Diyanet İşleri
Beni, yarattığım kişiyle baş başa bırak.
Müddessir suresi · 11–30. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Müddessir suresi, 11. ayet. ذَرْنِى وَمَنْ خَلَقْتُ وَحِيدًا
Beni, yarattığım kişiyle baş başa bırak.
Tek başıma yarattığımla beni baş başa bırak!
Beni tek başıma yarattığımla başbaşa bırak!
Bana bırak yalnız yarattığım o kişi(yle uğraşma)yı,
Beni, yalnız olarak yarattığımla (başbaşa) bırak;
Kendisini tek olarak (ve yapayalnız) yarattığım (şu adam)ı Bana bırak;
Tek olarak yaratıp, o kimseyi bana bırak!
Tek başına yarattığım kişiyi Bana bırak!
- Tek olarak yarattığım, kendisine geniş servet ve gözü önünde duran oğullar verdiğim, kendisi için nimetleri serdikçe serdiğim o kişiyi bana bırak!
Bir birey olarak yarattığım kişiyi bana bırak.
Bir birey olarak yarattığım kişiyi bana bırak.
Bana bırak temtek olarak yarattığım o herifi,
Bırak bana o herifi ki yarattım da temtek
Tek olarak yarattığım kişiyi Bana bırak. dipnot 1
Tek olarak yarattığım kişiyi Bana bırak. dipnot 1
Tek olarak yarattığım kişiyi Bana bırak. dipnot 1
Kendisini tek olarak (ve yapayalnız) yarattığım (şu adam)ı bana bırak;
(11-12-13-14) Bir tek (ya'ni nev'i şahsına münhasır) olarak yaratdığını, kendisine uzun boylu mal ve (yanında ve toplantılarda daima) haazır bulunmak üzere oğullar verdiğim, (yaşayışını, ömrünü, evladlarını) yaydığım (bol bol ihsan etdiğim o kafir adam) ı bana bırak.
Bırak Beni ve yarattıklarımı tek başına.
(8-26) Sura üfürüldüğünde, işte bugün, zorluk günüdür, kafirlere kolay değildir. Bana bırak, tek olarak yarattığım kişiyi, uzun uzadıya ona mal yaptığımı, şahit olunan çocuklar /oğullar, döşedikçe döşenmiş /genişlik verdiğim kişiyi, sonra, daha da artırmamı umar, Yoo, h ayır, hayır, mutlaka o ayetlerimize karşı inatlaşırdı. Onu sarp yola / yokuş yola sardıracağım . Mutlaka o ölçüp biçti ve ayarladı / takdir etti. Geberesice / katledilesice nasıl bir takdir etmekse, sonra, geberesice nasıl bir takdir etmekse. Sonra baktı sonra kaş çattı/yüzünü asıklaştırdı ekşitti / buruşturdu. Sonra dübürünü / ardını döndü ve büyüklendi / kibirlendi. Kesinlikle bu devamlı nakledilen / geçmişten kalan bir sihirdir. Bu ancak bir beşer /derili sözüdür dedi. Onu sekara (deri kavurana) sokacağım / yaslayacağım.
Beni, yarattığım kişiyle baş başa bırak.
Benimle şu adamı yalnız bırak ki ben onu tek olarak yarattım.
Beni yarattığım o kişiyle baş başa bırak: dipnot 1
Tek olarak yarattığım o kişiyi dipnot 1 bana bırak dipnot 2 !
Beni, yarattığım kimse ile yalnız bırak.
Beni, yarattığım kimse ile yalnız bırak.
Benimle, yarattığım kişiyi baş başa bırak!
Müddessir suresi, 12. ayet. وَجَعَلْتُ لَهُۥ مَالًا مَّمْدُودًا
(12-13) Ona bol mal ve gözü önünde duran oğullar verdim.
Ona çok mal verdim.
Ki, geniş maddi imkanlar vermiştim ona!
kendisine geniş imkanlar verdiğim,
Kendisine zenginlik oluşturduğumu;
Ki Ben ona, 'alabildiğine geniş kapsamlı bir mal' (servet) verdim.
Kendisine geniş servet
Ona varlık verdim.
- Tek olarak yarattığım, kendisine geniş servet ve gözü önünde duran oğullar verdiğim, kendisi için nimetleri serdikçe serdiğim o kişiyi bana bırak!
Ona hem zenginlik verdim,
Ona hem zenginlik verdim,
kendisine uzun boylu servet verdim,
Hem uzun boylu mal verdim
Ona hesapsız mal verdim;
Ona hesapsız mal verdim;
Ona hesapsız mal verdim;
Ki ben ona, 'alabildiğine geniş kapsamlı bir mal' (servet) verdim.
(11-12-13-14) Bir tek (ya'ni nev'i şahsına münhasır) olarak yaratdığını, kendisine uzun boylu mal ve (yanında ve toplantılarda daima) haazır bulunmak üzere oğullar verdiğim, (yaşayışını, ömrünü, evladlarını) yaydığım (bol bol ihsan etdiğim o kafir adam) ı bana bırak.
Kendisine bol bol mal verdiğimi,
(8-26) Sura üfürüldüğünde, işte bugün, zorluk günüdür, kafirlere kolay değildir. Bana bırak, tek olarak yarattığım kişiyi, uzun uzadıya ona mal yaptığımı, şahit olunan çocuklar /oğullar, döşedikçe döşenmiş /genişlik verdiğim kişiyi, sonra, daha da artırmamı umar, Yoo, h ayır, hayır, mutlaka o ayetlerimize karşı inatlaşırdı. Onu sarp yola / yokuş yola sardıracağım . Mutlaka o ölçüp biçti ve ayarladı / takdir etti. Geberesice / katledilesice nasıl bir takdir etmekse, sonra, geberesice nasıl bir takdir etmekse. Sonra baktı sonra kaş çattı/yüzünü asıklaştırdı ekşitti / buruşturdu. Sonra dübürünü / ardını döndü ve büyüklendi / kibirlendi. Kesinlikle bu devamlı nakledilen / geçmişten kalan bir sihirdir. Bu ancak bir beşer /derili sözüdür dedi. Onu sekara (deri kavurana) sokacağım / yaslayacağım.
Ona ardı arkası kesilmeyen bir servet verdim.
Ona uzun boylu mal verdim.
Ona bol bol mal mülk verdim, dipnot 1
Ona ardı arkası kesilmeyen malllar,
Ona pek çok mal verdim.
Ona pek çok mal verdim.
Hesapsız bir mal verdim ona.
Müddessir suresi, 13. ayet. وَبَنِينَ شُهُودًا
(12-13) Ona bol mal ve gözü önünde duran oğullar verdim.
Göz önünde olan çocuklar (verdim).
Bir de (cömertliğimin) şahitleri olan çocuklar...
ve (sevginin) şahitleri olarak çocuklar,
Önünde dolaşan oğullar verdiğimi;
Göz önünde hazır çocuklar (verdim).
ve gözü önünde duran oğullar verdiğim,
Gözünün önünde oğullar.
- Tek olarak yarattığım, kendisine geniş servet ve gözü önünde duran oğullar verdiğim, kendisi için nimetleri serdikçe serdiğim o kişiyi bana bırak!
Hem de gözü önünde çocuklar...
Hem de gözü önünde çocuklar...
göz önünde oğulları,
Hem göz önünde oğullar
Ve her zaman yanında olan evlatlar.
Ve her zaman yanında olan evlatlar.
Ve her zaman yanında olan evlatlar.
Göz önünde hazır çocuklar (verdim).
(11-12-13-14) Bir tek (ya'ni nev'i şahsına münhasır) olarak yaratdığını, kendisine uzun boylu mal ve (yanında ve toplantılarda daima) haazır bulunmak üzere oğullar verdiğim, (yaşayışını, ömrünü, evladlarını) yaydığım (bol bol ihsan etdiğim o kafir adam) ı bana bırak.
Görülen oğullar verdiğimi,
(8-26) Sura üfürüldüğünde, işte bugün, zorluk günüdür, kafirlere kolay değildir. Bana bırak, tek olarak yarattığım kişiyi, uzun uzadıya ona mal yaptığımı, şahit olunan çocuklar /oğullar, döşedikçe döşenmiş /genişlik verdiğim kişiyi, sonra, daha da artırmamı umar, Yoo, h ayır, hayır, mutlaka o ayetlerimize karşı inatlaşırdı. Onu sarp yola / yokuş yola sardıracağım . Mutlaka o ölçüp biçti ve ayarladı / takdir etti. Geberesice / katledilesice nasıl bir takdir etmekse, sonra, geberesice nasıl bir takdir etmekse. Sonra baktı sonra kaş çattı/yüzünü asıklaştırdı ekşitti / buruşturdu. Sonra dübürünü / ardını döndü ve büyüklendi / kibirlendi. Kesinlikle bu devamlı nakledilen / geçmişten kalan bir sihirdir. Bu ancak bir beşer /derili sözüdür dedi. Onu sekara (deri kavurana) sokacağım / yaslayacağım.
Gözlerinin önünde duran oğullar verdim.
Göz önünde oğullar (verdim).
her zaman yanında olan evlatlar da. dipnot 1
Yanından ayrılmayan oğullar dipnot 1 verdim.
Göz önünde hazır oğullar verdim.
Göz önünde oğullar verdim.
Göz doyurucu oğullar verdim.
Müddessir suresi, 14. ayet. وَمَهَّدتُّ لَهُۥ تَمْهِيدًا
Kendisine alabildiğine imkanlar sağladım.
Her şeyi önüne serdim.
Ve onu bir (bebek gibi) eleyip belemiştim;
ve hayatına geniş bir ufuk açtığım:
Kendisine alabildiğine genişlik ve bolluk yaşattığımı!
Ve sayısız imkan ve fırsatları önüne serdim.
kendisi için (nimetleri önüne) serdikçe serdiğim
Ve geniş olanaklar verdim.
- Tek olarak yarattığım, kendisine geniş servet ve gözü önünde duran oğullar verdiğim, kendisi için nimetleri serdikçe serdiğim o kişiyi bana bırak!
Ona nimetler yağdırdım.
Ona nimetler yağdırdım.
hem kendisine bir döşeyiş döşedim (şeref ve itibar verdim)!
Hem kendisine bir döşeyip döşedim
Ona, geniş imkanlar sağladım.
Ona, geniş imkanlar sağladım.
Ona, geniş imkanlar sağladım.
Ve sayısız imkan ve fırsatları önüne serdim.
(11-12-13-14) Bir tek (ya'ni nev'i şahsına münhasır) olarak yaratdığını, kendisine uzun boylu mal ve (yanında ve toplantılarda daima) haazır bulunmak üzere oğullar verdiğim, (yaşayışını, ömrünü, evladlarını) yaydığım (bol bol ihsan etdiğim o kafir adam) ı bana bırak.
Ve onun için yaydıkça yaydığımı.
(8-26) Sura üfürüldüğünde, işte bugün, zorluk günüdür, kafirlere kolay değildir. Bana bırak, tek olarak yarattığım kişiyi, uzun uzadıya ona mal yaptığımı, şahit olunan çocuklar /oğullar, döşedikçe döşenmiş /genişlik verdiğim kişiyi, sonra, daha da artırmamı umar, Yoo, h ayır, hayır, mutlaka o ayetlerimize karşı inatlaşırdı. Onu sarp yola / yokuş yola sardıracağım . Mutlaka o ölçüp biçti ve ayarladı / takdir etti. Geberesice / katledilesice nasıl bir takdir etmekse, sonra, geberesice nasıl bir takdir etmekse. Sonra baktı sonra kaş çattı/yüzünü asıklaştırdı ekşitti / buruşturdu. Sonra dübürünü / ardını döndü ve büyüklendi / kibirlendi. Kesinlikle bu devamlı nakledilen / geçmişten kalan bir sihirdir. Bu ancak bir beşer /derili sözüdür dedi. Onu sekara (deri kavurana) sokacağım / yaslayacağım.
Kendisi için (dünya nimetlerini) yaydıkça yaydım.
Kendisine bir döşeyiş döşedim.
Her türlü imkanı önüne serdim dipnot 1 .
Her şeyi önüne serdim.
Ona döşeyip, verdikçe verdim.
Ona verdikçe verdim.
Alabildiğine imkanlar döşedim onun için.
Müddessir suresi, 15. ayet. ثُمَّ يَطْمَعُ أَنْ أَزِيدَ
Sonra da o hırsla daha da artırmamı umar.
(Ama) ardından o (kişi, ona verdiğim nimetlerimi) daha da artırmamı ister.
şimdi de kalkmış hırsla daha fazlasını istiyor.
buna rağmen o, hala ihtirasla verdiğimden daha fazlasını istiyor!
Üstelik (hırs ile) daha da arttırmamı umar!
Sonra, daha arttırmam için tamah eder (doyumsuz istekte bulunur).
üstelik o (nimetlerimi) daha da arttırmamı umuyor.
Yine de çoğaltmamı istiyor.
Bütün bunlardan sonra, kendisine verdiklerimi daha da arttırmamı istiyor.
Buna rağmen, daha fazlasını istiyor.
Buna rağmen, daha fazlasını istiyor.
Sonra o daha da arttırmamın hırsı içindedir!
Sonra da tama' eder ki daha artırayım
Sonra hırsla daha da artırmamı ister.
Sonra hırsla daha da artırmamı ister.
Sonra hırsla daha da artırmamı ister.
Sonra, daha arttırmam için tamah eder (doyumsuz istekte bulunur).
Sonra da o (bütün bunlara rağmen) hırs ile daha da artırmamı ister.
Sonra daha da artırmamı umar o.
(8-26) Sura üfürüldüğünde, işte bugün, zorluk günüdür, kafirlere kolay değildir. Bana bırak, tek olarak yarattığım kişiyi, uzun uzadıya ona mal yaptığımı, şahit olunan çocuklar /oğullar, döşedikçe döşenmiş /genişlik verdiğim kişiyi, sonra, daha da artırmamı umar, Yoo, h ayır, hayır, mutlaka o ayetlerimize karşı inatlaşırdı. Onu sarp yola / yokuş yola sardıracağım . Mutlaka o ölçüp biçti ve ayarladı / takdir etti. Geberesice / katledilesice nasıl bir takdir etmekse, sonra, geberesice nasıl bir takdir etmekse. Sonra baktı sonra kaş çattı/yüzünü asıklaştırdı ekşitti / buruşturdu. Sonra dübürünü / ardını döndü ve büyüklendi / kibirlendi. Kesinlikle bu devamlı nakledilen / geçmişten kalan bir sihirdir. Bu ancak bir beşer /derili sözüdür dedi. Onu sekara (deri kavurana) sokacağım / yaslayacağım.
Daha da artırmamı umuyor.
Hala daha da artırmama göz dikiyor.
Yine de açgözlülükle daha çok vermemi bekliyor! dipnot 1
Hala da artırmamı bekliyor!
Daha da artırmamı umuyor.
Daha da artırmamı umuyor.
Tüm bunlardan sonra hırs ile daha da artırmamı istiyor.
Müddessir suresi, 16. ayet. كَلَّآ إِنَّهُۥ كَانَ لِـَٔايَٰتِنَا عَنِيدًا
Hayır, umduğu gibi olmayacak. Çünkü o, bizim ayetlerimize karşı inatçıdır.
Hayır! Şüphesiz ki o, ayetlerimize karşı inatçıydı.
Öyle yağma yok! Madem ki o ayetlerimiz inatla (inkara) saplanmıştır.
Evet, o, kendini ayetlerimize karşı bilerek, inatla şartlandırmıştır;
Hayır (asla)! Muhakkak ki o işaretlerimize karşı çok inatçıdır.
Hayır; çünkü o, Bizim ayetlerimize karşı 'kesin bir inatçıdır."
Asla (ummasın)! Çünkü o, bizim âyetlerimize karşı alabildiğine inatçıdır.
Asla! Aslında, ayetlerimize karşı inatçı kesildi.
Hayır, iş sanıldığı gibi değil. O, bizim ayetlerimize karşı bir inatçı kesildi.
Asla, çünkü o, ayetlerimize karşı bir inatçı kesildi.
Asla, çünkü o, ayetlerimize karşı bir inatçı kesildi.
Hayır! O Bizim ayetlerimize karşı alabildiğine inatçı kesildi.
Hayır, çünkü o bizim ayetlerimize bir anud kesildi
Hayır, asla! O Biz'im ayetlerimize karşı inat etti.
Hayır, asla! O Bizim ayetlerimize karşı inat etti.
Hayır, asla! O Bizim ayetlerimize karşı inat etti.
Hayır; çünkü o, bizim ayetlerimize karşı 'kesin bir inatçıdır'.
Hayır (kat'iyyen artırmayacağım). Çünkü o, bizim ayetlerimize karşı alabildiğine bir inadcı (kesilmiş) dir.
Hayır; çünkü o, ayetlerimize karşı bir inatçı kesildi.
(8-26) Sura üfürüldüğünde, işte bugün, zorluk günüdür, kafirlere kolay değildir. Bana bırak, tek olarak yarattığım kişiyi, uzun uzadıya ona mal yaptığımı, şahit olunan çocuklar /oğullar, döşedikçe döşenmiş /genişlik verdiğim kişiyi, sonra, daha da artırmamı umar, Yoo, h ayır, hayır, mutlaka o ayetlerimize karşı inatlaşırdı. Onu sarp yola / yokuş yola sardıracağım . Mutlaka o ölçüp biçti ve ayarladı / takdir etti. Geberesice / katledilesice nasıl bir takdir etmekse, sonra, geberesice nasıl bir takdir etmekse. Sonra baktı sonra kaş çattı/yüzünü asıklaştırdı ekşitti / buruşturdu. Sonra dübürünü / ardını döndü ve büyüklendi / kibirlendi. Kesinlikle bu devamlı nakledilen / geçmişten kalan bir sihirdir. Bu ancak bir beşer /derili sözüdür dedi. Onu sekara (deri kavurana) sokacağım / yaslayacağım.
Asla! Çünkü o ayetlerimize karşı çok inatçıdır.
Hayır, çünkü o bizim ayetlerimize karşı bir inatçı kesildi.
Asla (bu beklentisi gerçekleşmeyecek)! Çünkü o, ayetlerimize karşı inatçılık etmektedir dipnot 1 .
Asla! Çünkü o, ayetlerimiz karşısında inatçılık ediyor.
Asla! Çünkü o, ayetlerimize karşı inatçı oldu.
-Asla, çünkü o, ayetlerimize karşı inatçı oldu.
Hayır, iş sanıldığı gibi değil! O, bizim ayetlerimize karşı bir inatçı kesildi.
Müddessir suresi, 17. ayet. سَأُرْهِقُهُۥ صَعُودًا
Ben onu dimdik bir yokuşa sardıracağım.
Onu ileride sarp bir yokuşa sardıracağım!
Ben de onu sarp yokuşa süreceğim.
(bu nedenle) onu acı veren çetin bir yokuşa süreceğim!
Onu saud'a (sarp bir yokuş) mecbur edeceğim.
Onu alabildiğine sarp bir yokuşa süreceğim.
Ben onu sarp bir yokuşa sardıracağım!
Yakında, sarp bir yokuşa süreceğim onu.
Ben onu dik bir yokuşa süreceğim.
Onu sarp bir yokuşa sardıracağım.
Onu sarp bir yokuşa sardıracağım.
Ben onu dimdik sarpa sardıracağım...
Ben onu dimdik sarpa sardıracağım
Onu sarp bir yokuşa sardıracağım.
Onu sarp bir yokuşa sardıracağım.
Onu sarp bir yokuşa sardıracağım.
Onu alabildiğine sarp bir yokuşa süreceğim.
Ben onu sarp bir yokuşa sardıracağım.
Ben; onu sarp bir yokuşa sardıracağım.
(8-26) Sura üfürüldüğünde, işte bugün, zorluk günüdür, kafirlere kolay değildir. Bana bırak, tek olarak yarattığım kişiyi, uzun uzadıya ona mal yaptığımı, şahit olunan çocuklar /oğullar, döşedikçe döşenmiş /genişlik verdiğim kişiyi, sonra, daha da artırmamı umar, Yoo, h ayır, hayır, mutlaka o ayetlerimize karşı inatlaşırdı. Onu sarp yola / yokuş yola sardıracağım . Mutlaka o ölçüp biçti ve ayarladı / takdir etti. Geberesice / katledilesice nasıl bir takdir etmekse, sonra, geberesice nasıl bir takdir etmekse. Sonra baktı sonra kaş çattı/yüzünü asıklaştırdı ekşitti / buruşturdu. Sonra dübürünü / ardını döndü ve büyüklendi / kibirlendi. Kesinlikle bu devamlı nakledilen / geçmişten kalan bir sihirdir. Bu ancak bir beşer /derili sözüdür dedi. Onu sekara (deri kavurana) sokacağım / yaslayacağım.
Onu sarp bir yokuşa zorlayıp süreceğim.
Onu dimdik bir yokuşa sardıracağım.
Onu dik bir yokuşa süreceğim dipnot 1 .
Onu dik yokuşa süreceğim.
Onu sarp bir yokuşa zorlayıp, süreceğim.
Onu sarp bir yokuşa süreceğim.
Ben onu dik bir yola süreceğim.
Müddessir suresi, 18. ayet. إِنَّهُۥ فَكَّرَ وَقَدَّرَ
Çünkü o, düşündü taşındı, ölçtü biçti.
Şüphesiz ki o, düşündü ve ölçüp biçti.
Çünkü o (vahiy hakkında) sığ ve yanlış düşündü, ölçüp biçti;
Bakınız, (mesajlarımız hakikati inkara şartlanmış olan birine aktarıldığında, onları nasıl çürüteceğini) düşünür ve (onu) hesaplar,
Muhakkak ki o düşündü ve takdir etti!
Çünkü o, düşündü ve bir ölçü tesbit etti.
Zira o, düşündü taşındı, ölçtü biçti.
Aslında, düşündü; ölçtü biçti.
- Zira o, düşündü ve ölçtü biçti. Geberesice, nasıl ölçtü biçti! Lanet olası nasıl ölçtü biçti!
Nitekim o düşündü; ölçtü biçti.
Nitekim o düşündü; ölçtü biçti.
Çünkü o bir düşündü, ölçtü biçti.
Çünkü o bir düşündü, ölçtü biçti
Düşündü ve karar verdi.
Düşündü ve karar verdi.
Düşündü ve karar verdi.
Çünkü o, düşündü (fekkere) ve bir ölçü tesbit etti.
Çünkü o (Kur'an hakkında ne diyeceğini) uzun uzadıya düşündü, (kendine göre guya bir) ölçü koydu.
Doğrusu o, düşündü ve ölçüp biçti.
(8-26) Sura üfürüldüğünde, işte bugün, zorluk günüdür, kafirlere kolay değildir. Bana bırak, tek olarak yarattığım kişiyi, uzun uzadıya ona mal yaptığımı, şahit olunan çocuklar /oğullar, döşedikçe döşenmiş /genişlik verdiğim kişiyi, sonra, daha da artırmamı umar, Yoo, h ayır, hayır, mutlaka o ayetlerimize karşı inatlaşırdı. Onu sarp yola / yokuş yola sardıracağım . Mutlaka o ölçüp biçti ve ayarladı / takdir etti. Geberesice / katledilesice nasıl bir takdir etmekse, sonra, geberesice nasıl bir takdir etmekse. Sonra baktı sonra kaş çattı/yüzünü asıklaştırdı ekşitti / buruşturdu. Sonra dübürünü / ardını döndü ve büyüklendi / kibirlendi. Kesinlikle bu devamlı nakledilen / geçmişten kalan bir sihirdir. Bu ancak bir beşer /derili sözüdür dedi. Onu sekara (deri kavurana) sokacağım / yaslayacağım.
Çünkü o; düşündü, ölçtü, biçti.
Zira o düşündü, ölçtü, biçti.
Çünkü o (Kur'an hakkında ne diyeceğini) düşündü taşındı, ölçtü biçti.
O düşündü, ölçtü biçti.
Çünkü o düşündü, ölçtü ve biçti.
Çünkü o düşündü ve karar verdi..
Derin derin düşündü o; ölçtü biçti.
Müddessir suresi, 19. ayet. فَقُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ
Kahrolası nasıl da ölçtü biçti!
Kahrolası, nasıl da ölçüp biçti!
Canı çıkası, nasıl da ölçüp biçti!
kendini de mahveder böyle hesaplar yaparak:
Ölesi (de hakikati göresi) nasıl takdir etti!
Kahrolası, nasıl bir ölçü koydu?
Canı çıkasıca, ne biçim ölçtü biçti!
Yok olası! Nasıl da ölçtü biçti?
- Zira o, düşündü ve ölçtü biçti. Geberesice, nasıl ölçtü biçti! Lanet olası nasıl ölçtü biçti!
Kahrolası, ne biçim ölçüp biçti.
Kahrolası, ne biçim ölçüp biçti.
Kahrolası, nasıl ölçüp biçti!
Kahrolası nasıl biçti
O mahvoldu, nasıl bir karar verdi! dipnot 1
O mahvoldu, nasıl bir karar verdi! dipnot 1
O mahvoldu, nasıl bir karar verdi! dipnot 1
Kahrolası, nasıl bir ölçü koydu?
Hay kahr olası! Ne biçim ölçü kurdu o?
Canı çıkası, nasıl da ölçüp biçti.
(8-26) Sura üfürüldüğünde, işte bugün, zorluk günüdür, kafirlere kolay değildir. Bana bırak, tek olarak yarattığım kişiyi, uzun uzadıya ona mal yaptığımı, şahit olunan çocuklar /oğullar, döşedikçe döşenmiş /genişlik verdiğim kişiyi, sonra, daha da artırmamı umar, Yoo, h ayır, hayır, mutlaka o ayetlerimize karşı inatlaşırdı. Onu sarp yola / yokuş yola sardıracağım . Mutlaka o ölçüp biçti ve ayarladı / takdir etti. Geberesice / katledilesice nasıl bir takdir etmekse, sonra, geberesice nasıl bir takdir etmekse. Sonra baktı sonra kaş çattı/yüzünü asıklaştırdı ekşitti / buruşturdu. Sonra dübürünü / ardını döndü ve büyüklendi / kibirlendi. Kesinlikle bu devamlı nakledilen / geçmişten kalan bir sihirdir. Bu ancak bir beşer /derili sözüdür dedi. Onu sekara (deri kavurana) sokacağım / yaslayacağım.
Kahrolası nasıl da ölçtü, biçti!
Kahrolası nasıl da ölçtü, biçti.
Kahrolasıca, ne biçim ölçtü biçti!
Kahrolasıca, ne biçim ölçtü biçti!
Kahrolası nasıl da ölçtü biçti!
Kahrolası nasıl da karar verdi..
Kahrolası, nasıl bir ölçü kullandı!
Müddessir suresi, 20. ayet. ثُمَّ قُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ
Yine kahrolası, nasıl ölçtü biçti!
Sonra, kahrolası (yine) nasıl da ölçüp biçti!
Bir daha canı çıkası, nasıl da ölçüp biçti!
evet, o kendini mahveder böyle hesaplarla!
Sonra yine ölesi (de hakikati göresi) nasıl takdir etti!
Yine kahrolası, nasıl bir ölçü koydu?
Sonra, canı çıkasıca tekrar (ölçtü biçti); nasıl ölçtü biçtiyse!
Yine yok olası! Nasıl da ölçtü biçti?
- Zira o, düşündü ve ölçtü biçti. Geberesice, nasıl ölçtü biçti! Lanet olası nasıl ölçtü biçti!
Kahrolası, gene ne biçim ölçüp biçti.
Kahrolası, gene ne biçim ölçüp biçti.
Sonra (yine) kahrolası nasıl ölçüp biçti!
Sonra kahr olası nasıl biçti
Yine o mahvoldu. Nasıl bir karar verdi! dipnot 1
Yine o mahvoldu. Nasıl bir karar verdi! dipnot 1
Yine o mahvoldu. Nasıl bir karar verdi! dipnot 1
Yine kahrolası, nasıl bir ölçü koydu?
Yine kahr olası, nasıl ölçü yapdı o?!
Sonra yine canı çıkası nasıl da öşçüp biçti.
(8-26) Sura üfürüldüğünde, işte bugün, zorluk günüdür, kafirlere kolay değildir. Bana bırak, tek olarak yarattığım kişiyi, uzun uzadıya ona mal yaptığımı, şahit olunan çocuklar /oğullar, döşedikçe döşenmiş /genişlik verdiğim kişiyi, sonra, daha da artırmamı umar, Yoo, h ayır, hayır, mutlaka o ayetlerimize karşı inatlaşırdı. Onu sarp yola / yokuş yola sardıracağım . Mutlaka o ölçüp biçti ve ayarladı / takdir etti. Geberesice / katledilesice nasıl bir takdir etmekse, sonra, geberesice nasıl bir takdir etmekse. Sonra baktı sonra kaş çattı/yüzünü asıklaştırdı ekşitti / buruşturdu. Sonra dübürünü / ardını döndü ve büyüklendi / kibirlendi. Kesinlikle bu devamlı nakledilen / geçmişten kalan bir sihirdir. Bu ancak bir beşer /derili sözüdür dedi. Onu sekara (deri kavurana) sokacağım / yaslayacağım.
Sonra (yine o) kahrolası, nasıl (da) ölçtü, biçti!
Yine kahrolası nasıl ölçtü, biçti.
Ah kahrolasıca, ne biçim ölçtü biçti!
Ah kahrolasıca, ne biçim ölçtü biçti!
Sonra (yine o) kahrolası, nasıl (da) ölçtü biçti!
Bir daha kahrolası nasıl da değerlendirdi.
Bir kez daha kahrolası, nasıl bir ölçü kullandı?!
Müddessir suresi, 21. ayet. ثُمَّ نَظَرَ
Sonra (Kur'an hakkında) derin derin düşündü.
Sonra baktı.
Sonra (etrafı) süzdü;
Ve sonra (yeni dayanaklar bulmak için çevresine) bakar,
Sonra baktı.
Sonra bir baktı.
Sonra baktı.
Sonra baktı. dipnot 545
- Sonra baktı. Sonra yüzünü ekşitti ve suratını astı. Sonra arkasını döndü ve kibirlendi. Şöyle dedi: "Bu, sadece öncekilerden nakledilen bir büyüdür. Bu yalnızca bir insan sözüdür."
Baktı.
Baktı.
Sonra baktı,
Sonra baktı
Sonra baktı!
Sonra baktı!
Sonra baktı!
Sonra bir baktı.
Sonra bakdı.
Sonra baktı.
(8-26) Sura üfürüldüğünde, işte bugün, zorluk günüdür, kafirlere kolay değildir. Bana bırak, tek olarak yarattığım kişiyi, uzun uzadıya ona mal yaptığımı, şahit olunan çocuklar /oğullar, döşedikçe döşenmiş /genişlik verdiğim kişiyi, sonra, daha da artırmamı umar, Yoo, h ayır, hayır, mutlaka o ayetlerimize karşı inatlaşırdı. Onu sarp yola / yokuş yola sardıracağım . Mutlaka o ölçüp biçti ve ayarladı / takdir etti. Geberesice / katledilesice nasıl bir takdir etmekse, sonra, geberesice nasıl bir takdir etmekse. Sonra baktı sonra kaş çattı/yüzünü asıklaştırdı ekşitti / buruşturdu. Sonra dübürünü / ardını döndü ve büyüklendi / kibirlendi. Kesinlikle bu devamlı nakledilen / geçmişten kalan bir sihirdir. Bu ancak bir beşer /derili sözüdür dedi. Onu sekara (deri kavurana) sokacağım / yaslayacağım.
Sonra şöyle bir baktı.
Sonra baktı,
Sonra durup baktı.
Şöyle bir bakındı.
Sonra baktı.
Sonra baktı.
Sonra baktı.
Müddessir suresi, 22. ayet. ثُمَّ عَبَسَ وَبَسَرَ
Sonra yüzünü ekşitti, kaşlarını çattı.
Sonra surat(ını) astı, kaş(larını) çattı.
ardından surat astı ve rengi attı.
sonra kaşlarını çatarak dik dik süzer,
Sonra kaşlarını çattı ve yüzünü ekşitti!
Sonra kaşlarını çattı ve yüzünü ekşitti.
Sonra kaşlarını çattı, suratını astı.
Sonra, yüzünü buruşturdu ve kaşlarını çattı.
- Sonra baktı. Sonra yüzünü ekşitti ve suratını astı. Sonra arkasını döndü ve kibirlendi. Şöyle dedi: "Bu, sadece öncekilerden nakledilen bir büyüdür. Bu yalnızca bir insan sözüdür."
Sonra surat astı, kaşlarını çattı.
Sonra surat astı, kaşlarını çattı.
sonra kaşını çattı ve ekşiyerek surat astı.
Sonra kaşını çattı ve ekşiyerek surat astı
Sonra kaşlarını çatıp surat astı!
Sonra kaşlarını çatıp surat astı!
Sonra kaşlarını çatıp surat astı!
Sonra kaşlarını çattı ve yüzünü ekşitti.
Sonra (ümidsizliğinden ve öfkesinden) kaşlarını çatdı, suratını asdı.
Sonra kaşlarını çattı, suratını astı.
(8-26) Sura üfürüldüğünde, işte bugün, zorluk günüdür, kafirlere kolay değildir. Bana bırak, tek olarak yarattığım kişiyi, uzun uzadıya ona mal yaptığımı, şahit olunan çocuklar /oğullar, döşedikçe döşenmiş /genişlik verdiğim kişiyi, sonra, daha da artırmamı umar, Yoo, h ayır, hayır, mutlaka o ayetlerimize karşı inatlaşırdı. Onu sarp yola / yokuş yola sardıracağım . Mutlaka o ölçüp biçti ve ayarladı / takdir etti. Geberesice / katledilesice nasıl bir takdir etmekse, sonra, geberesice nasıl bir takdir etmekse. Sonra baktı sonra kaş çattı/yüzünü asıklaştırdı ekşitti / buruşturdu. Sonra dübürünü / ardını döndü ve büyüklendi / kibirlendi. Kesinlikle bu devamlı nakledilen / geçmişten kalan bir sihirdir. Bu ancak bir beşer /derili sözüdür dedi. Onu sekara (deri kavurana) sokacağım / yaslayacağım.
Sonra da kaşlarını çatıp, surat astı.
Sonra surat astı, kaşlarını çattı,
Sonra yüzünü ekşitti ve kaşlarını çattı.
Sonra kaşlarını çattı, suratını aştı;
Sonra kaşlarını çatıp, surat astı.
Sonra kaşlarını çatıp, surat astı.
Sonra yüzünü buruşturdu, kaşlarını çattı.
Müddessir suresi, 23. ayet. ثُمَّ أَدْبَرَ وَٱسْتَكْبَرَ
(23-24) Sonra arkasını döndü ve büyüklük taslayıp şöyle dedi: "Bu, ancak nakledilegelen bir sihirdir."
Sonra arkasını döndü, kibirlendi.
En sonunda (hakikate) sırtını döndü ve kibir abidesi kesildi.
sonunda (mesajlarımıza) sırtını döner ve küstahça böbürlenir,
Sonra arkasını döndü ve kibre saptı!
Sonra da sırt çevirdi ve büyüklük tasladı (istikbar).
En sonunda, kibirini yenemeyip sırt çevirdi.
Sonra, arkasını döndü ve büyüklük tasladı.
- Sonra baktı. Sonra yüzünü ekşitti ve suratını astı. Sonra arkasını döndü ve kibirlendi. Şöyle dedi: "Bu, sadece öncekilerden nakledilen bir büyüdür. Bu yalnızca bir insan sözüdür."
Ve arkasını döndü; büyüklük tasladı:
Ve arkasını döndü; büyüklük tasladı:
Sonra ardına dönüp büyüklük tasladı:
Sonra ardına döndü ve büyüklük tasladı da
Sonra kibirlendi ve arkasını döndü!
Sonra kibirlendi ve arkasını döndü!
Sonra kibirlendi ve arkasını döndü!
Sonra da sırt çevirdi ve büyüklük tasladı (istikbar).
En son arka çevirdi ve büyüklük tasladı da,
Sonra da sırt çevirip büyüklük tasladı.
(8-26) Sura üfürüldüğünde, işte bugün, zorluk günüdür, kafirlere kolay değildir. Bana bırak, tek olarak yarattığım kişiyi, uzun uzadıya ona mal yaptığımı, şahit olunan çocuklar /oğullar, döşedikçe döşenmiş /genişlik verdiğim kişiyi, sonra, daha da artırmamı umar, Yoo, h ayır, hayır, mutlaka o ayetlerimize karşı inatlaşırdı. Onu sarp yola / yokuş yola sardıracağım . Mutlaka o ölçüp biçti ve ayarladı / takdir etti. Geberesice / katledilesice nasıl bir takdir etmekse, sonra, geberesice nasıl bir takdir etmekse. Sonra baktı sonra kaş çattı/yüzünü asıklaştırdı ekşitti / buruşturdu. Sonra dübürünü / ardını döndü ve büyüklendi / kibirlendi. Kesinlikle bu devamlı nakledilen / geçmişten kalan bir sihirdir. Bu ancak bir beşer /derili sözüdür dedi. Onu sekara (deri kavurana) sokacağım / yaslayacağım.
Sonra da arkasını dönüp büyüklendi.
Sonra arkasını döndü, böbürlendi:
Sonra sırtını döndü ve kibirlendi dipnot 1 .
Daha sonra geri döndü ve büyüklendi.
Sonra da arkasını dönüp büyüklendi.
Sonra da arkasını dönüp büyüklendi.
Sonra arkasını döndü ve böbürlendi.
Müddessir suresi, 24. ayet. فَقَالَ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌ يُؤْثَرُ
(23-24) Sonra arkasını döndü ve büyüklük taslayıp şöyle dedi: "Bu, ancak nakledilegelen bir sihirdir."
"Bu (Kur'an), geçmişten nakledilen bir büyüden başka bir şey değildir." dedi.
Nihayet şöyle dedi: "Bu sadece geçmişten miras kalan bir büyüdür,
ve: "Bu, (eski zamanlardan) intikal eden büyüleyici bir sözdür!
Ve şöyle dedi: "Bu nakledilen büyüleyici bir sözden başka bir şey değil!"
Böylece: "Bu, yalnızca 'aktarılarak öğrenilen' bir büyüdür" dedi.
De: «Bu (Kur'an) dedi, olsa olsa (sihirbazlardan öğrenilip) nakledilen bir sihirdir.
Sonunda, şöyle dedi: "Aslında, yalnızca söylentilerle gelen büyüleyici bir söz bu!"
- Sonra baktı. Sonra yüzünü ekşitti ve suratını astı. Sonra arkasını döndü ve kibirlendi. Şöyle dedi: "Bu, sadece öncekilerden nakledilen bir büyüdür. Bu yalnızca bir insan sözüdür."
"Bu" dedi, "etkileyici bir büyüden başka bir şey değil."
'Bu,' dedi, 'etkileyici bir büyüden başka bir şey değil.'
Bu, dedi, başka değil sadece ötedenberi nakledilegelen bir sihirdir,
Bu, dedi "başka değil, bir sihri müser
"Bu, rivayetle gelen bir büyüden başka bir şey değil." dedi.
"Bu, rivayetle gelen bir büyüden başka bir şey değil." dedi.
"Bu, rivayetle gelen bir büyüden başka bir şey değil." dedi.
Böylece: "Bu, yalnızca 'aktarılarak öğrenilen' bir büyüdür" dedi.
"Bu, dedi, (sihirbazlardan öğrenilib) rivayet edilen bir sihirden başkası değil".
Ve dedi ki: Bu; sadece öğretilegelen bir büyüdür.
(8-26) Sura üfürüldüğünde, işte bugün, zorluk günüdür, kafirlere kolay değildir. Bana bırak, tek olarak yarattığım kişiyi, uzun uzadıya ona mal yaptığımı, şahit olunan çocuklar /oğullar, döşedikçe döşenmiş /genişlik verdiğim kişiyi, sonra, daha da artırmamı umar, Yoo, h ayır, hayır, mutlaka o ayetlerimize karşı inatlaşırdı. Onu sarp yola / yokuş yola sardıracağım . Mutlaka o ölçüp biçti ve ayarladı / takdir etti. Geberesice / katledilesice nasıl bir takdir etmekse, sonra, geberesice nasıl bir takdir etmekse. Sonra baktı sonra kaş çattı/yüzünü asıklaştırdı ekşitti / buruşturdu. Sonra dübürünü / ardını döndü ve büyüklendi / kibirlendi. Kesinlikle bu devamlı nakledilen / geçmişten kalan bir sihirdir. Bu ancak bir beşer /derili sözüdür dedi. Onu sekara (deri kavurana) sokacağım / yaslayacağım.
Ve şöyle dedi: Bu sadece öğretilegelen bir sihirdir.
"Bu dedi, rivayet edilip öğretilen bir büyüden başka bir şey değildir."
Arkasından şöyle dedi: "Bu (Kur'an) olsa olsa (öncekilerden) nakledilegelen bir sihirdir! dipnot 1
Arkasından şöyle dedi: "Bu olsa olsa etkilenilen bir büyü olur!"
Ve şöyle dedi: Bu sadece öğretile gelen bir sihirdir.
Ve şöyle dedi: -Bu sadece öğretilegelen bir sihirdir.
Şöyle dedi: "Bu, rivayet edilerek gelen bir büyüden başka şey değil."
Müddessir suresi, 25. ayet. إِنْ هَٰذَآ إِلَّا قَوْلُ ٱلْبَشَرِ
"Bu, ancak insan sözüdür."
"Bu, insan sözünden başka bir şey değildir!" (dedi).
bu sadece ölümlü bir insan sözüdür.
Bu, ölümlü beşer sözünden başka bir şey değildir!" der.
"Beşer sözünden başka değil bu!"
"Bu, bir beşer sözünden başkası değildir."
Bu, insan sözünden başka bir şey değil.»
"Aslında, insan sözünden başka bir şey değil bu!"
- Sonra baktı. Sonra yüzünü ekşitti ve suratını astı. Sonra arkasını döndü ve kibirlendi. Şöyle dedi: "Bu, sadece öncekilerden nakledilen bir büyüdür. Bu yalnızca bir insan sözüdür."
"Bu sadece bir insan sözüdür."
'Bu sadece bir insan sözüdür.'
insan sözünden başka birşey değildir!"
Başka değil kavl-i beşer"
"Bu, olsa olsa ancak bir beşer sözüdür!"
"Bu, olsa olsa ancak bir beşer sözüdür!"
"Bu, olsa olsa ancak bir insan sözüdür!"
"Bu, bir beşer sözünden başkası değildir."
"Muhakkak bu, insan sözünden başkası değil".
Bu; ancak bir insan sözüdür.
(8-26) Sura üfürüldüğünde, işte bugün, zorluk günüdür, kafirlere kolay değildir. Bana bırak, tek olarak yarattığım kişiyi, uzun uzadıya ona mal yaptığımı, şahit olunan çocuklar /oğullar, döşedikçe döşenmiş /genişlik verdiğim kişiyi, sonra, daha da artırmamı umar, Yoo, h ayır, hayır, mutlaka o ayetlerimize karşı inatlaşırdı. Onu sarp yola / yokuş yola sardıracağım . Mutlaka o ölçüp biçti ve ayarladı / takdir etti. Geberesice / katledilesice nasıl bir takdir etmekse, sonra, geberesice nasıl bir takdir etmekse. Sonra baktı sonra kaş çattı/yüzünü asıklaştırdı ekşitti / buruşturdu. Sonra dübürünü / ardını döndü ve büyüklendi / kibirlendi. Kesinlikle bu devamlı nakledilen / geçmişten kalan bir sihirdir. Bu ancak bir beşer /derili sözüdür dedi. Onu sekara (deri kavurana) sokacağım / yaslayacağım.
"Bu, insan sözünden başka bir şey değildir.''
"Bu, sadece, bir insan sözüdür."
Bu, olsa olsa bir insan sözüdür!" dipnot 1
"Bu, olsa olsa bir insan sözü olur!"
Bu insan sözünden başka bir şey değil.
Bu insan sözünden başka bir şey değil.
"İnsan sözünden başka bir şey değil bu."
Müddessir suresi, 26. ayet. سَأُصْلِيهِ سَقَرَ
Ben onu "Sekar"a (cehenneme) sokacağım.
Onu Sekar'a atacağım.
Onu Sekar'a yaslayacağım.
(Bu nedenle,) onu (öteki dünyada) cehennem ateşine sokacağım!
Onu Sakar'a (acı ve eziyet veren ateşe) maruz bırakacağım.
Onu Ben, cehenneme sürükleyip atacağım.
Ben onu sekara (cehenneme) sokacağım.
Yakında, yakıcı ateşe atacağım onu. dipnot 546
- İşte ben onu Sekar'a sokacağım. Sekar'ın ne olduğunu nereden bileceksin? Bırakmayan ve terk etmeyen bir ateştir. İnsanın derisini kavurur; orada ondokuz bekçi vardır.
Onu Sakar'a atacağım.
Onu Sakar'a atacağım.
Onu Sekar'a yaslayacağım.
Yaslıyacağım onu Sekare
Onu Sakar'a sokacağım.
Onu Sakar'a sokacağım.
Onu Sakar'a sokacağım.
Onu Ben, cehenneme sürükleyip atacağım.
Onu cehenneme sokacağım ben.
Ben, onu Sekar'a yaslayacağım.
(8-26) Sura üfürüldüğünde, işte bugün, zorluk günüdür, kafirlere kolay değildir. Bana bırak, tek olarak yarattığım kişiyi, uzun uzadıya ona mal yaptığımı, şahit olunan çocuklar /oğullar, döşedikçe döşenmiş /genişlik verdiğim kişiyi, sonra, daha da artırmamı umar, Yoo, h ayır, hayır, mutlaka o ayetlerimize karşı inatlaşırdı. Onu sarp yola / yokuş yola sardıracağım . Mutlaka o ölçüp biçti ve ayarladı / takdir etti. Geberesice / katledilesice nasıl bir takdir etmekse, sonra, geberesice nasıl bir takdir etmekse. Sonra baktı sonra kaş çattı/yüzünü asıklaştırdı ekşitti / buruşturdu. Sonra dübürünü / ardını döndü ve büyüklendi / kibirlendi. Kesinlikle bu devamlı nakledilen / geçmişten kalan bir sihirdir. Bu ancak bir beşer /derili sözüdür dedi. Onu sekara (deri kavurana) sokacağım / yaslayacağım.
Ben onu Sekar’a (Cehennem'e) sokacağım.
Onu Sekar'a sokacağım.
Onu Sakar'a (cehenneme) sokacağım. dipnot 1
Onu Sakar'da kızartacağım.
Onu Sekar’a sokacağım.
Onu Sekar'a sokacağım.
Onu Sekar'a fırlatacağım.
Müddessir suresi, 27. ayet. وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا سَقَرُ
Sekar'ın ne olduğunu sen ne bileceksin?
Sekar'ın ne olduğunu sana bildiren ne olabilir ki!
Sekar'ın ne olduğunu nasıl bilebilirsin ki sen?
Cehennem ateşinin ne olduğunu hiç düşündün mü?
Sakar'ı sana bildiren nedir?
Cehennem (sakar) nedir, sen bilir misin?
Sen biliyor musun sekar nedir?
Yakıcı ateşi, sana bildiren nedir?
- İşte ben onu Sekar'a sokacağım. Sekar'ın ne olduğunu nereden bileceksin? Bırakmayan ve terk etmeyen bir ateştir. İnsanın derisini kavurur; orada ondokuz bekçi vardır.
Sakar nedir bilir misin?
Sakar nedir bilir misin?
Sekar'ın ne olduğunu bilir misin?
Bilir misin hem ne sekar
Sakar'ın ne olduğunu sana bildiren nedir?
Sakar'ın ne olduğunu sana bildiren nedir?
Sakar'ın ne olduğunu sana bildiren nedir?
Cehennem (sakar) nedir, sen bilir misin?
Sen biliyor musun, cehennem nedir?
Sekar'ın ne olduğunu bilir misin sen?
(27-42) Sekar nedir? İdrak edebildin mi? Ne geriye atık kalır ne de bırakır. Beşerleri / derilileri kavurur. Onun üzerinde on dokuz vardır. Biz ateşin sahiplerini / görevlileri ni meleklerden yaptık , Onların sayılarını / adetlerini de kafirler için sınayıp ayrıştırma / fitne yaptık ki kitap verilenler yakinen inansın, iman edenlerin de imanı artsın / ziyadeleşsin, kitap verilenler ve iman edenler kuşkuya / raybeye düşmesinler, kalpleri hastalıklılar ve kafirler de Allah bu örnekle / misalle dileği / muradı nedir? desinler, böylelikle Allah kimi isterse saptırır, kimi isterse yola sokar / hidayet eder, Rabbinin ordularını ancak O bilir. (19 meleği hallederiz diyenler içindir) O, ancak derili için / beşer için bir hatırlatmadır. Hayır, hayır Aya, arkasını dönüp çekip giden geceye, ağaran / aydınlanan sabaha andolsun ki O, büyük bir şeydir. Sizden sunum / takdim veya ertelenme / tehir isteyen beşer için uyarıdır. Her nefis / nefesli / soluklu kazandığının tutsağıdır / rehinidir, Yemin sahipleri / Sağ’ın halkları hariç (onlar sekarda değildirler) onlar, cennetlerdedirler, suçlulara / mücrimlere sizi sekara sokan nedir? diye sorarlar / sual ederler.
Sekar’ın ne olduğunu bilir misin sen?
Sekar'ın ne olduğunu sen nereden bileceksin?
Sakar'ın ne olduğunu sana kim bildirebilir!
Sakar nedir? Onu nereden bileceksin? (Öyleyse dinle!)
Sekar’ın ne olduğunu bilir misin sen?
Sekar'ın ne olduğunu bilir misin sen?
Bilir misin nedir Sekar?
Müddessir suresi, 28. ayet. لَا تُبْقِى وَلَا تَذَرُ
Geride bir şey koymaz, bırakmaz.
Ne (yakmadık yer) bırakır, ne de terk eder. dipnot 1
O ne (diri) bırakır, ne de (ölüme) terk eder;
O ne yaşatır, ne de (ölüme) terk eder,
(Sakar) hem aynı halde bırakmaz; hem de (kendi haline) terk etmez!
Ne alıkoyar, ne bırakır.
Hem (bütün bedeni helâk eder, hiçbir şey) bırakmaz, hem (eski hale getirip tekrar azap etmekten) vazgeçmez o.
Tüketir; yine de bırakmaz.
- İşte ben onu Sekar'a sokacağım. Sekar'ın ne olduğunu nereden bileceksin? Bırakmayan ve terk etmeyen bir ateştir. İnsanın derisini kavurur; orada ondokuz bekçi vardır.
Ne artar, ne eksilir (tam ve mükemmel), dipnot 1
Ne bırakır, ne de yüklenir (tam ve mükemmel),
Ne bir parça kor, ne bırakır.
Ne bakıyye kor ne bırakır
O bırakmaz ve terk etmez!
O bırakmaz ve terk etmez!
O bırakmaz ve terk etmez!
Ne alıkoyar, ne bırakır.
Hem (bedeninden hiçbir eser) bırakmaz (hepsini helak eder), hem yine (eski haaline getirib aynı azabı yapmakdan) vaz geçmez o,
O, ne geri bırakır, ne de azabdan vazgeçer.
(27-42) Sekar nedir? İdrak edebildin mi? Ne geriye atık kalır ne de bırakır. Beşerleri / derilileri kavurur. Onun üzerinde on dokuz vardır. Biz ateşin sahiplerini / görevlileri ni meleklerden yaptık , Onların sayılarını / adetlerini de kafirler için sınayıp ayrıştırma / fitne yaptık ki kitap verilenler yakinen inansın, iman edenlerin de imanı artsın / ziyadeleşsin, kitap verilenler ve iman edenler kuşkuya / raybeye düşmesinler, kalpleri hastalıklılar ve kafirler de Allah bu örnekle / misalle dileği / muradı nedir? desinler, böylelikle Allah kimi isterse saptırır, kimi isterse yola sokar / hidayet eder, Rabbinin ordularını ancak O bilir. (19 meleği hallederiz diyenler içindir) O, ancak derili için / beşer için bir hatırlatmadır. Hayır, hayır Aya, arkasını dönüp çekip giden geceye, ağaran / aydınlanan sabaha andolsun ki O, büyük bir şeydir. Sizden sunum / takdim veya ertelenme / tehir isteyen beşer için uyarıdır. Her nefis / nefesli / soluklu kazandığının tutsağıdır / rehinidir, Yemin sahipleri / Sağ’ın halkları hariç (onlar sekarda değildirler) onlar, cennetlerdedirler, suçlulara / mücrimlere sizi sekara sokan nedir? diye sorarlar / sual ederler.
O geride bir şey koymaz ve bırakmaz.
(Geride bir şey) Komaz, bırakmaz (her şeyi yakıp yok eder).
O, bırakmaz (ki yaşasın), terk etmez (ki ölsün) dipnot 1 .
O, ne yaşatır ne yok eder dipnot 1 !
Geride bir şey koymaz, bırakmaz.
O, ne geri bırakır ne de vazgeçer.
Ortada bir şey bırakmaz, hiçbir şeyi görmezlik etmez o.
Müddessir suresi, 29. ayet. لَوَّاحَةٌ لِّلْبَشَرِ
Derileri kavurur.
İnsanın (derisini) kavurur.
o insana kendi özünü gösterir;
ölümlü insana (nihai hakikati) gösterir.
(O) beşeri yakıp karartandır!
Beşere delicesine susamıştır.
İnsanın derisini kavurur.
İnsanoğluna gösterir. dipnot 547
- İşte ben onu Sekar'a sokacağım. Sekar'ın ne olduğunu nereden bileceksin? Bırakmayan ve terk etmeyen bir ateştir. İnsanın derisini kavurur; orada ondokuz bekçi vardır.
Halklar için (evrensel) bir göstergedir/ekrandır. dipnot 1
Halklar için (evrensel) bir göstergedir/ekrandır.
İnsana susamış bir susuzdur,
Beşere susamış bir susuz
Beşeri yakıp kavurucudur!
Beşeri yakıp kavurucudur!
İnsanı yakıp kavurucudur!
Beşere delicesine susamıştır.
insana çok susamışdır.
Deriyi kavurandır.
(27-42) Sekar nedir? İdrak edebildin mi? Ne geriye atık kalır ne de bırakır. Beşerleri / derilileri kavurur. Onun üzerinde on dokuz vardır. Biz ateşin sahiplerini / görevlileri ni meleklerden yaptık , Onların sayılarını / adetlerini de kafirler için sınayıp ayrıştırma / fitne yaptık ki kitap verilenler yakinen inansın, iman edenlerin de imanı artsın / ziyadeleşsin, kitap verilenler ve iman edenler kuşkuya / raybeye düşmesinler, kalpleri hastalıklılar ve kafirler de Allah bu örnekle / misalle dileği / muradı nedir? desinler, böylelikle Allah kimi isterse saptırır, kimi isterse yola sokar / hidayet eder, Rabbinin ordularını ancak O bilir. (19 meleği hallederiz diyenler içindir) O, ancak derili için / beşer için bir hatırlatmadır. Hayır, hayır Aya, arkasını dönüp çekip giden geceye, ağaran / aydınlanan sabaha andolsun ki O, büyük bir şeydir. Sizden sunum / takdim veya ertelenme / tehir isteyen beşer için uyarıdır. Her nefis / nefesli / soluklu kazandığının tutsağıdır / rehinidir, Yemin sahipleri / Sağ’ın halkları hariç (onlar sekarda değildirler) onlar, cennetlerdedirler, suçlulara / mücrimlere sizi sekara sokan nedir? diye sorarlar / sual ederler.
İnsan derisini yakıp kavurur.
Durmadan deriler kavurur.
İnsanı kavurup durur! dipnot 1
İnsanın derisini kavurur!
Derileri yakıp kavurur.
Derileri yakıp kavurur.
İnsan için tablolar/levhalar/ekranlar sunandır o.
Müddessir suresi, 30. ayet. عَلَيْهَا تِسْعَةَ عَشَرَ
Üzerinde on dokuz (görevli melek) vardır.
Üzerinde on dokuz vardır. dipnot 1
onun üzerinde on dokuz (melek/e) vardır.
Onun üzerinde ondokuz (güç) vardır.
Onun üzerinde on dokuz vardır!
Onun üzerinde ondokuz vardır.
Üzerinde on dokuz (muhafız melek) vardır.
Üzerinde, on dokuz vardır. dipnot 548
- İşte ben onu Sekar'a sokacağım. Sekar'ın ne olduğunu nereden bileceksin? Bırakmayan ve terk etmeyen bir ateştir. İnsanın derisini kavurur; orada ondokuz bekçi vardır.
Üzerinde ondokuz vardır. dipnot 1
Üzerinde ondokuz vardır.
Üzerinde ondokuz (bekçi melek) vardır.
Üzerinde on dokuz
Onun üzerinedir on dokuz!
Onun üzerinedir on dokuz!
Onun üzerinedir on dokuz!
Onun üzerinde ondokuz vardır.
Üzerinde on dokuz (melek) vardır.
Onun üzerinde ondokuz vardır.
(27-42) Sekar nedir? İdrak edebildin mi? Ne geriye atık kalır ne de bırakır. Beşerleri / derilileri kavurur. Onun üzerinde on dokuz vardır. Biz ateşin sahiplerini / görevlileri ni meleklerden yaptık , Onların sayılarını / adetlerini de kafirler için sınayıp ayrıştırma / fitne yaptık ki kitap verilenler yakinen inansın, iman edenlerin de imanı artsın / ziyadeleşsin, kitap verilenler ve iman edenler kuşkuya / raybeye düşmesinler, kalpleri hastalıklılar ve kafirler de Allah bu örnekle / misalle dileği / muradı nedir? desinler, böylelikle Allah kimi isterse saptırır, kimi isterse yola sokar / hidayet eder, Rabbinin ordularını ancak O bilir. (19 meleği hallederiz diyenler içindir) O, ancak derili için / beşer için bir hatırlatmadır. Hayır, hayır Aya, arkasını dönüp çekip giden geceye, ağaran / aydınlanan sabaha andolsun ki O, büyük bir şeydir. Sizden sunum / takdim veya ertelenme / tehir isteyen beşer için uyarıdır. Her nefis / nefesli / soluklu kazandığının tutsağıdır / rehinidir, Yemin sahipleri / Sağ’ın halkları hariç (onlar sekarda değildirler) onlar, cennetlerdedirler, suçlulara / mücrimlere sizi sekara sokan nedir? diye sorarlar / sual ederler.
Üzerinde on dokuz (melek) vardır.
Üzerinde ondokuz (muhafız) vardır.
Onun üzerinde on dokuz (melek) vardır dipnot 1 .
Onun üzerinde görevli on dokuz melek vardır.
Üzerinde on dokuz (melek) vardır.
Üzerinde on dokuz (melek) vardır.
Üzerinde ondokuz vardır onun.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.