Müddessir suresi · 11–30. ayetler

Yalnız yarattığım kişi ve Sekar

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Müddessir suresi, 11. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müddessir suresi, 11. ayet. ذَرْنِى وَمَنْ خَلَقْتُ وَحِيدًا

    Diyanet İşleri

    Beni, yarattığım kişiyle baş başa bırak.

    Mehmet Okuyan

    Tek başıma yarattığımla beni baş başa bırak!

    Mustafa İslamoğlu

    Beni tek başıma yarattığımla başbaşa bırak!

    Muhammed Esed

    Bana bırak yalnız yarattığım o kişi(yle uğraşma)yı,

    Ahmed Hulusi

    Beni, yalnız olarak yarattığımla (başbaşa) bırak;

    Ali Bulaç

    Kendisini tek olarak (ve yapayalnız) yarattığım (şu adam)ı Bana bırak;

    Ali Özek ve heyeti

    Tek olarak yaratıp, o kimseyi bana bırak!

    Ali Rıza Safa

    Tek başına yarattığım kişiyi Bana bırak!

    Bayraktar Bayraklı

    - Tek olarak yarattığım, kendisine geniş servet ve gözü önünde duran oğullar verdiğim, kendisi için nimetleri serdikçe serdiğim o kişiyi bana bırak!

    Edip Yüksel

    Bir birey olarak yarattığım kişiyi bana bırak.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bir birey olarak yarattığım kişiyi bana bırak.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bana bırak temtek olarak yarattığım o herifi,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bırak bana o herifi ki yarattım da temtek

    Erhan Aktaş

    Tek olarak yarattığım kişiyi Bana bırak. dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hiçbir şeye sahip değilken; birçok şeye sahip kıldığım kişiyi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Tek olarak yarattığım kişiyi Bana bırak. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hiçbir şeye sahip değilken; birçok şeye sahip kıldığım kişiyi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Tek olarak yarattığım kişiyi Bana bırak. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hiçbir şeye sahip değilken; birçok şeye sahip kıldığım kişiyi.

    Gültekin Onan

    Kendisini tek olarak (ve yapayalnız) yarattığım (şu adam)ı bana bırak;

    Hasan Basri Çantay

    (11-12-13-14) Bir tek (ya'ni nev'i şahsına münhasır) olarak yaratdığını, kendisine uzun boylu mal ve (yanında ve toplantılarda daima) haazır bulunmak üzere oğullar verdiğim, (yaşayışını, ömrünü, evladlarını) yaydığım (bol bol ihsan etdiğim o kafir adam) ı bana bırak.

    İbni Kesir

    Bırak Beni ve yarattıklarımı tek başına.

    Mehmet Alagaş

    (8-26) Sura üfürüldüğünde, işte bugün, zorluk günüdür, kafirlere kolay değildir. Bana bırak, tek olarak yarattığım kişiyi, uzun uzadıya ona mal yaptığımı, şahit olunan çocuklar /oğullar, döşedikçe döşenmiş /genişlik verdiğim kişiyi, sonra, daha da artırmamı umar, Yoo, h ayır, hayır, mutlaka o ayetlerimize karşı inatlaşırdı. Onu sarp yola / yokuş yola sardıracağım . Mutlaka o ölçüp biçti ve ayarladı / takdir etti. Geberesice / katledilesice nasıl bir takdir etmekse, sonra, geberesice nasıl bir takdir etmekse. Sonra baktı sonra kaş çattı/yüzünü asıklaştırdı ekşitti / buruşturdu. Sonra dübürünü / ardını döndü ve büyüklendi / kibirlendi. Kesinlikle bu devamlı nakledilen / geçmişten kalan bir sihirdir. Bu ancak bir beşer /derili sözüdür dedi. Onu sekara (deri kavurana) sokacağım / yaslayacağım.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Beni, yarattığım kişiyle baş başa bırak.

    Süleyman Ateş

    Benimle şu adamı yalnız bırak ki ben onu tek olarak yarattım.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Tek olarak yarattığım o kişiyi dipnot 1 bana bırak dipnot 2 !

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Velid b. Mugire (الوليد بن المغيرة) Ebu Abdişems el-Velid b. el-Mugire b. Abdillah el-Mahzumi (ö. 1/622) Nebimiz'in ve İslamiyet'in azılı düşmanlarından biri miladi 530 yılı civarında Mekke'de doğdu. Babası Mugire, Kureyş içerisinde zenginliği ve cömertliğiyle tanınırdı. Onun kabiledeki mevkii dolayısıyla çocuklarına Beni Mugire denilmiş ve Mugiri nisbesiyle anılmışlardır. Bunlar şan, şeref, şöhret ve zenginlik bakımından ayrı bir zümre teşkil ediyordu. Resul-i Ekrem'in babaannesi Fatıma bint Amr b. Aiz, Mahzumoğulları'na mensup olduğu için dayıları adına Abdülmuttalib'in, oğlu Abdullah'ı kurban etmesini engelleyenler arasında Mugire de vardı. Velid annesi Sahra'ya nisbetle İbnü's-Sahra diye de anılır. Velid aklı, dirayeti, güzel konuşması, gelişmiş şiir zevki, çocuklarının fazlalığı ve zenginliğiyle de Kureyş içerisinde temayüz etmişti. Onun Mekke ile Taif arasındaki sulanabilen bahçelerinde yıl boyunca meyve ve sebze yetiştirilirdi. Ticaretle de uğraşan Velid'in aynı zamanda demirci olduğu zikredilir (İbn Kuteybe, s. 575). Velid, Haşimoğulları ile rekabet etmek için hac zamanı Mina'da büyük bir ateş yaktırır ve hacılara yemek ikram ederdi. Velid'in kendisiyle tartışılmasına izin vermediği, bedevilerin onu methederken 12.000 dinardan fazla serveti bulunduğunu söyledikleri kaydedilir (Süheyli, III, 80). Onun Kureyş nezdindeki itibarını gösteren iki olaya işaret etmek gerekir. Bunlardan biri, Kureyş'in reisi Abdülmuttalib'in vefatı üzerine kendisiyle birlikte kabileden üç kişinin onun yerini almak istediğini göstermek için Kabe'nin avlusuna oturmasıdır (diğer ikisi Ebu Talib ile Abdullah b. Cüd‘an idi; Ya‘kubi, II, 10). İkincisi Hz. Muhammed'in Hacerülesved'i yerine koyanlar arasında yer aldığı, Kabe'nin yıkılıp yeniden yapılması esnasında Kureyşliler'in Kabe'yi yıkmaktan çekinmesi üzerine Velid'in mabedin duvarına çıkıp, "Biz ancak iyilik ve hayır istiyoruz" diyerek kendi kabilesine düşen kısımdan bir bölümü yıkmasıdır. Kureyşliler, ancak onun başına bir felaket gelip gelmeyeceğini bir süre bekledikten sonra yıkım işine başlayabildi (İbn Hişam, I, 195). Yine Kabe'nin yapımı için para toplanırken Velid, Mekkeliler'den helal kazançlarından sarfetmelerini, riba ve zulümle elde edilen paraları bu işe karıştırmamalarını istedi. Diğer taraftan her yıl değiştirilen Kabe örtüsünü bir yıl kendisinin, bir yıl diğer Kureyş liderlerinin değiştirmesinden dolayı "Idlü Kureyş" (Kureyş'in dengi) unvanını taşıyor ve Yemen'den getirttiği kumaşla bu örtüyü değiştiriyordu (Ezraki, I, 251-252; Belazüri, I,133). Kaynaklarda bir hırsızın elini kesmesi, ilk defa kasame usulüne başvurması gibi icraatlarından dolayı "hükkamü'l-Arab"dan kabul edilir (İbn Habib, el-Muĥabber, s. 132, 337-338; el-Münemmaķ, s. 368; Belazüri, I, 133). Ayrıca Velid, kendisi şarap içmediği gibi aile fertlerine de içmeyi yasaklayan ve Kabe'ye girerken pabuçlarını çıkaran ilk kişidir (İbn Habib, el-Muĥabber, s. 335-337; İbn Kuteybe, s. 551-552). Kureyşliler ona "vahid" (tek), "kurretü ayni Kureyş" (Kureyş'in göz bebeği) ve "seyyidi" (efendimiz) gibi sıfatlar vermişti. Velid b. Mugire, Hz. Peygamber'in davetini kabul etmedi ve kendisine şiddetle karşı çıktı. Kibir, bencillik ve ihtirası yüzünden şirk ile ruhu kirlenip tabiatı bozulduğundan Kur'an-ı Kerim için sihir dedi, Kur'an'ın hasmı ve Resul-i Ekrem'in rakibi oldu. Putperestliğin hamisi Ebu Cehil'e akıl hocalığı yaptı. Kendisinin, "Nasıl olur, ben Kureyş kabilesinin büyüğü ve başkanı olduğum halde bir kenara bırakılayım da Muhammed'e vahiy gelsin! Nasıl olur, Ebu Mes‘ud Amr b. Umeyr es-Sekafi kabilesinin reisi de bir yana bırakılsın!" şeklindeki sözlerine Kur'an'da şöyle cevap verilir: "Gerçeğin bilgisi gelince, ‘Bu bir büyü, biz bunu kabul etmiyoruz. Bu Kur'an şu iki şehirden büyük bir kişiye indirilseydi ya!' dediler. Rabbinin rahmetini paylaştırmak onlara mı düşmüş? Dünya hayatında onların geçimliklerini biz paylaştırdık …" (Zuhruf 43/30-31; ayrıca bk. En‘am 6/123-124; İbn Hişam, I, 361; Taberi, XXV, 39-41). Velid, Kureyşliler'in Resulullah'a karşı düşmanca faaliyetlerine aktif biçimde katıldı. Hz. Peygamber'in amcası Ebu Talib'e üç defa başvuran Kureyş heyetinde o da yer aldı. Üçüncü gidişlerinde Velid yanına genç ve yakışıklı oğlu Umare'yi de aldı. Heyettekiler, Ebu Talib'den, Hz. Muhammed'in yerine bu genci alıp öldürülmek üzere yeğenini kendilerine teslim etmesini istediler. Ebu Talib bu teklifi şiddetle reddetti (İbn Hişam, I, 266-268; Umare için bk. Süheyli, III, 252-255; Fayda, s. 81-84). İbn Habib, Kureyş kabilesine mensup sekiz zındık arasında Velid'i de zikreder ve bunların sapık düşüncelerini Hireli bir hıristiyandan öğrendiklerini yazar (el-Muĥabber, s. 337). Cahiliye devri şiirini ve Arap dilinin inceliklerini çok iyi bilen Velid, hac mevsiminde Mekke'ye gelecek kişilere söylenmek üzere Kureyşliler'in Muhammed hakkında bir fikir etrafında toplanmalarını istemişti. Kendi görüşünün oluşması için günlerce düşündü; Kureyşliler'in ileri sürdüğü kahin, deli, şair gibi nitelemelerin doğru olmadığının hemen anlaşılacağını belirttikten sonra, "En iyisi onun evladı babadan, kardeşi kardeşten, karıyı kocadan, kişiyi ailesinden ayıran bir büyücü olduğunu söyleyelim" dedi. Bu iddialar üzerine şu ayetler nazil oldu: "Yarattığım o kişiyi tek başına bana bırak; geniş bir; geniş bir ervet ve gözü önünde duran oğullar verdiğim, kendisine nimetleri serdikçe serdiğim, arkasından daha fazla vermemi bekleyen kişiyi. Hayır, umduğu gibi olmayacak. Çünkü o bizim ayetlerimize karşı inatla direnmektedir. Ben de onu sarp bir yokuşa süreceğim. Zira o düşündü taşındı, ölçtü biçti. Kahrolsun, ne biçim ölçme biçme bu! Ardından yine kahrolsun, ne biçim ölçtü biçti! Sonra baktı, sonra kaşlarını çattı, suratını astı. En sonunda arkasını dönüp gitti ve kibrine yenildi. ‘Bu' dedi, ‘olsa olsa eskilerden nakledilmiş bir sihirdir; bu bildiğiniz insan sözünden başka bir şey değildir.' Ben onu cehenneme sokacağım …" (Müddessir 74/11-26).
    2. metne dön, dipnot 2
      Herkes, onun gibi tek olarak yaratılır.

    Şaban Britch

    Beni, yarattığım kimse ile yalnız bırak.

    Şaban Piriş

    Beni, yarattığım kimse ile yalnız bırak.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Benimle, yarattığım kişiyi baş başa bırak!

  2. Müddessir suresi, 12. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müddessir suresi, 12. ayet. وَجَعَلْتُ لَهُۥ مَالًا مَّمْدُودًا

    Diyanet İşleri

    (12-13) Ona bol mal ve gözü önünde duran oğullar verdim.

    Mehmet Okuyan

    Ona çok mal verdim.

    Mustafa İslamoğlu

    Ki, geniş maddi imkanlar vermiştim ona!

    Muhammed Esed

    kendisine geniş imkanlar verdiğim,

    Ahmed Hulusi

    Kendisine zenginlik oluşturduğumu;

    Ali Bulaç

    Ki Ben ona, 'alabildiğine geniş kapsamlı bir mal' (servet) verdim.

    Ali Özek ve heyeti

    Kendisine geniş servet

    Ali Rıza Safa

    Ona varlık verdim.

    Bayraktar Bayraklı

    - Tek olarak yarattığım, kendisine geniş servet ve gözü önünde duran oğullar verdiğim, kendisi için nimetleri serdikçe serdiğim o kişiyi bana bırak!

    Edip Yüksel

    Ona hem zenginlik verdim,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ona hem zenginlik verdim,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    kendisine uzun boylu servet verdim,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem uzun boylu mal verdim

    Erhan Aktaş

    Ona hesapsız mal verdim;

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ona hesapsız mal verdim;

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ona hesapsız mal verdim;

    Gültekin Onan

    Ki ben ona, 'alabildiğine geniş kapsamlı bir mal' (servet) verdim.

    Hasan Basri Çantay

    (11-12-13-14) Bir tek (ya'ni nev'i şahsına münhasır) olarak yaratdığını, kendisine uzun boylu mal ve (yanında ve toplantılarda daima) haazır bulunmak üzere oğullar verdiğim, (yaşayışını, ömrünü, evladlarını) yaydığım (bol bol ihsan etdiğim o kafir adam) ı bana bırak.

    İbni Kesir

    Kendisine bol bol mal verdiğimi,

    Mehmet Alagaş

    (8-26) Sura üfürüldüğünde, işte bugün, zorluk günüdür, kafirlere kolay değildir. Bana bırak, tek olarak yarattığım kişiyi, uzun uzadıya ona mal yaptığımı, şahit olunan çocuklar /oğullar, döşedikçe döşenmiş /genişlik verdiğim kişiyi, sonra, daha da artırmamı umar, Yoo, h ayır, hayır, mutlaka o ayetlerimize karşı inatlaşırdı. Onu sarp yola / yokuş yola sardıracağım . Mutlaka o ölçüp biçti ve ayarladı / takdir etti. Geberesice / katledilesice nasıl bir takdir etmekse, sonra, geberesice nasıl bir takdir etmekse. Sonra baktı sonra kaş çattı/yüzünü asıklaştırdı ekşitti / buruşturdu. Sonra dübürünü / ardını döndü ve büyüklendi / kibirlendi. Kesinlikle bu devamlı nakledilen / geçmişten kalan bir sihirdir. Bu ancak bir beşer /derili sözüdür dedi. Onu sekara (deri kavurana) sokacağım / yaslayacağım.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ona ardı arkası kesilmeyen bir servet verdim.

    Süleyman Ateş

    Ona uzun boylu mal verdim.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ona ardı arkası kesilmeyen malllar,

    Şaban Britch

    Ona pek çok mal verdim.

    Şaban Piriş

    Ona pek çok mal verdim.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hesapsız bir mal verdim ona.

  3. Müddessir suresi, 13. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müddessir suresi, 13. ayet. وَبَنِينَ شُهُودًا

    Diyanet İşleri

    (12-13) Ona bol mal ve gözü önünde duran oğullar verdim.

    Mehmet Okuyan

    Göz önünde olan çocuklar (verdim).

    Mustafa İslamoğlu

    Bir de (cömertliğimin) şahitleri olan çocuklar...

    Muhammed Esed

    ve (sevginin) şahitleri olarak çocuklar,

    Ahmed Hulusi

    Önünde dolaşan oğullar verdiğimi;

    Ali Bulaç

    Göz önünde hazır çocuklar (verdim).

    Ali Özek ve heyeti

    ve gözü önünde duran oğullar verdiğim,

    Ali Rıza Safa

    Gözünün önünde oğullar.

    Bayraktar Bayraklı

    - Tek olarak yarattığım, kendisine geniş servet ve gözü önünde duran oğullar verdiğim, kendisi için nimetleri serdikçe serdiğim o kişiyi bana bırak!

    Edip Yüksel

    Hem de gözü önünde çocuklar...

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Hem de gözü önünde çocuklar...

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    göz önünde oğulları,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem göz önünde oğullar

    Erhan Aktaş

    Ve her zaman yanında olan evlatlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve her zaman yanında olan evlatlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve her zaman yanında olan evlatlar.

    Gültekin Onan

    Göz önünde hazır çocuklar (verdim).

    Hasan Basri Çantay

    (11-12-13-14) Bir tek (ya'ni nev'i şahsına münhasır) olarak yaratdığını, kendisine uzun boylu mal ve (yanında ve toplantılarda daima) haazır bulunmak üzere oğullar verdiğim, (yaşayışını, ömrünü, evladlarını) yaydığım (bol bol ihsan etdiğim o kafir adam) ı bana bırak.

    İbni Kesir

    Görülen oğullar verdiğimi,

    Mehmet Alagaş

    (8-26) Sura üfürüldüğünde, işte bugün, zorluk günüdür, kafirlere kolay değildir. Bana bırak, tek olarak yarattığım kişiyi, uzun uzadıya ona mal yaptığımı, şahit olunan çocuklar /oğullar, döşedikçe döşenmiş /genişlik verdiğim kişiyi, sonra, daha da artırmamı umar, Yoo, h ayır, hayır, mutlaka o ayetlerimize karşı inatlaşırdı. Onu sarp yola / yokuş yola sardıracağım . Mutlaka o ölçüp biçti ve ayarladı / takdir etti. Geberesice / katledilesice nasıl bir takdir etmekse, sonra, geberesice nasıl bir takdir etmekse. Sonra baktı sonra kaş çattı/yüzünü asıklaştırdı ekşitti / buruşturdu. Sonra dübürünü / ardını döndü ve büyüklendi / kibirlendi. Kesinlikle bu devamlı nakledilen / geçmişten kalan bir sihirdir. Bu ancak bir beşer /derili sözüdür dedi. Onu sekara (deri kavurana) sokacağım / yaslayacağım.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Gözlerinin önünde duran oğullar verdim.

    Süleyman Ateş

    Göz önünde oğullar (verdim).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yanından ayrılmayan oğullar dipnot 1 verdim.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arapça'da kızlardan oluşan bir topluluğun içinde bir tane oğlan olsa, o topluluğa erkek zamir gider. Dolayısıyla ayette belirtilen "oğullar (beni)" erkek ve kız evlatlar anlamına gelir. Aynı kullanım şekli "İsrailoğulları (beni israil)" geçen ayetlerde de vardır ve Yakub'un (a.s.) soyundan gelen kadın ve erkekler anlamına gelir. Türkçe'de de ‘oğul' ve ‘adam' kelimelerinin hem kadın hem erkekleri ifade edecek şekilde kullanımı vardır. Örneğin: karamanoğulları, bilim adamı, işa damı. Son yıllarda cinsiyet ayrımcılığı konusunda yaşanan gelişmeler nedeniyle bu konuda bir duyarlılık oluşmuş ve toplum nezdinde içinde kadın olan topluluğa erkek zamir kullanılmasına yönelik bir tavır sergilenmeye başlanmıştır. Bu haklı tavır nedeniyle Kur'an metnine ön yargılı davranabilecek Türk okuyucuyu bilgilendirmek, onu bir nebze olsun ön yargılardan uzak ve dil bilimine uygun bir yaklaşımla ayetleri okuyabilmesine yardımcı olabilmek üzere bu ek açıklamaya ihtiyaç duyulmuştur. Her dilin kendine has kuralları ve yapısı vardır. Kur'an Arapça olarak indirildiğinden o dilin kurallarına uygundur. Erkek zamirli ifadelerin kullanılmış olması o dili kullanan topluluğun ayrımcılığına delil olabilir ancak o dilde indirilen kutsal kitapların cinsiyet ayrımcılığına delil olmaz. Bu örneğin tam zıttı olarak, Arapça'da, bir topluluk için "kızlar, kadınlar' ifadesi kullanıldığı takdirde o topluluğun içinde hiç erkek yoktur.

    Şaban Britch

    Göz önünde hazır oğullar verdim.

    Şaban Piriş

    Göz önünde oğullar verdim.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Göz doyurucu oğullar verdim.

  4. Müddessir suresi, 14. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müddessir suresi, 14. ayet. وَمَهَّدتُّ لَهُۥ تَمْهِيدًا

    Diyanet İşleri

    Kendisine alabildiğine imkanlar sağladım.

    Mehmet Okuyan

    Her şeyi önüne serdim.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve onu bir (bebek gibi) eleyip belemiştim;

    Muhammed Esed

    ve hayatına geniş bir ufuk açtığım:

    Ahmed Hulusi

    Kendisine alabildiğine genişlik ve bolluk yaşattığımı!

    Ali Bulaç

    Ve sayısız imkan ve fırsatları önüne serdim.

    Ali Özek ve heyeti

    kendisi için (nimetleri önüne) serdikçe serdiğim

    Ali Rıza Safa

    Ve geniş olanaklar verdim.

    Bayraktar Bayraklı

    - Tek olarak yarattığım, kendisine geniş servet ve gözü önünde duran oğullar verdiğim, kendisi için nimetleri serdikçe serdiğim o kişiyi bana bırak!

    Edip Yüksel

    Ona nimetler yağdırdım.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ona nimetler yağdırdım.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    hem kendisine bir döşeyiş döşedim (şeref ve itibar verdim)!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem kendisine bir döşeyip döşedim

    Erhan Aktaş

    Ona, geniş imkanlar sağladım.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ona, geniş imkanlar sağladım.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ona, geniş imkanlar sağladım.

    Gültekin Onan

    Ve sayısız imkan ve fırsatları önüne serdim.

    Hasan Basri Çantay

    (11-12-13-14) Bir tek (ya'ni nev'i şahsına münhasır) olarak yaratdığını, kendisine uzun boylu mal ve (yanında ve toplantılarda daima) haazır bulunmak üzere oğullar verdiğim, (yaşayışını, ömrünü, evladlarını) yaydığım (bol bol ihsan etdiğim o kafir adam) ı bana bırak.

    İbni Kesir

    Ve onun için yaydıkça yaydığımı.

    Mehmet Alagaş

    (8-26) Sura üfürüldüğünde, işte bugün, zorluk günüdür, kafirlere kolay değildir. Bana bırak, tek olarak yarattığım kişiyi, uzun uzadıya ona mal yaptığımı, şahit olunan çocuklar /oğullar, döşedikçe döşenmiş /genişlik verdiğim kişiyi, sonra, daha da artırmamı umar, Yoo, h ayır, hayır, mutlaka o ayetlerimize karşı inatlaşırdı. Onu sarp yola / yokuş yola sardıracağım . Mutlaka o ölçüp biçti ve ayarladı / takdir etti. Geberesice / katledilesice nasıl bir takdir etmekse, sonra, geberesice nasıl bir takdir etmekse. Sonra baktı sonra kaş çattı/yüzünü asıklaştırdı ekşitti / buruşturdu. Sonra dübürünü / ardını döndü ve büyüklendi / kibirlendi. Kesinlikle bu devamlı nakledilen / geçmişten kalan bir sihirdir. Bu ancak bir beşer /derili sözüdür dedi. Onu sekara (deri kavurana) sokacağım / yaslayacağım.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kendisi için (dünya nimetlerini) yaydıkça yaydım.

    Süleyman Ateş

    Kendisine bir döşeyiş döşedim.

    Süleymaniye Vakfı

    Her türlü imkanı önüne serdim dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın bolca nimet vermesine rağmen nankörlük eden bir başka kişinin durumu Kasas 28/76-82. ayetlerde anlatılmaktadır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Her şeyi önüne serdim.

    Şaban Britch

    Ona döşeyip, verdikçe verdim.

    Şaban Piriş

    Ona verdikçe verdim.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Alabildiğine imkanlar döşedim onun için.

  5. Müddessir suresi, 15. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müddessir suresi, 15. ayet. ثُمَّ يَطْمَعُ أَنْ أَزِيدَ

    Diyanet İşleri

    Sonra da o hırsla daha da artırmamı umar.

    Mehmet Okuyan

    (Ama) ardından o (kişi, ona verdiğim nimetlerimi) daha da artırmamı ister.

    Mustafa İslamoğlu

    şimdi de kalkmış hırsla daha fazlasını istiyor.

    Muhammed Esed

    buna rağmen o, hala ihtirasla verdiğimden daha fazlasını istiyor!

    Ahmed Hulusi

    Üstelik (hırs ile) daha da arttırmamı umar!

    Ali Bulaç

    Sonra, daha arttırmam için tamah eder (doyumsuz istekte bulunur).

    Ali Özek ve heyeti

    üstelik o (nimetlerimi) daha da arttırmamı umuyor.

    Ali Rıza Safa

    Yine de çoğaltmamı istiyor.

    Bayraktar Bayraklı

    Bütün bunlardan sonra, kendisine verdiklerimi daha da arttırmamı istiyor.

    Edip Yüksel

    Buna rağmen, daha fazlasını istiyor.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Buna rağmen, daha fazlasını istiyor.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonra o daha da arttırmamın hırsı içindedir!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sonra da tama' eder ki daha artırayım

    Erhan Aktaş

    Sonra hırsla daha da artırmamı ister.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sonra hırsla daha da artırmamı ister.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra hırsla daha da artırmamı ister.

    Gültekin Onan

    Sonra, daha arttırmam için tamah eder (doyumsuz istekte bulunur).

    Hasan Basri Çantay

    Sonra da o (bütün bunlara rağmen) hırs ile daha da artırmamı ister.

    İbni Kesir

    Sonra daha da artırmamı umar o.

    Mehmet Alagaş

    (8-26) Sura üfürüldüğünde, işte bugün, zorluk günüdür, kafirlere kolay değildir. Bana bırak, tek olarak yarattığım kişiyi, uzun uzadıya ona mal yaptığımı, şahit olunan çocuklar /oğullar, döşedikçe döşenmiş /genişlik verdiğim kişiyi, sonra, daha da artırmamı umar, Yoo, h ayır, hayır, mutlaka o ayetlerimize karşı inatlaşırdı. Onu sarp yola / yokuş yola sardıracağım . Mutlaka o ölçüp biçti ve ayarladı / takdir etti. Geberesice / katledilesice nasıl bir takdir etmekse, sonra, geberesice nasıl bir takdir etmekse. Sonra baktı sonra kaş çattı/yüzünü asıklaştırdı ekşitti / buruşturdu. Sonra dübürünü / ardını döndü ve büyüklendi / kibirlendi. Kesinlikle bu devamlı nakledilen / geçmişten kalan bir sihirdir. Bu ancak bir beşer /derili sözüdür dedi. Onu sekara (deri kavurana) sokacağım / yaslayacağım.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Daha da artırmamı umuyor.

    Süleyman Ateş

    Hala daha da artırmama göz dikiyor.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hala da artırmamı bekliyor!

    Şaban Britch

    Daha da artırmamı umuyor.

    Şaban Piriş

    Daha da artırmamı umuyor.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Tüm bunlardan sonra hırs ile daha da artırmamı istiyor.

  6. Müddessir suresi, 16. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müddessir suresi, 16. ayet. كَلَّآ إِنَّهُۥ كَانَ لِـَٔايَٰتِنَا عَنِيدًا

    Diyanet İşleri

    Hayır, umduğu gibi olmayacak. Çünkü o, bizim ayetlerimize karşı inatçıdır.

    Mehmet Okuyan

    Hayır! Şüphesiz ki o, ayetlerimize karşı inatçıydı.

    Mustafa İslamoğlu

    Öyle yağma yok! Madem ki o ayetlerimiz inatla (inkara) saplanmıştır.

    Muhammed Esed

    Evet, o, kendini ayetlerimize karşı bilerek, inatla şartlandırmıştır;

    Ahmed Hulusi

    Hayır (asla)! Muhakkak ki o işaretlerimize karşı çok inatçıdır.

    Ali Bulaç

    Hayır; çünkü o, Bizim ayetlerimize karşı 'kesin bir inatçıdır."

    Ali Özek ve heyeti

    Asla (ummasın)! Çünkü o, bizim âyetlerimize karşı alabildiğine inatçıdır.

    Ali Rıza Safa

    Asla! Aslında, ayetlerimize karşı inatçı kesildi.

    Bayraktar Bayraklı

    Hayır, iş sanıldığı gibi değil. O, bizim ayetlerimize karşı bir inatçı kesildi.

    Edip Yüksel

    Asla, çünkü o, ayetlerimize karşı bir inatçı kesildi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Asla, çünkü o, ayetlerimize karşı bir inatçı kesildi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hayır! O Bizim ayetlerimize karşı alabildiğine inatçı kesildi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hayır, çünkü o bizim ayetlerimize bir anud kesildi

    Erhan Aktaş

    Hayır, asla! O Biz'im ayetlerimize karşı inat etti.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hayır, asla! O Bizim ayetlerimize karşı inat etti.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hayır, asla! O Bizim ayetlerimize karşı inat etti.

    Gültekin Onan

    Hayır; çünkü o, bizim ayetlerimize karşı 'kesin bir inatçıdır'.

    Hasan Basri Çantay

    Hayır (kat'iyyen artırmayacağım). Çünkü o, bizim ayetlerimize karşı alabildiğine bir inadcı (kesilmiş) dir.

    İbni Kesir

    Hayır; çünkü o, ayetlerimize karşı bir inatçı kesildi.

    Mehmet Alagaş

    (8-26) Sura üfürüldüğünde, işte bugün, zorluk günüdür, kafirlere kolay değildir. Bana bırak, tek olarak yarattığım kişiyi, uzun uzadıya ona mal yaptığımı, şahit olunan çocuklar /oğullar, döşedikçe döşenmiş /genişlik verdiğim kişiyi, sonra, daha da artırmamı umar, Yoo, h ayır, hayır, mutlaka o ayetlerimize karşı inatlaşırdı. Onu sarp yola / yokuş yola sardıracağım . Mutlaka o ölçüp biçti ve ayarladı / takdir etti. Geberesice / katledilesice nasıl bir takdir etmekse, sonra, geberesice nasıl bir takdir etmekse. Sonra baktı sonra kaş çattı/yüzünü asıklaştırdı ekşitti / buruşturdu. Sonra dübürünü / ardını döndü ve büyüklendi / kibirlendi. Kesinlikle bu devamlı nakledilen / geçmişten kalan bir sihirdir. Bu ancak bir beşer /derili sözüdür dedi. Onu sekara (deri kavurana) sokacağım / yaslayacağım.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Asla! Çünkü o ayetlerimize karşı çok inatçıdır.

    Süleyman Ateş

    Hayır, çünkü o bizim ayetlerimize karşı bir inatçı kesildi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Asla! Çünkü o, ayetlerimiz karşısında inatçılık ediyor.

    Şaban Britch

    Asla! Çünkü o, ayetlerimize karşı inatçı oldu.

    Şaban Piriş

    -Asla, çünkü o, ayetlerimize karşı inatçı oldu.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hayır, iş sanıldığı gibi değil! O, bizim ayetlerimize karşı bir inatçı kesildi.

  7. Müddessir suresi, 17. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müddessir suresi, 17. ayet. سَأُرْهِقُهُۥ صَعُودًا

    Diyanet İşleri

    Ben onu dimdik bir yokuşa sardıracağım.

    Mehmet Okuyan

    Onu ileride sarp bir yokuşa sardıracağım!

    Mustafa İslamoğlu

    Ben de onu sarp yokuşa süreceğim.

    Muhammed Esed

    (bu nedenle) onu acı veren çetin bir yokuşa süreceğim!

    Ahmed Hulusi

    Onu saud'a (sarp bir yokuş) mecbur edeceğim.

    Ali Bulaç

    Onu alabildiğine sarp bir yokuşa süreceğim.

    Ali Özek ve heyeti

    Ben onu sarp bir yokuşa sardıracağım!

    Ali Rıza Safa

    Yakında, sarp bir yokuşa süreceğim onu.

    Bayraktar Bayraklı

    Ben onu dik bir yokuşa süreceğim.

    Edip Yüksel

    Onu sarp bir yokuşa sardıracağım.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onu sarp bir yokuşa sardıracağım.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ben onu dimdik sarpa sardıracağım...

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ben onu dimdik sarpa sardıracağım

    Erhan Aktaş

    Onu sarp bir yokuşa sardıracağım.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onu sarp bir yokuşa sardıracağım.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onu sarp bir yokuşa sardıracağım.

    Gültekin Onan

    Onu alabildiğine sarp bir yokuşa süreceğim.

    Hasan Basri Çantay

    Ben onu sarp bir yokuşa sardıracağım.

    İbni Kesir

    Ben; onu sarp bir yokuşa sardıracağım.

    Mehmet Alagaş

    (8-26) Sura üfürüldüğünde, işte bugün, zorluk günüdür, kafirlere kolay değildir. Bana bırak, tek olarak yarattığım kişiyi, uzun uzadıya ona mal yaptığımı, şahit olunan çocuklar /oğullar, döşedikçe döşenmiş /genişlik verdiğim kişiyi, sonra, daha da artırmamı umar, Yoo, h ayır, hayır, mutlaka o ayetlerimize karşı inatlaşırdı. Onu sarp yola / yokuş yola sardıracağım . Mutlaka o ölçüp biçti ve ayarladı / takdir etti. Geberesice / katledilesice nasıl bir takdir etmekse, sonra, geberesice nasıl bir takdir etmekse. Sonra baktı sonra kaş çattı/yüzünü asıklaştırdı ekşitti / buruşturdu. Sonra dübürünü / ardını döndü ve büyüklendi / kibirlendi. Kesinlikle bu devamlı nakledilen / geçmişten kalan bir sihirdir. Bu ancak bir beşer /derili sözüdür dedi. Onu sekara (deri kavurana) sokacağım / yaslayacağım.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onu sarp bir yokuşa zorlayıp süreceğim.

    Süleyman Ateş

    Onu dimdik bir yokuşa sardıracağım.

    Süleymaniye Vakfı

    Onu dik bir yokuşa süreceğim dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Onun için her şeyi zorlaştıracağım" anlamındadır. Allah, yoldan çıktığını onaylamadan önce herkesi uyarır, yaptığı işin kötülüğünü içine ilham eder ve vazgeçsin diye içinde bir sıkıntı oluşturur (En'am 6/125, Şems 91/8).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onu dik yokuşa süreceğim.

    Şaban Britch

    Onu sarp bir yokuşa zorlayıp, süreceğim.

    Şaban Piriş

    Onu sarp bir yokuşa süreceğim.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ben onu dik bir yola süreceğim.

  8. Müddessir suresi, 18. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müddessir suresi, 18. ayet. إِنَّهُۥ فَكَّرَ وَقَدَّرَ

    Diyanet İşleri

    Çünkü o, düşündü taşındı, ölçtü biçti.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki o, düşündü ve ölçüp biçti.

    Mustafa İslamoğlu

    Çünkü o (vahiy hakkında) sığ ve yanlış düşündü, ölçüp biçti;

    Muhammed Esed

    Bakınız, (mesajlarımız hakikati inkara şartlanmış olan birine aktarıldığında, onları nasıl çürüteceğini) düşünür ve (onu) hesaplar,

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki o düşündü ve takdir etti!

    Ali Bulaç

    Çünkü o, düşündü ve bir ölçü tesbit etti.

    Ali Özek ve heyeti

    Zira o, düşündü taşındı, ölçtü biçti.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, düşündü; ölçtü biçti.

    Bayraktar Bayraklı

    - Zira o, düşündü ve ölçtü biçti. Geberesice, nasıl ölçtü biçti! Lanet olası nasıl ölçtü biçti!

    Edip Yüksel

    Nitekim o düşündü; ölçtü biçti.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Nitekim o düşündü; ölçtü biçti.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Çünkü o bir düşündü, ölçtü biçti.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Çünkü o bir düşündü, ölçtü biçti

    Erhan Aktaş

    Düşündü ve karar verdi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Düşündü ve karar verdi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Düşündü ve karar verdi.

    Gültekin Onan

    Çünkü o, düşündü (fekkere) ve bir ölçü tesbit etti.

    Hasan Basri Çantay

    Çünkü o (Kur'an hakkında ne diyeceğini) uzun uzadıya düşündü, (kendine göre guya bir) ölçü koydu.

    İbni Kesir

    Doğrusu o, düşündü ve ölçüp biçti.

    Mehmet Alagaş

    (8-26) Sura üfürüldüğünde, işte bugün, zorluk günüdür, kafirlere kolay değildir. Bana bırak, tek olarak yarattığım kişiyi, uzun uzadıya ona mal yaptığımı, şahit olunan çocuklar /oğullar, döşedikçe döşenmiş /genişlik verdiğim kişiyi, sonra, daha da artırmamı umar, Yoo, h ayır, hayır, mutlaka o ayetlerimize karşı inatlaşırdı. Onu sarp yola / yokuş yola sardıracağım . Mutlaka o ölçüp biçti ve ayarladı / takdir etti. Geberesice / katledilesice nasıl bir takdir etmekse, sonra, geberesice nasıl bir takdir etmekse. Sonra baktı sonra kaş çattı/yüzünü asıklaştırdı ekşitti / buruşturdu. Sonra dübürünü / ardını döndü ve büyüklendi / kibirlendi. Kesinlikle bu devamlı nakledilen / geçmişten kalan bir sihirdir. Bu ancak bir beşer /derili sözüdür dedi. Onu sekara (deri kavurana) sokacağım / yaslayacağım.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Çünkü o; düşündü, ölçtü, biçti.

    Süleyman Ateş

    Zira o düşündü, ölçtü, biçti.

    Süleymaniye Vakfı

    Çünkü o (Kur'an hakkında ne diyeceğini) düşündü taşındı, ölçtü biçti.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O düşündü, ölçtü biçti.

    Şaban Britch

    Çünkü o düşündü, ölçtü ve biçti.

    Şaban Piriş

    Çünkü o düşündü ve karar verdi..

    Yaşar Nuri Öztürk

    Derin derin düşündü o; ölçtü biçti.

  9. Müddessir suresi, 19. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müddessir suresi, 19. ayet. فَقُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ

    Diyanet İşleri

    Kahrolası nasıl da ölçtü biçti!

    Mehmet Okuyan

    Kahrolası, nasıl da ölçüp biçti!

    Mustafa İslamoğlu

    Canı çıkası, nasıl da ölçüp biçti!

    Muhammed Esed

    kendini de mahveder böyle hesaplar yaparak:

    Ahmed Hulusi

    Ölesi (de hakikati göresi) nasıl takdir etti!

    Ali Bulaç

    Kahrolası, nasıl bir ölçü koydu?

    Ali Özek ve heyeti

    Canı çıkasıca, ne biçim ölçtü biçti!

    Ali Rıza Safa

    Yok olası! Nasıl da ölçtü biçti?

    Bayraktar Bayraklı

    - Zira o, düşündü ve ölçtü biçti. Geberesice, nasıl ölçtü biçti! Lanet olası nasıl ölçtü biçti!

    Edip Yüksel

    Kahrolası, ne biçim ölçüp biçti.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kahrolası, ne biçim ölçüp biçti.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kahrolası, nasıl ölçüp biçti!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Kahrolası nasıl biçti

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O mahvoldu, nasıl bir karar verdi! dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'a karşı nasıl haince plan yaptı?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O mahvoldu, nasıl bir karar verdi! dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'a karşı nasıl haince plan yaptı?

    Gültekin Onan

    Kahrolası, nasıl bir ölçü koydu?

    Hasan Basri Çantay

    Hay kahr olası! Ne biçim ölçü kurdu o?

    İbni Kesir

    Canı çıkası, nasıl da ölçüp biçti.

    Mehmet Alagaş

    (8-26) Sura üfürüldüğünde, işte bugün, zorluk günüdür, kafirlere kolay değildir. Bana bırak, tek olarak yarattığım kişiyi, uzun uzadıya ona mal yaptığımı, şahit olunan çocuklar /oğullar, döşedikçe döşenmiş /genişlik verdiğim kişiyi, sonra, daha da artırmamı umar, Yoo, h ayır, hayır, mutlaka o ayetlerimize karşı inatlaşırdı. Onu sarp yola / yokuş yola sardıracağım . Mutlaka o ölçüp biçti ve ayarladı / takdir etti. Geberesice / katledilesice nasıl bir takdir etmekse, sonra, geberesice nasıl bir takdir etmekse. Sonra baktı sonra kaş çattı/yüzünü asıklaştırdı ekşitti / buruşturdu. Sonra dübürünü / ardını döndü ve büyüklendi / kibirlendi. Kesinlikle bu devamlı nakledilen / geçmişten kalan bir sihirdir. Bu ancak bir beşer /derili sözüdür dedi. Onu sekara (deri kavurana) sokacağım / yaslayacağım.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kahrolası nasıl da ölçtü, biçti!

    Süleyman Ateş

    Kahrolası nasıl da ölçtü, biçti.

    Süleymaniye Vakfı

    Kahrolasıca, ne biçim ölçtü biçti!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kahrolasıca, ne biçim ölçtü biçti!

    Şaban Britch

    Kahrolası nasıl da ölçtü biçti!

    Şaban Piriş

    Kahrolası nasıl da karar verdi..

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kahrolası, nasıl bir ölçü kullandı!

  10. Müddessir suresi, 20. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müddessir suresi, 20. ayet. ثُمَّ قُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ

    Diyanet İşleri

    Yine kahrolası, nasıl ölçtü biçti!

    Mehmet Okuyan

    Sonra, kahrolası (yine) nasıl da ölçüp biçti!

    Mustafa İslamoğlu

    Bir daha canı çıkası, nasıl da ölçüp biçti!

    Muhammed Esed

    evet, o kendini mahveder böyle hesaplarla!

    Ahmed Hulusi

    Sonra yine ölesi (de hakikati göresi) nasıl takdir etti!

    Ali Bulaç

    Yine kahrolası, nasıl bir ölçü koydu?

    Ali Özek ve heyeti

    Sonra, canı çıkasıca tekrar (ölçtü biçti); nasıl ölçtü biçtiyse!

    Ali Rıza Safa

    Yine yok olası! Nasıl da ölçtü biçti?

    Bayraktar Bayraklı

    - Zira o, düşündü ve ölçtü biçti. Geberesice, nasıl ölçtü biçti! Lanet olası nasıl ölçtü biçti!

    Edip Yüksel

    Kahrolası, gene ne biçim ölçüp biçti.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kahrolası, gene ne biçim ölçüp biçti.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonra (yine) kahrolası nasıl ölçüp biçti!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sonra kahr olası nasıl biçti

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yine o mahvoldu. Nasıl bir karar verdi! dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yine o Kur'an'a karşı nasıl haince plan yaptı?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yine o mahvoldu. Nasıl bir karar verdi! dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yine o Kur'an'a karşı nasıl haince plan yaptı?

    Gültekin Onan

    Yine kahrolası, nasıl bir ölçü koydu?

    Hasan Basri Çantay

    Yine kahr olası, nasıl ölçü yapdı o?!

    İbni Kesir

    Sonra yine canı çıkası nasıl da öşçüp biçti.

    Mehmet Alagaş

    (8-26) Sura üfürüldüğünde, işte bugün, zorluk günüdür, kafirlere kolay değildir. Bana bırak, tek olarak yarattığım kişiyi, uzun uzadıya ona mal yaptığımı, şahit olunan çocuklar /oğullar, döşedikçe döşenmiş /genişlik verdiğim kişiyi, sonra, daha da artırmamı umar, Yoo, h ayır, hayır, mutlaka o ayetlerimize karşı inatlaşırdı. Onu sarp yola / yokuş yola sardıracağım . Mutlaka o ölçüp biçti ve ayarladı / takdir etti. Geberesice / katledilesice nasıl bir takdir etmekse, sonra, geberesice nasıl bir takdir etmekse. Sonra baktı sonra kaş çattı/yüzünü asıklaştırdı ekşitti / buruşturdu. Sonra dübürünü / ardını döndü ve büyüklendi / kibirlendi. Kesinlikle bu devamlı nakledilen / geçmişten kalan bir sihirdir. Bu ancak bir beşer /derili sözüdür dedi. Onu sekara (deri kavurana) sokacağım / yaslayacağım.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sonra (yine o) kahrolası, nasıl (da) ölçtü, biçti!

    Süleyman Ateş

    Yine kahrolası nasıl ölçtü, biçti.

    Süleymaniye Vakfı

    Ah kahrolasıca, ne biçim ölçtü biçti!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ah kahrolasıca, ne biçim ölçtü biçti!

    Şaban Britch

    Sonra (yine o) kahrolası, nasıl (da) ölçtü biçti!

    Şaban Piriş

    Bir daha kahrolası nasıl da değerlendirdi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bir kez daha kahrolası, nasıl bir ölçü kullandı?!

  11. Müddessir suresi, 21. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müddessir suresi, 21. ayet. ثُمَّ نَظَرَ

    Diyanet İşleri

    Sonra (Kur'an hakkında) derin derin düşündü.

    Mehmet Okuyan

    Sonra baktı.

    Mustafa İslamoğlu

    Sonra (etrafı) süzdü;

    Muhammed Esed

    Ve sonra (yeni dayanaklar bulmak için çevresine) bakar,

    Ahmed Hulusi

    Sonra baktı.

    Ali Bulaç

    Sonra bir baktı.

    Ali Özek ve heyeti

    Sonra baktı.

    Ali Rıza Safa

    Sonra baktı. dipnot 545

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 545
      Bu ayet, bağlantısız harfli ayetlerin dışında Kur'an'ın en kısa iki ayetinden ikincisidir ve yalnızca "Summe nazara" tümcesiyle bildirilmiştir. Kur'an'ın en kısa ayeti, 55:64 ayetidir.

    Bayraktar Bayraklı

    - Sonra baktı. Sonra yüzünü ekşitti ve suratını astı. Sonra arkasını döndü ve kibirlendi. Şöyle dedi: "Bu, sadece öncekilerden nakledilen bir büyüdür. Bu yalnızca bir insan sözüdür."

    Edip Yüksel

    Baktı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Baktı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonra baktı,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sonra baktı

    Erhan Aktaş

    Sonra baktı!

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sonra baktı!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra baktı!

    Gültekin Onan

    Sonra bir baktı.

    Hasan Basri Çantay

    Sonra bakdı.

    İbni Kesir

    Sonra baktı.

    Mehmet Alagaş

    (8-26) Sura üfürüldüğünde, işte bugün, zorluk günüdür, kafirlere kolay değildir. Bana bırak, tek olarak yarattığım kişiyi, uzun uzadıya ona mal yaptığımı, şahit olunan çocuklar /oğullar, döşedikçe döşenmiş /genişlik verdiğim kişiyi, sonra, daha da artırmamı umar, Yoo, h ayır, hayır, mutlaka o ayetlerimize karşı inatlaşırdı. Onu sarp yola / yokuş yola sardıracağım . Mutlaka o ölçüp biçti ve ayarladı / takdir etti. Geberesice / katledilesice nasıl bir takdir etmekse, sonra, geberesice nasıl bir takdir etmekse. Sonra baktı sonra kaş çattı/yüzünü asıklaştırdı ekşitti / buruşturdu. Sonra dübürünü / ardını döndü ve büyüklendi / kibirlendi. Kesinlikle bu devamlı nakledilen / geçmişten kalan bir sihirdir. Bu ancak bir beşer /derili sözüdür dedi. Onu sekara (deri kavurana) sokacağım / yaslayacağım.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sonra şöyle bir baktı.

    Süleyman Ateş

    Sonra baktı,

    Süleymaniye Vakfı

    Sonra durup baktı.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Şöyle bir bakındı.

    Şaban Britch

    Sonra baktı.

    Şaban Piriş

    Sonra baktı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sonra baktı.

  12. Müddessir suresi, 22. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müddessir suresi, 22. ayet. ثُمَّ عَبَسَ وَبَسَرَ

    Diyanet İşleri

    Sonra yüzünü ekşitti, kaşlarını çattı.

    Mehmet Okuyan

    Sonra surat(ını) astı, kaş(larını) çattı.

    Mustafa İslamoğlu

    ardından surat astı ve rengi attı.

    Muhammed Esed

    sonra kaşlarını çatarak dik dik süzer,

    Ahmed Hulusi

    Sonra kaşlarını çattı ve yüzünü ekşitti!

    Ali Bulaç

    Sonra kaşlarını çattı ve yüzünü ekşitti.

    Ali Özek ve heyeti

    Sonra kaşlarını çattı, suratını astı.

    Ali Rıza Safa

    Sonra, yüzünü buruşturdu ve kaşlarını çattı.

    Bayraktar Bayraklı

    - Sonra baktı. Sonra yüzünü ekşitti ve suratını astı. Sonra arkasını döndü ve kibirlendi. Şöyle dedi: "Bu, sadece öncekilerden nakledilen bir büyüdür. Bu yalnızca bir insan sözüdür."

    Edip Yüksel

    Sonra surat astı, kaşlarını çattı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sonra surat astı, kaşlarını çattı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    sonra kaşını çattı ve ekşiyerek surat astı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sonra kaşını çattı ve ekşiyerek surat astı

    Erhan Aktaş

    Sonra kaşlarını çatıp surat astı!

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sonra kaşlarını çatıp surat astı!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra kaşlarını çatıp surat astı!

    Gültekin Onan

    Sonra kaşlarını çattı ve yüzünü ekşitti.

    Hasan Basri Çantay

    Sonra (ümidsizliğinden ve öfkesinden) kaşlarını çatdı, suratını asdı.

    İbni Kesir

    Sonra kaşlarını çattı, suratını astı.

    Mehmet Alagaş

    (8-26) Sura üfürüldüğünde, işte bugün, zorluk günüdür, kafirlere kolay değildir. Bana bırak, tek olarak yarattığım kişiyi, uzun uzadıya ona mal yaptığımı, şahit olunan çocuklar /oğullar, döşedikçe döşenmiş /genişlik verdiğim kişiyi, sonra, daha da artırmamı umar, Yoo, h ayır, hayır, mutlaka o ayetlerimize karşı inatlaşırdı. Onu sarp yola / yokuş yola sardıracağım . Mutlaka o ölçüp biçti ve ayarladı / takdir etti. Geberesice / katledilesice nasıl bir takdir etmekse, sonra, geberesice nasıl bir takdir etmekse. Sonra baktı sonra kaş çattı/yüzünü asıklaştırdı ekşitti / buruşturdu. Sonra dübürünü / ardını döndü ve büyüklendi / kibirlendi. Kesinlikle bu devamlı nakledilen / geçmişten kalan bir sihirdir. Bu ancak bir beşer /derili sözüdür dedi. Onu sekara (deri kavurana) sokacağım / yaslayacağım.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sonra da kaşlarını çatıp, surat astı.

    Süleyman Ateş

    Sonra surat astı, kaşlarını çattı,

    Süleymaniye Vakfı

    Sonra yüzünü ekşitti ve kaşlarını çattı.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra kaşlarını çattı, suratını aştı;

    Şaban Britch

    Sonra kaşlarını çatıp, surat astı.

    Şaban Piriş

    Sonra kaşlarını çatıp, surat astı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sonra yüzünü buruşturdu, kaşlarını çattı.

  13. Müddessir suresi, 23. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müddessir suresi, 23. ayet. ثُمَّ أَدْبَرَ وَٱسْتَكْبَرَ

    Diyanet İşleri

    (23-24) Sonra arkasını döndü ve büyüklük taslayıp şöyle dedi: "Bu, ancak nakledilegelen bir sihirdir."

    Mehmet Okuyan

    Sonra arkasını döndü, kibirlendi.

    Mustafa İslamoğlu

    En sonunda (hakikate) sırtını döndü ve kibir abidesi kesildi.

    Muhammed Esed

    sonunda (mesajlarımıza) sırtını döner ve küstahça böbürlenir,

    Ahmed Hulusi

    Sonra arkasını döndü ve kibre saptı!

    Ali Bulaç

    Sonra da sırt çevirdi ve büyüklük tasladı (istikbar).

    Ali Özek ve heyeti

    En sonunda, kibirini yenemeyip sırt çevirdi.

    Ali Rıza Safa

    Sonra, arkasını döndü ve büyüklük tasladı.

    Bayraktar Bayraklı

    - Sonra baktı. Sonra yüzünü ekşitti ve suratını astı. Sonra arkasını döndü ve kibirlendi. Şöyle dedi: "Bu, sadece öncekilerden nakledilen bir büyüdür. Bu yalnızca bir insan sözüdür."

    Edip Yüksel

    Ve arkasını döndü; büyüklük tasladı:

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve arkasını döndü; büyüklük tasladı:

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonra ardına dönüp büyüklük tasladı:

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sonra ardına döndü ve büyüklük tasladı da

    Erhan Aktaş

    Sonra kibirlendi ve arkasını döndü!

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sonra kibirlendi ve arkasını döndü!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra kibirlendi ve arkasını döndü!

    Gültekin Onan

    Sonra da sırt çevirdi ve büyüklük tasladı (istikbar).

    Hasan Basri Çantay

    En son arka çevirdi ve büyüklük tasladı da,

    İbni Kesir

    Sonra da sırt çevirip büyüklük tasladı.

    Mehmet Alagaş

    (8-26) Sura üfürüldüğünde, işte bugün, zorluk günüdür, kafirlere kolay değildir. Bana bırak, tek olarak yarattığım kişiyi, uzun uzadıya ona mal yaptığımı, şahit olunan çocuklar /oğullar, döşedikçe döşenmiş /genişlik verdiğim kişiyi, sonra, daha da artırmamı umar, Yoo, h ayır, hayır, mutlaka o ayetlerimize karşı inatlaşırdı. Onu sarp yola / yokuş yola sardıracağım . Mutlaka o ölçüp biçti ve ayarladı / takdir etti. Geberesice / katledilesice nasıl bir takdir etmekse, sonra, geberesice nasıl bir takdir etmekse. Sonra baktı sonra kaş çattı/yüzünü asıklaştırdı ekşitti / buruşturdu. Sonra dübürünü / ardını döndü ve büyüklendi / kibirlendi. Kesinlikle bu devamlı nakledilen / geçmişten kalan bir sihirdir. Bu ancak bir beşer /derili sözüdür dedi. Onu sekara (deri kavurana) sokacağım / yaslayacağım.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sonra da arkasını dönüp büyüklendi.

    Süleyman Ateş

    Sonra arkasını döndü, böbürlendi:

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Daha sonra geri döndü ve büyüklendi.

    Şaban Britch

    Sonra da arkasını dönüp büyüklendi.

    Şaban Piriş

    Sonra da arkasını dönüp büyüklendi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sonra arkasını döndü ve böbürlendi.

  14. Müddessir suresi, 24. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müddessir suresi, 24. ayet. فَقَالَ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌ يُؤْثَرُ

    Diyanet İşleri

    (23-24) Sonra arkasını döndü ve büyüklük taslayıp şöyle dedi: "Bu, ancak nakledilegelen bir sihirdir."

    Mehmet Okuyan

    "Bu (Kur'an), geçmişten nakledilen bir büyüden başka bir şey değildir." dedi.

    Mustafa İslamoğlu

    Nihayet şöyle dedi: "Bu sadece geçmişten miras kalan bir büyüdür,

    Muhammed Esed

    ve: "Bu, (eski zamanlardan) intikal eden büyüleyici bir sözdür!

    Ahmed Hulusi

    Ve şöyle dedi: "Bu nakledilen büyüleyici bir sözden başka bir şey değil!"

    Ali Bulaç

    Böylece: "Bu, yalnızca 'aktarılarak öğrenilen' bir büyüdür" dedi.

    Ali Özek ve heyeti

    De: «Bu (Kur'an) dedi, olsa olsa (sihirbazlardan öğrenilip) nakledilen bir sihirdir.

    Ali Rıza Safa

    Sonunda, şöyle dedi: "Aslında, yalnızca söylentilerle gelen büyüleyici bir söz bu!"

    Bayraktar Bayraklı

    - Sonra baktı. Sonra yüzünü ekşitti ve suratını astı. Sonra arkasını döndü ve kibirlendi. Şöyle dedi: "Bu, sadece öncekilerden nakledilen bir büyüdür. Bu yalnızca bir insan sözüdür."

    Edip Yüksel

    "Bu" dedi, "etkileyici bir büyüden başka bir şey değil."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Bu,' dedi, 'etkileyici bir büyüden başka bir şey değil.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bu, dedi, başka değil sadece ötedenberi nakledilegelen bir sihirdir,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bu, dedi "başka değil, bir sihri müser

    Erhan Aktaş

    "Bu, rivayetle gelen bir büyüden başka bir şey değil." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Bu, rivayetle gelen bir büyüden başka bir şey değil." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Bu, rivayetle gelen bir büyüden başka bir şey değil." dedi.

    Gültekin Onan

    Böylece: "Bu, yalnızca 'aktarılarak öğrenilen' bir büyüdür" dedi.

    Hasan Basri Çantay

    "Bu, dedi, (sihirbazlardan öğrenilib) rivayet edilen bir sihirden başkası değil".

    İbni Kesir

    Ve dedi ki: Bu; sadece öğretilegelen bir büyüdür.

    Mehmet Alagaş

    (8-26) Sura üfürüldüğünde, işte bugün, zorluk günüdür, kafirlere kolay değildir. Bana bırak, tek olarak yarattığım kişiyi, uzun uzadıya ona mal yaptığımı, şahit olunan çocuklar /oğullar, döşedikçe döşenmiş /genişlik verdiğim kişiyi, sonra, daha da artırmamı umar, Yoo, h ayır, hayır, mutlaka o ayetlerimize karşı inatlaşırdı. Onu sarp yola / yokuş yola sardıracağım . Mutlaka o ölçüp biçti ve ayarladı / takdir etti. Geberesice / katledilesice nasıl bir takdir etmekse, sonra, geberesice nasıl bir takdir etmekse. Sonra baktı sonra kaş çattı/yüzünü asıklaştırdı ekşitti / buruşturdu. Sonra dübürünü / ardını döndü ve büyüklendi / kibirlendi. Kesinlikle bu devamlı nakledilen / geçmişten kalan bir sihirdir. Bu ancak bir beşer /derili sözüdür dedi. Onu sekara (deri kavurana) sokacağım / yaslayacağım.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ve şöyle dedi: Bu sadece öğretilegelen bir sihirdir.

    Süleyman Ateş

    "Bu dedi, rivayet edilip öğretilen bir büyüden başka bir şey değildir."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Arkasından şöyle dedi: "Bu olsa olsa etkilenilen bir büyü olur!"

    Şaban Britch

    Ve şöyle dedi: Bu sadece öğretile gelen bir sihirdir.

    Şaban Piriş

    Ve şöyle dedi: -Bu sadece öğretilegelen bir sihirdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şöyle dedi: "Bu, rivayet edilerek gelen bir büyüden başka şey değil."

  15. Müddessir suresi, 25. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müddessir suresi, 25. ayet. إِنْ هَٰذَآ إِلَّا قَوْلُ ٱلْبَشَرِ

    Diyanet İşleri

    "Bu, ancak insan sözüdür."

    Mehmet Okuyan

    "Bu, insan sözünden başka bir şey değildir!" (dedi).

    Mustafa İslamoğlu

    bu sadece ölümlü bir insan sözüdür.

    Muhammed Esed

    Bu, ölümlü beşer sözünden başka bir şey değildir!" der.

    Ahmed Hulusi

    "Beşer sözünden başka değil bu!"

    Ali Bulaç

    "Bu, bir beşer sözünden başkası değildir."

    Ali Özek ve heyeti

    Bu, insan sözünden başka bir şey değil.»

    Ali Rıza Safa

    "Aslında, insan sözünden başka bir şey değil bu!"

    Bayraktar Bayraklı

    - Sonra baktı. Sonra yüzünü ekşitti ve suratını astı. Sonra arkasını döndü ve kibirlendi. Şöyle dedi: "Bu, sadece öncekilerden nakledilen bir büyüdür. Bu yalnızca bir insan sözüdür."

    Edip Yüksel

    "Bu sadece bir insan sözüdür."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Bu sadece bir insan sözüdür.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    insan sözünden başka birşey değildir!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Başka değil kavl-i beşer"

    Erhan Aktaş

    "Bu, olsa olsa ancak bir beşer sözüdür!"

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Bu, olsa olsa ancak bir beşer sözüdür!"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Bu, olsa olsa ancak bir insan sözüdür!"

    Gültekin Onan

    "Bu, bir beşer sözünden başkası değildir."

    Hasan Basri Çantay

    "Muhakkak bu, insan sözünden başkası değil".

    İbni Kesir

    Bu; ancak bir insan sözüdür.

    Mehmet Alagaş

    (8-26) Sura üfürüldüğünde, işte bugün, zorluk günüdür, kafirlere kolay değildir. Bana bırak, tek olarak yarattığım kişiyi, uzun uzadıya ona mal yaptığımı, şahit olunan çocuklar /oğullar, döşedikçe döşenmiş /genişlik verdiğim kişiyi, sonra, daha da artırmamı umar, Yoo, h ayır, hayır, mutlaka o ayetlerimize karşı inatlaşırdı. Onu sarp yola / yokuş yola sardıracağım . Mutlaka o ölçüp biçti ve ayarladı / takdir etti. Geberesice / katledilesice nasıl bir takdir etmekse, sonra, geberesice nasıl bir takdir etmekse. Sonra baktı sonra kaş çattı/yüzünü asıklaştırdı ekşitti / buruşturdu. Sonra dübürünü / ardını döndü ve büyüklendi / kibirlendi. Kesinlikle bu devamlı nakledilen / geçmişten kalan bir sihirdir. Bu ancak bir beşer /derili sözüdür dedi. Onu sekara (deri kavurana) sokacağım / yaslayacağım.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Bu, insan sözünden başka bir şey değildir.''

    Süleyman Ateş

    "Bu, sadece, bir insan sözüdür."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Bu, olsa olsa bir insan sözü olur!"

    Şaban Britch

    Bu insan sözünden başka bir şey değil.

    Şaban Piriş

    Bu insan sözünden başka bir şey değil.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "İnsan sözünden başka bir şey değil bu."

  16. Müddessir suresi, 26. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müddessir suresi, 26. ayet. سَأُصْلِيهِ سَقَرَ

    Diyanet İşleri

    Ben onu "Sekar"a (cehenneme) sokacağım.

    Mehmet Okuyan

    Onu Sekar'a atacağım.

    Mustafa İslamoğlu

    Onu Sekar'a yaslayacağım.

    Muhammed Esed

    (Bu nedenle,) onu (öteki dünyada) cehennem ateşine sokacağım!

    Ahmed Hulusi

    Onu Sakar'a (acı ve eziyet veren ateşe) maruz bırakacağım.

    Ali Bulaç

    Onu Ben, cehenneme sürükleyip atacağım.

    Ali Özek ve heyeti

    Ben onu sekara (cehenneme) sokacağım.

    Ali Rıza Safa

    Yakında, yakıcı ateşe atacağım onu. dipnot 546

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 546
      "Yakıcı ateş" olarak yazdığımız "Sekar" terimi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Alevli ateş" veya "Cehennem" biçiminde çevrilmiş; kimi Kur'an çevirilerinde ise "Sekar" olarak bırakılmıştır. Bu terim, 54:48 ayetinde de bildirilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    - İşte ben onu Sekar'a sokacağım. Sekar'ın ne olduğunu nereden bileceksin? Bırakmayan ve terk etmeyen bir ateştir. İnsanın derisini kavurur; orada ondokuz bekçi vardır.

    Edip Yüksel

    Onu Sakar'a atacağım.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onu Sakar'a atacağım.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onu Sekar'a yaslayacağım.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yaslıyacağım onu Sekare

    Erhan Aktaş

    Onu Sakar'a sokacağım.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onu Sakar'a sokacağım.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onu Sakar'a sokacağım.

    Gültekin Onan

    Onu Ben, cehenneme sürükleyip atacağım.

    Hasan Basri Çantay

    Onu cehenneme sokacağım ben.

    İbni Kesir

    Ben, onu Sekar'a yaslayacağım.

    Mehmet Alagaş

    (8-26) Sura üfürüldüğünde, işte bugün, zorluk günüdür, kafirlere kolay değildir. Bana bırak, tek olarak yarattığım kişiyi, uzun uzadıya ona mal yaptığımı, şahit olunan çocuklar /oğullar, döşedikçe döşenmiş /genişlik verdiğim kişiyi, sonra, daha da artırmamı umar, Yoo, h ayır, hayır, mutlaka o ayetlerimize karşı inatlaşırdı. Onu sarp yola / yokuş yola sardıracağım . Mutlaka o ölçüp biçti ve ayarladı / takdir etti. Geberesice / katledilesice nasıl bir takdir etmekse, sonra, geberesice nasıl bir takdir etmekse. Sonra baktı sonra kaş çattı/yüzünü asıklaştırdı ekşitti / buruşturdu. Sonra dübürünü / ardını döndü ve büyüklendi / kibirlendi. Kesinlikle bu devamlı nakledilen / geçmişten kalan bir sihirdir. Bu ancak bir beşer /derili sözüdür dedi. Onu sekara (deri kavurana) sokacağım / yaslayacağım.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ben onu Sekar’a (Cehennem'e) sokacağım.

    Süleyman Ateş

    Onu Sekar'a sokacağım.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onu Sakar'da kızartacağım.

    Şaban Britch

    Onu Sekar’a sokacağım.

    Şaban Piriş

    Onu Sekar'a sokacağım.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onu Sekar'a fırlatacağım.

  17. Müddessir suresi, 27. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müddessir suresi, 27. ayet. وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا سَقَرُ

    Diyanet İşleri

    Sekar'ın ne olduğunu sen ne bileceksin?

    Mehmet Okuyan

    Sekar'ın ne olduğunu sana bildiren ne olabilir ki!

    Mustafa İslamoğlu

    Sekar'ın ne olduğunu nasıl bilebilirsin ki sen?

    Muhammed Esed

    Cehennem ateşinin ne olduğunu hiç düşündün mü?

    Ahmed Hulusi

    Sakar'ı sana bildiren nedir?

    Ali Bulaç

    Cehennem (sakar) nedir, sen bilir misin?

    Ali Özek ve heyeti

    Sen biliyor musun sekar nedir?

    Ali Rıza Safa

    Yakıcı ateşi, sana bildiren nedir?

    Bayraktar Bayraklı

    - İşte ben onu Sekar'a sokacağım. Sekar'ın ne olduğunu nereden bileceksin? Bırakmayan ve terk etmeyen bir ateştir. İnsanın derisini kavurur; orada ondokuz bekçi vardır.

    Edip Yüksel

    Sakar nedir bilir misin?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sakar nedir bilir misin?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sekar'ın ne olduğunu bilir misin?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bilir misin hem ne sekar

    Erhan Aktaş

    Sakar'ın ne olduğunu sana bildiren nedir?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sakar'ın ne olduğunu sana bildiren nedir?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sakar'ın ne olduğunu sana bildiren nedir?

    Gültekin Onan

    Cehennem (sakar) nedir, sen bilir misin?

    Hasan Basri Çantay

    Sen biliyor musun, cehennem nedir?

    İbni Kesir

    Sekar'ın ne olduğunu bilir misin sen?

    Mehmet Alagaş

    (27-42) Sekar nedir? İdrak edebildin mi? Ne geriye atık kalır ne de bırakır. Beşerleri / derilileri kavurur. Onun üzerinde on dokuz vardır. Biz ateşin sahiplerini / görevlileri ni meleklerden yaptık , Onların sayılarını / adetlerini de kafirler için sınayıp ayrıştırma / fitne yaptık ki kitap verilenler yakinen inansın, iman edenlerin de imanı artsın / ziyadeleşsin, kitap verilenler ve iman edenler kuşkuya / raybeye düşmesinler, kalpleri hastalıklılar ve kafirler de Allah bu örnekle / misalle dileği / muradı nedir? desinler, böylelikle Allah kimi isterse saptırır, kimi isterse yola sokar / hidayet eder, Rabbinin ordularını ancak O bilir. (19 meleği hallederiz diyenler içindir) O, ancak derili için / beşer için bir hatırlatmadır. Hayır, hayır Aya, arkasını dönüp çekip giden geceye, ağaran / aydınlanan sabaha andolsun ki O, büyük bir şeydir. Sizden sunum / takdim veya ertelenme / tehir isteyen beşer için uyarıdır. Her nefis / nefesli / soluklu kazandığının tutsağıdır / rehinidir, Yemin sahipleri / Sağ’ın halkları hariç (onlar sekarda değildirler) onlar, cennetlerdedirler, suçlulara / mücrimlere sizi sekara sokan nedir? diye sorarlar / sual ederler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sekar’ın ne olduğunu bilir misin sen?

    Süleyman Ateş

    Sekar'ın ne olduğunu sen nereden bileceksin?

    Süleymaniye Vakfı

    Sakar'ın ne olduğunu sana kim bildirebilir!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sakar nedir? Onu nereden bileceksin? (Öyleyse dinle!)

    Şaban Britch

    Sekar’ın ne olduğunu bilir misin sen?

    Şaban Piriş

    Sekar'ın ne olduğunu bilir misin sen?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bilir misin nedir Sekar?

  18. Müddessir suresi, 28. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müddessir suresi, 28. ayet. لَا تُبْقِى وَلَا تَذَرُ

    Diyanet İşleri

    Geride bir şey koymaz, bırakmaz.

    Mustafa İslamoğlu

    O ne (diri) bırakır, ne de (ölüme) terk eder;

    Muhammed Esed

    O ne yaşatır, ne de (ölüme) terk eder,

    Ahmed Hulusi

    (Sakar) hem aynı halde bırakmaz; hem de (kendi haline) terk etmez!

    Ali Bulaç

    Ne alıkoyar, ne bırakır.

    Ali Özek ve heyeti

    Hem (bütün bedeni helâk eder, hiçbir şey) bırakmaz, hem (eski hale getirip tekrar azap etmekten) vazgeçmez o.

    Ali Rıza Safa

    Tüketir; yine de bırakmaz.

    Bayraktar Bayraklı

    - İşte ben onu Sekar'a sokacağım. Sekar'ın ne olduğunu nereden bileceksin? Bırakmayan ve terk etmeyen bir ateştir. İnsanın derisini kavurur; orada ondokuz bekçi vardır.

    Edip Yüksel

    Ne artar, ne eksilir (tam ve mükemmel), dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Bu surenin 30'uncu ayetindeki sayının Kuran'ın matematiksel sistemi içindeki konumu bilinmediği zamanlarda yaşamış insanlar bu ayetteki ifadeyi cehennem ateşinin betimlemesi olarak anlamışlardı. Halbuki bu suredeki haberler 1974 yılından sonra gerçekleşince bunun çok duyarlı bir matematiksel sistemi betimlediğini anlıyoruz. BaQaYa kelimesi "artmak" anlamını da içerir. Nitekim toplama işleminde artan sayı için eskiden "bakiye" kelimesi kullanılırdı. WaZaRa ise "çıkmak, çıkarmak, eksilmek" anlamlarına gelir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ne bırakır, ne de yüklenir (tam ve mükemmel),

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ne bir parça kor, ne bırakır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ne bakıyye kor ne bırakır

    Erhan Aktaş

    O bırakmaz ve terk etmez!

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O bırakmaz ve terk etmez!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O bırakmaz ve terk etmez!

    Gültekin Onan

    Ne alıkoyar, ne bırakır.

    Hasan Basri Çantay

    Hem (bedeninden hiçbir eser) bırakmaz (hepsini helak eder), hem yine (eski haaline getirib aynı azabı yapmakdan) vaz geçmez o,

    İbni Kesir

    O, ne geri bırakır, ne de azabdan vazgeçer.

    Mehmet Alagaş

    (27-42) Sekar nedir? İdrak edebildin mi? Ne geriye atık kalır ne de bırakır. Beşerleri / derilileri kavurur. Onun üzerinde on dokuz vardır. Biz ateşin sahiplerini / görevlileri ni meleklerden yaptık , Onların sayılarını / adetlerini de kafirler için sınayıp ayrıştırma / fitne yaptık ki kitap verilenler yakinen inansın, iman edenlerin de imanı artsın / ziyadeleşsin, kitap verilenler ve iman edenler kuşkuya / raybeye düşmesinler, kalpleri hastalıklılar ve kafirler de Allah bu örnekle / misalle dileği / muradı nedir? desinler, böylelikle Allah kimi isterse saptırır, kimi isterse yola sokar / hidayet eder, Rabbinin ordularını ancak O bilir. (19 meleği hallederiz diyenler içindir) O, ancak derili için / beşer için bir hatırlatmadır. Hayır, hayır Aya, arkasını dönüp çekip giden geceye, ağaran / aydınlanan sabaha andolsun ki O, büyük bir şeydir. Sizden sunum / takdim veya ertelenme / tehir isteyen beşer için uyarıdır. Her nefis / nefesli / soluklu kazandığının tutsağıdır / rehinidir, Yemin sahipleri / Sağ’ın halkları hariç (onlar sekarda değildirler) onlar, cennetlerdedirler, suçlulara / mücrimlere sizi sekara sokan nedir? diye sorarlar / sual ederler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O geride bir şey koymaz ve bırakmaz.

    Süleyman Ateş

    (Geride bir şey) Komaz, bırakmaz (her şeyi yakıp yok eder).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O, ne yaşatır ne yok eder dipnot 1 !

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Rabbine günahkar olarak gelenin yeri cehennemdir. Orada ne ölür, ne de hayat sürer." (Taha 20/74)

    Şaban Britch

    Geride bir şey koymaz, bırakmaz.

    Şaban Piriş

    O, ne geri bırakır ne de vazgeçer.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ortada bir şey bırakmaz, hiçbir şeyi görmezlik etmez o.

  19. Müddessir suresi, 29. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müddessir suresi, 29. ayet. لَوَّاحَةٌ لِّلْبَشَرِ

    Diyanet İşleri

    Derileri kavurur.

    Mehmet Okuyan

    İnsanın (derisini) kavurur.

    Mustafa İslamoğlu

    o insana kendi özünü gösterir;

    Muhammed Esed

    ölümlü insana (nihai hakikati) gösterir.

    Ahmed Hulusi

    (O) beşeri yakıp karartandır!

    Ali Bulaç

    Beşere delicesine susamıştır.

    Ali Özek ve heyeti

    İnsanın derisini kavurur.

    Ali Rıza Safa

    İnsanoğluna gösterir. dipnot 547

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 547
      "İnsanoğluna gösterir." olarak yazdığımız "Levvahatun lil beşer" tümcesi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Derileri kavurur." veya "Deriyi değiştirir." veya "İnsanı tepeden tırnağa değiştirir." veya "İnsana susamıştır." veya "Ölümlü insana son gerçeği gösterir." veya "İnsanlar için bir göstergedir." veya "İnsan için tablolar sunar." biçiminde çevrilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    - İşte ben onu Sekar'a sokacağım. Sekar'ın ne olduğunu nereden bileceksin? Bırakmayan ve terk etmeyen bir ateştir. İnsanın derisini kavurur; orada ondokuz bekçi vardır.

    Edip Yüksel

    Halklar için (evrensel) bir göstergedir/ekrandır. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Bu ayet, 28'inci ayette olduğu gibi, 1974 yılından önce anlamı müteşabih olduğu için birçok yorumcu tarafından farklı yorumlanıyordu. Bu ayetin "Beşeriyete apaçık levhalardır" biçimindeki asıl anlamını kavramakta zorlananlar bu anlamı ikincil bir anlam olarak kabul etmişler ve onun yerine, "Deriyi kavurucudur" gibi bir anlamı tercih etmişlerdir. Eskiler bunda mazurdur, zira bu bilgi kendilerine ulaşmamıştı. Ancak modern Kuran çevirilerinin onları taklit etmesi ve üstelik asıl anlamını tümüyle ihmal edip hiç söz etmemeleri anlaşılacak gibi değildir. * Halbuki geleneksel tefsirler ve onların mukallitleri tarafından "deri" diye çevrilen kelime (BEŞER), Kuran'da sürekli olarak "insanlar, beşeriyet" için kullanılır. Örneğin, iki ayet sonraki 31'inci ayetin sonunda da bu anlamda kullanılmıştır. Gösterge/ekran olarak çevirdiğimiz "LeVvaHa" kelimesinin türevleri de Kuran'ın hiçbir yerinde "kavurmak" anlamında kullanılmıyor (Bak: 7:145, 150, 154; 54:13; 75:22). * İşin ilginci, 19 sistemini duyan çağdaş "mukallit alimlerin" hala "deriyi kavuran" cehennem ateşinde ısrar etmeleridir. Kuran'ın kul sözü olduğunu ileri süren bir kişiye Evrenlerin Efendisinin vereceği en uygun cevabın "seni ateşte kavurup yakacağım" olması gerektiğini savunanlar Tanrıyı mükemmel bir edebiyatçı olarak kabul edebiliyorlar, ancak O'nu mükemmel bir matematikçi ve kanıtlayıcı olarak bir türlü kabul edemiyorlar. * Bak: 6:91; 22:74; 39:67.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Halklar için (evrensel) bir göstergedir/ekrandır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İnsana susamış bir susuzdur,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Beşere susamış bir susuz

    Erhan Aktaş

    Beşeri yakıp kavurucudur!

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Beşeri yakıp kavurucudur!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İnsanı yakıp kavurucudur!

    Gültekin Onan

    Beşere delicesine susamıştır.

    Hasan Basri Çantay

    insana çok susamışdır.

    İbni Kesir

    Deriyi kavurandır.

    Mehmet Alagaş

    (27-42) Sekar nedir? İdrak edebildin mi? Ne geriye atık kalır ne de bırakır. Beşerleri / derilileri kavurur. Onun üzerinde on dokuz vardır. Biz ateşin sahiplerini / görevlileri ni meleklerden yaptık , Onların sayılarını / adetlerini de kafirler için sınayıp ayrıştırma / fitne yaptık ki kitap verilenler yakinen inansın, iman edenlerin de imanı artsın / ziyadeleşsin, kitap verilenler ve iman edenler kuşkuya / raybeye düşmesinler, kalpleri hastalıklılar ve kafirler de Allah bu örnekle / misalle dileği / muradı nedir? desinler, böylelikle Allah kimi isterse saptırır, kimi isterse yola sokar / hidayet eder, Rabbinin ordularını ancak O bilir. (19 meleği hallederiz diyenler içindir) O, ancak derili için / beşer için bir hatırlatmadır. Hayır, hayır Aya, arkasını dönüp çekip giden geceye, ağaran / aydınlanan sabaha andolsun ki O, büyük bir şeydir. Sizden sunum / takdim veya ertelenme / tehir isteyen beşer için uyarıdır. Her nefis / nefesli / soluklu kazandığının tutsağıdır / rehinidir, Yemin sahipleri / Sağ’ın halkları hariç (onlar sekarda değildirler) onlar, cennetlerdedirler, suçlulara / mücrimlere sizi sekara sokan nedir? diye sorarlar / sual ederler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İnsan derisini yakıp kavurur.

    Süleyman Ateş

    Durmadan deriler kavurur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnsanın derisini kavurur!

    Şaban Britch

    Derileri yakıp kavurur.

    Şaban Piriş

    Derileri yakıp kavurur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İnsan için tablolar/levhalar/ekranlar sunandır o.

  20. Müddessir suresi, 30. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müddessir suresi, 30. ayet. عَلَيْهَا تِسْعَةَ عَشَرَ

    Diyanet İşleri

    Üzerinde on dokuz (görevli melek) vardır.

    Mehmet Okuyan

    Üzerinde on dokuz vardır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki 19 rakamı, bir sonraki ayet gereği cehennemi işleten meleklerin sayısıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    onun üzerinde on dokuz (melek/e) vardır.

    Muhammed Esed

    Onun üzerinde ondokuz (güç) vardır.

    Ahmed Hulusi

    Onun üzerinde on dokuz vardır!

    Ali Bulaç

    Onun üzerinde ondokuz vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Üzerinde on dokuz (muhafız melek) vardır.

    Ali Rıza Safa

    Üzerinde, on dokuz vardır. dipnot 548

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 548
      Üzerinde en çok yorum yapılan Kur'an ayetlerindendir. Ayette bildirilen, "Üzerinde, on dokuz vardır." tümcesinde, melek veya bekçi veya güç anlamında hiçbir sözcük yer almamasına karşın, kimi Kur'an çevirilerinde, "On dokuz görevli melek vardır." veya "On dokuz memur vardır." veya "On dokuz bekçi vardır." veya "On dokuz güç vardır." biçiminde eklemeler yapılarak çevrilmiştir. Değişik ülkelerden Kur'an araştırmacılarına göre, bu ayet Kur'an'ın Allah tarafından sayısal bir örgü düzeniyle korunduğunu bildirmektedir. Bu konuda, önyazıların dokuzuncu bölümünde ayrıntılı bilgi verilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    - İşte ben onu Sekar'a sokacağım. Sekar'ın ne olduğunu nereden bileceksin? Bırakmayan ve terk etmeyen bir ateştir. İnsanın derisini kavurur; orada ondokuz bekçi vardır.

    Edip Yüksel

    Üzerinde ondokuz vardır. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Kuran'ın Tanrı sözü olduğuna dair, herkese açık fiziksel bir kanıt sağlayan bu büyük mucizenin bazı detaylarını "Üzerinde 19 Var" adlı kitapta sergiledik. Bu çevirinin sonundaki Notlar bölümünde bazı örnekleri bulabilirsiniz. Ama dilerseniz, bu konuda araştırma yapmış olanlar tarafından yazılmış hiçbir makale veya kitaba bakmadan, sıfırdan başlayarak, "Kuran, 19 kodu üzerine kurulu bir matematiksel yapıyla örülmüş müdür?" sorusunun cevabını kendiniz araştırabilirsiniz: Araştırmayı objektif olarak yaparsanız, şu ana kadar keşfedilen nice örneği aynen bulacağınızdan hiç kuşkum yok. * Matematikten ve olasılık hesaplarından pek anlamayan bazı saf kişiler; rakamları yan yana koyarak, ekleyip bölerek manipülasyonlarla sözde "mucizeler" bulabildiği gibi; inkarcı bağnazlıktan ötürü Kuran'da mevcut olan matematiksel sistemi görmek istemeyenler de vardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Üzerinde ondokuz vardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Üzerinde ondokuz (bekçi melek) vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Üzerinde on dokuz

    Erhan Aktaş

    Onun üzerinedir on dokuz!

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onun üzerinedir on dokuz!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onun üzerinedir on dokuz!

    Gültekin Onan

    Onun üzerinde ondokuz vardır.

    Hasan Basri Çantay

    Üzerinde on dokuz (melek) vardır.

    İbni Kesir

    Onun üzerinde ondokuz vardır.

    Mehmet Alagaş

    (27-42) Sekar nedir? İdrak edebildin mi? Ne geriye atık kalır ne de bırakır. Beşerleri / derilileri kavurur. Onun üzerinde on dokuz vardır. Biz ateşin sahiplerini / görevlileri ni meleklerden yaptık , Onların sayılarını / adetlerini de kafirler için sınayıp ayrıştırma / fitne yaptık ki kitap verilenler yakinen inansın, iman edenlerin de imanı artsın / ziyadeleşsin, kitap verilenler ve iman edenler kuşkuya / raybeye düşmesinler, kalpleri hastalıklılar ve kafirler de Allah bu örnekle / misalle dileği / muradı nedir? desinler, böylelikle Allah kimi isterse saptırır, kimi isterse yola sokar / hidayet eder, Rabbinin ordularını ancak O bilir. (19 meleği hallederiz diyenler içindir) O, ancak derili için / beşer için bir hatırlatmadır. Hayır, hayır Aya, arkasını dönüp çekip giden geceye, ağaran / aydınlanan sabaha andolsun ki O, büyük bir şeydir. Sizden sunum / takdim veya ertelenme / tehir isteyen beşer için uyarıdır. Her nefis / nefesli / soluklu kazandığının tutsağıdır / rehinidir, Yemin sahipleri / Sağ’ın halkları hariç (onlar sekarda değildirler) onlar, cennetlerdedirler, suçlulara / mücrimlere sizi sekara sokan nedir? diye sorarlar / sual ederler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Üzerinde on dokuz (melek) vardır.

    Süleyman Ateş

    Üzerinde ondokuz (muhafız) vardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onun üzerinde görevli on dokuz melek vardır.

    Şaban Britch

    Üzerinde on dokuz (melek) vardır.

    Şaban Piriş

    Üzerinde on dokuz (melek) vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Üzerinde ondokuz vardır onun.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.