Müddessir suresi

Müddessir suresi, 11. ayet

Müddessir suresi, 11. ayet. ذَرْنِى وَمَنْ خَلَقْتُ وَحِيدًا

ẕernî vemen ḫalaḳtü veḥîdâ.

Diyanet İşleri

Beni, yarattığım kişiyle baş başa bırak.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Müddessir 8–14 · surenin 11. ayeti / 56

Konu Yalnız yarattığım kişi ve Sekar Müddessir 11–30 3

  1. Müddessir 8–9

    (8-9) Sur'a üfürüldüğü zaman var ya; işte o gün çetin bir gündür.

  2. Müddessir 10

    Kafirler için hiç kolay değildir.

  3. 11

    Beni, yarattığım kişiyle baş başa bırak.

  4. Müddessir 12–13

    (12-13) Ona bol mal ve gözü önünde duran oğullar verdim.

  5. Müddessir 14

    Kendisine alabildiğine imkanlar sağladım.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 11–30. ayetler için yazılmıştır.

Bu âyet-i kerimeler, hakka karşı inatla duran, Allah’a ve Rasûlüne savaş açan, onlara karşı duran el-Velîd b. el-Muğîre hakkında inmiştir. Yüce Allah onu başka hiçbir kimseyi yermediği bir şekilde yermiştir. İşte hakka karşı inatlaşan, hakka karşı mücadele veren kimsenin cezası budur. Bu dünya hayatında rezil olur. Âhiretteki azap ise daha bir rezil edicidir elbette. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

11. “Sen Bana bırak o tek başına yarattığım.” Malsız, ailesiz ve başka hiçbir şeye sahip olmaksızın yalnız başına yarattığım ve halen kendisine lütufta bulunup pek çok şeyler verdiğim;

12-13. “Kendisine bolca” pek çok “mal verdiğim ve” yanı başında “hazır duran oğullar” sürekli yanında bulunan, kendileri ile faydalanıp ihtiyaçlarını gördüğü, kendileri ile güç kazandığı erkek çocuklar verdiğim;

14. “Her türlü imkanı önüne serdiğim” ona dünyevî imkânlar ve bu imkânları elde etme yollarını bağışladı; öyle ki o ihtiyaçlarını kolaylıkla görebilmekte, arzuladığı ve istediği her şeyi elde etmektedir.

15. Bunca nimetler ve ihsanlarımla birlikte “bir de kalkmış (nimetleri) daha da artırmamı bekliyor.” Yani dünyada nimetlere nail olduğu gibi âhiret nimetlerine de nail olmayı ümit ediyor.

16. “Asla!” Durum onun istediği gibi olmayacaktır. Aksine onun istediğinin ve arzu ettiğinin tersine olacaktır. Bunun böyle olmasının sebebi ise şudur:

17. “Çünkü o, âyetlerimize karşı çok inatçıdır.” Âyetlerimizi anladığı halde onları inkâr etmiş, âyetlerimiz onu hakka çağırdığı halde onlara itaat etmemiştir. Hatta yüz çevirmekle de yetinmeyerek bunlarla savaşmaya koyulmuş, âyetlerimi iptal etmeye çalışmıştır. Bundan dolayı Yüce Allah onun hakkında şöyle buyurmaktadır:

18-20. “Çünkü o” kendi kendine “düşündü” Kur’ân-ı Kerîm’i kendisi ile çürüteceği söz söylemek maksadı ile hakkında düşündüğü hususları “ölçtü biçti. Kahrolası! Ne biçim ölçtü biçti? Yine kahrolası! Ne biçim ölçü biçti?” Çünkü o, kendisi ile asla boy ölçüşemeyeceği bir işe kalkışmıştı. Kendisinin ve benzerlerinin asla ulaşamayacağı bir yokuşa tırmanmaya çalışmıştı.

21-22. “Sonra” ne söyleyeceğine “baktı, sonra suratını astı, kaşlarını çattı.” Yüzünde ve dış görünüşünde haktan nefret ettiği ve hakka karşı kin duyduğu belirgin hale geldi.

23. “Sonra yüz çevirip” geri döndü “Büyüklük tasladı.” Bu ise onun düşünme çabasının fiilî ve sözlü olarak ortaya koyduklarının bir sonucudur.

24-25. “Nihayet dedi ki: “Bu (eskilerden) nakledilen bir sihirden ibarettir. Bu, insan sözünden başka bir şey değil!” Yani bu, Allah’ın kelâmı değildir, insan sözüdür. Aynı şekilde bu, iyi ve hayırlı insanların da sözü değildir. Aksine onların kötülerinin, günahkârlarının, her türlü yalancı ve sihirbazın bir sözüdür.

Kahrolasıca! Haktan ne kadar da uzak! Hüsran ve helâke ne kadar müstehak! En yüce ve en büyük söz olan, pek yüce ve azametli Rabbin sözünü yaratılmış, muhtaç ve her bakımdan aciz varlıkların sözüne benzediği nasıl düşünülebilir yahut bunu bir kimse nasıl tasavvur edebilir? Bu yalancı ve inatçı kişi, Yüce Allah’ın kelâmını bu şekilde nitelendirme cesaretini kendinde nasıl bulabilir?

Böylesinin çetin azaptan başka bir şeyi hak etmesi söz konusu değildir. Bundan dolayı da Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

26-28. “Ben onu Sekar’a sokacağım. Sekar’ın ne olduğunu sen nereden bilebilirsin ki? O, yakıp bitirmedik bir şey bırakmaz, ama yakmaktan da vazgeçmez.” Azaba uğratılan kimseye vermedik zorluk, sıkıntı ve acı bırakmaz.

29. “Derileri yakıp kavurur.” Onları kavurur, azabının içine alıp yakar. Aşırı sıcak ve aşırı soğuğu ile onlarda rahat namına bir şey bırakmaz.

30. “Başında da on dokuz” bekçi melek “vardır.” Bunlar, “(O ateşin) başında çok sert ve çok güçlü melekler vardır ki onlar, Allah'ın kendilerine verdiği emirlerde O’na isyan etmezler. Ne emredilirse onu yaparlar.” (et-Tahrim, 66/6)

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Peygamber!- Annesinin karnında herhangi bir malı veya çocuğu olmadan tek başına yarattığım o kimseyi bana bırak. (Bu kimseden kasıt, el-Velid b. el-Muğira'dır.)

Kelimeler

4 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ذَرْنِى zerni beni yalnız bırak kök: وذر
  2. وَمَنْ ve men ve adamı
  3. خَلَقْتُ halektu yarattığım kök: خلق
  4. وَحِيدًۭا vehiden tek olarak kök: وحد

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: وذر (45 geçiş) · Aynı kök: وحد (68 geçiş) · Ortak kavram: Tevhid

    Onlar, "Sen bize tek Allah'a ibadet edelim, atalarımızın ibadet edegeldiklerini bırakalım diye mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bizi…

  • Aynı kök: وحد (68 geçiş) · Ortak kavram: Tevhid

    Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…

  • Aynı kök: وحد (68 geçiş) · Ortak kavram: Tevhid

    Yoksa siz Yakub'un, ölüm döşeğinde iken çocuklarına, "Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?" dediği, onların da, "Senin ilahına ve ataların İbrahim,…

  • Aynı kök: وحد (68 geçiş) · Ortak kavram: Tevhid

    Sizin ilahınız bir tek ilahtır. O'ndan başka ilah yoktur. O, Rahman'dır, Rahim'dir.

  • Aynı kök: وذر (45 geçiş)

    İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri, kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler. Sürelerini bitirince artık kendileri için meşru…

  • Aynı kök: وذر (45 geçiş)

    İçinizden ölüp geriye dul eşler bırakan erkekler, eşleri için, evden çıkarılmaksızın bir yıla kadar geçimlerinin sağlanmasını vasiyet etsinler. Ama…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

64 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Tek başıma yarattığımla beni baş başa bırak!

Mustafa İslamoğlu

Beni tek başıma yarattığımla başbaşa bırak!

Muhammed Esed

Bana bırak yalnız yarattığım o kişi(yle uğraşma)yı,

Ahmed Hulusi

Beni, yalnız olarak yarattığımla (başbaşa) bırak;

Ali Bulaç

Kendisini tek olarak (ve yapayalnız) yarattığım (şu adam)ı Bana bırak;

Ali Özek ve heyeti

Tek olarak yaratıp, o kimseyi bana bırak!

Ali Rıza Safa

Tek başına yarattığım kişiyi Bana bırak!

Bayraktar Bayraklı

- Tek olarak yarattığım, kendisine geniş servet ve gözü önünde duran oğullar verdiğim, kendisi için nimetleri serdikçe serdiğim o kişiyi bana bırak!

Edip Yüksel

Bir birey olarak yarattığım kişiyi bana bırak.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Bir birey olarak yarattığım kişiyi bana bırak.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bana bırak temtek olarak yarattığım o herifi,

Elmalılı Hamdi Yazır

Bırak bana o herifi ki yarattım da temtek

Erhan Aktaş

Tek olarak yarattığım kişiyi Bana bırak. dipnot 1

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hiçbir şeye sahip değilken; birçok şeye sahip kıldığım kişiyi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Tek olarak yarattığım kişiyi Bana bırak. dipnot 1

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hiçbir şeye sahip değilken; birçok şeye sahip kıldığım kişiyi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Tek olarak yarattığım kişiyi Bana bırak. dipnot 1

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hiçbir şeye sahip değilken; birçok şeye sahip kıldığım kişiyi.

Gültekin Onan

Kendisini tek olarak (ve yapayalnız) yarattığım (şu adam)ı bana bırak;

Hasan Basri Çantay

(11-12-13-14) Bir tek (ya'ni nev'i şahsına münhasır) olarak yaratdığını, kendisine uzun boylu mal ve (yanında ve toplantılarda daima) haazır bulunmak üzere oğullar verdiğim, (yaşayışını, ömrünü, evladlarını) yaydığım (bol bol ihsan etdiğim o kafir adam) ı bana bırak.

İbni Kesir

Bırak Beni ve yarattıklarımı tek başına.

Mehmet Alagaş

(8-26) Sura üfürüldüğünde, işte bugün, zorluk günüdür, kafirlere kolay değildir. Bana bırak, tek olarak yarattığım kişiyi, uzun uzadıya ona mal yaptığımı, şahit olunan çocuklar /oğullar, döşedikçe döşenmiş /genişlik verdiğim kişiyi, sonra, daha da artırmamı umar, Yoo, h ayır, hayır, mutlaka o ayetlerimize karşı inatlaşırdı. Onu sarp yola / yokuş yola sardıracağım . Mutlaka o ölçüp biçti ve ayarladı / takdir etti. Geberesice / katledilesice nasıl bir takdir etmekse, sonra, geberesice nasıl bir takdir etmekse. Sonra baktı sonra kaş çattı/yüzünü asıklaştırdı ekşitti / buruşturdu. Sonra dübürünü / ardını döndü ve büyüklendi / kibirlendi. Kesinlikle bu devamlı nakledilen / geçmişten kalan bir sihirdir. Bu ancak bir beşer /derili sözüdür dedi. Onu sekara (deri kavurana) sokacağım / yaslayacağım.

Rowwad Tercüme Merkezi

Beni, yarattığım kişiyle baş başa bırak.

Süleyman Ateş

Benimle şu adamı yalnız bırak ki ben onu tek olarak yarattım.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Tek olarak yarattığım o kişiyi dipnot 1 bana bırak dipnot 2 !

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Velid b. Mugire (الوليد بن المغيرة) Ebu Abdişems el-Velid b. el-Mugire b. Abdillah el-Mahzumi (ö. 1/622) Nebimiz'in ve İslamiyet'in azılı düşmanlarından biri miladi 530 yılı civarında Mekke'de doğdu. Babası Mugire, Kureyş içerisinde zenginliği ve cömertliğiyle tanınırdı. Onun kabiledeki mevkii dolayısıyla çocuklarına Beni Mugire denilmiş ve Mugiri nisbesiyle anılmışlardır. Bunlar şan, şeref, şöhret ve zenginlik bakımından ayrı bir zümre teşkil ediyordu. Resul-i Ekrem'in babaannesi Fatıma bint Amr b. Aiz, Mahzumoğulları'na mensup olduğu için dayıları adına Abdülmuttalib'in, oğlu Abdullah'ı kurban etmesini engelleyenler arasında Mugire de vardı. Velid annesi Sahra'ya nisbetle İbnü's-Sahra diye de anılır. Velid aklı, dirayeti, güzel konuşması, gelişmiş şiir zevki, çocuklarının fazlalığı ve zenginliğiyle de Kureyş içerisinde temayüz etmişti. Onun Mekke ile Taif arasındaki sulanabilen bahçelerinde yıl boyunca meyve ve sebze yetiştirilirdi. Ticaretle de uğraşan Velid'in aynı zamanda demirci olduğu zikredilir (İbn Kuteybe, s. 575). Velid, Haşimoğulları ile rekabet etmek için hac zamanı Mina'da büyük bir ateş yaktırır ve hacılara yemek ikram ederdi. Velid'in kendisiyle tartışılmasına izin vermediği, bedevilerin onu methederken 12.000 dinardan fazla serveti bulunduğunu söyledikleri kaydedilir (Süheyli, III, 80). Onun Kureyş nezdindeki itibarını gösteren iki olaya işaret etmek gerekir. Bunlardan biri, Kureyş'in reisi Abdülmuttalib'in vefatı üzerine kendisiyle birlikte kabileden üç kişinin onun yerini almak istediğini göstermek için Kabe'nin avlusuna oturmasıdır (diğer ikisi Ebu Talib ile Abdullah b. Cüd‘an idi; Ya‘kubi, II, 10). İkincisi Hz. Muhammed'in Hacerülesved'i yerine koyanlar arasında yer aldığı, Kabe'nin yıkılıp yeniden yapılması esnasında Kureyşliler'in Kabe'yi yıkmaktan çekinmesi üzerine Velid'in mabedin duvarına çıkıp, "Biz ancak iyilik ve hayır istiyoruz" diyerek kendi kabilesine düşen kısımdan bir bölümü yıkmasıdır. Kureyşliler, ancak onun başına bir felaket gelip gelmeyeceğini bir süre bekledikten sonra yıkım işine başlayabildi (İbn Hişam, I, 195). Yine Kabe'nin yapımı için para toplanırken Velid, Mekkeliler'den helal kazançlarından sarfetmelerini, riba ve zulümle elde edilen paraları bu işe karıştırmamalarını istedi. Diğer taraftan her yıl değiştirilen Kabe örtüsünü bir yıl kendisinin, bir yıl diğer Kureyş liderlerinin değiştirmesinden dolayı "Idlü Kureyş" (Kureyş'in dengi) unvanını taşıyor ve Yemen'den getirttiği kumaşla bu örtüyü değiştiriyordu (Ezraki, I, 251-252; Belazüri, I,133). Kaynaklarda bir hırsızın elini kesmesi, ilk defa kasame usulüne başvurması gibi icraatlarından dolayı "hükkamü'l-Arab"dan kabul edilir (İbn Habib, el-Muĥabber, s. 132, 337-338; el-Münemmaķ, s. 368; Belazüri, I, 133). Ayrıca Velid, kendisi şarap içmediği gibi aile fertlerine de içmeyi yasaklayan ve Kabe'ye girerken pabuçlarını çıkaran ilk kişidir (İbn Habib, el-Muĥabber, s. 335-337; İbn Kuteybe, s. 551-552). Kureyşliler ona "vahid" (tek), "kurretü ayni Kureyş" (Kureyş'in göz bebeği) ve "seyyidi" (efendimiz) gibi sıfatlar vermişti. Velid b. Mugire, Hz. Peygamber'in davetini kabul etmedi ve kendisine şiddetle karşı çıktı. Kibir, bencillik ve ihtirası yüzünden şirk ile ruhu kirlenip tabiatı bozulduğundan Kur'an-ı Kerim için sihir dedi, Kur'an'ın hasmı ve Resul-i Ekrem'in rakibi oldu. Putperestliğin hamisi Ebu Cehil'e akıl hocalığı yaptı. Kendisinin, "Nasıl olur, ben Kureyş kabilesinin büyüğü ve başkanı olduğum halde bir kenara bırakılayım da Muhammed'e vahiy gelsin! Nasıl olur, Ebu Mes‘ud Amr b. Umeyr es-Sekafi kabilesinin reisi de bir yana bırakılsın!" şeklindeki sözlerine Kur'an'da şöyle cevap verilir: "Gerçeğin bilgisi gelince, ‘Bu bir büyü, biz bunu kabul etmiyoruz. Bu Kur'an şu iki şehirden büyük bir kişiye indirilseydi ya!' dediler. Rabbinin rahmetini paylaştırmak onlara mı düşmüş? Dünya hayatında onların geçimliklerini biz paylaştırdık …" (Zuhruf 43/30-31; ayrıca bk. En‘am 6/123-124; İbn Hişam, I, 361; Taberi, XXV, 39-41). Velid, Kureyşliler'in Resulullah'a karşı düşmanca faaliyetlerine aktif biçimde katıldı. Hz. Peygamber'in amcası Ebu Talib'e üç defa başvuran Kureyş heyetinde o da yer aldı. Üçüncü gidişlerinde Velid yanına genç ve yakışıklı oğlu Umare'yi de aldı. Heyettekiler, Ebu Talib'den, Hz. Muhammed'in yerine bu genci alıp öldürülmek üzere yeğenini kendilerine teslim etmesini istediler. Ebu Talib bu teklifi şiddetle reddetti (İbn Hişam, I, 266-268; Umare için bk. Süheyli, III, 252-255; Fayda, s. 81-84). İbn Habib, Kureyş kabilesine mensup sekiz zındık arasında Velid'i de zikreder ve bunların sapık düşüncelerini Hireli bir hıristiyandan öğrendiklerini yazar (el-Muĥabber, s. 337). Cahiliye devri şiirini ve Arap dilinin inceliklerini çok iyi bilen Velid, hac mevsiminde Mekke'ye gelecek kişilere söylenmek üzere Kureyşliler'in Muhammed hakkında bir fikir etrafında toplanmalarını istemişti. Kendi görüşünün oluşması için günlerce düşündü; Kureyşliler'in ileri sürdüğü kahin, deli, şair gibi nitelemelerin doğru olmadığının hemen anlaşılacağını belirttikten sonra, "En iyisi onun evladı babadan, kardeşi kardeşten, karıyı kocadan, kişiyi ailesinden ayıran bir büyücü olduğunu söyleyelim" dedi. Bu iddialar üzerine şu ayetler nazil oldu: "Yarattığım o kişiyi tek başına bana bırak; geniş bir; geniş bir ervet ve gözü önünde duran oğullar verdiğim, kendisine nimetleri serdikçe serdiğim, arkasından daha fazla vermemi bekleyen kişiyi. Hayır, umduğu gibi olmayacak. Çünkü o bizim ayetlerimize karşı inatla direnmektedir. Ben de onu sarp bir yokuşa süreceğim. Zira o düşündü taşındı, ölçtü biçti. Kahrolsun, ne biçim ölçme biçme bu! Ardından yine kahrolsun, ne biçim ölçtü biçti! Sonra baktı, sonra kaşlarını çattı, suratını astı. En sonunda arkasını dönüp gitti ve kibrine yenildi. ‘Bu' dedi, ‘olsa olsa eskilerden nakledilmiş bir sihirdir; bu bildiğiniz insan sözünden başka bir şey değildir.' Ben onu cehenneme sokacağım …" (Müddessir 74/11-26).
  2. metne dön, dipnot 2
    Herkes, onun gibi tek olarak yaratılır.

Şaban Britch

Beni, yarattığım kimse ile yalnız bırak.

Şaban Piriş

Beni, yarattığım kimse ile yalnız bırak.

Yaşar Nuri Öztürk

Benimle, yarattığım kişiyi baş başa bırak!

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Now leave to Me the one whom I brought into being and ushered him into this world helpless, empty, with no progeny and never less alone than when he was alone

Abdul Haleem

[Prophet], leave Me to deal with the one I created helpless,

Abdullah Yusuf Ali

Leave Me alone, (to deal) with the (creature) whom I created (bare and) alone!-

Abul A'la Maududi

Leave Me with him dipnot 1 whom I alone have created, dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The address is directed to the Prophet (peace be upon him) and it means: O Prophet, leave the case of the person (Walid bin al-Mughirah) to Me, who in the disbelievers’ conference proposed that you should be branded as a sorcerer among the pilgrims coming from different parts of Arabia; it is now for Me to deal with him; you need not bother yourself about it at all.
  2. metne dön, dipnot 2
    This sentence can have two meanings and both are correct:

Aisha Bewley

Leave the person I created on his own to Me alone,

Al-Hilali & Khan

Leave Me Alone (to deal) with whom I created lonely (without any wealth or children etc, i.e. Al-Walîd bin Al-Mughîrah Al-Makhzûmî)!

Ali Quli Qarai

Leave Me [to deal] with him whom I created alone,

Amatul Rahman Omar

Leave Me alone to deal with him whom I created,

Arthur John Arberry

Leave Me with him whom I created alone,

Bijan Moeinian

My creature will meet his Creator alone.

E. Henry Palmer

Leave me alone with him I have created,

Edip-Layth

So leave Me alone with the one I have created.

George Sale

Let me alone with him whom I have created,

Hamid S. Aziz

Leave Me alone to deal with him whom I created,

Mahmoud Ghali

Leave Me with him whom I created alone,

Marmaduke Pickthall

Leave Me (to deal) with him whom I created lonely,

Mohamed Ahmed - Samira

Leave him to Me whom I created alone,

Muhammad Asad

LEAVE Me alone [to deal] with him whom I have created alone,

Mustafa Khattab

And leave to me ˹O Prophet˺ the one I created all by Myself,

Progressive Muslims

So leave Me alone with the one I have created.

Rashad Khalifa

Let Me deal with one I created as an individual.

Sahih International

Leave Me with the one I created alone

Sam Gerrans

Leave thou Me with him whom I created alone,

Shabbir Ahmed

Leave Me alone to deal with him whom I have created alone.

Syed Vickar Ahamed

Leave Me Alone, to deal with the (creature) whom I created (bare and) alone!

Taqi Usmani

Leave me alone (to deal) with the one whom I created lonely,

The Monotheist Group

So leave Me alone with he whom I have created.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Müddessir suresi, 11. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Müddessir suresi, 11. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Müddessir suresi, 11. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩