Ankebût suresi

Ankebût suresi, 3. ayet

Ankebût suresi, 3. ayet. وَلَقَدْ فَتَنَّا ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ فَلَيَعْلَمَنَّ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ صَدَقُوا۟ وَلَيَعْلَمَنَّ ٱلْكَٰذِبِينَ

veleḳad fetenne-lleẕîne min ḳablihim feleya`lemenne-llâhü-lleẕîne ṣadeḳû veleya`lemenne-lkâẕibîn.

Diyanet İşleri

Andolsun, biz onlardan öncekileri de imtihan etmiştik. Allah, doğru söyleyenleri de mutlaka bilir, yalancıları da mutlaka bilir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Ankebût 1–6 · surenin 3. ayeti / 69

Konu İmtihan; ana babaya iyilik; yüklerini taşıyanlar Ankebût 1–13 3

  1. Ankebût 1

    Elif Lam Mim.

  2. Ankebût 2

    İnsanlar, "İnandık" demekle imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı zannederler.

  3. 3

    Andolsun, biz onlardan öncekileri de imtihan etmiştik. Allah, doğru söyleyenleri de mutlaka bilir, yalancıları da mutlaka bilir.

  4. Ankebût 4

    Yoksa kötülük yapanlar, bizden kaçıp kurtulacaklarını mı sandılar. Ne kötü hükmediyorlar!

  5. Ankebût 5

    Her kim Allah'a kavuşmayı umarsa, bilsin ki Allah'ın tayin ettiği o vakit elbette gelecektir. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

  6. Ankebût 6

    Her kim cihad ederse, ancak kendisi için cihad etmiş olur. Şüphesiz Allah, alemlere muhtaç değildir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 1–3. ayetler için yazılmıştır.

1-3. Yüce Allah, hikmetinin mükemmeliğini söz konusu etmekte ve “Ben mü’minim” diyerek kendisinin mü’min olduğunu iddia eden herkesin, türlü sıkıntı ve imtihanlardan yana sürekli bir esenlikte bulunmalarının, imanlarını ve imanlarına bağlı tali hususları sınamadan geçirecek birtakım sıkıntılara maruz kalmamalarının da hikmetine aykırı olduğunu haber vermektedir.

Çünkü eğer durum böyle olsaydı kimin doğru, kimin yalan söylediği, kimin haklı, kimin batıl bir iddiada bulunduğu ortaya çıkmaz ve bunlar birbirlerinden ayırt edilemezdi. Ancak Yüce Allah’ın gerek öncekilerde, gerekse bu ümmetteki ilâhî âdeti/kanunu, onları bollukla, darlıkla, zorlukla, kolaylıkla, hoşa giden ve gitmeyen şeylerle, zenginlikle, fakirlikle, düşmanların kimi hallerde kendilerine galip gelmesiyle, düşmanlara karşı söz ve fiille cihad etmekle vb. gibi türlü imtihanlarla sınamak şeklinde cereyan etmiştir. Bu imtihanların hepsi de ya akideye arız olan şüpheler ya da iradeye arız olan arzu ve isteklerle ilgilidir.

Şüphelerle karşı karşıya kaldığı takdirde imanı sarsılmayan, sahip olduğu hak ile bu şüpheleri bertaraf eden, masiyet ve günahlara çağıran ve bunları işlemeyi gerektiren yahut da Allah’ın ve Rasûlünün emrettiklerinden uzaklaştıran arzu ve istekleri başgösterdiği takdirde imanın gereğini yerine getirip bu arzularına karşı mücahade eden bir kimsenin ruh hali, elbette ki imanının doğruluğuna ve kuvvetine bir delildir. Şüphelerle karşı karşıya kaldığı takdirde kalbi, şüphe ve tereddütten etkilenen, arzularla karşı karşıya kaldığı vakit de masiyetlere yönelen ya da yerine getirmesi gereken görevlerinden uzak kalan kimsenin bu hali ise imanının doğru olmadığına ve bu konudaki iddiasının gerçek olmadığına delildir.

Bu konuda ise insanlar, ancak Yüce Allah’ın bilebileceği çok çeşitli derecededirler. Kimisi bu konularda aşağılarda, kimisi de oldukça yukarılardadır. Yüce Allah’tan bizlere dünya ve âhiret hayatında sarsılmaz söz (kelime-i tevhid) ile sebat vermesini, dini üzere kalplerimizi sabit tutmasını dileriz. Nefislerin sınanıp imtihan edilmeleri, nefislerdeki kötülüğü iyiliklerden ayırt eden demirci körüğü mesabesindedir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Allah Teâlâ, doğru söyleyenlerin imanlarında doğru söylediğini, yalan söyleyenlerin de imanlarında yalan söylediğini açığa çıkarsın diye elbette onlardan önce olanları da imtihan etmiştir.

Kelimeler

11 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَقَدْ velekad ve andolsun
  2. فَتَنَّا fetenna biz sınadık kök: فتن
  3. ٱلَّذِينَ ellezine kimseleri
  4. مِن min -den
  5. قَبْلِهِمْ ۖ kablihim onlardan öncekiler- kök: قبل
  6. فَلَيَعْلَمَنَّ fe leyea'lemenne elbette bilecektir kök: علم
  7. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  8. ٱلَّذِينَ ellezine kimseleri
  9. صَدَقُوا۟ sadeku doğruları kök: صدق
  10. وَلَيَعْلَمَنَّ veleyea'lemenne ve bilecektir kök: علم
  11. ٱلْكَـٰذِبِينَ l-kazibine yalancıları kök: كذب

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan

    "Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…

  • Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan

    Onları nerede yakalarsanız öldürün. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke'den) siz de onları çıkarın. Zulüm ve baskı, adam öldürmekten daha ağırdır.…

  • Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan

    Hiçbir zulüm ve baskı kalmayıncaya ve din yalnız Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Onlar savaşmaya son verecek olurlarsa, artık düşmanlık…

  • Ortak kavram: İmtihan · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va'dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size…

  • Ortak kavram: İmtihan · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    (Ey Muhammed!) Sana da o Kitab'ı (Kur'an'ı) hak, önündeki kitapları doğrulayıcı, onları gözetici olarak indirdik. Artık, Allah'ın indirdiği ile…

  • Ortak kavram: İmtihan

    Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden…

  • Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    Eğer kulumuza (Muhammed'e) indirdiğimiz (Kur'an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sure getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz,…

  • Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    Allah, Adem'e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

76 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Yemin olsun ki biz onlardan öncekileri de imtihan etmiştik. Elbette Allah doğruları bil(dir)ip (ortaya çıkaracak)tır; yalancıları da mutlaka bil(dir)ip (ortaya çıkaracaktır). dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Yüce Allah'ın bilmesi" ifadesiyle ilgili izahımız ve ilgili ayetler için bkz. Al-i İmrân 3:140, dipnot 2.

Mustafa İslamoğlu

Doğrusu, onlardan öncekileri de sınamıştık; fakat Allah her halde hem doğru söyleyenleri seçip ayıracak, hem de yalancıları seçip ayıracak.

Muhammed Esed

Evet, andolsun ki, Biz kendilerinden öncekileri de sınadık; o halde (bugün yaşayanlar da sınanacak ve) elbette Allah, doğru davrananları ortaya çıkaracak ve yalancıların da kimler olduğunu gösterecektir.

Ahmed Hulusi

Andolsun ki onlardan öncekileri de sınav objeleriyle denemişizdir. . . Allah (dışarıdan bir tanrı gibi değil - hakikatleri olarak) elbette (sözlerinde) sadıkları açığa çıkarıp bilecek ve elbette yalancıları da açığa çıkarıp bilecek.

Ali Bulaç

Andolsun, onlardan öncekileri sınadık; Allah, gerçekten doğruları da bilmekte ve gerçekten yalancıları da bilmektedir.

Ali Özek ve heyeti

Andolsun ki, biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir. Elbette Allah, doğruları ortaya çıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır.

Ali Rıza Safa

Gerçek şu ki, onlardan öncekileri de sınamıştık. Allah, doğruyu söyleyenleri kesinlikle bilir; yalancıları da kesinlikle bilir.

Bayraktar Bayraklı

Andolsun ki biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir. Elbette Allah, doğruları ortaya çıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır.

Edip Yüksel

Kendilerinden öncekileri sınadık. Elbette ALLAH doğrucuları ile yalancıları birbirinden ayıracaktır.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Kendilerinden öncekileri sınadık. Elbette ALLAH doğrucuları ile yalancıları birbirinden ayıracaktır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Andolsun ki, Biz onlardan öncekileri ne fitnelerle imtihan ettik. Yine Allah, elbette doğruluk gösterenleri bilecek ve elbette yalancıları da bilecektir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şanım hakkı için biz onlardan evvelkileri ne fıtnelerle imtihan ettik, yine Allah, elbette sadakat edenleri bilecek ve elbette yalancıları bilecek

Erhan Aktaş

Ant olsun ki onlardan öncekilerini de fitnelendirmiştik. Böylece Allah, kimin samimi kimin de yalancı olduğunu ortaya çıkarmaktadır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ant olsun ki onlardan öncekilerini de fitnelendirmiştik. Böylece Allah, kimin samimi kimin de yalancı olduğunu ortaya çıkarmaktadır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ant olsun ki onlardan öncekilerini de fitnelendirmiştik. Böylece Allah, kimin samimi kimin de yalancı olduğunu ortaya çıkarmaktadır.

Gültekin Onan

Andolsun, onlardan öncekileri sınadık; Tanrı, gerçekten doğruları da bilmekte ve gerçekten yalancıları da bilmektedir.

Hasan Basri Çantay

Andolsun, biz onlardan evvelkileri de imtihan etmişizdir. Allah elbette saadık olanları da bilir, elbette yalancı olanları da bilir.

İbni Kesir

Andolsun ki; Biz, onlardan öncekileri de denedik. Allah; elbette doğruları bilir ve elbette yalancıları da bilir.

Mehmet Alagaş

(1-7) Elif Lâm Mîm, İnsanlar, iman ettik demenin yeteceğini sınanma yapılmadan terk edileceğini mi sandı? Kesin olan şu ki, onlardan öncekileri de sınadık ki , Allah sözüne sadıkları bilsin ve de yalancılar ı bilsin. Kötülük yapanlar bizi atlatacaklarını mı sandılar? Ne kötü hüküm veriyorlar . Kim Allah’la buluşacağını arzu ederse bilsin ki Allah’ın süresi kesinlikle gelecektir , O, işitendir bilendir. Kim çaba içerisine girerse kendisi içindir , muhakkak ki Allah alemlerden zengindir. (İlk ayetler işkence gören Habbab b. Eret’e Resulullah tarafından tavsiye edilmiştir) iman eden ve salih amel yapanların kötülüklerini görmezden geleceğiz , o nları yaptıkları amellerin daha güzeli ile karşılıklandıracağız / ödüllendireceğiz.

Rowwad Tercüme Merkezi

Biz, onlardan öncekilerini de imtihan etmiştik. Allah; elbette doğru söyleyenleri de, yalan söyleyenleri de bilir.

Süleyman Ateş

Andolsun biz, onlardan öncekilerini sınadık. Elbette Allah (sınayıp) doğruları bilecek, yalancıları bilecektir.

Süleymaniye Vakfı

Biz kendilerinden öncekilerini de zorlu imtihanlardan geçirdik. Allah (imtihanlar sonucunda), doğru sözlü olanları elbette bilecektir. Elbette yalancı olanları da bilecektir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlardan öncekilerini de sıkıntılara sokmuştuk. Allah kimlerin samimi olduğunu elbette bilecektir. Kimlerin yalancı olduklarını da bilecektir.

Şaban Britch

Biz, onlardan öncekilerini de imtihan ettik. Allah, elbette doğru olanları bilir. Ve elbette yalancıları da bilir.

Şaban Piriş

Biz, onlardan öncekilerini de imtihan ettik. Allah, elbette doğruları bilir. Ve elbette yalancıları da bilir.

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun ki biz, onlardan öncekileri de fitne yoluyla denemişizdir. Allah, özüyle sözü bir olanları elbette bilecektir. Ve O, yalancıları da elbette bilecektir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Indeed We tested those who came to this world before them and Allah shall most certainly know those who will prove true to their promises and their intentions ad well as those who prove themselves liars.

Abdul Haleem

We tested those who went before them: God will certainly mark out which ones are truthful and which are lying.

Abdullah Yusuf Ali

We did test those before them, and Allah will certainly know those who are true from those who are false.

Abul A'la Maududi

for We indeed tested those who went before them? dipnot 1 Allah will most certainly ascertain dipnot 2 those who spoke the truth and those who lied.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, this is not a new thing which you alone may be experiencing. The same has also been happening before you. Whoever made a claim to the faith, he was made to pass through trials and tribulations. And when the others were not given anything without the trial, you are in no way any special people that you should be favored and rewarded merely on verbal profession of the faith.
  2. metne dön, dipnot 2
    Literally, "It is necessary that Allah should find out." A question may be asked: “When Allah already knows the truth of the truthful and the untruth of the liar, why should He put the people to the test for the sake of these” The answer is: Until a person has manifested his potential and capability to do a thing in practical terms, justice requires that he neither deserves any rewards nor any punishment. One man, for example, is capable of being trustworthy and another man of being un-trustworthy. Unless both are tried and one manifests trustworthiness and the other the lack of it practically, it will not be justice on the part of Allah that He should reward one for trustworthiness and punish the other for the lack of it only on the basis of His knowledge of the unseen. Therefore the knowledge Allah already possesses about the capabilities of the people and about their conduct in the future is not enough to satisfy the requirements of justice until the people have manifested their potentialities in practical ways. Justice with Allah is not based on the knowledge that a person possesses a tendency to steal and will commit a theft, but on the knowledge that he has actually committed a theft. Likewise, Allah does not bestow favors and rewards on the basis of the knowledge that a person has the potential and capability to become a great believer and fighter in His way, but on the basis of the knowledge that the person concerned has practically proved by deed and action that he is a sincere believer and a brave fighter in His way. That is why we have translated the words of the verse as: “Allah will surely make evident.”

Aisha Bewley

We tested those before them so that Allah would know the truthful and would know the liars.

Al-Hilali & Khan

And We indeed tested those who were before them. And Allâh will certainly make (it) known (the truth of) those who are true, and will certainly make (it) known (the falsehood of) those who are liars, (although Allâh knows all that before putting them to test).

Ali Quli Qarai

Certainly We tested those who were before them. So Allah shall surely ascertain those who are truthful, and He shall surely ascertain the liars.

Amatul Rahman Omar

Whereas We did already try those who were before them with hardships. Allâh will surely bring to light those who are true in their faith as He will bring to light also the liars (by putting them into troubles).

Arthur John Arberry

We certainly tried those that were before them, and assuredly God knows those who speak truly, and assuredly He knows the liars.

Bijan Moeinian

The believers before them were subjected to the hardship to pass the test in spite of the fact that God knew in advance which one of them was a true believer (and which one pretending to be a believer. )

E. Henry Palmer

we did try those who were before them, and God will surely know those who are truthful, and He will surely know the liars.

Edip-Layth

While We had tested those before them, so that God would know those who are truthful and so that He would know the liars.

George Sale

We heretofore proved those who were before them; for God will surely know them who are sincere, and He will surely know the liars.

Hamid S. Aziz

Do men imagine that they will be left alone because they say, "We believe," and not be tested?

Mahmoud Ghali

And indeed We already tempted the ones that were even before them, so indeed Allah definitely knows the ones who (act) sincerely, and indeed Allah definitely knows the liars.

Marmaduke Pickthall

Lo! We tested those who were before you. Thus Allah knoweth those who are sincere, and knoweth those who feign.

Mohamed Ahmed - Samira

We had tried those who were before them so that God knew who spoke the truth, and who were liars.

Muhammad Asad

Yea, indeed, We did test those who lived before them; and so, [too, shall be tested the people now living: and] most certainly will God mark out those who prove themselves true, and most certainly will He mark out those who are lying.

Mustafa Khattab

We certainly tested those before them. And ˹in this way˺ Allah will clearly distinguish between those who are truthful and those who are liars.

Progressive Muslims

While We had tested those before them, so that God would know those who are truthful and so that He would know the liars.

Rashad Khalifa

We have tested those before them, for GOD must distinguish those who are truthful, and He must expose the liars.

Sahih International

But We have certainly tried those before them, and Allah will surely make evident those who are truthful, and He will surely make evident the liars.

Sam Gerrans

And We subjected to means of denial those before them; and God will know those who are truthful, and He will know the liars.

Shabbir Ahmed

Yes, indeed, We did test those who lived before them. And so, most certainly, Allah will distinguish between those who are truthful from those who are liars.

Syed Vickar Ahamed

And We indeed, did test those who were before them, so that Allah will indeed know, those who are true and He will know those who are liars.

Taqi Usmani

Indeed We have tested those who were before them. So Allah will surely know the ones who are truthful, and He will surely know the liars.

The Monotheist Group

We had tested those before them, so that God would distinguish those who are truthful and so that He would know the liars.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Ankebût suresi, 3. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Ankebût suresi, 3. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Ankebût suresi, 3. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩