Müddessir suresi · 38–48. ayetler

Herkes kazandığına rehindir; suçlulara sorulanlar

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Müddessir suresi, 38. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müddessir suresi, 38. ayet. كُلُّ نَفْسٍۭ بِمَا كَسَبَتْ رَهِينَةٌ

    Diyanet İşleri

    Herkes kazandığına karşılık bir rehindir.

    Mustafa İslamoğlu

    Her insanın (akıbeti) kendi kazandıklarına bağlıdır;

    Muhammed Esed

    (Hesap Günü) her insan, yapmış olduğu bütün (kötü) fiiller için rehin olarak tutulacaktır;

    Ahmed Hulusi

    Her nefs yaptığının getirisine mahkumdur!

    Ali Bulaç

    Her nefis, kazandıklarına karşılık bir rehinedir.

    Ali Özek ve heyeti

    Her nefis, kazandığına karşılık bir rehindir,

    Ali Rıza Safa

    Her benlik, yaptığı şeylerden sorumludur.

    Bayraktar Bayraklı

    Herkes, kazandığına karşılık bir rehindir.

    Edip Yüksel

    Her kişi kendi günahıyla mahkûm olur.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Her kişi kendi günahıyla mahkum olur.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Her nefis kazancına bağlıdır,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Her nefis kazancına bağlıdır

    Erhan Aktaş

    Herkes kazancının karşılığında bir rehinedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Herkes kazancının karşılığında bir rehinedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Herkes kazancının karşılığında bir rehinedir.

    Gültekin Onan

    Her nefis, kazandıklarına karşılık bir rehinedir.

    Hasan Basri Çantay

    Her nefs, kazandığı (kesb-ü ihtiyar etdiği) şey mukaabilinde bir rehindir.

    İbni Kesir

    Her nefis kazandığı ile bağlıdır.

    Mehmet Alagaş

    (27-42) Sekar nedir? İdrak edebildin mi? Ne geriye atık kalır ne de bırakır. Beşerleri / derilileri kavurur. Onun üzerinde on dokuz vardır. Biz ateşin sahiplerini / görevlileri ni meleklerden yaptık , Onların sayılarını / adetlerini de kafirler için sınayıp ayrıştırma / fitne yaptık ki kitap verilenler yakinen inansın, iman edenlerin de imanı artsın / ziyadeleşsin, kitap verilenler ve iman edenler kuşkuya / raybeye düşmesinler, kalpleri hastalıklılar ve kafirler de Allah bu örnekle / misalle dileği / muradı nedir? desinler, böylelikle Allah kimi isterse saptırır, kimi isterse yola sokar / hidayet eder, Rabbinin ordularını ancak O bilir. (19 meleği hallederiz diyenler içindir) O, ancak derili için / beşer için bir hatırlatmadır. Hayır, hayır Aya, arkasını dönüp çekip giden geceye, ağaran / aydınlanan sabaha andolsun ki O, büyük bir şeydir. Sizden sunum / takdim veya ertelenme / tehir isteyen beşer için uyarıdır. Her nefis / nefesli / soluklu kazandığının tutsağıdır / rehinidir, Yemin sahipleri / Sağ’ın halkları hariç (onlar sekarda değildirler) onlar, cennetlerdedirler, suçlulara / mücrimlere sizi sekara sokan nedir? diye sorarlar / sual ederler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Her nefis kazandığına karşılık bir rehindir.

    Süleyman Ateş

    Her can, kazandığıyle (Allah katında) rehin alınmıştır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Herkes kendi yaptığına karşılık rehindir.

    Şaban Britch

    Her nefis, kazandığına karşılık bir rehindir.

    Şaban Piriş

    Herkes kazancına bağlı bir rehinedir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Her benlik öz kazancının bir karşılığıdır.

  2. Müddessir suresi, 39. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müddessir suresi, 39. ayet. إِلَّآ أَصْحَٰبَ ٱلْيَمِينِ

    Diyanet İşleri

    Ancak ahiret mutluluğuna eren kimseler başka.

    Mehmet Okuyan

    Sağın halkı dipnot 1 hariç.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Sağın halkı" ifadesi İsrâ 17:71, Hâkka 69:19 ve İnşikâk 84:7'de belirtildiği gibi amel defteri kendisine sağdan verilecek iyi kişiler ve dünyada verdikleri kulluk yeminlerine sadakat gösterenler demektir.

    Mustafa İslamoğlu

    ancak iyiler müstesna.

    Muhammed Esed

    yalnız dürüstlüğü ve erdemli olmayı başaranlar hariç;

    Ahmed Hulusi

    Ashab-ı Yemin hariç!

    Ali Bulaç

    Ancak Ashab-ı Yemin (sağ ehli) hariç.

    Ali Özek ve heyeti

    ancak sağdakiler başka.

    Ali Rıza Safa

    Sözü yerine getirenlerin yoldaşları başkadır.

    Bayraktar Bayraklı

    - Ancak sağdakiler hariçtir. Onlar cennetlerde olacak ve suçlulara soracaklardır. "Sizi Sekar'a sürükleyen nedir?"

    Edip Yüksel

    Ancak sağ tarafta olanlar hariç;

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ancak sağ tarafta olanlar hariç;

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    ancak sağın adamları,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ancak ashab-ı yemin

    Erhan Aktaş

    Ancak "Ashabı Yemin dipnot 1 " hariç.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sağın taraftarı. "Yemin", kelime olarak "sağ el" veya "uğurlu, bereketli" anlamına gelmektedir. Sağın taraftarı, deyim olarak; "yüksek mertebe, seçkin, uğurlu, güç ve şeref sahibi" demektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ancak "ashabı yemin" dipnot 1 hariç.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sağın taraftarı. "Yemin", sözcük olarak "sağ el" veya "uğurlu, bereketli" anlamına gelmektedir. Sağın taraftarı, deyim olarak; "yüksek mertebe, seçkin, uğurlu, güç ve şeref sahibi" demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ancak "ashabı yemin" dipnot 1 hariç.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sağın taraftarı. "Yemin", sözcük olarak "sağ el" yani güç ve şeref sahibi veya "uğurlu, bereketli" anlamına gelmektedir. Sağın taraftarı, deyim olarak; "yüksek mertebe, seçkin, uğurlu, güç ve şeref sahibi" demektir.

    Gültekin Onan

    Ancak Ashab-ı Yemin (sağ ehli) hariç.

    Hasan Basri Çantay

    Ancak sağcılar böyle değil.

    İbni Kesir

    Ancak sağcılar müstesna.

    Mehmet Alagaş

    (27-42) Sekar nedir? İdrak edebildin mi? Ne geriye atık kalır ne de bırakır. Beşerleri / derilileri kavurur. Onun üzerinde on dokuz vardır. Biz ateşin sahiplerini / görevlileri ni meleklerden yaptık , Onların sayılarını / adetlerini de kafirler için sınayıp ayrıştırma / fitne yaptık ki kitap verilenler yakinen inansın, iman edenlerin de imanı artsın / ziyadeleşsin, kitap verilenler ve iman edenler kuşkuya / raybeye düşmesinler, kalpleri hastalıklılar ve kafirler de Allah bu örnekle / misalle dileği / muradı nedir? desinler, böylelikle Allah kimi isterse saptırır, kimi isterse yola sokar / hidayet eder, Rabbinin ordularını ancak O bilir. (19 meleği hallederiz diyenler içindir) O, ancak derili için / beşer için bir hatırlatmadır. Hayır, hayır Aya, arkasını dönüp çekip giden geceye, ağaran / aydınlanan sabaha andolsun ki O, büyük bir şeydir. Sizden sunum / takdim veya ertelenme / tehir isteyen beşer için uyarıdır. Her nefis / nefesli / soluklu kazandığının tutsağıdır / rehinidir, Yemin sahipleri / Sağ’ın halkları hariç (onlar sekarda değildirler) onlar, cennetlerdedirler, suçlulara / mücrimlere sizi sekara sokan nedir? diye sorarlar / sual ederler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ancak Ashab-ı Yemin (sağ ehli) başkadır.

    Süleyman Ateş

    Yalnız sağın adamları (Kitapları sağdan verilenler) hariç.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Doğrulardan yana olanlar hali başkadır dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "(O zaman) Siz, üç sınıf olursunuz: (Birincisi) uğurlular sınıfıdır. Ne mutlu o uğurlu olanlara!(İkinci sınıf) uğursuzlardır. Ne yazık o uğursuzlara! Bir de önde gidenler (sınıfı) var; hep önde gidenler!" Bkz. Vakia 56/7-10

    Şaban Britch

    Ancak sağdakiler başka.

    Şaban Piriş

    Sadece sağ yandakiler

    Yaşar Nuri Öztürk

    Uğur ve bereket yaranı müstesna.

  3. Müddessir suresi, 40. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müddessir suresi, 40. ayet. فِى جَنَّٰتٍ يَتَسَآءَلُونَ

    Diyanet İşleri

    (40-42) Onlar cennetlerdedirler. Birbirlerine suçlular hakkında sorular sorarlar ve dönüp onlara şöyle derler: "Sizi Sekar'a (cehenneme) ne soktu?"

    Mehmet Okuyan

    (40, 41, 42) Cennetlerdeyken "Sizi ateşe sürükleyen nedir?" diye suçluların durumundan soracaklar.

    Mustafa İslamoğlu

    (Onlar) cennetlerde, hep bir ağızdan soracaklar

    Muhammed Esed

    onlar (cennet) bahçelerinde (oturarak) soracaklar

    Ahmed Hulusi

    Cennetlerdedirler. . . Sorarlar;

    Ali Bulaç

    Onlar cennetlerdedirler; birbirlerine sorarlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar cennetler içindedir. Uzaktan uzağa sorarlar.

    Ali Rıza Safa

    Cennetler içindeler; birbirlerine soruyorlar.

    Bayraktar Bayraklı

    - Ancak sağdakiler hariçtir. Onlar cennetlerde olacak ve suçlulara soracaklardır. "Sizi Sekar'a sürükleyen nedir?"

    Edip Yüksel

    Bahçeler içindedirler, sorarlar,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Cennetler içindedirler, sorarlar,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Cennetlerdedir; soruşur dururlar

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Cennetlerdedir, soruşdururlar

    Erhan Aktaş

    Cennetler içinde soracaklar;

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Cennetler içinde soracaklar;

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Cennetler içinde soracaklar;

    Gültekin Onan

    Onlar cennetlerdedirler; birbirlerine sorarlar.

    Hasan Basri Çantay

    (Onlar) cennetlerdedirler. Soruşurlar,

    İbni Kesir

    Cennetlerdedirler. Sorarlar,

    Mehmet Alagaş

    (27-42) Sekar nedir? İdrak edebildin mi? Ne geriye atık kalır ne de bırakır. Beşerleri / derilileri kavurur. Onun üzerinde on dokuz vardır. Biz ateşin sahiplerini / görevlileri ni meleklerden yaptık , Onların sayılarını / adetlerini de kafirler için sınayıp ayrıştırma / fitne yaptık ki kitap verilenler yakinen inansın, iman edenlerin de imanı artsın / ziyadeleşsin, kitap verilenler ve iman edenler kuşkuya / raybeye düşmesinler, kalpleri hastalıklılar ve kafirler de Allah bu örnekle / misalle dileği / muradı nedir? desinler, böylelikle Allah kimi isterse saptırır, kimi isterse yola sokar / hidayet eder, Rabbinin ordularını ancak O bilir. (19 meleği hallederiz diyenler içindir) O, ancak derili için / beşer için bir hatırlatmadır. Hayır, hayır Aya, arkasını dönüp çekip giden geceye, ağaran / aydınlanan sabaha andolsun ki O, büyük bir şeydir. Sizden sunum / takdim veya ertelenme / tehir isteyen beşer için uyarıdır. Her nefis / nefesli / soluklu kazandığının tutsağıdır / rehinidir, Yemin sahipleri / Sağ’ın halkları hariç (onlar sekarda değildirler) onlar, cennetlerdedirler, suçlulara / mücrimlere sizi sekara sokan nedir? diye sorarlar / sual ederler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Onlar) cennetlerdedirler. Birbirlerine sorarlar.

    Süleyman Ateş

    Onlar cennetler içinde soruyorlar;

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar bahçelerde olur, sorup soruştururlar;

    Şaban Britch

    Cennet içinde soruştururlar.

    Şaban Piriş

    Cennettedirler. Ve soruştururlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bahçelerdedirler. Birbirlerine soruyorlar,

  4. Müddessir suresi, 41. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müddessir suresi, 41. ayet. عَنِ ٱلْمُجْرِمِينَ

    Diyanet İşleri

    (40-42) Onlar cennetlerdedirler. Birbirlerine suçlular hakkında sorular sorarlar ve dönüp onlara şöyle derler: "Sizi Sekar'a (cehenneme) ne soktu?"

    Mehmet Okuyan

    (40, 41, 42) Cennetlerdeyken "Sizi ateşe sürükleyen nedir?" diye suçluların durumundan soracaklar.

    Mustafa İslamoğlu

    günahı hayat tarzı edinenlere:

    Muhammed Esed

    günahkarlara:

    Ahmed Hulusi

    Mücrimlere:

    Ali Bulaç

    Suçlu günahkarları;

    Ali Özek ve heyeti

    Günahkârlara:

    Ali Rıza Safa

    Suçlular hakkında.

    Bayraktar Bayraklı

    - Ancak sağdakiler hariçtir. Onlar cennetlerde olacak ve suçlulara soracaklardır. "Sizi Sekar'a sürükleyen nedir?"

    Edip Yüksel

    Suçlulara:

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Suçlulara:

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    suçlulardan;

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Mücrimlerden

    Erhan Aktaş

    Suçlulara,

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Suçlulardan,

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Suçlulardan,

    Gültekin Onan

    Suçlu günahkarları;

    Hasan Basri Çantay

    günahkarları (n hallerini):

    İbni Kesir

    Suçlulara;

    Mehmet Alagaş

    (27-42) Sekar nedir? İdrak edebildin mi? Ne geriye atık kalır ne de bırakır. Beşerleri / derilileri kavurur. Onun üzerinde on dokuz vardır. Biz ateşin sahiplerini / görevlileri ni meleklerden yaptık , Onların sayılarını / adetlerini de kafirler için sınayıp ayrıştırma / fitne yaptık ki kitap verilenler yakinen inansın, iman edenlerin de imanı artsın / ziyadeleşsin, kitap verilenler ve iman edenler kuşkuya / raybeye düşmesinler, kalpleri hastalıklılar ve kafirler de Allah bu örnekle / misalle dileği / muradı nedir? desinler, böylelikle Allah kimi isterse saptırır, kimi isterse yola sokar / hidayet eder, Rabbinin ordularını ancak O bilir. (19 meleği hallederiz diyenler içindir) O, ancak derili için / beşer için bir hatırlatmadır. Hayır, hayır Aya, arkasını dönüp çekip giden geceye, ağaran / aydınlanan sabaha andolsun ki O, büyük bir şeydir. Sizden sunum / takdim veya ertelenme / tehir isteyen beşer için uyarıdır. Her nefis / nefesli / soluklu kazandığının tutsağıdır / rehinidir, Yemin sahipleri / Sağ’ın halkları hariç (onlar sekarda değildirler) onlar, cennetlerdedirler, suçlulara / mücrimlere sizi sekara sokan nedir? diye sorarlar / sual ederler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Suçlulardan.

    Süleyman Ateş

    Suçluların durumunu:

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    suçlu olanları...

    Şaban Britch

    Suçlulara:

    Şaban Piriş

    Suçluları..

    Yaşar Nuri Öztürk

    Suçlular hakkında:

  5. Müddessir suresi, 42. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müddessir suresi, 42. ayet. مَا سَلَكَكُمْ فِى سَقَرَ

    Diyanet İşleri

    (40-42) Onlar cennetlerdedirler. Birbirlerine suçlular hakkında sorular sorarlar ve dönüp onlara şöyle derler: "Sizi Sekar'a (cehenneme) ne soktu?"

    Mehmet Okuyan

    (40, 41, 42) Cennetlerdeyken "Sizi ateşe sürükleyen nedir?" diye suçluların durumundan soracaklar.

    Mustafa İslamoğlu

    "Sizi, içinizi yansıtan bu ateşe ne soktu?"

    Muhammed Esed

    "Sizi bu cehennem ateşine sürükleyen nedir?"

    Ahmed Hulusi

    "Sizi Sakar'a (dev alevli kuşatan ateşe) sokan nedir?"

    Ali Bulaç

    "Sizi şu cehenneme sürükleyip iten nedir?"

    Ali Özek ve heyeti

    Sizi şu yakıcı ateşe sokan nedir? diye

    Ali Rıza Safa

    "Yakıcı ateşe sizi sürükleyen nedir?"

    Bayraktar Bayraklı

    - Ancak sağdakiler hariçtir. Onlar cennetlerde olacak ve suçlulara soracaklardır. "Sizi Sekar'a sürükleyen nedir?"

    Edip Yüksel

    "Sizi sakara sokan nedir?" dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Sakar (SQR) 25 ve 27'inci ayetleri izleyen 28-31'inci ayetlerden öğrendiğimiz gibi hem bu dünyada 19 sistemiyle ile münafıklara ve nankörlere verilen entelektüel ceza, hem de ahirette cehennemin 19 zebanisidir. İnkarcılar 19'la cezalandırılırlar. Sakar kelimesinin geçtiği ayetler MESANİ, yani iki bağlamı olan ayetlerdendir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Sizi bu cezaya sokan nedir?'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sizi Sekar'a sokan nedir? diye;

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Nedir, diye: sizi sekare sokan?

    Gültekin Onan

    "Sizi şu cehenneme sürükleyip iten nedir?"

    Hasan Basri Çantay

    "Sizi cehenneme sokan nedir"?

    İbni Kesir

    Nedir sizi Sekar'a sürükleyen?

    Mehmet Alagaş

    (27-42) Sekar nedir? İdrak edebildin mi? Ne geriye atık kalır ne de bırakır. Beşerleri / derilileri kavurur. Onun üzerinde on dokuz vardır. Biz ateşin sahiplerini / görevlileri ni meleklerden yaptık , Onların sayılarını / adetlerini de kafirler için sınayıp ayrıştırma / fitne yaptık ki kitap verilenler yakinen inansın, iman edenlerin de imanı artsın / ziyadeleşsin, kitap verilenler ve iman edenler kuşkuya / raybeye düşmesinler, kalpleri hastalıklılar ve kafirler de Allah bu örnekle / misalle dileği / muradı nedir? desinler, böylelikle Allah kimi isterse saptırır, kimi isterse yola sokar / hidayet eder, Rabbinin ordularını ancak O bilir. (19 meleği hallederiz diyenler içindir) O, ancak derili için / beşer için bir hatırlatmadır. Hayır, hayır Aya, arkasını dönüp çekip giden geceye, ağaran / aydınlanan sabaha andolsun ki O, büyük bir şeydir. Sizden sunum / takdim veya ertelenme / tehir isteyen beşer için uyarıdır. Her nefis / nefesli / soluklu kazandığının tutsağıdır / rehinidir, Yemin sahipleri / Sağ’ın halkları hariç (onlar sekarda değildirler) onlar, cennetlerdedirler, suçlulara / mücrimlere sizi sekara sokan nedir? diye sorarlar / sual ederler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Sizi Sekara/Cehennem'e sokan nedir?''

    Süleyman Ateş

    "Sizi şu yakıcı ateşe ne sürükledi?"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara, "Sizi Sakar'a sürükleyen ne oldu?" diye sorarlar.

    Şaban Britch

    Sizi Cehennem'e sevkeden nedir?

    Şaban Piriş

    -Sizi cehenneme sevkeden nedir?

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Sizi Sekar'a sürükleyen nedir?"

  6. Müddessir suresi, 43. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müddessir suresi, 43. ayet. قَالُوا۟ لَمْ نَكُ مِنَ ٱلْمُصَلِّينَ

    Diyanet İşleri

    Onlar şöyle derler: "Biz namaz kılanlardan değildik."

    Mehmet Okuyan

    (Onlar da) şöyle diyecekler: "Biz salât (ibadet) edenlerden değildik. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki [salat/musallîn] kavramıyla verilen mesaj, "Biz, (Allah'tan) yana olanlardan değildik" şeklinde anlaşılmalıdır. Çünkü vahye, risalete ve ahirete inanmayanların "namaz"ından söz edilemez.

    Mustafa İslamoğlu

    Cevap verecekler: "Biz hem Allah'la bağımızı koparmıştık,

    Muhammed Esed

    Berikiler "Biz" diyecekler, "ne namaz kılanlardan idik,

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "Musallin'den (bilfiil salatı yaşayanlardan) değildik!"

    Ali Bulaç

    Onlar: "Biz namaz kılanlardan değildik" dediler.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar şöyle cevap verirler: Biz namaz kılanlardan değildik,

    Ali Rıza Safa

    Dediler ki: "Destek olanlardan değildik!"

    Bayraktar Bayraklı

    - Onlar da şöyle cevap vereceklerdir: "İnanıp kulluk edenlerden değildik. Yoksulları doyurmuyorduk. Batıla dalanlarla birlikte dalardık. Ceza gününü yalanlardık. Sonunda ölüm bize geldi çattı."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Diyecekler ki, 'Desteklemezdik/namaz kılmazdık'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    (Onlar) derler: "Biz namaz kılanlardan değildik,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Derler: biz namaz kılanlardan değildik

    Erhan Aktaş

    "Musallin dipnot 1 " den olmadık." dediler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Musallin olanların kim oldukları devam eden ayetlerde bildirilmektedir. Çoğunlukla çevirilerde; "musallin" kelimesine, "namaz kılanlar" olarak anlam verilmekte ve bu ayetin çevirisi "Namaz kılanlar hariç" şeklinde yapılmaktadır. Oysaki bu ayetteki musallin kelimesi; şirkten arınmış bir bilinçle Allah'a yönelmek, ibadete layık yegane ilahın Allah olduğuna inanmak; yardımlaşmayı, dayanışmayı ve destek olmayı canlı ve diri tutmak, Allah'ın davasını yüceltmek için bütün gücünü seferber etmek anlamındadır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Musallin" dipnot 1 den olmadık." dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Musallin olanların kim oldukları devam eden ayetlerde ifade edilmektedir. Çoğunlukla çevirilerde; "musallin" sözcüğüne, "namaz kılanlar" olarak anlam verilmekte ve bu ayetin çevirisi "Namaz kılanlar hariç" şeklinde yapılmaktadır. Oysaki bu ayetteki musallin sözcüğü; şirkten arınmış bir bilinçle Allah'a yönelmek, ibadete layık yegane ilahın Allah olduğuna inanmak; yardımlaşmayı, dayanışmayı ve destek olmayı canlı ve diri tutmak, Allah'ın davasını yüceltmek için bütün gücünü seferber etmek anlamındadır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Musallin" dipnot 1 den olmadık." dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Musallin/salat eden; (namaz kılan) anlamında olmayıp, ibadete layık yegane ilah olarak yalnızca Allah'a inanan; kulluğu, Allah'a yönelmeyi, dua ve ibadeti şirkten arındırılmış bir bilinçle yapan" anlamına gelmektedir. Ayetin, vahyin başlangıç dönemine ait olduğu dikkate alındığında, burada namaza vurgu yapılmış olamayacağı; musallinden kastın namaz kılan olmayacağı da anlaşılmış olmaktadır.

    Gültekin Onan

    Onlar: "Biz namaz kılanlardan değildik" dediler.

    Hasan Basri Çantay

    (Günahkarlar) dediler (derler): "Biz namaz kılanlardan değildik".

    İbni Kesir

    Derler ki: Biz, namaz kılanlardan değildik,

    Mehmet Alagaş

    (43-56) Bizler namazı / salahı kılmazdık, çalışma gücü olmayanları / miskini yedirmezdik, dalanlarla / kapılanlarla beraber bizler de dalar giderdik, bizler din gününü / hesaplaşma gününü yalanlardık. Ta ki yakın olan bizi alıncaya / ölüm bizi alıncaya değin yalanladık. Onlara şefaatçilerin şefaati de fayda vermez. Hatırlatmadan yüz çeviriyorlar. Aslandan kaçan ürkmüş eşek gibiler. Hatta her birine (kişiye özel) açıklama içeren / şerh edilmiş sayfalar verilm esini istiyorlar . ( Oysa k itap sıklıkla genele hitaplı) Hayır, hayır diğer hayattan / ahiretten korkmuyorlar. Yoo, hayır, hayır O, Onu hatırlamak isteyen kişiye bir hatırlatmadır. Allah ancak isterse , onlar hatırlarlar. O /Allah sakınma / takva ehlidir, bağışlama / mağfiret ehlidir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar derler ki; "Biz namaz kılan kimseler değildik."

    Süleyman Ateş

    (Onlar da) Dediler ki: "Biz namaz kılanlardan olmadık."

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar şöyle derler: "Biz, kulluk görevlerini yapanlardan dipnot 1 değildik.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetin metninde geçen "el-musallin (الْمُصَلِّينَ)"nin türediği "salat (صلَاة)" kelimesinin kök anlamı, bir şeyi bırakmamak ve sürekli arkasında olmaktır (Lisan'ul-Arab). Bunu yapan kişilere el-musallin denir. Burada, Allah'ın verdiği görevleri sürekli yapan kişiler anlatılmaktadır. Namaza salat denmesi, hiçbir şart altında terk edilemeyen ve her gün, belli vakitlerde yerine getirilmesi gereken tek ibadet olmasından dolayıdır (Meryem 19/59, Kıyamet 75/31-32).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar da, "Biz namaz kılan kişiler değildik." derler.

    Şaban Britch

    "Namaz kılanlardan değildik" dediler.

    Şaban Piriş

    -Namaz kılanlardan değildik, dediler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Cevap verdiler: "Namaz kılıp dua edenlerden değildik."

  7. Müddessir suresi, 44. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müddessir suresi, 44. ayet. وَلَمْ نَكُ نُطْعِمُ ٱلْمِسْكِينَ

    Diyanet İşleri

    "Yoksula yedirmezdik."

    Mehmet Okuyan

    Yoksulu doyurmazdık.

    Mustafa İslamoğlu

    hem de yoksulları doyurmazdık;

    Muhammed Esed

    ne de yoksulları doyururduk;

    Ahmed Hulusi

    "Yoksulu doyurmazdık. "

    Ali Bulaç

    "Yoksula yedirmezdik."

    Ali Özek ve heyeti

    yoksulu doyurmuyorduk,

    Ali Rıza Safa

    "Yoksulu doyurmazdık!"

    Bayraktar Bayraklı

    - Onlar da şöyle cevap vereceklerdir: "İnanıp kulluk edenlerden değildik. Yoksulları doyurmuyorduk. Batıla dalanlarla birlikte dalardık. Ceza gününü yalanlardık. Sonunda ölüm bize geldi çattı."

    Edip Yüksel

    "Yoksula da yedirmezdik."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Yoksula da yedirmezdik.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    fakirlere yemek yedirmezdik,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve fukaraya yemek yedirmezdik

    Erhan Aktaş

    "Miskine yediren değildik."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Miskine yediren değildik."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Miskine yediren değildik."

    Gültekin Onan

    "Yoksula yedirmezdik."

    Hasan Basri Çantay

    "Yoksula yedirmezdik",

    İbni Kesir

    Yoksulu doyurmazdık,

    Mehmet Alagaş

    (43-56) Bizler namazı / salahı kılmazdık, çalışma gücü olmayanları / miskini yedirmezdik, dalanlarla / kapılanlarla beraber bizler de dalar giderdik, bizler din gününü / hesaplaşma gününü yalanlardık. Ta ki yakın olan bizi alıncaya / ölüm bizi alıncaya değin yalanladık. Onlara şefaatçilerin şefaati de fayda vermez. Hatırlatmadan yüz çeviriyorlar. Aslandan kaçan ürkmüş eşek gibiler. Hatta her birine (kişiye özel) açıklama içeren / şerh edilmiş sayfalar verilm esini istiyorlar . ( Oysa k itap sıklıkla genele hitaplı) Hayır, hayır diğer hayattan / ahiretten korkmuyorlar. Yoo, hayır, hayır O, Onu hatırlamak isteyen kişiye bir hatırlatmadır. Allah ancak isterse , onlar hatırlarlar. O /Allah sakınma / takva ehlidir, bağışlama / mağfiret ehlidir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Yoksulları da doyurmazdık.''

    Süleyman Ateş

    "Yoksula da yedirmezdik."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Yoksulları doyurmazdık.

    Şaban Britch

    Miskinleri/fakirleri doyurmuyorduk.

    Şaban Piriş

    Düşkünleri doyurmuyorduk.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Yoksulu yedirip doyurmuyorduk."

  8. Müddessir suresi, 45. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müddessir suresi, 45. ayet. وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ ٱلْخَآئِضِينَ

    Diyanet İşleri

    "Batıla dalanlarla birlikte biz de dalardık."

    Mustafa İslamoğlu

    üstelik (günaha) dalanlarla birlikte biz de dalardık;

    Muhammed Esed

    ve kendilerini günaha kaptıran (diğer) günahkarlar ile birlikte günaha dalmıştık;

    Ahmed Hulusi

    "(Nefsani zevklere) dalanlarla beraber dalardık!"

    Ali Bulaç

    "(Batıla ve tutkulara) Dalıp gidenlerle biz de dalar giderdik."

    Ali Özek ve heyeti

    (Bâtıla) dalanlarla birlikte dalıyorduk,

    Ali Rıza Safa

    "Oyalananlarla birlikte oyalanır giderdik!"

    Bayraktar Bayraklı

    - Onlar da şöyle cevap vereceklerdir: "İnanıp kulluk edenlerden değildik. Yoksulları doyurmuyorduk. Batıla dalanlarla birlikte dalardık. Ceza gününü yalanlardık. Sonunda ölüm bize geldi çattı."

    Edip Yüksel

    "Biz, boş şeylere dalanlarla birlikte dalardık."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Biz, boş şeylere dalanlarla birlikte dalardık.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    batakçılarla dalar giderdik

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Batakçılarla dalar giderdik

    Erhan Aktaş

    "Batıl inançlara dalanlarla beraber biz de dalardık."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Batıl inançlara dalanlarla beraber biz de dalardık."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Batıl inançlara dalanlarla beraber biz de dalardık."

    Gültekin Onan

    "(Batıla ve tutkulara) Dalıp gidenlerle biz de dalar giderdik."

    Hasan Basri Çantay

    "Biz de (baatıla) dalanlarla beraber dalardık",

    İbni Kesir

    Dalanlarla birlikte biz de dalardık,

    Mehmet Alagaş

    (43-56) Bizler namazı / salahı kılmazdık, çalışma gücü olmayanları / miskini yedirmezdik, dalanlarla / kapılanlarla beraber bizler de dalar giderdik, bizler din gününü / hesaplaşma gününü yalanlardık. Ta ki yakın olan bizi alıncaya / ölüm bizi alıncaya değin yalanladık. Onlara şefaatçilerin şefaati de fayda vermez. Hatırlatmadan yüz çeviriyorlar. Aslandan kaçan ürkmüş eşek gibiler. Hatta her birine (kişiye özel) açıklama içeren / şerh edilmiş sayfalar verilm esini istiyorlar . ( Oysa k itap sıklıkla genele hitaplı) Hayır, hayır diğer hayattan / ahiretten korkmuyorlar. Yoo, hayır, hayır O, Onu hatırlamak isteyen kişiye bir hatırlatmadır. Allah ancak isterse , onlar hatırlarlar. O /Allah sakınma / takva ehlidir, bağışlama / mağfiret ehlidir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "(Batıla) Dalanlarla beraber biz de dalıp gitmiştik."

    Süleyman Ateş

    Boş şeylere dalanlarla birlikte dalardık."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dünyaya dalanlarla dalar giderdik.

    Şaban Britch

    Batıla dalanlarla biz de dalıyorduk.

    Şaban Piriş

    Batıla dalanlarla biz de dalıyorduk.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Boş lakırdılara dalanlarla dalar giderdik."

  9. Müddessir suresi, 46. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müddessir suresi, 46. ayet. وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ

    Diyanet İşleri

    "Ceza gününü de yalanlıyorduk."

    Mehmet Okuyan

    Hesap gününü yalanlardık.

    Mustafa İslamoğlu

    hepsinden öte biz Hesap Günü'nü yalanlardık;

    Muhammed Esed

    ve Hesap Günü'nü yalanlamıştık,

    Ahmed Hulusi

    "Din sürecini de (Sünnetulah'ı - yapılanların sonucunun kesinlikle yaşanacağı realitesini) reddederdik!"

    Ali Bulaç

    "Din (hesap ve ceza) gününü yalan sayıyorduk."

    Ali Özek ve heyeti

    Ceza gününü de yalan sayıyorduk,

    Ali Rıza Safa

    "Ve Yargı Günü'nü yalanlardık!"

    Bayraktar Bayraklı

    - Onlar da şöyle cevap vereceklerdir: "İnanıp kulluk edenlerden değildik. Yoksulları doyurmuyorduk. Batıla dalanlarla birlikte dalardık. Ceza gününü yalanlardık. Sonunda ölüm bize geldi çattı."

    Edip Yüksel

    "Yargı gününü yalanlardık." dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Yahudilerin, Hıristiyanların ve müslümanlarınf büyük bir çoğunluğu, aslında Yargı Gününü yalanlamaktadırlar. Yargı Gününün tanımını yapan Kuran'a göre, o günün tek sahibi Allah'tır (1:4) ve o gün kimsenin kimseye bir yararı dokunmaz (82:19). Şefaat yoluyla kurtarılacaklarına inananlar Kuran'ın bildirdiği özelliklere sahip Yargı Gününü inkar etmiş olurlar. Ateistler ise Yargı Gününü açıkça inkar ederler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Yargı gününü yalanlardık.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    ve hesap gününe yalan derdik,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve ceza gününe yalan derdik

    Gültekin Onan

    "Din (hesap ve ceza) gününü yalan sayıyorduk."

    Hasan Basri Çantay

    "Ceza (ve hisab) gününü de yalan sayardık".

    İbni Kesir

    Ve din gününü yalanlardık.

    Mehmet Alagaş

    (43-56) Bizler namazı / salahı kılmazdık, çalışma gücü olmayanları / miskini yedirmezdik, dalanlarla / kapılanlarla beraber bizler de dalar giderdik, bizler din gününü / hesaplaşma gününü yalanlardık. Ta ki yakın olan bizi alıncaya / ölüm bizi alıncaya değin yalanladık. Onlara şefaatçilerin şefaati de fayda vermez. Hatırlatmadan yüz çeviriyorlar. Aslandan kaçan ürkmüş eşek gibiler. Hatta her birine (kişiye özel) açıklama içeren / şerh edilmiş sayfalar verilm esini istiyorlar . ( Oysa k itap sıklıkla genele hitaplı) Hayır, hayır diğer hayattan / ahiretten korkmuyorlar. Yoo, hayır, hayır O, Onu hatırlamak isteyen kişiye bir hatırlatmadır. Allah ancak isterse , onlar hatırlarlar. O /Allah sakınma / takva ehlidir, bağışlama / mağfiret ehlidir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Hesap gününü de yalanlıyorduk.''

    Süleyman Ateş

    "Ceza gününü yalanlardık."

    Süleymaniye Vakfı

    Her şeyin karşılığını bulacağı dipnot 1 gün hakkında da hep yalan söylerdik dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Din, "adet, durum; yapılan işe karşılık vermek ve verilen karşılık, itaat /boyun eğme" anlamlarına gelir (es-Sıhah). Din, Kuran'da insanın kabul edip ona göre yaşamaya söz verdiği sistem anlamına da gelir (Al-i İmran 3/19, Kafirun 109/6). Eğer bu din Allah'ın dini ise boyun eğilen yalnızca Allah'tır ve karşılığı ondan beklenir. "Din günü" de dünyada yapılanların karşılığının alınacağı Ahiret günüdür (Nur 24/25, Saffat 37/19-20, Sad 38/78, Zariyat 51/6, 12-13, Vakıa 56/56, Mearic 70/26, İnfitar 82/9, 15-19).
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hesap günü konusunda da yalan söylerdik dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Cehenneme her bir bölük atılınca bekçiler: "Size bir uyarıcı gelmedi mi?" derler. Onlar: "Evet, uyarıcı geldi ama yalana sarıldık; Allah bir şey indirmemiştir, siz büyük bir sapkınlık içindesiniz, dedik. Eğer söz dinleseydik ya da aklımızı kullansaydık, şimdi  bu alevli ateş ahalisi içinde olmazdık" derler. Böylece suçlarını itiraf ederler. Alevli ateş ahalisi için bundan sonrası perişanlıktır." (Mülk 67/8-11)

    Şaban Britch

    Hesap gününü yalanlıyorduk.

    Şaban Piriş

    Hesap gününü yalanlıyorduk.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Din gününü yalanlıyorduk."

  10. Müddessir suresi, 47. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müddessir suresi, 47. ayet. حَتَّىٰٓ أَتَىٰنَا ٱلْيَقِينُ

    Diyanet İşleri

    "Nihayet ölüm bize gelip çattı."

    Mehmet Okuyan

    Sonunda kesin bir gerçek (olan ölüm) bize gelip çattı."

    Mustafa İslamoğlu

    ta ki ölüm hakikati bizi gelip buluncaya kadar..."

    Muhammed Esed

    (ölüm ile) her şey açık seçik ortaya çıkıncaya kadar."

    Ahmed Hulusi

    "Sonunda yakin (hakikatle yüzleşmek) oluştu!"

    Ali Bulaç

    "Sonunda yakin (kesin bir gerçek olan ölüm) gelip bize çattı."

    Ali Özek ve heyeti

    sonunda bize ölüm geldi çattı.

    Ali Rıza Safa

    "Gerçekler önümüze gelinceye dek!"

    Bayraktar Bayraklı

    - Onlar da şöyle cevap vereceklerdir: "İnanıp kulluk edenlerden değildik. Yoksulları doyurmuyorduk. Batıla dalanlarla birlikte dalardık. Ceza gününü yalanlardık. Sonunda ölüm bize geldi çattı."

    Edip Yüksel

    "Nihayet (şimdi) kesin gerçeğe ulaştık."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Nihayet (şimdi) kesin gerçeğe ulaştık.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    bize o ölüm gelinceye kadar!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ta gelinciye kadar bize o yakin

    Gültekin Onan

    "Sonunda yakin (kesin bir gerçek olan ölüm) gelip bize çattı."

    Hasan Basri Çantay

    "Nihayet bize ölüm gelib çatdı".

    İbni Kesir

    Nihayet ölüm bize gelip çattı.

    Mehmet Alagaş

    (43-56) Bizler namazı / salahı kılmazdık, çalışma gücü olmayanları / miskini yedirmezdik, dalanlarla / kapılanlarla beraber bizler de dalar giderdik, bizler din gününü / hesaplaşma gününü yalanlardık. Ta ki yakın olan bizi alıncaya / ölüm bizi alıncaya değin yalanladık. Onlara şefaatçilerin şefaati de fayda vermez. Hatırlatmadan yüz çeviriyorlar. Aslandan kaçan ürkmüş eşek gibiler. Hatta her birine (kişiye özel) açıklama içeren / şerh edilmiş sayfalar verilm esini istiyorlar . ( Oysa k itap sıklıkla genele hitaplı) Hayır, hayır diğer hayattan / ahiretten korkmuyorlar. Yoo, hayır, hayır O, Onu hatırlamak isteyen kişiye bir hatırlatmadır. Allah ancak isterse , onlar hatırlarlar. O /Allah sakınma / takva ehlidir, bağışlama / mağfiret ehlidir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Nihayet ölüm bize gelip çatıncaya dek.''

    Süleyman Ateş

    "İşte böyle iken ölüm bize gelip çattı."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonunda ölüm geldi çattı." derler.

    Şaban Britch

    Ölüm bize gelene dek.

    Şaban Piriş

    Ölüm bize gelene dek..

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Nihayet, tartışılmaz ve karşı çıkılmaz bilgi önümüze dikildi."

  11. Müddessir suresi, 48. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müddessir suresi, 48. ayet. فَمَا تَنفَعُهُمْ شَفَٰعَةُ ٱلشَّٰفِعِينَ

    Diyanet İşleri

    Artık şefaatçilerin şefaati onlara fayda vermez.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte bunlara hiçbir şefaatçinin şefaati fayda vermeyecek.

    Muhammed Esed

    Ve böylece, onlar için şefaat edecek olanların hiçbirinin (zerre kadar) faydası olmaz.

    Ahmed Hulusi

    Artık onlara şefaat edicilerin şefaati fayda vermez.

    Ali Bulaç

    Artık, şefaat edenlerin şefaati onlara bir yarar sağlamaz.

    Ali Özek ve heyeti

    Artık şefaatçilerin şefaati onlara fayda vermez.

    Ali Rıza Safa

    Artık, ara bulucuların aracılık yapması onlara yarar sağlamaz.

    Bayraktar Bayraklı

    Artık onlara, şefaatçilerin şefaati fayda vermez.

    Edip Yüksel

    Aracıların şefaati onlara bir yarar sağlamaz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Aracıların şefaati onlara bir yarar sağlamaz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Fakat o zaman şefaatçilerin şefaati fayda vermez.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Fakat faide vermez o vakıt şefaati şefaatçilerin

    Gültekin Onan

    Artık, şefaat edenlerin şefaati onlara bir yarar sağlamaz.

    Hasan Basri Çantay

    Artık şefaat edicilerin hiçbir şefaati onlara faide vermeyecek.

    İbni Kesir

    Artık onlara, şefaatçıların şefaatı fayda vermez.

    Mehmet Alagaş

    (43-56) Bizler namazı / salahı kılmazdık, çalışma gücü olmayanları / miskini yedirmezdik, dalanlarla / kapılanlarla beraber bizler de dalar giderdik, bizler din gününü / hesaplaşma gününü yalanlardık. Ta ki yakın olan bizi alıncaya / ölüm bizi alıncaya değin yalanladık. Onlara şefaatçilerin şefaati de fayda vermez. Hatırlatmadan yüz çeviriyorlar. Aslandan kaçan ürkmüş eşek gibiler. Hatta her birine (kişiye özel) açıklama içeren / şerh edilmiş sayfalar verilm esini istiyorlar . ( Oysa k itap sıklıkla genele hitaplı) Hayır, hayır diğer hayattan / ahiretten korkmuyorlar. Yoo, hayır, hayır O, Onu hatırlamak isteyen kişiye bir hatırlatmadır. Allah ancak isterse , onlar hatırlarlar. O /Allah sakınma / takva ehlidir, bağışlama / mağfiret ehlidir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Artık şefaat edenlerin şefaatleri onlara yarar sağlamaz.

    Süleyman Ateş

    Artık onlara şefa'atçilerin şefa'ati fayda vermez.

    Süleymaniye Vakfı

    Artık şefaatçilerin şefaati onlara bir fayda vermeyecek dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şefaat, birine eşlik etmek veya arka çıkmaktır (El-Ayn, Müfredat). Dünyada insanlar birbirlerine şefaat edebildikleri yani arka çıkıp destek olabildikleri (Nisa 4/85) gibi, melekler de insanlara şefaat edebilir yani onlara destek olabilirler (Enbiya 21/28, Necm 53/26). Ama mahşer günü kimse kimseye şefaat edemeyecektir (Bakara 2/48, İnfitar 82/17-19). Ancak cehenneme gitmiş biri eğer şirk günahı işlememişse Allah'ın onayıyla cennetteki yakınının yanına alınır. İşte birinin Allah'ın onayıyla diğerine şefaat etmesi bu şekildedir. (Bakara 2/255, A'raf 7/46-49, Meryem 19/86-87, Tur 52/21). Çünkü Allah'ın onayı olmadan şefaat olmaz (Taha 20/109, Secde 32/4, Sebe 34/23).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Artık şefaatçilerinin şefaati onlara bir fayda vermez[1].

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 2
      Bütün beklentileri boşa çıkar.  Şefaat bakınız: Bakara 2/48

    Şaban Britch

    Artık şefaatçilerin şefaati onlara bir yarar sağlamaz.

    Şaban Piriş

    Artık şefaatçilerin şefaati onlara bir yarar sağlamaz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Artık yarar sağlamaz onlara şefaatçilerin şefaati.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.