Diyanet İşleri
Sonra da o hırsla daha da artırmamı umar.
Müddessir suresi
Müddessir suresi, 15. ayet. ثُمَّ يَطْمَعُ أَنْ أَزِيدَ
ŝümme yaṭme`u en ezîd.
Sonra da o hırsla daha da artırmamı umar.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Yalnız yarattığım kişi ve Sekar Müddessir 11–30 3
(12-13) Ona bol mal ve gözü önünde duran oğullar verdim.
Kendisine alabildiğine imkanlar sağladım.
Sonra da o hırsla daha da artırmamı umar.
Hayır, umduğu gibi olmayacak. Çünkü o, bizim ayetlerimize karşı inatçıdır.
Ben onu dimdik bir yokuşa sardıracağım.
Çünkü o, düşündü taşındı, ölçtü biçti.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 11–30. ayetler için yazılmıştır.
Bu âyet-i kerimeler, hakka karşı inatla duran, Allah’a ve Rasûlüne savaş açan, onlara karşı duran el-Velîd b. el-Muğîre hakkında inmiştir. Yüce Allah onu başka hiçbir kimseyi yermediği bir şekilde yermiştir. İşte hakka karşı inatlaşan, hakka karşı mücadele veren kimsenin cezası budur. Bu dünya hayatında rezil olur. Âhiretteki azap ise daha bir rezil edicidir elbette. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
11. “Sen Bana bırak o tek başına yarattığım.” Malsız, ailesiz ve başka hiçbir şeye sahip olmaksızın yalnız başına yarattığım ve halen kendisine lütufta bulunup pek çok şeyler verdiğim;
12-13. “Kendisine bolca” pek çok “mal verdiğim ve” yanı başında “hazır duran oğullar” sürekli yanında bulunan, kendileri ile faydalanıp ihtiyaçlarını gördüğü, kendileri ile güç kazandığı erkek çocuklar verdiğim;
14. “Her türlü imkanı önüne serdiğim” ona dünyevî imkânlar ve bu imkânları elde etme yollarını bağışladı; öyle ki o ihtiyaçlarını kolaylıkla görebilmekte, arzuladığı ve istediği her şeyi elde etmektedir.
15. Bunca nimetler ve ihsanlarımla birlikte “bir de kalkmış (nimetleri) daha da artırmamı bekliyor.” Yani dünyada nimetlere nail olduğu gibi âhiret nimetlerine de nail olmayı ümit ediyor.
16. “Asla!” Durum onun istediği gibi olmayacaktır. Aksine onun istediğinin ve arzu ettiğinin tersine olacaktır. Bunun böyle olmasının sebebi ise şudur:
17. “Çünkü o, âyetlerimize karşı çok inatçıdır.” Âyetlerimizi anladığı halde onları inkâr etmiş, âyetlerimiz onu hakka çağırdığı halde onlara itaat etmemiştir. Hatta yüz çevirmekle de yetinmeyerek bunlarla savaşmaya koyulmuş, âyetlerimi iptal etmeye çalışmıştır. Bundan dolayı Yüce Allah onun hakkında şöyle buyurmaktadır:
18-20. “Çünkü o” kendi kendine “düşündü” Kur’ân-ı Kerîm’i kendisi ile çürüteceği söz söylemek maksadı ile hakkında düşündüğü hususları “ölçtü biçti. Kahrolası! Ne biçim ölçtü biçti? Yine kahrolası! Ne biçim ölçü biçti?” Çünkü o, kendisi ile asla boy ölçüşemeyeceği bir işe kalkışmıştı. Kendisinin ve benzerlerinin asla ulaşamayacağı bir yokuşa tırmanmaya çalışmıştı.
21-22. “Sonra” ne söyleyeceğine “baktı, sonra suratını astı, kaşlarını çattı.” Yüzünde ve dış görünüşünde haktan nefret ettiği ve hakka karşı kin duyduğu belirgin hale geldi.
23. “Sonra yüz çevirip” geri döndü “Büyüklük tasladı.” Bu ise onun düşünme çabasının fiilî ve sözlü olarak ortaya koyduklarının bir sonucudur.
24-25. “Nihayet dedi ki: “Bu (eskilerden) nakledilen bir sihirden ibarettir. Bu, insan sözünden başka bir şey değil!” Yani bu, Allah’ın kelâmı değildir, insan sözüdür. Aynı şekilde bu, iyi ve hayırlı insanların da sözü değildir. Aksine onların kötülerinin, günahkârlarının, her türlü yalancı ve sihirbazın bir sözüdür.
Kahrolasıca! Haktan ne kadar da uzak! Hüsran ve helâke ne kadar müstehak! En yüce ve en büyük söz olan, pek yüce ve azametli Rabbin sözünü yaratılmış, muhtaç ve her bakımdan aciz varlıkların sözüne benzediği nasıl düşünülebilir yahut bunu bir kimse nasıl tasavvur edebilir? Bu yalancı ve inatçı kişi, Yüce Allah’ın kelâmını bu şekilde nitelendirme cesaretini kendinde nasıl bulabilir?
Böylesinin çetin azaptan başka bir şeyi hak etmesi söz konusu değildir. Bundan dolayı da Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
26-28. “Ben onu Sekar’a sokacağım. Sekar’ın ne olduğunu sen nereden bilebilirsin ki? O, yakıp bitirmedik bir şey bırakmaz, ama yakmaktan da vazgeçmez.” Azaba uğratılan kimseye vermedik zorluk, sıkıntı ve acı bırakmaz.
29. “Derileri yakıp kavurur.” Onları kavurur, azabının içine alıp yakar. Aşırı sıcak ve aşırı soğuğu ile onlarda rahat namına bir şey bırakmaz.
30. “Başında da on dokuz” bekçi melek “vardır.” Bunlar, “(O ateşin) başında çok sert ve çok güçlü melekler vardır ki onlar, Allah'ın kendilerine verdiği emirlerde O’na isyan etmezler. Ne emredilirse onu yaparlar.” (et-Tahrim, 66/6)
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Bütün bunları verdikten sonra bana karşı inkârcılığıyla beraber bir de daha da artırmamı bekliyor.
Aynı kök: طمع (12 geçiş)
Şimdi, bunların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa içlerinden birtakımı, Allah'ın kelamını dinler, iyice anladıktan sonra, onu bile bile tahrif…
Aynı kök: طمع (12 geçiş)
"Rabbimizin, bizi salihler topluluğuyla beraber (cennete) koymasını umarken, Allah'a ve bize gelen gerçeğe ne diye inanmayalım?"
Aynı kök: طمع (12 geçiş)
İkisi (cennet ve cehennem) arasında bir sur, A'raf üzerinde de birtakım adamlar vardır. Cennet ve cehennemliklerin hepsini simalarından…
Aynı kök: زيد (61 geçiş)
Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem…
Aynı kök: زيد (61 geçiş)
Hani, "Şu memlekete girin. Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. Kapısından eğilerek tevazu ile girin ve "hıtta!" (Ya Rabbi, bizi affet) deyin ki,…
Aynı kök: زيد (61 geçiş)
Peygamberleri onlara, "Allah, size Talut'u hükümdar olarak gönderdi" dedi. Onlar, "O bizim üzerimize nasıl hükümdar olabilir? Biz hükümdarlığa ondan…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Ama) ardından o (kişi, ona verdiğim nimetlerimi) daha da artırmamı ister.
şimdi de kalkmış hırsla daha fazlasını istiyor.
buna rağmen o, hala ihtirasla verdiğimden daha fazlasını istiyor!
Üstelik (hırs ile) daha da arttırmamı umar!
Sonra, daha arttırmam için tamah eder (doyumsuz istekte bulunur).
üstelik o (nimetlerimi) daha da arttırmamı umuyor.
Yine de çoğaltmamı istiyor.
Bütün bunlardan sonra, kendisine verdiklerimi daha da arttırmamı istiyor.
Buna rağmen, daha fazlasını istiyor.
Buna rağmen, daha fazlasını istiyor.
Sonra o daha da arttırmamın hırsı içindedir!
Sonra da tama' eder ki daha artırayım
Sonra hırsla daha da artırmamı ister.
Sonra hırsla daha da artırmamı ister.
Sonra hırsla daha da artırmamı ister.
Sonra, daha arttırmam için tamah eder (doyumsuz istekte bulunur).
Sonra da o (bütün bunlara rağmen) hırs ile daha da artırmamı ister.
Sonra daha da artırmamı umar o.
(8-26) Sura üfürüldüğünde, işte bugün, zorluk günüdür, kafirlere kolay değildir. Bana bırak, tek olarak yarattığım kişiyi, uzun uzadıya ona mal yaptığımı, şahit olunan çocuklar /oğullar, döşedikçe döşenmiş /genişlik verdiğim kişiyi, sonra, daha da artırmamı umar, Yoo, h ayır, hayır, mutlaka o ayetlerimize karşı inatlaşırdı. Onu sarp yola / yokuş yola sardıracağım . Mutlaka o ölçüp biçti ve ayarladı / takdir etti. Geberesice / katledilesice nasıl bir takdir etmekse, sonra, geberesice nasıl bir takdir etmekse. Sonra baktı sonra kaş çattı/yüzünü asıklaştırdı ekşitti / buruşturdu. Sonra dübürünü / ardını döndü ve büyüklendi / kibirlendi. Kesinlikle bu devamlı nakledilen / geçmişten kalan bir sihirdir. Bu ancak bir beşer /derili sözüdür dedi. Onu sekara (deri kavurana) sokacağım / yaslayacağım.
Daha da artırmamı umuyor.
Hala daha da artırmama göz dikiyor.
Yine de açgözlülükle daha çok vermemi bekliyor! dipnot 1
Hala da artırmamı bekliyor!
Daha da artırmamı umuyor.
Daha da artırmamı umuyor.
Tüm bunlardan sonra hırs ile daha da artırmamı istiyor.
But his greed is never satisfied and he has always asked for more;
yet he still hopes I will give him more.
Yet is he greedy-that I should add (yet more);-
and who still greedily desires that I should bestow upon him more. dipnot 1
Then he wants Me to add yet more!
After all that he desires that I should give more;
Still he is eager that I should give him more.
Yet he covets that I should give (him) more.
then he is eager that I should do more.
Yet he dares to ask for more.
Then he desires that I should increase!
Then he wishes that I give more.
and who desireth that I will yet add other blessings unto him.
And yet he desires that I should add more!
Thereafter he expects that I increase (My favors).
Yet he desireth that I should give more.
Yet he wants that I should give him more.
and yet, he greedily desires that I give yet more!
Yet he is hungry for more.
Then he is greedy wanting that I give more.
Yet, he is greedy for more.
Then he desires that I should add more.
Then hopes he that I should add more.
But he keeps increasing in greed, desiring more and more.
Yet is he greedy that I should add (more and more), —
Still, he aspires that I should give him more.
Then he is greedy, wanting that I give more.