Diyanet İşleri
Hayır, hayır! Onlar ahiretten korkmuyorlar.
Müddessir suresi
Müddessir suresi, 53. ayet. كَلَّا بَل لَّا يَخَافُونَ ٱلْـَٔاخِرَةَ
kellâ. bel lâ yeḫâfûne-l'âḫirah.
Hayır, hayır! Onlar ahiretten korkmuyorlar.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Öğütten yüz çevirenler Müddessir 49–56 3
(50-51) Onlar sanki arslandan kaçan yaban eşekleridirler.
Hatta onlardan her bir kişi, kendisine açılmış sahifeler verilmesini istiyor.
Hayır, hayır! Onlar ahiretten korkmuyorlar.
Hayır, düşündükleri gibi değil! Şüphesiz bu (Kur'an) bir uyarıdır.
Artık kim dilerse ondan öğüt alır.
Bununla beraber, Allah dilemedikçe öğüt alamazlar. O takvaya (kendisine karşı gelmekten sakınılmaya) ehil olandır, bağışlamaya ehil olandır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 49–53. ayetler için yazılmıştır.
49-51. Yüce Allah, bu şekilde muhalefet edenlerin âkıbetini ve onlara neler yapılacağını açıkladıktan sonra, hayatta bulunanlara azarda bulunup kınayıcı ifadeler kullanarak şöyle buyurmaktadır: “Ne oluyor onlara ki öğütten yüz çeviriyorlar?” Ondan gafildirler ve uzak durmaktadırlar. Bu öğütten hızlıca kaçışları dolayısı ile tıpkı “aslandan ürküp kaçan yaban eşekleri.” gibidirler. Biri diğerini ürküttüğü için daha da hızlı koşan, bir avcının yahut kendisini öldürmek isteyen bir atıcının yahut bir aslan veya benzeri bir yırtıcı hayvanın şerrinden kurtulmak için kaçışan yaban eşeklerine benzerler. Bu da haktan uzaklaşıp kaçışın en ileri bir derecesidir. Bu şekilde kaçıp yüz çevirmekle birlikte onlar, pek büyük iddialarda da bulunmaktadırlar:
52. “Dahası onlardan her biri, kendisine” üzerine semâdan inmiş “açılıp okunan sahifeler verilmesini bekliyor.” ve ancak bu yolla hakka boyun eğeceğini ileri sürüyor. Halbuki onlar yalan söylüyorlar. Çünkü onlara her türlü mucize ve âyet gelecek olsa dahi, can yakıcı azabı görmedikçe iman etmeyeceklerdir. Çünkü onlara hakkı açıkça ortaya koyan, açık seçik âyet ve belgeler gelmiştir. Şâyet hayırlı bir özellikleri bulunsaydı mutlaka iman ederlerdi. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
53. “Asla!” Yani Biz, onlara istediklerini vermeyeceğiz. Onlar, bu sözleri ile sadece dmeogoji yapıp karşı tarafı bastırmak istiyorlar. “Doğrusu onlar, âhiretten korkmuyorlar.” Eğer âhiretten korksalardı bu yaptıklarını yapmazlardı.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Durum hiç de öyle değildir. Bilakis sapıklıklarında devam etmelerinin asıl sebebi onların ahiret azabına iman etmiyor olmalarıdır. Bu yüzden kâfir olarak kalmışlardır.
Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)
"İnin oradan (cennetten) hepiniz. Tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber) gelir de kim ona uyarsa, onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar…
Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)
Şüphesiz, inananlar (Müslümanlar) ile Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sabiilerden (her bir grubun kendi şeriatında) "Allah'a ve ahiret gününe inanan ve…
Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)
Hayır, öyle değil! Kim "ihsan" derecesine yükselerek özünü Allah'a teslim ederse, onun mükafatı Rabbinin katındadır. Artık onlara korku yoktur, onlar…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Hayır! Aslında onlar ahiretten korkmuyorlar.
Yoo! Aksine onlar ahiret endişesi taşımıyorlar.
Asla, onlar öteki dünya(ya inanmazlar ve on)dan korkmazlar.
Hayır! Bilakis, sonsuz gelecek yaşamdan korkmuyorlar!
Hayır; onlar şüphesiz ahiretten korkmuyorlar.
Hayır! Aslında onlar ahiretten korkmuyorlar.
Hayır, asla! Sonsuz yaşamdan korkmuyorlar.
Hayır! Aslında onlar ahiretten korkmuyorlar.
Doğrusu, onlar ahiretten korkmuyor.
Doğrusu, onlar ahiretten korkmuyor.
Hayır! Doğrusu ahiretten korkmuyorlar.
Hayır, doğrusu Ahıretten korkmıyorlar
Hayır! Doğrusu onlar ahiretten korkmuyorlar.
Hayır! Doğrusu onlar ahiretten korkmuyorlar.
Hayır! Doğrusu onlar ahiretten korkmuyorlar.
Hayır; onlar şüphesiz ahiretten korkmuyorlar.
Hayır (bu isteyişleri boşdur). Daha doğrusu onlar ahiretden korkmazlar.
Hayır, doğrusu onlar, ahiretten korkmuyorlar.
(43-56) Bizler namazı / salahı kılmazdık, çalışma gücü olmayanları / miskini yedirmezdik, dalanlarla / kapılanlarla beraber bizler de dalar giderdik, bizler din gününü / hesaplaşma gününü yalanlardık. Ta ki yakın olan bizi alıncaya / ölüm bizi alıncaya değin yalanladık. Onlara şefaatçilerin şefaati de fayda vermez. Hatırlatmadan yüz çeviriyorlar. Aslandan kaçan ürkmüş eşek gibiler. Hatta her birine (kişiye özel) açıklama içeren / şerh edilmiş sayfalar verilm esini istiyorlar . ( Oysa k itap sıklıkla genele hitaplı) Hayır, hayır diğer hayattan / ahiretten korkmuyorlar. Yoo, hayır, hayır O, Onu hatırlamak isteyen kişiye bir hatırlatmadır. Allah ancak isterse , onlar hatırlarlar. O /Allah sakınma / takva ehlidir, bağışlama / mağfiret ehlidir.
Asla! Doğrusu onlar ahiretten korkmuyorlar.
Yok yok onlar ahiretten korkmuyorlar.
Hayır (bu istedikleri olmayacak)! Aslında onlar ahiretten korkmuyorlar dipnot 1 .
Hayır (herkese sayfa verilmez)! Aslında onlar ahiretten korkmuyorlar.
Hayır! Aksine onlar ahiretten korkmuyorlar.
Hayır, aksine onlar ahiretten korkmuyorlar.
Hayır, öyle şey olmaz! Doğrusu şu ki, ahiretten korkmuyorlar.
But no, they deny the Hereafter and their denial of it drives them to seek pleasure in vices instead of virtues and they think what they will is fate.
No! Truly they have no fear of the life to come-
By no means! But they fear not the Hereafter,
No indeed; the truth is that they have no fear of the Hereafter. dipnot 1
No indeed! The truth is they do not fear the Next World.
Nay! But they fear not the Hereafter (from Allâh’s punishment).
No indeed! Rather they do not fear the Hereafter.
This can never be so. The fact is that they have no fear of the Hereafter.
No indeed; but they do not fear the Hereafter.
The fact is that they are careless about Hereafter.
Nay, but they did not fear the hereafter!
No, they do not fear the Hereafter.
By no means. They fear not the life to come.
Nay! But they do not fear the Hereafter.
Not at all! No indeed, (but) they do not fear the Hereafter.
Nay, verily. They fear not the Hereafter.
By no means. In fact they do not fear the Hereafter.
Nay, but they do not [believe in and, hence, do not] fear the life to come.
But no! In fact, they do not fear the Hereafter.
No, they do not fear the Hereafter.
Indeed, they do not fear the Hereafter.
No! But they do not fear the Hereafter.
No, indeed! The truth is, they fear not the Hereafter.
Nay, verily, they are oblivious to the Law of Cause and Effect - that every action has its ultimate consequence.
By no means! But they fear not the Hereafter.
Never! But they do not fear the Hereafter.
No, they do not fear the Hereafter.