Diyanet İşleri
Bu dünya hayatı ancak bir eğlence ve oyundan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte gerçek hayat odur. Keşke bilselerdi!
Ankebût suresi · 64–69. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Ankebût suresi, 64. ayet. وَمَا هَٰذِهِ ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَآ إِلَّا لَهْوٌ وَلَعِبٌ وَإِنَّ ٱلدَّارَ ٱلْـَٔاخِرَةَ لَهِىَ ٱلْحَيَوَانُ لَوْ كَانُوا۟ يَعْلَمُونَ
Bu dünya hayatı ancak bir eğlence ve oyundan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte gerçek hayat odur. Keşke bilselerdi!
Bu dünya hayatı, dipnot 1 oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Şüphesiz ki ahiret yurdu(na gelince), işte asıl hayat odur. Keşke bilmiş olsalardı!
Zaten (akletselerdi, bileceklerdi ki) şu dünya hayatı (tek başına) geçici bir oyun ve oynaştan başka bir şey değildir; bir de hayatın öteki yüzü vardır ki, işte odur capcanlı gerçek hayat: keşke bunu olsun bilebilseydiler.
Çünkü (akıllarını kullansalardı bilirlerdi ki) bu dünya hayatı geçici bir zevk ve eğlenceden başka bir şey değildir; oysa sonraki hayat, tek (gerçek) hayattır: keşke bunu bilselerdi!
Şu dünya hayatı (en sefil yaşam - esfeli safiliyn) bir eğlence (kendini avutarak keyifle oyalanma) ve bir oyundan (kurallarına göre oynanan senaryo) başka bir şey değildir! Sonsuz gelecek vatana gelince; işte asıl bilinçlilik - yaşam yurdu odur. Kavrayabilselerdi!
Bu dünya hayatı, yalnızca bir oyun ve '(eğlence türünden) tutkulu bir oyalanmadır'. Gerçekten ahiret yurdu ise, asıl hayat odur. Bir bilselerdi.
Bu dünya hayatı sadece bir eğlenceden, bir oyundan ibarettir. Ahiret yurduna (oradaki hayata) gelince, işte asıl yaşama odur. Keşke bilmiş olsalardı!
Dünya yaşamı, bir oyun ve bir eğlenceden başka bir şey değildir. Oysa aslında, Sonsuz Yaşam Ülkesi gerçek yaşamdır; keşke bilselerdi!
Bu dünya hayatı oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Şüphesiz ahiret yurdu ise, çok uzun süreli yaşanacak yerdir. Keşke bilseler!
Bu dünya hayatı bir eğlence ve oyundan başka bir şey değildir. Ahiret yurdu ise gerçek hayattır; bir bilselerdi.
Bu dünya hayatı bir eğlence ve oyundan başka bir şey değildir. Ahiret yurdu ise gerçek hayattır; bir bilselerdi.
Bu dünya hayatı, bir eğlence ve oyundan ibarettir. Gerçekten son yurt, işte öz hayat odur. Keşke bilselerdi.
Bu Dünya hayat bir eğlence ve oyundan ıbaret ve hakıkaten son yurd (dar-ı Ahıret) işte halis hayat o amma bilselerdi
Bu dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Ahiret Yurdu, gerçek hayattır. Keşke, bunun farkında olsalardı!
Bu dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Ahiret yurdu, gerçek hayattır. Keşke, bunun farkında olsalardı!
Bu dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Ahiret yurdu, gerçek hayattır. Keşke, bunun farkında olsalardı!
Bu dünya hayatı, yalnızca bir oyun ve '(eğlence türünden) tutkulu bir oyalanmadır'. Gerçekten ahiret yurdu ise, asıl hayat odur. Bir bilselerdi.
Bu dünya hayatı bir eğlenceden, bir oyundan başka (şey) değildir. Ahiret yurdu (na gelince:) Şübhe yok ki o, (asıl) hayatın ta kendisidir, (bunu) bilmiş olsalardı...
Bu dünya hayatı; yalnızca bir oyun ve oyalanmadır. Asıl hayat, ahiret yurdundaki hayattır. Keşki bilseler.
(64-69) Dünya hayatı sadece oyalanma / eğleşme ve oyundur, diğer yurt ise işte o yaşamaktır, keşke bilselerdi. (Asıl hayat için bekletildiğiniz / eğleştiğiniz yer nasıl aynı olabilir) Gemiye bindikleri vakit dininde katkısız / halisane olarak dua ederler, ne zaman ki karaya onları kurtardığımızda ise onlara verdiklerimizi yok saymak için ve de geçinmek / metalanmak için ortak koşarlar, ileride bilecekler. Görmediler mi ki etrafında insanları kapanlardan / kaçıranlardan onları dokunulmaz ve emin yaptık, Allah’ın nim etini yok sayıp geçersiz olana mı iman edecekler. Allah’a yalanı iftira edenden daha zalim kimdir? Yahut geldiği halde gerçeği yalanlayandan daha zalim kimdir? Kafirler için cehennem gidilecek yer değil midir? Bizim içimizde kalarak / bizim uğrumuza cihat edenlere yolarını göstereceğiz Muhakkak ki Allah , güzel davrananlarla beraberdir.
Bu dünya hayatı bir eğlence ve oyundan başka bir şey değildir. Ahiret yurdu ise işte asıl hayat odur. Keşke bilselerdi.
Bu dünya hayatı eğlence ve oyundan başka bir şey değildir. Ahiret yurdu, işte asıl hayat odur (asıl yaşanacak yer orasıdır), keşke bilselerdi!
(Allah ile yüzleşmeyi düşünmeyenler için) Dünya hayatı sadece bir oyun ve oyalanmadan ibarettir. Ahiret yurdundaki hayat ise asıl hayattır. Keşke bilselerdi dipnot 1 !
Şu yaşanan hayat, bir oyun ve eğlenceden ibarettir. Asıl hayat, son yurttaki hayattır; keşke bilseler.
Bu dünya hayatı, bir eğlence ve bir oyundan başka bir şey değildir. Ahiret yurdu ise, gerçek hayat odur. Bilmiş olsalardı…
Bu dünya hayatı, bir eğlence ve bir oyundan başka bir şey değildir. Ahiret yurdu ise, gerçek hayat odur. Bilmiş olsalardı...
Şu iğreti dünya hayatı, bir eğlence ve oyundan başka şey değil. Ahiret yurduna gelince, asıl hayat işte odur. Ah, bilebilselerdi!
Ankebût suresi, 65. ayet. فَإِذَا رَكِبُوا۟ فِى ٱلْفُلْكِ دَعَوُا۟ ٱللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ فَلَمَّا نَجَّىٰهُمْ إِلَى ٱلْبَرِّ إِذَا هُمْ يُشْرِكُونَ
Gemiye bindikleri zaman dini Allah'a has kılarak O'na dua ederler. Onları kurtarıp karaya çıkardığı zaman ise bir de bakarsın ki, Allah'a ortak koşuyorlar.
(65, 66) Gemiye bindikleri zaman, dini yalnız O'na özgü kılarak Allah'a yalvarırlar. Fakat onları karaya kurtarınca (çıkarınca), bir de bakarsın ki kendilerine verdiklerimize karşılık nankörlük etmeleri için (Allah'a) ortak koşmaktadırlar. dipnot 1 (Bir süre daha) yararlansınlar (bakalım)! İleride (gerçeği) bilecekler! dipnot 2
Fakat gemiye binip de (tehlike hissettikleri) zaman, inancı batıldan arındırıp dini yalnız O'na has kılarak başlarlar Allah'a yalvarıp yakarmaya; ne ki O kendilerini sağ salim karaya çıkarır çıkarmaz, aynı kimseler başlarlar O'na ortak koşmaya.
Bir gemiye bindikleri zaman (ve kendilerini tehlikede gördükleri sırada) (işte o anda) içten bir inançla yalnız Allah'a yalvarıp yakarırlar; sağ salim karaya çıkar çıkmaz da bazı hayali güçleri (tekrar) O'na ortak koş(maya başl)arlar:
Gemiye bindikleri vakit, inançlarını sırf O'na yönlendirerek Allah'a dua ederler. . . Onları karaya (çıkarıp) kurtarınca, bir de bakarsın onlar şirk koşuyorlar!
Onlar gemiye bindikleri zaman, dini yalnızca O'na 'halis kılan gönülden bağlılar' olarak, Allah'a yalvarıp yakarırlar. Ama onları karaya çıkarıp kurtarınca, hemen şirk koşarlar.
Gemiye bindikleri zaman, dini yalnız O’na has kılarak (ihlâsla) Allah'a yalvarırlar. Fakat onları sâlimen karaya çıkarınca, bir bakarsın ki, (Allah'a) ortak koşmaktadırlar.
Gemiye bindiklerinde, dini yalnızca Allah'a özgüleyerek, O'na yakarışlarda bulunurlar. Fakat onları kurtarıp karaya çıkarınca, hemen ortaklar koşarlar.
Gemiye bindikleri zaman, içten inanarak Allah'a yalvarırlar. Ama Allah, onları kurtarıp karaya çıkarınca bir de bakarsın ortak koşarlar.
Gemiye bindikleri zaman, dini sadece ALLAH'a ait kılarak O'nu çağırırlar. Ne zaman ki onları denizden kurtarırız ortak koşmaya tekrar başlarlar.
Gemiye bindikleri zaman, dini sadece ALLAH'a ait kılarak O'nu çağırırlar. Ne zaman ki onları denizden kurtarırız ortak koşmaya tekrar başlarlar.
Baksana gemiye bindiklerinde dini Allah'a has kılarak O'na ihlasla dua ederler. Derken kendilerini karaya çıkardı mı derhal (Allah'a) ortak koşmaya koyulurlar;
Baksan a gemiye bindiklerinde dini Allaha halis kılarak ona muhlisane dua ederler de derken kendilerini karaya çıkardı mı derhal şirke koyulurlar
Gemiye bindikleri zaman, dipnot 1 dini yalnız Allah'a özgü kılarak O'na dua dipnot 2 ederler. Fakat onları karaya çıkarıp kurtardığımız zaman, hemen şirk koşarlar.
Gemiye bindikleri zaman dipnot 1 , dini yalnız Allah'a özgü kılarak O'na dua ederler. Fakat onları karaya çıkarıp kurtardığımız zaman, hemen şirk koşarlar.
Gemiye bindikleri zaman dipnot 1 , dini yalnız Allah'a özgü kılarak O'na dua ederler. Fakat onları karaya çıkarıp kurtardığımız zaman, hemen şirk koşarlar.
Onlar gemiye bindikleri zaman, dini yalnızca O'na 'halis kılan gönülden bağlılar' olarak, Tanrı'ya yalvarıp yakarırlar. Ama onları karaya çıkarıp kurtarınca, hemen şirk koşarlar.
(Baksan a) gemiye bindikleri zaman — din (i) yalınız Kendisine (ya'ni Allaha) tahsıys etmek suretiyle ve (haalis ve) muhlis (insan) lar olarak — Allahı (nasıl) çağırırlar! Fakat biz onları selametle karaya çıkarınca da hemen Allaha eş katanlar onlardır.
Gemiye bindiklerinde; dini yalnız Allah'a tahsis ederek O'na yalvarırlar. Ama onları karaya çıkararak kurtarınca, hemen Allah'a şirk koşarlar.
(64-69) Dünya hayatı sadece oyalanma / eğleşme ve oyundur, diğer yurt ise işte o yaşamaktır, keşke bilselerdi. (Asıl hayat için bekletildiğiniz / eğleştiğiniz yer nasıl aynı olabilir) Gemiye bindikleri vakit dininde katkısız / halisane olarak dua ederler, ne zaman ki karaya onları kurtardığımızda ise onlara verdiklerimizi yok saymak için ve de geçinmek / metalanmak için ortak koşarlar, ileride bilecekler. Görmediler mi ki etrafında insanları kapanlardan / kaçıranlardan onları dokunulmaz ve emin yaptık, Allah’ın nim etini yok sayıp geçersiz olana mı iman edecekler. Allah’a yalanı iftira edenden daha zalim kimdir? Yahut geldiği halde gerçeği yalanlayandan daha zalim kimdir? Kafirler için cehennem gidilecek yer değil midir? Bizim içimizde kalarak / bizim uğrumuza cihat edenlere yolarını göstereceğiz Muhakkak ki Allah , güzel davrananlarla beraberdir.
Gemiye bindiklerinde dini yalnız Allah'a has kılarak yalnız O'na dua ederler. Sonuçta onları karaya çıkarıp kurtarınca hemen ortak koşarlar.
Gemiye bindikleri zaman, dini yalnız Allah'a halis kılarak O'na yalvarırlar. Fakat (Allah) onları salimen karaya çıkarınca hemen (O'na) ortak koşarlar.
Gemiye bindiklerinde (bir tehlike hissederlerse) Allah'ın dinine bir şey katmadan sadece ona yalvarırlar. Fakat Allah onları kurtarıp karaya çıkarınca bir de bakarsınız ki yine şirk / ortak koşuyorlar dipnot 1 .
Gemiye bindiklerinde Allah'a boyun eğer, yalnız ona yalvarırlar. Allah onları karaya çıkardı mı, bakarsın ki, şirk koşuyorlar dipnot 1 .
Gemiye bindikleri zaman, dini/duayı kendisine has kılarak Allah’a dua ederler. Onları kurtarıp karaya çıkardığı zaman hemen şirk koşarlar.
Gemiye bindikleri zaman, dini kendisine has kılarak Allah'a dua ederler. Onları kurtarıp, karaya çıkardığı zaman hemen şirk koşarlar.
Gemiye bindiklerinde, dini Allah'a özgüleyerek yalvarıp yakarırlar. Fakat Allah onları kurtarıp karaya çıkardığında, bir bakmışsın ortak koşuyorlar;
Ankebût suresi, 66. ayet. لِيَكْفُرُوا۟ بِمَآ ءَاتَيْنَٰهُمْ وَلِيَتَمَتَّعُوا۟ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ
Kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük etsinler ve bir süre daha faydalansınlar bakalım! İleride bilecekler.
(65, 66) Gemiye bindikleri zaman, dini yalnız O'na özgü kılarak Allah'a yalvarırlar. Fakat onları karaya kurtarınca (çıkarınca), bir de bakarsın ki kendilerine verdiklerimize karşılık nankörlük etmeleri için (Allah'a) ortak koşmaktadırlar. dipnot 1 (Bir süre daha) yararlansınlar (bakalım)! İleride (gerçeği) bilecekler! dipnot 2
Sonuçta kendilerine verdiklerimize nankörlük etmiş ve kısa vadeli bir hazzı tüketmiş olurlar: Fakat zamanı gelince (gerçeği) anlayacaklar.
böylece kendilerine bahşettiğimiz her türlü (nimete) karşı nankörlük yapar ve dünyadaki hayatlarından (ahmakça) zevk almaya devam ederler; fakat, günü gelince (gerçeği) öğrenecekler.
Kendilerine verdiklerimize (hakikatlerindeki kuvvelere) nankörlük yapsınlar ve (geçici şeylerden) faydalansınlar diye (şirke dönerler)! Yakında anlayacaklar!
Kendilerine verdiğimiz (nimetler)e nankörlük etsinler ve yararlanıp metalansınlar diye. Ancak onlar yakında bileceklerdir.
Kendilerine verdiklerimize karşı nankörlük etsinler ve sefa sürsünler bakalım! Ama yakında bilecekler!
Kendilerine verdiklerimize nankörlük etsinler ve yararlansınlar; artık yakında öğrenecekler.
Böylece kendilerine bahşettiğimiz nimetlere karşı nankörlük yapar ve dünyadaki hayatlarından zevk almaya devam ederler. Fakat yakında bileceklerdir.
Bırak, kendilerine verdiklerimize nankörlük etsinler, zevklensinler. İleride bilecekler.
Bırak, kendilerine verdiklerimize nankörlük etsinler, zevklensinler. İleride bilecekler.
Kendilerine verdiğimiz nimete nankörlük etsinler ve hayattan zevk alsınlar diye! Fakat ileride bilirler.
Ki kendilerine verdiğimiz ni'mete nankörlük etsinler ve hayattan zevk alsınlar diye, fakat ileride bilirler
Onlar, kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük etsinler ve gönüllerince yaşasınlar! Yakında neyin ne olduğunu görecekler!
Onlar, kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük etsinler ve gönüllerince yaşasınlar! Yakında neyin ne olduğunu görecekler!
Onlar, kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük etsinler ve gönüllerince yaşasınlar! Yakında neyin ne olduğunu görecekler!
Kendilerine verdiğimiz (nimetler)e küfretsinler ve yararlanıp metalansınlar diye. Ancak onlar yakında bileceklerdir.
Ki (bu suretle) kendilerine verdiğimiz (ni'metler) e nankörlük etsinler ve (hayatdan) zevk alsınlar diye. Fakat onlar yakında bileceklerdir.
Kendilerine verdiğimize küfretsinler, eğlensinler bakalım. Yakında bileceklerdir.
(64-69) Dünya hayatı sadece oyalanma / eğleşme ve oyundur, diğer yurt ise işte o yaşamaktır, keşke bilselerdi. (Asıl hayat için bekletildiğiniz / eğleştiğiniz yer nasıl aynı olabilir) Gemiye bindikleri vakit dininde katkısız / halisane olarak dua ederler, ne zaman ki karaya onları kurtardığımızda ise onlara verdiklerimizi yok saymak için ve de geçinmek / metalanmak için ortak koşarlar, ileride bilecekler. Görmediler mi ki etrafında insanları kapanlardan / kaçıranlardan onları dokunulmaz ve emin yaptık, Allah’ın nim etini yok sayıp geçersiz olana mı iman edecekler. Allah’a yalanı iftira edenden daha zalim kimdir? Yahut geldiği halde gerçeği yalanlayandan daha zalim kimdir? Kafirler için cehennem gidilecek yer değil midir? Bizim içimizde kalarak / bizim uğrumuza cihat edenlere yolarını göstereceğiz Muhakkak ki Allah , güzel davrananlarla beraberdir.
Kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük etsinler ve bir süre daha faydalansınlar bakalım! İleride bilecekler.
Ki kendilerine verdiğimiz (ni'metler)e nankörlük etsinler ve (şu geçici hayatta) zevk içinde yaşasınlar. Ama yakında (gerçeği) bileceklerdir.
Kendilerine yaptığımız iyiliği görmezden gelsinler ve sefalarını sürsünler bakalım! Yakında öğrenirler dipnot 1 !
Bunu, Allah'ın onlara verdiğini görmemek ve günlerini gün etmek için yaparlar. Onlar yakında öğreneceklerdir.
Kendilerine verdiklerimize nankörlük edip, dünyada geçinip gitsinler bakalım, yakında öğrenecekler.
Kendilerine verdiklerimize nankörlük edip, dünyada geçinip gitsinler bakalım, yakında öğrenecekler.
Verdiklerimize karşı nankörlük etsinler ve birazcık zevklensinler diye... Yakında bilecekler.
Ankebût suresi, 67. ayet. أَوَلَمْ يَرَوْا۟ أَنَّا جَعَلْنَا حَرَمًا ءَامِنًا وَيُتَخَطَّفُ ٱلنَّاسُ مِنْ حَوْلِهِمْ أَفَبِٱلْبَٰطِلِ يُؤْمِنُونَ وَبِنِعْمَةِ ٱللَّهِ يَكْفُرُونَ
Çevrelerindeki insanlar kapılıp götürülürken, bizim, onların yurtlarını saygın ve güvenlikli bir yer kıldığımızı görmediler mi? Onlar hala batıla inanıyorlar da Allah'ın nimetini inkar mı ediyorlar?
Çevrelerinde insanlar kapılıp götürülürken, (Mekke'yi) güven içinde saygın bir yer yaptığımızı görmediler mi? Onlar Allah'ın nimet(ler)ine nankörlük edip batıla mı inanıyorlar! dipnot 1
Peki, görmezler mi ki kendilerinin etrafındaki insanlar her tür saldırıya açık olmanın tedirginliğini yaşarken, Biz onlara güvenli bir dokunulmazlık sağladık: hala mı batıl inançlara saplanıp Allah'ın nimetlerine nankörlük edecekler?
Görmezler mi ki çevrelerindeki insanlar (korku ve ümitsizlik içinde) paniğe kapılmışken (Bize inananlar için) güvenli bir sığınak oluşturmuşuz? Yoksa hala geçersiz ve anlamsız şeylere inan(maya devam ed)ip Allah'ın nimetini inkar mı edecekler?
Görmediler mi ki, onların çevresinden insanlar çekilip alınırlarken güvenli bir Harem kıldık. . . Batıla (kendilerinin bedenden ibaret olup, vefat ederek yok olacaklarına) iman edip, Allah nimetini (nefslerindeki El Esma kuvvelerini) inkar ederek nankörlük yapmıyorlar mı?
Görmediler mi ki, çevrelerinde insanlar kapılıp yağma edilirken, biz Harem (Mekke'y)i güvenilir (ve dokunulmaz) kıldık? Yine de onlar, batıla inanıp Allah'ın nimetlerine nankörlük mü ediyorlar?
Çevrelerinde insanlar kapılıp götürülürken, bizim (Mekke'yi) güven içinde kudsî bir yer yaptığımızı görmediler mi? Hâla bâtıla inanıp Allah’ın nimetine nankörlük mü ediyorlar?
Çevrelerindeki insanlar kapılıp götürülürken, kutsal yeri güvenli yaptığımızı zaten görmüyorlar mı? Yine de gerçeğe aykırı şeylere inanarak, Allah'ın nimetine nankörlük mü ediyorlar?
Onlar, ülkelerini kutsal ve güvenli bir yer haline getirdiğimizi görmezler mi? Oysa onların çevresindeki insanlar sürekli saldırılara uğramaktadırlar. Onlar, batıla inanıp Allah'ın nimetini inkar mı ediyorlar?
Çevrelerindeki insanlar kapılıp götürülürken, sınırlanmış bölgeyi güvenli kıldık. Batıla gerçek diye onaylayıp ALLAH'ın nimetini mi reddediyorlar?
Çevrelerindeki insanlar kapılıp götürülürken, kutsal bölgeyi güvenli kıldık. Batıla inanıp ALLAH'ın nimetini mi reddediyorlar?
Bizim (Mekke'yi) güven içinde kudsi bir yer yaptığımızı görmediler mi? Oysa çevresindeki insanlar çarpılıp kapılıyor, artık batıla inanıyorlar da Allah'ın nimetine nankörlük mü ediyorlar?
Ya görmedilerde mi biz bir Harem yapmışız, emniyyet içinde, halbuki etraflarında nas çarpılıp kapılıyor, artık batıla inanıyorlar da Allahın nı'metine küfran mı ediyorlar?
Çevresindeki insanlar can güvenliği içinde değilken, orayı dipnot 1 güvenli harem dipnot 2 ve emin bir yer kıldığımızı görmediler mi? Hala Batıl'a mı inanıyorlar ve Allah'ın nimetine nankörlük mü ediyorlar?
Çevresindeki insanlar can güvenliği içinde değilken, orayı dipnot 1 güvenli harem dipnot 2 ve emin bir yer kıldığımızı görmediler mi? Hala batıla mı inanıyorlar ve Allah'ın nimetine nankörlük mü ediyorlar?
Çevresindeki insanlar can güvenliği içinde değilken, orayı dipnot 1 güvenli harem dipnot 2 ve emin bir yer kıldığımızı görmediler mi? Hala batıla mı inanıyorlar ve Allah'ın nimetine nankörlük mü ediyorlar?
Görmediler mi ki, çevrelerinde insanlar kapılıp yağma edilirken, biz Harem'i (Mekke) güvenilir (aminen) kıldık? Yine de onlar, batıla inanıp Tanrı'nın nimetlerine küfür mü ediyorlar?
Çevrelerinde insanların zorla (yakalanıb) kapılmakda olmasına rağmen (Mekkeyi) korkusuz (ve emin bir yer) yapdığımızı onlar görmediler mi? Haala baatıla inanıyorlar da Allahın ni'metine nankörlük mü ediyorlar?
Çevrelerinde insanların zorla kapılıp götürülmesine rağmen orayı emin bir harem yaptığımızı onlar görmediler mi? Yoksa batıla inanıp da Allah'ın nimetine küfür mü ediyorlar?
(64-69) Dünya hayatı sadece oyalanma / eğleşme ve oyundur, diğer yurt ise işte o yaşamaktır, keşke bilselerdi. (Asıl hayat için bekletildiğiniz / eğleştiğiniz yer nasıl aynı olabilir) Gemiye bindikleri vakit dininde katkısız / halisane olarak dua ederler, ne zaman ki karaya onları kurtardığımızda ise onlara verdiklerimizi yok saymak için ve de geçinmek / metalanmak için ortak koşarlar, ileride bilecekler. Görmediler mi ki etrafında insanları kapanlardan / kaçıranlardan onları dokunulmaz ve emin yaptık, Allah’ın nim etini yok sayıp geçersiz olana mı iman edecekler. Allah’a yalanı iftira edenden daha zalim kimdir? Yahut geldiği halde gerçeği yalanlayandan daha zalim kimdir? Kafirler için cehennem gidilecek yer değil midir? Bizim içimizde kalarak / bizim uğrumuza cihat edenlere yolarını göstereceğiz Muhakkak ki Allah , güzel davrananlarla beraberdir.
Çevrelerindeki insanlar kapılıp götürülürken bizim, onların yurtlarını saygın ve güvenli bir yer kıldığımızı görmediler mi? Hala batıla inanıp da Allah'ın nimetini inkar mı ediyorlar?
Görmediler mi çevrelerinde insanlar kaçırılırken biz (kendi şehirleri Mekke'yi), güvenli, dokunulmaz bir bölge yaptık? Hala batıla inanıp Allah'ın ni'metine nankörlük mü ediyorlar?
Mekke'yi dokunulmaz ve güvenli bir yer yaptığımızı görmediler mi? Halbuki çevrelerinde (ki yerlerden) insanlar zorla alınıp götürülüyor dipnot 1 . Hal böyleyken batıla inanıyorlar da Allah'ın nimetini görmezlikten mi geliyorlar?
Çevrelerinde insanlar kaçırılırken kendileri için saygın ve güvenli bir yer oluşturduğumuzu görmüyorlar mı? Batıla inanacaklar da Allah'ın iyilik ve ikramını görmezlikten mi gelecekler?
Çevrelerinde insanlar kapılıp kaçırılırken, bizim (Mekke'yi) güvenilir, harem kıldığımızı görmüyorlar mı? Hâlâ, batıla ima edip, Allah’ın nimetlerine nankörlük mü edecekler?
Görmüyorlar mı ki, etraflarındaki insanlar, birbirini boğazlarken, biz Harem'e emniyet verdik. Hala, batıla inanıp, Allah'ın nimetlerine nankörlük mü edecekler?
Görmediler mi ki, çevrelerinde insanlar çarpılıp götürülürken Harem'i güven içinde tuttuk. Hala batıla inanıp Allah'ın nimetine nankörlük mü ediyorlar?
Ankebût suresi, 68. ayet. وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا أَوْ كَذَّبَ بِٱلْحَقِّ لَمَّا جَآءَهُۥٓ أَلَيْسَ فِى جَهَنَّمَ مَثْوًى لِّلْكَٰفِرِينَ
Allah'a karşı yalan uyduran, yahut kendisine geldiğinde, gerçeği yalanlayandan daha zalim kimdir? Cehennemde kafirler için bir yer mi yok?
Allah'a yalan uyduran veya kendisine gelmişken gerçeği yalanlayandan daha zalim kim olabilir ki! dipnot 1 Cehennemde kâfirlere yer mi yok!
Kendi uydurduğu yalanları Allah'a yakıştıran, ya da önüne gelen hakikati yalanlayandan daha zalim biri olabilir mi? Hiç zulümde direnenler için cehennemde yer bulunmaz mı?
Kendi uydurduğu yalanları Allah'a isnad edenden yahut o'na (vahiyle) gelen hakikati yalanlayandan daha zalim kim olabilir? (Bu şekilde) hakikati inkar edenler için cehennem (en uygun) yer değil mi?
Allah üzerine yalan uydurandan yahut kendisine Hak olarak (Rasul) geldiğinde bunu yalanlayandan daha zalim kimdir? Hakikat bilgisini inkar edenlerin yaşam ortamı, cehennemde değil midir?
Allah hakkında yalan uydurup iftira edenlerden veya kendisine hak geldiği zaman onu yalan sayandan daha zalim kimdir? İnkar edenlere cehennem içinde bir konaklama yeri mi yok?
Allah’a karşı yalan uyduran yahut kendisine hak gelmişken onu yalan sayandan daha zalimi kimdir? Cehennemde kâfirlere yer mi yok!
Allah hakkında yalanlar söyleyerek iftira eden veya gerçek ona geldiğinde Onu yalanlayandan, daha aşırı, kim haksızlık yapabilir? Nankörlük edenler için cehennemde yer mi yok?
Kendi uydurduğu yalanları Allah'a isnat eden veya ona gelen hakikati yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Cehennem, inkarcıların barınağı değil mi?
Yalan uydurup ALLAH'a yakıştırandan ve kendisine gelen gerçeği yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Kafirler için cehennemde bir yer yok mu?
Yalan uydurup ALLAH'a yakıştırandan ve kendisine gelen gerçeği yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Kafirler için cehennemde bir yer yok mu?
Allah'a karşı yalan uyduran yahut gerçek kendisine gelince yalan diyen kimseden daha zalim kim olabilir? Kafirlerin yeri sadece cehennem değil midir?
Allaha karşı bir yalanı iftira eden yahud hak kendine gelince yalan diyen kimseden daha zalim kim olabilir? Cehennemde değil midir ancak kafirlerin yeri?
Uydurduğu yalanı Allah'a isnat eden iftiracıdan veya kendisine gelen hakikati yalanlayandan daha zalim kim vardır dipnot 1 ? Kafirler için Cehennem'de yer mi yok?
Uydurduğu yalanı Allah'a isnat eden iftiracıdan veya kendisine gelen hakikati yalanlayandan daha zalim kim vardır? Kafirler için Cehennem'de yer mi yok?
Uydurduğu yalanı Allah'a isnat eden iftiracıdan veya kendisine gelen hakikati yalanlayandan daha zalim kim vardır? Gerçeği yalanlayan nankörler için Cehennem'de yer mi yok?
Tanrı hakkında yalan uydurup iftira edenlerden veya kendisine hak geldiği zaman onu yalan sayandan daha zalim kimdir? Kafirlere cehennem içinde bir konaklama yeri mi yok?
Allaha karşı yalan düzen kişiden, yahud kendisine hak gelince onu yalan sayandan daha zaalim kimdir? Kafirlere cehennemde barınacak yer mi yok?!
Allah'a karşı yalan düzenden veya hak kendisine gelmişken onu yalanlayandan daha zalim kim vardır? Kafirlere cehennemde barınacak yer mi yok?
(64-69) Dünya hayatı sadece oyalanma / eğleşme ve oyundur, diğer yurt ise işte o yaşamaktır, keşke bilselerdi. (Asıl hayat için bekletildiğiniz / eğleştiğiniz yer nasıl aynı olabilir) Gemiye bindikleri vakit dininde katkısız / halisane olarak dua ederler, ne zaman ki karaya onları kurtardığımızda ise onlara verdiklerimizi yok saymak için ve de geçinmek / metalanmak için ortak koşarlar, ileride bilecekler. Görmediler mi ki etrafında insanları kapanlardan / kaçıranlardan onları dokunulmaz ve emin yaptık, Allah’ın nim etini yok sayıp geçersiz olana mı iman edecekler. Allah’a yalanı iftira edenden daha zalim kimdir? Yahut geldiği halde gerçeği yalanlayandan daha zalim kimdir? Kafirler için cehennem gidilecek yer değil midir? Bizim içimizde kalarak / bizim uğrumuza cihat edenlere yolarını göstereceğiz Muhakkak ki Allah , güzel davrananlarla beraberdir.
Allah’a karşı yalan uyduran veya kendisine hak gelince onu yalanlayan kimseden daha zalim kim olabilir? Kâfirler için Cehennem'de barınacak yer mi yok?
Uydurduğu yalanı Allah'ın üzerine atan veya kendisine gelen gerçeği yalanlayandan daha zalim kimdir? Kafirlerin durağı cehennemde değil midir?
Bir yalanı Allah'a mal eden veya kendine gelen gerçekler /ayetler karşısında yalana sarılandan daha büyük yanlış yapan kişi kimdir? Kafirler için cehennemde yer mi yok dipnot 1 ?
Allah'a karşı yalan uyduran, ya da gerçekler kendine gelince yalana sarılandan daha yanlış davranan kim olabilir? O nankörler için Cehennem'de yer mi yok?
Allah hakkında yalan uydurandan veya hak geldiğinde onu yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Kâfirler için Cehennem'de konaklayacak yer mi yok!
Allah hakkında yalan uydurandan veya hak geldiğinde onu yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Kafirler için cehennemde kalacak yer mi yok?!
Yalan düzüp Allah'a iftira eden, yahut kendisine geldiği zaman hakkı yalanlayan kişiden daha zalim kim vardır? Cehennemde değil midir kafirlerin barınağı?
Ankebût suresi, 69. ayet. وَٱلَّذِينَ جَٰهَدُوا۟ فِينَا لَنَهْدِيَنَّهُمْ سُبُلَنَا وَإِنَّ ٱللَّهَ لَمَعَ ٱلْمُحْسِنِينَ
Bizim uğrumuzda cihad edenler var ya, biz onları mutlaka yollarımıza ileteceğiz. Şüphesiz Allah, mutlaka iyilik yapanlarla beraberdir.
Bizim uğrumuzda cihad edenleri (fedakârlık yapanları) elbette kendi yollarımıza ulaştıracağız. Şüphesiz ki Allah güzel davrananlarla beraberdir.
Ama davamız uğrunda var gücünü harcayanları, elbette kendi yollarımıza yönelteceğiz: ve şüphesiz Allah iyi ve erdemli olanların yanındadır.
Ama davamız uğrunda üstün gayret gösterenleri, Bize varan yollara mutlaka yöneltiriz: Allah, kuşkusuz, iyilik yapanlarla beraberdir.
Biz'e (ermek için nefsine karşı) savaş verenlere gelince, elbette onları yollarımıza ulaştıracağız. . . Kesinlikle Allah, yakin ehliyle (ihsan sahibi {Allah'a görüyormuşçasına yönelen}) elbette beraberdir! (Maiyet sırrı. )
Bizim uğrumuzda cihad edenlere, şüphesiz yollarımızı gösteririz. Gerçekten Allah, ihsan edenlerle beraberdir.
Ama bizim uğrumuzda cihad edenleri elbette kendi yollarımıza eriştireceğiz. Hiç şüphe yok ki Allah iyi davrananlarla beraberdir.
Bizim uğrumuzda çaba gösterenleri kesinlikle yollarımıza eriştireceğiz. Kuşkusuz, Allah, güzel davrananlarla kesinlikle birliktedir.
Bizim davamız uğrunda Kur'an ile mücadele edenlere, elbette onlara yollarımızı göstereceğiz. Şüphesiz, Allah güzeli hayata geçirenlerle beraberdir.
Uğrumuzda çaba gösterenleri yollarımıza ileteceğiz. ALLAH hiç kuşkusuz iyilik edenlerle beraberdir.
Uğrumuzda çaba gösterenleri yollarımıza ileteceğiz. ALLAH hiç kuşkusuz iyilik edenlerle beraberdir.
Bizim uğrumuzda cihad edenlere gelince, elbette Biz onlara (Bize ulaştıran) yollarımızı gösteririz. Şüphesiz ki Allah, her zaman iyi davrananlarla beraberdir.
Bizim uğurumuzda mücahede edenlere gelince elbette biz onlara yollarımızı gösteririz ve şübhesiz ki Allah her halde muhsinlerle beraberdir
Biz, Bizim yolumuzda cihad edenleri dipnot 1 elbette yollarımıza iletiriz. Kuşkusuz Allah, muhsinlerle dipnot 2 beraberdir.
Biz, Bizim yolumuzda cihad edenleri dipnot 1 elbette yollarımıza iletiriz. Kuşkusuz Allah, muhsinlerle dipnot 2 beraberdir.
Biz, Bizim yolumuzda cihad edenleri dipnot 1 elbette yollarımıza iletiriz. Kuşkusuz Allah, muhsinlerle dipnot 2 beraberdir.
Bizim uğrumuzda cihad edenlere, şüphesiz yollarımızı gösteririz. Gerçekten Tanrı, ihsan edenlerle beraberdir.
Bizim uğrumuzda mücahede edenler (e gelince:) Biz onlara elbette yollarımızı gösteririz. Şübhesiz ki Allah her halde ihsan erbabiyle beraberdir.
Bizim uğrumuzda mücahede edenleri elbette yollarımıza eriştiririz. Şüphesiz ki Allah, ihsan edenlerle beraberdir.
(64-69) Dünya hayatı sadece oyalanma / eğleşme ve oyundur, diğer yurt ise işte o yaşamaktır, keşke bilselerdi. (Asıl hayat için bekletildiğiniz / eğleştiğiniz yer nasıl aynı olabilir) Gemiye bindikleri vakit dininde katkısız / halisane olarak dua ederler, ne zaman ki karaya onları kurtardığımızda ise onlara verdiklerimizi yok saymak için ve de geçinmek / metalanmak için ortak koşarlar, ileride bilecekler. Görmediler mi ki etrafında insanları kapanlardan / kaçıranlardan onları dokunulmaz ve emin yaptık, Allah’ın nim etini yok sayıp geçersiz olana mı iman edecekler. Allah’a yalanı iftira edenden daha zalim kimdir? Yahut geldiği halde gerçeği yalanlayandan daha zalim kimdir? Kafirler için cehennem gidilecek yer değil midir? Bizim içimizde kalarak / bizim uğrumuza cihat edenlere yolarını göstereceğiz Muhakkak ki Allah , güzel davrananlarla beraberdir.
Bizim uğrumuzda cihad edenleri biz elbette yollarımıza iletiriz. Muhakkak ki Allah iyilik edenlerle beraberdir.
Ama biz(im uğrumuz)da cihad edenleri biz, elbette yollarımıza iletiriz. Muhakkak ki Allah, iyilik edenlerle beraberdir.
Biz uğrumuzda cihad edenleri /elinden geleni yapanları dipnot 1 elbette yollarımıza yönlendiririz. Allah elbette güzel davrananlarla beraberdir dipnot 2 .
Bizim uğrumuzda mücadele edenlere elbette yollarımızı gösteririz. Allah güzel davrananlarla beraberdir.
Bizim uğrumuzda cihad edenler (var ya), biz mutlaka onları yollarımıza hidayet ederiz. Şüphesiz Allah, iyi kimselerle beraberdir.
Bizim için cihad edenlere yollarımızı açarız. Şüphesiz Allah, iyi kimselerle beraberdir.
Bizim uğrumuzda didinenleri biz, yollarımıza elbette ulaştıracağız. Allah, güzel düşünüp güzel davrananlarla mutlaka beraberdir.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.