Diyanet İşleri
Böyle iken onlara ne oluyor da, öğütten yüz çeviriyorlar?
Müddessir suresi · 49–56. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Müddessir suresi, 49. ayet. فَمَا لَهُمْ عَنِ ٱلتَّذْكِرَةِ مُعْرِضِينَ
Böyle iken onlara ne oluyor da, öğütten yüz çeviriyorlar?
(49, 50, 51) Onlara ne oluyor da aslandan kaçan ürkmüş yaban eşekleri gibi bu hatırlatmadan (Kur'an'dan) yüz çeviriyorlar? dipnot 1
Şu halde o öğüt ve uyarıdan yüz çevirmekle ellerine ne geçecek?
O halde, onlara ne oluyor ki bütün öğütlerden yüz çeviriyorlar,
Onlara ne oluyor ki, hatırlatıcıdan yüz çeviricidirler?
Buna rağmen, bunlara ne oluyor ki öğütten yüz çevirip duruyorlar?
Böyle iken onlara ne oluyor ki, yüz çeviriyorlar?
Öyleyse ne oluyor da öğretiden yüz çeviriyorlar?
- Öyleyken, onlara ne oluyor kiadeta arslandan ürküp kaçan yaban eşekleri gibi, öğütten yüz çeviriyorlar? Daha doğrusu onların her biri, kendisine açılmış sahifeler verilmesini istiyor.
Öyleyse neden bu mesajdan yüz çeviriyorlar.
Öyleyse neden bu mesajdan yüz çeviriyorlar.
O öğütten yüz çevirirlerken şimdi ne mazeretleri var?
Ya şimdi ne ma'ziretleri var o öğüdden yüz çevirirlerken
Onlara ne oluyor ki zikirden dipnot 1 yüz çeviriyorlar.
Onlara ne oluyor ki zikirden dipnot 1 yüz çeviriyorlar.
Onlara ne oluyor ki zikirden dipnot 1 yüz çeviriyorlar.
Buna rağmen, bunlara ne oluyor ki öğütten yüz çevirip duruyorlar?
Böyle iken şunlara ne oluyor ki (haala) öğüd (kabul etmek) den yüz çeviricidirler?
O halde bunlara ne oluyor ki öğütten yüz çeviriyorlar?
(43-56) Bizler namazı / salahı kılmazdık, çalışma gücü olmayanları / miskini yedirmezdik, dalanlarla / kapılanlarla beraber bizler de dalar giderdik, bizler din gününü / hesaplaşma gününü yalanlardık. Ta ki yakın olan bizi alıncaya / ölüm bizi alıncaya değin yalanladık. Onlara şefaatçilerin şefaati de fayda vermez. Hatırlatmadan yüz çeviriyorlar. Aslandan kaçan ürkmüş eşek gibiler. Hatta her birine (kişiye özel) açıklama içeren / şerh edilmiş sayfalar verilm esini istiyorlar . ( Oysa k itap sıklıkla genele hitaplı) Hayır, hayır diğer hayattan / ahiretten korkmuyorlar. Yoo, hayır, hayır O, Onu hatırlamak isteyen kişiye bir hatırlatmadır. Allah ancak isterse , onlar hatırlarlar. O /Allah sakınma / takva ehlidir, bağışlama / mağfiret ehlidir.
Öyleyse onlara ne oluyor da öğütten yüz çeviriyorlar?
Böyle iken onlara ne oluyur ki öğütten yüz çeviriyorlar?
Şimdi bunlara ne oluyor da verilen bu doğru bilgiden (Kur'an'dan dipnot 1 ) yüz çeviriyorlar dipnot 2 ?
Bunlar nelerine güveniyorlar da akıllarında tutmaları gereken bilgiden (Kur'an'dan) dipnot 1 yüz çeviriyorlar?
Öyleyse, onlara ne oluyor da uyarıdan yüz çeviriyorlar?
Öyleyse, onlara ne oluyor da uyarıdan yüz çeviriyorlar?
Ne oluyor onlara da öğüt verip düşündüren şeyden yüz çeviriyorlar?
Müddessir suresi, 50. ayet. كَأَنَّهُمْ حُمُرٌ مُّسْتَنفِرَةٌ
(50-51) Onlar sanki arslandan kaçan yaban eşekleridirler.
(49, 50, 51) Onlara ne oluyor da aslandan kaçan ürkmüş yaban eşekleri gibi bu hatırlatmadan (Kur'an'dan) yüz çeviriyorlar? dipnot 1
Onlar ürkek yaban eşeklerine benziyorlar;
adeta korkuya kapılmış merkepler gibiler,
Onlar sanki ürküp kaçan yaban eşekleri gibidirler!
Sanki onlar, ürkmüş yaban eşekleri gibidirler;
Âdeta yaban eşekleri gibi (hâlâ) öğütten,
Ürkmüş yaban eşekleri gibi.
- Öyleyken, onlara ne oluyor kiadeta arslandan ürküp kaçan yaban eşekleri gibi, öğütten yüz çeviriyorlar? Daha doğrusu onların her biri, kendisine açılmış sahifeler verilmesini istiyor.
Ürkmüş zebralar gibi,
Ürkmüş zebralar gibi,
Sanki ürkmüş yaban eşekleri,
Sanki ürkmüş yaban eşekleri
Sanki ürkmüş yabani eşekler gibidirler;
Sanki ürkmüş yabani eşekler gibidirler;
Sanki ürkmüş yabani eşekler gibidirler;
Sanki onlar, ürkmüş yaban eşekleri gibidirler;
(50-51) Sanki onlar arslandan ürküb kaçan vahşi eşeklerdir!
Ürkek yaban eşekleri gibi;
(43-56) Bizler namazı / salahı kılmazdık, çalışma gücü olmayanları / miskini yedirmezdik, dalanlarla / kapılanlarla beraber bizler de dalar giderdik, bizler din gününü / hesaplaşma gününü yalanlardık. Ta ki yakın olan bizi alıncaya / ölüm bizi alıncaya değin yalanladık. Onlara şefaatçilerin şefaati de fayda vermez. Hatırlatmadan yüz çeviriyorlar. Aslandan kaçan ürkmüş eşek gibiler. Hatta her birine (kişiye özel) açıklama içeren / şerh edilmiş sayfalar verilm esini istiyorlar . ( Oysa k itap sıklıkla genele hitaplı) Hayır, hayır diğer hayattan / ahiretten korkmuyorlar. Yoo, hayır, hayır O, Onu hatırlamak isteyen kişiye bir hatırlatmadır. Allah ancak isterse , onlar hatırlarlar. O /Allah sakınma / takva ehlidir, bağışlama / mağfiret ehlidir.
Onlar adeta ürkütülmüş yaban eşekleri gibidir.
Yaban eşekleri gibi;
Onlar, ürküp kaçışan eşekler gibidir,
Ürkmüş eşekler gibi davranıyorlar,
Sanki onlar, yaban eşekleri gibidir.
(50-51) Sanki onlar, aslandan kaçan yaban eşekleri gibidir.
Sağa sola kaçışan yaban eşekleri gibidirler,
Müddessir suresi, 51. ayet. فَرَّتْ مِن قَسْوَرَةٍۭ
(50-51) Onlar sanki arslandan kaçan yaban eşekleridirler.
(49, 50, 51) Onlara ne oluyor da aslandan kaçan ürkmüş yaban eşekleri gibi bu hatırlatmadan (Kur'an'dan) yüz çeviriyorlar? dipnot 1
amansız avcıdan (kaçak eşeklere).
aslanlardan ürküp kaçan.
Aslandan ürküp kaçarcasına!
Arslandan korkup kaçmışlar.
arslandan ürküp kaçan.
Arslandan kaçan.
- Öyleyken, onlara ne oluyor kiadeta arslandan ürküp kaçan yaban eşekleri gibi, öğütten yüz çeviriyorlar? Daha doğrusu onların her biri, kendisine açılmış sahifeler verilmesini istiyor.
Aslandan kaçan...
Aslandan kaçan...
arslandan kaçmaktalar!
Arslandan kaçmaktalar
Aslandan kaçan.
Aslandan kaçan.
Aslandan kaçan.
Arslandan korkup kaçmışlar.
(50-51) Sanki onlar arslandan ürküb kaçan vahşi eşeklerdir!
Ürkmüş olan, arslandan.
(43-56) Bizler namazı / salahı kılmazdık, çalışma gücü olmayanları / miskini yedirmezdik, dalanlarla / kapılanlarla beraber bizler de dalar giderdik, bizler din gününü / hesaplaşma gününü yalanlardık. Ta ki yakın olan bizi alıncaya / ölüm bizi alıncaya değin yalanladık. Onlara şefaatçilerin şefaati de fayda vermez. Hatırlatmadan yüz çeviriyorlar. Aslandan kaçan ürkmüş eşek gibiler. Hatta her birine (kişiye özel) açıklama içeren / şerh edilmiş sayfalar verilm esini istiyorlar . ( Oysa k itap sıklıkla genele hitaplı) Hayır, hayır diğer hayattan / ahiretten korkmuyorlar. Yoo, hayır, hayır O, Onu hatırlamak isteyen kişiye bir hatırlatmadır. Allah ancak isterse , onlar hatırlarlar. O /Allah sakınma / takva ehlidir, bağışlama / mağfiret ehlidir.
Aslandan ürküp, kaçan.
Aslandan ürkmüş.
aslandan kaçan (eşekler gibi dipnot 1 ).
aslandan ürküp kaçan eşeklere benziyorlar.
Aslandan kaçan…
(50-51) Sanki onlar, aslandan kaçan yaban eşekleri gibidir.
Arslandan ürkmüşlerdir.
Müddessir suresi, 52. ayet. بَلْ يُرِيدُ كُلُّ ٱمْرِئٍ مِّنْهُمْ أَن يُؤْتَىٰ صُحُفًا مُّنَشَّرَةً
Hatta onlardan her bir kişi, kendisine açılmış sahifeler verilmesini istiyor.
Aslında onların her biri, kendisine (önünde) açılmış sahifeler (vahiy) verilmesini istiyor.
Evet, onların her biri kendilerine açık seçik sayfalar verilmesini ister.
Evet, hepsi kendilerine açılmış, açıklanmış vahiyler verilmesi gerektiğini iddia ederler!
Belki de her biri, kendisine (vahiy inip) açılmış sahifeler verilmesini diler!
Hayır; her biri, kendisine açılmış sahifelerin verilmesini ister.
Daha doğrusu onlardan her biri, kendisine, (önünde) açılmış sahifeler (İlâhî vahiy) verilmesini istiyor.
Hayır! Kendileri için yazılmış sayfalar verilmesini istiyorlar.
- Öyleyken, onlara ne oluyor kiadeta arslandan ürküp kaçan yaban eşekleri gibi, öğütten yüz çeviriyorlar? Daha doğrusu onların her biri, kendisine açılmış sahifeler verilmesini istiyor.
Hayır, onlardan her biri, kendisine özel olarak açılmış sayfalar verilmesini ister.
Hayır, onlardan her biri, kendisine özel olarak açılmış sayfalar verilmesini ister.
Yok! Onlardan her kişi kendisine ayrı sahifelerle tezkireler (ihtarnameler) dağıtılmasını istiyor.
Yok onlardan her kişi kendisine ayrı sahifelerle tezkireler dağıtılmasını istiyor
Hayır! Onların tamamı, kendileri için yazılmış sahifeler gelmesini ister.
Hayır! Onların tamamı, kendileri için yazılmış sahifeler gelmesini ister.
Hayır! Onların tamamı, kendileri için yazılmış sahifeler gelmesini ister.
Hayır; her biri, kendisine açılmış sahifelerin verilmesini ister.
Evet, onlardan herkişi kendisine neşredilecek sahifeler verilmesini ister.
Hayır, onlardan her biri, önüne açılıvermiş sahifeler verilmesini ister.
(43-56) Bizler namazı / salahı kılmazdık, çalışma gücü olmayanları / miskini yedirmezdik, dalanlarla / kapılanlarla beraber bizler de dalar giderdik, bizler din gününü / hesaplaşma gününü yalanlardık. Ta ki yakın olan bizi alıncaya / ölüm bizi alıncaya değin yalanladık. Onlara şefaatçilerin şefaati de fayda vermez. Hatırlatmadan yüz çeviriyorlar. Aslandan kaçan ürkmüş eşek gibiler. Hatta her birine (kişiye özel) açıklama içeren / şerh edilmiş sayfalar verilm esini istiyorlar . ( Oysa k itap sıklıkla genele hitaplı) Hayır, hayır diğer hayattan / ahiretten korkmuyorlar. Yoo, hayır, hayır O, Onu hatırlamak isteyen kişiye bir hatırlatmadır. Allah ancak isterse , onlar hatırlarlar. O /Allah sakınma / takva ehlidir, bağışlama / mağfiret ehlidir.
Hayır; her biri önüne açılıvermiş sahifeler verilmesini ister.
Hayır, onlardan her kişi kendisine açılan sahifeler verilmesini istiyor.
Aslında onlardan her biri, kendilerine dağıtılacak sayfalar /belgeler getirilmesini ister dipnot 1 .
Aslında onlardan her biri, kendine açık seçik sayfalar verilmesini ister.
Belki de onların her biri (gökten inip) önlerine açılmış bir sahife verilmesini istiyorlar.
Belki de onların her biri önlerine açılmış bir sahife verilmesini istiyorlar.
İçlerinden her kişi de istiyor ki, kendisine açılıp saçılmış sayfalar verilsin.
Müddessir suresi, 53. ayet. كَلَّا بَل لَّا يَخَافُونَ ٱلْـَٔاخِرَةَ
Hayır, hayır! Onlar ahiretten korkmuyorlar.
Hayır! Aslında onlar ahiretten korkmuyorlar.
Yoo! Aksine onlar ahiret endişesi taşımıyorlar.
Asla, onlar öteki dünya(ya inanmazlar ve on)dan korkmazlar.
Hayır! Bilakis, sonsuz gelecek yaşamdan korkmuyorlar!
Hayır; onlar şüphesiz ahiretten korkmuyorlar.
Hayır! Aslında onlar ahiretten korkmuyorlar.
Hayır, asla! Sonsuz yaşamdan korkmuyorlar.
Hayır! Aslında onlar ahiretten korkmuyorlar.
Doğrusu, onlar ahiretten korkmuyor.
Doğrusu, onlar ahiretten korkmuyor.
Hayır! Doğrusu ahiretten korkmuyorlar.
Hayır, doğrusu Ahıretten korkmıyorlar
Hayır! Doğrusu onlar ahiretten korkmuyorlar.
Hayır! Doğrusu onlar ahiretten korkmuyorlar.
Hayır! Doğrusu onlar ahiretten korkmuyorlar.
Hayır; onlar şüphesiz ahiretten korkmuyorlar.
Hayır (bu isteyişleri boşdur). Daha doğrusu onlar ahiretden korkmazlar.
Hayır, doğrusu onlar, ahiretten korkmuyorlar.
(43-56) Bizler namazı / salahı kılmazdık, çalışma gücü olmayanları / miskini yedirmezdik, dalanlarla / kapılanlarla beraber bizler de dalar giderdik, bizler din gününü / hesaplaşma gününü yalanlardık. Ta ki yakın olan bizi alıncaya / ölüm bizi alıncaya değin yalanladık. Onlara şefaatçilerin şefaati de fayda vermez. Hatırlatmadan yüz çeviriyorlar. Aslandan kaçan ürkmüş eşek gibiler. Hatta her birine (kişiye özel) açıklama içeren / şerh edilmiş sayfalar verilm esini istiyorlar . ( Oysa k itap sıklıkla genele hitaplı) Hayır, hayır diğer hayattan / ahiretten korkmuyorlar. Yoo, hayır, hayır O, Onu hatırlamak isteyen kişiye bir hatırlatmadır. Allah ancak isterse , onlar hatırlarlar. O /Allah sakınma / takva ehlidir, bağışlama / mağfiret ehlidir.
Asla! Doğrusu onlar ahiretten korkmuyorlar.
Yok yok onlar ahiretten korkmuyorlar.
Hayır (bu istedikleri olmayacak)! Aslında onlar ahiretten korkmuyorlar dipnot 1 .
Hayır (herkese sayfa verilmez)! Aslında onlar ahiretten korkmuyorlar.
Hayır! Aksine onlar ahiretten korkmuyorlar.
Hayır, aksine onlar ahiretten korkmuyorlar.
Hayır, öyle şey olmaz! Doğrusu şu ki, ahiretten korkmuyorlar.
Müddessir suresi, 54. ayet. كَلَّآ إِنَّهُۥ تَذْكِرَةٌ
Hayır, düşündükleri gibi değil! Şüphesiz bu (Kur'an) bir uyarıdır.
Hayır! Şüphesiz ki bu (Kur'an), bir hatırlatmadır.
Evet, şüphesiz bu bir öğüttür;
Aslında bu bir öğüttür;
Hayır! Muhakkak ki o bir hatırlatmadır!
Gerçek (şu ki), o (Kur'an,) elbette bir öğüttür.
Asla (düşündükleri gibi değil)! Bilsinler ki bu, gerçekten bir ikazdır!
Asla! Kuşkusuz, O, bir hatırlatmadır.
- Asla! Doğrusu Kur'an bir hatırlatmadır. Dileyen ondan öğüt alır.
Doğrusu, bu bir öğüttür.
Doğrusu, bu bir öğüttür.
Hayır, hayır! O muhakkak bir uyarıdır.
hayır hayır o muhakkak bir tezkire
Hayır! Kuşkusuz, o bir öğüttür.
Hayır! Kuşkusuz, o bir öğüttür.
Hayır! Kuşkusuz, o bir öğüttür.
Gerçek (şu ki), o (Kuran,) elbette bir öğüttür.
Gerçek, o (Kur'an) hiç şüphesiz bir öğüddür.
Hayır, muhakkak ki o, bir öğüttür.
(43-56) Bizler namazı / salahı kılmazdık, çalışma gücü olmayanları / miskini yedirmezdik, dalanlarla / kapılanlarla beraber bizler de dalar giderdik, bizler din gününü / hesaplaşma gününü yalanlardık. Ta ki yakın olan bizi alıncaya / ölüm bizi alıncaya değin yalanladık. Onlara şefaatçilerin şefaati de fayda vermez. Hatırlatmadan yüz çeviriyorlar. Aslandan kaçan ürkmüş eşek gibiler. Hatta her birine (kişiye özel) açıklama içeren / şerh edilmiş sayfalar verilm esini istiyorlar . ( Oysa k itap sıklıkla genele hitaplı) Hayır, hayır diğer hayattan / ahiretten korkmuyorlar. Yoo, hayır, hayır O, Onu hatırlamak isteyen kişiye bir hatırlatmadır. Allah ancak isterse , onlar hatırlarlar. O /Allah sakınma / takva ehlidir, bağışlama / mağfiret ehlidir.
Hayır! Şüphesiz o (Kur'an) ancak bir öğüttür.
Hayır (iyi bilsinler ki) o (Kur'an) bir ikazdır.
Hayır (bir belgeye ihtiyaç yok)! Çünkü Kur'an, kesinlikle size verilen doğru bilgidir dipnot 1 .
Hayır hayır, o (Kur'an) akılda tutulması gereken bilgidir.
Gerçek şu ki bu bir öğüttür.
Gerçek şu ki bu bir uyarıdır.
Hayır, iş, sandıkları gibi değil! O bir öğüt verici/bir düşündürücüdür.
Müddessir suresi, 55. ayet. فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ
Artık kim dilerse ondan öğüt alır.
Dileyen onu(nla gerçeği) hatırlar. dipnot 1
Artık dileyen ondan öğüt alır;
ve dileyen herkes ondan ders alabilir.
Dileyen onu zikreder (hatırlayıp değerlendirir)!
Artık kim dilerse, öğüt alıp düşünür.
Dileyen ondan (düşünüp) öğüt alır.
Artık, isteyen, Ondan öğüt alır.
- Asla! Doğrusu Kur'an bir hatırlatmadır. Dileyen ondan öğüt alır.
Dileyen ondan öğüt alır.
Dileyen ondan öğüt alır.
Dileyen onu düşünür,
Dileyen onu tezekkür ede
Dileyen ondan öğüt alır.
Dileyen ondan öğüt alır.
Dileyen ondan öğüt alır.
Artık kim dilerse, öğüt alıp düşünür.
Onun için kim dilerse (onu okuyarak, alacağı) öğüd (ü, ibreti) alır.
Kim isterse; ondan öğüt alır.
(43-56) Bizler namazı / salahı kılmazdık, çalışma gücü olmayanları / miskini yedirmezdik, dalanlarla / kapılanlarla beraber bizler de dalar giderdik, bizler din gününü / hesaplaşma gününü yalanlardık. Ta ki yakın olan bizi alıncaya / ölüm bizi alıncaya değin yalanladık. Onlara şefaatçilerin şefaati de fayda vermez. Hatırlatmadan yüz çeviriyorlar. Aslandan kaçan ürkmüş eşek gibiler. Hatta her birine (kişiye özel) açıklama içeren / şerh edilmiş sayfalar verilm esini istiyorlar . ( Oysa k itap sıklıkla genele hitaplı) Hayır, hayır diğer hayattan / ahiretten korkmuyorlar. Yoo, hayır, hayır O, Onu hatırlamak isteyen kişiye bir hatırlatmadır. Allah ancak isterse , onlar hatırlarlar. O /Allah sakınma / takva ehlidir, bağışlama / mağfiret ehlidir.
Artık dileyen kimse ondan öğüt alır.
Dileyen onu düşünür, öğüt alır.
Yapması gerekeni yapan o bilgiden yararlanır dipnot 1 .
Öğrenmeyi tercih eden öğrenir.
Öğüt almak isteyen kimseye…
Öğüt almak isteyen kimseye..
Dileyen düşünür onu, öğüt alır.
Müddessir suresi, 56. ayet. وَمَا يَذْكُرُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ هُوَ أَهْلُ ٱلتَّقْوَىٰ وَأَهْلُ ٱلْمَغْفِرَةِ
Bununla beraber, Allah dilemedikçe öğüt alamazlar. O takvaya (kendisine karşı gelmekten sakınılmaya) ehil olandır, bağışlamaya ehil olandır.
(Bunu yapanlar), Allah'ın istediğinden başkasını hatırlamamış olurlar. dipnot 1 Takvâya (duyarlı olmaya) layık olan da bağışlayan da O'dur.
zaten onlar ancak Allah'ın dilemesi durumunda öğüt alabilirler. O, kendisine karşı sorumluluk duyulmaya ve bağışlamaya en ehil olandır.
Ama o (öteki dünyaya inanmaya)nlar, Allah dilemedikçe ondan ders almazlar çünkü O, Allah'a karşı sorumluluk bilincinin ve mağfiretin kaynağıdır.
Allah dilemedikçe onlar zikredemezler (hatırlayıp değerlendiremezler). . . O, takvanın ehlidir (dilediğinde korunmayı izhar eder) ve mağfiretin ehlidir (dilediğinde mağfiretini oluşturur).
Allah dilemedikçe onlar öğüt almazlar; takvanın sahibi (onu kabul etmeye ehil olan) O'dur, mağfiretin sahibi (bağışlamaya ehil olan da) O'dur.
Bununla beraber, Allah dilemeksizin onlar öğüt alamazlar. Sakınılmaya lâyık olan da O'dur, mağfiret sahibi de O’dur.
Allah dilemedikçe, zaten öğüt alamazlar. O, sorumluluk bilincine erişmenin ve bağışlanmanın kaynağıdır. dipnot 550
Böylece zaten onlar Allah'ın dilediğini ancak öğüt almış olurlar. Çünkü saygı duyulması gereken O'dur. Bağışlayacak olan da O'dur.
ALLAH dilemezse onlar öğüt alamazlar. O, erdemli davranmanın kaynağıdır; bağışlamanın kaynağıdır.
ALLAH dilemezse onlar öğüt alamazlar. O, erdemli davranmanın kaynağıdır; bağışlamanın kaynağıdır.
Bununla beraber Allah dilemeyince, düşünmezler; koruyacak da O'dur, bağışlayacak da!
Maamafih Allah dilemeyince düşünmezler, koruyacak da odur, mağfiret edecek de
Allah dilemedikçe dipnot 1 onlar öğüt almazlar. O, takvaya ehildir dipnot 2 ve bağışlamaya ehildir.
Allah dilemedikçe dipnot 1 onlar öğüt almazlar. O, takvaya ehildir dipnot 2 ve bağışlamaya ehildir.
Allah dilemedikçe dipnot 1 onlar öğüt almazlar. O, takvaya ehildir dipnot 2 ve bağışlamaya ehildir.
Tanrı dilemedikçe onlar öğüt almazlar; takva ehli ve mağrifet ehli (olan) O'dur.
Bununla beraber Allahın dileyeceğinden başkaları o öğüdü almazlar ki (Onun azabından) korunmıya ehil olan da odur, yarlığanmıya ehil olan da o.
Allah dilemedikçe öğüt alamazlar. O, takvaya ehildir, mağfirete ehildir.
(43-56) Bizler namazı / salahı kılmazdık, çalışma gücü olmayanları / miskini yedirmezdik, dalanlarla / kapılanlarla beraber bizler de dalar giderdik, bizler din gününü / hesaplaşma gününü yalanlardık. Ta ki yakın olan bizi alıncaya / ölüm bizi alıncaya değin yalanladık. Onlara şefaatçilerin şefaati de fayda vermez. Hatırlatmadan yüz çeviriyorlar. Aslandan kaçan ürkmüş eşek gibiler. Hatta her birine (kişiye özel) açıklama içeren / şerh edilmiş sayfalar verilm esini istiyorlar . ( Oysa k itap sıklıkla genele hitaplı) Hayır, hayır diğer hayattan / ahiretten korkmuyorlar. Yoo, hayır, hayır O, Onu hatırlamak isteyen kişiye bir hatırlatmadır. Allah ancak isterse , onlar hatırlarlar. O /Allah sakınma / takva ehlidir, bağışlama / mağfiret ehlidir.
Allah dilemedikçe onlar öğüt almazlar. Kendisinden korkulmaya layık olan da, bağışlayıcı olan da O’dur.
Allah dilemedikçe onlar öğüt almazlar. Takva ve mağfiret ehli O'dur (kendisinden korunmağa, cezasından kaçınmağa layık olan ve günahları bağışlayan yalnız O'dur).
Onlar, ancak Allah'ın gerekeni yapması ile dipnot 1 bu bilgiden yararlanırlar dipnot 2 . Allah, her türlü yanlıştan sakınan ve hep bağışlayandır dipnot 3 .
O bilgiyi aklından çıkarmayanlar, tercihlerinin doğruluğunu Allah'ın onayladıklarıdır dipnot 1 . Böylesi, Allah'tan çekinip korunan ve affedilmeyi hak eden kişidir.
Allah dilemedikçe öğüt almazlar. Kendisinden korkulmaya layık olan O’dur, bağış sahibi O’dur
Allah dilemedikçe öğüt almazlar. Kendisinden korkulmaya layık olan O'dur, bağış sahibi O'dur.
Ve onlar, Allah'ın dilediği dışında, öğüt alamazlar. Sakındırmaya ve affetmeye ehil olan O'dur.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.