74. sure · dinle

Müddessir Suresi المدثر

Okunan kelime metin üstünde işaretlenir; sure baştan sona kesintisiz çalar. Betik çalışmazsa her ayetin altındaki oynatıcı yine çalışır.

Müddessir suresi sayfasına dön

8 ayet sayfası

Müddessir suresi, 8. ayet. فَإِذَا نُقِرَ فِى ٱلنَّاقُورِ

(8, 9) Sûr'a üflendiği zaman, işte o gün, çok zor bir gün (olacak)tır.

9 ayet sayfası

Müddessir suresi, 9. ayet. فَذَٰلِكَ يَوْمَئِذٍۢ يَوْمٌ عَسِيرٌ

(8, 9) Sûr'a üflendiği zaman, işte o gün, çok zor bir gün (olacak)tır.

10 ayet sayfası

Müddessir suresi, 10. ayet. عَلَى ٱلْكَـٰفِرِينَ غَيْرُ يَسِيرٍۢ

Kâfirler için kolay değildir.

11 ayet sayfası

Müddessir suresi, 11. ayet. ذَرْنِى وَمَنْ خَلَقْتُ وَحِيدًۭا

Tek başıma yarattığımla beni baş başa bırak!

15 ayet sayfası

Müddessir suresi, 15. ayet. ثُمَّ يَطْمَعُ أَنْ أَزِيدَ

(Ama) ardından o (kişi, ona verdiğim nimetlerimi) daha da artırmamı ister.

16 ayet sayfası

Müddessir suresi, 16. ayet. كَلَّآ ۖ إِنَّهُۥ كَانَ لِـَٔايَـٰتِنَا عَنِيدًۭا

Hayır! Şüphesiz ki o, ayetlerimize karşı inatçıydı.

20 ayet sayfası

Müddessir suresi, 20. ayet. ثُمَّ قُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ

Sonra, kahrolası (yine) nasıl da ölçüp biçti!

24 ayet sayfası

Müddessir suresi, 24. ayet. فَقَالَ إِنْ هَـٰذَآ إِلَّا سِحْرٌۭ يُؤْثَرُ

"Bu (Kur'an), geçmişten nakledilen bir büyüden başka bir şey değildir." dedi.

25 ayet sayfası

Müddessir suresi, 25. ayet. إِنْ هَـٰذَآ إِلَّا قَوْلُ ٱلْبَشَرِ

"Bu, insan sözünden başka bir şey değildir!" (dedi).

27 ayet sayfası

Müddessir suresi, 27. ayet. وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا سَقَرُ

Sekar'ın ne olduğunu sana bildiren ne olabilir ki!

31 ayet sayfası

Müddessir suresi, 31. ayet. وَمَا جَعَلْنَآ أَصْحَـٰبَ ٱلنَّارِ إِلَّا مَلَـٰٓئِكَةًۭ ۙ وَمَا جَعَلْنَا عِدَّتَهُمْ إِلَّا فِتْنَةًۭ لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِيَسْتَيْقِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَـٰبَ وَيَزْدَادَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِيمَـٰنًۭا ۙ وَلَا يَرْتَابَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَـٰبَ وَٱلْمُؤْمِنُونَ ۙ وَلِيَقُولَ ٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌۭ وَٱلْكَـٰفِرُونَ مَاذَآ أَرَادَ ٱللَّهُ بِهَـٰذَا مَثَلًۭا ۚ كَذَٰلِكَ يُضِلُّ ٱللَّهُ مَن يَشَآءُ وَيَهْدِى مَن يَشَآءُ ۚ وَمَا يَعْلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ إِلَّا هُوَ ۚ وَمَا هِىَ إِلَّا ذِكْرَىٰ لِلْبَشَرِ

Biz ateşin sahiplerini (muhafızlarını) ancak melekler yapmışızdır. Onların sayısını kâfir olanlar için sadece bir imtihan yaptık ki kendilerine kitap verilenler ikna olsunlar; iman edenlerin imanı artsın; hem kendilerine kitap verilenler hem de müminler şüpheye düşmesinler; kalplerinde hastalık bulunanlar ve kâfirler de "Allah bu örnekle ne kastetmiştir ki?" desinler. İşte böylece Allah dileyeni (layık gördüğünü) saptırır (sapkınlığını onaylar), dileyeni (layık gördüğünü) doğru yola ulaştırır. Rabbinin ordularını O'ndan başka kimse bilemez. Bunlar, insanlık için sadece (gerçeğin) hatırlat(ıl)masıdır.

35 ayet sayfası

Müddessir suresi, 35. ayet. إِنَّهَا لَإِحْدَى ٱلْكُبَرِ

O (cehennem), büyük (ceza)ların birisidir.

36 ayet sayfası

Müddessir suresi, 36. ayet. نَذِيرًۭا لِّلْبَشَرِ

(36, 37) İnsanlık için yani sizden ileri gitmek veya geri(de) kalmak isteyenler için uyarıcıdır.

37 ayet sayfası

Müddessir suresi, 37. ayet. لِمَن شَآءَ مِنكُمْ أَن يَتَقَدَّمَ أَوْ يَتَأَخَّرَ

(36, 37) İnsanlık için yani sizden ileri gitmek veya geri(de) kalmak isteyenler için uyarıcıdır.

38 ayet sayfası

Müddessir suresi, 38. ayet. كُلُّ نَفْسٍۭ بِمَا كَسَبَتْ رَهِينَةٌ

Her nefis kazandıklarına karşılık rehindir.

40 ayet sayfası

Müddessir suresi, 40. ayet. فِى جَنَّـٰتٍۢ يَتَسَآءَلُونَ

(40, 41, 42) Cennetlerdeyken "Sizi ateşe sürükleyen nedir?" diye suçluların durumundan soracaklar.

41 ayet sayfası

Müddessir suresi, 41. ayet. عَنِ ٱلْمُجْرِمِينَ

(40, 41, 42) Cennetlerdeyken "Sizi ateşe sürükleyen nedir?" diye suçluların durumundan soracaklar.

42 ayet sayfası

Müddessir suresi, 42. ayet. مَا سَلَكَكُمْ فِى سَقَرَ

(40, 41, 42) Cennetlerdeyken "Sizi ateşe sürükleyen nedir?" diye suçluların durumundan soracaklar.

43 ayet sayfası

Müddessir suresi, 43. ayet. قَالُوا۟ لَمْ نَكُ مِنَ ٱلْمُصَلِّينَ

(Onlar da) şöyle diyecekler: "Biz salât (ibadet) edenlerden değildik.

45 ayet sayfası

Müddessir suresi, 45. ayet. وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ ٱلْخَآئِضِينَ

Boş şeylere dalanlarla birlikte biz de boş şeylere dalardık.

47 ayet sayfası

Müddessir suresi, 47. ayet. حَتَّىٰٓ أَتَىٰنَا ٱلْيَقِينُ

Sonunda kesin bir gerçek (olan ölüm) bize gelip çattı."

48 ayet sayfası

Müddessir suresi, 48. ayet. فَمَا تَنفَعُهُمْ شَفَـٰعَةُ ٱلشَّـٰفِعِينَ

(Bekledikleri) şefaatçilerin şefaati onlara yarar sağlamaz.

49 ayet sayfası

Müddessir suresi, 49. ayet. فَمَا لَهُمْ عَنِ ٱلتَّذْكِرَةِ مُعْرِضِينَ

(49, 50, 51) Onlara ne oluyor da aslandan kaçan ürkmüş yaban eşekleri gibi bu hatırlatmadan (Kur'an'dan) yüz çeviriyorlar?

50 ayet sayfası

Müddessir suresi, 50. ayet. كَأَنَّهُمْ حُمُرٌۭ مُّسْتَنفِرَةٌۭ

(49, 50, 51) Onlara ne oluyor da aslandan kaçan ürkmüş yaban eşekleri gibi bu hatırlatmadan (Kur'an'dan) yüz çeviriyorlar?

51 ayet sayfası

Müddessir suresi, 51. ayet. فَرَّتْ مِن قَسْوَرَةٍۭ

(49, 50, 51) Onlara ne oluyor da aslandan kaçan ürkmüş yaban eşekleri gibi bu hatırlatmadan (Kur'an'dan) yüz çeviriyorlar?

52 ayet sayfası

Müddessir suresi, 52. ayet. بَلْ يُرِيدُ كُلُّ ٱمْرِئٍۢ مِّنْهُمْ أَن يُؤْتَىٰ صُحُفًۭا مُّنَشَّرَةًۭ

Aslında onların her biri, kendisine (önünde) açılmış sahifeler (vahiy) verilmesini istiyor.

53 ayet sayfası

Müddessir suresi, 53. ayet. كَلَّا ۖ بَل لَّا يَخَافُونَ ٱلْـَٔاخِرَةَ

Hayır! Aslında onlar ahiretten korkmuyorlar.

54 ayet sayfası

Müddessir suresi, 54. ayet. كَلَّآ إِنَّهُۥ تَذْكِرَةٌۭ

Hayır! Şüphesiz ki bu (Kur'an), bir hatırlatmadır.

56 ayet sayfası

Müddessir suresi, 56. ayet. وَمَا يَذْكُرُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ ۚ هُوَ أَهْلُ ٱلتَّقْوَىٰ وَأَهْلُ ٱلْمَغْفِرَةِ

(Bunu yapanlar), Allah'ın istediğinden başkasını hatırlamamış olurlar. Takvâya (duyarlı olmaya) layık olan da bağışlayan da O'dur.