Müddessir suresi · 49–56. ayetler

Öğütten yüz çevirenler

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Müddessir suresi, 49. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müddessir suresi, 49. ayet. فَمَا لَهُمْ عَنِ ٱلتَّذْكِرَةِ مُعْرِضِينَ

    Diyanet İşleri

    Böyle iken onlara ne oluyor da, öğütten yüz çeviriyorlar?

    Mehmet Okuyan

    (49, 50, 51) Onlara ne oluyor da aslandan kaçan ürkmüş yaban eşekleri gibi bu hatırlatmadan (Kur'an'dan) yüz çeviriyorlar? dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette vahiyden yüz çevirenler aslandan kaçan yaban eşeğine benzetilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Şu halde o öğüt ve uyarıdan yüz çevirmekle ellerine ne geçecek?

    Muhammed Esed

    O halde, onlara ne oluyor ki bütün öğütlerden yüz çeviriyorlar,

    Ahmed Hulusi

    Onlara ne oluyor ki, hatırlatıcıdan yüz çeviricidirler?

    Ali Bulaç

    Buna rağmen, bunlara ne oluyor ki öğütten yüz çevirip duruyorlar?

    Ali Özek ve heyeti

    Böyle iken onlara ne oluyor ki, yüz çeviriyorlar?

    Ali Rıza Safa

    Öyleyse ne oluyor da öğretiden yüz çeviriyorlar?

    Bayraktar Bayraklı

    - Öyleyken, onlara ne oluyor kiadeta arslandan ürküp kaçan yaban eşekleri gibi, öğütten yüz çeviriyorlar? Daha doğrusu onların her biri, kendisine açılmış sahifeler verilmesini istiyor.

    Edip Yüksel

    Öyleyse neden bu mesajdan yüz çeviriyorlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Öyleyse neden bu mesajdan yüz çeviriyorlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O öğütten yüz çevirirlerken şimdi ne mazeretleri var?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ya şimdi ne ma'ziretleri var o öğüdden yüz çevirirlerken

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlara ne oluyor ki zikirden dipnot 1 yüz çeviriyorlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'ın öğütlerinden.

    Gültekin Onan

    Buna rağmen, bunlara ne oluyor ki öğütten yüz çevirip duruyorlar?

    Hasan Basri Çantay

    Böyle iken şunlara ne oluyor ki (haala) öğüd (kabul etmek) den yüz çeviricidirler?

    İbni Kesir

    O halde bunlara ne oluyor ki öğütten yüz çeviriyorlar?

    Mehmet Alagaş

    (43-56) Bizler namazı / salahı kılmazdık, çalışma gücü olmayanları / miskini yedirmezdik, dalanlarla / kapılanlarla beraber bizler de dalar giderdik, bizler din gününü / hesaplaşma gününü yalanlardık. Ta ki yakın olan bizi alıncaya / ölüm bizi alıncaya değin yalanladık. Onlara şefaatçilerin şefaati de fayda vermez. Hatırlatmadan yüz çeviriyorlar. Aslandan kaçan ürkmüş eşek gibiler. Hatta her birine (kişiye özel) açıklama içeren / şerh edilmiş sayfalar verilm esini istiyorlar . ( Oysa k itap sıklıkla genele hitaplı) Hayır, hayır diğer hayattan / ahiretten korkmuyorlar. Yoo, hayır, hayır O, Onu hatırlamak isteyen kişiye bir hatırlatmadır. Allah ancak isterse , onlar hatırlarlar. O /Allah sakınma / takva ehlidir, bağışlama / mağfiret ehlidir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Öyleyse onlara ne oluyor da öğütten yüz çeviriyorlar?

    Süleyman Ateş

    Böyle iken onlara ne oluyur ki öğütten yüz çeviriyorlar?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunlar nelerine güveniyorlar da akıllarında tutmaları gereken bilgiden (Kur'an'dan) dipnot 1 yüz çeviriyorlar?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      ..."Akılda tutulması gereken bilgi" Kur'an'dır. Bunu şu ayetlerden açıkça öğreniyoruz: "Görmekte olduklarınıza yemin etmeye gerek yok! Görmediklerinize de (bunların önemi ortadadır). Asıl önemlisi, Kur'an'ın değerli bir elçinin (Cebrail'in) sözü olmasıdır. O bir şairin sözü değildir. Ne kadar az inanıp güveniyorsunuz! Bir kahinin sözü de değildir. Bilginizi ne kadar az kullanıyorsunuz! Bütün varlıkların Sahibi tarafından indirilmiştir. (Muhammed,) Bize karşı bir takım sözler uydursaydı onu kıskıvrak yakalar,  şah damarını koparırdık. İçinizden hiç biri de bunun önüne geçemezdi. Kur'an, Allah'tan çekinerek kendini koruyanlar için bir tezkiredir (akıllarında tutmaları gereken bilgidir.)  Çok iyi biliyoruz ki içinizde yalancılar var. Kur'an, ayetleri görmezlikten gelen bu kişilerin de yalanını ortaya çıkarır. Çünkü o, kesin gerçektir." (el-Hakka 69/38-51)

    Şaban Britch

    Öyleyse, onlara ne oluyor da uyarıdan yüz çeviriyorlar?

    Şaban Piriş

    Öyleyse, onlara ne oluyor da uyarıdan yüz çeviriyorlar?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ne oluyor onlara da öğüt verip düşündüren şeyden yüz çeviriyorlar?

  2. Müddessir suresi, 50. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müddessir suresi, 50. ayet. كَأَنَّهُمْ حُمُرٌ مُّسْتَنفِرَةٌ

    Diyanet İşleri

    (50-51) Onlar sanki arslandan kaçan yaban eşekleridirler.

    Mehmet Okuyan

    (49, 50, 51) Onlara ne oluyor da aslandan kaçan ürkmüş yaban eşekleri gibi bu hatırlatmadan (Kur'an'dan) yüz çeviriyorlar? dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette vahiyden yüz çevirenler aslandan kaçan yaban eşeğine benzetilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar ürkek yaban eşeklerine benziyorlar;

    Muhammed Esed

    adeta korkuya kapılmış merkepler gibiler,

    Ahmed Hulusi

    Onlar sanki ürküp kaçan yaban eşekleri gibidirler!

    Ali Bulaç

    Sanki onlar, ürkmüş yaban eşekleri gibidirler;

    Ali Özek ve heyeti

    Âdeta yaban eşekleri gibi (hâlâ) öğütten,

    Ali Rıza Safa

    Ürkmüş yaban eşekleri gibi.

    Bayraktar Bayraklı

    - Öyleyken, onlara ne oluyor kiadeta arslandan ürküp kaçan yaban eşekleri gibi, öğütten yüz çeviriyorlar? Daha doğrusu onların her biri, kendisine açılmış sahifeler verilmesini istiyor.

    Edip Yüksel

    Ürkmüş zebralar gibi,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ürkmüş zebralar gibi,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sanki ürkmüş yaban eşekleri,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sanki ürkmüş yaban eşekleri

    Erhan Aktaş

    Sanki ürkmüş yabani eşekler gibidirler;

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sanki ürkmüş yabani eşekler gibidirler;

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sanki ürkmüş yabani eşekler gibidirler;

    Gültekin Onan

    Sanki onlar, ürkmüş yaban eşekleri gibidirler;

    Hasan Basri Çantay

    (50-51) Sanki onlar arslandan ürküb kaçan vahşi eşeklerdir!

    İbni Kesir

    Ürkek yaban eşekleri gibi;

    Mehmet Alagaş

    (43-56) Bizler namazı / salahı kılmazdık, çalışma gücü olmayanları / miskini yedirmezdik, dalanlarla / kapılanlarla beraber bizler de dalar giderdik, bizler din gününü / hesaplaşma gününü yalanlardık. Ta ki yakın olan bizi alıncaya / ölüm bizi alıncaya değin yalanladık. Onlara şefaatçilerin şefaati de fayda vermez. Hatırlatmadan yüz çeviriyorlar. Aslandan kaçan ürkmüş eşek gibiler. Hatta her birine (kişiye özel) açıklama içeren / şerh edilmiş sayfalar verilm esini istiyorlar . ( Oysa k itap sıklıkla genele hitaplı) Hayır, hayır diğer hayattan / ahiretten korkmuyorlar. Yoo, hayır, hayır O, Onu hatırlamak isteyen kişiye bir hatırlatmadır. Allah ancak isterse , onlar hatırlarlar. O /Allah sakınma / takva ehlidir, bağışlama / mağfiret ehlidir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar adeta ürkütülmüş yaban eşekleri gibidir.

    Süleyman Ateş

    Yaban eşekleri gibi;

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar, ürküp kaçışan eşekler gibidir,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ürkmüş eşekler gibi davranıyorlar,

    Şaban Britch

    Sanki onlar, yaban eşekleri gibidir.

    Şaban Piriş

    (50-51) Sanki onlar, aslandan kaçan yaban eşekleri gibidir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sağa sola kaçışan yaban eşekleri gibidirler,

  3. Müddessir suresi, 51. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müddessir suresi, 51. ayet. فَرَّتْ مِن قَسْوَرَةٍۭ

    Diyanet İşleri

    (50-51) Onlar sanki arslandan kaçan yaban eşekleridirler.

    Mehmet Okuyan

    (49, 50, 51) Onlara ne oluyor da aslandan kaçan ürkmüş yaban eşekleri gibi bu hatırlatmadan (Kur'an'dan) yüz çeviriyorlar? dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette vahiyden yüz çevirenler aslandan kaçan yaban eşeğine benzetilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    amansız avcıdan (kaçak eşeklere).

    Muhammed Esed

    aslanlardan ürküp kaçan.

    Ahmed Hulusi

    Aslandan ürküp kaçarcasına!

    Ali Bulaç

    Arslandan korkup kaçmışlar.

    Ali Özek ve heyeti

    arslandan ürküp kaçan.

    Ali Rıza Safa

    Arslandan kaçan.

    Bayraktar Bayraklı

    - Öyleyken, onlara ne oluyor kiadeta arslandan ürküp kaçan yaban eşekleri gibi, öğütten yüz çeviriyorlar? Daha doğrusu onların her biri, kendisine açılmış sahifeler verilmesini istiyor.

    Edip Yüksel

    Aslandan kaçan...

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Aslandan kaçan...

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    arslandan kaçmaktalar!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Arslandan kaçmaktalar

    Erhan Aktaş

    Aslandan kaçan.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Aslandan kaçan.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Aslandan kaçan.

    Gültekin Onan

    Arslandan korkup kaçmışlar.

    Hasan Basri Çantay

    (50-51) Sanki onlar arslandan ürküb kaçan vahşi eşeklerdir!

    İbni Kesir

    Ürkmüş olan, arslandan.

    Mehmet Alagaş

    (43-56) Bizler namazı / salahı kılmazdık, çalışma gücü olmayanları / miskini yedirmezdik, dalanlarla / kapılanlarla beraber bizler de dalar giderdik, bizler din gününü / hesaplaşma gününü yalanlardık. Ta ki yakın olan bizi alıncaya / ölüm bizi alıncaya değin yalanladık. Onlara şefaatçilerin şefaati de fayda vermez. Hatırlatmadan yüz çeviriyorlar. Aslandan kaçan ürkmüş eşek gibiler. Hatta her birine (kişiye özel) açıklama içeren / şerh edilmiş sayfalar verilm esini istiyorlar . ( Oysa k itap sıklıkla genele hitaplı) Hayır, hayır diğer hayattan / ahiretten korkmuyorlar. Yoo, hayır, hayır O, Onu hatırlamak isteyen kişiye bir hatırlatmadır. Allah ancak isterse , onlar hatırlarlar. O /Allah sakınma / takva ehlidir, bağışlama / mağfiret ehlidir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Aslandan ürküp, kaçan.

    Süleyman Ateş

    Aslandan ürkmüş.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    aslandan ürküp kaçan eşeklere benziyorlar.

    Şaban Britch

    Aslandan kaçan…

    Şaban Piriş

    (50-51) Sanki onlar, aslandan kaçan yaban eşekleri gibidir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Arslandan ürkmüşlerdir.

  4. Müddessir suresi, 52. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müddessir suresi, 52. ayet. بَلْ يُرِيدُ كُلُّ ٱمْرِئٍ مِّنْهُمْ أَن يُؤْتَىٰ صُحُفًا مُّنَشَّرَةً

    Diyanet İşleri

    Hatta onlardan her bir kişi, kendisine açılmış sahifeler verilmesini istiyor.

    Mehmet Okuyan

    Aslında onların her biri, kendisine (önünde) açılmış sahifeler (vahiy) verilmesini istiyor.

    Mustafa İslamoğlu

    Evet, onların her biri kendilerine açık seçik sayfalar verilmesini ister.

    Muhammed Esed

    Evet, hepsi kendilerine açılmış, açıklanmış vahiyler verilmesi gerektiğini iddia ederler!

    Ahmed Hulusi

    Belki de her biri, kendisine (vahiy inip) açılmış sahifeler verilmesini diler!

    Ali Bulaç

    Hayır; her biri, kendisine açılmış sahifelerin verilmesini ister.

    Ali Özek ve heyeti

    Daha doğrusu onlardan her biri, kendisine, (önünde) açılmış sahifeler (İlâhî vahiy) verilmesini istiyor.

    Ali Rıza Safa

    Hayır! Kendileri için yazılmış sayfalar verilmesini istiyorlar.

    Bayraktar Bayraklı

    - Öyleyken, onlara ne oluyor kiadeta arslandan ürküp kaçan yaban eşekleri gibi, öğütten yüz çeviriyorlar? Daha doğrusu onların her biri, kendisine açılmış sahifeler verilmesini istiyor.

    Edip Yüksel

    Hayır, onlardan her biri, kendisine özel olarak açılmış sayfalar verilmesini ister.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Hayır, onlardan her biri, kendisine özel olarak açılmış sayfalar verilmesini ister.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yok! Onlardan her kişi kendisine ayrı sahifelerle tezkireler (ihtarnameler) dağıtılmasını istiyor.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yok onlardan her kişi kendisine ayrı sahifelerle tezkireler dağıtılmasını istiyor

    Erhan Aktaş

    Hayır! Onların tamamı, kendileri için yazılmış sahifeler gelmesini ister.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hayır! Onların tamamı, kendileri için yazılmış sahifeler gelmesini ister.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hayır! Onların tamamı, kendileri için yazılmış sahifeler gelmesini ister.

    Gültekin Onan

    Hayır; her biri, kendisine açılmış sahifelerin verilmesini ister.

    Hasan Basri Çantay

    Evet, onlardan herkişi kendisine neşredilecek sahifeler verilmesini ister.

    İbni Kesir

    Hayır, onlardan her biri, önüne açılıvermiş sahifeler verilmesini ister.

    Mehmet Alagaş

    (43-56) Bizler namazı / salahı kılmazdık, çalışma gücü olmayanları / miskini yedirmezdik, dalanlarla / kapılanlarla beraber bizler de dalar giderdik, bizler din gününü / hesaplaşma gününü yalanlardık. Ta ki yakın olan bizi alıncaya / ölüm bizi alıncaya değin yalanladık. Onlara şefaatçilerin şefaati de fayda vermez. Hatırlatmadan yüz çeviriyorlar. Aslandan kaçan ürkmüş eşek gibiler. Hatta her birine (kişiye özel) açıklama içeren / şerh edilmiş sayfalar verilm esini istiyorlar . ( Oysa k itap sıklıkla genele hitaplı) Hayır, hayır diğer hayattan / ahiretten korkmuyorlar. Yoo, hayır, hayır O, Onu hatırlamak isteyen kişiye bir hatırlatmadır. Allah ancak isterse , onlar hatırlarlar. O /Allah sakınma / takva ehlidir, bağışlama / mağfiret ehlidir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hayır; her biri önüne açılıvermiş sahifeler verilmesini ister.

    Süleyman Ateş

    Hayır, onlardan her kişi kendisine açılan sahifeler verilmesini istiyor.

    Süleymaniye Vakfı

    Aslında onlardan her biri, kendilerine dağıtılacak sayfalar /belgeler getirilmesini ister dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Muhammed aleyhisselamın Allah'ın elçisi olduğunu gösteren birer belge talep etmektedirler (En'am 6/7, İsra 17/93).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Aslında onlardan her biri, kendine açık seçik sayfalar verilmesini ister.

    Şaban Britch

    Belki de onların her biri (gökten inip) önlerine açılmış bir sahife verilmesini istiyorlar.

    Şaban Piriş

    Belki de onların her biri önlerine açılmış bir sahife verilmesini istiyorlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İçlerinden her kişi de istiyor ki, kendisine açılıp saçılmış sayfalar verilsin.

  5. Müddessir suresi, 53. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müddessir suresi, 53. ayet. كَلَّا بَل لَّا يَخَافُونَ ٱلْـَٔاخِرَةَ

    Diyanet İşleri

    Hayır, hayır! Onlar ahiretten korkmuyorlar.

    Mehmet Okuyan

    Hayır! Aslında onlar ahiretten korkmuyorlar.

    Mustafa İslamoğlu

    Yoo! Aksine onlar ahiret endişesi taşımıyorlar.

    Muhammed Esed

    Asla, onlar öteki dünya(ya inanmazlar ve on)dan korkmazlar.

    Ahmed Hulusi

    Hayır! Bilakis, sonsuz gelecek yaşamdan korkmuyorlar!

    Ali Bulaç

    Hayır; onlar şüphesiz ahiretten korkmuyorlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Hayır! Aslında onlar ahiretten korkmuyorlar.

    Ali Rıza Safa

    Hayır, asla! Sonsuz yaşamdan korkmuyorlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Hayır! Aslında onlar ahiretten korkmuyorlar.

    Edip Yüksel

    Doğrusu, onlar ahiretten korkmuyor.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Doğrusu, onlar ahiretten korkmuyor.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hayır! Doğrusu ahiretten korkmuyorlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hayır, doğrusu Ahıretten korkmıyorlar

    Erhan Aktaş

    Hayır! Doğrusu onlar ahiretten korkmuyorlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hayır! Doğrusu onlar ahiretten korkmuyorlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hayır! Doğrusu onlar ahiretten korkmuyorlar.

    Gültekin Onan

    Hayır; onlar şüphesiz ahiretten korkmuyorlar.

    Hasan Basri Çantay

    Hayır (bu isteyişleri boşdur). Daha doğrusu onlar ahiretden korkmazlar.

    İbni Kesir

    Hayır, doğrusu onlar, ahiretten korkmuyorlar.

    Mehmet Alagaş

    (43-56) Bizler namazı / salahı kılmazdık, çalışma gücü olmayanları / miskini yedirmezdik, dalanlarla / kapılanlarla beraber bizler de dalar giderdik, bizler din gününü / hesaplaşma gününü yalanlardık. Ta ki yakın olan bizi alıncaya / ölüm bizi alıncaya değin yalanladık. Onlara şefaatçilerin şefaati de fayda vermez. Hatırlatmadan yüz çeviriyorlar. Aslandan kaçan ürkmüş eşek gibiler. Hatta her birine (kişiye özel) açıklama içeren / şerh edilmiş sayfalar verilm esini istiyorlar . ( Oysa k itap sıklıkla genele hitaplı) Hayır, hayır diğer hayattan / ahiretten korkmuyorlar. Yoo, hayır, hayır O, Onu hatırlamak isteyen kişiye bir hatırlatmadır. Allah ancak isterse , onlar hatırlarlar. O /Allah sakınma / takva ehlidir, bağışlama / mağfiret ehlidir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Asla! Doğrusu onlar ahiretten korkmuyorlar.

    Süleyman Ateş

    Yok yok onlar ahiretten korkmuyorlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hayır (herkese sayfa verilmez)! Aslında onlar ahiretten korkmuyorlar.

    Şaban Britch

    Hayır! Aksine onlar ahiretten korkmuyorlar.

    Şaban Piriş

    Hayır, aksine onlar ahiretten korkmuyorlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hayır, öyle şey olmaz! Doğrusu şu ki, ahiretten korkmuyorlar.

  6. Müddessir suresi, 54. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müddessir suresi, 54. ayet. كَلَّآ إِنَّهُۥ تَذْكِرَةٌ

    Diyanet İşleri

    Hayır, düşündükleri gibi değil! Şüphesiz bu (Kur'an) bir uyarıdır.

    Mehmet Okuyan

    Hayır! Şüphesiz ki bu (Kur'an), bir hatırlatmadır.

    Mustafa İslamoğlu

    Evet, şüphesiz bu bir öğüttür;

    Muhammed Esed

    Aslında bu bir öğüttür;

    Ahmed Hulusi

    Hayır! Muhakkak ki o bir hatırlatmadır!

    Ali Bulaç

    Gerçek (şu ki), o (Kur'an,) elbette bir öğüttür.

    Ali Özek ve heyeti

    Asla (düşündükleri gibi değil)! Bilsinler ki bu, gerçekten bir ikazdır!

    Ali Rıza Safa

    Asla! Kuşkusuz, O, bir hatırlatmadır.

    Bayraktar Bayraklı

    - Asla! Doğrusu Kur'an bir hatırlatmadır. Dileyen ondan öğüt alır.

    Edip Yüksel

    Doğrusu, bu bir öğüttür.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Doğrusu, bu bir öğüttür.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hayır, hayır! O muhakkak bir uyarıdır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    hayır hayır o muhakkak bir tezkire

    Erhan Aktaş

    Hayır! Kuşkusuz, o bir öğüttür.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hayır! Kuşkusuz, o bir öğüttür.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hayır! Kuşkusuz, o bir öğüttür.

    Gültekin Onan

    Gerçek (şu ki), o (Kuran,) elbette bir öğüttür.

    Hasan Basri Çantay

    Gerçek, o (Kur'an) hiç şüphesiz bir öğüddür.

    İbni Kesir

    Hayır, muhakkak ki o, bir öğüttür.

    Mehmet Alagaş

    (43-56) Bizler namazı / salahı kılmazdık, çalışma gücü olmayanları / miskini yedirmezdik, dalanlarla / kapılanlarla beraber bizler de dalar giderdik, bizler din gününü / hesaplaşma gününü yalanlardık. Ta ki yakın olan bizi alıncaya / ölüm bizi alıncaya değin yalanladık. Onlara şefaatçilerin şefaati de fayda vermez. Hatırlatmadan yüz çeviriyorlar. Aslandan kaçan ürkmüş eşek gibiler. Hatta her birine (kişiye özel) açıklama içeren / şerh edilmiş sayfalar verilm esini istiyorlar . ( Oysa k itap sıklıkla genele hitaplı) Hayır, hayır diğer hayattan / ahiretten korkmuyorlar. Yoo, hayır, hayır O, Onu hatırlamak isteyen kişiye bir hatırlatmadır. Allah ancak isterse , onlar hatırlarlar. O /Allah sakınma / takva ehlidir, bağışlama / mağfiret ehlidir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hayır! Şüphesiz o (Kur'an) ancak bir öğüttür.

    Süleyman Ateş

    Hayır (iyi bilsinler ki) o (Kur'an) bir ikazdır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hayır hayır, o (Kur'an) akılda tutulması gereken bilgidir.

    Şaban Britch

    Gerçek şu ki bu bir öğüttür.

    Şaban Piriş

    Gerçek şu ki bu bir uyarıdır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hayır, iş, sandıkları gibi değil! O bir öğüt verici/bir düşündürücüdür.

  7. Müddessir suresi, 55. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müddessir suresi, 55. ayet. فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ

    Diyanet İşleri

    Artık kim dilerse ondan öğüt alır.

    Mustafa İslamoğlu

    Artık dileyen ondan öğüt alır;

    Muhammed Esed

    ve dileyen herkes ondan ders alabilir.

    Ahmed Hulusi

    Dileyen onu zikreder (hatırlayıp değerlendirir)!

    Ali Bulaç

    Artık kim dilerse, öğüt alıp düşünür.

    Ali Özek ve heyeti

    Dileyen ondan (düşünüp) öğüt alır.

    Ali Rıza Safa

    Artık, isteyen, Ondan öğüt alır.

    Bayraktar Bayraklı

    - Asla! Doğrusu Kur'an bir hatırlatmadır. Dileyen ondan öğüt alır.

    Edip Yüksel

    Dileyen ondan öğüt alır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dileyen ondan öğüt alır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Dileyen onu düşünür,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Dileyen onu tezekkür ede

    Erhan Aktaş

    Dileyen ondan öğüt alır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Dileyen ondan öğüt alır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Dileyen ondan öğüt alır.

    Gültekin Onan

    Artık kim dilerse, öğüt alıp düşünür.

    Hasan Basri Çantay

    Onun için kim dilerse (onu okuyarak, alacağı) öğüd (ü, ibreti) alır.

    İbni Kesir

    Kim isterse; ondan öğüt alır.

    Mehmet Alagaş

    (43-56) Bizler namazı / salahı kılmazdık, çalışma gücü olmayanları / miskini yedirmezdik, dalanlarla / kapılanlarla beraber bizler de dalar giderdik, bizler din gününü / hesaplaşma gününü yalanlardık. Ta ki yakın olan bizi alıncaya / ölüm bizi alıncaya değin yalanladık. Onlara şefaatçilerin şefaati de fayda vermez. Hatırlatmadan yüz çeviriyorlar. Aslandan kaçan ürkmüş eşek gibiler. Hatta her birine (kişiye özel) açıklama içeren / şerh edilmiş sayfalar verilm esini istiyorlar . ( Oysa k itap sıklıkla genele hitaplı) Hayır, hayır diğer hayattan / ahiretten korkmuyorlar. Yoo, hayır, hayır O, Onu hatırlamak isteyen kişiye bir hatırlatmadır. Allah ancak isterse , onlar hatırlarlar. O /Allah sakınma / takva ehlidir, bağışlama / mağfiret ehlidir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Artık dileyen kimse ondan öğüt alır.

    Süleyman Ateş

    Dileyen onu düşünür, öğüt alır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Öğrenmeyi tercih eden öğrenir.

    Şaban Britch

    Öğüt almak isteyen kimseye…

    Şaban Piriş

    Öğüt almak isteyen kimseye..

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dileyen düşünür onu, öğüt alır.

  8. Müddessir suresi, 56. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müddessir suresi, 56. ayet. وَمَا يَذْكُرُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ هُوَ أَهْلُ ٱلتَّقْوَىٰ وَأَهْلُ ٱلْمَغْفِرَةِ

    Diyanet İşleri

    Bununla beraber, Allah dilemedikçe öğüt alamazlar. O takvaya (kendisine karşı gelmekten sakınılmaya) ehil olandır, bağışlamaya ehil olandır.

    Mehmet Okuyan

    (Bunu yapanlar), Allah'ın istediğinden başkasını hatırlamamış olurlar. dipnot 1 Takvâya (duyarlı olmaya) layık olan da bağışlayan da O'dur.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: İnsân 76:30; Tekvîr 81:29. Yüce Allah'ın dilediği şey ise Zümer 39:7 gereği kullarının şükür ehli (mümin) olmalarıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    zaten onlar ancak Allah'ın dilemesi durumunda öğüt alabilirler. O, kendisine karşı sorumluluk duyulmaya ve bağışlamaya en ehil olandır.

    Muhammed Esed

    Ama o (öteki dünyaya inanmaya)nlar, Allah dilemedikçe ondan ders almazlar çünkü O, Allah'a karşı sorumluluk bilincinin ve mağfiretin kaynağıdır.

    Ahmed Hulusi

    Allah dilemedikçe onlar zikredemezler (hatırlayıp değerlendiremezler). . . O, takvanın ehlidir (dilediğinde korunmayı izhar eder) ve mağfiretin ehlidir (dilediğinde mağfiretini oluşturur).

    Ali Bulaç

    Allah dilemedikçe onlar öğüt almazlar; takvanın sahibi (onu kabul etmeye ehil olan) O'dur, mağfiretin sahibi (bağışlamaya ehil olan da) O'dur.

    Ali Özek ve heyeti

    Bununla beraber, Allah dilemeksizin onlar öğüt alamazlar. Sakınılmaya lâyık olan da O'dur, mağfiret sahibi de O’dur.

    Ali Rıza Safa

    Allah dilemedikçe, zaten öğüt alamazlar. O, sorumluluk bilincine erişmenin ve bağışlanmanın kaynağıdır. dipnot 550

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 550
      "O, sorumluluk bilincine erişmenin ve bağışlanmanın kaynağıdır." biçiminde, önceki iki ayette olduğu gibi Kur'an'a yönelik anlam verdiğimiz "O" zamirine, kimi çevirilerde Allah'a yönelik anlam verilmiştir. Kimi çevirilerde ise "O'nun dilediği kimse takva sahibidir ve günahları sevaba çevrilmiş olan kimsedir." biçiminde, insanlara yönelik anlam verilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Böylece zaten onlar Allah'ın dilediğini ancak öğüt almış olurlar. Çünkü saygı duyulması gereken O'dur. Bağışlayacak olan da O'dur.

    Edip Yüksel

    ALLAH dilemezse onlar öğüt alamazlar. O, erdemli davranmanın kaynağıdır; bağışlamanın kaynağıdır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH dilemezse onlar öğüt alamazlar. O, erdemli davranmanın kaynağıdır; bağışlamanın kaynağıdır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bununla beraber Allah dilemeyince, düşünmezler; koruyacak da O'dur, bağışlayacak da!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Maamafih Allah dilemeyince düşünmezler, koruyacak da odur, mağfiret edecek de

    Erhan Aktaş

    Allah dilemedikçe dipnot 1 onlar öğüt almazlar. O, takvaya ehildir dipnot 2 ve bağışlamaya ehildir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zorla yaptırmadıkça. Verdiği irade ve seçme özgürlüğünü yok etmedikçe.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah, koyduğu kurallarla, kötü ve zararlı şeylere karşı korumada ve bağışlamada yetkin ve yeterlidir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah dilemedikçe dipnot 1 onlar öğüt almazlar. O, takvaya ehildir dipnot 2 ve bağışlamaya ehildir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zorla yaptırmadıkça.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah, koyduğu kurallarla, kötü ve zararlı şeylere karşı korumada ve bağışlamada yetkin ve yeterlidir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah dilemedikçe dipnot 1 onlar öğüt almazlar. O, takvaya ehildir dipnot 2 ve bağışlamaya ehildir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zorla yaptırmadıkça.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah, koyduğu kurallarla, kötü ve zararlı şeylere karşı korumada ve bağışlamada yetkin ve yeterlidir.

    Gültekin Onan

    Tanrı dilemedikçe onlar öğüt almazlar; takva ehli ve mağrifet ehli (olan) O'dur.

    Hasan Basri Çantay

    Bununla beraber Allahın dileyeceğinden başkaları o öğüdü almazlar ki (Onun azabından) korunmıya ehil olan da odur, yarlığanmıya ehil olan da o.

    İbni Kesir

    Allah dilemedikçe öğüt alamazlar. O, takvaya ehildir, mağfirete ehildir.

    Mehmet Alagaş

    (43-56) Bizler namazı / salahı kılmazdık, çalışma gücü olmayanları / miskini yedirmezdik, dalanlarla / kapılanlarla beraber bizler de dalar giderdik, bizler din gününü / hesaplaşma gününü yalanlardık. Ta ki yakın olan bizi alıncaya / ölüm bizi alıncaya değin yalanladık. Onlara şefaatçilerin şefaati de fayda vermez. Hatırlatmadan yüz çeviriyorlar. Aslandan kaçan ürkmüş eşek gibiler. Hatta her birine (kişiye özel) açıklama içeren / şerh edilmiş sayfalar verilm esini istiyorlar . ( Oysa k itap sıklıkla genele hitaplı) Hayır, hayır diğer hayattan / ahiretten korkmuyorlar. Yoo, hayır, hayır O, Onu hatırlamak isteyen kişiye bir hatırlatmadır. Allah ancak isterse , onlar hatırlarlar. O /Allah sakınma / takva ehlidir, bağışlama / mağfiret ehlidir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah dilemedikçe onlar öğüt almazlar. Kendisinden korkulmaya layık olan da, bağışlayıcı olan da O’dur.

    Süleyman Ateş

    Allah dilemedikçe onlar öğüt almazlar. Takva ve mağfiret ehli O'dur (kendisinden korunmağa, cezasından kaçınmağa layık olan ve günahları bağışlayan yalnız O'dur).

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar, ancak Allah'ın gerekeni yapması ile dipnot 1 bu bilgiden yararlanırlar dipnot 2 . Allah, her türlü yanlıştan sakınan ve hep bağışlayandır dipnot 3 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şae (شاء ) fiilinin kökü, "bir şeyi var etme" anlamında olan "şey (شيء)"dir (Müfredat). Nesnesine göre anlamı değişir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'ın gerekeni yapması, elçileri aracılığı ile kitaplarının içeriğini ulaştırmasıdır. İsra 17/15, İnsan 76/30, Tekvir 81/27-30.
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O bilgiyi aklından çıkarmayanlar, tercihlerinin doğruluğunu Allah'ın onayladıklarıdır dipnot 1 . Böylesi, Allah'tan çekinip korunan ve affedilmeyi hak eden kişidir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz İnsan 76/29-31 ve Tekvir 81/27-29

    Şaban Britch

    Allah dilemedikçe öğüt almazlar. Kendisinden korkulmaya layık olan O’dur, bağış sahibi O’dur

    Şaban Piriş

    Allah dilemedikçe öğüt almazlar. Kendisinden korkulmaya layık olan O'dur, bağış sahibi O'dur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve onlar, Allah'ın dilediği dışında, öğüt alamazlar. Sakındırmaya ve affetmeye ehil olan O'dur.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.