Diyanet İşleri
Andolsun, biz, Nuh'u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik. O da dokuz yüz elli yıl onların arasında kaldı. Neticede onlar zulümlerini sürdürürlerken tufan kendilerini yakalayıverdi.
Ankebût suresi
Ankebût suresi, 14. ayet. وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوْمِهِۦ فَلَبِثَ فِيهِمْ أَلْفَ سَنَةٍ إِلَّا خَمْسِينَ عَامًا فَأَخَذَهُمُ ٱلطُّوفَانُ وَهُمْ ظَٰلِمُونَ
veleḳad erselnâ nûḥan ilâ ḳavmihî felebiŝe fîhim elfe senetin illâ ḫamsîne `âmâ. feeḫaẕehümu-ṭṭûfânü vehüm żâlimûn.
Andolsun, biz, Nuh'u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik. O da dokuz yüz elli yıl onların arasında kaldı. Neticede onlar zulümlerini sürdürürlerken tufan kendilerini yakalayıverdi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Nûh, İbrâhim ve Lût Ankebût 14–27 3
Allah, elbette kendisine iman edenleri de bilir ve elbette münafıkları da bilir.
İnkar edenler iman edenlere, "Yolumuza uyun da sizin günahlarınızı yüklenelim" derler. Halbuki onların günahlarından hiçbir şey yüklenecek değillerdir. Şüphesiz onlar kesinlikle yalancılardır.
Andolsun, onlar mutlaka kendi yüklerini ve kendi yükleriyle beraber nice ağır yükleri yükleneceklerdir. Uydurmakta oldukları şeylerden de kıyamet günü şüphesiz, sorguya çekileceklerdir.
Andolsun, biz, Nuh'u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik. O da dokuz yüz elli yıl onların arasında kaldı. Neticede onlar zulümlerini sürdürürlerken tufan kendilerini yakalayıverdi.
Biz de onu (Nuh'u) ve gemide bulunanları kurtardık ve bunu alemlere bir ibret kıldık.
İbrahim'i de peygamber olarak gönderdik. Hani o, kavmine şöyle demişti: "Allah'a kulluk edin, O'na karşı gelmekten sakının. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır."
"Siz, Allah'ı bırakarak ancak putlara tapıyorsunuz ve yalan uyduruyorsunuz. Allah'ı bırakarak taptıklarınızın size hiçbir rızık vermeye güçleri yetmez. Öyle ise rızkı Allah'ın katında arayın. O'na kulluk edin ve O'na şükredin. Siz yalnız O'na döndürüleceksiniz."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
14. Yüce Allah, peygamberleri yalanlayan ümmetleri cezalandırmasına dair hüküm ve hikmetini bildirmekte, kulu ve rasûlü Nûh aleyhisselam’ı kavmine, kendilerini tevhide, yalnızca Yüce Allah’a ibadet etmeye, O’na ortak koşulan eşlerden ve putlardan uzak kalmaya davet etmek üzere gönderdiğini haber vermektedir.
“O, onların arasında” davetçi bir peygamber olarak “elli yıl eksik olmak üzere bin yıl kaldı.” Bu zaman zarfında onları davete ara vermedi. Onlara öğüt vermeyi bırakmadı. Gece gündüz, gizli açık onları davet edip durdu. Fakat onlar, doğru yola gelmediler, hidâyet bulmadılar. Aksine küfür ve tuğyanlarını sürdürüp gittiler. Sonunda peygamberleri Nûh -salât ve selâm olsun ona- ileri derecedeki sabır ve tahammülüne rağmen onlara: “Rabbim! Yeryüzünde kâfirlerden dönüp dolaşan tek bir kimse bırakma!” (Nûh, 71/26) diyerek beddua etti.
“Sonunda onlar zulümlerini sürdürürken” artık azabı hak edince “tûfân” gökten bol bol inen ve yerden şiddetlice kaynayan sel suları “onları yakaladı.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Muhakkak biz Nuh’u bir peygamber olarak kavmine gönderdik. O da dokuz yüz elli sene boyunca, onları Allah’ı birlemeye davet ederek aralarında yaşadı. Onlarsa onu yalanladılar ve küfürlerine devam ettiler. Allah'a karşı küfürleri ve peygamberlerini yalanlamalarından ötürü içinde bulundukları zulümleri sebebiyle tufan onları yakalayıverdi ve boğularak helak oldular.
Aynı kök: خمس (8 geçiş) · Aynı kök: الف (22 geçiş) · Aynı kök: سنو (20 geçiş)
Melekler ve Ruh (Cebrail) ona süresi elli bin yıl olan bir günde yükselir.
Aynı kök: خمس (8 geçiş) · Aynı kök: الف (22 geçiş)
Evet, sabrettiğiniz ve Allah'a karşı gelmekten sakındığınız takdirde; onlar ansızın üzerinize gelseler bile Rabbiniz nişanlı beş bin melekle size…
Aynı kök: عوم (9 geçiş) · Aynı kök: لبث (31 geçiş)
Yahut altı üstüne gelmiş (ıpıssız duran) bir şehre uğrayan kimseyi görmedin mi? O, "Allah, burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek (acaba)?" demişti.…
Aynı kök: الف (22 geçiş) · Aynı kök: سنو (20 geçiş)
Andolsun, sen onların, yaşamaya, bütün insanlardan; hatta Allah'a ortak koşanlardan bile daha düşkün olduklarını görürsün. Onların her biri bin yıl…
Aynı kök: الف (22 geçiş) · Aynı kök: سنو (20 geçiş)
Bir de senden acele azap istiyorlar. Halbuki Allah asla va'dinden caymaz. Şüphesiz Rabbinin nezdinde bir gün, sizin saydığınız bin yıl gibidir.
Aynı kök: الف (22 geçiş) · Aynı kök: سنو (20 geçiş)
Görmez misin ki Allah, bulutları sevk eder. Sonra, onları kaynaştırıp üst üste yığar. Nihayet yağmurun, onların arasından yağdığını görürsün. O,…
Aynı kök: سنو (20 geçiş) · Aynı kök: لبث (31 geçiş)
Yusuf, onlardan kurtulacağını düşündüğü kişiye, "Efendinin yanında beni an", dedi. Fakat şeytan onu efendisine hatırlatmayı unutturdu da bu yüzden o,…
Aynı kök: سنو (20 geçiş) · Aynı kök: لبث (31 geçiş)
Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar. Buna dokuz daha eklediler.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Yemin olsun ki biz Nuh'u kendi halkına göndermiştik; bin seneden elli yıl eksik dipnot 1 bir süre onların arasında kalmıştı. Onlar haksızlık ederken (sonunda) tufan kendilerini yakalamıştı.
Doğrusu Biz Nuh'u da kendi kavmine elçi göndermiştik: Nuh da onlar arasında -elli yıl eksiğiyle- bin sene kalmıştı; ve onlar iyice zulme gömülüp gitmiş bir haldeyken, tufan onları enseleyivermişti.
Biz (çok zaman önce) Nuh'u kendi kavmine göndermiştik ve Nuh onlar arasında dokuzyüzelli yıl geçirmişti; sonra onlar hala zulüm batağında yaşamaya devam ederlerken bir tufana yakalanmışlardı.
Andolsun ki Nuh'u kendi toplumuna irsal ettik de onların içinde elli yıl hariç bin sene kaldı! Zulümleri üzereyken tufan onları yakaladı.
Andolsun, biz Nuh'u kendi kavmine (elçi olarak) gönderdik, içlerinde elli yılı eksik olmak üzere bin sene yaşadı. Sonunda onlar zulme devam ederlerken tufan kendilerini yakalayıverdi.
Andolsun ki biz Nuh'u kendi kavmine gönderdik de o bin yıldan elli yıl eksik bir süre onların arasında kaldı. Sonunda onlar zulümlerini sürdürürken tufan kendilerini yakalayıverdi.
Ve gerçek şu ki, Nuh'u, kendi toplumuna gönderdik; onların arasında, bin yıldan elli yıl eksik kaldı. Haksızlıklarını sürdürürlerken, tufan onları yakaladı. dipnot 326
Andolsun ki biz Nuh'u kendi kavmine gönderdik. O, bin yıldan elli yıl eksik bir süre onların arasında kaldı. Sonunda onlar zulümlerini sürdürürken tufan kendilerini yakalayıverdi.
Nuh'u, halkına göndermiştik ve onların arasında bin seneden elli yıl eksik kaldı. Ancak zulmettikleri için onları tufan yakaladı. dipnot 1
Nuh'u, halkına göndermiştik ve onların arasında bin seneden elli yıl eksik kaldı. Ancak zulmettikleri için onları tufan yakaladı.
Andolsun ki, Nuh'u kavmine gönderdik de içlerinde elli eksik bin (dokuz yüz elli) yıl kaldı, derken zulümlerini sürdürürlerken onları tufan yakalayıverdi.
Ve celalim hakkı için Nuhu kavmine gönderdik de içlerinde elli yılı müstesna bin sene durdu derken onları tufan yakalayıverdi hep zulmediyorlardı
Ant olsun ki Nuh'u halkına gönderdik. Onların içinde bin aydan elli yıl dipnot 1 eksik kaldı. Sonunda haksızlık edenleri tufan aldı.
Ant olsun ki Nuh'u halkına gönderdik. Onların içinde bin aydan dipnot 1 elli yıl dipnot 2 eksik kaldı. Sonunda haksızlık edenleri tufan aldı.
Ant olsun ki Biz, Nuh'u kavmine gönderdik. Onların içinde bin yıldan dipnot 1 elli yıl eksik kaldı. Sonunda haksızlık edenleri tufan aldı.
Andolsun, biz Nuh'u kendi kavmine (elçi olarak) gönderdik, içlerinde elli yılı eksik olmak üzere bin sene yaşadı. Sonunda onlar zulme devam ederlerken tufan kendilerini yakalayıverdi.
Andolsun ki biz Nuuhu kavmine (peygamber olarak) göndermişizdir de o, aralarında, elli yılı müstesna olmak üzere, bin sene kalmışdır. Nihayet onlar zulümde devam edib dururlarken kendilerini tuufan yakalayıvermişdir.
Andolsun ki; Biz, Nuh'u, kavmine gönderdik. Aralarında elli yılı müstesna olmak üzere bin yıl kaldı. Sonunda onlar, zulme devam edip dururken kendilerini tufan yakalayıverdi.
(14-15) Kesin olan şu ki, biz Nuh’u kesinlikle kavmine gönderdik. Elli yılı hariç aralarında bin yıl kaldı, onları tufan yakaladı, onlar zalimlerdi, biz onu ve gemi arkadaşlarını kurtardık o gemiyi de alemlere gösterge / ayet yaptık.
Andolsun biz, Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik. O da dokuz yüz elli yıl onların arasında kaldı. Neticede onlar zulümlerini sürdürürlerken tûfan kendilerini yakalayıverdi.
Andolsun biz, Nuh'u kavmine gönderdik, onların arasında bin seneden elli yıl eksik kaldı (öğüt verdi, dinlemediler), sonunda haksızlık etmekte olan insanları Tufan yakaladı.
Nuh'u kendi halkına elçi göndermiştik dipnot 1 . Aralarında (elçi olarak) dokuz yüz elli yıl kaldı dipnot 2 . Nihayet tufan onları yakalayıverdi, hep yanlışlar içindeydiler.
Nuh'u kendi halkına elçi gönderdik. Aralarında dokuyüz elli yıl kaldı. Nihayet yanlışlar içinde oldukları bir sırada o tufan, onları alıp götürdü.
Nuh’u kavmine göndermiştik. Onların arasında bin seneden elli sene eksik yaşadı. Sonunda, zalimlik ederlerken onları yakaladık.
Nuh'u kavmine göndermiştik. Onların arasında bin seneden elli sene eksik yaşadı. Sonunda, zalimlik ederlerken onları yakaladık.
Yemin olsun, biz Nuh'u toplumuna gönderdik de o, onların arasında bin yıldan elli yıl eksik kaldı. Sonunda onları tufan yakaladı. Çünkü zalimlerdi onlar.
We sent Nuh to his people among whom he sojourned for one thousand years less fifty and they were inundated and swept away by the flood, for they were steeped in wrongful actions.
We sent Noah out to his people. He lived among them for fifty years short of a thousand but when the Flood overwhelmed them they were still doing evil.
We (once) sent Noah to his people, and he tarried among them a thousand years less fifty: but the Deluge overwhelmed them while they (persisted in) sin.
We did indeed send Noah to his people dipnot 1 and he lived among them a thousand years save fifty. dipnot 2 Eventually the Flood overtook them while they were engaged in wrongdoing. dipnot 3
We sent Nuh to his people and he remained among them for fifty short of a thousand years; yet the Flood engulfed them while they were wrongdoers.
And indeed We sent Nûh (Noah) to his people, and he stayed among them a thousand years less fifty years [inviting them to believe in the Oneness of Allâh (Monotheism), and discard the false gods and other deities]; and the Deluge overtook them while they were Zâlimûn (wrong-doers, polytheists, disbelievers).
Certainly We sent Noah to his people, and he remained with them for a thousand-less-fifty years. Then the flood overtook them while they were wrongdoers.
And we indeed sent Noah to his people and he (- his teachings) stayed among them for (as long as) a thousand years short of fifty years (- nine hundred and fifty years). While his people were steeped in wrongdoings they were caught in the Deluge.
Indeed, We sent Noah to his people, and he tarried among them a thousand years, all but fifty; so the Flood seized them, while they were evildoers.
I (God) chose Noah as a Prophet to his people. He tried for years [to invite his people to the right path without any significant success.] In account of their wickedness, they were doomed to the [great] flood.
And we sent Noah to his people, and he dwelt among them for a thousand years save fifty years; and the deluge overtook them while they were unjust:
We had sent Noah to his people, so he stayed with them one thousand years less fifty calendar years. Then the flood took them while they were wicked.
We heretofore sent Noah unto his people; and he tarried among them one thousand years, save fifty years: And the deluge took them away, while they were acting unjustly;
But they shall surely bear their own burdens, and other burdens besides their own; and they shall surely be questioned on the Day of Resurrection concerning what they devised.
And indeed We already sent Nûh (Noah) to his people. So he lingered among them a thousand years except fifty seasons. Then the Deluge took them (away) (for) they were unjust.
And verily we sent Noah (as Our messenger) unto his folk, and he continued with them for a thousand years save fifty years; and the flood engulfed them, for they were wrong-doers.
We sent Noah to his people, and he lived with them a thousand years minus fifty. Then they were caught by the deluge for they were evil.
And, indeed, [in times long past] We sent forth Noah unto his people, and he dwelt among them a thousand years bar fifty; and then the floods overwhelmed them while they were still lost in evildoing:
Indeed, We sent Noah to his people, and he remained among them for a thousand years, less fifty. Then the Flood overtook them, while they persisted in wrongdoing.
And We had sent Noah to his people, so he stayed with them one thousand years less fifty calendar years. Then the flood took them while they were wicked.
We sent Noah to his people, and he stayed with them one thousand years, less fifty . Subsequently, they incurred the flood because of their transgressions.
And We certainly sent Noah to his people, and he remained among them a thousand years minus fifty years, and the flood seized them while they were wrongdoers.
And We sent Noah to his people, and he tarried among them a thousand years save fifty years; and the Flood took them when they were wrongdoers.
And, indeed, We sent Noah to his nation, and his Message survived among his followers a thousand years less fifty. The flood overwhelmed the rejecters, for they used to violate human rights.
And We (once before) sent Nuh (Noah) to his people, and he waited with them for a thousand years less fifty years; But the Flood overtook them while they (kept up their) sin.
We sent NūH to his people. So he stayed with them one thousand, less fifty, years. Then the Deluge seized them, and they were transgressors.
And We had sent Noah to his people, so he stayed with them one thousand years less fifty. Then the flood took them while they were wicked.