Ankebût suresi

Ankebût suresi, 11. ayet

Ankebût suresi, 11. ayet. وَلَيَعْلَمَنَّ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَلَيَعْلَمَنَّ ٱلْمُنَٰفِقِينَ

veleya`lemenne-llâhü-lleẕîne âmenû veleya`lemenne-lmünâfiḳîn.

Diyanet İşleri

Allah, elbette kendisine iman edenleri de bilir ve elbette münafıkları da bilir.

25 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Ankebût 8–14 · surenin 11. ayeti / 69

Konu İmtihan; ana babaya iyilik; yüklerini taşıyanlar Ankebût 1–13 3

  1. Ankebût 8

    Biz, insana, ana babasına iyilik etmesini emrettik. Şayet onlar seni, hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi bana ortak koşman için zorlarlarsa, bu takdirde onlara itaat etme. Dönüşünüz ancak bana olacaktır ve ben yapmakta olduklarınızı size haber vereceğim.

  2. Ankebût 9

    İman edip de salih amel işleyenler var ya, biz onları mutlaka salihler (iyiler) arasına sokacağız.

  3. Ankebût 10

    İnsanlardan öyleleri vardır ki, "Allah'a inandık" derler. Ama Allah uğrunda bir ezaya uğratılınca, insanlardan gördükleri baskı ve işkenceyi Allah'ın azabı gibi tutar. Andolsun, Rabbinden bir yardım gelecek olsa mutlaka, "Biz de sizinle beraberdik" derler. Allah, herkesin kalbinde olanı en iyi bilen değil midir?

  4. 11

    Allah, elbette kendisine iman edenleri de bilir ve elbette münafıkları da bilir.

  5. Ankebût 12

    İnkar edenler iman edenlere, "Yolumuza uyun da sizin günahlarınızı yüklenelim" derler. Halbuki onların günahlarından hiçbir şey yüklenecek değillerdir. Şüphesiz onlar kesinlikle yalancılardır.

  6. Ankebût 13

    Andolsun, onlar mutlaka kendi yüklerini ve kendi yükleriyle beraber nice ağır yükleri yükleneceklerdir. Uydurmakta oldukları şeylerden de kıyamet günü şüphesiz, sorguya çekileceklerdir.

  7. Ankebût 14

    Andolsun, biz, Nuh'u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik. O da dokuz yüz elli yıl onların arasında kaldı. Neticede onlar zulümlerini sürdürürlerken tufan kendilerini yakalayıverdi.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 10–11. ayetler için yazılmıştır.

10. Yüce Allah, iman iddiasında bulunan kimseler içindeki doğrularla yalancıların ayırt edilmesi için imtihanın kaçınılmaz olduğunu söz konusu ettikten sonra şimdi de insanlardan bir kesimin imtihan ve sıkıntılara sabır gösteremediğini, sarsıcı bazı olaylar karşısında sebat gösteremediğini beyan etmek üzere şöyle buyurmaktadır: “İnsanlardan bir kısmı: “Allah’a iman ettik” derler. Ama Allah yolunda” dininden dönmeleri ve tekrar batılla kucaklaşmaları için dayak, malın alınması ve ayıplanmak gibi “bir eziyete uğradıklarında insanların eziyetini Allah’ın azabı gibi görür (de sabırsızlık gösterirler).” İnsanların yaptıkları bu eziyeti, kendisini imandan alıkoyabilecek ve iman üzere sebat etmesini engelleyecek bir sebep sayar. Zra azap, azaba sebep olan şeylerden alıkoyar.

“Eğer Rabbinden bir zafer gelirse andolsun onlar: Şüphesiz biz sizinle beraberdik, diyeceklerdir.” Çünkü zafer, insanın arzusuna uygundur. Bu kesim insanlar, Yüce Allah’ın şu buyruğunda sözünü ettiği kimselerin arasında yer alırlar: “İnsanlardan bazısı vardır ki Allah’a bir yönden kulluk eder. Eğer bir hayır elde ederse onunla tatmin olur. Şâyet başına bir musibet gelirse yüz üstü geri (küfre) döner. Böylece dünyayı da âhireti de kaybeder. İşte bu, apaçık hüsranın ta kendisidir.” (el-Hac, 22/11)

“Allah herkesin kalbinde olanı en iyi bilen değil midir?” Nitekim O, bu halde olan bu kesimi size nitelediği şekilde haber verip bildirmektedir. Bununla siz, Allah’ın ilmini, kemalini ve hikmetinin genişliğini anlayabilmelisiniz.

11. “Andolsun Allah, mü’minleri de ortaya çıkaracaktır, münafıkları da.” Yani Yüce Allah’ın birtakım sıkıntı ve sınamaları takdir etmesi, onlar hakkındaki bilgisinin ortaya çıkması içindir. Buna bağlı olarak O, onları sadece kendi bilgisine göre değil ortaya çıkan kendi davranışları ile cezalandıracaktır. Zira insanlar, eğer sınanmış olsalardı mutlaka sebat göstereceklerine dair Yüce Allah’a karşı bahane ileri sürebilirlerdi.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Elbette Allah; kendisine gerçekten iman edenleri bilir, kendisine iman ettiklerini izhar edip küfrü gizleyen münafıkları da kesinlikle bilir.

Kelimeler

6 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَيَعْلَمَنَّ veleyea'lemenne ve elbette bilir kök: علم
  2. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  3. ٱلَّذِينَ ellezine kimseleri
  4. ءَامَنُوا۟ amenu inananları kök: امن
  5. وَلَيَعْلَمَنَّ veleyea'lemenne ve elbette bilir kök: علم
  6. ٱلْمُنَـٰفِقِينَ l-munafikine iki yüzlüleri kök: نفق

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 3 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Ortak kavram: İnfak

    Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.

  • Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Ortak kavram: İnfak

    (Mallarınızı) Allah yolunda harcayın. Kendi kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik edin. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever.

  • Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Ortak kavram: İnfak

    Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: "Hayır olarak ne harcarsanız o, ana-baba, akraba, yetimler, fakirler ve yolda kalmışlar…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

78 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

25 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Allah iman edenleri elbette bil(dir)ip (ortaya çıkaracaktır); dipnot 1 iki yüzlüleri de elbette bil(dir)ip (ortaya çıkaracaktır). dipnot 2

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayetteki "Allah bilsin!" ifadeleri, 4. ayette de olduğu gibi "Allah'ın bildirmesi ve/veya ortaya çıkarması" demektir. Benzer mesajlar: Bakara 2:143; Al-i İmrân 3:140, 142, 166, 167; Tevbe 9:16; Kehf 18:12; ‘Ankebût 29:3; Sebe' 34:21; Muhammed 47:31; Hadîd 57:25.
  2. metne dön, dipnot 2
    Ankebût suresinin 10 ve 11. ayetlerinde münafıklardan söz edildiği için bu ayetlerin Medine dönemi ayetlerinden olduğu anlaşılmaktadır.

Mustafa İslamoğlu

Ve Allah her halükarda imanda sebat edenleri de elbet seçip ayıracak, ikiyüzlü olup çıkanları da elbet seçip ayıracaktır.

Muhammed Esed

(Evet!) Allah, (gerçekten) imana erenlerin de, ikiyüzlülerin de kimler olduğunu mutlaka gösterecektir.

Ahmed Hulusi

Allah, elbette iman edenleri bilecektir; elbette münafıkları da (zekalarını, Hak olan doğrultusunda değil, çıkarları doğrultusunda kullanan ikiyüzlüleri) bilecektir.

Ali Bulaç

Allah muhakkak iman edenleri de bilmekte ve muhakkak münafıkları da bilmektedir.

Ali Özek ve heyeti

Allah, elbette (O'na gönülden) iman edenleri de bilir, iki yüzlüleri de bilir (ortaya çıkaracaktır).

Ali Rıza Safa

Allah, inananları kesinlikle bilir; ikiyüzlüleri de kesinlikle bilir.

Bayraktar Bayraklı

Allah kesinlikle kimlerin gerçekten inandığını ve kimlerin de münafık olduğunu bilmektedir.

Edip Yüksel

ALLAH elbette iman edenlerle ikiyüzlüleri açığa çıkaracaktır.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

ALLAH elbette inananlarla ikiyüzlüleri açığa çıkaracaktır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve kesinlikle Allah, iman etmiş olanları herhalde bilecektir; münafıkları da bilecek elbette.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve elbette Allah iyman etmiş olanları her halde bilecek ve elbet münafıkları da behemehal bilecek.

Erhan Aktaş

Allah, elbette iman edenleri bilir ve elbette kimlerin de Münafık dipnot 1 olduğunu da bilir.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Münafık, içten "bitmiş, tükenmiş ve imanı kalmamış, omurgasız, onursuz ve iki -yüzlü kimse demektir. Münafık, iman konusunda dürüst ve samimi olmayan, tıpkı tarla faresinin yuva değiştirdiği gibi, yer değiştiren: işlerine gelince Mü'min, işlerine gelince Kafir olan kimse.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Allah, elbette inananları bilir ve elbette kimlerin de münafık dipnot 1 olduğunu da bilir.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Münafık, içten "bitmiş, " " tükenmiş" ve imanı "kalmamış, " omurgasız, onursuz ve iki -yüzlü kimse demektir. Münafık, İman konusunda dürüst ve samimi olmayan, tıpkı tarla faresinin yuva değiştirdiği gibi, yer değiştiren: işlerine gelince mümin, işlerine gelince Kafir olan kimsedir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Allah, elbette inananları bilir ve elbette kimlerin de münafık dipnot 1 olduğunu da bilir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Nüzul sırasına göre, münafık sözcüğü ilk kez bu ayette geçmektedir. Münafık: "nfk" (nefeka), mastar olarak, tükenmek, bitmek, kalmamak demektir. Münafık, içten "bitmiş," " tükenmiş" ve imanı "kalmamış," omurgasız, onursuz ve ikiyüzlü kimse demektir. "Münafık sözcüğü, tarla faresi ve Arap tavşanın durumu için kullanılan bir sözcüktür. Arap tavşanının ve tarla faresinin yer altında birçok yuvası bulunur. Bir tehlike söz konusu olduğu zaman, bu tehlikeye göre yuva değiştirirler. Birinde tehlike olunca diğerine geçerler. Münafık, İman konusunda dürüst ve samimi olmayan, tıpkı tarla faresinin yuva değiştirdiği gibi, yer değiştiren: işlerine gelince mümin, işlerine gelince kafir olan kimsedir."

Gültekin Onan

Tanrı muhakkak inananları da bilmekte ve muhakkak münafıkları da bilmektedir.

Hasan Basri Çantay

Allah iman edenleri de elbet bilir, münafıkları da elbet bilir.

İbni Kesir

Elbette Allah; inananları bilir. Ve elbette münafıkları da bilir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Allah, elbette kendisine iman edenleri de bilir ve elbette münafıkları da bilir.

Süleyman Ateş

Allah, elbette inananları da bilir ve elbette iki yüzlüleri de bilir.

Süleymaniye Vakfı

Allah inanıp güvenenleri elbette bilecektir. Münafıkları /iki yüzlüleri de elbette bilecektir dipnot 1 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayet ve daha nice ayet, mezheplerin ortaya koyduğu kader anlayışının yanlışlığını açıkça göstermektedir. Kader, Allah Teala'nın varlıklara istediği gücü verip sınırlar koymasıdır (Mekayis'ul-luğa). Allah, yarattığı her şeye bir ölçü koyar (Bakara 2/20, Ahzab 33/38, Kamer 54/49). İnsanın önünde, biri doğru, diğeri yanlış olmak üzere iki yol bulunur (İnsan 76/3-12). İmtihan, bilgi imtihanı değil, sabır ve cihad imtihanıdır. Bildikleri doğrulara uyanlar, imtihanı kazanırlar, menfaatlerini öne alanlar ise kaybederler (Ankebut 29/2-3). Allah'ın belirlediği kaderi /ölçüyü bırakıp kendilerine göre bir kader /ölçü oluşturanlar, bunları kabul edenler, bütün bu ayetlerde anlam kayması yapmakla yetinmemiş, Allah'ı da kendilerine göre tanımlamak zorunda kalmışlardır. Bir şey, ona benzer şeylerle tanınıp tanımlanabilir. Allah'ın bir benzeri olmadığı için o kendini nasıl tanıtmışsa ancak öyle tanıyabiliriz (En'am 6/103-104). Allah sistemini imtihan için kurduğunu, sonucu önceden bilmediğini söylüyorsa (Al-i İmran 3/142) ona inanmak gerekir. Yanlış kader anlayışını savunanlar, Allah'ın her şeyi bildiğine dair ayetlere de dayanırlar. Arap dilinde "şey" varlık anlamındadır. Olmayana şey denmez. Cihad, düşmanın, şeytanın ve arzuların baskısına var gücüyle direnmek, sabır ise şartlar ne olursa olsun kararlı davranıp duruşunu bozmamaktır. Bunlar, kişinin imtihanla yüz yüze gelmesinden önce bilinemez. Ayrıntılı bilgi için "Bedir Savaşı ve Kader" başlıklı yazıya bakılabilir. https://www.suleymaniyevakfi.org/allahin-bilgisi-ve-kader/bedir-savasi-ve-kader.html.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah inananları elbette bilecektir. İki yüzlüleri de elbette bilecektir.

Şaban Britch

Allah, elbette iman edenleri biliyor ve elbette münafıkları da biliyor.

Şaban Piriş

Allah, elbette iman edenleri biliyor ve elbette münafıkları da biliyor.

Yaşar Nuri Öztürk

Allah iman edenleri elbette bilecektir. Ve münafık olanları da elbette bilecektir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And Allah does indeed know those who acknowledge His divine nature and His Omnipotence and Authority and conformed their will to His will and also He knows the hypocrites who falsely profess to be religiously inclined.

Abdul Haleem

God will be sure to mark out which ones are the believers, and which the hypocrites.

Abdullah Yusuf Ali

And Allah most certainly knows those who believe, and as certainly those who are Hypocrites.

Abul A'la Maududi

Allah will surely ascertain who are the believers and who are the hypocrites. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, Allah provides occasions for the trial again and again so that the faith of the believers and the hypocrisy of the hypocrites become manifest, and whatever is hidden in the hearts becomes exposed. The same thing has been said in (Surah Aal-Imran: Ayat 179): "Allah will not leave the believers in the state in which you happen to be at present: He will surely separate the pure from the impure people."

Aisha Bewley

Allah knows those who have iman and He knows the hypocrites.

Al-Hilali & Khan

Verily, Allâh knows those who believe, and verily, He knows the hypocrites [i.e. Allâh will test the people with good and hard days to discriminate the good from the wicked, although Allâh knows all that before putting them to test].

Ali Quli Qarai

Allah shall surely ascertain those who have faith, and He shall surely ascertain the hypocrites.

Amatul Rahman Omar

Indeed, Allâh will bring to light those who believe, and He will also reveal the hypocrites.

Arthur John Arberry

God surely knows the believers, and He knows the hypocrites.

Bijan Moeinian

God has to know [and prove to man through the trials of life] who is a believer and who is a hypocrite.

E. Henry Palmer

God will surely know those who believe, and will surely know the hypocrites.

Edip-Layth

God is fully aware of those who acknowledged, and He is fully aware of the hypocrites.

George Sale

Verily God well knoweth the true believers, and He well knoweth the hypocrites.

Hamid S. Aziz

And there are those among men who say, "We believe in Allah!" but when they suffer for the sake of Allah, they mistake the persecution of men for the punishment of Allah; but if help come from your Lord they will say, "Verily, we were with you!" Is not Allah best aware of what is in the breasts of His creatures?

Mahmoud Ghali

And indeed Allah definitely knows the ones who have believed, and indeed He definitely knows the hypocrites.

Marmaduke Pickthall

Verily Allah knoweth those who believe, and verily He knoweth the hypocrites.

Mohamed Ahmed - Samira

God will surely know the believers and know the hypocrites.

Muhammad Asad

[Yea-] and most certainly will God mark out those who have [truly] attained to faith, and most certainly will He mark out the hypocrites.

Mustafa Khattab

Allah will certainly distinguish between those who have ˹sure˺ faith and the hypocrites.

Progressive Muslims

God is fully aware of those who believed, and He is fully aware of the hypocrites.

Rashad Khalifa

GOD will most certainly distinguish those who believe, and He will most certainly expose the hypocrites.

Sahih International

And Allah will surely make evident those who believe, and He will surely make evident the hypocrites.

Sam Gerrans

And God will know those who heed warning, and He will know the waverers.

Shabbir Ahmed

Verily, Allah knows those who believe, and verily He knows the pretenders.

Syed Vickar Ahamed

And indeed, Allah most truly knows those who believe, and as truly (He knows) those who are the hypocrites (who hide the truth).

Taqi Usmani

Allah will certainly know those who believe and He will certainly know the hypocrites.

The Monotheist Group

God is fully aware of those who believed, and He is fully aware of the hypocrites.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Ankebût suresi, 11. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Ankebût suresi, 11. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Ankebût suresi, 11. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩