29. sure

Ankebût Suresi العنكبوت

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 9 konu
  1. İmtihan; ana babaya iyilik; yüklerini taşıyanlar 1–13 karşılaştır — İmtihan; ana babaya iyilik; yüklerini taşıyanlar
  2. Nûh, İbrâhim ve Lût 14–27 karşılaştır — Nûh, İbrâhim ve Lût
  3. Lût kavminin helâki 28–35 karşılaştır — Lût kavminin helâki
  4. Şu'ayb, Âd, Semûd, Kārûn, Firavun ve Hâmân 36–40 karşılaştır — Şu'ayb, Âd, Semûd, Kārûn, Firavun ve Hâmân
  5. Örümcek ağı meseli 41–44 karşılaştır — Örümcek ağı meseli
  6. Kitabı oku, namazı kıl; Kitap ehliyle en güzel tartışma 45–49 karşılaştır — Kitabı oku, namazı kıl; Kitap ehliyle en güzel tartışma
  7. Mucize isteği ve azabın acele istenmesi 50–55 karşılaştır — Mucize isteği ve azabın acele istenmesi
  8. "Arzım geniştir"; her can ölümü tadacak; rızık 56–63 karşılaştır — "Arzım geniştir"; her can ölümü tadacak; rızık
  9. Dünya hayatı oyun ve eğlencedir; cihad edenler 64–69 karşılaştır — Dünya hayatı oyun ve eğlencedir; cihad edenler

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

İmtihan; ana babaya iyilik; yüklerini taşıyanlar 1–13

  1. Ankebût suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 1. ayet. الٓمٓ

    elif-lâm-mîm.

    Ali Rıza Safa

    A. L. M.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 1. ayet

  2. Ankebût suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 2. ayet. أَحَسِبَ ٱلنَّاسُ أَن يُتْرَكُوٓا۟ أَن يَقُولُوٓا۟ ءَامَنَّا وَهُمْ لَا يُفْتَنُونَ

    eḥasibe-nnâsü ey yütrakû ey yeḳûlû âmennâ vehüm lâ yüftenûn.

    Ali Rıza Safa

    İnsanlar, "İnandık!" demeleriyle bırakılacaklarını ve sınanmayacaklarını mı sandılar?

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 2. ayet

  3. Ankebût suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 3. ayet. وَلَقَدْ فَتَنَّا ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ فَلَيَعْلَمَنَّ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ صَدَقُوا۟ وَلَيَعْلَمَنَّ ٱلْكَٰذِبِينَ

    veleḳad fetenne-lleẕîne min ḳablihim feleya`lemenne-llâhü-lleẕîne ṣadeḳû veleya`lemenne-lkâẕibîn.

    Ali Rıza Safa

    Gerçek şu ki, onlardan öncekileri de sınamıştık. Allah, doğruyu söyleyenleri kesinlikle bilir; yalancıları da kesinlikle bilir.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 3. ayet

  4. Ankebût suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 4. ayet. أَمْ حَسِبَ ٱلَّذِينَ يَعْمَلُونَ ٱلسَّيِّـَٔاتِ أَن يَسْبِقُونَا سَآءَ مَا يَحْكُمُونَ

    em ḥasibe-lleẕîne ya`melûne-sseyyiâti ey yesbiḳûnâ. sâe mâ yaḥkümûn.

    Ali Rıza Safa

    Yoksa kötülük yapanlar, Bizden kaçabileceklerini mi sandılar? Ne kötü yargı veriyorlar.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 4. ayet

  5. Ankebût suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 5. ayet. مَن كَانَ يَرْجُوا۟ لِقَآءَ ٱللَّهِ فَإِنَّ أَجَلَ ٱللَّهِ لَـَٔاتٍ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

    men kâne yercû liḳâe-llâhi feinne ecele-llâhi leâtin. vehüve-ssemî`u-l`alîm.

    Ali Rıza Safa

    Allah'a kavuşmayı kim bekliyorsa, kuşkusuz, Allah'ın belirlediği gün kesinlikle gelecektir. Çünkü O, Duyandır; Bilendir.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 5. ayet

  6. Ankebût suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 6. ayet. وَمَن جَٰهَدَ فَإِنَّمَا يُجَٰهِدُ لِنَفْسِهِۦٓ إِنَّ ٱللَّهَ لَغَنِىٌّ عَنِ ٱلْعَٰلَمِينَ

    vemen câhede feinnemâ yücâhidü linefsih. inne-llâhe leganiyyün `ani-l`âlemîn.

    Ali Rıza Safa

    Kim çaba gösterirse, yalnızca kendisi için çaba göstermiş olur. Kuşkusuz, Allah'ın, yarattıklarına gereksinimi yoktur.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 6. ayet

  7. Ankebût suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 7. ayet. وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَنُكَفِّرَنَّ عَنْهُمْ سَيِّـَٔاتِهِمْ وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ أَحْسَنَ ٱلَّذِى كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    velleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti lenükeffiranne `anhüm seyyiâtihim velenecziyennehüm aḥsene-lleẕî kânû ya`melûn.

    Ali Rıza Safa

    İnanmış olarak erdemli edimler yapanların kötülüklerini kesinlikle örteceğiz. Ve yaptıklarının en güzeliyle, onları kesinlikle ödüllendireceğiz.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 7. ayet

  8. Ankebût suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 8. ayet. وَوَصَّيْنَا ٱلْإِنسَٰنَ بِوَٰلِدَيْهِ حُسْنًا وَإِن جَٰهَدَاكَ لِتُشْرِكَ بِى مَا لَيْسَ لَكَ بِهِۦ عِلْمٌ فَلَا تُطِعْهُمَآ إِلَىَّ مَرْجِعُكُمْ فَأُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

    veveṣṣayne-l'insâne bivâlideyhi ḥusnâ. vein câhedâke litüşrike bî mâ leyse leke bihî `ilmün felâ tüṭi`hümâ. ileyye merci`uküm feünebbiüküm bimâ küntüm ta`melûn.

    Ali Rıza Safa

    İnsana, annesine ve babasına iyilikten ayrılmaması öğüdünü verdik. Eğer onlar, hakkında bilgin olmayan bir şeyi Bana ortaklar koşman için seni zorlarsa onlara uyma. Bana döneceksiniz. Sonunda, yaptıklarınızı size bildireceğim.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 8. ayet

  9. Ankebût suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 9. ayet. وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَنُدْخِلَنَّهُمْ فِى ٱلصَّٰلِحِينَ

    velleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti lenüdḫilennehüm fi-ṣṣâliḥîn.

    Ali Rıza Safa

    İnanmış olarak erdemli edimler yapanları, erdemli olanlar arasına katacağız.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 9. ayet

  10. Ankebût suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 10. ayet. وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَقُولُ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ فَإِذَآ أُوذِىَ فِى ٱللَّهِ جَعَلَ فِتْنَةَ ٱلنَّاسِ كَعَذَابِ ٱللَّهِ وَلَئِن جَآءَ نَصْرٌ مِّن رَّبِّكَ لَيَقُولُنَّ إِنَّا كُنَّا مَعَكُمْ أَوَلَيْسَ ٱللَّهُ بِأَعْلَمَ بِمَا فِى صُدُورِ ٱلْعَٰلَمِينَ

    vemine-nnâsi mey yeḳûlü âmennâ billâhi feiẕâ ûẕiye fi-llâhi ce`ale fitnete-nnâsi ke`aẕâbi-llâh. velein câe naṣrum mir rabbike leyeḳûlünne innâ künnâ me`aküm. eveleyse-llâhü bia`leme bimâ fî ṣudûri-l`âlemîn.

    Ali Rıza Safa

    Oysa insanlar arasında öyleleri vardır ki, "Allah'a inandık!" derler. Fakat Allah'ın yolunda bir sıkıntıya uğradıklarında, insanların kötülüklerini, Allah'ın cezası gibi görürler. Efendinden bir yardım gelirse de "Aslında, sizinle birlikteyiz!" derler. Allah, yarattıklarının yüreklerinden geçenleri en iyi Bilen değil mi?

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 10. ayet

  11. Ankebût suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 11. ayet. وَلَيَعْلَمَنَّ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَلَيَعْلَمَنَّ ٱلْمُنَٰفِقِينَ

    veleya`lemenne-llâhü-lleẕîne âmenû veleya`lemenne-lmünâfiḳîn.

    Ali Rıza Safa

    Allah, inananları kesinlikle bilir; ikiyüzlüleri de kesinlikle bilir.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 11. ayet

  12. Ankebût suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 12. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّبِعُوا۟ سَبِيلَنَا وَلْنَحْمِلْ خَطَٰيَٰكُمْ وَمَا هُم بِحَٰمِلِينَ مِنْ خَطَٰيَٰهُم مِّن شَىْءٍ إِنَّهُمْ لَكَٰذِبُونَ

    veḳâle-lleẕîne keferû lilleẕîne âmenü-ttebi`û sebîlenâ velnaḥmil ḫaṭâyâküm. vemâ hüm biḥâmilîne min ḫaṭâyâhüm min şey'. innehüm lekâẕibûn.

    Ali Rıza Safa

    Nankörlük edenler, inananlara, şöyle dediler: "Bizim yolumuzu izleyin; suçlarınızı biz yükleniriz!" Oysa onların suçlarından hiçbir şey yüklenecek değillerdir. Aslında, onlar yalancıdır.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 12. ayet

  13. Ankebût suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 13. ayet. وَلَيَحْمِلُنَّ أَثْقَالَهُمْ وَأَثْقَالًا مَّعَ أَثْقَالِهِمْ وَلَيُسْـَٔلُنَّ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ عَمَّا كَانُوا۟ يَفْتَرُونَ

    veleyaḥmilünne eŝḳâlehüm eŝḳâlem me`a eŝḳâleküm. veleyüs'elünne yevme-lḳiyâmeti `ammâ kânû yefterûn.

    Ali Rıza Safa

    Kendi yükleriyle birlikte, başka yükleri de kesinlikle taşıyacaklardır. Uydurmuş olduklarından da Yeniden Yaratılış Günü'nde, kesinlikle sorgulanacaklardır.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 13. ayet

Nûh, İbrâhim ve Lût 14–27

  1. Ankebût suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 14. ayet. وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوْمِهِۦ فَلَبِثَ فِيهِمْ أَلْفَ سَنَةٍ إِلَّا خَمْسِينَ عَامًا فَأَخَذَهُمُ ٱلطُّوفَانُ وَهُمْ ظَٰلِمُونَ

    veleḳad erselnâ nûḥan ilâ ḳavmihî felebiŝe fîhim elfe senetin illâ ḫamsîne `âmâ. feeḫaẕehümu-ṭṭûfânü vehüm żâlimûn.

    Ali Rıza Safa

    Ve gerçek şu ki, Nuh'u, kendi toplumuna gönderdik; onların arasında, bin yıldan elli yıl eksik kaldı. Haksızlıklarını sürdürürlerken, tufan onları yakaladı. dipnot 326

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 326
      Dokuz yüz elli yıl anlatımının, "Bin yıldan elli yıl eksik" biçiminde bildirilmesi, Kur'an'ın, sayısal bir örgü düzeniyle korunduğunu savlayan araştırmacılara göre, sayısal örgüyü oluşturan Kur'an'daki harf sayılarıyla ilişkilidir. Nuh peygamberin dokuz yüz elli yaşına dek yaşaması konusu, Tevrat, Yaratılış 7:6 ve 9:28 ayetlerinde, şöyle yazılıdır: "Nuh, yeryüzünde tufan koptuğunda altı yüz yaşındaydı. Tufandan sonra, üç yüz elli yıl daha yaşadı."

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 14. ayet

  2. Ankebût suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 15. ayet. فَأَنجَيْنَٰهُ وَأَصْحَٰبَ ٱلسَّفِينَةِ وَجَعَلْنَٰهَآ ءَايَةً لِّلْعَٰلَمِينَ

    feenceynâhü veaṣḥâbe-ssefîneti vece`alnâhâ âyetel lil`âlemîn.

    Ali Rıza Safa

    Sonunda, Onu ve gemi yoldaşlarını kurtardık. Ve Onu, evrenlere bir kanıt yaptık.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 15. ayet

  3. Ankebût suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 16. ayet. وَإِبْرَٰهِيمَ إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ وَٱتَّقُوهُ ذَٰلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

    veibrâhime iẕ ḳâle liḳavmihi-`büdü-llâhe vetteḳûh. ẕâliküm ḫayrul leküm in küntüm ta`lemûn.

    Ali Rıza Safa

    İbrahim de toplumuna, şöyle demişti: "Allah'a hizmet edin ve O'na karşı sorumluluk bilinci taşıyın. İşte bu, sizin için daha iyidir; eğer biliyorsanız?"

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 16. ayet

  4. Ankebût suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 17. ayet. إِنَّمَا تَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَوْثَٰنًا وَتَخْلُقُونَ إِفْكًا إِنَّ ٱلَّذِينَ تَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ لَا يَمْلِكُونَ لَكُمْ رِزْقًا فَٱبْتَغُوا۟ عِندَ ٱللَّهِ ٱلرِّزْقَ وَٱعْبُدُوهُ وَٱشْكُرُوا۟ لَهُۥٓ إِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

    innemâ ta`büdûne min dûni-llâhi evŝânev vetaḫluḳûne ifkâ. inne-lleẕîne ta`büdûne min dûni-llâhi lâ yemlikûne leküm rizḳan febtegû `inde-llâhi-rrizḳa va`büdûhü veşkürû leh. ileyhi türce`ûn.

    Ali Rıza Safa

    "Allah'tan başka bir de ayrıca, kutsallaştırdığınız kişilere-simgelere hizmet ediyorsunuz ve yalanlar uyduruyorsunuz. Aslında, Allah'tan başka bir de ayrıca hizmet ettiklerinizin, size geçimlik vermeye güçleri yetmez. Artık, geçimliği, Allah'ın katında arayın. O'na hizmet edin ve O'na şükredin. O'na döndürüleceksiniz!"

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 17. ayet

  5. Ankebût suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 18. ayet. وَإِن تُكَذِّبُوا۟ فَقَدْ كَذَّبَ أُمَمٌ مِّن قَبْلِكُمْ وَمَا عَلَى ٱلرَّسُولِ إِلَّا ٱلْبَلَٰغُ ٱلْمُبِينُ

    vein tükeẕẕibû feḳad keẕẕebe ümemüm min ḳabliküm. vemâ `ale-rrasûli ille-lbelâgu-lmübîn.

    Ali Rıza Safa

    "Yalanlarsanız, sizden önceki toplumlar da yalanlamışlardı. Elçinin görevi, yalnızca apaçık bildirmektir!"

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 18. ayet

  6. Ankebût suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 19. ayet. أَوَلَمْ يَرَوْا۟ كَيْفَ يُبْدِئُ ٱللَّهُ ٱلْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُۥٓ إِنَّ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرٌ

    evelem yerav keyfe yübdiü-llâhü-lḫalḳa ŝümme yü`îdüh. inne ẕâlike `ale-llâhi yesîr.

    Ali Rıza Safa

    Allah'ın yaratılışı başlattığını, sonra da onu tekrarladığını zaten görmüyorlar mı? Aslında, işte bu, Allah için çok kolaydır.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 19. ayet

  7. Ankebût suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 20. ayet. قُلْ سِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَٱنظُرُوا۟ كَيْفَ بَدَأَ ٱلْخَلْقَ ثُمَّ ٱللَّهُ يُنشِئُ ٱلنَّشْأَةَ ٱلْـَٔاخِرَةَ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    ḳul sîrû fi-l'arḍi fenżurû keyfe bedee-lḫalḳa ŝümme-llâhü yünşiü-nneş'ete-l'âḫirah. inne-llâhe `alâ külli şey'in ḳadîr.

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Yeryüzünde dolaşın da yaratılışı nasıl başlattığına bir bakın. Sonra Allah, son yaratılışı başlatacaktır. Kuşkusuz, Allah, her şeye Gücü Yetendir!"

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 20. ayet

  8. Ankebût suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 21. ayet. يُعَذِّبُ مَن يَشَآءُ وَيَرْحَمُ مَن يَشَآءُ وَإِلَيْهِ تُقْلَبُونَ

    yü`aẕẕibü mey yeşâü veyerḥamü mey yeşâ'. veileyhi tuḳlebûn.

    Ali Rıza Safa

    Dilediğini cezalandıracak, dilediğine de merhamet edecektir. Zaten O'na döndürüleceksiniz.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 21. ayet

  9. Ankebût suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 22. ayet. وَمَآ أَنتُم بِمُعْجِزِينَ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا فِى ٱلسَّمَآءِ وَمَا لَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ مِن وَلِىٍّ وَلَا نَصِيرٍ

    vemâ entüm bimü`cizîne fi-l'arḍi velâ fi-ssemâ'. vemâ leküm min dûni-llâhi miv veliyyiv velâ neṣîr.

    Ali Rıza Safa

    Yeryüzünde ve gökte güçsüz bırakamazsınız. Sizin için, Allah'tan başka ayrıca, ne bir dost ne de bir yardımcı yoktur.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 22. ayet

  10. Ankebût suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 23. ayet. وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَلِقَآئِهِۦٓ أُو۟لَٰٓئِكَ يَئِسُوا۟ مِن رَّحْمَتِى وَأُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    velleẕîne keferû biâyâti-llâhi veliḳâihî ülâike yeisû mir raḥmetî veülâike lehüm `aẕâbün elîm.

    Ali Rıza Safa

    Allah'ın ayetlerini ve O'na kavuşacaklarını inkar edenler; işte onlar, Benim rahmetimden umutlarını kesmişlerdir. Üstelik onlar için, acı bir ceza vardır.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 23. ayet

  11. Ankebût suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 24. ayet. فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهِۦٓ إِلَّآ أَن قَالُوا۟ ٱقْتُلُوهُ أَوْ حَرِّقُوهُ فَأَنجَىٰهُ ٱللَّهُ مِنَ ٱلنَّارِ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَٰتٍ لِّقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ

    femâ kâne cevâbe ḳavmihî illâ en ḳâlu-ḳtülûhü ev ḥarriḳûhü feencâhü-llâhü mine-nnâr. inne fî ẕâlike leâyâtil liḳavmiy yü'minûn.

    Ali Rıza Safa

    Toplumu, yanıt olarak, yalnızca şunu söyledi: "Onu öldürün veya yakın!" Sonunda, Allah, Onu ateşten kurtardı. Aslında, işte bunda, inanan bir toplum için kesinlikle bir gösterge vardır.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 24. ayet

  12. Ankebût suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 25. ayet. وَقَالَ إِنَّمَا ٱتَّخَذْتُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ أَوْثَٰنًا مَّوَدَّةَ بَيْنِكُمْ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا ثُمَّ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ يَكْفُرُ بَعْضُكُم بِبَعْضٍ وَيَلْعَنُ بَعْضُكُم بَعْضًا وَمَأْوَىٰكُمُ ٱلنَّارُ وَمَا لَكُم مِّن نَّٰصِرِينَ

    veḳâle inneme-tteḫaẕtüm min dûni-llâhi evŝânem meveddete beyniküm fi-lḥayâti-ddünyâ. ŝümme yevme-lḳiyâmeti yekfüru ba`ḍuküm biba`ḍiv veyel`anü ba`ḍuküm ba`ḍâ. veme'vâküm-nnâru vemâ leküm min nâṣirîn.

    Ali Rıza Safa

    Ve dedi ki: "Aslında, dünya yaşamında birbirinizi sevmek uğruna, Allah'tan başka bir de ayrıca, kutsallaştırdığınız kişiler-simgeler edindiniz. Sonra, Yeniden Yaratılış Günü'nde, birbirinizi tanımazlıktan gelecek ve birbirinizi lanetleyeceksiniz. Çünkü kalacağınız yer ateştir ve yardımcınız yoktur!"

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 25. ayet

  13. Ankebût suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 26. ayet. فَـَٔامَنَ لَهُۥ لُوطٌ وَقَالَ إِنِّى مُهَاجِرٌ إِلَىٰ رَبِّىٓ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

    feâmene lehû lûṭ. veḳâle innî mühâcirun ilâ rabbî. innehû hüve-l`azîzü-lḥakîm.

    Ali Rıza Safa

    Böylece, Lut, Ona inandı. Ve dedi ki: "Aslında, ben, Efendime doğru gideceğim. Çünkü O, Üstündür; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir!"

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 26. ayet

  14. Ankebût suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 27. ayet. وَوَهَبْنَا لَهُۥٓ إِسْحَٰقَ وَيَعْقُوبَ وَجَعَلْنَا فِى ذُرِّيَّتِهِ ٱلنُّبُوَّةَ وَٱلْكِتَٰبَ وَءَاتَيْنَٰهُ أَجْرَهُۥ فِى ٱلدُّنْيَا وَإِنَّهُۥ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ لَمِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

    vevehebnâ lehû isḥâḳa veya`ḳûbe vece`alnâ fî ẕürriyyetehü-nnübüvvete velkitâbe veâteynâhü ecrahû fi-ddünyâ. veinnehû fi-l'âḫirati lemine-ṣṣâliḥîn.

    Ali Rıza Safa

    İshak'ı ve Yakup'u, Ona armağan ettik. Soyundan gelenlere, peygamberlik ve kitap verdik; dünyadaki ödülünü de verdik. Kuşkusuz, O, sonsuz yaşamda da kesinlikle erdemli olanlar arasında olacaktır.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 27. ayet

Lût kavminin helâki 28–35

  1. Ankebût suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 28. ayet. وَلُوطًا إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِۦٓ إِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ ٱلْفَٰحِشَةَ مَا سَبَقَكُم بِهَا مِنْ أَحَدٍ مِّنَ ٱلْعَٰلَمِينَ

    velûṭan iẕ ḳâle liḳavmihî inneküm lete'tûne-lfâḥişeh. mâ sebeḳaküm bihâ min eḥadim mine-l`âlemîn.

    Ali Rıza Safa

    Lut da toplumuna, şöyle demişti: "Aslında, sizden önce evrenlerde hiç kimsenin yapmadığı, sağtöreye uygun olmayan ilişkilere giriyorsunuz!"

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 28. ayet

  2. Ankebût suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 29. ayet. أَئِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ ٱلرِّجَالَ وَتَقْطَعُونَ ٱلسَّبِيلَ وَتَأْتُونَ فِى نَادِيكُمُ ٱلْمُنكَرَ فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهِۦٓ إِلَّآ أَن قَالُوا۟ ٱئْتِنَا بِعَذَابِ ٱللَّهِ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

    einneküm lete'tûne-rricâle vetaḳṭa`ûne-ssebîle vete'tûne fî nâdîkümü-lmünker. femâ kâne cevâbe ḳavmihî illâ en ḳâlü-'tinâ bi`aẕâbi-llâhi in künte mine-ṣṣâdiḳîn.

    Ali Rıza Safa

    "Erkeklere yöneliyorsunuz, yol kesiyorsunuz ve toplantılarınızda utanılacak şeyler yapıyorsunuz; öyle mi?" Toplumu, yanıt olarak, yalnızca şunu söyledi: "Allah'ın cezasını başımıza getir; eğer doğruyu söylüyorsan?" dipnot 327

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 327
      "Yol kesmek" anlamına gelen "Taktaune es sebile" söylemi, kimi çevirilerde, "Erkek ve kadın arasındaki doğal ilişki yolunu engellemek" biçiminde, kimi çevirilerde ise "Kervanların yolunu keserek soygun yapmak" biçiminde yorumlanmıştır. Lut toplumundaki erkeklerin eşcinsel eğilimleri, ilk yorumun daha gerçekçi olduğunu göstermektedir.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 29. ayet

  3. Ankebût suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 30. ayet. قَالَ رَبِّ ٱنصُرْنِى عَلَى ٱلْقَوْمِ ٱلْمُفْسِدِينَ

    ḳâle rabbi-nṣurnî `ale-lḳavmi-lmüfsidîn.

    Ali Rıza Safa

    Dedi ki: "Efendim! Bozgunculuk yapan şu topluma karşı bana yardım et!"

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 30. ayet

  4. Ankebût suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 31. ayet. وَلَمَّا جَآءَتْ رُسُلُنَآ إِبْرَٰهِيمَ بِٱلْبُشْرَىٰ قَالُوٓا۟ إِنَّا مُهْلِكُوٓا۟ أَهْلِ هَٰذِهِ ٱلْقَرْيَةِ إِنَّ أَهْلَهَا كَانُوا۟ ظَٰلِمِينَ

    velemmâ câet rusülünâ ibrâhîme bilbüşrâ ḳâlû innâ mühlikû ehli hâẕihi-lḳaryeh. inne ehlehâ kânû żâlimîn.

    Ali Rıza Safa

    Elçilerimiz, İbrahim'e sevinçli haberini getirdiklerinde, şöyle dediler: "Bu kentin halkını, kesinlikle yıkıma uğratacağız. Aslında, onun halkı, haksızlık yapanlar arasındadır!"

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 31. ayet

  5. Ankebût suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 32. ayet. قَالَ إِنَّ فِيهَا لُوطًا قَالُوا۟ نَحْنُ أَعْلَمُ بِمَن فِيهَا لَنُنَجِّيَنَّهُۥ وَأَهْلَهُۥٓ إِلَّا ٱمْرَأَتَهُۥ كَانَتْ مِنَ ٱلْغَٰبِرِينَ

    ḳâle inne fîhâ lûṭâ. ḳâlû naḥnü a`lemü bimen fîhâ. lenünecciyennehû veehlehû ille-mraeteh. kânet mine-lgâbirîn.

    Ali Rıza Safa

    Dedi ki: "Lut da orada!" Şöyle dediler: "Orada kimin olduğunu biz biliyoruz. Onu ve ailesini kesinlikle kurtaracağız; karısı dışında!" "O, geride kalanlar arasında olacak!"

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 32. ayet

  6. Ankebût suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 33. ayet. وَلَمَّآ أَن جَآءَتْ رُسُلُنَا لُوطًا سِىٓءَ بِهِمْ وَضَاقَ بِهِمْ ذَرْعًا وَقَالُوا۟ لَا تَخَفْ وَلَا تَحْزَنْ إِنَّا مُنَجُّوكَ وَأَهْلَكَ إِلَّا ٱمْرَأَتَكَ كَانَتْ مِنَ ٱلْغَٰبِرِينَ

    velemmâ en câet rusülünâ lûṭan sîe bihim veḍâḳa bihim ẕer`av veḳâlû lâ teḫaf velâ taḥzen. innâ müneccûke veehleke ille-mraeteke kânet mine-lgâbirîn.

    Ali Rıza Safa

    Elçilerimiz, Lut'a geldiklerinde, Onlardan dolayı kaygılandı; göğsü daraldı. "Korkma ve üzülme!" dediler; "Kuşkusuz, seni ve aileni kesinlikle kurtaracağız; karın dışında!" "O, geride kalanlar arasında olacak!"

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 33. ayet

  7. Ankebût suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 34. ayet. إِنَّا مُنزِلُونَ عَلَىٰٓ أَهْلِ هَٰذِهِ ٱلْقَرْيَةِ رِجْزًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ بِمَا كَانُوا۟ يَفْسُقُونَ

    innâ münzilûne `alâ ehli hâẕihi-lḳaryeti riczem mine-ssemâi bimâ kânû yefsüḳûn.

    Ali Rıza Safa

    "Aslında, yoldan çıktıkları için, bu kentin halkına gökten bir yıkım indireceğiz!"

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 34. ayet

  8. Ankebût suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 35. ayet. وَلَقَد تَّرَكْنَا مِنْهَآ ءَايَةًۢ بَيِّنَةً لِّقَوْمٍ يَعْقِلُونَ

    veleḳat teraknâ minhâ âyetem beyyinetel liḳavmiy ya`ḳilûn.

    Ali Rıza Safa

    Üstelik gerçek şu ki, aklını kullanacak bir toplum için, ondan açık bir kanıt bıraktık.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 35. ayet

Şu'ayb, Âd, Semûd, Kārûn, Firavun ve Hâmân 36–40

  1. Ankebût suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 36. ayet. وَإِلَىٰ مَدْيَنَ أَخَاهُمْ شُعَيْبًا فَقَالَ يَٰقَوْمِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ وَٱرْجُوا۟ ٱلْيَوْمَ ٱلْـَٔاخِرَ وَلَا تَعْثَوْا۟ فِى ٱلْأَرْضِ مُفْسِدِينَ

    veilâ medyene eḫâhüm şu`ayben feḳâle yâ ḳavmi-`büdü-llâhe veercü-lyevme-l'âhira velâ ta`ŝev fi-l'arḍi müfsidîn.

    Ali Rıza Safa

    Medyen'e de kardeşleri Şuayb'ı gönderdik. Şöyle dedi: "Ey toplumum! Allah'a hizmet edin. Sonsuz Yaşam Günü'nü bekleyin ve yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın!"

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 36. ayet

  2. Ankebût suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 37. ayet. فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَتْهُمُ ٱلرَّجْفَةُ فَأَصْبَحُوا۟ فِى دَارِهِمْ جَٰثِمِينَ

    fekeẕẕebûhü feeḫaẕethümü-rracfetü feaṣbeḥû fî dârihim câŝimîn.

    Ali Rıza Safa

    Yine de Onu yalanladılar. Sonunda, zorlu bir sarsıntı onları yakaladı ve kendi ülkelerinde diz üstü çöküp kaldılar.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 37. ayet

  3. Ankebût suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 38. ayet. وَعَادًا وَثَمُودَا۟ وَقَد تَّبَيَّنَ لَكُم مِّن مَّسَٰكِنِهِمْ وَزَيَّنَ لَهُمُ ٱلشَّيْطَٰنُ أَعْمَٰلَهُمْ فَصَدَّهُمْ عَنِ ٱلسَّبِيلِ وَكَانُوا۟ مُسْتَبْصِرِينَ

    ve`âdev veŝemûde veḳat tebeyyene leküm mim mesâkinihim. vezeyyene lehümü-şşeyṭânü a`mâlehüm feṣaddehüm `ani-ssebîli vekânû müstebṣirîn.

    Ali Rıza Safa

    Âd ve Semud da öyle. Yerleşim yerlerinden açıkça belli oluyor. Şeytan, yaptıklarını kendilerine çekici göstermiş; böylece yoldan alıkoymuştu. Oysa gerçeği görebilirlerdi.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 38. ayet

  4. Ankebût suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 39. ayet. وَقَٰرُونَ وَفِرْعَوْنَ وَهَٰمَٰنَ وَلَقَدْ جَآءَهُم مُّوسَىٰ بِٱلْبَيِّنَٰتِ فَٱسْتَكْبَرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ وَمَا كَانُوا۟ سَٰبِقِينَ

    veḳârûne vefir`avne vehâmâne veleḳad câehüm mûsâ bilbeyyinâti festekberû fi-l'arḍi vemâ kânû sâbiḳîn.

    Ali Rıza Safa

    Karun da Firavun da Haman da öyle. Gerçek şu ki, Musa, onlara açık kanıtlar getirmişti. Fakat yeryüzünde büyüklük tasladılar. Oysa kaçıp kurtulamazlardı.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 39. ayet

  5. Ankebût suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 40. ayet. فَكُلًّا أَخَذْنَا بِذَنۢبِهِۦ فَمِنْهُم مَّنْ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِ حَاصِبًا وَمِنْهُم مَّنْ أَخَذَتْهُ ٱلصَّيْحَةُ وَمِنْهُم مَّنْ خَسَفْنَا بِهِ ٱلْأَرْضَ وَمِنْهُم مَّنْ أَغْرَقْنَا وَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيَظْلِمَهُمْ وَلَٰكِن كَانُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ

    feküllen eḫaẕnâ biẕembih. feminhüm men erselnâ `aleyhi ḥâṣibâ. veminhüm men eḫaẕethu-ṣṣayḥah. veminhüm men ḫasefnâ bihi-l'arḍ. veminhüm men agraḳnâ. vemâ kâne-llâhü liyażlimehüm velâkin kânû enfüsehüm yażlimûn.

    Ali Rıza Safa

    Her birini suçlarıyla yakaladık. Sonunda, kiminin üzerine taş savuran bir kasırga gönderdik; kimini bir gürleme yakaladı; kimini yerin dibine geçirdik; kimini de boğduk. Allah, onlara haksızlık etmedi. Tam tersine, onlar, kendilerine yazık ettiler.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 40. ayet

Örümcek ağı meseli 41–44

  1. Ankebût suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 41. ayet. مَثَلُ ٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَوْلِيَآءَ كَمَثَلِ ٱلْعَنكَبُوتِ ٱتَّخَذَتْ بَيْتًا وَإِنَّ أَوْهَنَ ٱلْبُيُوتِ لَبَيْتُ ٱلْعَنكَبُوتِ لَوْ كَانُوا۟ يَعْلَمُونَ

    meŝelü-lleẕîne-tteḫaẕû min dûni-llâhi evliyâe kemeŝeli-l`nkebût. itteḫaẕet beytâ. veinne evhene-lbüyûti lebeytü-l`nkebût. lev kânû ya`lemûn.

    Ali Rıza Safa

    Allah'tan başka bir de ayrıca dostlar edinenlerin durumu, ev edinen Dişi Örümcek gibidir. Oysa aslında, evlerin en güvenilmez olanı, dişi örümceğin evidir; keşke bilselerdi! dipnot 328

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 328
      Örümcekler, dişilerin erkeklerden daha büyük olduğu azınlık canlı türlerindendir. Örümceğin ağ yapımında kullandığı iplikler ve örgü düzeni eşsiz bir tasarım örneğidir. Bu ipliğin niteliği ve örgü düzeni, kurşungeçirmez yeleklerin yapımında esin kaynağı olmuştur. Ama aslında, dişi örümceğin evi olan örümcek ağı bir tuzaktır. Dişi örümcek, ağına aldığı tüm canlıları öldürür ve yemeden bırakmaz. Çiftleştikten sonra, erkek örümceğin sonu da aynı olur. Allah, Kendisine ortaklar koşanları ve Kendisine ortak koşulanları, Müslüman toplumlara örümcek ağları gibi tuzaklar kuran, ama sonunda bu tuzaklara kendileri düşecek olan örümceklere benzetiyor.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 41. ayet

  2. Ankebût suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 42. ayet. إِنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ مَا يَدْعُونَ مِن دُونِهِۦ مِن شَىْءٍ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

    inne-llâhe ya`lemü mâ yed`ûne min dûnihî min şey'. vehüve-l`azîzü-lḥakîm.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, Allah, Kendisinden başka bir de ayrıca yakarışlarda bulundukları şeyleri bilir. Çünkü O, Üstündür; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 42. ayet

  3. Ankebût suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 43. ayet. وَتِلْكَ ٱلْأَمْثَٰلُ نَضْرِبُهَا لِلنَّاسِ وَمَا يَعْقِلُهَآ إِلَّا ٱلْعَٰلِمُونَ

    vetilke-l'emŝâlü naḍribühâ linnâs. vemâ ya`ḳilühâ ille-l`âlimûn.

    Ali Rıza Safa

    İnsanlar için, işte böyle örnekler veriyoruz. Bilgisi olanlardan başkası, zaten düşünüp anlayamaz.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 43. ayet

  4. Ankebût suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 44. ayet. خَلَقَ ٱللَّهُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ بِٱلْحَقِّ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً لِّلْمُؤْمِنِينَ

    ḫaleḳa-llâhü-ssemâvâti vel'arḍa bilḥaḳḳ. inne fî ẕâlike leâyetel lilmü'minîn.

    Ali Rıza Safa

    Allah, gökleri ve yeryüzünü gerçek olarak yaratmıştır. Aslında, işte bunda, inananlar için kesinlikle bir gösterge vardır.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 44. ayet

Kitabı oku, namazı kıl; Kitap ehliyle en güzel tartışma 45–49

  1. Ankebût suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 45. ayet. ٱتْلُ مَآ أُوحِىَ إِلَيْكَ مِنَ ٱلْكِتَٰبِ وَأَقِمِ ٱلصَّلَوٰةَ إِنَّ ٱلصَّلَوٰةَ تَنْهَىٰ عَنِ ٱلْفَحْشَآءِ وَٱلْمُنكَرِ وَلَذِكْرُ ٱللَّهِ أَكْبَرُ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ مَا تَصْنَعُونَ

    ütlü mâ ûḥiye ileyke mine-lkitâbi veeḳimi-ṣṣalâh. inne-ṣṣalâte tenhâ `ani-lfaḥşâi velmünker. veleẕikru-llâhi ekber. vellâhü ya`lemü mâ taṣne`ûn.

    Ali Rıza Safa

    Kitap'tan sana bildirileni oku ve namazı dosdoğru kıl. Çünkü namaz, çirkinliklerden ve kötülüklerden alıkoyar. Allah'ın Öğretisi ise kesinlikle en büyüktür. Allah, yaptıklarınızı zaten bilir. dipnot 329

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 329
      "Allah'ın Öğretisi" olarak yazdığımız "Zikrullahi" terimi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Kur'an okumak" veya "Allah'ı anmak" veya "Allah'ı namazla anmak" biçiminde çevrilmiştir.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 45. ayet

  2. Buradan itibaren cüz 21

    Ankebût suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 46. ayet. وَلَا تُجَٰدِلُوٓا۟ أَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ إِلَّا بِٱلَّتِى هِىَ أَحْسَنُ إِلَّا ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ مِنْهُمْ وَقُولُوٓا۟ ءَامَنَّا بِٱلَّذِىٓ أُنزِلَ إِلَيْنَا وَأُنزِلَ إِلَيْكُمْ وَإِلَٰهُنَا وَإِلَٰهُكُمْ وَٰحِدٌ وَنَحْنُ لَهُۥ مُسْلِمُونَ

    velâ tücâdilû ehle-lkitâbi illâ billetî hiye aḥsen. ille-lleẕîne żalemû minhüm veḳûlû âmennâ billeẕî ünzile ileynâ veünzile ileyküm veileyhâ veilâhüküm vâḥidüv venaḥnü lehû müslimûn.

    Ali Rıza Safa

    Haksızlık yapanların dışındaki kitap halkıyla en güzel biçimde tartışın. Ve şunu söyleyin: "Hem bize indirilene hem de size indirilene inanıyoruz. Tanrımız ve Tanrınız aynıdır; Tektir. Çünkü biz, O'na teslim olanlarız!"

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 46. ayet

  3. Ankebût suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 47. ayet. وَكَذَٰلِكَ أَنزَلْنَآ إِلَيْكَ ٱلْكِتَٰبَ فَٱلَّذِينَ ءَاتَيْنَٰهُمُ ٱلْكِتَٰبَ يُؤْمِنُونَ بِهِۦ وَمِنْ هَٰٓؤُلَآءِ مَن يُؤْمِنُ بِهِۦ وَمَا يَجْحَدُ بِـَٔايَٰتِنَآ إِلَّا ٱلْكَٰفِرُونَ

    vekeẕâlike enzelnâ ileyke-lkitâb. felleẕîne âteynâhümü-lkitâbe yü'minûne bih. vemin hâülâi mey yü'minü bih. vemâ yecḥadü biâyâtinâ ille-lkâfirûn.

    Ali Rıza Safa

    Ve işte böylece, Kitap'ı, sana indirdik. Kitap verdiklerimiz, Ona inanırlar; bunlardan da Ona inananlar vardır. Zaten nankörlük edenlerden başkası ayetlerimizi bilerek inkar etmez.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 47. ayet

  4. Ankebût suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 48. ayet. وَمَا كُنتَ تَتْلُوا۟ مِن قَبْلِهِۦ مِن كِتَٰبٍ وَلَا تَخُطُّهُۥ بِيَمِينِكَ إِذًا لَّٱرْتَابَ ٱلْمُبْطِلُونَ

    vemâ künte tetlû min ḳablihî min kitâbiv velâ teḫuṭṭuhû biyemînike iẕel lertâbe-lmübṭilûn.

    Ali Rıza Safa

    Sen, bundan önce bir kitap okumadın. Onu, sağ elinle yazmış da değilsin. Öyle olsaydı, gerçeğe aykırı şeylere inananlar, kesinlikle kuşku duyarlardı.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 48. ayet

  5. Ankebût suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 49. ayet. بَلْ هُوَ ءَايَٰتٌۢ بَيِّنَٰتٌ فِى صُدُورِ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْعِلْمَ وَمَا يَجْحَدُ بِـَٔايَٰتِنَآ إِلَّا ٱلظَّٰلِمُونَ

    bel hüve âyâtüm beyyinâtün fî ṣudûri-lleẕîne ûtü-l`ilm. vemâ yecḥadü biâyâtinâ ille-żżâlimûn.

    Ali Rıza Safa

    Hayır! O, bilgi verilen kimselerin yüreklerinde olan açık kanıtlı ayetlerdir. Zaten haksızlık yapanlardan başkası ayetlerimizi bilerek inkar etmez.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 49. ayet

Mucize isteği ve azabın acele istenmesi 50–55

  1. Ankebût suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 50. ayet. وَقَالُوا۟ لَوْلَآ أُنزِلَ عَلَيْهِ ءَايَٰتٌ مِّن رَّبِّهِۦ قُلْ إِنَّمَا ٱلْـَٔايَٰتُ عِندَ ٱللَّهِ وَإِنَّمَآ أَنَا۠ نَذِيرٌ مُّبِينٌ

    veḳâlû levlâ ünzile `aleyhi âyâtüm mir rabbih. ḳul inneme-l'âyâtü `inde-llâh. veinnemâ ene neẕîrum mübîn.

    Ali Rıza Safa

    Üstelik dediler ki: "Efendisinden, Ona, bir mucize indirilmeliydi; öyle değil mi?" De ki: "Mucizeler, ancak Allah'ın katındandır. Aslında, ben, yalnızca apaçık bir uyarıcıyım!" dipnot 330

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 330
      "Efendisinden, Ona, bir mucize indirilmeliydi; öyle değil mi?" tümcesi, 6:37, 10:20, 13:7 ve 13:27 ayetlerinde, tıpkısı sözcüklerle tekrarlanır. 2:118, 6:8, 11:12, 20:133, 25:7, 28:48 ve 43:53 ayetlerinde de Muhammed peygamberle birlikte meleklerin gelmesi veya bir gömü verilmesi gibi istekler, benzer tümcelerle tekrarlanır. Peygamber hakkında mucizeler uyduran günümüzdeki ikiyüzlü din sömürgenleri, Kur'an'da ikiyüzlüler olarak isimlendirilen ve "Mucize göstermezsen sana inanacak değiliz!" diyen insanlara ne kadar da benziyorlar.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 50. ayet

  2. Ankebût suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 51. ayet. أَوَلَمْ يَكْفِهِمْ أَنَّآ أَنزَلْنَا عَلَيْكَ ٱلْكِتَٰبَ يُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَرَحْمَةً وَذِكْرَىٰ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ

    evelem yekfihim ennâ enzelnâ `aleyke-lkitâbe yütlâ `aleyhim. inne fî ẕâlike leraḥmetev veẕikrâ liḳavmiy yü'minûn.

    Ali Rıza Safa

    Kendilerine okunan Kitap'ı, sana indirmiş olmamız, onlara yetmedi mi? Aslında, işte bunda, inanan bir toplum için kesinlikle bir rahmet ve bir öğreti vardır. dipnot 331

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 331
      Muhammed peygamberin tek mucizesinin Kur'an'ın ona indirilmesi olduğu ve başka bir mucize beklenmemesi bildirilmiştir.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 51. ayet

  3. Ankebût suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 52. ayet. قُلْ كَفَىٰ بِٱللَّهِ بَيْنِى وَبَيْنَكُمْ شَهِيدًا يَعْلَمُ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِٱلْبَٰطِلِ وَكَفَرُوا۟ بِٱللَّهِ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْخَٰسِرُونَ

    ḳul kefâ billâhi beynî vebeyneküm şehîdâ. ya`lemü mâ fi-ssemâvâti vel'arḍ. velleẕîne âmenû bilbâṭili vekeferû billâhi ülâike hümü-lḫâsirûn.

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Aramızda Tanık olarak, Allah yeterlidir. Göklerde ve yeryüzünde olan her şeyi bilir!" Gerçeğe aykırı şeylere inananlar ve Allah'a nankörlük edenler; yitime uğrayanlar, işte onlardır.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 52. ayet

  4. Ankebût suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 53. ayet. وَيَسْتَعْجِلُونَكَ بِٱلْعَذَابِ وَلَوْلَآ أَجَلٌ مُّسَمًّى لَّجَآءَهُمُ ٱلْعَذَابُ وَلَيَأْتِيَنَّهُم بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

    veyesta`cilûneke bil`aẕâb. velevlâ ecelüm müsemmel lecâehüm-l`aẕâb. veleye'tiyennehüm bagtetev vehüm lâ yeş`urûn.

    Ali Rıza Safa

    Üstelik cezayı, ivedi olarak senden istiyorlar. Belirlenmiş bir süre olmasaydı, ceza kesinlikle gelirdi. Zaten beklemedikleri bir sırada, kesinlikle ansızın gelecektir.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 53. ayet

  5. Ankebût suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 54. ayet. يَسْتَعْجِلُونَكَ بِٱلْعَذَابِ وَإِنَّ جَهَنَّمَ لَمُحِيطَةٌۢ بِٱلْكَٰفِرِينَ

    yesta`cilûneke bil`aẕâb. veinne cehenneme lemüḥîṭatüm bilkâfirîn.

    Ali Rıza Safa

    Cezayı, ivedi olarak senden istiyorlar. Aslında, nankörlük edenleri, kesinlikle cehennem kuşatmıştır.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 54. ayet

  6. Ankebût suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 55. ayet. يَوْمَ يَغْشَىٰهُمُ ٱلْعَذَابُ مِن فَوْقِهِمْ وَمِن تَحْتِ أَرْجُلِهِمْ وَيَقُولُ ذُوقُوا۟ مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

    yevme yagşâhümü-l`aẕâbü min fevḳihim vemin taḥti ercülihim veyeḳûlü ẕûḳû mâ küntüm ta`melûn.

    Ali Rıza Safa

    O gün, yukarıdan ve ayaklarının altından ceza onları sarmıştır. Şöyle denilir: "Yaptıklarınıza karşılık, tadın!"

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 55. ayet

"Arzım geniştir"; her can ölümü tadacak; rızık 56–63

  1. Ankebût suresi, 56. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 56. ayet. يَٰعِبَادِىَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِنَّ أَرْضِى وَٰسِعَةٌ فَإِيَّٰىَ فَٱعْبُدُونِ

    yâ `ibâdîye-lleẕîne âmenû inne arḍî vâsi`aten feiyyâye fa`büdûn.

    Ali Rıza Safa

    Ey inanan kullarım! Yeryüzüm geniştir. Artık, yalnızca Bana hizmet edin.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 56. ayet

  2. Ankebût suresi, 57. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 57. ayet. كُلُّ نَفْسٍ ذَآئِقَةُ ٱلْمَوْتِ ثُمَّ إِلَيْنَا تُرْجَعُونَ

    küllü nefsin ẕâiḳatü-lmevti ŝümme ileynâ türce`ûn.

    Ali Rıza Safa

    Her benlik, ölümü tadacaktır. Sonra, Bize döndürüleceksiniz. dipnot 332

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 332
      "Her benlik, ölümü tadacaktır." tümcesi, 3:185 ve 21:35 ayetlerinde, tıpkısı sözcüklerle tekrarlanır.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 57. ayet

  3. Ankebût suresi, 58. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 58. ayet. وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَنُبَوِّئَنَّهُم مِّنَ ٱلْجَنَّةِ غُرَفًا تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا نِعْمَ أَجْرُ ٱلْعَٰمِلِينَ

    velleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti lenübevviennehüm mine-lcenneti gurafen tecrî min taḥtihe-l'enhâru ḫâlidîne fîhâ. ni`me ecru-l`âmilîn.

    Ali Rıza Safa

    İnanmış olarak erdemli edimler yapanları, altlarından ırmaklar akan, sürekli kalacakları cennetteki konaklara yerleştireceğiz; çalışanların ödülü ne güzeldir.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 58. ayet

  4. Ankebût suresi, 59. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 59. ayet. ٱلَّذِينَ صَبَرُوا۟ وَعَلَىٰ رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ

    elleẕîne ṣaberû ve`alâ rabbihim yetevekkelûn.

    Ali Rıza Safa

    Onlar, dirençli olanlar ve Efendilerine güvenenlerdir.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 59. ayet

  5. Ankebût suresi, 60. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 60. ayet. وَكَأَيِّن مِّن دَآبَّةٍ لَّا تَحْمِلُ رِزْقَهَا ٱللَّهُ يَرْزُقُهَا وَإِيَّاكُمْ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

    vekeeyyim min dâbbetil lâ taḥmilü rizḳahâ. allâhü yerzüḳuhâ veiyyâküm. vehüve-ssemî`u-l`alîm.

    Ali Rıza Safa

    Kendi geçimliğini taşıyamayan nice yaratıklar vardır. Allah, hem onları geçindirir hem de sizi. Çünkü O, Duyandır; Bilendir. dipnot 333

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 333
      Kendi geçimliğini sağlayamayan nice yaratıkların, Allah tarafından geçindirilmesi, İncil,
      Matta 6:25-34 — Yeni Ahit, Matta; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Matta 6:25

      “Bu nedenle size şunu söylüyorum: ‹Ne yiyip ne içeceğiz?› diye canınız için, ‹Ne giyeceğiz?› diye bedeniniz için kaygılanmayın. Can yiyecekten, beden de giyecekten daha önemli değil mi?

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ayetlerinde, şöyle yazılıdır: "Size, şunu söylüyorum: ‘Ne yiyip ne içeceğiz?' diye canınız için; ‘Ne giyeceğiz?' diye bedeniniz için kaygılanmayın. Can yiyecekten, beden de giyecekten daha önemli değil mi? Gökte uçan kuşlara bakın; ne ekerler ne biçerler ne de ambarlarda yiyecek biriktirirler. Göksel Babanız, yine de onları doyurur. Siz, onlardan çok daha değerli değil misiniz? Kaygılanarak, hangi biriniz, ömrünü biraz daha uzatabilir? Giyecek konusunda, neden kaygılanıyorsunuz? Kır zambaklarının nasıl büyüdüğüne bakın; ne çalışırlar ne de iplik eğirirler, ama Süleyman bile, tüm görkemine karşın, bunlardan biri gibi giyinmiş değildi. Bugün var olup, yarın ocağa atılacak olan kır otunu böyle giydiren Tanrı'nın, sizi de giydireceği, çok daha kesin değil mi; ey kıt imanlılar? Öyleyse ‘Ne yiyeceğiz?' veya ‘Ne içeceğiz?' ya da ‘Ne giyeceğiz?' diyerek kaygılanmayın. Uluslar, hep bu şeylerin ardından giderler. Oysa Göksel Babanız, tüm bunlara gereksinmeniz olduğunu bilir. Siz, öncelikle, O'nun egemenliğinin ve doğruluğunun ardından gidin. O zaman, tüm bunlar size verilecektir. Öyleyse yarın için kaygılanmayın. Yarının kaygısı, yarının olsun; her günün derdi, kendine yeter."

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 60. ayet

  6. Ankebût suresi, 61. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 61. ayet. وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّنْ خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَسَخَّرَ ٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ لَيَقُولُنَّ ٱللَّهُ فَأَنَّىٰ يُؤْفَكُونَ

    velein seeltehüm men ḫaleḳa-ssemâvâti vel'arḍa veseḫḫara-şşemse velḳamera leyeḳûlünne-llâh. feennâ yü'fekûn.

    Ali Rıza Safa

    Oysa aslında, "Gökleri ve yeryüzünü yaratan, güneşi ve ayı boyun eğdiren kimdir?" diye onlara sorarsan, kesinlikle, şöyle diyecekler: "Allah!" Öyleyse nasıl çevriliyorlar?

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 61. ayet

  7. Ankebût suresi, 62. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 62. ayet. ٱللَّهُ يَبْسُطُ ٱلرِّزْقَ لِمَن يَشَآءُ مِنْ عِبَادِهِۦ وَيَقْدِرُ لَهُۥٓ إِنَّ ٱللَّهَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ

    allâhü yebsüṭu-rrizḳa limey yeşâü min `ibâdihî veyaḳdiru leh. inne-llâhe bikülli şey'in `alîm.

    Ali Rıza Safa

    Allah, dilediği kulunun geçimini hem genişletir hem de daraltır. Kuşkusuz, Allah, her şeyi Bilendir.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 62. ayet

  8. Ankebût suresi, 63. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 63. ayet. وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّن نَّزَّلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَحْيَا بِهِ ٱلْأَرْضَ مِنۢ بَعْدِ مَوْتِهَا لَيَقُولُنَّ ٱللَّهُ قُلِ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْقِلُونَ

    velein seeltehüm men nezzele mine-ssemâi mâen feaḥyâ bihi-l'arḍa mim ba`di mevtihâ leyeḳûlünne-llâh. ḳuli-lḥamdü lillâh. bel ekŝeruhüm lâ ya`ḳilûn.

    Ali Rıza Safa

    Oysa aslında, "Gökten su indirerek, yeryüzünü, ölümünden sonra onunla canlandıran kimdir?" diye onlara sorarsan, kesinlikle, şöyle diyecekler: "Allah!" De ki: "Allah'a övgüler olsun!" Hayır! Onların çoğu aklını kullanmaz.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 63. ayet

Dünya hayatı oyun ve eğlencedir; cihad edenler 64–69

  1. Ankebût suresi, 64. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 64. ayet. وَمَا هَٰذِهِ ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَآ إِلَّا لَهْوٌ وَلَعِبٌ وَإِنَّ ٱلدَّارَ ٱلْـَٔاخِرَةَ لَهِىَ ٱلْحَيَوَانُ لَوْ كَانُوا۟ يَعْلَمُونَ

    vemâ hâẕihi-lḥayâtü-ddünyâ illâ lehvüv vele`ib. veinne-ddâra-l'âḫirate lehiye-lḥayevân. lev kânû ya`lemûn.

    Ali Rıza Safa

    Dünya yaşamı, bir oyun ve bir eğlenceden başka bir şey değildir. Oysa aslında, Sonsuz Yaşam Ülkesi gerçek yaşamdır; keşke bilselerdi!

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 64. ayet

  2. Ankebût suresi, 65. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 65. ayet. فَإِذَا رَكِبُوا۟ فِى ٱلْفُلْكِ دَعَوُا۟ ٱللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ فَلَمَّا نَجَّىٰهُمْ إِلَى ٱلْبَرِّ إِذَا هُمْ يُشْرِكُونَ

    feiẕâ rakibû fi-lfülki de`avu-llâhe muḫliṣîne lehü-ddîn. felemmâ neccâhüm ile-lberri iẕâ hüm yüşrikûn.

    Ali Rıza Safa

    Gemiye bindiklerinde, dini yalnızca Allah'a özgüleyerek, O'na yakarışlarda bulunurlar. Fakat onları kurtarıp karaya çıkarınca, hemen ortaklar koşarlar.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 65. ayet

  3. Ankebût suresi, 66. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 66. ayet. لِيَكْفُرُوا۟ بِمَآ ءَاتَيْنَٰهُمْ وَلِيَتَمَتَّعُوا۟ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ

    liyekfürû bimâ âteynâhüm veliyetemette`û. fesevfe ya`lemûn.

    Ali Rıza Safa

    Kendilerine verdiklerimize nankörlük etsinler ve yararlansınlar; artık yakında öğrenecekler.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 66. ayet

  4. Ankebût suresi, 67. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 67. ayet. أَوَلَمْ يَرَوْا۟ أَنَّا جَعَلْنَا حَرَمًا ءَامِنًا وَيُتَخَطَّفُ ٱلنَّاسُ مِنْ حَوْلِهِمْ أَفَبِٱلْبَٰطِلِ يُؤْمِنُونَ وَبِنِعْمَةِ ٱللَّهِ يَكْفُرُونَ

    evelem yerav ennâ ce`alnâ ḥaramen âminev veyüteḫaṭṭafü-nnâsü min ḥavlehüm. efebilbâṭili yü'minûne vebini`meti-llâhi yekfürûn.

    Ali Rıza Safa

    Çevrelerindeki insanlar kapılıp götürülürken, kutsal yeri güvenli yaptığımızı zaten görmüyorlar mı? Yine de gerçeğe aykırı şeylere inanarak, Allah'ın nimetine nankörlük mü ediyorlar?

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 67. ayet

  5. Ankebût suresi, 68. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 68. ayet. وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا أَوْ كَذَّبَ بِٱلْحَقِّ لَمَّا جَآءَهُۥٓ أَلَيْسَ فِى جَهَنَّمَ مَثْوًى لِّلْكَٰفِرِينَ

    vemen ażlemü mimmeni-fterâ `ale-llâhi keẕiben ev keẕẕebe bilḥaḳḳi lemmâ câeh. eleyse fî cehenneme meŝvel lilkâfirîn.

    Ali Rıza Safa

    Allah hakkında yalanlar söyleyerek iftira eden veya gerçek ona geldiğinde Onu yalanlayandan, daha aşırı, kim haksızlık yapabilir? Nankörlük edenler için cehennemde yer mi yok?

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 68. ayet

  6. Ankebût suresi, 69. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 69. ayet. وَٱلَّذِينَ جَٰهَدُوا۟ فِينَا لَنَهْدِيَنَّهُمْ سُبُلَنَا وَإِنَّ ٱللَّهَ لَمَعَ ٱلْمُحْسِنِينَ

    velleẕîne câhedû fînâ lenehdiyennehüm sübülenâ. veinne-llâhe leme`a-lmuḥsinîn.

    Ali Rıza Safa

    Bizim uğrumuzda çaba gösterenleri kesinlikle yollarımıza eriştireceğiz. Kuşkusuz, Allah, güzel davrananlarla kesinlikle birliktedir.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 69. ayet