Müddessir suresi

Müddessir suresi, 31. ayet

Müddessir suresi, 31. ayet. وَمَا جَعَلْنَآ أَصْحَٰبَ ٱلنَّارِ إِلَّا مَلَٰٓئِكَةً وَمَا جَعَلْنَا عِدَّتَهُمْ إِلَّا فِتْنَةً لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِيَسْتَيْقِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ وَيَزْدَادَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِيمَٰنًا وَلَا يَرْتَابَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْمُؤْمِنُونَ وَلِيَقُولَ ٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ وَٱلْكَٰفِرُونَ مَاذَآ أَرَادَ ٱللَّهُ بِهَٰذَا مَثَلًا كَذَٰلِكَ يُضِلُّ ٱللَّهُ مَن يَشَآءُ وَيَهْدِى مَن يَشَآءُ وَمَا يَعْلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ إِلَّا هُوَ وَمَا هِىَ إِلَّا ذِكْرَىٰ لِلْبَشَرِ

vemâ ce`alnâ aṣḥâbe-nnâri illâ melâikeh. vemâ ce`alnâ `iddetehüm illâ fitnetel lilleẕîne keferû liyesteyḳine-lleẕîne ûtü-lkitâbe veyezdâde-lleẕîne âmenû îmânev velâ yertâbe-lleẕîne ûtü-lkitâbe velmü'minûne veliyeḳûle-lleẕîne fî ḳulûbihim meraḍuv velkâfirûne mâẕâ erâde-llâhü bihâẕâ meŝelâ. keẕâlike yüḍillü-llâhü mey yeşâü veyehdî mey yeşâ'. vemâ ya`lemü cünûde rabbike illâ hû. vemâ hiye illâ ẕikrâ lilbeşer.

Diyanet İşleri

Biz, cehennemin görevlilerini ancak meleklerden kıldık. Onların sayısını inkar edenler için bir imtihan vesilesi yaptık ki kendilerine kitap verilenler kesin olarak bilsinler, iman edenlerin imanı artsın, kendilerine kitap verilenler ve mü'minler şüpheye düşmesin, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ile kafirler, "Allah, örnek olarak bununla neyi anlatmak istedi" desinler. İşte böyle. Allah, dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletir. Rabbinin ordularını ancak kendisi bilir. Bu, insanlar için ancak bir uyarıdır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Müddessir 28–34 · surenin 31. ayeti / 56

Konu Cehennem görevlileri ve yeminler Müddessir 31–37 3

  1. Müddessir 28

    Geride bir şey koymaz, bırakmaz.

  2. Müddessir 29

    Derileri kavurur.

  3. Müddessir 30

    Üzerinde on dokuz (görevli melek) vardır.

  4. 31

    Biz, cehennemin görevlilerini ancak meleklerden kıldık. Onların sayısını inkar edenler için bir imtihan vesilesi yaptık ki kendilerine kitap verilenler kesin olarak bilsinler, iman edenlerin imanı artsın, kendilerine kitap verilenler ve mü'minler şüpheye düşmesin, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ile kafirler, "Allah, örnek olarak bununla neyi anlatmak istedi" desinler. İşte böyle. Allah, dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletir. Rabbinin ordularını ancak kendisi bilir. Bu, insanlar için ancak bir uyarıdır.

  5. Müddessir 32–34

    (32-37) Hayır, (öğüt almazlar.) Aya, çekilip gittiğinde geceye, aydınlandığında sabaha andolsun ki o (cehennem) insan için; içinizden ileri geçmek yahut geri kalmak isteyenler için uyarıcı olarak elbette en büyük bir şeydir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

31. “Biz cehennemin bekçilerini yalnız meleklerden yaptık.” Buna sebep ise onların çetin bir güce sahip oluşlarıdır.

"Onların sayısını da inkâr edenler için ancak bir fitne/imtihan kıldık.” Burada şu kastedilmiş olabilir: Biz, onları âhiretteki azap ve cezaları için, oradaki ibretli cezalarının artırılması için böyle yaptık. Çünkü azaba da “fitne” denilebilir. Nitekim Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır: “O gün onlar ateş üzerinde fitneye maruz kalırlar.” (ez-Zâriyât, 51/13) Yani azaba uğratılırlar, demektir.

Bu buyruktan şu da kastedilmiş olabilir: Bizlerin sizlere o meleklerin sayısını haber verişimizin sebebi, bir imtihandır; yani kimin tasdik edeceğini kimin yalanlayacağını ortaya çıkarmamızdır. Buna da bundan sonra gelen şu buyruklar delildir: “Bu, kendilerine Kitap verilenler kesin olarak inansınlar, iman edenlerin de imanı artsın… diyedir” Çünkü bu Kur’ân’ın bildirdikleri, Kitap ehlinin elinde bulunanlara uygun düşer ve mutabık gelirse onların hakka olan yakînleri (kesin inançları) daha bir artar. Mü’minler de Allah her bir âyet indirdikçe, ona iman eder, onu tasdik ederler ve böylelikle onların da imanı artmış olur.

"kendilerine Kitap verilenlerle mü’minler şüpheye düşmesin.” Yani onların şüphe ve tereddütleri ortadan kalksın. İşte bunlar özlü akıl sahiplerinin özellikle önem verdiği, üstün ve değerli maksatlardır. Kesin bir inanca sahip olmak için çalışmak, her zaman ve her bir dinî meseleye dair imanın artmasına gayret göstermek, hakkın karşısına dikilen şüphe ve tereddütlerin izale edilmesi, bu maksatları oluşturmaktadır.

Yüce Allah, Rasûlüne indirmiş olduğu buyrukları, bu üstün maksatları gerçekleştirici ve doğrularla yalancıları birbirinden ayırt edici bir ölçü kılmıştır. Bundan dolayı da şöyle buyurmaktadır:

“Kalplerinde hastalık” şüphe, tereddüt ve münafıklık “bulunanlarla kâfirler de: Allah bu sayıyla ne gibi bir şey murad etmiş olabilir ki? desinler.” Bu, onların şaşkınlık, şüphe ve Allah’ın âyetlerini inkâr üzere söyledikleri bir sözü ifade eder.

Her iki grubun durumu, Allah’ın dilediği kimseleri hidâyete iletmesi, dilediği kimseleri de saptırmasının bir sonucudur. Bundan dolayı şöyle buyurmaktadır: “İşte Allah, böylece dilediği kimseleri saptırır, dilediği kimseleri de hidâyete kavuşturur.” Allah kime hidâyet verirse Rasûlüne indirdiği şeyleri onun hakkında bir rahmet kılar. Bunlarla onun dinini ve imanını artırır. Kimi de saptırırsa Peygamberine indirdiklerini, onun aleyhine bir bedbahtlık, bir şaşkınlık ve bir zulüm sebebi kılar. O halde yapılması gereken, Allah’ın ve Rasûlünün verdiği haberleri teslimiyet ile karşılamaktır.

"Rabbinin” meleklerden ve onların dışındakilerden oluşan “ordularını O’ndan başkası bilmez.” Sizler O’nun ordularını bilemediğinize göre, her şeyi bilen ve her şeyden haberdar olan sizlere orduları hakkında haber verecek olursa sizin yapmanız gereken, herhangi bir şüphe ve tereddüt söz konusu olmaksızın O’nun haberini tasdik etmekten ibarettir.

"Bu, insanlar için ancak bir öğüttür.” Yani bu öğütten maksat, boş işlerle uğraşmak, oyun oynamak, oyalanmak değildir. Bundan maksat, insanların kendilerine fayda verecek hususları düşünüp yapmaları, zarar verecek şeylerden de kaçınıp uzaklaşmalarıdır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Biz, Cehennem'in muhafızlarını yalnızca meleklerden kıldık. Çünkü beşerin buna gücü yetmezdi. Biz, bu sayıyı Allah’a karşı inkârcı olanlar için bir imtihan vesilesi kıldık. Onlar da böylece söylemiş oldukları sözleri dile getirdiler ve azapları kat kat artırıldı. Aynı zamanda bu imtihanı, kendilerine Tevrat verilen Yahudiler'in ve kendilerine İncil verilen Hristiyanlar'ın kitaplarında bulunanları tasdik eden Kur’an indiğinde, şüphe duymadan iman etmeleri, ehli kitap onlara muvafakat gösterdiğinde Müminler'in imanının artması, iman etmekte tereddüt edenlerin ve kâfirlerin; "Allah, bu garip sayıyla neyi murat etti?” diye sorması için bir vesile kıldık. Bu sayısı inkâr eden kişinin saptırılması, bunu tasdik edene hidayet olunması Yüce Allah’ın sapıtmasını dilediği kimseyi saptırması ve hidayete ermeyi dilediği kimseye de hidayet etmesi babındandır. Sayılarının çokluğu sebebiyle, Allah'ın ordusunu Allah -Subhânehû ve Teâlâ-'dan başkası bilemez. Cehennem, insanoğlunun Allah -Subhânehû ve Teâlâ-’nın azametini öğrendiği bir hatırlatmadan başka bir şey değildir.

Kelimeler

57 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَمَا ve ma ve
  2. جَعَلْنَآ cealna biz yapmadık kök: جعل
  3. أَصْحَـٰبَ eshabe muhafızları kök: صحب
  4. ٱلنَّارِ n-nari cehennemin kök: نور
  5. إِلَّا illa başkasını
  6. مَلَـٰٓئِكَةًۭ ۙ melaiketen meleklerden kök: ملك
  7. وَمَا ve ma ve
  8. جَعَلْنَا cealna yapmadık kök: جعل
  9. عِدَّتَهُمْ iddetehum onların sayısını kök: عدد
  10. إِلَّا illa başka bir şey
  11. فِتْنَةًۭ fitneten bir sınavdan kök: فتن
  12. لِّلَّذِينَ lillezine için
  13. كَفَرُوا۟ keferu inkar edenler kök: كفر
  14. لِيَسْتَيْقِنَ liyesteykine iyice inansın diye kök: يقن
  15. ٱلَّذِينَ ellezine olanlar
  16. أُوتُوا۟ utu kendilerine verilmiş kök: اتي
  17. ٱلْكِتَـٰبَ l-kitabe Kitap kök: كتب
  18. وَيَزْدَادَ ve yezdade ve artsın diye kök: زيد
  19. ٱلَّذِينَ ellezine
  20. ءَامَنُوٓا۟ amenu inananların kök: امن
  21. إِيمَـٰنًۭا ۙ imanen imanı kök: امن
  22. وَلَا ve la ve
  23. يَرْتَابَ yertabe kuşkulanmasınlar kök: ريب
  24. ٱلَّذِينَ ellezine olanlar
  25. أُوتُوا۟ utu verilmiş kök: اتي
  26. ٱلْكِتَـٰبَ l-kitabe Kitap kök: كتب
  27. وَٱلْمُؤْمِنُونَ ۙ velmu'minune ve inananlar kök: امن
  28. وَلِيَقُولَ veliyekule ve desinler diye kök: قول
  29. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  30. فِى fi bulunan
  31. قُلُوبِهِم kulubihim kalblerinde kök: قلب
  32. مَّرَضٌۭ meradun hastalık kök: مرض
  33. وَٱلْكَـٰفِرُونَ velkafirune ve kafirler kök: كفر
  34. مَاذَآ maza ne?
  35. أَرَادَ erade demek istedi kök: رود
  36. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  37. بِهَـٰذَا bihaza bu
  38. مَثَلًۭا ۚ meselen misalle kök: مثل
  39. كَذَٰلِكَ kezalike böylece
  40. يُضِلُّ yudillu şaşırtır kök: ضلل
  41. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  42. مَن men kimseyi
  43. يَشَآءُ yeşa'u dilediği kök: شيا
  44. وَيَهْدِى ve yehdi ve doğru yola iletir kök: هدي
  45. مَن men kimseyi
  46. يَشَآءُ ۚ yeşa'u dilediği kök: شيا
  47. وَمَا ve ma ve
  48. يَعْلَمُ yea'lemu bilmez kök: علم
  49. جُنُودَ cunude ordularını kök: جند
  50. رَبِّكَ rabbike Rabbinin kök: ربب
  51. إِلَّا illa başkası
  52. هُوَ ۚ huve O'ndan
  53. وَمَا ve ma ve değildir
  54. هِىَ hiye bu
  55. إِلَّا illa başka bir şey
  56. ذِكْرَىٰ zikra bir uyarı(dan) kök: ذكر
  57. لِلْبَشَرِ lilbeşeri insanlara kök: بشر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Aynı kök: رود (148 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan

    Ey Peygamber! Kalpten inanmadıkları halde, ağızlarıyla "İnandık" diyenler (münafıklar) ile Yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar…

  • Aynı kök: مرض (24 geçiş) · Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan

    Allah, şeytanın verdiği bu vesveseyi, kalplerinde hastalık bulunanlar ile kalpleri katı olanlara bir imtihan vesilesi kılmak için böyle yapar. Hiç…

  • Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Aynı kök: رود (148 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)

    Bunun üzerine kendi kavminden inkar eden ileri gelenler şöyle dediler: "Bu ancak sizin gibi bir beşerdir, size üstünlük taslamak istiyor. Eğer Allah…

  • Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Aynı kök: صحب (97 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan

    Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: "O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah'ın yolundan alıkoymak, onu inkar etmek, Mescid-i Haram'ın…

  • Aynı kök: مرض (24 geçiş) · Aynı kök: عدد (57 geçiş) · Aynı kök: رود (148 geçiş)

    (O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur'an'ın…

  • Aynı kök: مرض (24 geçiş) · Aynı kök: ريب (36 geçiş) · Ortak kavram: Kalp

    Kalplerinde bir hastalık mı var, yoksa şüphe ve tereddüde mi düştüler? Yoksa Allah ve Resulünün kendilerine karşı zulüm ve haksızlık edeceğinden mi…

  • Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Aynı kök: رود (148 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)

    Peygamberleri dedi ki: "Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe mi var? (Halbuki) O, günahlarınızı bağışlamak ve sizi belli bir zamana kadar…

  • Aynı kök: جند (29 geçiş) · Aynı kök: زيد (61 geçiş) · Ortak kavram: Kalp

    O, inananların imanlarını kat kat artırmaları için kalplerine huzur ve güven indirendir. Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah, hakkıyla…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

64 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Biz ateşin sahiplerini (muhafızlarını) ancak melekler yapmışızdır. Onların sayısını kâfir olanlar için sadece bir imtihan yaptık ki kendilerine kitap verilenler ikna olsunlar; iman edenlerin imanı artsın; dipnot 1 hem kendilerine kitap verilenler hem de müminler şüpheye düşmesinler; kalplerinde hastalık bulunanlar ve kâfirler de "Allah bu örnekle ne kastetmiştir ki?" desinler. İşte böylece Allah dileyeni (layık gördüğünü) saptırır (sapkınlığını onaylar), dileyeni (layık gördüğünü) doğru yola ulaştırır. dipnot 2 Rabbinin ordularını O'ndan başka kimse bilemez. Bunlar, insanlık için sadece (gerçeğin) hatırlat(ıl)masıdır.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:173; Enfâl 8:2; Tevbe 9:124; Kehf 18:13; Meryem 19:76; Hacc 22:54; Ahzâb 33:22; Muhammed 47:17; Fetih 48:4.
  2. metne dön, dipnot 2
    Bu cümle şöyle de tercüme edilebilir: "İşte böylece Allah dilediğini (layık olanı) saptırır, dilediğini (layık olanı) ise doğru yola ulaştırır." Benzer mesajlar: Bakara 2:284; Al-i İmrân 3:129; Mâide 5:18, 40; Ra‘d 13:27; İbrâhîm 14:4; Nahl 16:93; Hacc 22:16; ‘Ankebût 29:21; Fâtır 35:8; Fetih 48:14.

Mustafa İslamoğlu

Zira yalnızca melaikeyi ateşin muhafızları kıldık; ve onların sayısını inkarda ısrar edenler için bir sınav yaptık; ki böylece önceki vahyin mensupları gönülden ikna olsun ve (ona) iman edenlerin imanları artsın; hem önceki vahyin mensupları hem de (bu vahye) iman edenler bütün kuşkulardan arınsın; ve kalplerinde hastalık olanlar ve inkara gömülenler ise, "Allah bu temsil ile ne yapmayı diledi?" diye sorsun! İşte böylece Allah (sapmayı) dileyeni saptırır, (hidayeti) dileyeni ise doğru yola yöneltir. Ve Rabbinin ordularını(n sayısını) Zatından başka kimse bilemez. Nihayet bunlar, ölümlü insan için bir uyarı ve öğütten ibarettir.

Muhammed Esed

Çünkü yalnızca meleki güçleri (cehennem) ateşinin gözcüleri kıldık; ve onların sayısını hakikati inkara şartlanmış olanlar için bir sınama (aracı) yaptık ki böylece daha önce vahye muhatab olanlar (bu ilahi kelamın doğruluğuna) kani olsunlar ve (ona) iman etmiş olanların imanları daha da güçlensin; ve geçmiş vahiylere muhatab olanlar ile (bu vahye) iman edenler bütün şüphelerden kurtulsunlar. Ve kalplerinde hastalık olanlar ile hakikati tamamen reddedenler: "(Sizin) Allah(ınız) bu temsil ile ne demek istiyor?" diye sorsunlar. Böylece Allah, (yoldan çıkmak) isteyeni saptırır, (doğruya ulaşmak) isteyeni ise doğru yola ulaştırır. Ve Rabbinin güçlerini Kendisinden başka kimse bilemez. Bütün bunlar ölümlü insan için yalnızca bir uyarıdır.

Ahmed Hulusi

Nar (ateş, tabiat cehennemi; enterik) Ashabı'nı ancak (on dokuz) melaike (66. Tahriym: 6) kıldık (ins ve cinn türü değil). . . Onların sayısını da (sanki on dokuz sayısı önemliymiş gibi) kafir (hakikati inkar) olanlar için ancak bir fitne (sınav objesi) kıldık… Kendilerine kitap (Bilgi) verilenler yakinen bilsin (mecazların neye işaret ettiğini de görerek Hz. Rasulullah'ın vahyini tasdik etsinler) ve (Rasulullah'ın nübüvvet ve risaletine) iman edenler de iman (ilmi yakin) bakımından imanları artsın; (böylece sağlam bilgiye ulaşan) kendilerine kitap (bilgi) verilmiş olanlar ve (tahkiki imana ulaşan) müminler de kuşkuya düşmesinler diye!. . Kalplerinde hastalık (şek - şüphe) bulunanlar (sağlıklı düşünme yetisi olmayanlar) ve kafirler (perdeliler; hakikati ve hakikat bilgisini inkar edenler) de: "Mesel (ibretlik misal; temsil) itibarıyla Allah bununla neyi murat etti?" desinler diye. . . İşte böylece Allah, dilediğini saptırır ve dilediğini hidayet eder. Rabbinin ordularını sadece "HU" bilir! Bu (Sakar ve bu işaretler) beşer için ancak bir zikra (hatırlatma)dır.

Ali Bulaç

Biz o ateşin koruyucularını meleklerden başkasını kılmadık. Ve onların sayısını inkar edenler için yalnızca bir fitne (konusu) yaptık ki, kendilerine kitap verilenler, kesin bir bilgiyle inansın, iman edenlerin de imanları artsın; kendilerine kitap verilenler ve iman edenler (böylece) kuşkuya kapılmasın. Kalplerinde bir hastalık olanlar ile kafirler de şöyle desin: "Allah, bu örnekle neyi anlatmak istedi?" İşte Allah, dilediğini böyle şaşırtıp saptırır, dilediğini böyle hidayete erdirir. Rabbinin ordularını kendisinden başka (hiç kimse) bilmez. Bu ise, beşer (insan) için yalnızca bir öğüttür.

Ali Özek ve heyeti

Biz cehennemin işlerine bakmakla ancak melekleri görevlendirmişizdir. Onların sayısını da inkârcılar için sadece bir imtinan (vesilesi) yaptık ki, böylelikle, kendilerine kitap verilenler iyiden iyiye öğrensin, iman edenlerin imanını arttırsın; hem kendilerine kitap verilenler hem müminler şüpheye düşmesinler, kalplerinde hastalık bulunanlar ve kâfirler de: «Allah bu misalle ne demek istemiştir ki?» desinler. İşte Allah böylece, dilediğini sapıklıkta bırakır, dilediğini doğru yola eriştirir. Rabbinin ordularını, kendisinden başkası bilmez. Bu ise, insanlık için ancak bir öğüttür.

Ali Rıza Safa

Ateşin görevlilerini, meleklerden başkası yapmadık. Ve onların sayısını, nankörlük edenler için bir sınamadan başka bir şey yapmadık. Kitap verilenler kesin olarak bilsin ve inananların inançları artsın; kitap verilenler ve inananlar kuşkuya düşmesin diye. Yüreklerinde sayrılık olanlar ve nankörlük edenler, "Allah, bu örnekle ne demek istiyor?" desin diye. İşte böylece, Allah, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola eriştirir. Efendinin ordularını, Kendisinden başkası bilmez. Zaten O, insanoğlu için öğretiden başka bir şey değildir.

Bayraktar Bayraklı

Biz cehennemin bekçilerini sırf melekler kıldık. Sayılarını da, inkar edenlere bir imtihan yaptık ki, kendilerine kitap verilenler Kur'an vahyinin doğruluğundan emin olsunlar; inananların imanı artsın; kitap verilenler ve inananlar şüphe etmesinler; kalplerinde inanç sorunu olanlar ve inkar edenler de, "Allah bu örnekle ne demek istedi?" desinler. Allah dileyeni böyle saptırır, dileyeni de doğru yola ulaştırır. Rabbinin ordularını kendisinden başka kimse bilemez. Bunlar insana sadece bir öğüttür.

Edip Yüksel

Biz ateşe bekçi olarak sadece melekleri atadık. Onların sayısını (ondokuz'u) da, (1) inkarcılar için bir fitne (sınav/huzursuzluk kaynağı) yaptık, (2) kitap verilmiş olanları ikna etsin, (3) iman edenlerin onayını güçlendirsin, (4) kitap verilmiş olanlarla iman edenlerin kuşkularını ortadan kaldırsın ve (5) kalplerinde hastalık olanlarla inkarcılar da, "ALLAH bu örnekle ne demek istiyor?" desinler. Böylece ALLAH dilediğini/dileyeni saptırır ve dilediğini/dileyeni de doğruya iletir. Efendinin ordularını kendisinden başkası bilmez. Bu (sayı) halklara bir mesajdır.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Biz ateşe bekçi olarak sadece melekleri atadık. Onların sayısını (ondokuz'u) da, () inkarcılar için bir fitne (sınav/huzursuzluk kaynağı) yaptık, () kitap verilmiş olanları ikna etsin, () inananların inancını güçlendirsin, () kitap verilmiş olanlarla inananların kuşkularını ortadan kaldırsın, ve () kalplerinde hastalık olanlarla inkarcılar da, 'ALLAH bu örnekle ne demek istiyor?' desinler. Böylece ALLAH dilediğini/dileyeni saptırır ve dilediğini/dileyeni de doğruya iletir. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez. Bu (sayı) halklara bir mesajdır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Biz o ateşin muhafızlarını hep melekler yaptık, sayılarını da sadece inkarcılar için bir fitne vesilesi kıldık ki, kitap verilenler kesin inanç edinsin, inananların imanını arttırsın, kitap verilenlerle, müminler şüphelenmesin, kalplerinde hastalık bulunanlarla kafirler: "Allah bununla mesela ne demek istiyor?" desin, işte böyle Allah, dilediğini şaşırtır, dilediğine de yola getirir. Rabbinin ordularını sadece kendisi bilir; ve o ancak düşünmek için insanlara bir öğüttür.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem biz o ateşin muhafızlarını hep Melaike yaptık, sayılarını da ancak küfr edenler için bir fitne kıldık ki kitab verilmiş olanlar yakin edinsin ve iyman edenlere iyman artırsın, kitab verilenler ve mü'minler şübhelenmesin, kalblerinde bir maraz bulunanlarla kafirler de desin: Allah bununla mesela ne murad etmiş? İşte böyle Allah dilediğini şaşırtır, dilediğini de yola getirir ve rabbının ordularını ancak kendisi bilir ve o ancak bir öğüttür düşünmek için beşer

Erhan Aktaş

Cehennem ashabını dipnot 1 meleklerden dipnot 2 başkasını yapmadık. Onların sayılarını, Kafirler için bir fitneden dipnot 3 başka bir şey yapmadık. Kendilerine kitap verilenler; kesin olarak bilsinler, İman Edenler'in imanları artsın. Kendilerine kitap verilmiş iman sahipleri kuşku duymasınlar. Kalplerinde hastalık olanlarla, dipnot 4 Kafirler de desinler ki: "Allah, bu örnekle ne demek istiyor şimdi?" İşte böyle, Allah, hak edeni dipnot 5 dalalette bırakır, hak edeni dipnot 5 doğru yolu gösterir. Rabb'inin ordularını, dipnot 6 kendisinden başkası bilmez. Bu, beşer için zikirden dipnot 7 başka bir şey değildir.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Cehennem görevlilerini.
  2. metne dön, dipnot 2
    Güç sahibi olanlardan. "Mlk" kökünden türeyen melek kelimesi, aynı zamanda "güç sahibi, yönetim sahibi, yönetimin gücü" anlamına da gelmektedir. Mülk, malik, melik kelimeleri de bu kökten türemişlerdir.
  3. metne dön, dipnot 3
    Sınavdan.
  4. metne dön, dipnot 4
    Müşrikler, gerçeğe kuşku ile bakanlar.
  5. metne dön, dipnot 5
    Kelimesi kelimesine, dilediğini. "Dilediğini demek: Hak edeni demektir; Allah, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir, demektir. Allah, "dilediğimi" demekle, "kimin neyi hak ettiğine en doğru kararı Ben veririm," demeyi kastetmektedir. Zira burada Allah'ın "dilemesi" insanın "dilemesine", "insanın seçimine" bağlı olarak gerçekleşmektedir. Dilemek anlamına gelen "Şae" kelimesinin ayetteki anlamı; "gayret göstereni, bir şey yapmak isteyeni" yani "bir şeyi dileyeni" anlamındadır. Seçim insana aittir ve belirleyici olan insanın "dilemesi"dir 10:108; 76:3).
  6. metne dön, dipnot 6
    Görevli meleklerin sayısını.
  7. metne dön, dipnot 7
    Öğütten.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Cehennem ashabını dipnot 1 meleklerden dipnot 2 başkasını yapmadık. Onların sayılarını, gerçeği yalanlayan nankörler için bir fitneden dipnot 3 başka bir şey yapmadık. Kendilerine kitap verilenler; kesin olarak bilsinler, iman edenlerin imanları artsın. Kendilerine kitap verilmiş iman sahipleri kuşku duymasınlar. Kalplerinde hastalık olanlarla dipnot 4 , Kafirler de desinler ki: "Allah, bu örnekle ne demek istiyor şimdi?" İşte böyle, Allah, hak edeni dipnot 5 dalalette bırakır, hak edeni dipnot 5 doğru yolu gösterir. Rabb'inin ordularını dipnot 6 , kendisinden başkası bilmez. Bu, beşer için zikirden dipnot 7 başka bir şey değildir.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Cehennem görevlilerini.
  2. metne dön, dipnot 2
    Güç sahibi olanlardan. "Mlk" kökünden türeyen melek sözcüğü, aynı zamanda "güç sahibi, yönetim sahibi, yönetimin gücü" anlamına da gelmektedir. Mülk, malik, melik sözcükleri de bu kökten türemişlerdir.
  3. metne dön, dipnot 3
    Sınavdan.
  4. metne dön, dipnot 4
    Müşrikler, gerçeğe kuşku ile bakanlar.
  5. metne dön, dipnot 5
    Literal olarak dilediğini: Dilediğini demek; hak edeni, doğru yolu bulma çabasında olanı demektir; Allah, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı saptırır, doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir, demektir. Kimin neyi hak ettiğine kararı Allah verir. Ayetteki "Şae" sözcüğü, "dilediğini" anlamının yanı sıra, "şey edeni", "gayret göstereni", "bir şey yapmak isteyeni", "dileyeni" anlamlarına da gelmektedir. Seçim insanın elindedir ve kendi dilemesiyle ilgilidir. Sorumluluk bütünüyle insana aittir.
  6. metne dön, dipnot 6
    Görevli meleklerin sayısını.
  7. metne dön, dipnot 7
    Öğütten.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Cehennem ashabını dipnot 1 meleklerden dipnot 2 başkasını yapmadık. Onların sayılarını, gerçeği yalanlayan nankörler için bir fitneden dipnot 3 başka bir şey yapmadık. Kendilerine kitap verilenler; gerçeği apaçık bilsinler, iman edenlerin imanları artsın. Kendilerine kitap verilmiş iman sahipleri kuşkuya düşmesinler. Kalplerinde hastalık olanlarla dipnot 4 , gerçeği yalanlayan nankörler de desinler ki: "Allah, bu örnekle ne demek istiyor şimdi?" İşte böyle, Allah, dileyeni dalalette bırakır, dileyene doğru yolu gösterir. dipnot 5 Rabb'inin ordularını dipnot 6 , kendisinden başkası bilmez. Bu, beşer için zikirden dipnot 7 başka bir şey değildir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Cehennem görevlilerini.
  2. metne dön, dipnot 2
    Güç sahibi olanlardan. "Mlk" kökünden türeyen melek sözcüğü, aynı zamanda "güç sahibi, yönetim sahibi, yönetimin gücü" anlamına da gelmektedir. Mülk, malik, melik sözcükleri de bu kökten türemişlerdir.
  3. metne dön, dipnot 3
    Sınavdan.
  4. metne dön, dipnot 4
    Müşrikler, gerçeğe kuşku ile bakanlar.
  5. metne dön, dipnot 5
    Ayette lafzen geçen "dilediğini" sözcüğü. Uygun gördüğünü. Yani, kişinin seçimine göre uygun olan karşılığı vermek demektir. Bu terkip; Allah, doğru yola iletilmeyi hak edeni, isteyeni doğru yola iletir; sapkınlıkta kalmayı hak edeni, isteyeni de sapkınlıkta bırakır; sapkınlığı gerektiren şeyler yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir, demektir.
  6. metne dön, dipnot 6
    Görevli meleklerin sayısını.
  7. metne dön, dipnot 7
    Öğütten.

Gültekin Onan

Biz o ateşin koruyucularını meleklerden başkasını kılmadık. Ve onların sayısını küfredenler için yalnızca bir fitne (konusu) yaptık ki kendilerine kitap verilenler kesin bir bilgiyle inansın, inananların da inançları artsın; kendilerine kitap verilenler ve inançlılar (böylece) kuşkuya kapılmasın. Kalplerinde bir hastalık olanlar ile kafirler de şöyle desin: "Tanrı bu örnekle neyi anlatmak istedi?" İşte Tanrı dilediğini böyle şaşırtıp saptırır, dilediğini böyle hidayete erdirir. Rabbinin ordularını kendisinden başka (hiç kimse) bilmez. Bu ise, beşer (insan) için yalnızca bir öğüttür.

Hasan Basri Çantay

Biz o ateşin bekçi (lik) lerine meleklerden başkasını me'mur etmedik. Sayılarını da küfredenler için — başka değil — ancak bir fitne yapdık ki kendilerine kitab verilenler sağlam bilgi edinsin (ler), iman edenlerin de inanları artsın. (Hulasa) hem kendilerine kitab verilenler, hem mü'minler (bu hususda) şüpheye düşmesin (ler). Kalblerinde maraz bulunanlarla kafirler dahi "Allah bu (aded) le, misal olarak, yeni murad etmiş?" desin (ler). İşte Allah, kimi dilerse böylece şaşırtır, kimi de dilerse doğru yola getirir. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez. O, insan (lar) için öğüdden başkası değildir.

İbni Kesir

Cehennem bekçilerini yalnız meleklerden kıldık. Onların sayılarını da ancak küfretmiş olanlar için bir fitne kıldık. Ki kendilerine kitab verilmiş olanlar, kesin bilgi sahibi olsunlar. İman edenlerin de imanları artsın. Kendilerine kitab verilmiş olanlar ve mü'minler kuşkuya düşmesinler. Bir de kalblerinde hastalık bulunanlarla kafirler: Bununla Allah neyi kasdetmiş? desinler. İşte böyle Allah, dilediğini saptırır, dilediğini hidayete erdirir. Rabbının ordularını ancak kendisi bilir. Bu, ancak insanlara bir öğüttür.

Mehmet Alagaş

(27-42) Sekar nedir? İdrak edebildin mi? Ne geriye atık kalır ne de bırakır. Beşerleri / derilileri kavurur. Onun üzerinde on dokuz vardır. Biz ateşin sahiplerini / görevlileri ni meleklerden yaptık , Onların sayılarını / adetlerini de kafirler için sınayıp ayrıştırma / fitne yaptık ki kitap verilenler yakinen inansın, iman edenlerin de imanı artsın / ziyadeleşsin, kitap verilenler ve iman edenler kuşkuya / raybeye düşmesinler, kalpleri hastalıklılar ve kafirler de Allah bu örnekle / misalle dileği / muradı nedir? desinler, böylelikle Allah kimi isterse saptırır, kimi isterse yola sokar / hidayet eder, Rabbinin ordularını ancak O bilir. (19 meleği hallederiz diyenler içindir) O, ancak derili için / beşer için bir hatırlatmadır. Hayır, hayır Aya, arkasını dönüp çekip giden geceye, ağaran / aydınlanan sabaha andolsun ki O, büyük bir şeydir. Sizden sunum / takdim veya ertelenme / tehir isteyen beşer için uyarıdır. Her nefis / nefesli / soluklu kazandığının tutsağıdır / rehinidir, Yemin sahipleri / Sağ’ın halkları hariç (onlar sekarda değildirler) onlar, cennetlerdedirler, suçlulara / mücrimlere sizi sekara sokan nedir? diye sorarlar / sual ederler.

Rowwad Tercüme Merkezi

Biz; kendilerine kitap verilenler kesin bir bilgiyle inansın, iman edenlerin imanları artsın, kendilerine kitap verilenler ile iman edenler şüpheye kapılmasın, kalplerinde bir hastalık olanlar ile küfre sapanlar da, “Allah, bu örnekle (on dokuz sayısı ile) neyi anlatmak istedi?” desin diye o ateşin koruyucularını meleklerden başkasını kılmadık ve onların sayısını da kâfirler için yalnızca bir fitne/imtihan yaptık. Allah; dilediğini işte böyle saptırır, dilediğine de hidayet eder. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilemez. Bu, insanlar için bir öğütten başka bir şey değildir.

Süleyman Ateş

Biz cehennemin muhafızlarını hep melekler yaptık. Onların sayısını da inkar edenler için bir sınav yaptık ki, kendilerine Kitap verilmiş olanlar iyice inansın, inananların da imanı artsın. Kitap verilmiş olanlar ve inananlar kuşkulanmasınlar. Kalblerinde hastalık bulunanlar ve kafirler de: "Allah bu misalle ne demek istedi?" desinler. Böylece Allah, dilediğini şaşırtır, dilediğini doğru yola iletir. Rabbinin ordularını ancak kendisi bilir. Bu, insanlara bir uyarıdır.

Süleymaniye Vakfı

O ateşin (Cehennemin) görevlilerini sadece meleklerden oluşturduk dipnot 1 . Sayılarını dipnot 2 da kafirler için sırf bir imtihan dipnot 3 sebebi yaptık ki kendilerine kitap verilenler (Kur'an'ın Allah'ın kitabı olduğu konusunda) kesin kanaate varsınlar, iman edenlerin güvenleri artsın, kendilerine kitap verilenler ile müminler şüpheye düşmesinler, kalplerinde hastalık olanlarla dipnot 4 kafirler de şöyle desinler: "Allah bu sayıyla neyi amaçlamış olabilir ki! dipnot 5 " Böylece Allah, (sapkınlığı) tercih edeni sapkın sayar, (doğru yolu) tercih edeni de yoluna kabul eder. Rabbinin ordularını sadece kendisi bilir dipnot 6 . Bunlar, insanlar için sadece doğru bilgidir dipnot 7 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayette geçen "ashabun nar" tamlaması, Kur'an'ı bir bütünlük içinde okumayan ya da bir bütünlük içinde okumayı yeni öğrenen zihinlerde bir karışıklık yaratabilmektedir. Kur'an'ın genelinde kısaca "cehennemlik" olarak çevirebileceğimiz şekilde geçen bu tamlama, bu ayette "ashab" kelimesinin anlamlarını değerlendirmemizi gerektirmektedir. Zira bir dilden diğer bir dile çeviri yaparken çevrilen kelimenin bağlamı çok önemlidir. Sadece meleklerin "Ashabun nar" yapıldığı söylendiğinden ve sayıları da 19 olarak verildiğinden buradaki "ashabun nar" tamlamasını "cehennemlik" olarak çeviremeyiz. Eğer böyle çevirirsek başka kimse cehenneme girmeyecek demek olur ve bu Kur'an'a ters düşer. Bunun yerine "cehennemi sahiplenmiş, orada görevlendirilmiş melekler" olarak anlamamız gerekir. Kaldı ki Tahrim 66/6'da Allah'ın sözünden çıkmayan, gayet katı bir takım meleklerin cehennemde görevlendirildiğinin anlatıldığını göz önünde tutmalıyız. Bu ayette dikkatinizi "nar" "aleyha" ve "melaiketun" kelimelerine çekmek gerekir. Diğer tamlamaları bir kenara konursa "nar üstündeki melekler"den bahsedildiği anlaşılır. Tıpkı bir önceki ve bu ayette olduğu gibi. "(Sekar'ın) Üzerinde 19, biz meleklerden başkasını ashabun nar yapmadık…" Zaten Allah kimseyi cehennemlik "yapmaz". Kullarından, görmezlikte direnenlerin kafirliğini onaylar sadece. Oysa burada Allah'ın kendi yaptığı bir durumdan bahsedilmekte.Cehennemde görevli melekler, oranın bekçileridir. Bunu bildiren ayetler şunlardır: Zümer 39/71-72, Mümin 40/49-50, Zuhruf 43/77, Mülk 67/8.
  2. metne dön, dipnot 2
    Bu ayette bildirilen melek sayısı tıpkı ayette belirtildiği gibi kafirler için imtihan sebebi olmuştur. Bu gibi insanlar, Kitab'ın ayetler arası ilişkisini örtmek için, sözde matematiksel ilişkiler ağı kurarak, Kitab'ın iç bağlantılarını kafalarına göre kurmak ve fitne çıkarma isteğiyle çeşitli yorumlar yapar, kendilerine veya önderlerine kutsallık devşirmeye çalışırlar. Oysa Kitabın ayetler arası ilişkisinin kuralı Al-i İmran 3/7'de açık olarak bildirilmiştir. Kuranın ayetleri arasında rakamsal bir ilişki olduğunu gösteren hiçbir ayet ve nebimizden bu konuda hiçbir rivayet bulunmamaktadır.
  3. metne dön, dipnot 3
    "Fitne", altını içindeki yabancı maddelerden ayırmak için ateşe sokmaktır (Müfredat). Kur'an'da bu kelime imtihan (A'raf 7/155), aldatma (A'raf 7/27), cehennem azabı (Zariyat 51/10-14) ve savaş (Bakara 2/216) anlamlarında kullanılmıştır.
  4. metne dön, dipnot 4
    Bunlar münafıklardır (Bakara 2/8-10).
  5. metne dön, dipnot 5
  6. metne dön, dipnot 6
  7. metne dön, dipnot 7
    Kalem 68/52. Bu ayet, ilahi kitaplar arasındaki sıkı bağı, insanlığın evrensel hafızasındaki doğru bilgiyi (zikir) ve özelde de Kuran ile önceki ilahi kitaplar arasındaki tasdik ilişkisini göstermesi açısından çok önemlidir. Cehennemde görevli meleklerin sayısına dair sayısal bir ifade kullanılmasının iki yönlü işlevi olduğu ayette açıkça ifade edilmektedir. İlki, bu sayısal ifadenin kafirler için imtihan (fitne) vesilesi yapılmasıdır. Gerçek tüm çıplaklığı ile ortaya çıkmasına rağmen vasıfları gereği, görmezlikten gelmeleri sebebiyle tasdik ilişkisini dikkate almayan bu kesim on dokuz sayısını zikre dönüştürmüyor dahası kalplerinde hastalık bulunanlarla birlikte "Allah bu sayıyla neyi amaçlamış olabilir ki!" diyerek alaya alıyorlardı. Görevli meleklerin sayısına dair sayısal bir ifadenin ikinci işlevi ise kendilerine kitap verilenlerden mümince tavır sergileyenlerin kitabın Allah'tan geldiği hususunda kati bilgiye ulaşmaları ve imanlarının artması şeklinde olmaktadır. Kimileri için anlamsız olan on dokuz sayısı bu kişiler için, içeriğini bildikleri ellerindeki kitapla Kuran arasındaki örtüşmeyi ortaya çıkarmaktaydı. Böylelikle bu sayısal ifade insanların bir kısmı için sapkınlıklarının bir kısmı için de hidayetlerinin tescili olmaktaydı. Cehennemde görevli meleklerin sayısına dair ayette geçen on dokuz sayısının Kur'an'ın indiği dönemde, kendilerine kitap verilenler için büyük önem taşıdığı söylenmesine rağmen, elimizdeki Tevrat ve İncil'de böylesi ifadelerin bulunmayışı, Kuran'ın da zaman zaman dikkat çektiği, ilahi kitaplara yönelik insan eliyle gerçekleşen bazı karartma ve gizlemelerin somut örneği olarak görülebilir (Maide 5/15). Kurdukları düzenin bozulmaması ve nemalandıkları menfaatlerin kesilmemesi için ellerindeki kitap ile Kuran arasındaki tasdik ilişkisini kesmek kötü niyetlilerin yapacakları öncelikli işler olmalıdır. Buna rağmen; insanlığın evrensel hafızasından silinmeyen dolayısıyla Kuran'da bahsedilen on dokuz rakamıyla örtüşen bir literatür mevcuttur. Mesela Sabiilerde iyinin karşısında kötülüğü temsil eden varlıklar olarak yedi gezegen ile oniki burçtan bahsedilir: (https://gnosis.org/library/Mandaean_Religion_Rudolf.html) Gnostik bazı metinlerde cehennemin sakinlerinden olan yedi ve oniki ayrı varlıktan söz edilir ve bunlardan kurtulmayı başaranın mutluluğa ulaştığına inanılır (https://gnosis.org/library/grs-mead/gnostic_john_baptist/gjb-2-1.htm#page_42_note_5; https://gnosis.org/library/tsod.htm; https://gnosis.org-/library/grs-mead/gnostic_john_baptist/gjb-2-3.htm#page_83_fr) Budizm'e ait evrenin işleyişini anlatan ve "The Lord of Hell" adıyla bilinen tasvirde (enma-ten mandalası = Mandala of Nineteen Deities) ondokuz cehennem efendisi vardır: https://emuseum.nich.go.jp/detail?langId=en&webView=&content_base_id=100956&content_part_id=000&content_pict_id=0 (https://syuweb.kyohaku.go.jp/ibmuseum_public/index.php?app=shiryo&mode=-detail&language=en&data_id=702&list_id=518930) Oniki ve yedi melek tasvirlerine eski Mısır inanç sisteminde de rastlanır: (https://gnosis.org/naghamm/goseqypt.html)

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

O ateşi yönetme işinde meleklerden başkasına görev vermedik. Sayılarını da sırf kafirler için bir imtihan sebebi dipnot 1 yaptık. Böylece kendilerine kitap verilenler kesin kanaate varır; müminlerin güvenleri artar, kendilerine kitap verilenler ile müminler kuşkuya düşmezler. Kalplerinde hastalık olanlarla kafirler de "Allah bu örnekle ne demek istiyor?" derler. Allah, sapıklığı tercih edenin sapıklığını onaylar, doğru yolu tercih edeni de yola getirir. Allah'ın ordularını kendi dışında kimse bilmez. O (Kur'an), tüm insanlık için doğru bilgiden başkası değildir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayette bildirilen melek sayısı tıpkı ayette belirtildiği gibi kafirler için imtihan sebebi olmuştur. Bu gibi insanlar Kitab'ın ayetler arası ilişkisini örtmek için, sözde matematiksel ilişkiler ağı kurarak, Kitab'ın iç bağlantılarını kafalarına göre kurmak ve fitne çıkarma isteğiyle çeşitli yorumlar yapar, kendilerine veya önderlerine kutsallık edinmeye çalışırlar. Oysa Kitabın ayetler arası ilişkisi Al-i İmran 3/7'de açık olarak bildirilmiştir.

Şaban Britch

Biz kendilerine kitap verilenler kesin bir bilgiyle inansın, iman edenlerin imanları artsın, kendilerine kitap verilenler ile iman edenler şüpheye kapılmasın, kalplerinde bir hastalık olanlar ile küfre sapanlar da, “Allah, bu örnekle (on dokuz sayısı ile) neyi anlatmak istedi?” desin diye o ateşin koruyucularını, meleklerden başkasını kılmadık ve onların sayısını da kâfirler için yalnızca bir fitne/imtihan yaptık. Allah, dilediğini işte böyle saptırır, dilediğine de hidayet eder. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilemez. Bu, insanlar için bir öğütten başka bir şey değildir.

Şaban Piriş

Ateş bekçilerini yalnızca meleklerden kıldık. Onların sayısını da ancak kafir olanları denemek, kitap ehlinin kesin bilgiye ulaşması ve iman edenlerin de imanını artırmak için verdik. Kitap ehli ve mü'minlerin şüphe etmemesi, kalplerinde hastalık olanların ve kafirlerin de: -Allah bu misalle ne demek istiyor? demesi için (verdik). Allah, dilediğini işte böyle sapıklıkta bırakır, dilediğine de yol gösterir. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilemez. Bu, insanlar için bir uyarıdan başka bir şey değildir.

Yaşar Nuri Öztürk

Biz, cehennem yaranını hep melekler yaptık. Ve biz, onların sayılarını da küfre sapanlar için bir imtihandan başka şey yapmadık. Ta ki, kendilerine kitap verilenler iyice ve apaçık bilsinler. İman etmiş olanların imanı artsın. Kendilerine kitap verilmiş olanlarla iman sahipleri kuşkuya düşmesin. Kalplerinde hastalık olanlarla küfre sapmış bulunanlar da; "Allah bununla neyi örneklendirmek istiyor?" desinler. İşte böyle. Allah, dilediğini/dileyeni saptırır, dilediğini/dileyeni de doğruya ve güzele kılavuzlar. Rabbinin ordularını ancak O bilir. Bu, insan için bir öğüt verici ve düşündürücüden başka şey değildir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

We assigned to no one but the angels the guardianship of the Fire and We stated their number

Abdul Haleem

none other than angels appointed by Us to guard Hellfire- and We have made their number a test for the disbelievers. So those who have been given the Scripture will be certain and those who believe will have their faith increased: neither those who have been given the Scripture nor the believers will have any doubts, but the sick at heart and the disbelievers will say, ‘What could God mean by this description?’ God leaves whoever He will to stray and guides whoever He will- no one knows your Lord’s forces except Him- this [description] is a warning to mortals.

Abdullah Yusuf Ali

And We have set none but angels as Guardians of the Fire; and We have fixed their number only as a trial for Unbelievers,- in order that the People of the Book may arrive at certainty, and the Believers may increase in Faith,- and that no doubts may be left for the People of the Book and the Believers, and that those in whose hearts is a disease and the Unbelievers may say, "What symbol doth Allah intend by this?" Thus doth Allah leave to stray whom He pleaseth, and guide whom He pleaseth: and none can know the forces of thy Lord, except He and this is no other than a warning to mankind.

Abul A'la Maududi

We dipnot 1 have appointed none but angels as the keepers of the Fire, dipnot 2 and We have not made their number but as a trial for the unbelievers dipnot 3 so that those who have been endowed with the Book will be convinced dipnot 4 and the believers' faith will increase, dipnot 5 and neither those who have been endowed with the Book nor the believers will fall into any doubt. As for those in whose hearts there is a sickness dipnot 6 as well as the unbelievers, they will say: "What did Allah aim at by this strange parable?" dipnot 7 Thus does Allah let whomsoever He pleases to go astray, and directs whomsoever He pleases dipnot 8 to the Right Way. And none knows the hosts of your Lord but He. dipnot 9 (And Hell has only been mentioned here) that people may take heed. dipnot 10

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The whole passage from here to "none knows the hosts of your Lord but He Himself", is a parenthetical sentence, which has been inserted here to answer an objection of the disbelievers, who had started mocking it when they heard the Prophet (peace be upon him) say that 19 keepers had been appointed over Hell.
  2. metne dön, dipnot 2
    Their objection was: How strange that, on the one hand, we are told that all human beings, from the time of the Prophet Adam till Resurrection, who disbelieved and committed evil, will be cast into Hell, and, on the other hand, that there will be only 19 keepers, who will administer punishment to the countless numbers of men in such a huge Hell.
  3. metne dön, dipnot 3
    This caused a huge laughter among the chiefs of Quraish. Abu Jahl said: Brothers, are you so powerless that even as many as ten of you at a time will not be able to overpower a single policeman of Hell. At this a wrestler of the Bani Jumha said: Well I will deal with and overpower at least 17 of them by myself; as for the remaining two, you all together can tackle them. In response these sentences have been inserted as a parenthetical clause.
  4. metne dön, dipnot 4
    That is, it is foolish on your part to compare the angelic powers to human powers. They will be angels, not men, and you cannot imagine what tremendous powers Allah has granted to the angels He has created.
  5. metne dön, dipnot 5
    That is, although apparently there was no need to mention the number of the keepers of Hell, yet We have mentioned it so that it becomes a trial for every such person who may be concealing any kind of unbelief in his heart. Such a man may be making a great display of his faith but if he conceals even a tinge of the doubt about the Godhead and supreme powers of God, or about revelation and Prophethood, anywhere in his heart, his disbelief would immediately be exposed as soon as he would hear that only 19 policemen would control countless numbers of the culprits from among the jinn and men in such a huge jail and would also administer punishment to each of them individually.
  6. metne dön, dipnot 6
    Some commentators have explained it thus: As in the scriptures of the Jews and Christians, the same number of the angels has also been mentioned as keepers of Hell, they would be convinced of this thing’s being truly from Allah as soon as they heard it. But in our opinion this commentary is not correct for two reasons. First, we have not been able to see anywhere in the existing scriptures of the Jews and Christians in spite of search that the number of the angels appointed over Hell is 19. Second, there are many things in the Quran, which have also been mentioned in the scriptures of the Jews and Christians, yet they explain them away, saying that the Prophet Muhammad (peace be upon him) has plagiarized these from their books. For these reasons the correct meaning of this statement in our opinion is: The Prophet Muhammad (peace be upon him) knew that he would be ridiculed as soon as the disbelievers heard that 19 angels had been appointed over Hell, but in spite of this, he presented without the least hesitation and fear publicly before the people what had been revealed to him from Allah, and did not at all mind the jesting and mocking by the people. The pagans of Arabia were unaware of the unique distinction of the Prophets, but the followers of the earlier scriptures were fully aware that the Prophets in every age used to convey to their people intact whatever they received from God, whether it pleased them or displeased them. On this very basis it was to be expected of the Jews and the Christians that they would be convinced of the Prophet Muhammad’s (peace be upon him) truth for only a Prophet could present an apparently strange thing without any hesitation before the people in an environment charged with antagonism and hostility. This is also evident that such a thing was shown by the Prophet (peace be upon him) on many other occasions. Its most prominent example is the event of the miraj (ascension) which he related openly before a general assembly of the disbelievers and did not at all care how his opponents would behave and react after they had heard the story of the wonderful event.
  7. metne dön, dipnot 7
    It has been explained at several places in the Quran that on the occasion of every trial when a believer remains steadfast to his faith, and forsaking the way of doubt and denial, disobedience or disloyalty to the faith, adopts the way of faith, obedience and loyalty to it, it increases and strengthens him all the more in faith and resignation (For explanation, see(Surah Aal-Imran, Ayat 173);( Surah Al- Anfal, Ayat 2); (Surah At-Taubah, Ayats 124-125);(Surah Al- Ahzab, Ayat 22);(Surah Al-Fath, Ayat 4 and the corresponding E.Ns).
  8. metne dön, dipnot 8
    As sickness of the heart in the Quran is generally understood to imply hypocrisy, seeing this word here some commentators have expressed the view that this verse was revealed at Al-Madinah, for the hypocrites appeared at Al- Madinah. But this view is not correct for several reasons. In the first place, the assertion itself that there were no hypocrites at Makkah is false, and its falsehood has been exposed in the Introduction to the (Surah Al-Ankabut and in its verses 10-11).
  9. metne dön, dipnot 9
    Secondly, in our opinion it is not a correct way of writing commentary that in respect of a certain sentence occurring in a particular discourse which was revealed on a particular occasion, under particular circumstances, one should declare that it had been sent down on another occasion but has been inserted here without any relevance. The historical background of this part of Surah Al-Muddaththir is well known to us from authentic traditions. This was revealed in connection with a particular event of the early period of the life at Makkah. The whole context bears full relevance to the event. What could, therefore, be the occasion in this context that this one sentence, if it was revealed many years later at Al- Madinah, should have been inserted here?
  10. metne dön, dipnot 10
    As for the question what is implied by the disease of the heart here, its answer is that it implies the disease of doubt. Not only in Makkah but in the entire world there have been, and are, very few such people, who might deny God, Hereafter, Revelation, Prophethood, Heaven, Hell, etc. absolutely. In every age the greater majority by far has been of those people, who have been involved in the doubt whether there is God, or no God, Hereafter or no Hereafter, whether Heaven and Hell really exist, or are mere figments of the imagination, and whether the Messengers did really come and receive revelation or not. This same doubt has led most people to unbelief, otherwise the number of such people in the world who denied these truths absolutely has never been great. For a person who has any common sense knows that there is no rational ground whatever for denying the possibility of the existence of these things, or of declaring them absolutely impossible.

Aisha Bewley

We have only appointed angels as masters of the Fire and We have only specified their number as a trial for those who are kafir; so that those who were given the Book might gain in certainty, and those who have iman might increase in their iman, and both those who were given the Book and the muminun might have no doubt; and so that those with sickness in their hearts and the kuffar might say, ‘What did Allah intend by this example?’ In this way Allah misguides those He wills and guides those He wills. No one knows the legions of your Lord but Him. This is nothing but a reminder to all human beings.

Al-Hilali & Khan

And We have set none but angels as guardians of the Fire. And We have fixed their number (19) only as a trial for the disbelievers, in order that the people of the Scripture (Jews and Christians) may arrive at a certainty [that this Qur’ân is the truth as it agrees with their Books regarding the number (19) which is written in the Taurât (Torah) and the Injeel (Gospel)] and that the believers may increase in Faith (as this Qur’ân is the truth), and that no doubt may be left for the people of the Scripture and the believers, and that those in whose hearts is a disease (of hypocrisy) and the disbelievers may say: "What Allâh intends by this (curious) example ?" Thus Allâh leads astray whom He wills and guides whom He wills. And none can know the hosts of your Lord but He. And this (Hell) is nothing else than a (warning) reminder to mankind.

Ali Quli Qarai

We have assigned only angels as keepers of the Fire, and We have made their number merely a stumbling block for the faithless, and that those given the Book may be reassured, and the faithful may increase in [their] faith, and that those given the Book may not doubt and the faithful [as well], and that those in whose hearts is a sickness may say, and the faithless [along with them], ‘What did Allah mean by this description?’ Thus does Allah lead astray whomever He wishes, and guides whomever He wishes. No one knows the hosts of your Lord except Him, and it is just an admonition for all humans.

Amatul Rahman Omar

None but angels have We appointed as wardens of the Hell-fire. We have fixed their number in order to purify (and purge) the sins of those who disbelieve. The result of this is that the people of the Scripture will be convinced, and those who believe will increase in faith (and act with righteousness). And those who have been given the Scriptures as well as the believers may (both) attain certainty (and will not be misguided). And the people with diseased hearts and the disbelievers will say, `What does Allâh mean by such an illustration?' Thus does Allâh forsake him who wishes (to go astray), and guides him who wishes (to be guided). And none knows (the number) of the hosts of your Lord but He. And this (Qur'ân) is nothing but a means for human beings to rise to eminence.

Arthur John Arberry

We have appointed only angels to be masters of the Fire, and their number We have appointed only as a trial for the unbelievers, that those who were given the Book may have certainty, and that those who believe may increase in belief, and that those who were given the Book and those who believe may not be in-doubt, and that those in whose hearts there is sickness, and the unbelievers, may say, 'What did God intend by this as a similitude?' So God leads astray whomsoever He will, and He guides whomsoever He will; and none knows the hosts of thy Lord but He. And it is naught but a Reminder to mortals.

Bijan Moeinian

I (God) have appointed some angles to be the guardians of Hell and I (God) have made their numbers (19): as a trial for those who disbelieve, to convince the Christians and Jews about the authenticity/ divine source of this book, to increase the faith of those who already believe, to remove any doubt from the heart of the Christians, Jews and the believers, to expose those who are sick at heart and can not be guided, and the disbelievers mocking at these words say: "What could God mean by this strange presentation?" Thus God leaves those who deserve to be left in ignorance in ignorance and guides whoever He pleases to the right path and no one but Lord knows the magnitude of His power. Hell is mentioned her so that people may be more careful and mindful about their behaviors.

E. Henry Palmer

We have made only angels guardians of the fire, and we have only made their number a trial to those who misbelieve; that those who have been given the Book may be certain, and that those who believe may be increased in faith; and that those who have been given the Book and the believers may not doubt; and that those in whose hearts is sickness, and the misbelievers may say, 'What does God mean by this as a parable?' Thus God leads astray whom He pleases, and guides him He pleases: and none knows the hosts of thy Lord save Himself; and it is only a reminder to mortals!

Edip-Layth

We have made the guardians of the fire to be angels/controllers; and We did not make their number except as a test for those who have rejected, to convince those who were given the book, to strengthen the acknowledgment of those who have acknowledged, so that those who have been given the book and those who acknowledge do not have doubt, and so that those who have a sickness in their hearts and the ingrates would say, "What did God mean by this example?" Thus God misguides whoever/whomever He wishes, and He guides whoever/whomever He wishes. None knows your Lord's soldiers except Him. It is but a reminder for people.

George Sale

We have appointed none but angels to preside over hell fire: And we have expressed the number of them only for an occasion of discord to the unbelievers; that they to whom the scriptures have been given, may be certain of the veracity of this book, and the true believers may increase in faith; and that those to whom the scriptures have been given, and the true believers may not doubt hereafter; and that those in whose hearts there is an infirmity, and the unbelievers may say, what mystery doth God intend by this number? Thus doth God cause to err whom He pleaseth; and He directeth whom He pleaseth. None knoweth the armies of thy Lord, besides Him: And this is no other than a memento unto mankind. Assuredly.

Hamid S. Aziz

And We have not made the wardens of the fire others than angels, and We have not made their number but as a trial for those who disbelieve, that those who have been given the Book (scriptures) may be certain and those who believe may increase in faith, and those who have been given the Book and the believers may not doubt, and that those in whose heart is a disease and the unbelievers may say, "What does Allah mean by this parable?" Thus does Allah make err whom He wills, and He guides whom He wills, and none knows the hosts (or forces) of your Lord but He Himself; and this is naught but a reminder to the mortals.

Mahmoud Ghali

And in no way have We made the Wardens (Literally: companions) of the Fire except Angels, and in no way have We made their (right) number except as a temptation for the ones who have disbelieved, (and) that the ones to whom the Book has been brought may have certitude, and that the ones who have believed may increase in belief, and that the ones to whom the Book has been brought and the believers may not be suspicious, and that the ones in whose hearts there is sickness and the disbelievers may say, "What would Allah intend by this as a similitude?" Thus does Allah lead into error whomever He decides, and He guides whomever He decides, and in no way does anyone know the hosts of your Lord except He. And in no way is it anything except a Reminding to the mortals.

Marmaduke Pickthall

We have appointed only angels to be wardens of the Fire, and their number have We made to be a stumbling-block for those who disbelieve; that those to whom the Scripture hath been given may have certainty, and that believers may increase in faith; and that those to whom the Scripture hath been given and believers may not doubt; and that those in whose hearts there is disease, and disbelievers, may say: What meaneth Allah by this similitude? Thus Allah sendeth astray whom He will, and whom He will He guideth. None knoweth the hosts of thy Lord save Him. This is naught else than a Reminder unto mortals.

Mohamed Ahmed - Samira

We have not appointed any one but angels as keepers of Hell, and their number that We have fixed is to make it a means of contention for disbelievers, so that those who were given the Book may be certain, and the faith of the believers may have greater increase, and the people of the Book and believers may not be deceived, and the sceptics and infidels may say: "What does God mean by this parable?" That is how God leads whosoever He will astray, and guides whosoever He will. None knows the armies of your Lord save Him self. This is no more than reminder for mankind.

Muhammad Asad

For We have caused none but angelic powers to lord over the fire [of hell]; and We have not caused their number to be aught but a trial for those who are bent on denying the truth - to the end that they who have been granted revelation aforetime might be convinced [of the truth of this divine writ]; and that they who have attained to faith [in it] might grow yet more firm in their faith; and that [both] they who have been granted the earlier revelation and they who believe [in this one] might be freed of all doubt; and that they in whose hearts is disease and the who deny the truth outright might ask, "What does [your] God mean by this parable?" In this way God lets go astray him that wills [to go astray], and guides aright him that wills [to be guided]. And none can comprehend thy Sustainers forces save Him alone: and all this is but a reminder to mortal man.

Mustafa Khattab

We have appointed only ˹stern˺ angels as wardens of the Fire. And We have made their number only as a test for the disbelievers,[1] so that the People of the Book will be certain, and the believers will increase in faith, and neither the People of the Book nor the believers will have any doubts, and so that those ˹hypocrites˺ with sickness in their hearts and the disbelievers will argue, "What does Allah mean by such a number?" In this way Allah leaves whoever He wills to stray and guides whoever He wills. And none knows the forces of your Lord except He. And this ˹description of Hell˺ is only a reminder to humanity.

Progressive Muslims

And We have made the guardians of the Fire to be Angels; and We did not make their number except as a test for those who have rejected, so that those who were given the Scripture would understand, and those who have faith would be increased in faith, and so that those who have been given the Scripture and the believers do not have doubt, and so that those who have a sickness in their hearts and the rejecters would Say: "What did God mean with an example such as this" It is such that God misguides whom He wishes, and He guides whom He wishes. And none know your Lord's soldiers except Him. And it is but a reminder for mankind.

Rashad Khalifa

We appointed angels to be guardians of Hell, and we assigned their number (19) (1) to disturb the disbelievers, (2) to convince the Christians and Jews (that this is a divine scripture), (3) to strengthen the faith of the faithful, (4) to remove all traces of doubt from the hearts of Christians, Jews, as well as the believers, and (5) to expose those who harbor doubt in their hearts, and the disbelievers; they will say, "What did GOD mean by this allegory?" GOD thus sends astray whomever He wills, and guides whomever He wills. None knows the soldiers of your Lord except He. This is a reminder for the people.

Sahih International

And We have not made the keepers of the Fire except angels. And We have not made their number except as a trial for those who disbelieve - that those who were given the Scripture will be convinced and those who have believed will increase in faith and those who were given the Scripture and the believers will not doubt and that those in whose hearts is hypocrisy and the disbelievers will say, "What does Allah intend by this as an example?" Thus does Allah leave astray whom He wills and guides whom He wills. And none knows the soldiers of your Lord except Him. And mention of the Fire is not but a reminder to humanity.

Sam Gerrans

And We have made the Guardians of the Fire only angels. And We made their number only as a means of denial for those who ignore warning, that those given the Writ might be certain, and those who heed warning might increase in faith, and those given the Writ and the believers might not doubt, and that those in whose hearts is disease and the false claimers of guidance might say: “What means God by this similitude?” Thus God sends astray whom He wills, and guides whom He wills; and there knows the forces of thy Lord only He. And this is only a reminder to mortal man.

Shabbir Ahmed

We have appointed only Universal Laws to be the keepers of the Fire. And We have made their number a trial for those who wish to remain in darkness. This admonition should grant certainty to those who received the Scripture before while the believers shall increase in faith. And that the believers and those who have been given the Scripture shall harbor no doubt to this declaration. And the hypocrites and the deniers may say, "What means Allah with such an example?" Thus, Allah lets go astray him who wills to go astray, and guides him who wills to be guided. And no one knows the Forces of your Lord but He. And this Qur'an is naught else than a Reminder to mankind.

Syed Vickar Ahamed

And We have set none but angels as guardians of the Fire: And We have fixed their number (at 19 and it is so written in other Books) confirming it only as a trial for unbelievers— So that the People of the Book (Scripture) may become certain, and the believers may become convinced of their Faith— And that no doubts may be left for the People(s) of the Book (Scripture), and the believers; And that those in whose hearts is a disease (of hypocrisy) and the unbelievers may say, "What does Allah mean by this (symbol of 19 angels)?" Thus does Allah leave to wander those whom He pleases, and guide those whom He pleases. And none can know the forces of your Lord, except He. And this is no other than a warning to mankind.

Taqi Usmani

And We did not make wardens of the Fire but (from) angels, and did not fix their number but as a test for those who disbelieve, so that those who are given the Book may come to believe, and those who believe may improve in belief, and so that those who are given the Book and those who believe may not doubt (its correctness), and so that those having malady in their hearts and the disbelievers say, "What has Allah meant by this strange statement?" Thus Allah lets go astray whomever He wills, and leads to the right path whomever He wills. And no one knows the hosts of your Lord but He. And this is nothing else but a reminder for mankind.

The Monotheist Group

And We have made the guardians of the Fire to be angels; and We did not make their number except as a test for those who have rejected, so that those who were given the Book would understand, and those who have faith would be increased in faith, and so that those who have been given the Book and the believers do not have doubt, and so that those who have a sickness in their hearts and the rejecters would say: "What did God mean with an example such as this?" It is such that God misguides whom He wishes, and He guides whom He wishes. And none know the soldiers of your Lord except He; and it is but a reminder for human beings.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Müddessir suresi, 31. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Müddessir suresi, 31. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Müddessir suresi, 31. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩