 9. ayet. فَذَٰلِكَ يَوْمَئِذٍ يَوْمٌ عَسِيرٌ
feẕâlike yevmeiẕiy yevmün `asîr.
İşte o gün, zorlu bir gündür.
Müddessir suresi, 10. ayet. عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ غَيْرُ يَسِيرٍ
`ale-lkâfirîne gayru yesîr.
Nankörlük edenler için kolay değildir.
Müddessir suresi, 11. ayet. ذَرْنِى وَمَنْ خَلَقْتُ وَحِيدًا
ẕernî vemen ḫalaḳtü veḥîdâ.
Tek başına yarattığım kişiyi Bana bırak!
Müddessir suresi, 12. ayet. وَجَعَلْتُ لَهُۥ مَالًا مَّمْدُودًا
vece`altü lehû mâlem memdûdâ.
Ona varlık verdim.
Müddessir suresi, 13. ayet. وَبَنِينَ شُهُودًا
vebenîne şühûdâ.
Gözünün önünde oğullar.
Müddessir suresi, 14. ayet. وَمَهَّدتُّ لَهُۥ تَمْهِيدًا
vemehhettü lehû temhîdâ.
Ve geniş olanaklar verdim.
Müddessir suresi, 15. ayet. ثُمَّ يَطْمَعُ أَنْ أَزِيدَ
ŝümme yaṭme`u en ezîd.
Yine de çoğaltmamı istiyor.
Müddessir suresi, 16. ayet. كَلَّآ إِنَّهُۥ كَانَ لِـَٔايَٰتِنَا عَنِيدًا
kellâ. innehû kâne liâyâtinâ `anîdâ.
Asla! Aslında, ayetlerimize karşı inatçı kesildi.
Müddessir suresi, 17. ayet. سَأُرْهِقُهُۥ صَعُودًا
seürhiḳuhû ṣa`ûdâ.
Yakında, sarp bir yokuşa süreceğim onu.
Müddessir suresi, 18. ayet. إِنَّهُۥ فَكَّرَ وَقَدَّرَ
innehû fekkera veḳaddera.
Aslında, düşündü; ölçtü biçti.
Müddessir suresi, 19. ayet. فَقُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ
feḳutile keyfe ḳaddera.
Yok olası! Nasıl da ölçtü biçti?
Müddessir suresi, 20. ayet. ثُمَّ قُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ
ŝümme ḳutile keyfe ḳaddera.
Yine yok olası! Nasıl da ölçtü biçti?
Müddessir suresi, 21. ayet. ثُمَّ نَظَرَ
ŝümme neżara.
Sonra baktı. dipnot 545
Müddessir suresi, 22. ayet. ثُمَّ عَبَسَ وَبَسَرَ
ŝümme `abese vebesera.
Sonra, yüzünü buruşturdu ve kaşlarını çattı.
Müddessir suresi, 23. ayet. ثُمَّ أَدْبَرَ وَٱسْتَكْبَرَ
ŝümme edbera vestekbera.
Sonra, arkasını döndü ve büyüklük tasladı.
Müddessir suresi, 24. ayet. فَقَالَ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌ يُؤْثَرُ
feḳâle in hâẕâ illâ siḥruy yü'ŝer.
Sonunda, şöyle dedi: "Aslında, yalnızca söylentilerle gelen büyüleyici bir söz bu!"
Müddessir suresi, 25. ayet. إِنْ هَٰذَآ إِلَّا قَوْلُ ٱلْبَشَرِ
in hâẕâ illâ ḳavlü-lbeşer.
"Aslında, insan sözünden başka bir şey değil bu!"
Müddessir suresi, 26. ayet. سَأُصْلِيهِ سَقَرَ
seuṣlîhi seḳara.
Yakında, yakıcı ateşe atacağım onu. dipnot 546
Müddessir suresi, 27. ayet. وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا سَقَرُ
vemâ edrâke mâ seḳar.
Yakıcı ateşi, sana bildiren nedir?
Müddessir suresi, 28. ayet. لَا تُبْقِى وَلَا تَذَرُ
lâ tübḳî velâ teẕer.
Tüketir; yine de bırakmaz.
Müddessir suresi, 29. ayet. لَوَّاحَةٌ لِّلْبَشَرِ
levvâḥatül lilbeşer.
İnsanoğluna gösterir. dipnot 547
Müddessir suresi, 30. ayet. عَلَيْهَا تِسْعَةَ عَشَرَ
`aleyhâ tis`ate `aşer.
Üzerinde, on dokuz vardır. dipnot 548
Müddessir suresi, 31. ayet. وَمَا جَعَلْنَآ أَصْحَٰبَ ٱلنَّارِ إِلَّا مَلَٰٓئِكَةً وَمَا جَعَلْنَا عِدَّتَهُمْ إِلَّا فِتْنَةً لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِيَسْتَيْقِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ وَيَزْدَادَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِيمَٰنًا وَلَا يَرْتَابَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْمُؤْمِنُونَ وَلِيَقُولَ ٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ وَٱلْكَٰفِرُونَ مَاذَآ أَرَادَ ٱللَّهُ بِهَٰذَا مَثَلًا كَذَٰلِكَ يُضِلُّ ٱللَّهُ مَن يَشَآءُ وَيَهْدِى مَن يَشَآءُ وَمَا يَعْلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ إِلَّا هُوَ وَمَا هِىَ إِلَّا ذِكْرَىٰ لِلْبَشَرِ
vemâ ce`alnâ aṣḥâbe-nnâri illâ melâikeh. vemâ ce`alnâ `iddetehüm illâ fitnetel lilleẕîne keferû liyesteyḳine-lleẕîne ûtü-lkitâbe veyezdâde-lleẕîne âmenû îmânev velâ yertâbe-lleẕîne ûtü-lkitâbe velmü'minûne veliyeḳûle-lleẕîne fî ḳulûbihim meraḍuv velkâfirûne mâẕâ erâde-llâhü bihâẕâ meŝelâ. keẕâlike yüḍillü-llâhü mey yeşâü veyehdî mey yeşâ'. vemâ ya`lemü cünûde rabbike illâ hû. vemâ hiye illâ ẕikrâ lilbeşer.
Ateşin görevlilerini, meleklerden başkası yapmadık. Ve onların sayısını, nankörlük edenler için bir sınamadan başka bir şey yapmadık. Kitap verilenler kesin olarak bilsin ve inananların inançları artsın; kitap verilenler ve inananlar kuşkuya düşmesin diye. Yüreklerinde sayrılık olanlar ve nankörlük edenler, "Allah, bu örnekle ne demek istiyor?" desin diye. İşte böylece, Allah, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola eriştirir. Efendinin ordularını, Kendisinden başkası bilmez. Zaten O, insanoğlu için öğretiden başka bir şey değildir.
Müddessir suresi, 32. ayet. كَلَّا وَٱلْقَمَرِ
kellâ velḳamer.
Asla! Yemin olsun; aya!
Müddessir suresi, 33. ayet. وَٱلَّيْلِ إِذْ أَدْبَرَ
velleyli iẕ edbera.
Yemin olsun; dönüp giden geceye!
Müddessir suresi, 34. ayet. وَٱلصُّبْحِ إِذَآ أَسْفَرَ
veṣṣubḥi iẕâ esfera.
Yemin olsun; aydınlanan sabaha!
Müddessir suresi, 35. ayet. إِنَّهَا لَإِحْدَى ٱلْكُبَرِ
innehâ leiḥde-lküber.
Kuşkusuz, O, gerçekten büyüklerden birisidir. dipnot 549
Müddessir suresi, 36. ayet. نَذِيرًا لِّلْبَشَرِ
neẕîral lilbeşer.
İnsanlar için uyarıdır.
Müddessir suresi, 37. ayet. لِمَن شَآءَ مِنكُمْ أَن يَتَقَدَّمَ أَوْ يَتَأَخَّرَ
limen şâe minküm ey yeteḳaddeme ev yeteeḫḫar.
Aranızdan, öne çıkmak veya geride kalmak isteyenler için.
Müddessir suresi, 38. ayet. كُلُّ نَفْسٍۭ بِمَا كَسَبَتْ رَهِينَةٌ
küllü nefsim bimâ kesebet rahîneh.
Her benlik, yaptığı şeylerden sorumludur.
Müddessir suresi, 39. ayet. إِلَّآ أَصْحَٰبَ ٱلْيَمِينِ
illâ aṣḥâbe-lyemîn.
Sözü yerine getirenlerin yoldaşları başkadır.
Müddessir suresi, 40. ayet. فِى جَنَّٰتٍ يَتَسَآءَلُونَ
fî cennâtin. yetesâelûn.
Cennetler içindeler; birbirlerine soruyorlar.
Müddessir suresi, 41. ayet. عَنِ ٱلْمُجْرِمِينَ
`ani-lmücrimîn.
Suçlular hakkında.
Müddessir suresi, 42. ayet. مَا سَلَكَكُمْ فِى سَقَرَ
mâ selekeküm fî seḳara.
"Yakıcı ateşe sizi sürükleyen nedir?"
Müddessir suresi, 43. ayet. قَالُوا۟ لَمْ نَكُ مِنَ ٱلْمُصَلِّينَ
ḳâlû lem nekü mine-lmüṣallîn.
Dediler ki: "Destek olanlardan değildik!"
Müddessir suresi, 44. ayet. وَلَمْ نَكُ نُطْعِمُ ٱلْمِسْكِينَ
velem nekü nuṭ`imü-lmiskîn.
"Yoksulu doyurmazdık!"
Müddessir suresi, 45. ayet. وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ ٱلْخَآئِضِينَ
vekünnâ neḫûḍu me`a-lḫâiḍîn.
"Oyalananlarla birlikte oyalanır giderdik!"
Müddessir suresi, 46. ayet. وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ
vekünnâ nükeẕẕibü biyevmi-ddîn.
"Ve Yargı Günü'nü yalanlardık!"
Müddessir suresi, 47. ayet. حَتَّىٰٓ أَتَىٰنَا ٱلْيَقِينُ
ḥattâ etâne-lyeḳîn.
"Gerçekler önümüze gelinceye dek!"
Müddessir suresi, 48. ayet. فَمَا تَنفَعُهُمْ شَفَٰعَةُ ٱلشَّٰفِعِينَ
femâ tenfe`uhüm şefâ`atü-şşâfi`în.
Artık, ara bulucuların aracılık yapması onlara yarar sağlamaz.
Müddessir suresi, 49. ayet. فَمَا لَهُمْ عَنِ ٱلتَّذْكِرَةِ مُعْرِضِينَ
femâ lehüm `ani-tteẕkirati mü`riḍîn.
Öyleyse ne oluyor da öğretiden yüz çeviriyorlar?
Müddessir suresi, 50. ayet. كَأَنَّهُمْ حُمُرٌ مُّسْتَنفِرَةٌ
keennehüm ḥumürum müstenfirah.
Ürkmüş yaban eşekleri gibi.
Müddessir suresi, 51. ayet. فَرَّتْ مِن قَسْوَرَةٍۭ
ferrat min ḳasverah.
Arslandan kaçan.
Müddessir suresi, 52. ayet. بَلْ يُرِيدُ كُلُّ ٱمْرِئٍ مِّنْهُمْ أَن يُؤْتَىٰ صُحُفًا مُّنَشَّرَةً
bel yürîdü küllü-mriim minhüm ey yü'tâ ṣuḥufem müneşşerah.
Hayır! Kendileri için yazılmış sayfalar verilmesini istiyorlar.
Müddessir suresi, 53. ayet. كَلَّا بَل لَّا يَخَافُونَ ٱلْـَٔاخِرَةَ
kellâ. bel lâ yeḫâfûne-l'âḫirah.
Hayır, asla! Sonsuz yaşamdan korkmuyorlar.
Müddessir suresi, 54. ayet. كَلَّآ إِنَّهُۥ تَذْكِرَةٌ
kellâ innehû teẕkirah.
Asla! Kuşkusuz, O, bir hatırlatmadır.
Müddessir suresi, 55. ayet. فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ
femen şâe ẕekerah.
Artık, isteyen, Ondan öğüt alır.
Müddessir suresi, 56. ayet. وَمَا يَذْكُرُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ هُوَ أَهْلُ ٱلتَّقْوَىٰ وَأَهْلُ ٱلْمَغْفِرَةِ
vemâ yeẕkürûne illâ ey yeşâe-llâh. hüve ehlü-ttaḳvâ veehlü-lmagfirah.
Allah dilemedikçe, zaten öğüt alamazlar. O, sorumluluk bilincine erişmenin ve bağışlanmanın kaynağıdır. dipnot 550